Dünyanın En Çok Uygulanan 10 Diyeti
Herkesin hayali olan sağlıklı ve formda bir vücuda kavuşmak için, yaşamımız içinde uygulamamız gereken bazı temel kurallar vardır. Bu temel kurallar arasında sağlıklı beslenmek, hareket etmek, olumsuz psikolojik etkenlerden mümkün olduğunca uzak durmak gibi maddeler sayılabilir. Saydığımız maddeler arasında yer alan sağlıklık beslenmek konusu ise önemi itibariyle ilk sırada yer almaktadır. Sağlıklı bir beslenme alışkanlığımız yoksa, vücudumuz istemediğimiz formlara girebilir ya da birçok hastalığa yakalanabiliriz. Özellikle aşırı kiloların bir numaralı nedeni sağlıksız beslenmektir. Bugüne kadar sağlıklık beslenme konusuna önem vermediğinizi ve aşırı kilolarla başınızın dertte olduğu zamanlarda, herkesin yaptığı gibi çareyi diyetlerde arıyorsunuzdur. Ancak size en uygun diyeti nasıl seçeceğiniz ve nasıl uygulayacağınız konusunda pekte emin olamıyorsunuzdur. Böyle bir durumda profesyonel bir diyetisyenden yardım almak en doğru hareket tarzı olacaktır. Bu yazımızda size şu diyeti uygulayın, bu diyeti uygulayın gibi tavsiyelerde bulunmayacağız. Amacımız yazımızda Dünyanın en popüler diyetlerine bir liste halinde yer vermek. Dünyanın En Çok Uygulanan 10 Diyeti‘ni sizler için bir araya getirdik.
A'dan Z'ye Biber Gazı
Biber gazı, Biber spreyi veya OC gazı, OC spreyi (OC='Oleoresin Capsicum'), gözlerde kontrolsüz gözyaşı akmasına sebep olan, acı ve hatta geçici körlük nedeniyle gözleri tahriş edebilen kimyasal bileşikler de içerebilen bir göz yaşartıcı gazdır. Fotoğraf: Brezilya Polisi
Cep Telefonu Saç Döküyor Mu?
Teknolojinin gelişmesiyle beraber iyice hayatımıza giren cep telefonları, saç dökülmesini nasıl etkiliyor? Bugün buna değinmek istiyorum. Öncelikle cep telefonları vücudumuza pek çok zarar verir. Bunun sebebiyse yaydığı radyasyon. Eğer gerekli önlemler alınmazsa insanlar yüksek radyasyondan dolayı kanser olabilir, veya genetik yapılarında adeta mutasyonlar oluşabilir. Aynı şekilde olaya bir de saç dökülmesi açısından yaklaşalım şimdi de. Cep telefonları yüzünden yüksek radyasyona maruz kaldığınızda, saçlarınızı besleyen hücreler zarar görecektir. Bu hücreler zarar gördüğünde işlerini iyi yapamayacaktır. Bu sebepten dolayı telefonların saç kayıplarında etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bazı önlemler alarak alacağınız hasarı azaltabilirsiniz.Cep Telefonlarının Saç Dökmesini Engelleme ÖnerileriGeceleri uyurken telefonu yanınıza almayın. Özellikle yastığın altına koyulan telefonlar vs. sizi sabaha kadar oldukça yüksek seviyede radyasyona maruz bırakacaktır. Bunun üzerine ek olarak uyku halinde ki vücudunuzun zayıflığı da eklenince sonuçlar can sıkıcı olabilir.Telefonu kulağınıza götürmeyin. Kulaklıkla konuşmak sizi oldukça büyük bir radyasyon akımından kurtarabilir. Çünkü konuşma esnasında bu cihazların yaydığı radyasyon onlarca kat artıyor. Bunu direk olarak kafanıza götürdüğünüzde saç kökleri çok güçlü bir radyasyona maruz kalacaktır. Sonuçta ortaya saç dökülmesi gibi bir problemin çıkmasıysa muhtemeldir. Bu yüzden kulaklık aracılığıyla konuşun, korunun.Belki de en önemli madde bu. Telefon alırken mutlaka sar değerini inceleyin. İnternetten diğer telefonlarla karşılaştırın. Her zaman sar değeri daha düşük olan telefonları almaya çalışın. Sar, cihazın yaydığı radyasyon miktarıdır. Eğer düşük sar değerine sahip telefon kullanırsanız, daha az zarar görürsünüz. Özellikle Çin malı çeşitli cihazlar, replika telefonlar bu konuda sınıfta kalıyor. Pek çoğu sağlık konusunda standart değerleri bile sağlayamıyor.
