Bir önceki içeriğimiz olan 'Bir Daha Uykuya Asla Direnmem' Dedirtecek 12 Bilimsel Neden' in devamı niteliğinde bir içerik olacak. Stresin en büyük düşmanlarımızdan birisi olduğunu, uyku bozukluğunun aslında birçok zihinsel hastalığın da habercisi olduğunu öğrendiğinizde, uyku ile aranız düzelecektir diye düşünüyorum...
ABD'deki Rush Üniversitesi'nden Profesör Rajan Kumar ve ekibinin, bunama belirtisi göstermeyen 2 bin 125 kişinin katılımıyla yaptığı, 18 yıl süren araştırma, bugüne kadar sanılanın aksine Alzheimer'ın, ilk belirtilerinin ortaya çıkmasından yalnızca 2 değil, 18 yıl önce teşhis edilebileceğini ortaya koydu.
HIV virüsüne sahip birine karşı nasıl yaklaşıyorsunuz? HIV virüsü dendiğinde aklınıza neler geliyor? Peki, bu virüse sahip birine dokunabilir misiniz? HIV virüsü bulunan herkesin AIDS olduğunu düşünüyoruz ve izlediğimiz tonlarca yanlış film senaryosu sebebiyle de hastalığın nasıl bulaştığını doğru bir şekilde öğrenemiyoruz. Aslında her HIV+, bir AIDS hastası değil ve kişi AIDS olsa bile bu virüs dokunmak ya da sarılmak gibi etkileşimlerle bulaşan bir virüs değil...HIV virüsü taşıyıcısı Janne ve Yle Kioski, Helsinki'deki Onur Haftası (Gay Pride) sırasında bir video hazırlayarak farkındalık amaçlı bir proje hazırladılar.
Derdimiz büyük. Kimseye anlatamıyoruz. Anlatsak da dinlemiyorlar zaten. Kendi konuşma sıralarının gelmesini bekliyorlar sadece...Biz de bulutlara anlatmayı deniyoruz. Denizlere döküyoruz derdimizi. Oradan okyanuslara karışıyor, sığmıyor taşıyor. Evrende kocaman bir kanser hücresine dönüşüyor tüm dertler birikip. Kan kusturuyor Samanyolu'na, yine de iflah olmuyor.Biz de bu içerikte 'Okyanusları Taşıracak Dertleri Olsa da Kimseye Anlatamayan İnsanların Bildiği 18 Durumu ' anlatmaya çalıştık.Buyurunuz.
İngiltere'de üç ortaokul öğrencisinin, cinsel yolla bulaşan hastalık tespit edince renk değiştiren prezervatif projesi prezervatif şirketlerinin dikkatini çekti.14 yaşındaki Danyal Ali ve Şirak Şah ile 13 yaşındaki Muaz Navaz'ın 'S.T.Eye' adını verdikleri bu projeyle hafta başında okullarında ödül kazandı.Hâlâ konsept aşamasında olan fikir prezervatifin, cinsel yolla bulaşan hastalıklarda görülen antijen ya da bakterilerdeki proteinlerle reaksiyona girecek antikorlarla kaplanmasını temel alıyor.Danyal Ali, 'Cinsel yolla hastalık taşıyan kişinin vücut sıvısı lateksle temas edince, birbirine tutunan antijen ve antikorlar vasıtasıyla reaksiyon başlatacak. Bu da renk değişimiyle sonuçlanan bir antikor reaksiyonu oluşturacak' dedi.
Üzerine en çok tartışılan, çok fazla yanılgı bulunan konulardan birisi de nasıl su içmemiz gerektiğidir. Ayakta mı, yoksa oturarak mı su içilmeli? Gelin bu konuya hep beraber bakalım ve akıllardaki soruları cevaplayalım.
Caddebostan sahili, aslında Fenerbahçe'den Kartal'a uzanan bir rotaya sahip. Ama pedal kuvvetinize güvenmiyorsanız Kartal'a kadar dayanamama olasılığınızı düşünüp Caddebostan parkurunda dolanabilirsiniz. Sadece bisikletçilerin değil, koşu yapanların, kaykaycıların ve piknikçi gençlerin de gözdesi olan Caddebostan, cıvıl cıvıl görüntüsüyle size neşe verecek.
