onedio
Isınma Hareketlerinin Önemi
Her egzersizden once isinma hareketleri yapmak faydalidir.Hatta yapmazsaniz vucudunuza cesitli yonlerden zarar verebilirsiniz.Spor salonlarinda yada herhangi bir egzersize isinmadan basliyorsaniz cok dikkatli olmalisiniz.Cunku isinmadan yaptiginiz egzersizlerde sakatlanma ihtimaliniz daha yuksektir. Isinma hareketleri esnekliginizi arttirir.Eklemlerinizin cevresindeki kaslari dengeler ve egzersiz suresince ve sonrasinda sakatlanmalari azaltir. Esnetme ve germe hareketleri sakatlik riskini azaltir.Kaslarinizi isindirmadan yaptiginiz her turlu kasilma ve gevseme hareketi kaslariniza zarr verebilir.Bu yuzden her kas gurubunuzu 20 ile 60 saniye arasi isindirmalisiniz. Kısacası esneme ve germe hareketleri vücudunuz için bir kurtarıcıdır. Her sporda bedeninizi o egzersize alıştırmak için ısınma aktivitesi için bir kaç dakikanızı ayırmalısınız.
Damacana Su İçin Yeni Düzenleme Yolda
Sağlık Bakanlığı, damacana suların üretiminden tüketiciye ulaşıncaya kadar her aşamada kontrolü için A'dan Z'ye her konuda düzenleme getirmeye hazırlanıyor Bakanlığın firmalara görüş için gönderdiği taslağa göre, damacana suyun yaşam döngüsündeki tüm süreçler 'online' denetim altına alınarak yıkama suyu sıcaklığı ve dolum sayısı tespit edilebilecek, 75 seferden fazla kullanılması önlenecek damacanın azami 3 yıllık, içindeki suyun ise 3 aylık ömrü takip altında olacak. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) ile Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) arasında yürütülen çalışmalar sonucu Damacana Takip Sistemi (DTS) ve su üretim tesisleri online takip sistemiyle ilgili dokümanlar oluşturuldu. Firmaların görüşüne sunulan dokümanlara geri bildirimler doğrultusunda son şekli verilecek. MEVCUT SORUNLAR Bakanlığın hazırladığı taslağa göre, yürütülen çalışmayla damacana suyun yaşam döngüsündeki tüm süreçlerin belirli teknolojilerle denetim altında tutulması ve damacana suların takip edilmesi hedefleniyor. Böylece piyasada sahte su satışının önüne geçilerek hem halk sağlığının hem de üreticilerin korunması amaçlanıyor. Taslakta damacana sularla ilgili mevcut sorunlar şöyle sıralandı: *Damacanaların ne kadar süre ve kaç defa kullanıldığı anlaşılamıyor. *Su kalitesiyle ilgili kaynaklarının debi, iletkenlik ve pH bilgileri online elde edilmiyor, kaynak suyu ile dolum suyu belirli değerler açısından online karşılaştırılamıyor. *Damacana yıkamasının hangi sıcaklık aralığında yapıldığı online tespit edilemiyor. *Damacana dolum tarihi ve zamanlarında usulsüzlük yapılabiliyor. *Damacana dolum zamanı doğru bir şekilde tespit edilemiyor. *Damacana dolum sayısı tespit edilemiyor. *Damacana suyunun üretimden tüketime kadarki süreç takip edilemiyor. *Damacananın yaşam döngüsü süresi takip edilemiyor. Piyasada sahte ürünler üretilip satılabiliyor. *Vatandaş, kullandığı su ve damacanayla ilgili güvenilir bilgi elde edemiyor. *Ülkedeki damacana suların üretim ve satışı anlık izlenemiyor. YENİ SİSTEM NE GETİRİYOR? Taslağa göre, bu problemler alınacak önlemlerin online takibiyle en aza indirgenebilecek. Buna göre damacanayla ilgili alınacak online önlemler şöyle: *Damacana üretim tarihi, üretim yeri, su üreticisi, su satış bayisi/ofisi ve su üretiminden satış bayisine kadar ki taşıma bilgileri kayıt altına alınacak. *Damacana yıkama suyu sıcaklığı tespit edilecek *Damacana dolum sayısı tespit edilecek ve 75 seferden fazla kullanılması önlenecek. *Damacana ömründe 3 yıllık azami süre takip edilecek. Taslağa göre su kalitesiyle ilgili ise şu önlemler alınacak: *Suya ait debi, iletkenlik, pH özellikleri belirli noktalarda ölçülecek. *Su dolum zamanı ve tarihi tespit edilecek *Üreticiyle ilgili bilgi sahibi olunacak *Su dağıtım ağı takip edilecek. *Su ömründe 3 aylık azami süre izlenecek. Taslağa göre vatandaş, kullanacağı damacana suyla ilgili Kurum tarafından belirlenen detaylı bilgilere anlık erişebilecek, tıpkı ilaçlarda olduğu gibi, analiz sonuçlarına göre toplatılması gereken damacana suların tespit edilmesiyle en kısa sürede toplatma yapılabilecek, elde edilen verilerle kaçak üretim anlaşılacak ve gerekli önlemler alınacak. DAMACANA TAKİP SİSTEMİ Geliştirilecek Damacana Takip Sistemi (DTS) şu süreçlerden oluşacak: *Damacana kimliklendirme süreci *Damacana kimliğini gömme süreci *Su kalitesi ölçme süreci *Damacana yıkama süreci *Damacana dolum süreci *Damacanalı su dağıtım süreci *Damacanalı su satış süreci *Tüketici kontrol süreci *İdari saha denetleme süreci *DTS Merkezi denetleme süreci *Her damacanaya kimlik Takip ve denetim için her damacana 'D-Kimlik' olarak adlandırılacak bir kimliğe sahip olacak. Bu amaçla uygun teknoloji seçilerek her damacana tekil olarak kimliklendirilecek, bu sayede damacanalı su, yaşam döngüsü içerisinde takip edilecek. Bu süreç, 'D-Kimlik'in damacanaya gömülmesini/yazılmasını içerecek. 'RFID' teknolojisiyle oluşturulan 'D-Kimlik', damacana kullanılmaz duruma gelmeden çıkarılamayacak şekilde monte edilecek. '2D' teknolojisiyle oluşturulacak kimlik ise elektronik ve insan gözüyle okuma dahil, damacananın izin verilen kullanım sayısı kadarki yaşam döngüsünde okuma performansının en az etkileneceği şekilde damacana yüzeyine yazılacak. D-Kimlikli damacana üretildikten sonra, kimlik bilgileri, üretim tarihi ve gerekli diğer bilgiler güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi Denetleme sürecine gönderilecek. SU KALİTESİ ÖLÇME SÜRECİ Su kalitesini ölçme sürecinde, kaynaktan su üretim tesisindeki dolum sürecine kadar belirli noktalarda suyun kalitesi ölçülecek ve bu değerler karşılaştırılacak. Bunun için pH, iletkenlik ve debi değerleri ölçülecek. Bu değerler sensörler aracılığıyla ölçüldükten sonra değiştirilemeyecek, zaman ve tarih bilgileri de eklenerek bilgi güvenliği teknikleri kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. DAMACANA YIKAMA SÜRECİ Su üretim tesisine gelen tüm damacanalar su doldurma işleminden önce belirli sıcaklık aralığında (55-70 santigrat derece) yıkanacak. Sensörler vasıtasıyla ölçülen yıkama suyunun sıcaklığına zaman ve tarih bilgileri de eklenerek güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. Bu değerler sensörler aracılığıyla ölçüldükten sonra değiştirilemeyecek, zaman ve tarih bilgileri de eklenerek bilgi güvenliği teknikleri kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecine iletilecek. DAMACANA DOLUM SÜRECİ Dolum sürecinde ise damacanaların dolum zamanı ve tarihi bilgisi belirlenecek, bu bilgi damacana D-Kimlik bilgisiyle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. DAMACANALI SU DAĞITIM SÜRECİ Dağıtım sürecinde, damacananın, dolu olarak üretim tesisi çıkışından tüketiciye teslim edilme anına, tüketiciden boş/dolu olarak alındıktan sonra üretim tesisine gelene kadar takip edilmesi amaçlanıyor. Tesisten sevkıyata başlandığında, yüklemesi yapılan dolu damacanalar ve yüklenen araçlarla hedef teslimat yerleri zaman ve tarih bilgisiyle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. Dağıtım ağında, son nokta olan su bayisi de dahil her teslim alma işleminde, teslim alınan damacana bilgileri, teslim noktası bilgileri, zaman ve tarih eklenerek güvenli bir iletim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine ulaştırılacak. SU SATIŞ SÜRECİ Bayiler, damacana suyu, D-kimlik kullanılarak DTS Merkezi denetleme sürecinden elde edilecek bilgilerin olduğu bir teslimat belgesiyle tüketiciye teslim edecek. Bu belge üzerinde damacana D-kimlik kodu, su firması, damacananın kullanım sayısı ve üretim tarihi, suyun dolum tarihi bilgileri yer alacak. Bayi tarafından dolu