onedio
Kilo Vermeye Kahvaltıdan Başlayın
Kilo vermek için sabah kahvaltısında ne yiyebiliriz? Bu soruyu sorarken kilo vermeyi hedeflemiş biri gibi düşünelim. Amacımız kilo vermekse sabah tüketmemiz gereken gıdalar yanında hareketli bir yaşam tarzına sahip olmamız gerektiği asla unutulmamalıdır. Bu küçük hatırlatmadan sonra şimdi sabah kahvaltıda tüketip kilo vermenize yardımcı olabilecek gıdalara geçebiliriz; Kio vermebilmek için ihtiyacınız olan bir kelime: Protein. Araştırmalarda yumurta ve pastırma gibi yüksek proteinli kahvaltının size kilo verdirebileceği sonucu ortaya çıktı. Bunun gibi gıdaları tüketmek yemekten sonra daha fazla tok hissetmenize yardımcı olacağı gibi gün boyu bu etkiyi göstermeye devam edecektir. American Journal'ın yaptığı yeni bir çalışmada, yüksek proteinli kahvaltı yapan insanların düşük proteinli bir yemek ile güne başlamış olanlara kıyasla akşam daha az yağlı ve daha az şekerli aperatifler tükettikleri ortaya çıktı. Bu da sağlıklı beslenme ve ihtiyacınız olandan daha fazla kalori yüklemesi yapmayacağınız anlamına geliyor.
Çocuk ve Oyuncak İlişkisinde Bilmeniz Gereken 22 Şey
Oyuncakların çocukların dünyasında önemli bir yeri var. Peki ebeveynler bu alana ne kadar giriyor? Ne kadar girmeli? Oyuncaklar nasıl olmalı? vs.Kaynaklar:http://www.kigem.com/cocuk-ve-oyuncak-secimi.htmlhttp://www.egitim.aku.edu.tr/oyun.pdfhttp://www.caglatugba.com/cocuk-ve-oyuncak/
Faydalı Mutfak Tüyoları
Hepimiz artık doğal veya organik ürünler tüketmenin faydalarının farkındayız, peki içerisinde koruyucu veya katkı maddeleri bulunmayan bu ürünleri aldığımızda hemen bozulmasını önlemek için neler yapılabilir biliyor musunuz?
TDK: Bundan Böyle Prezervatif Kaputtur!
Türk Dil Kurumu'nun (TDK) hazırladığı İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü yine tartışma yaratacak gibi. Sözlükte, 'deterjan-kirgiderir', 'otopsi-ölü açımı', 'mazoşist-özezer', 'katarakt-akbasma', 'prematüre-yarımca', 'grip-paçavra hastalığı' ve 'prezervatif-kaput' şeklinde isimlendirildi. Türk Dil Kurumu tarafından oluşturulan çalışma grubu, eczacılık terimlerine bulduğu karşılıklarla ilk Türkçe eczacılık sözlüğünü hazırladı. Yaklaşık 12 yılda hazırlanan 'İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü'nde, eczacılık terimlerine bulunan ilginç karşılıkların yanı sıra halk diline yerleşen ancak bilimsel anlatımda yeri olmayan sözcüklere de yer verildi. Sözlükte, 'deterjan-kirgiderir', 'otopsi-ölü açımı', 'mazoşist-özezer', 'katarakt-akbasma', 'prematüre-yarımca', 'grip-paçavra hastalığı' ve 'prezervatif-kaput' şeklinde isimlendirildi. TDK Başkanı Mustafa Kaçalin, 'İlaç ve Eczacılık Terimleri Sözlüğü'ne ilişkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eczacılık terimlerine dil birliğini ve terimlerin daha anlaşılır olmalarını sağlamak amacıyla yeni karşılıklar bulunduğunu belirtti. Çalışmanın, ilaç ve eczacılık terimlerine ilişkin kaynaklarda Türkçe karşılık bulunması konusunda görülen eksikliğin giderilmesine katkı sağlayacağına inandığını ifade eden Kaçalin, sözlüğün çalışma grubunda yer alan 11 öğretim üyesinin çabalarıyla hazırlandığını ve yaklaşık 12 yılda tamamlandığını söyledi. 12 BİN TERİM VAR Kaçalin, sözlükte 12 bin terimin tanımları ve yönlendirmelerinin mevcut olduğuna işaret etti. Çalışmada birçok yabancı terime Türk dilinin kurallarına uyan yeni karışılıklar türetilirken, terimlerin Türkçe karşılıklarının kullanılmasına öncelik tanındığını anlatan Kaçalin, ancak kavram karışıklığına engel olmak için dile yerleşmiş, kökeni yabancı olan terimlere de yer verildiğini belirtti. Kaçalin, sözlüğün hazırlanış tekniği, düzenlenişi ve bütün eczacılık bilim alanlarını içermesi nedeniyle alanında 'ilk ve tek çalışma' olduğunu kaydetti. SÖZLÜKTEKİ İLGİNÇ TANIMLAR İlaç ve eczacılıkla ilgili terimlere pek çok yeni Türkçe karşılığın bulunduğu çalışmada, günlük yaşamda sıkça kullanan kelimelere bulunan ilginç karşılıklar dikkat çekiyor. 