Avrupa'nın En Obez Kadınları Türkiye'deymiş...
ABD’deki bir araştırma raporu dünyadaki obez ve aşırı kiloluların sayısının 2.1 milyara ulaştığını ortaya koydu. Türk kadınları ise yüzde 34.1 oranla obezitede Avrupa rekoru kırdı ABD’de yayımlanan yeni bir rapor ile, dünyanın neredeyse üçte birinin obez veya aşırı kilolu olduğu ortaya çıktı. Dünya çapındaki obez ve aşırı kiloluların sayısı 2,1 milyara ulaştı. Washington’daki sağlık Ölçübilim ve Değerlendirme Enstitüsü’nün (IHME) liderliğinde yapılan ve sonuçları Lancet dergisinde yayımlanan araştırma, Avrupa’da en fazla obez kadının Türkiye’de yaşadığını da ortaya koydu. Rapora göre dünya nüfusunun yüzde 30’u artık aşırı kilolu ve obezlerden oluşuyor. 188 ülkenin dahil edildiği araştırmada, Türkiye’de 20 yaş üstü kadınlarda aşırı kiloluların oranı yüzde 65,8 olarak ölçülürken, 20 yaş üstü erkeklerde ise bu oran yüzde 63,8 oldu. Ayrıca Türkiye’deki obez oranının kadınlarda yüzde 34,1’le Avrupa’nın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtildi. Türk erkeklerinde ise obezite oranının yüzde 20,1 olduğu belirtiliyor. Libya, Kuveyt, Mısır ve Suudi arabistan gibi ülkelerdeki kadınların obezlik konusunda tüm dünya sıralamasında en önde olması dikkat çekti. ABD fark attı Obezite oranı nüfusa oranlandığında, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin listenin başında yer aldığı görüldü. Bununla beraber, ABD, dünyadaki tüm aşırı kilolu insanların yüzde 13’üne ev sahipliği yaparak bu konuda lider oldu. Araştırma ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde obez kadınların sayısının erkeklerden, gelişmiş ülkelerde ise obez erkeklerin sayısının kadınlardan daha fazla olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, obez kişilerin sayısının, 1980’de 875 milyon olduğunu hatırlattı. Uzmanlar, obez ve aşırı kilolu sayısındaki artışı, “modernleşmenin getirdiği hareketsizliğe” bağladı. Araştırma çerçevesinde, 1700’ün üzerinde çalışmanın verileri incelenirken, dünyada hiçbir ülkede obez ve aşırı kilolu kişilerin sayısının gerilemediği görüldü. Bill ve Melinda Gates Vakfı tarafından finanse edilen çalışma sonucunda, dünyadaki 671 milyon obezin yarısından fazlasının ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Meksika, Mısır, Almanya, Pakistan ve Endonezya’da yaşadığı ortaya kondu. Yüzde 25’e kadar normal kilolu Vücut Kütle indeksinin bulunması için kilo, boyun kendisi ile çarpılması (karesinin alınması) sonucu elde edilen sayıya bölünüyor. Çıkan sayı 20 ila 25 arasındaysa normal kilolu, 25’in üzerindeyse aşırı kilolu, 30’un üzerindeyse obez olarak kabul ediliyor.Milliyet
Ballı Zencefil Çayı Ve Hazırlanışı
Soğuk kış günlerinde sıkça yakalandığımız soğuk algınlığı, nezle, grip şeklinde hastalıkları en iyi tedavi eden naturel ürünlerden biri zencefildir. Binlerce senedir Çin, Hindistan ve öteki Asya devletlerinde, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu baharat, bununla birlikte soframızda güzel bir lezzet deposudur. Zencefili hangi hastalıklarda, iyi mi kullanabiliriz? Soğuk algınlığı, grip benzer biçimde hastalıklarda bir çay kaşığı toz zencefil bir tatlı kaşığı bal ile karıştırıp macun yapılarak yenildiği vakit insanoğlunun içini ısıtarak bronşlarını açar ve temizler. Balgamı söktürür, öksürüğü keser. Zencefil bununla beraber organik aspirindir; kanı sulandırır, damarları açar, pıhtılaşmayı önler. İyi bir zihin açıcıdır, hafızayı sağlamlaştırır
Bahar Yorgunluğunu Atmanızı Sağlayacak 10 Bomba
İlkbaharda abur cubur yemek yerine bu galeride ki yiyecekleri yemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Birbirinden sağlam olan bu bomba yiyecekler insan hayatında gerçekten çok önemli bir yere sahip. Sizler için bu en sağlıklı 10 yiyeceği seçtik. Eski ve yeni en listelerini sitemizde her zaman bulabilirsiniz. İyi günlerde yemeniz dileği ile bizi takip etmeye devam ediniz.