ya da boş iade alınacak damacana bilgileri, bayi bilgisi, zaman ve tarihle güvenli bir iletişim hattı üzerinden DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. TÜKETİCİ KONTROL SÜRECİ Tüketici, su dolu damacana satın alırken, damacana ve içindeki suyun kalitesiyle ilgili şu bilgileri kontrol edebilecek: *Damacana kullanım sayısı *Su son kullanım tarihi DAMACANA SON KULLANIM TARİHİ Tüketici, teslimat belgesi bilgileri ya da doğrudan DTS Merkezi denetleme sürecinden sağlanacak bilgilerle kontrol yapabilecek. Çevrimdışı, yani teslimat belgesiyle kontrolde, öncelikle teslimat belgesinin teslim alınan damacanaya ait olduğunun kontrolü, damacana üzerindeki D-Kimlik numarasıyla karşılaştırılarak yapılacak, sonra belgedeki bilgilerin doğruluğu kontrol edilecek. Tüketici herhangi bir uyuşmazlık anında damacanayı teslim almama hakkına sahip olacak. Böyle bir durumda teslimat belgesindeki bilgiler, uyuşmazlık bilgisi, zaman ve tarih bilgileriyle DTS merkezi denetleme sürecine yollanacak. Çevrimiçi, yani internet üzerinden kontrolde, elektronik okutulacak damacana kimliği (D-Kimlik) bilgisiyle damacana DTS Merkezi denetleme sürecinden sorgulanacak. Uyuşmazlık olması durumunda, damacananın kayıt dışı olması halinde, damacana teslim alınmayacak. Tüketici, uyuşmazlık durumunda karşılaşılan problemi DTS Merkezine web üzerinden şikayet edebilecek ve su kalitesiyle ilgili daha ayrıntılı bilgi görmek isterse web sitesi üzerinden bu bilgilere erişebilecek. DAMACANA SAHA DENETİM SÜRECİ Sağlık Bakanlığı THSK'ya bağlı denetim elemanları sahada rastgele denetim yapacak, damacana denetimi, damacana tüketici kontrol süreciyle benzer olacak. Denetlenen dağıtım noktası ise derlenen damacana bilgileri, denetlenen noktaya ait bilgiler, zaman-tarih bilgisiyle DTS Merkezi denetleme sürecine yollanacak. MERKEZ DENETLEME SÜRECİ DTS Merkezi denetleme süreci, damacana ve damacana suların yaşam döngüsündeki gerekli tüm bilgilerin toplandığı, değerlendirildiği, raporlandığı süreç olacak. DTS Merkezi denetleme sürecinde, diğer tüm süreçlerin karşılığı olan birer alt süreç olacak. Bu süreç THSK tarafından yönetilecek. AA
Diyet Yapanlara Müjde: İştah Kesen Kokular
İştah merkezini sakinleştiren ve tokluk hissi yaratan kokuların başında yeşil elma, muz, nane ve zerdeçal geliyor. Bu kokular yemek yeme hissini minimuma indiriyor ve diyetinizi kolaylaştırıyor. Amerikalı nöroloji uzmanı Dr. Alan Hirsch “Dr. Hirsch’s Guide to Scentsational Weight Loss” isimli kitabında, kokular ile tok kalmanın mümkün olduğunu yazıyor. Bunun üzerine fazla kilolarından yakınan 3 bin kişi üzerinde yapılan araştırmada, kişilere her öğün öncesinde yeşil elma, muz ve nane koklatıldı. Araştırmanın sonuna gelindiğinde bu kişilerin ortalama 5 kilo kaybettikleri belirlendi. Çünkü yeşil elma, muz ve nane kokuları kişilerin iştahını kapadığından bu kişiler normal yediklerinden birkaç yüz kalori daha az tüketerek zayıflamayı başardılar. Kokular, elektriksel bir iletişimle iştah merkezi üzerinde önemli etkiler yapıyor. Yani tat duyusunu doyurmak için, koku duyusunu da doyurmak gerekiyor. Almanya’da yapılan bir araştırmada da, bu kokuları sık koklayan kişilerin, koklamayan diğer gruba oranla daha hızlı kilo kaybı elde ettikleri saptanmış.
Henüz Tanımlanma Aşamasındaki 16 Çocuk Psikolojisi Rahatsızlığı
Malum, çocukların her hareketinin psikolojide bir adı var ve buna karşılık gelen bir uyumsuzluk, rahatsızlık, sendrom, bozukluk, vs. mutlaka bulunuyor. Sizler için bilinenlerin dışında, sizin çocuğunuzda da olabilecek henüz tanımlanmamış psikolojik rahatsızlıkları derledik. Doktora gitmeden bir göz atın.
Bilim İnsanları HIV Virüsünü Yok Etmeyi Başardı
Bilim insanları, HIV virüsünü kontrol altına almayı veya zayıflatmayı amaçlayan tedavilerden farklı olarak, ilk kez insan hücrelerinden yok etmeyi başardı. ABD'de yürütülen araştırmanın başında yer alan Dr. KAmel Khalili, HIV virüsünün DNA'sını bularak onu yok edecek bir yöntem geliştirdi. Araştırmada, insan bağışıklık sisteminin HIV ile mücadele ettiği bir kısmı seçildi ve 20 nükleotid (RNA yapı taşları) içeren 'kılavuz RNA' zinciri üretildi. Mühendislik yolu ile geliştirilen dizinler daha sonra HIV'den etkilenen hücrelere enjekte edildi. Yapay RNA dizinleri, hücrelerin içine girdiği zaman HIV virüsünü hedef alarak virüsün genomunu oluşturan 9709 nükleotidi yerinden çıkardı. Kılavuz RNA dizini insan DNA'sına ait bir dizin içermediği için geride HIV'den temizlenmiş sağlıklı hücre kaldı. Bilim insanları, yapılan araştırmada laboratuvar ortamında üretilmiş hücreleri temizledi. Elde edilen başarı AIDS araştırmaları için büyük bir adım olarak kabul edilse de, insanlar üzerinde nasıl bir etki göstereceği henüz bilinmiyor. Dr. Khalili, 'ilk kez laboratuvar ortamı altında virüsün nasıl yok edilebileceğini gördüklerini' belirtti. Khalili, 'HIV'den etkilenen hücreleri temizleyebilmek çok önemli çünkü mevcut tedaviler bunu başaramıyor' ifadesini kullandı. Bilim insanları, geliştirdikleri yöntemi bir sonraki aşamada hayvanlar üzerinde denemeyi hedefliyor. Başarılı olunursa, insanlar üzerindeki deneme yapılacak. Al Jazeera
Diş Ağrınızı Hafifletmek İçin 10 Öneri
Diş ağrısının kesin çözümünün diş hekimine gidip profesyonel yardım alıp tedavi olmayı gerektirdiğini söyleyen Dt Selçuk Özbölük, ''Ancak doktora gidinceye kadar ağrıyı hafifletmede bazı doğal çözümler uygulanabilir, bu çözümlerin geçici olduğu unutulmamalıdır. Oruçluysanız ve dişiniz ağrıyorsa ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. Ancak mutlaka bir diş hekimine görünmek gerektiğini ifade etti. Hospitadent Dental Group'tan Dt. Selçuk Özbölük ağrıyı hafifletmede uygulanabilecek doğal çözümleri şu şekilde sıraladı: 1- İlk olarak diş fırçalamayı deneyin. Fırçalama çürüğe sıkışmış ve ağrıya neden olan besinleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Dişlerin dişipi ile temizlenmesi ve fırçalama ağrının azalmasına neden olur. 2- Sirkeli su ve tuzlu su gargarası diş ağrılarını kısmen uyuşturur. Dişi bakterilerden temizler şişlikleri azaltır. Dişeti ve açık diş çürüklerine dezenfektan etkisi vardır. 3- Ağrı kesici ve antibiyotik kullanın. Ağrıyan diş ısırdığında daha fazla ağrıya neden olursa bu iltahaplanmanın göstergesidir ve antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. 4- Karanfil yağı veya kuru karanfil yüzyıllardır enfeksiyonu tedavi etmede kullanılır. Diş ağrısına iyi gelen karanfil yağı anestezik ve antiseptik özelliklere sahiptir. Eugenol denilen güçlü bir madde içerir. Bakteri öldürmeye yarayan bu madde diş macunlarında da vardır. Kuru karanfil ağrıyan bölgeye konup bekletilirse o bölgeyi uyuşturarak ağrı hissini azaltır. Ayrıca antibakteriyel özelliğinden dolayı çürük dişin çevresindeki zararlı bakterilere etki eder. 5- Buz uygulaması; Ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. 6- Sarımsak çürük diş üzerinde bekletilerek ağrıya neden olan bakterileri yok eder. 7- Çörek otu uyuşturma özelliği yoktur ancak düzenli kullanıldığında ağrıya neden olan etkenlerin ortadan kalkmasını sağlar. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. 8- Buğday çimi suyu; diş etleri ve dişlerdeki enfeksiyonlardan koruyan doğal bir antibiyotiktir. Ağızda bakterilerin artmasını engeller ve diş ağrısını azaltır. 9- Zerdeçal; antibakteriyel ve antiseptik özellikleri sayesinde ağrı giderme gücüne sahiptir. Su ile karıştırılıp hamur haline getirilir ve ağrıyan dişin üzerine uygulanır. 10- Karabiber; güçlü bir antibakteriyel ve antienflamatuar özellikleri olan doğal bir antibiyotiktir. Diş ağrısının azalmasında etkilidir.