'By-pass'ın 'köprüleme-aşırtma', 'check-up'ın 'tambakı', dedektörün 'ararbulur', dezenfeksiyonun 'bulaş savma' olarak isimlendirildiği sözlükte, 'efervesan-suda eriyen tablet' yerine 'fışırdayan', 'endoskop' yerine 'içgöreç' gibi karşılıklar kullanılıyor. Sözlükte, bazı tıp terimleri için belirlenen yeni karşılıkar ise şöyle: 'Biseksüel: Erdişi, Anksiyete: Kaygı, Aerosol: Püskürtü, Andropoz: Yaş Dönümü, Antidot: Ağugideren, Antienflamatuvar: Yangıgiderir, Atrofi: Körelme, Dejenerasyon: Yozlaşma, Depresyon: Çökkünlük, Deterjan: Kirgideren, Deodorant: Kokugideren, Diyaforetik: Terletici, Endoskop: İçgöreç, Fistül: Akarca, Filobotomi: Hacamat, Greft: Yama, Parfümeri: Itriyat, Migren: Yarım Baş Ağrısı, Nüks: Depreşme, Refleks: Tepke, Sendrom: Belirge, Halusinasyon: Varsanım, Uğunma: Katılma Nöbeti, Akut : İvegen, Kronik: Süregen, Benign: İyicil, Malign: Kötücül, Pürülan: İrinli, Radyoaktif: Işınetkin, Nazal: Burundan, Ürtiker: Dobaz, Makyöz: Düzgüncü-Yüzyapan, Grip: Paçavra Hastalığı, Ülser: Karha, Kürtaj : Kazıma, Dışkı: Kazurat, Epilasyon: Kılsızlaştırma, Traş Bıçağı: Kılkeser, Prospektüs: Tanıtmalık, Mazoşist: Özezer, Kabızlık: Peklik, Diş taşı: Kefeki, Prezervatif: Kaput, Korse: Sargaç, Diyare: Sürgün-Amel, Anestezi: Uyuşturum, Enjeksiyon: Şırıngalama, Radyasyon: Işıma, Prematüre: Yarımca, Agresif: Yayılgan, Astım: Yelpik, Epilepsi: Tutarık, Lokal Anestezi: Yerel Duyum Yitimi' AA
İnsan Vücudunu Şeffaflaştırmanın Yolu Bulundu
Bilim insanları doku ve organları şeffaf hale getirebilen bir yöntem keşfettiKemirgenler üzerinde araştırmalar yapan uzmanlar insan vücudunun tamamını şeffaf hale getirmenin yolunu buldular. Cell adlı bilim dergisinde yayınlanan araştırma bulgularına göre bu hiç bir dokuyu zedelemeden vücuttaki önemli organlar ve bağlantıları görmeyi sağlayan bir yöntem olarak kullanılabilir. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, bilim insanları bu sayede her bir organın bir diğeriyle ilişkisinin görsel olarak daha iyi anlaşılabileceğini ve 'yeni nesil' tedavi yöntemlerinin yolunun açılabileceğini belirtiyor. Bu yöntemin virüslerin ve kanserli hücrelerin dokulara ne kadar yayıldığını saptamakta da kullanılabileceği kaydediliyor. Bilim insanları neredeyse yüz yıldır, organların içini görebilmek için yöntemler geliştirmeye çalışıyor. Fakat kullanılan tekniklerin çoğu dokulara zarar verdiğinden bu konudaki tıbbi deneyler sürdürülemiyor. Hücrelerde bulunan yağlı lipid molekülleri hafif ışınları kırarak dokuların arkasının görünmesini engelleyebiliyor. Fakat onları çözelten süreçler de organları çevreleyen dokuları temel bir yapısal doku malzemesinden yoksun bırakarak incelenen dokunun şekilsiz bir kütleye dönüşmesine sebep olabiliyor. İşte son araştırmayı yapan California Institute of Technology (California Teknoloji Enstitüsü) uzmanları buldukları teknikle 'Biyoloğun rüyasını' gerçek kılmayı başardıklarını söylüyorlar. Daha önce yapılmış çalışmalardan da yararlanan ekip üç aşamalı bir teknik geliştirmiş: - Yumuşak plastiğe benzer bir ağla dokulara destek sağlanıyor - Ardından kana karıştırılan moleküler bir deterjan lipidleri eriterek organları şeffaf hale getiriyor - En önemli bağlantıları görebilmek için kullanılan sıvıya iz sürmeyi sağlayacak boyalar ya da işaretlenmiş moleküller karıştırılabilir. Bu yöntemi kemirgenler üzerinde deneyen araştırmacılar hayvanların böbrek, kalp, akciğer ve bağırsakları gibi tek tek organlarını üç günde, tüm vücutlarını