Hastalıkların tedavisinde çığır açan gelişme: Yapay organ işlevi gören çip! Bu çipler sayesinde hem daha önce çaresi olmayan bir çok hastalığa çare bulunacak, hem de kozmetik ve tıp alanlarında yapılan deneylerde artık hayvanlar kullanılmayacak.Harvard Üniversitesi Wyss Enstitüsü'nde geliştirilen çiplerin içine yerleştirilen canlı insan dokuları, ait oldukları organın işlevlerini görüyor. Örneğin çipin içine yerleştirilen bir akciğer dokusu, aynı nefes alıp veren bir insanın ciğeri gibi genleşip, daralıyor.Biliyorum imkansız gibi geliyor öyle değil mi? O zaman gelin, bu konuyu bir de ünlü araştırmacı-biyolog Geraldine Hamilton'dan dinleyelim...
Ölüm korkusu insanların büyük bölümünün ortak sorunu. Ancak bu korkunun beyinde yarattığı etki yakın zamana kadar bilinmiyordu. Bilimadamları korkunun beyinde yarattığı değişimi gözlemlemek için bir araya gelip ilgin araştırmaya imza attı.
Ağrısız, acısız ve hatta o çok korkulan hormonları da etkilemeyecek yeni bir gelişmeyi sizinle paylaşmaktan mutluluk duyarız: Erkekler için doğum kontrol jeli!
Konya'da 'ünlüler de kullanıyor' düşüncesiyle zayıflamak için internet üzerinden satın aldığı çay nedeniyle karaciğer komasına giren Çalışkan, organ nakliyle yaşama döndü.Hemşirelik bölümü üçüncü sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Seda Nur Çalışkan, 94 kiloya çıkınca zayıflamakiçin internetten sipariş ettiği çayı 15 gün kullandıktan sonra rahatsızlandı.Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesine güçlükle yetiştirilen Çalışkan, bir süre sonra karaciğer komasına girdi. Genç kız, hayat ile ölüm arasında gidip gelirken İstanbul'da bulunan karaciğer, Sağlık Bakanlığının tahsis ettiği ambulans uçakla Konya'ya ulaştırıldı.Başarılı operasyonla yaşama tutunan Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kilo problemini gidermek için çeşitli bitkisel ürünler kullandığını anlattı. İnternetten yaptığı araştırmada birçok ünlünün de kullandığını düşündüğü çayı sipariş ettiğini aktaran Çalışkan, 'Çayın tadı çok kötüydü, 15 paket kullandıktan sonra bıraktım. Kısa süre sonra da mide bulantısı, kaşıntı, sarılık şikayetlerim oldu' dedi.Çalışkan, birkaç hastaneye gittiğini ancak kan değerlerinin bir türlü düşmediğini söyleyerek, şunları belirtti:'Kanımı değiştiriyorlardı. Kısa süre sonra komaya girdim. Komadayken daha fazla dayanamayacağım, oksijenimin bile yetmediği, ölebileceğim aileme söylenmiş. Çok şükür Allah şifamı verdi ve kadavradan organ bulundu. Kullandığım çay kilo verdirmedi, aksine sağlığımdan etti. Zaten çayı da ünlülerin gerçekten kullanmadıklarını, para karşılığında sadece reklamını yaptıklarını öğrenince bırakmıştım. 42 paket vardı. Sadece 15 tanesini kullanmama rağmen karaciğer nakli oldum. Herkese sesleniyorum. En iyi şey diyetisyenle sağlıklı kilo vermek. Ünlüler para kazandı, ben karaciğerimi kaybettim. Savcılığa suç duyurusunda bulundum.' Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ahmet Tekin, kilo vermek için kullandığı çay nedeniyle karaciğeri iflas eden hastaya başarılı şekilde organ nakli gerçekleştiğini söyledi.
İnternet artık hayatımızın her alanına girdi. Öyle ki doktora gitmeye bile gerek olmadan, Google’a semptomlarımızı yazarak kendi kendimize teşhis bile koyabiliyoruz. Peki bu ne kadar doğru? İşte kendinize kanser teşhisi koymadan önce dikkat etmeniz gerekenler.
