IŞİD Haberleri

IŞİD ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. IŞİD ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

IŞİD Süleyman Şah Türbesi'ni Kuşattı
Türkiye’nin yurtdışındaki tek toprak parçası olan ve Suriye’nin Halep kenti sınırlarında bulunan Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu Caber Kalesi'nin çevresi Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)'nin kontrolüne girdi. Türkiye sınırına 35 kilometre uzaklıktaki Karakozak köyü yakınlarındaki türbe çevresinde yaşanan bu gelişme üzerine Suriye sınırında konuşlu kara ve hava askeri birlikleri teyakkuz duruma geçirildi. Türbede görev yapan yaklaşık 25 askere, türbeye bir saldırı olması halinde 'vur emri' verildi. Türbe ve çevresi uzun süredir Türkiye'nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) kontrolünde bulunuyordu. Ancak önceki günden bu yana IŞİD ve ÖSO güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalar sonucu ÖSO güçleri bölgeden geri çekildi. Türbenin çevresi, daha önce Türkiye'ye karşı açıklamalar yapan IŞİD güçlerinin eline geçti. Bu gelişme türbede görev yapan ve sürekli teyakkuz durumda bulunan askerler tarafından Genelkurmay Karargahı'na iletildi. Genelkurmay, IŞİD güçlerinden türbeye bir saldırı olması halinde her türlü senaryoyu masaya yatırdı. Bir saldırı olması halinde sınırdaki kara ve hava güçlerine türbenin korunması için IŞİD'e yönelik operasyon yapılması, türbedeki askerlere de vur emri verildi. Genelkurmay'dan gelen bu emir üzerine sınırdaki kara ve hava güçleri teyakkuz durumuna geçirildi. Süleyman Şah Türbesi, 1921 yılında Fransa ile yapılan Ankara Anlaşması’na göre Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak kabul ediliyor ve Türk askeri tarafından korunuyor. Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
Ermeniler Kesab'dan Kaçıyor
Ermenilerin yoğunlukla yaşadığı ve Türkiye'nin Hatay sınırı yakınında bulunan Kesab'tan birçok Ermeni yoğun çatışmaların yaşandığı Lazkiye'ye kaçıyor. Ayaklarında terlik, üstlerinde pijamayla kaçan 600 aile bölgedeki kiliselere sığındı. Cihatçı grupların son günlerde yoğun saldırısına maruz kalan Kesab'tan kaçan Ermenilerin durumu, Türkçe yayınlanan bir Ermeni sitesinde haber oldu. Erivan merkezli 'news.AM' haber sitesinde yer alan bilgilere göre, göç eden Ermeniler çaresizlik içinde yardım bekliyor. Kesab Ermenilerinden Hasmik Berberyan'ın görüşlerine yer verilen haberde, 'Suriyeli fanatik İslamcılar Türklerin yardımıyla Kesab Ermeni kilisesini Ermenilerden arındırarak silah deposuna dönüştürdüler' iddiası yer alıyor. Kesab'taki evlerin yağmalandığını ve kundaklanmaya başladığını belirten Berberyan halkın Lazkiye'ye kaçtığını söylüyor. Berberyan, Kesab'ta Alevilerin kentin savunulması sırasında çok sayıda kayıp verdiğini, Ermenilerin ise kenti büyük oranda terkettiğini belirtiyor. Ancak bazı Ermenilerin ise evlerini bırakmak istemediğinden veya kaçacak imkanlara sahip olmadığından kentte kaldığını söylüyor. Yayınlanan haberde, Lazkiye'ye gelen Ermenilerden bir kısmının hastanelerde akrabaların yanında kaldığını 400 kadarının da kiliseye sığındığı belirtiliyor. Haberde, Hasmik Berberyan'ın Ermenistan yönetiminden yardım çağrısı da yer alıyor, Berberyan ciddi bir yiyecek sıkıntısı yaşadıklarını belirtiyor. Bir gün evlerine geri dönmeyi umut ettiklerini söyleyen Berberyan, geçici bir süre için Ermenistan'a yerleşebileceklerini belirtiyor. CNN Türk
IŞİD İstanbul'da Polisle Çatıştı
Ümraniye'de belirlediği bazı adreslere operasyon düzenleyen Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı polis ekipleri, silahlı saldırıya uğradı. Saldırıda 3 polis ve 2 saldırgan yaralandı. Olay akşam saatlerinde, Topağacı Mahallesi Armağan Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Özel Harekat ve Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, El Kaide'ye yakın IŞİD örgütüne yönelik olarak daha önceden tespit edilen bazı adreslere operasyon düzenledi Adem Yavuz Caddesi Armağan Sokak'taki baskında, şüpheliler polise ateş açtı. Saldırıda, 3 polis memuru yaralandı. Çıkan çatışmada, biri kadın 2 saldırgan da yaralandı. Yaralı polisler Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Polis memurlarının hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi. Yaralı olarak yakalanan 2 şüpheli ise Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldığı öğrenildi. Çatışmanın ardından polis ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. POLİSLERİN DURUMU İYİ Çatışmadan sonra Komiser Yusuf Yavuz Alemdar ile polis memuru Mustafa Ulukuş Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alınırken, diğer polis memuru Cengiz Hüsamettin Yılmaz ayakta tedavi gördükten sonra taburcu edildi. 2 polis memurunun sağlık durumunun iyi olduğu ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı belirtildi. EMNİYET'TEN RESMİ AÇIKLAMA İlk resmi açıklama, saat 22.30 sıralarında İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yapıldı. Açıklamada şöyle denildi: 'Bugün akşam saatlerinde Ümraniye Topağacı Mahallesi, Armağan Sokak üzerinde Terörle Mücadele Şubesi unsurlarımızın şüpheli şahıslara yönelik operasyonu sırasında, 3 meslektaşımız hafif şekilde yaralanmış olup, tedavileri Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde devam etmektedir. Ayrıca, konuyla ilgili olarak terör örgütüne yönelik yapılan bu operasyonda, çıkan çatışma sonucu 2 şüpheli şahıs da yaralı olarak ele geçirilmiştir.' (AJANSLAR)