ise iki hafta içinde temizlemeyi başarmışlar. Ayrıca kanser hastalarından alınan örnekler üzerinde aynı yöntemle yaptıkları denemeler hastalığın ne kadar yayıldığını görmelerini sağlamış. Fakat yöntem şu ana kadar yaşayan bir organizma üzerinde denenmemiş. Bütün deneyler sadece öldürülmüş fareler ve ameliyatlar sırasında insanlardan alınan parçalar üzerinde yapılmış. Bilim insanları bu yöntemin gelecekte uzun sinir dokularının beyinden vücudun diğer yerlerine tam olarak nasıl ulaştığından tutun da farklı virüslerin hangi dokuların neresinde saklandığını haritalamaya varana kadar bir çok farklı amaçla kullanılabileceğini söylüyor. Araştırma ekibi şimdi diğer bilim insanlarıyla işbirliği yaparak demanslı hastaların beyin dokularını incelemeye hazırlanıyor. Bu örnekleri, sağlıklı doku örnekleriyle karşılaştırarak, hücre yapıları ve sayılarındaki potansiyel farklılıkları daha önce mümkün olmadığı kadar detaylı bir şekilde görebileceklerini düşünüyorlar.T24
Ebola Kabusu Afrika'da Hızla Yayılıyor; 729 Kişi Öldü
Afrika'da özellikle Gine, Sierra Leone, Liberya ve Nijerya'yı sarsan ebola virüsünden ölenlerin sayısı her geçen gün artıyorDünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) son açıkladığı verilere göre, Gine, Sierra Leone, Liberya ve Nijerya'da bugüne kadar 729 kişi hayatını kaybetti. Bu sayının önümüzdeki günlerde artması bekleniyor. DHA'dan Gonca Yağcı 'nın haberine göre, Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri Dr. Margaret Chan , yayılmayı kontrol etme çabalarına karşın virüsün hızla yayıldığını vurgulayarak bu şekilde devam etmesi halinde sonuçların hem insan kaybı, hem ekonomik açıdan felaket olabileceği uyarısında bulundu. Gine'nin başkenti Conakry'de virüsten en çok etkilenen ülkelerin başkanları ile düzenlediği basın toplantısında konuşan Chan, virüsün uluslararası uçuşlar aracılığıyla yayılma endişelerinden çok dünyanın odaklanması gereken konunun ölümcül virüsün var olduğu Afrika ülkeleri olması gerektiğini söyledi. Uçuşlar erteleniyorDiğer yandan virüsün küresel olarak yayılması endişeleri, Nijerya'nı başkenti Lagos'tan gelen bir ABD vatandaşının hayatını kaybetmesi ile daha da arttı. Uluslararası Hava Ulaşım Birliği Afrika'ya herhangi bir seyahat kısıtlaması vermemesine karşın çok sayıda uçuş ertelendi. Emirates Havayolları Gine'nin başkenti Conakry'ye giden uçuşlarını 'yolcu güvenliği' gerekçesiyle durdurdu. Amerika'daki ilk ebola hastası ile Atlanta'nın Emroy Universitesi hastanesinde tedavi edildiği bildirildi. Afrikalı sporcular, ülkelerine dönmek istemiyorİskoçya'nın Glasgow kentinde düzenlenen İngiliz Milletler Topluluğu oyunlarına Sierra Leone'den katılan bisikletçi, 4 gün karantinada kaldıktan sonra ülkesine gitmesine izin verilmesine karşın evine dönmeye korktuğunu söyledi. Ayrıca Glasgow'da oyunlara katılan 30'ya yakın Afrikalı sporcunun virüs tehlikesi dolayısıyla buradaki kalış sürelerini uzatmak istediklerini belirttiler. Ebola virüsü nasıl bulaşıyor1976 yılında ortaya çıkan insanlarla maymunlarda görülen ebola virüsünün insanlarda nasıl salgın yaptığı bilinmiyor. Hastalık, virüsü taşıyan bir hayvanın ya da hastanın kanına ya da ter, çiş ya da sperm gibi diğer vücut sıvılarına dokununca bulaşıyor. Kurbanlarının yüzde 90'ını öldüren virüsün belirtileri ateş, bulantı, kusma, ishal, kas, baş ve boğaz ağrısı, halsizlik, kaşıntı ve böbrek ile karaciğer yetmezliği. Bazen 3 haftaya kadar anlaşılamayan virüs, organ yetmezliğine ve iç kanamalara yol açabiliyor.
Reklam
En İlginç 10 Fobi
Dünya üzerinde psikologlar tarafından tanımlanmış 400′e yakın fobi var. Hepimiz de bunlardan en az birisine sahibiz. Aşağıda kulağa ilginç gelen 10 fobiyi sizin için derledik.