Reklam
0-2 Yaş Bebek Gelişimi Hakkında Bilgiler
Dünyalar güzeli, masum kokulu bebeğiniz dünyaya geldi. Gözlerini ilk açtığında sizleri gördü ve anne baba bildi. Sizin sevginize, ilginize, şefkatinize muhtaç olan bir bebek. Hayatınızı değiştirecek kadar güzellikte. Hatta gece sizleri uyutmayacak daima yanında isteyecek. Kimi zaman karnı tok olduğu halde, hasta olmadığı halde ağlayacak ve hiç susmayacak! Çünkü sevginize muhtaç, okşanmaya muhtaç, bir güler yüze muhtaç… Bebeğiniz 2 yaşına kadar hızla büyüyecek. Her geçen gün farklı hareketler ve farklı bakışlar sergileyecek. Sizlerin dışında kendisi hiç bir ihtiyacını karşılayamayacak. Size her anlamda muhtaç bir masum bebek. 0-2 yaş bebek gelişimi için çok önemlidir. Bu 2 yıl içerisinde kesinlikle anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü ile beslenen çocukların çok zeki olduğu kanıtlanmıştır. Anne sütü, gerekli tüm besinleri içermektedir. Bu neden ile gün geçtikçe emzirmekten canınız yansa da dişinizi sıkın. Evladınız için sıkmanız gerekir. Bu yıllarda bebeğiniz sizden düzenli bir uyku bekler. Temizlik ve beslenme ihtiyacının yeteri kadar karşılanmasını bekler. Dünyaya tutunabilmesi için sizin onlara tutunmanız lazım… Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında karşılanması annesine olan güvenini besler. Zira bu 2 yıl içerisinde bebeğin bağlanabileceği bir büyüğün olması çok önemlidir. Bu şekilde bebeğiniz kendi ihtiyaçlarını kendi karşılayana kadar, size ihtiyaçlarını anlatabilmeyi öğrenir. Çünkü size güvenir. Bu dönemlerde bebeğiniz, her şeye merak sarar. Her gördüğünü ellemek, dokunmak ister. Çünkü dünyayı ve eşyaları tanımaya başlıyor. Bu hareketleri bebeğinizin normal düzeyde olduğunu gösterir. Ancak siz hareketlerini kısıtlarsanız, dokunmasına izin vermezseniz kendisine olan güvenini kaybeder ve el becerisini kazanamaz. Ve bu şekilde kendisini daima birilerine bağımlı hisseder. Bu yaşlarda ki çocuklar yerlerinde durmazlar, enerjileri yüksektir. Her şeyi kendi kendilerine yapmak isterler. Hatta yemeği bile kendileri yemeye çalışır. Bırakın çalışsın. Evet belki ortalık batacak ama ona göre halıya örtüler serin. Yeter ki çocuğunuz sağlıklı ve düzgün bir gelişim göstersin. Bu dönemde çocuklar, arkadaş çevresi edinemez ve onlarla oynayamazlar. Oyun desteğine ihtiyaç duyarlar. Oyun desteğini ancak anne ve babalar verebilir. Nasıl oynaması gerektiklerini siz öğreteceksiniz. Bu dönemde en çok hareketli oyuncaklara merak sararlar. **Devamı İçin: http://www.saglikhatti.info/0-2-yas-bebek-gelisimi-hakkinda-bilgiler/**
Cinsel Sağlığınız İçin 15 Önemli Adım
Alerji testi yaptırın Vajinal bölgenizde, sadece regl dönemi sırasında gelişen bir kaşıntınız mı var? Yanıtınız evet ise o zaman sizin sorununuz alerji olabilir. aklınızda bulunsun, kokulu pedler vajinanın duyarlı cildinde kaşıntıya sebep olabiliyor. Köpüklü banyo yapmak ve bu bölgeyi kokulu sabunla yıkamak da alerjiyi tetikleyebiliyor. siz iyisi mi kokulu ürünler kullanmayı bırakın. Belirtiler ortadan kalkarsa, suçluyu bulmuşsunuz demektir. Doktorunuz aksini öenermedikçe, vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini de kullanmayın. Çünkü bunlar vajinayı bakterilere karşı koruyan laktobasil asit ortamının zarar görmesine yol açabiliyor. Diyetinizi gözden geçirin Yapılan çalışmalar, haftada 4-6 kez tavuk yiyen kadınların sistite daha eğilimli olduğunu gösteriyor. Bu soruna tavukta bulunma ihtimali olan E koli bakterisinin neden olabileceği düşünülüyor. Teksas Üniversitesi Southwestern Medical Centerde yapılan bir araştırma; diyet içeceklerdeki maddelerin, mesanede tahrişe yol açabileceğini ve idrar tutamama sıkıntısını artırabileceğini ortaya koyuyor. New York Long Island Jewish Medical Center de yapılan çalışmada ise günde 2 dilimden fazla beyaz ekmek tüketmenin, içeriğindeki rafine karbonhidratın kan şekeri seviyesini yükseltmesi nedeniyle mantara daha uygun bir zemin hazırladığını ifade ediyorlar. Stresten uzak durun Uzmanlar stres altındaki kadınların regl dönemlerini, sakin mizaca sahip olan ve stressiz bir yaşam süren kadınlardan iki kat daha ağrılı geçirdiklerine dikkat çekiyor. Bunun muhtemel sebebi ise stres yüzünden yükselen prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli bir madde) üretiminin, ağrılı krampları tetiklemesi. Bu artış özellikle regl döneminin ilk yansında görülüyor. Dolayısıyla, siz de hiç olmazsa regl döneminde stresten uzak olmaya çalışın. Mantardır diye düşünmeyin Vajinal bölgedeki her kaşıntının mantar enfeksiyonundan kaynaklandığını zannedip, gelişigüzel ilaç alarak kendi kendinizi tedavi etmeye kalkmayın. Çünkü, aslında sorununuzun nedeni başka bir hastalık, örneğin, bakteriyel vajinit olabilir. Mantar enfeksiyonu peynir kesiği kıvamlı bir özellik sergilerken, bakteriyel vajinit akıntısı ise daha akıcı oluyor. Doktorunuz bakteriyel vajinit tanısı koyarsa, antibiyotik tedavisi uygulayacaktır. Smear testi yaptırın Uzmanlar, hiçbir yakınmanız olmasa bile Pap Smear testini düzenli olarak yaptırmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. Çünkü bu test İle jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri erken dönemde yakalanabiliyor. Hatta rahim ağzında kanser başlangıcı olabilecek herhangi bir hücresel değişiklik bile pap smear testi ile belirlenebiliyor. Bu nedenle aktif cinsel hayata başlayan her kadının, 20 yaşından itibaren yılda bir kez pap smear testi yaptırması çok önemli. Risk faktörü taşıyanlarda ise testin 6 ayda bir tekrarlanması gerekiyor. Klamidya enfeksiyonlarını önemseyin Her yıl düzenli olarak doktor kontrolünden geçin. Çünkü, genltal bölgeye kolaylıkla yerleşebilen ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri kabul edilen klamidya bakterisi enfeksiyonu günümüzde çeşitli testlerle ortaya çıkarılabiliyor ve başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Eğer tedavi edilmezse, bir yandan fallop tüplerinde tıkanma sonucu kısırlığa yol açabiliyor, öte yandan genltal siğil virüsü olan HPV’nin enfeksiyonunu kolaylaştırarak rahim ağzı kanseri riskini artırabiliyor. İdrara çıkışınızı takip edin Uzmanlara göre; günde 8 kez İdrara çıkmak normal. Eğer daha sık idrara çıkıyorsanız, muhtemelen çok fazla SM