Bakanlık GDO'nun Önünü Açtı
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, gıda ürünlerinde yüzde 0.9 ve altında genetik yapısı değiştirilmiş organizma (GDO) bulunan gıdaların üretim ve satışına izin verilmesinin yolunu açtı. Bakanlığın bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan kararı ile, Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile, 'Analiz sonucunda üründe yüzde 0.9 ve altında GDO tespit edilmesi halinde bu durum GDO bulaşanı olarak değerlendirilir' fıkrası eklendi. Değişiklik ile eklenen bir başka fıkrada da, 'GDO bulaşanı olan ürünlerde bulaşan olarak tespit edilen genlerin Biyogüvenlik Kurulu tarafından onaylanmış olması durumunda ürünler onay amacına uygun olarak kullanılabilir' denilerek, içeriğine yüzde 0.9 ve altında GDO bulunan gıda ürünlerinin üretim ve satışına izin verilmiş oldu. Yönetmeliğe ayrıca, 'GDO Bulaşanı' tanımı da şöyle yapıldı: 'Genetik modifikasyon teknolojisi uygulanan veya uygulanmayan bir üründe, birincil üretim aşaması dahil üretim, imalat, işleme, hazırlama, işleme tabi tutma, ambalajlama, paketleme, nakliye veya muhafaza sırasında ya da çevresel faktörler ile teknik olarak engellenemeyen, önlenemeyen veya tesadüfi olarak bulaşan GDO’ lar.' YÖNETMELİK KANUNA AYKIRI TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, yönetmeliğin, kesinlikle Biyogüvenlik Kanunu’na aykırı olduğunu işaret etti. Atalık, son günlerde gündeme gelen bebek maması olayını hatırlatarak “Biyogüvenlik Kanunu’nun izin verdiği hiçbir GDO’lu ürün yok. Kanun özetle, bebek maması ve ürünlerinde ve küçük çocuk ek besinlerinde kesinlikle yasaklıyor. Bu yönetmelikle, yediklerimizin tamamında GDO bulunmasına yol açıyor. Üstelik binde 9’luk kriterin de hiçbir bilimsel yanı yok” dedi. DANIŞTAY’DA DAVA AÇACAĞIZ Tüketici Hakları Derneği avukatı Emre Baturay Altınok, bu yönetmelikle birlikte ‘GDO var-yok’ analizinin bir hükmünün kalmadığına işaret etti. Av. Altınok, GDO’lu ürün ithalatı yapanlara hapis cezası verildiğini ve bu cezanın paraya çevrilmediğine işaret ederek, yapılan son değişiklikle bu cezada önemli bir yumuşamaya gidilmiş olduğunu işarete etti. “Yönetmelik ithalatçılara nefes aldırmış oldu. Bu yönetmelik, kanun hükmünü aşan bir boyutta” diyen Av. Baturay yönetmeliğin iptaline karşı pazartesi günü Danıştay’da dava açacaklarını kaydetti. GIDA ÜRÜNLERİNDE DE KULLANILABİLİR Ekoloji Kolektifi Derneği avukatı M. Fevzi Özlüer ise konu ile ilgili açıklamasında 'Bilindiği üzere iki gün önce bir bebek maması üreten firmanın raflardan alınmış ürünlerinden yapılan analizlerde GDO tespit edilmişti. Biyogüvenlik Kanunu’nun yasaklar başlıklı 5. Maddesinde, GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasaklanmıştı. Kanun’daki bu açık düzenlemeye rağmen, bugün yapılan yönetmelik değişikliğiyle bu yasak yönetmelikle delinmiş oldu. Kanun’daki bu yasağı delmek için Bakanlık, Kanunda tanımı olmayan bir kavramı yönetmeliğe işledi. Bu kavram GDO bulaşanı kavramıdır. Bakanlık; Türkiye’de Biyogüvenlik Kurulu bugüne kadar sadece hayvan yemi ihtiyacına yönelik ürünlerde bulunan GDO’lara izin verdi. Bu GDO’lara biyogüvenlik kurulu izin verdikten sonra, aynı gen insan ürünlerinde de çıkarsa, ürünün piyasada kullanılmasına izin verileceği anlamına gelmekte. Bu düzenleme Biyogüvenlik sistemine tamamen aykırıdır. Biyogüvenlik Kanunu’nu yok saymak demek' dedi. Öte yandan konu ile ilgili hurriyet.com.tr'nin ulaştığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kaynakları ise yönetmelikle ilgili daha ayrıntılı bir açıklamanın yapılacağını bildirdi. Posta