Reklam
Bayanlara Özel Diyet Sırları
Diyet yapmak hepimiz için gerçekten zor, ama bazı önerilerle diyeti kolay hale getirmek mümkün. Kabul edelim hepimiz pazartesi diyete başlıyor ve genellikle ufak tefek kaçamaklarla diyetimizi bozuyoruz. Çünkü diyet yapmak, diyet yapmaya karar vermekten daha zor.Ufak tefek hileler ile diyetinizi daha kolay bir hale getirebilirsiniz.Yeme biçimi ya da sadece sofra düzeni değişimi gibi etkili önerilerimizle diyet yapmanız kolaylaşacak. Buz küpleri ile çorbaların ve sosların yağlarını alın.Yağlı bir çorbaya, yahniye ya da güvece atılan buz küpü tüm yağı kendine çekiyor. Topladığınız bu yağı, kaşık yardımı ile yemekten çıkarmanız yeterli. Hızlı hareket etmeniz gerektiğini de belirtelim. Çiğneyin, çiğneyin ve daha fazla çiğneyin!Bu uzun zaman önce kanıtlanmış eski bir kural. İnsanlar yemeklerini yavaşça, layıkıyla çiğnediklerinde ve yemeklerinin lezzetine odaklandıklarında daha fazla keyif alır ve daha az yemek yer. Yemeğinizi küçük ve kırmızı tabaklarda yiyin.Geçtiğimiz yıl İtalyan’da yapılan bir araştırmada, kırmızı tabakta sunulan yemeklerin daha az yendiği ortaya çıktı. Aynı yemek kırmızı yerine mavi ya da beyaz tabaklarla tekrar sunulduğunda ise yeme oranı fark edilir şekilde arttı. Kırmızının beyne tehlike sinyalleri göndermesinin, daha az yemeye neden olduğu düşünülüyor. Ayrıca araştırmalar gösteriyor ki yemekler küçük tabaklara konulduğunda da aynı etkiyi gösteriyor. Aç değilseniz, yemek yemeyin.Bunu herkes yaşıyor. Hiç aç olmadığınız halde yemeğin görüntüsüne, kokusuna dayanamadınız ve yemekten tatmak istediniz. Bu durumda tat alıcılarınız ile aranıza mesafe koymalısınız. Yemek yemeyi ihtiyaç olarak görmek ve yemek yemeyi keyif veren bir aktivite haline getirmek arasında ince bir çizgi var. İradenize hakim olun ve yemek yemeyi sadece vücudunuzun bir ihtiyacı olarak görün. Psikolojinizin yemek yemeye ihtiyacı yok. Beş günlük ağır diyetlere son verin.İngiliz araştırmacılarına göre; haftada 2 gün 650 kalori, 50 g karbonhidrat ve sınırsız protein tüketen, 5 gün ise 2000 kalorinin üzerine çıkmayan kadınlar, günlük olarak 1500 kalori alan kadınlardan daha fazla kilo veriyor;
Sivrisineklerden Kurtulmanın Doğal Yolları
Yaz geldiğinde huzurumuzun düşmanı olan sivrisinekler evlerimizin baş köşesinde yerlerini alırlar. Yazın bunaltıcı havası, sivrisineklerin sesi ve taşıdığı çeşitli hastalıklar birçoğumuzun kabusuna dönüşüyor.Uzmanlara göre, yaz mevsiminde sineklerin ve diğer böceklerin neden olduğu hastalıklar arasında sıtma, lyme ve kaşıntılı alerjiye daha çok rastlanır. Kaşıntılı alerji çocuklarda uzun süre tedavi gerektiren hastalık haline de gelebilir. Bu alerjik bölgelere mikrop düşmesi çeşitli deri enfeksiyonlarının oluşmasına neden oluyor. Sivrisinek sokması çocukların uyku kalitesinin de bozulmasına yol açıyor. Bu nedenle insanlar uzun süredir sinek ve böceklerden korunmak için doğal yollar aramışlardır. Çocukları sivrisineklerden korumanın en zararsız yolu çocuğun üzerine koruyucu cibinlik kurmaktır. Bu tarz araçlar çocuklar uyurken vücuduna dolanmayacak kadar büyük ve yüksek olmalıdır. Önceleri sineklerden korunmak için sarımsak kullanıyorlardı. Şimdi ise zeytinyağı ile hazırlanmış sabunla yıkanmanın faydalı olduğunu bildiriyorlar. Mağazalarda ve eczanelerde cildin üzerine sürülen çeşitli doğal yağlar ve kremler satılıyor. Kimyasal maddelerden DEET ve permetrin, doğal yağlardan ise Hint yasemini ve Limon otu yağı önerilir. Uzmanlara göre, herhangi bir yağı veya kremi kullanmadan önce kullanım kuralları ile yakından tanışmak gerekir. Tüm bunların yanı sıra, yakılan ilaçlar, spreyler, elektrikli spreyler de kullanılır. Bu spreyleri çocukların ulaşamayacağı bir yerde tutmak uygun olacaktır. Çocuklara bu ürünler çok az bir miktarda uygulanmalıdır.
Tuz ile Güzelleşme Zamanı
Dünyada bulunan en eski minerallerden biri olan tuzun şifaları ile tanışmaya hazır mısınız? Stresten ve sivilcelerden arınmanızı sağlayan ve tuzdan gelen şifalı güzellik sırlarını mutlaka deneyin. Tuz İle Stressiz, Sağlıklı Ayaklar Tüm gün sizi üzerinde taşıyan ayaklarınız için günde 15- 20 dakikanızı ayırarak hem tüm bedeninizi dinlendirin hem de bahar aylarında ayaklarınızı yazın giyeceğiniz açık ayakkabılarınıza hazırlayın; - 1 litre ılık suyun içerisine 20-30 gr. tuz koyun ve ayaklarınızı 10–15 dakika bekletin. - Ayaklarınızdaki ölü hücreleri temizlemek amacıyla ovun ve peeling uygulayın. - Ayaklarınızı kurulayın. - Ayak bakım losyonu kullanarak masaj yapın. Plastik poşetlere ayaklarınızı sarın ve 15 dakika boyunca bekletin. Her Baharda Kendini Yenileyen Doğadan İlham Alanlara: Tuz Banyosu Banyo yaparken, dolu bir küvetin içinde vücut ısısındaki tuzlu suda oturmak bedeninize güven verir. Özellikle kuru ciltler daha parlak olur, tıpkı bir bebek teni pürüzsüzlüğüne kavuşur. Şimdi sıra formülde: 500-1000 gr. iri