tüketiyorsunuz demektir. Yine de, çok ani olarak tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorsanız ya da tuvalete erişemeden İdrar kaçınyorsanız, bu, fazla çalışan bir mesaneden muzdarlp olduğunuz anlamına gelebilir. Tıpta aşırı Uzmanlar stres altındaki kadınların regl dönemlerini, sakin mizaca sahip olan ve stressiz bir yaşam süren kadınlardan iki kat daha ağrılı geçirdiklerine dikkat çekiyor. Bunun muhtemel sebebi ise stres yüzünden yükselen prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli bir madde) üretiminin, ağrılı krampları tetiklemesi. Bu artış özellikle regl döneminin ilk yansında görülüyor. Dolayısıyla, siz de hiç olmazsa regl döneminde stresten uzak olmaya çalışın.aktif mesane adı verilen bu durum ilaçla tedavi edilebiliyor. Jinekologunuzla görüşün Bazı kadınlar farklı idrar kanalına sahipler. “Nasıl” diyorsanız, hemen söyleyelim: Mesela idrar kanalı vajinaya yakın olabiliyor. Bunun sonucunda da bakterilerin içeri girmesi kolaylaşıyor. Böyle bir anatomiye sahipseniz, kişisel hijyeninize daha çok dikkat etmelisiniz. Örneğin tuvalet ihtiyacını karşıladıktan sonra arkaya doğru temizlememeniz ve ellerinizi her tuvalet sonrası yıkamanız gibi. Bisiklet selenizi değiştirin Doktorlar ince ve küçük sele kullanan kadın bisikletçilerin üriner bölge enfeksiyonlarına daha yatkın ve seksüel duyarlılıklarının da normalden daha az olduğunu belirtiyorlar. Çünkü, küçük bisiklet seleleri, perine kanalındaki sinirlere anormal bir baskı yaparak genital organları etkiliyor. İyisi mi siz büyük bir sele kullanın ve vücudunuzu ileri doğru uzatmaktan de kaçının. Vulvanızı kontrol edin! Uzmanlar her kadının vulva bölgesini üç ayda bir kendi kendilerine muayene etmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü bu sayede pek çok hastalık, erken dönemde, yani henüz tedavi edilebilir aşamadayken saptanabiliyor. Siz de vulvanızı düzenli olarak muayene edin ve bu bölgede siğil, kitle, şişlik ya da koyu lekeler fark ederseniz, hemen doktorunuzu arayın. Genital bölge kuru kalsın Mantar ile diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremeleri nedeniyle genital bölgenizin kuru kalması, sağlığınız açısından çok önemli. Reyonlarda sergilenen seksi iç çamaşırlar hemen hepimizin gözlerini kamaştırsalar da, siz yine de sağlığınızı korumak için naylon yerine pamuklu olanlarını tercih edin. Çamaşırınızın dar olmamasına da özen gösterin. Tabii aynı kural pantolonunuz ve çorabınız için de geçerli. Makas kullanın! Ağda ve jilet, genital tüylerin yok edilmesinde oldukça etkili yöntemler. Ancak her ikisi de kıl köklerinde enfeksiyon gelişmesini kolaylaştırıyor ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden oluyor. Genital bölgedeki tüyleri kısaltmak için makas kullanmanız, özellikle genital bölgeniz enfeksiyona ve tahrişe duyarlı ise sizin için daha iyi bir seçenek olabilir. Gereksiz yere ağrılar içinde kıvranmayın Dış genital bölgede ağrı mı duyuyorsunuz? Kadınların yüzde 15′inde görülen ve vulva ağrısı olarak adlandırılan bu sorun, eskiden doktorlar tarafından çaresiz olarak nitelenir, hatta “psikolojik” olarak adlandırılıp, ciddiye alınmazdı. Günümüzde ise kronik ağrılar arasında kabul edilen vulva ağnsı ilaçlar ve akupunkturla tedavi edilebiliyor. İlişkide yan pozisyonda durun Kadınların yüzde 18′inde geriye dönük rahim olarak adlandırılan bir rahim tipi
Reklam
Murat Göğebakan Hakkında Önemli Açıklama
Hastanede tedavi gören Murat Göğebakan'ın kardeşi Ferhat Göğebakan ve oğlu Bülent Göğebakan A Haber'e konuştu: Kanser tedavisi görmüyor durumu da gayet iyi.. **İşte Ferhat Göğebakan'la Bülent Göğebakan'ın açıklamaları:FERHAT GÖĞEBAKAN Şu anda durumu gayet iyi, iyiye doğru gidiyor. Sabah yanına gittim. Çok güzel tepkiler veriyordu. Durumu gayet iyi. Dostlarımızın, milletimizin, halkımızın, sevenlerinin sanatçı dostlarının duaları hakikatten kabul olmaya başlıyor. Allah hepsinden razı olsun. Almış olduğu ilaçlar ağır ilaçlar. Acı çekmemesi için uyutmak zorunda kalıyorlar. Biz de bunu onaylıyoruz zaten. Kimse kimsenin acı çekmesini istemez. Bizim kullandığımız ağrı kesiciler gibi ilaçlar değil çünkü bunlar. Ama bilinci açık, bize tepki veriyor. Her iki saatte bir yanına gidiyoruz, uyanıyor. Biz buradayız, yanındayız diyoruz o da tepki veriyor. Hiçbir sıkıntı yok. Dün haberlerde, bazı internet sitelerinin haberlerinde 'yaşam destek kaynağına bağlandı' şeklinde çıkmış. Böyle şeylere inanmayın, böyle bir şey yok. Asıl haberi biz size buradan veriyoruz. Durumu gayet iyi. İnşallah Allah'ım onu bize bağışlayacak.BÜLENT GÖĞEBAKAN Bir insanı sevebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz de... Benim babamın şarkılarını sevmeyebilirsiniz, sesini beğenmeyebilirsiniz. Fakat bir insanın sağlıksız olmasını hiçbir zaman istemezsiniz. Biz düşmanımızı bile düşünen bir milletiz. Allah düşmanımıza bile vermesin diyen bir milletiz. Ben sadece herkesin dua etmesini istiyorum. Çünkü dünyanın her yerinden, adını ilk defa duyduğum ülkelerden arayıp bize dua ediyorlar. O dua ile inşallah o tepkimelerden dolayı bugün duaların kabul olduğunu düşünüyoruz. İnşallah dualarını kesmezlerse daha da iyi olacağını düşünüyorum.FERHAT GÖĞEBAKAN Şu anda kanser tedavisi, kemoterapi almıyor. Kanser tedavisi görmüyor. 2009 yılında yakalanmış olduğu bir lösemi tedavisi olup bittikten sonraki kemoterapinin vermiş olduğu zararlar temizleniyor. Böbreklerine, akciğerine zarar verdi. Şu an hekimlerimiz her şeyin üstesinden gelerek, kendi kardeşleriymiş gibi, kendi evlatlarıymış gibi, kendileriymiş gibi, kendin yakınlarıymış gibi, emin olun ki biz burada ne kadar ellerimizi açıp Allah'a dua ediyorsak, abime destek veriyorsak, onlar da orada onların desteğini hiçbir şekilde esirgemeden veriyorlar. Ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. Bunu hiç merak etmesinler. Yeniden söyleyeyim; kanser tedavisi görmüyor. Kemoterapinin tahribatları düzeltiliyor, tamir ediliyor ve çıkıp hayatına devam edecek. Eğer bunlar yapıldıktan sonra kemoterapilik bir durum kalıyorsa, tabii ki yeniden devam edeceğiz. Yine biz buradayız. Ben kardeşimi buraya elinden tutup sapasağlam bir şekilde getirdim, buradan da alıp yeğenimle beraber evimize gideceğiz.