Selülit oluşumuna neden olan faktörler ve selüliti önlemenin doğal yolları
elülit, yıllardan beri nedeni tartışılan ve ‘’kadınların laneti’’ olarak adlandırılan bir vücut deformasyonu. Bir çok kadın çoğunlukla kalça, basen ve bacak bölgesinde oluşan portakal kabuğu görünümünden rahatsız ve bu görünümü yok etmek için soluğu güzellik merkezlerinde, kozmetik reyonlarında ya da spor salonlarında alıyor.Selüliti yok etmek için gösterilen bu çaba çoğu zaman yüklü bir maliyet gerektiriyor, fakat tüm bu uğraşlar çoğu zaman hüsranla sonuçlanıyor. Bu gereksiz çabanın ve boş yere harcanan binlerce liranın tek sebebi, selülitin kaynağının ne olduğunun problemi yaşayanlar tarafından çok iyi bilinmemesi ve problemin kaynağına inilerek kalıcı çözüm yolları üretilememesi.Selülit nedir, nasıl oluşur?Aslında selülit oluşumuna neden olan yağ dokusu ve normal yağ dokusu arasında belirgin bir farklılık yok. Bu nedenle selüliti yok etme vaadiyle tüketiciye sunulan masaj aletlerinin ve vücut losyonlarının bir çoğu işlevsiz.Selülit; kas atrofisi olarak adlandırılan; kasların zayıflaması ve güçsüzleşmesi nedeniyle deriyle arasındaki bağlantının zayıflaması, ve bu bağlantı yerlerinde biriken yağ dokusunun görünebilir hale gelmesinden kaynaklanan bir vücut deformasyonu...
Depresif ve boşlukta hisseden bireylerin 8 ortak özelliği
Son günlerde yaşanan olayların da etkisiyle kendisini depresif ve boşlukta hisseden bireylerin sayısında hızlı bir artış olduğunu eminiz siz de gözlemlemişsinizdir. Hatta belki bu yazıyı okuduktan sonra onlardan biri olduğunuzu bile hissedebilirsiniz.Yaşamın günlük akışı içinde sahip olduğumuz sorumluluklar, yapmamız gereken işler ya da diğer insanlarla olan ilişkilerimiz nedeniyle hayatımızın ne kadar monotonlaştığını fark etmeyebiliriz. Ancak başımızı yastığa koyduğumuz an düşünmeye başladığımızda boşlukta olduğumuzu görebilir, kendimizi çaresiz hissedebiliriz.Çoğu zaman farkında olmasak da, çevremizde yaşama amacını bulmaya çalışan, boşlukta olduğunu hisseden ve bu durumdan kurtulmak için çaba gösteren; ya da hiç bir şey yapmayarak böyle yaşamaya devam eden bir çok birey var. Özellikle sosyal medyada yaşadığı hayattan, ilişkilerinden, içinden bulunduğu çevreden ya da çevresindeki insanlardan şikayet eden bireylere artık daha sık rastlıyoruz.Uplifers olarak boşlukta olan ve yaşama amacını bulamayan bireylerin 8 ortak özelliğini sizler için derledik. Son günlerde bu bireylerden biri olmanız ancak bunun farkında olmamanız bir hayli olası. O nedenle aşağıdaki sinyalleri iyi takip etmenizi ve kendinizin farkınıza vararak durumunuz ilerlemeden harekete geçmenizi öneriyoruz.1. Hayatlarında var olan her şeye olumsuz tarafından bakma eğilimindedirlerBoşlukta olan kişilerin çaresiz ve yorgun hissetmelerinin en büyük sebebi, yaşadıkları hayatı da büyük bir boşluğa çevirmelerinden ve kendilerine tutunacak bir dal bulamamalarından kaynaklanır. Bu kişilerin düşünme süreçleri; yaşadıkları durumları, çevrelerindeki insanları, gelecek planlarını olumsuzluklar üstüne inşa ederek ilerler. Yollarına çıkan tüm olumlu fırsatlara negatif yönleriyle yaklaşırlar ve başarısızlık sebeplerini çevresel faktörlere bağlarlar...