tuzu bir küvet dolusu çok sıcak olmayan suya atın. Ortalama 37 derece ısıya getireceğiniz su dolu küvette su soğuyana kadar zaman geçirin. Tuz Maskesi İle Aknelere Veda Tuz deriye uygulandığında hipertonik (aşırı yoğun) bir ortam yaratır. Bu ortam difüzyon ile ciltteki sıvının dışarı çekilmesine ve gözeneklerin kurumasına sebep olur. (Ozmoz etkisi). Gözeneklerde kalan bakteriler su ve besleyici yağla dolu ortamlarını kaybettikleri için hayatlarını fazla sürdüremezler. Bu antibakteriyel etki sebebi ile tuz sadece sivilcelerde değil, yaralarda da kullanılan, başarılı bir dezenfektandır. Aynı zamanda tuzlu su, gerginleştirici etkisi ile ölü deri hücrelerinin, yağ ve bakterilerin daha hızlı atılmasını sağlar, gözenekleri temizler. Neden Tuz Maskesi? Haftada bir veya en fazla iki kez uygulayacağınız bu maske ile tertemiz bir cilde sahip olabilirsiniz. Uygulanması kolaydır, maliyeti düşüktür. Özellikle kistleşmiş ve iltihaplı nodül halindeki sivilceleri kurutmada etkilidir. Cilde gerginlik kazandırır. Diğer maskelere göre etkisi daha hızlı görülür. Bazen bir hafta geçmeden gözle görülür düzelme sağlayabilir. Kuru ciltler için önerilmemektedir. Tuz Maskesi Tarifi Bir su bardağı ılık suya 3 yemek kaşığı tuz ekleyerek iyice karıştırın. Hazırladığınız tuzlu suyu doğrudan elinizle ya da bir havlu veya bez yardımı ile yüzünüze sürün. Tüm cildinize yayılmasını sağlayın. Yüzünüze sürerken yumuşak ve nazik olun, dairesel hareketlerle yavaş uygulayın. Bu şekilde cildinizi tahriş etmesini engellemiş olursunuz. Özellikle iltihaplı sivilcelerin olduğu bölgelere daha yoğun bir tuz katmanı oluşturmak bakterileri azaltarak sivilceyi söndürmeye yardımcı olacaktır. 10-15 dakika sonra yüzünüzü bol su ile yıkayın. Bu süreyi aşmamaya dikkat edin. Tuzu özellikle gözlerinizden, ağız ve burnun iç kısmından, dudaklarınızdan uzak tutun. Tuz maskesi hassas ciltlerde yanma yapabilir. Yanma rahatsız edici olursa maskeyi hemen temizleyin. Cildinizde yaralar ve tahriş olmuş bölgeler varsa bu maskeyi kullanmaktan kaçının. Kusursuz Bir Vücut İçin Evde Sauna Sırt ve dekolte bölgeleri için 1 lt. suda çözeceğiniz 20 gr. tuzun içine pamuklu bir beyaz gömleği bastırıp sıkın. Nemli bir şekilde giyinerek kurumasını bekleyin. Kuruduktan sonra duru suyla bir duş yapın. Sauna etkisi yaratan bu uygulama ile böcek ya da sinek ısırıkları gibi yazlık sıkıntıların da üstesinden gelebileceğinizi eklemekte fayda var. Peeling Etkisi Yağ ve iri taneli tuz ile peeling yaparak daha sihirli bir bakım elde edersiniz. Ölü hücrelerin kovulduğu, daha pürüzsüz bir cilt ve daha pembe bir ton için öncelikle çok sıcak olmayan bir duş yapın. Böylece gözeneklerin açılmasını sağlayın. Yağ ve tuz karışımını bir havluya ya da küvete dökerek uygulayın. Ayağınızdan boynunuza kadar eşit biçimde yayılmasını sağlayın. Yarım saat kadar bekledikten sonra ılık suyla vücudunuzu temizleyin. 50 gr. iri taneli tuz ve 45 gr. fındık yağını karıştırarak elde edeceğiniz bu sihirli karışım, doğal güzelliğin de anahtarı olacak. Kaynak:MutluMikrop
Reklam
Uyku Apne Sendromu Nedir?
Horlamaya eşlik eden nefes durmaları varsa Obstructive Sleep Apnea (OSA)[Obstrüktif Uyku Apne (OUA)] denilen rahatsızlık olabilir. Üst solunum yolu çöker uyurken geçici olarak nefes durur, nefes durduğunda apne olarak değerlendirilmesi için en az on saniye sürmesi gerekir bu olaylar bir gecede birkaç yüz kere yaşanabilir. Bu olay kan basıncında yükseltme ve uyku kalitenizi azaltma yaparak hayat kalitenizi etkiler. Gece içinde tekrarlanan apneler oksijen seviyesini azaltır bu azalma beyinde alarm durumu yaratır ve beyin vücudu uyarır bu zaman zaman hissetiğiniz ama çoğunlukla hissetmediğiniz uyanıklara sebep olur. Gece uyanmalarınızı hatırlamadığınız için sabah kendinizi yorgun hissedersiniz. Çoğu zaman bu uyanmalar tuvalete gitme ihtiyacı, yemek yeme ihtiyacı ve/veya sigara içme ihtiyacı gibi hisler uyandırır, vücudumuzun yapısı gereği uyurken bu ihtiyaçlar doğmaz size yıllardır aynı şeyleri yapmanız normal gibi gelebilir ama bu normal bir olay değildir örneğin tuvalete kalkmanız mesane genişleyebilen bir organdır ve sabaha kadar tuvalete kalma ihtiyaçı duymazsınız tabi prostat ve başka nedenlerden dolayı artı bir rahatsızlığınız yoksa. OUAS’lu sahipseniz, Tip 2 diyabet hastalığına sahip olma şansınız artmıştır. Gün geçtikçe hastalıklarla ilişkili komplikasyonlar araştırmalarda ortaya çıkmakta bu riskleri azaltmak için OUAS tedavi edilmelidir. Her üç kişiden birinde Obstrüktif Uyku Apne Sendromuna (OUAS) bağlı yüksek tansiyon vardır. Halkın %80 OUAS’a bağlı ilaca dirençli yüksek tansiyona sahiptir. Konjestif Kalp Yetmezliği(KKY) olan hastaların %50′si OUAS’lu. Yaşlandıkça Konjestif Kalp Yetmezliği riski daha sıktır. 40-59 yaş  % 2 60-69 yaş  % 5 70 ve  üzerine % 10  OUAS’lu kişi trafik kazası yapma riski 7 kat daha fazladır.