Google, İnsanların Genetik Bilgilerini de Toplayacak
Google şirketi, bugüne kadar yaptığı en büyük ve en zor sayılabilecek bir bilim projesine başlıyor. Projenin konusu ise bugüne kadar duyduklarınızdan tamamen farklı: İnsan bedeni. Baseline Study olarak adlandırılan proje için ilk olarak 175, daha sonra ise binlerce kişiden genetik ve moleküler veriler toplanacak. Şirketin umudu, bu verileri kullanarak sağlıklı bir insanın nasıl olması gerektiğini tamamen anlamak. Projenin ilk aşamaları, kan plazmasındaki HIV virüsü araştırmalarında kullanılan ucuz ve yüksek hacimli testlerin öncüsü olan 50 yaşındaki moleküler biyoloji uzmanı Andrew Conrad tarafından yürütülüyor. Google şirketinin araştırma birimi Google X'e 2013 yılının mart ayında katılan Conrad; fizyoloji, biokimya, optik, görüntüleme ve moleküler biyoloji uzmanlarından oluşan 70 ile 100 kişilik bir ekip kurdu. Elbette Google'ın projesi dışında tıp ve gen araştırmaları üzerine çalışmalar var. Ancak Baseline araştırması çok daha fazla sayıda yeni bilgiyi bir araya getirecek. Projenin araştırmacılara kalp krizi ve kanser gibi ölümcül hastalıkları erkenden teşhis etme ve hastalığın tedavi süresince değil de tanı konulduğu sırada ilaçla tedavi edilmesinde yardımcı olması umut ediliyor. Conrad, 'Her kompleks sistemde bu kavram mevcut ve temkinli bir şekilde sorunların üzerine gidiyor,' dedi ve ekledi, 'Bu devrim niteliğinde bir düşünce değil. Biz yalnızca 'Eğer ileriyi tahmin edebilecek olsaydık, neleri bilmemiz gerekirdi?' sorusunu soruyoruz. Bilmemiz gereken şey ise sağlıklı, düzgün bir insan bedeninin neye benzediği.' Projenin belirli hastalıklarla sınırlandırılmayacağı ve hastalıkların teşhisinde kullanacağı birçok araç sayesinde yüzlerce örnek toplayacağı belirtiliyor. Sonrasında ise Google, 'biyogösterge' adı verilen yapıları bulmak için gelişmiş bilgisayar teknolojilerinden yararlanacak. Bu biyogöstergelerin tıbbi araştırmalarda herhangi bir hastalığı çok önceden teşhis edebileceği umut ediliyor. Örneğin bu araştırmada, bazı insanların uzun yıllar boyunca yüksek kolestrol ve kalp krizinden uzak durmasını sağlayan ve yağ moleküllerini etkili bir şekilde parçalayabilen bir biyogöstergenin bulunabilir. Bu biyogöstergenin eksikliği ise erken yaşta kalp krizi geçirmelerine neden olabilir. Biyolog Conrad, Baseline'ın biyogöstergeyi bulmasının ardından araştırmacıların diğer insanlardaki biyogösterge eksikliklerini kontrol edebileceğini, bunu geliştirmelerini sağlayabileceğini veya yağ moleküllerini daha iyi parçalamaları için bir tedavi yönetimi geliştirebileceğini söyledi. Dünyanın en büyük bilgisayar ve veri merkezi ağlarını sahip olan Google, internette yaptığınız aramalarda anlık sonuçlar edinmenize olanak veriyor ve YouTube gibi verilere aç olan internet sitelerini yönetiyor. Google'ın bu başarıları artık tıbbi bilgilerin saklanmasında kullanılabilir ve diğer araştırmacıların bu verilere kolaylıkla erişmesini sağlayabilir. Araştırmalar genellikle hasta bireylerin üzerinde yapıldığı için, bugüne kadar keşfedilen çoğu biyogösterge hastalığın ileri safhasıyla ilgili bilgi veriyor. Stanford Üniversitesi'nın tıp fakültesine bağlı Radyoloji Bölümü'nü yöneten ve Conrad ile Baseline projesinde bir yılı aşkın süredir çalışan Sam Gambhir', araştırmacılar bu biyogöstergeleri hastalıkları erkenden teşhis etmek için kullandığını belirtti. Condrad ve Gambhir, bu projenin bilinmeyene doğru bir adım olduğunu kabul ediyor. Bunun sebeplerinden birkaçı insan vücudunun fazlasıyla kompleks bir yapı olması; DNA'lar, enzimler ve proteinler arasındaki etkileşim ve diyet gibi çevresel faktörlerin bu etkileşimi nasıl etkilediği hakkında çok az bilgiye sahip olunulması. Atılan bu adım, araştırmacılara hastalıklar hakkında çok fazla bilgi vermeyen biyogöstergeleri de ortaya çıkarabilir. Ancak durum ne olursa olsun, Conrad ilerlemenin 'ufak farklılıklarla' olmasını bekliyor. Gambhir, iş arkadaşı hakkında 'Conrad bunun bir veya iki yılda tamamlanabilecek bir yazılım projesi olmadığının farkında,' dedi ve ekledi, 'Eskiden kanseri tedavi etmekle ilgili konuşurduk ve birkaç yıldır bunu yapıyoruz. Öyle cümleler kurmamamız gerektiğini öğrendik.' Google, Baseline projesinde kullanılacak olan bilgilerin kimlere ait olduğunun bilinmeyeceğini ve bu bilgilerin kullanımının yalnızca tıp ve sağlık alanlarında kullanılacağını söyledi. Şirket ayrıca bu bilgilerin sigorta firmalarıyla da paylaşılmayacağını belirtti. Yine de Google'ın binlerce insana ait olan, hücrelerinin içindeki moleküllere kadar her türlü bilgiye sahip olacağı düşüncesi, mahremiyet ve adalet konularında ciddi sorunları gündeme getiriyor. Gelecekte bu tarz bilgilerin değeri, devamlı olarak kendi risklerini azaltmak adına çabalayan sigortacılar için paha biçilemez olabilir. Özellikle de iş görüşmeleri ve evlilik teklifleri gibi alanlarda bu bilgiler gizli olarak kullanılabilir. Baseline projesi, insanların katıldığı tüm tıbbi araştırmalarını denetleyen hastane etik kurulu tarafından takip edilecek. Araştırma tamamlandığında ise elde edilen verilerin nasıl kurulacağı, Duke Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi hastanelerinin etik kurulları tarafından belirlenecek. Gambhir, 'Tartışılan konulardan birinin bu olduğu kesin,' dedi, 'Google bu sonuçlarla istediğini yapma konusunda serbest olmayacak.' Baseline projesi kapsamındaki araştırmalar, klinik araştırma yapan bir firmayla birlikte bu yaz başladı. Projeye katılan 175 kişiden üre, kan, tükürük ve gözyaşı gibi vücut sıvıları alındı. Biyolog Conrad, Google'ın hangi firmayla çalıştığını belirtmedi. Ayrıca araştırmada katılımcılardan alınan doku örneklerinden oluşan bir veri deposu oluşturulacak. Conrad'ın ekibi bu sonuçları analiz ettikten sonra binlerce insanın katılabileceği daha kapsamlı bir araştırma yapmak adına Duke ve Stanford üniversitelerinin tıp fakülteleriyle birlikte çalışacak. Araştırmanın ilk basamağındaki araştırmaların yapıldığı klinik ile Duke ve Stanford üniversitelerinin klinikleri, Baseline projesi için gönüllüler toplayacak. Bu kliniklerde Google'da çalışmayan araştırmacılar da insanlardan numune alacak. Ayrıca bu araştırmacılar, isim ve sosyal güvenlik numaraları gibi katılımcıların kimliğini belirleyen bilgileri de ortadan kaldıracak. Google ve araştırmacıların, kişisel bilgilerin ortadan kaldırılmasından sonra bu verilere erişebileceği belirtildi. Klinik çalışmalar sonucunda elde edilen veriler katılımcıların tüm genleri ve ebeveynlerinin genetik geçmişleriyle ilgili bilgiler içerecek. Bunların yanı sıra yiyecekleri, besinleri ve ilaçları nasıl metabolize ettikleri, stres altındayken kalp atışlarının ne kadar hızlandığı ve kimyasal reaksiyonların genleri nasıl değiştireceği bilgilerine de ulaşılabilecek. Bu sırada Google X Life Science grubu da aksesuar olarak kullanılan veya giyilebilecek; kalp atış hızı, kalp ritmi ve oksijen seviyeleri gibi verileri sürekli olarak takip edebilecek cihazlar geliştiriyor. Araştırmada görev alan Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi rektör yardımcısı Robert Califf, Baseline projesine katılan bireylerin bu cihazları kullanacağını belirtti. Conrad, Baseline projesindeki katılımcıların büyük ihtimalle kendi ekibi tarafından uzun süre önce üretilmiş olan ve araştırma için düzenli olarak glikoz seviyelerini takip eden 'akıllı' kontakt lensleri kullanacağını söyledi. Eskiden bu tip araştırmalar yapmak hem çok pahalıydı, hem de fazla zaman harcanmasına neden oluyordu. Ancak genetik ve moleküler bilgi toplamanın fiyatında ani bir düşüş yaşandı. Yirminci yüzyılın başlarında neredeyse 100 milyon dolar olan insan geni, şu anda yaklaşık bin dolar tutuyor. Ayrıca günümüzde bilişim sektörünün gelişmesi de ortaya çıkan sonuç kalabalığının arasından gerekli olanlara hızlı bir erişim sağlıyor. Gambhir, yaklaşık 10 yıl önce kendisi tarafından yürütülen bir araştırmanın çok pahalı olduğu için devam edemediğini söyledi. Şu anda Google X'in yürüttüğü en son proje olan