Hastaları Dondurarak Ameliyat Etme Denemeleri Başlıyor
ABD'de bir hastane, birkaç ay önce duyurduğu 'dondurarak ameliyat etme' yöntemini denemek için hazırlıklarını tamamladığını duyurdu. Yöntem, acil servise getirilen ağır yaralı hastaların cansız halde ameliyat edilmelerini kapsıyor. ABD'nin Pittsburgh eyaletindeki UPMC Presbyterian Hastanesi doktorları, tıp tarihinde ilk olacak bir yöntemi denemek için hazırlıkların tamamlandığını duyurdu. İlk kez 2002 yılında hayvanlar üzerinde denenen yöntem altında, acil servise getirilen hastalar dondurularak ameliyat edilecek, ameliyatın ardından yeniden hayata dönecekler. Dr. Samuel Tisherman'ın başında bulunduğu ekip, Mart ayında yaptıkları açıklamada yakın zaman içinde acil servise gelen hastalar üzerinde yeni yöntemi deneyeceklerini belirtmişti. Tisherman, hastaların kanını soğuk tuzlu bir solüsyonla değiştirerek birkaç saat boyunca dondurulacaklarını, ameliyatın ardından da kalp ve karaciğer bypass makinesi kullanarak kan ve oksijen dolaşımını yeniden başlatacaklarını ifade etmişti. Yöntemin geliştirilmesinde katkıda bulunan Arizona Üniversitesi'nden Peter Rhee, 'hastaların acil servise öldükten sonra gelmeleri halinde bir şey değiştiremediklerini, ancak ölmek üzere olan hastaları dondurarak onları kurtarabileceklerini' söylemişti. Domuzlar üzerinde 2000'li yıllarda yapılan ve yüzde 90 başarı oranı elde edilen deneylerin ardından, UPMC Presbyterian'da ilk olarak 10 hasta 'suspended animation' adı verilen yöntemle ameliyat edilecek. Hastanenin acil servisine gelen toplam 20 hastadan 10'una da geleneksel yöntemlerle müdahale edilecek. Doktorlar, yapılacak karşılaştırmanın ardından elde edilecek sonuçla yeni yöntemin geleceğini belirleyecek. Al Jazeera
Bilim İnsanları: Wikipedia'ya Değil, Doktorunuza Güvenin
Bilim insanları, internet ansiklopedisi Wikipedia'daki sağlıkla ilgili 10 içeriğin 9'unun hatalı olduğunu söylüyor. ABD'li araştırmacılar, kalp rahatsızları, akciğer kanseri, depresyon ve diyabetle ilgili girilen içerikleri tıp uzmanlarının yaptığı araştırmalarla karşılaştırdı. Bilim insanları bu çalışmanın sonunda Wikipedia'nın (Vikipedi) 'çok sayıda hata içerdiğini' tespit etti. Kâr amacı gütmeyen bağımsız internet ansiklopedisi, kullanıcılarının ortaklaşa ürettiği yaklaşık 30 milyon makaleyi 285 farklı dilde yayımlıyor. Wikipedia'nın İngiltere kolu Wikimedia UK, kullanıcıların sağlıkla ilgili endişelerini önce kendi doktorlarına danışmaları tavsiyesinde bulunuyor. Wikimedia UK, makale içeriklerinin herhangi bir kullanıcı tarafından düzenlenebildiğini belirtip özellikle sağlık sayfalarının tıp uzmanları tarafından kontrol edildiğini söylüyor. Amerikan Osteopatik (kemik hastalıkları) Derneği Dergisi'nde yayımlanan araştırmada, internette en çok ziyaret edilen altıncı sayfa olan Wikipedia'nın 'erişime açık' yapısından kaynaklanan güvenilirlik sorunlarının 'doktorları kaygılandırdığı' ifade edildi. Bilim insanları, hekimlerin ve tıp öğrencilerinin yüzde 70'ine yakının Wikipedia'daki içeriklere başvurduğunu söylüyor. ABD'den 10 araştırmacı, osteoartrit (kireçlenme), sırt ağrıları ve astım rahatsızlıklarının da arasında olduğu 10 farklı sayfayı değerlendirmeye aldı. Wikipedia'da 25 Nisan 2012'de yayımlanan makaleleri inceleyen bilim insanları, içeriklerin yüzde 90'ının tıp araştırmalarındaki sonuçlarla çeliştiğini ortaya koydu. Araştırmada imzası olan Wallace Tıp Fakültesi Osteopatik bölümünde görevli Dr. Robert Hasty, 