Final Yapmış En İyi 20 Yabancı Dizi
etiket
Ekonomik bunalımın bütün dünyayı huzursuz ettiği 1930'lu yıllarda bu olağandışı topluluğun ve ucubelerinin dengeler üzerindeki oyununu konu ediyor. Seyir halinde olan karnavalın son üyesi Ben Hawkins, California'da yaşayan Rahip Justin Crowe'la aynı gizemli ve şifreli rüyaları paylaşıyor. Sihrin bu son çağında, kaderleri birleşen bu iki insan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak iyilik ve kötülük arasındaki büyük çarpışmaya doğru sürüklenirler...
Negatif Düşüncelerden Kurtulmanın 5 Yolu
Sizi bir şeyler rahatsız ediyorsa, düşüncelerinizi o konudan uzak tutmak çok zor gelebilir. Hatta araştırmalara göre bir şeyi düşünmemeniz istendiğinde o şeyi akıllardan çıkarmak daha da zorlaşıyor. Ancak aklınızdaki negatif düşünceleri tekrar tekrar susturmak hem zor hem de ters etki yaratabilir. Hatta bazı durumlarda kronik depresyona kadar uzanabilir. Bilim insanları buna “zihinsel geviş getirme” ismini vermişler. Psikolog Guy Winch buna hendekteki iğne benzetmesi yapıyor. Hendek derinleştikçe iğnenin dışarıya çıkması zorlaşıyor. Zihinsel geviş getirmenin bir etkisi de konuyu aklınızda iyice büyüterek sizi orijinal halinden çok daha fazla kızgın ve üzgün bir ruh haline getirmesi. İşte aşağıda geviş getirmemizi engelleyecek beş metot var, biraz irade ve aklınızı başka şeylerle meşgul ederek pozitif şeylere yeniden odaklayabilirsiniz: Zihninizde alışverişe çıkın Kendinizi bildiğiniz bir markette düşünün ve gözünüzün önüne bir raf sırasını getirin. Konsantre olup oradaki bütün ürünleri sırasıyla hatırlamaya çalışın. Eğer alışveriş sevmiyorsanız, herhangi bir listeyi hatırlamaya çalışabilirsiniz. Belki kütüphanenizdeki kitapların sırası, ya da MP3 çalarınızdaki şarkı listelerinin sırası.. Sadece 30-60sn yeterli olacaktır. Her defasında negatif düşünce geri geldiğinde bunu tekrarlayın. Önemli olan disiplinli davranmak ve negatif düşünceye takılmadan derhal bir listedekileri saymak. Bunu bir saatte 20 defa bile tekrarlayabilirsiniz. Guy Winch diyor ki: “Bu size geçici bir çözüm olarak gelse de, bu şablonları yeterince güçlendirirseniz hem ruh halinizi düzeltebilir, hem de karar verme yeteneğinizi sağlamlaştırırsınız. Beyninizi bu tarz düşünceler geldiğinde bir başka yöne gitmesi için eğitebilirsiniz.” Olumlu insanlarla bir arada olun Eğer dertli duygu ve düşüncelerden kendinizi uzak tutamıyorsanız bu içinde bulunduğunuz sosyal ortamdan dolayı olabilir. 2013 de araştırmacılar aynı yurtta kalan öğrenciler üzerinde yaptıkları araştırmalarda öğrencilerin birbirinden zihinsel geviş getirme alışkanlıklarını ve negatif düşünme şablonlarını kopyaladıkların gösterdi. Negatif düşünceler genelde endişe ve yüksek sesle düşünmeyi içerdiği için diğer kişiler tarafından çok kolay yansıtılıp kopya edilen bir davranış şekli. Yapabildiğiniz kadar negatif insanların etrafında olmaktan kaçının. Bunu yapamıyorsanız size bir salgın gibi geçebilecek karamsarlık ve endişe içeren şablonlara karşı uyanık olun. Endişelerinizi çöpe atın Size delilik gibi gelebilir ama ruhunuzu didikleyen bu düşünceleri yazıp çöpe atmak ya da yakmak son derece etkili bir yöntem. 2012 de Ohio Üniversitesi araştırmacıları vücutları ile ilgili negatif düşüncelerini yazdırıp attırdıkları kişilerin birkaç dakika sonra yapılan testlerde bile kendine güvenlerinin yükseldiğini ve yazdıkları kağıtları atmayan kişilerin ise aynı karamsar ruh halinde kaldıklarını kanıtlamışlar. Profesör Richard Perry diyor ki “Düşüncelerinizi nasıl etiketlerseniz – yani çöp ya da bir kenarda durması gereken – bu o düşünceleri nasıl kullandığınız konusunda büyük bir fark yaratıyor.” Elinizin altında kağıt yoksa aynı şeyi bilgisayarınızda yapabilirsiniz. Sıcak bir fincan çay ya da kahve için Negatif düşüncelerin pek çok sebebi olabilir. Ancak siz yalnız hissetmeye odaklanmışsanız, kendinizi fiziksel olarak ısıtarak rahatlayabilirsiniz. 