Baseline, uzun vadeli ve riskli bir girişim olarak tanımlanabilir. Ancak bu proje, dünya ve Google üzerinde çok büyük bir etki yaratabilecek niteliğe sahip. Google'ın diğer projeleri arasında kendi kendine giden arabalar, gözlük olarak üretilen bilgisayarlar ve yüksek irtifa balonlarıyla dağıtılması düşünülen internet servisleri yer alıyor. Çoğu Google X projesinin yanı sıra Baseline, hiçbir ticari ürün veya servis niteliği taşımıyor. Ancak Google X, diğer projelerinin ticari bir çaba sarf edilmesi gereken ürünlere dönüşeceğini umuyor. Bu projenin sayesinde Google, henüz yeni girdiği sağlık sektöründe de büyük bir adım atıyor. Freedonia Group adlı şirketin yaptığı araştırmaya göre, 2017 yılında dünya genelindeki sağlık sektörünün yıllık 10,8 trilyon dolar değerinde olacağını tahmin ediliyor. Conrad, artık toplanabilecek olan bir yığın yeni bilgi sayesinde ilaçların da gelişeceğini söyleyerek, bu düşüncesinin Google'ın 'dünyadaki bireylerin bilgilerini düzenleme, bu bilgileri evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirme' hedefini gerçekleştirebileceğini de belirtti. Condra son olarak 'Hedef tanımımızı ikiye bölmemeli ve sağlık hizmetlerinin bu hedef dışında kaldığını söylemeliyiz,' dedi. WSJ
Sigara Yasağında  Yeni Yol Haritası
Milliyet gazetesinden Abdullah Karakuş'a konuşan Bakan Müezzinoğlu 'Açık havada sigara yasağı 1 Ekim’de başlıyor. Sigara paketi kararacak, marka ismi kodlanacak' açıklamasında bulunduSağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, sigara başta olmak üzere tütünle mücadelenin yeni yol haritasını anlattı. Milliyet’i Selanik gezisine davet eden Müezzinoğlu Başbakanlık’a ait özel uçakta yeni sigara yasaklarının çerçevesine yönelik ayrıntılı bilgiler verdi. Bakan, şunları söyledi: EN GEÇ 1 OCAK 2015: Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan tütünle mücadelede yeni yasaklar ve denetimlerin biran önce başlaması talimatı verdi. 2014-2018 Tütünle Mücadele Strateji Raporunun son hali hazırlandı ve Başbakanlığa gönderildi. Şu anda üzerinde son çalışmalar yapılıyor. Sigaraya ilişkin yeni yasaklar ve denetimler 1 Ekim 2014’te paket düzenleme olarak başlayacak. Kanuni ve yasal düzenlemeler yetişemezse uygulama tarihi en geç 1 Ocak 2015 olarak belirlendi. KARA PAKET OLACAK: Dünyada sadece Avustralya’da 2012’de uygulamaya başlayan kara paket uygulamasını Türkiye, Avrupa ve Asya kıtasında ilk uygulayan ülke olacak. Sigara paketleri tek ve düz renk olacak. Markaları ve amblemleri silinecek. Sigaralar isimleriyle değil numaralı kod isimleriyle satılacak. Böylelikle sigara paketleri çocuklar için cazip bir algı oluşturmayacak. İletişim uzmanları kara paket üzerinde çalışmalarını devam ettiriyor. Biz 1 Ekim’de uygulamaya başlarız kim dava açarsa açsın. AÇIK ALANIN 4’TE 3’ÜNDE İÇİLMEYECEK: Yeni yasak paketi Hastane bahçesi, okul bahçesi, park, cafe, restoranların açık bölümlerini kapsayacak. Nargile kafeler dahil, tüm yiyecek içecek hizmeti veren mekanların açık alanlarında, sigara içmek kısmen yasaklanacak. Açık alandaki masaların sadece 4’te 1’i sigara içenler için ayrılacak. 4’te 3’lük bölümü sigara içmeyenlere tahsis edilmesi yasal zorunluluk olacak. Uymayanlara, kapalı alandaki sigara içme cezaları uygulanacak. Sigara denetimleri kaymakamlıklardan alınarak valiliklere verilecek. Böylelikle zabıta yerine polis sigara denetimi yapacak.ABDULLAH KARAKUŞ | Milliyet
Reklam
Murat Göğebakan'ı Yaşam Destek Ünitesine Bağladılar
Başbakan'a 'Uzun Adam' şarkısını yapan Murat Göğebakan'ın durumu ağırlaştı. Ünlü sanatçı, iddiaya göre; Medipol Hastanesi'nde yaşam destek ünitesine bağlandı Posta gazetesinin özel haberine göre uzun süredir kanser tedavisi gören ünlü sanatçı Murat Göğebakan'ın durumunun ağırlaştığı ve Medipol Hastanesi'nde yaşam destek ünitesine bağlandığı öğrenildi. Sanatçının durumuyla ilgili hastaneden henüz bir açıklama gelmedi. Başbakan Erdoğan, kendisine 'Uzun Adam' şarkısını yapan Murat Göğebakan'ı Levent'teki evinde ziyaret etmişti. Milliyet
Yıpranan Saçlarınızı Gül Suyu ile Canlandırın
Gül suyu daha fazla cilt için kullanılsa da, doğrusunu isterseniz saçların sağlıklı ve bakımlı uzaması için de son derece etkilidir. İşte gül suyunun saçlara olan faydalarıGül suyu saç derisindeki kan akışını hızlandırır. Kanın akış hızı arttığında saç telleri daha sağlıklı uzar ve doğal yoldan beslenir. Gül suyu saç köklerini güçlendirdiği için dökülmeyi engellediği belirtilmektedir. Bunun yanında saçlardaki mat görüntünün giderilmesini sağlar. Saç tellerine gül suyu ile bakım yapıldığında saçlarınız canlanarak parlar. Gül suyunun saçlara yapacağı olumlu etkiyi gül suyu içeren şampuanlardan da sağlayabilirsiniz. Saçınızda gün boyu birikmiş olan toz ve kalıntılar, duman gibi kokular gül suyu sayesinde yok olur. Saçların doğal yapısını bozmadan temizleyen gül suyu, saçı en iyi olacak şekilde arındırır. Gül suyu saçlara yararlı bitkisel yağlarla karıştırılıp kullanıldığında saçların kalitesini yükselterek kopmalarını engeller. Böylece saç yapısını güçlendirir ve saç kırılmalarının önüne geçer. Gül Sulu Saç Maskesi 5 kapsül C vitamini ampulü, 1 çay bardağı gül suyu. C vitamini ampüllerini kırıp gül suyu ile karıştırın, hazırladığınız karışımı saçınıza masaj yaparak sürün bu şekilde 1 saat saçlarınızda bekletin ve daha sonra saçlarınızın ılık suyla durulayın. Haftada bir kere uygulayacağınız bu saç maskesiyle, yıpranmış ve cansızlaşan saçlarınız eski sağlıklı görünümünü geri kazanacaktır. kaynak: 724saglik.org/estetik-güzellik
Dekolte Bölgesindeki Kırışıklıkşarı Gideren Doğal Maske Tarifleri
Göğüs ve boyun bölgesini kapsayan dekolte bölgesi, güneşin zararlı ışınlarından etkilenerek zaman içerisinde kırışmalar gösterir. Kadınların yaşlarını ele verdiği bölgelerin başında gelen dekolte kırışıklıkları için tarifini veridğimiz maskelerden faydalanabilirsiniz.Limonlu Maske1 adet yumurta akı, 2 tatlı kaşığı buğday yağı, bir adet limon.Limon suyunun tamamı kase içine sıkıldıktan sonra çırpılmış yumurta akı ve buğday yağı ilave edilerek karıştırılır. Karışım dekolte bölgesine sürüldükten sonra 15 dakika bekletilir. Maskeyi soğuk su ile durulayıp, nemlendirici krem ile işlemi tamamlayın. Etkili sonuç alabilmek adına maskeyi haftada 1-2 kere düzenli bir şekilde uygulayın.Ballı Maske2 çay kaşığı bal, 2 tatlı kaşığı mısır nişastası, bir adet yumurta akı.Bal, yumurta akı ve mısır nişastası karıştırıldıktan sonra dekolte bölgesine sürülür. Maskeyi 20 dakika bekletip bol su ile durulayın. Bu karışım kırışıklıklar gidene kadar haftada 2 kez uygulanır.724saglik.org/estetik-güzellik
Reklam
Hindistan'da Doktorlar Bir Gencin 232 Dişini Çekti
Hindistan'da doktorlar 7 saat süren bir operasyonla 17 yaşındaki bir gencin ağzındaki 232 dişi çekti.Mumbai'deki JJ Hastanesi Diş Hastalıkları Bölümü Müdürü Dr. Sunanda Dhiware, Ashik Gavai'nin sağ yanağındaki bir şişlik nedeniyle hastaneye geldiğini söyledi. 18 aydır bu rahatsızlığı çeken genç, yaşadığı yerdeki doktorların rahatsızlığın nedenini çözememesi ardından yaşadığı köyden hastanenin bulunduğu kente geldi. Doktorlar hastanın durumunun nadir olduğunu ve ağızda bu kadar çok diş bulunmasının bir 'dünya rekoru' sayıldığını söyledi. Doktorlar Gavai'nin hastalığının nedeninin karmaşık bir odontoma (kaynağını dentinden alan veya dentinden oluşan herhangi bir tümör) bileşimi olduğunu, bu yüzden tek bir dişetinin birçok diş çıkardığını söylediler. Dr. Dhiware, operasyonu şöyle anlattı: 'Bir kez açtığımızda inci gibi küçük dişler birer birer dışarı çıkmaya başladı. Başlangıçta onları topluyorduk ve gerçekten küçük beyaz inci gibiydiler. Ancak daha sonra yorulmaya başladık. Toplamda 232 diş saydık.' Dr. Dhiware 30 yıllık kariyeri boyunca hiç böyle bir olaya rastlamadığını belirtti. Gavai'nin babası Mumbai Mirror gazetesine, oğlunun bir ay önce ağır bir ağrıdan şikayetçi olmaya başladığını, bunun kansere dönüşmesinden korktuğunu, bu yüzden oğlunu Mumbai'ye getirdiğini söyledi.BBC
Spor Salonu Seçerken Nelere Dikkat Edilmelidir?