Çocuklarına çeşitli nedenlerle aşı yaptırmak istemeyen aileler ve bu konuda açılan davalar artınca, Yargıtay noktayı koydu: Devlet, geçerli bir neden gösterilmedikçe, anne-baba rızası aramaksızın çocuğa zorunlu aşı yaptırabilir.Geçen yıl Uşak'ta bir çift, 2013 doğumlu bir yaşındaki bebeklerine zorunlu aşı yaptırmadı. Bunun üzerine Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, 'sağlık tedbiri' talebiyle 2. Aile Mahkemesi'ne başvurdu. Mahkeme, 13 Haziran 2014'te davayı reddetti. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü de kararı temyiz etti.Yargıtay, mahkemenin çocuğa zorunlu aşı yaptırılması için sağlık tedbiri koyulması talebini reddeden kararını oybirliği ile bozdu. Daha önce zorunlu aşılar içinde anne-baba izni arayan Yargıtay, kararında Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Türk Medeni Kanunu'na atıfta bulundu.
Ramazan geldi ve uzun oruç saatlerinde herkes susuzluğunu gidermenin yollarını arıyor.Ben de bu yollar arasında en akla yatkın ve zararsız olanları sizin için derledim.
Çoğumuz işyerinde veya dışarıdaki seslerden uzak olmak için ya da yolculuk sırasında kulaklıkla birşeyler dinleriz. Bunlar kulağımıza ne kadar zarar veriyor?Değişiklikler yavaş başlar. En sevdiğiniz şarkıdaki gitar sesi daha kısık gelir kulağınıza; sesi biraz daha açarsınız. Televizyondaki konuşmalar silikleşir. Kalabalıkta arkadaşlarınızın konuşmasını zor anlar hale gelirsiniz.İşitme kaybı birden bire olmuyor, zamanla fark ediliyor. Uzmanlar kulaklıkla dinlemenin işitme kaybını erken tetiklediğine işaret ediyor.Artık yaşamımızın her alanında gürültüye daha fazla maruz kalıyoruz. Uzmanlar, uzun süre gürültülü ortamda olmanın yaştan bağımsız olarak işitme kaybına neden olması tehlikesine dikkat çekiyor.Bazen de insanların işleri ya da hobileri gereği gürültüye erken yaşta maruz kalması, o yaşlarda hissedilmese de sonraki yıllarda kartopu etkisi yaratarak işitme kaybını hızlandırabiliyor.
Dizinin yayınlanmış 2 sezonu ve yayınlanmakta olan 3. sezonu boyunca gösterilen cinayetlerden bazıları muhteşem bir zekanın ve harika bir yaratıcılığın göstergesi aslında. Bu cinayetleri tasarlayan senaristi ayakta alkışlamak gerek diye düşünüyorum.
Kuzey Kore MERS, Ebola ve AIDS de dahil olmak üzere birçok ölümcül hastalığı tedavi eden ve önleyen bir ilaç geliştirdiğini iddia etti.Kuzey Kore resmi haber ajansı, dünya çapında can alan MERS, Ebola ve AIDS dahil birçok ölümcül hastalığı tedavi eden bir ilacın geliştirildiğini duyurdu. Ajansın iddiasına göre ilacın adı Kumdang-2. Ajansın haberinde Kumdang -2'nin veremden, AIDS'e kadar birçok hastalığı tedavi ettiği gibi 'bilgisayardan kaynaklanan hastalıkları' da önlediği de iddia edildi. Ancak 'bilgisayar kaynaklı hastalıklar'ın ne olduğu belirtilmedi. Kuzey Kore ajansı, ilacın devlete ait Pugang Farmakoloji Şirketi tarafından geliştirildiği belirtildi. Kuzey Kore daha önce de 1989'dan beri tüm hastalıkları iyileştiren bir ilaç üzerinden çalıştığını açıklamıştı. Haberin zamanlaması da dikkat çekiyor. Kuzey Kore'nin 'düşman kardeşi' Güney Kore'de son dönemde MERS virüsü nedeniyle ölümler yaşanıyor. Güney Kore'de MERS virüsünden 24 kişi hayatını kaybetti. Bilinen 166 hasta da tedavi altında. Kaynak: AFP