2012 de Yale Üniversitesi araştırmacıları ellerinde ısıtıcı paket tutan kişilerin geçmişte kalmış yalnız anılarla ilgili daha az negatif duygu taşıdıklarını buldu. Bu arada yalnız insanların diğerlerinden daha uzun ve sıcak duş aldıklarını da buldular. Yalnızlıkla ilgili olumsuz düşünceler taşıdığınızda vücudunuzu lezzetli bir çay ya da kahveyle ısıtın. Ama lütfen bunun gerçek insan teması yerine geçemeyeceğini de hatırlayın. Durumunuzu yeniden değerlendirin “Eğer zihinsel geviş getirme arzu ve alışkanlığınız çok güçlüyse, aklınızı dağıtmak çok kolay olmayacaktır” diyor Winch. Onun için aklınızı başka bir şeye vermeyi denemeden önce durumu yeniden yapılandırıp, çerçevelemeniz ve yeniden değerlendirmeniz gerekebilir. Örneğin, bir yerde saatlerce bir beklemek zorundaysanız; neleri kaçırdığınızı veya beklemek yerine neler yapabileceğinizi düşünmek yerine sizi seven kişileri arayıp konuşun ya da oturduğunuz yerde halledebileceğiniz bir iş üzerinde uğraşın. Bu sıkıcı durumu bir fırsat olarak gördüğünüzde geviş getirmeyi bırakıp başka düşüncelere doğru yol almak çok daha kolay olacaktır.
Reklam
Reklam
Yanlış Ayakkabı Seçiminin Yol Açtığı Hastalıklar
Ayakkabı seçerken genellikle ayağın anatomisine uygun olanları değil, daha güzel görünen yüksek topuklu, sivri burunlu ve sert olanları tercih ediyoruz. Ancak şık görünmek isterken, ayak sağlığınızdan olabilirsiniz. Çünkü bu tür ayakkabılar ayak bileği burkulmasından ayakta kronik ağrıya neden olan topuk dikenine, kemiklerde şekil bozukluklarından, sinir sıkışmaları ve eklemlerde kireçlenmeye kadar birçok önemli sorunlara yol açabiliyor! Yaz mevsiminde birbirinden çekici ayakkabılar vitrinlerde sergilenmeye devam ediyor. Ancak kadınlarda şık görünmek ilk planda olduğu için ayakkabılarda rahatlık genellikle geri plana atılıyor. Oysa iskelet sistemi ve kaslarımızdan oluşan vücudumuzun tüm yükünü, ayaklarımız çekiyor. Bu yükün yüzde 50'si de başparmaklar üzerine yük oluşturuyor. Özellikle yüksek topuklu ve sivri burunlu gibi ayakkabılar tercih edildiğinde ayaklara daha da artan bir yük biniyor ve ayak sağlığını ciddi boyutlarda tehdit ediyor! Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, yüksek topuklu ve sivri burunlu ayakkabıların neden olduğu 5 hastalığı ve bu sorunlarla karşılaşmamak için ayakkabı seçerken dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. HATALI AYAKKABI SEÇİMİNİN YOL AÇTIĞI 5 HASTALIK 1.Başparmakta şekil bozukluğu (Hallus Valgus) Halluks valgus ayaktaki birinci parmağının ikinci parmağa doğru yer değiştirmesi nedeniyle birinci parmakla birinci tarak kemiği arasındaki kemikteki çıkıntıya bağlı oluşan şekil bozukluğudur. Bu hastalığın oluşumundaki en önemli neden ise ayak başparmağını sıkan özelliğe sahip sivri ve dar burunlu ayakkabıların uzun süre giyilmesi. Hallus Valgus estetik sorun oluşturmasının yanı sıra ayağın ön tarafında şiddetli ağrılara da neden oluyor. 2.Ayak parmakları arasındaki sinirde sıkışma (Morton nöroması) Morton nöroması ayakta sıklıkla 3.ve 4. tarak kemikleri arasındaki sinirin sıkışmasına bağlı olarak kalınlaşmasıdır. Tarak kemiklerini sıkıştıran dar ayakkabılar giyilmesi ve bu bölgede tekrarlayan travmalar, bu tabloya neden olabiliyor. Hastalar genellikle ayağın ön tarafında oluşan ağrı, yanma ve uyuşmadan şikayetçi oluyor. 3.Başparmakta kireçlenme (Halluks rigidus) Başparmakta parmak ile tarak kemiği arasındaki eklemde oluşan kireçlenmedir. Bu eklemde tekrarlayan zorlanma ve aşırı yüklenmeye yol açan ayakkabılar, sık çömelmek veya parmak ucunda durmak, bu tablonun oluşumunu kolaylaştırabiliyor. Başparmakta ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açıyor. 4.Çekiç parmak Ayak parmağının ilk ekleminden aşağı doğru bükülmesidir. Genellikle 2.,3.,4. ve 5. parmaklarda görülüyor. Genetik faktörler, travma ve parmakların sıkışmasına yol açan önü dar ayakkabıların kullanılması çekiç parmak oluşmasına neden olabiliyor. Şekil bozukluğu önceleri esnek oluyor, hastalık ilerledikçe eklemde kireçlenmeyle birlikte sertleşiyor. Ağrı, parmak üst tarafında nasır ve hareket kısıtlılığı gibi yakınmalara sebep oluyor. 