Spor salonu secerken dikkatli olmalisiniz.Uygun bir salon sizi spor yaparken rahat ettirecektir ve gelisiminizi olumlu yonde etkilecektir.Bu yazida sizlere spor salonu secerken dikkat etmeniz gereken bazi noktalara deginecegim.Ilk olarak sakin salonu gezmeden kayit olmayin. Spor salonunuzun konumu evinize yakin olmalidir.Devamli gidip geleceginiz icin yakin olan yer sizin icin daha iyidir.Eger uzak bir salona giderseniz.Bir sure sonra o gittiginiz yol size zul gelecektir. Spor salonlarini fiyatlari bulundugu yere,hocalarina,aletlerine vb. durumlar nedeniyle degisiklik gostermektedir.Spor salonuna kayit yaptirmadan once planlamanizi yapmalisiniz.Eger planlamaniz yoksa uzun sureli uyeliklerden kacinin. Spor salonundaki uyelerde seciminizde buyuk bir etkendir.Bazi spor salonlarina insanlar sadece ortam ve cevre edinmek icin gelirler.Uyeleri,yas gruplarini ve amaclarini iyi gozlemlemelisiniz. Salon secerken salonun size sunabilecegi olanaklarida degerlendirin.Havuz,masaj,sauna,plates gibi bircok secenek olabilir. Salon secerken calisma saatlerinide dikkate almalisiniz.Normal gunlere ve tatil gunlerindeki saatleri dikkatlice inceleyin. Salondaki en buyuk etken hocalardir.Hocalarin kacinci derece antrenor olduklarini ogrenin.Daha onceki basarilarina bakin.Yetistirdigi sporcularla konusun.Hoca sizin her isteginize karsilik verebilmeli. Kayit olmayi dusundugunuz spor salonunda yapilan toplu aktiviteler spordan bunaldiginiz anda sizlere yardimci olur. Salondaki ekipmanlarin tipleri ve kaliteleri cokta onemsenecek bir konu degil.Aslinda istediginiz kaslari uygun calistirabilecek makinalar var ise bu size yeterli olacaktir.Zaten hocaniz iyiyse sizi birkac aletle bile ileri seviyelere tasiyabilir. Spor salonunda onemli noktalardan birisi de temizliktir.Soyunma odalari,duslar,tuvaletlerin temizligi ortamin temizligi cok onemlidir.Sonucta spor salonlari herkesin terledigi bir ortam.Hijyenin tam saglandigi salonlari tercih etmelisiniz. Spor salonu secerken dikkat etmeniz gerekenler bu kadar.
Reklam
Diş Ağrısı İçin Pratik Öneriler
Diş ağrısı nın kesin çözümü diş hekimine gidip profesyonel yardım alıp tedavi olmaktır. Ancak doktora gidinceye kadar ağrıyı hafifletmede bazı doğal çözümler uygulanabilir, bu çözümlerin geçici olduğu unutulmamalıdır. Oruçluysanız ve dişiniz ağrıyorsa ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. -İlk olarak diş fırçalama yı deneyin. Fırçalama çürüğe sıkışmış ve ağrıya neden olan besinleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Dişlerin dişipi ile temizlenmesi ve fırçalama ağrının azalmasına neden olur. Sirkeli su ve tuzlu su gargarası diş ağrılarını kısmen uyuşturur. Dişi bakterilerden temizler şişlikleri azaltır. Dişeti ve açık diş çürüklerine dezenfektan etkisi vardır. Ağrı kesici ve antibiyotik kullanın. Ağrıyan diş ısırdığında daha fazla ağrıya neden olursa bu iltahaplanmanın göstergesidir ve antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. Karanfil yağı veya kuru karanfil yüzyıllardır enfeksiyonu tedavi etmede kullanılır. Diş ağrısına iyi gelen karanfil yağı anestezik ve antiseptik özelliklere sahiptir. Eugenol denilen güçlü bir madde içerir. Bakteri öldürmeye yarayan bu madde diş macunlarında da vardır. Kuru karanfil ağrıyan bölgeye konup bekletilirse o bölgeyi uyuşturarak ağrı hissini azaltır. Ayrıca antibakteriyel özelliğinden dolayı çürük dişin çevresindeki zararlı bakterilere etki eder. Buz uygulaması; Ağrıyan diş bölgesi ne soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. Sarımsak çürük diş üzerinde bekletilerek ağrıya neden olan bakterileri yok eder. Çörek otu uyuşturma özelliği yoktur ancak düzenli kullanıldığında ağrıya neden olan etkenlerin ortadan kalkmasını sağlar. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. Buğday çimi suyu; diş etleri ve dişlerdeki enfeksiyonlardan koruyan doğal bir antibiyotiktir. Ağızda bakterilerin artmasını engeller ve diş ağrısını azaltır. Zerdeçal; antibakteriyel ve antiseptik özellikleri sayesinde ağrı giderme gücüne sahiptir. Su ile;-
Yedi Saat Uyumak Sekiz Saat Uyumaktan Neden Daha İyi?
Genellikle uzmanlar, sağlıklı yetişkinlere yedi ila dokuz saat uyumalarını öneriyor. Ancak uyku üzerinde çalışan bilim insanları, uyku konusundaki son araştırmaların yetersiz olduğunu göz önünde bulundurarak yeni araştırmalara ihtiyaç olduğunu süylüyor. Uyku konusunda yapılan birkaç araştırmada, zihin ve sağlıkla ilgili belirtilere bakıldığında yıllardır inanılan 'sekiz saatlik uykunun yeterli olduğu' düşüncesinin doğru olmadığı ve ideal uykunun yedi saat olduğu ortaya çıktı ancak çoğu doktor bu sonucun doğruluğundan emin değil. Diğer araştırmalar ise 20 dakika az uyumanızın bile ertesi günkü performansınızı ve hafızanızı kötü yönde etkileyeceğini söylüyor. Az uyumanın yanı sıra çok uyumanın da diyabet, obezite ve ölümcül boyutlara ulaşabilen kalp ve damar hastalıklarına yol açabileceğini belirtiliyor. Arizona, Phoenix'te bulunan Arizona Üniversitesi'nin hemşirelik ve sağlık bölümü profesörü Shawn Youngstedt, 'Yedi saatlik uykuda hastalığa yakalanma ve hastalık yüzünden ölme oranları en düşük seviyede,' dedi. Aşırı uyumanın etkilerini araştıran Youngstedt sözlerine 'Uyku süresinin sekiz saat ya da daha fazlası olmasının tehlikeli olduğu gerçeği sürekli karşımıza çıkıyor,' diye devam etti. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (Centers for Disease Control and Prevention; CDC), uyku konusundaki bilimsel yayınları tekrar gözden geçirmek adına tıp uzmanları ve araştırmacılardan oluşan bir panel düzenlemek adına çalışmalar yapıyor. Uyku hakkında yeni bilgi ve önerilerin geliştirileceği panel, büyük olasılıkla 2015 yılında gerçekleşecek. Kaliforniya Üniversitesi psikoloji bölümü fahri profesörü Daniel F. Kripke, büyük çaplı bir kanser araştırmasına katılan 1,1 milyon kişinin 6 yıllık verilerini takip ederek bir araştırma yapmış. Az ve çok uyuyan bireylerek kıyasla 6,5 ile 7 saat 40 dakika arası uyuyan bireylerdeki ölüm oranının daha düşük olduğunu belirten araştırma, 2002 yılında Archives of General Psychiatry adlı bilimsel dergide yayımlanmıştı. Araştırmada ilaç tedavisi de dahil olmak üzere 32 adet sağlık faktörü test edildiği de biliniyor. Kripke, 2011 yılında Sleep Medicine isimli bir dergide yayımlanan başka bir araştırmasında, ideal uyku süresinin sekiz saatten daha az olduğunu gösteren kanıtlar bulunuyor. Bu araştırmadaki görevliler, 450 adet yaşlı kadının bileklerine bağlanan ölçüm aletleri sayesinde kadınların uyku aktivitelerini bir hafta boyunca kaydetmiş. Bundan nerdeyse on yıl sonra araştırmacılar beş saatten az veya altı buçuk saatten fazla uyuyan bireylerin ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu bulmuş. Diğer uzmanlar ise fazla uyumaya bağlı olarak gelişen hastalık