'Wikipedia araştırmalar için işe yarayan bir araç olsa da, mesele kamu sağlığına geldiğinde hastaların ilk başvuracakları kaynak bu makaleler olmamalı, çünkü bu makaleler tıp dergilerindekiyle aynı araştırma sürecinden geçmiyor' diye konuştu. Dr. Hasty, sağlık durumlarıyla ilgili endişeleri olanlar için 'en iyi kaynağın doktorları olduğunu' söyledi. Wikimedia UK çalışanı Stevie Benton, özellikle sağlık ve tıpla ilgili makalelerin geliştirilmesi için 'bazı girişimlerde' bulunduklarını ifade etti. Benton, hatalı görülen makalelerin tespiti ve gelişimi için Wikipedia'nın tıp uzmanı gönüllü editörlerini bir araya getirip güvenilir kaynaklarla makalelerin 'daha okunabilir olması ve doğru bilgilerle donatılması' yönünde bir projeleri olduğunu kaydetti. Wikipedia ise araştırmada kısıtlı bir örneğin kullanılmasından duyduğu kaygıyı dile getirip araştırmanın 'temsili olmayabileceğini' belirtti.BBC Türkçe
Açlığınızı bastırmanıza yardımcı olacak 11 sağlıklı besin
Özellikle diyet yapanlar ve sağlıklı yaşamı benimseyenler için, açlık hissini bastıran ve diyeti işkence haline gelmekten kurtaran sağlıklı atıştırmalıklar, öğün aralarının en büyük kurtarıcıları.Uplifers olarak sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmiş olan bireylerin tercih ettiği, açlığınızı bastırmanıza yardımcı olabilecek sağlıklı aperatif önerilerini sizler için biraraya getirdik;
Göbek ve Kalça Eriten İçecek Tarifi
Göbeğinizdeki fazlalıklardan ya da kalçanızın genişliğinden yakıntıcı misiniz? Ya da her ikisinden de dert yanıyor olabilirsiniz. Bu yaygın sorunumuzun üstesinden ne türlü gelebiliriz diye Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Selahattin Dönmez’e sorduk.Dönmez, “Bel ve basen inceltmek kolay değil olsa da bir takım formüllerle bunu aşmak çoğu süre kolaylaşabilir. Tropik meyveler bu özel yağlanmaya karşın süper kalkan misyonu görebilir” diye konuştu. Pekçok meyvede meyve asitleri gibi aroma vericiler, özel enzimler, antioksidanlar ve sıhhatli karbonhidratlar bulunduğunu; fakat tropik meyvelerde bu oranların belli bir süre daha çok meydana geldiğini ifade etti. Buna Bağlı Olarak güneşin tesiri ile natürel ortamda çok kımetli bir besleyici takım forması dönüşen tropik meyveleri buldukça sofrada yarar var.Bazı hastalarına sıhhatli beslenme listelerinde akşamdan sonraki bul mahaline bel ve basen eriten özel içeceğini uygulayıp kıstas aldığını söyleyen Dönmez, “Normal sıhhatli diyetim ile hastalarımda tabiki vücudun fazla meydana gelen yağlı bölgelerinin kaybolmasıyla orantılı bir kilo verimi sağlarım. Fakat fark ettim ki; bu içeceği itinalı olarak içmesini istediğim kilo veren hastalarımda ölçümlerim daha çok bel ve basen bölgesinden kilo kaybını sağlıyor. Demet Kutluay’ın da sporunun yakınında vücudunun şekillenmesi için kullandık bu çorbayı. Bir ay arasında üçer gündelik birbiri ardına izliyen günlerde, 5 kez olacak biçimde bel belediye basen eriten içeceğini yatmadan öncesinde bir minik su bardağı civarı içirerek süper neticeler ele geçirdik. Bel daha iyi inceldi ve basen bölgesindeki yağ oranı da çok düştü” halinde haber verdi.
Yalnızca Egelilerin Kıymetini Bilebileceği 35 Ot
Ege mutfağının temelini oluşturur otlar. Tadını bilen bilir bir kere yersen vazgeçemezsin. Sırf bu yüzden tatil niyetine İzmir'e gidip de yerleşip kalan çoktur. Hem sağlıklı hem de damak tadınıza takla attıran İzmir otlarını, yaz aylarına adım attığımız şu günlerde burnunuza sokarcasına listeledik;