5.Topuk dikeni Ayağın ön tarafından topuğa kadar uzanan ve plantar fasya olarak adlandırılan bant şeklinde bir fibroz yapı mevcut. Bu yapı vücudun tüm yükünü dengeliyor. Ancak yanlış ayakkabı seçildiğinde, uzun süreli yürüyüşlerle bu fasyada küçük enflamasyon oluşabiliyor. Bu duruma plantar fasiitis ismi veriliyor. Bu hastalığın en tipik belirtisi ise sabahları yürümeye başlandığında gelişen ağrı. Yürümeye devam edildikçe ağrı azalıyor ancak uzun süre ayakta kalındığında akşam saatlerinde tekrar şiddetleniyor. Topuk dikeni ise plantar fasyanın topuğu yapıştığı bölgede diken şeklinde kemik çıkıntının oluşmasıdır. Bu diken topuk ağrısına yol açıyor. Ayaklarındaki sorun nedeniyle polikliniğe başvuran her 10 kadından 1’inde topuk dikeni tespit ediliyor. İDEAL BİR AYAKKABI NASIL OLMALI? Acıbadem International Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Uğur Özbaydar, ideal bir ayakkabının nasıl olması gerektiğini şöyle sıralıyor: •Topuğu 2-3 santim yüksekliğinde olmalı: Yüksek topuklar ayağın ön bölümüne binen yükü artırıyor. 2-3 cm topuk yüksekliği 3 katına çıkarıldığında (8-9 cm) ayağın ön tarafına binen yük 7 kat artıyor. Ayağın ön tarafındaki yükün artması buradaki kemiklerde ve onları çevreleyen sinirlerde enflamasyon ve ağrıya yol açabiliyor. Ayrıca kronik yük stres kırıkları ile sonuçlanabiliyor. •Topuk kalın olmalı: İnce topuk vücudun bütün yükünü bir noktaya topluyor ve ayak bileği burkulmalarına yol açabiliyor. Kalın topuklar ise vücut ağırlığını daha dengeli dağıtıyor. •Ayağın şekline uygun olmalı ve tam oturmalı: Daha küçük ayakkabı giymek ayaklarda su toplanması, nasırlar, kemiklerde şekil bozuklukları ve eklemlerde artritle sonuçlanabiliyor. Yeni ayakkabı alırken ayakların uzunluğu, genişliği ayakta ve mümkünse gün sonunda ölçülmeli. •Ön tarafı geniş ve ayağın şeklini alabilecek yumuşaklıktaki bir malzemeden yapılmış olmalı: Ucu sivri ayakkabılar ayağın ön tarafını sıkıştırıyor. Zamanla ayakta halluks valgus veya çekiç parmak gibi şekil bozuklukları, sinir sıkışması gelişebiliyor. •Tabanı çok sert olmamalı: Sert taban ayağın hareketini sınırlayarak normal yürüme şeklini bozuyor. •Doğru noktalarda esneyen, dış tabanı ve ayağı destekleyen iç tabanı olmalı: Düz tabanlı ayakkabılar ayağın iç arkını desteklemiyor. Ayak tabanındaki bant şeklinde yumuşak dokunun (plantar fasya) aşırı gerilmesi, yırtılması ve enflamasyonu sonrası topuk dikeni oluşumuna zemin hazırlayabiliyor. •Deriden yapılmış olmalı: Nefes alıp terletmediği ve ayağın şekline daha kolay uyum sağladığı için deri ayakkabıları tercih edin. Çünkü sert materyaller kemiklerde şekil bozuklukları oluşmasına zemin hazırlıyor. Ayrıca su toplanması ve ağrıya neden olabiliyor.modahaber
Murat Göğebakan Hayatını Kaybetti
Sanatçı Murat Göğebakan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Uzun süredir kanser tedavisi gören sanatçı Murat Göğebakan tedavi gördüğü yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetti. Başbakan evinde ziyaret etmişti Başbakan Erdoğan kendisi için 'Uzun Adam' şarkısını yazan sanatçı Göğebakan'ı evinde ziyaret etmiş, katıldığı mitinglerde Murat Göğebakan için dua istemişti. Murat Göğebakan kimdir? Murat Göğebakan 9 Ekim 1968 tarihinde Adana'da dünyaya geldi. Anne ve babası Almanya'da çalıştığından dolayı Almanya-Türkiye arasında bir çocuukluk geçirmek zorunda kalan Murat Göğebakan ilk, orta ve lise öğrenimini Adana'da tamamladı. Daha sonra 1986 yılında Hacettepe Ankara Devlet konservaturarı'na giren Murat Göğebakan eğitimini tamamlamasının ardından Çukurova Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. Murat Göğebakan bu yıllarda dergah eğitimi aldı, gitar dersleri verdi ve bar çalışmaları yaptı. 1995 yılına kadar Adana'da yaşayan Murat Göğebakan ilk evliliğini genç yaşlarda yaptı ve bu evlilikten Bülent isminde bir çocuğu oldu. CNN Türk
Reklam