semptomlarıyla ilgili araştırmalar konusunda uyarılar yapıyor. Bu uzmanlar, hastalıkların bir insanı daha fazla uyumaya ve yatakta daha fazla zaman geçirmeye ittiğini söylüyor. Ayrıca kendi uyku düzenlerini kendileri takip eden insanlarla yapılan çalışmaların hatalı olabileceği belirtiliyor. Uyku doktorları ve araştırmacıları temsil eden, Mayo Clinic Uyku Tıbbı Merkezi'nde profesör olan Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin (American Academy of Sleep Medicine) başkanı Timothy Morgenthaler, 'Bu araştırmalardaki en büyük sorun, araştırmaların nedenleri yerine yol açtığı sonuçlarıyla ilgili bilgi vermesi,' dedi. Doktor Morgenthaler, hastalarına iki farklı günde 7 ve 8 saat uyuyup uyku sonrası kendilerini nasıl hissettiklerini değerlendirmelerini öneriyor. Morgerthaler ayrıca genetik ve kültürel farklılıklar yüzünden uyku ihtiyacının kişiden kişiye değişebileceğini söyledi. İhtiyacınız olan uykuyu almanız, ertesi gün için dinç olmanız açısından önem taşıyor. Son zamanlarda yapılan birkaç araştırmaya göre 7 saatlik uyku ve bilişsel performans arasında bir bağlantı var. Geçen sene Frontiers in Human Neuroscience adlı dergide yayımlanan bir makalede, bilişsel eğitim veren Lumosity adlı internet sitesindeki kullanıcı verilerinden yararlanılmış. Araştırmacılar, uzamsal hafıza testleri yapan 160,000, aritmetik testler yapan yaklaşık 127,000 bireyin uyku alışkanlıklarıyla ilgili verilerini incelemiş. Sonuç olarak ortaya çıkan ise uyku saati yediye ulaşan ve devam eden insanların bilişsel performansının arttığını göstermiş. Lumosity'nin sahibi ve Lumos Labs Inc. adlı şirketteki bilim insanlarıyla birlikte araştırma yapan, Kuzey Karolina'daki Duke Üniversitesi Tıp Merkezi profesörü Murali Doraiswamy, yedi saati aşan uykunun 'bireye fayda sağlamadığını' söyledi. Araştırmasının hafıza kayıplarıyla ilgili verilen içeren daha eski bir araştırmanın tekrarı olduğunu belirten Doraiswamy, 'Eğer hafıza kaybına neden olan tüm etkenleri düşünürseniz, uykunun en kolay tedavi edilebilen faktör olduğunu görürsünüz,' dedi. Çoğu araştırma, bilişsel ve sağlıkla ilgili gerilemelere ve kilo alımına yol açan az uyumanın etkilerini araştırıyor. Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Okulu'nda uyku eksikliği üzerine çalışan bilim adamı David Dignes, ideal olduğu söylenen en az 7 saatlik uyku süresini devamlı olarak 20 veya 30 dakika azaltmanın bilişsel algılama hızını azalttığını ve dikkat eksikliğini arttırdığını söyledi. Uzmanlar, insanların kendi ideal uyku sürelerini belirlemeleri gerektiğini söylüyor. Özellikle de tatilde oldukları bir haftanın üç günü uyku sürelerini takip ederek anlayabileceklerini belirtiyor. İhtiyacınız olan uyku süresini belirlerken uyanmak için alarm kurmamanız, yorgun hissettiğinizde uyumanız, fazla kafein veya alkol tüketmemeniz ve uyumadan önce elektronik cihazlardan birkaç saat uzak durmanız gerekiyor. Ayrıca bu süreç boyunca uyku sürenizi kayıt altına almak adına not tutmanız veya kayıt yapabilen bir cihaz kullanmanız öneriliyor. Eğer kendinizi gün boyunca iyi ve dinç hissediyorsanız, muhtemelen ihtiyacınız olan ideal uyku sürenizi keşfetmişsiniz demektir. Uykuyla ilgili temel ilkeler; Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi, uyku ile ilgili alanları araştıran Sleep Research Society, uyku konusunda uzmanlaşmış araştırmacılardan oluşan bir kuruluş ve ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'nin katılacağı panelde yeniden belirlenecek. Akademi başkanı Morgenthaler, panelde tartışılacak olan önerilerin bilimsel araştırmalardan elde edilen bilgiler ışığında sunulacağını ve panelin cinsiyet ve yaş gibi etkenleri de göz önünde bulunduracağını söyledi. Uyku üzerine araştırmalar yapan ve kar amacı gütmeyen bir başka araştırma grubu National Sleep Foundation ise geçtiğimiz ocak ayında uyku konusundaki güncel bilgilerin aktarıldığı bir panel düzenlemişti. Bahsedilen tüm araştırma grupları, şu anda sağlıklı bir yetişkinin günde yedi ila dokuz saat uyumasını öneriyor. Ulusal Kalp, Akciğer, ve Kan Enstitüsü (The National Heart, Lung and Blood Institute¬) hem yetişkinlere hem de yaşlılara 7 ila 8 saat uyumalarını tavsiye ediyor. Uykuyla ilgili güncel verilerin çoğu, okul çağındaki çocukların en az 10, ergenlik çağındaki gençlerin ise 9 ila 10 saat uyuması gerektiğini belirtiyor. Detroit'teki Wayne Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde uyku ilaçları, akciğerler ve yoğun bakım alanlarında yetkili olan Safwan Badr, uyku süresi konusunda 'Eğer sağlıklı bir uyku düzeniniz varsa, zaten fazla uyuyamazsınız. İhtiyacınız olan uykuyu aldığınızda istemsiz olarak uyanırsınız,' dedi. Journal of Clinical Sleep Medicine adlı derginin bu ayki sayısında yayımlanan bir araştırma, Badr'ın sözlerini kanıtlayan bir nitelik taşıyor. Almanya'da yapılan bir araştırmada, iki aydan uzun bir süre boyunca beş sağlıklı yetişkin birey, araştırmacıların 'Taş devri koşulları' dediği elektriğin, saatlerin ya da akarsuyun olmadığı bir yerde yaşamaya başlamış. Katılımcıların normalde uyudukları saatten iki saat önce uyudukları ve ortalama uyku saatlerinden bir buçuk saat daha fazla uyudukları gözlemlenmiş. Araştırma sonucunda belirlenen ideal uyku süresi ise 7 saat 20 dakika. WSJ
Bu İçecek ve Tatlılarla Kilo Almıyoruz
İstenmeyen kilolar için yalnızca yemek yemeyi azaltmak kafi olmayabilir. Aynı zamanda yapay tatlandırılmış şekerli içecek ve tatlılardan da kısmak gerekir. İşte göbeğinizi eritmek için içmeniz gereken içecekler ve tatlı krizlerinde size yardımcı olabilecek sağlıklı, az kalorili tatlılar.İçtiğiniz pekçok şeyin yerini kesinlikle su almalı. Özellikle yaz aylarında terleme ile vücuttan keybedilen su oranını geri kazanmak için bol miktarda su tüketilmesi gerekir. Gün içerisinde dört 500 ml’lik pet şişe yeterli olacaktır.Şeker içermeyen diyet içecekler abartılmadığı takdirde kilo alımını doğrudan tetiklemez. Ama kalori miktarı az diye sürekli içmeniz de sizi şişirir ve gün içerisinde içebileceğiniz sağlıklı içeceklerden sizi mahrum bırakabilir.Kahvenin içerisinde sağlık için faydalı bir çok bileşim vardır ve sade hazırlanmış bir fincan kahve neredeyse hiç kalori içermez. Yeşil çaylar, meyve ve bitki çayları da şekersiz içildiği takdirde çok faydalı içeceklerin başında gelir.1 kase yoğurdun içine 3 kayısı + 1 avuç üzüm + 1 şeftali veya 1 armutu koyarak tüketebilirsiniz. Taze incirin içine taze ceviz koyarak ikram edeceğiniz bir meyve tabağının yanına keçi peyniri mükemmel bir ara öğün olabilir. 1 tatlı kaşığı neskafe + 1tatlı kaşığı kakao + 1 tatlı kaşığı toz tatlandırıcıyı çok az sıcak su içinde eritip karıştırın. 1 kase light yoğurt içine entegre ederek, buz dolabında soğutup nefis bir tatlı hazırlayabilirsiniz.haber kaynağı: 724saglik.org/fit yaşam
Reklam