“4 Adam Gönderirim 8 Füze Attırırım” TBMM’de
CHP’li Umut Oran, Dışişleri Bakanı’na, skandal ses kaydını sordu: “Süleyman Şah Türbesi ne için imkan gibi değerlendirilecek?” “IŞİD Güçleri arasında Dışişleri veya MİT personeli var mıdır?”“Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve vatana ihanet değil midir?” ANKARA CHP, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Orgeneral Yaşar Güler arasında geçen skandal ses kaydını TBMM’ye taşıdı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Davutoğlu’na, “Süleyman Şah Türbesi ne için imkan gibi değerlendirilecek? IŞİD Güçleri arasında Dışişleri veya MİT personeli var mıdır? Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve vatana ihanet değil midir?” diye sordu. Başbakan, ‘Süleyman Şah imkan gibi değerlendirmeli’ diyor CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye bir soru önergesi verdi. Oran önergesinde, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kamuoyuna yansıyan bazı bilgilere göre 13 Mart 2014 tarihinde Dışişleri Bakanlığı’nda, sizin başkanlığınızda, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Orgeneral Yaşar Güler’in katılılımıyla bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıda sizin “Başbakan da bu (Süleyman Şah Türbesi) bir imkan gibi değerlendirilmeli, bu konjuktürde diyor” dediğiniz, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın “Ben öbür tarafa (Suriye’ye) 4 tane adam gönderirim 8 tane füze attırırım sorun değil” dediği yine Hakan Fidan’ın bu zamana kadar Suriye’ye 2000’e yakın tır ve malzeme gönderildiğini ifade ettiği, Süleyman Şah Türbesi’nin hükümet için bir anlamı olmadığı, imaj açısından anlamı olduğu, eğer savaşa girilecekse biz bunu baştan planlayalım ve girelim dediği görülmektedir.” Toplantı kaydı bilginiz dahilinde mi? Umut Oran, Dışişleri Bakanı’na şu soruları yöneltti: Bu kayıtlar kim tarafından alınmıştır? 13 Mart’ta yaptığınız görüşmede odanızda bir kayıt cihazı bulunmakta mıdır veya sizin bilginiz dahilinde herhangi bir toplantı katılımcısı kayıt almış mıdır? Dışişleri’nde köstebek mi var? Bu kayıtlar kim tarafından alınmıştır? Dışişleri Bakanlığı mensupları arasında bir köstebek var mıdır? Bu kayıt onun tarafından alınıp, sızdırılmış olabilir mi? Bu konuda suç duyurusunda bulundunuz mu ve tarafınızca başlatılan bir tahkikat bulunmakta mıdır? Ses kaydı Hakan Fidan’ın mı? Bu kayıtlar MİT Müsteşarı Hakan Fidan tarafından mı alınmıştır? Kendisi tarafından kayıt alınmakta olduğu tarafınıza bildirilmiş midir? MİT Müsteşarı tarafından bu şekilde alınan başka kayıtlar var mıdır, bu kayıtlar nerededir? Siber saldırı için neden önlem alınmadı? Toplantı sırasında kayıt alınmasına, herhangi bir siber saldırıya veya ortam dinlenmesine karşı önlem neden alınmamıştır? Burada ihmali bulunan bürokratlar kimlerdir? Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı veya MİT Müsteşarı’nın burada herhangi bir kusuru var mıdır? Sorumlular hakkında ilgili amirleri ve sizin tarafınızdan adli veya idari bir soruşturma başlatılmış mıdır? ‘Paralel’ önlemini neden almadınız? Başbakan her yerde paralel devlet iddialarını gündeme getirirken, hiçbir önlem alınmadan bu toplantının yapılması Başbakan’ın paralel devlet iddialarının asılsız olduğunun bir göstergesi midir? Bu iddialar bakanlığınız tarafından ciddiye alınmamakta mıdır? IŞİD’de MİT personeli var mı? Eğer Türk bayrağı indirilmezse Süleyman Şah Türbesini bombalamakla tehdit eden IŞİD Güçleri arasında Dışişleri Bakanlığı veya MİT personeli bulunmakta mıdır? Bu tehdit bilginiz dahilinde mi yapılmıştır? Mehmetçik’e füze attırmak vatana ihanet değil mi? Süleyman Şah Türbesi’nde nöbet tutmakta olan Mehmetçik’in üstüne MİT personeli tarafından 8 füze atılması cinayet ve ihanet değil midir? Kendi vatandaşımızı öldürmeyi teklif eden şahıslar hakkında suç duyurusunda bulundunuz mu? Bu tarihe kadar suç duyurusunda bulunmamanızın sebebi nedir? Savaş için işbirliği suç değil mi? Türk Ceza Kanunu’nun 304. Maddesine göre “Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Tahrik fiilinin basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır” bu tip eylemleri yapmak MİT’in ve Dışişleri Bakanlığı’nın görevleri arasında mıdır? Erdoğan’ın sözünü ettiği Süleyman Şah imkanı nedir? Başbakan’ın “Süleyman Şah Türbesi bir imkan gibi değerlendirmeli” cümlesinde geçen imkan nedir? Burada Başbakan “şayet Süleyman Şah türbesine bir saldırı olursa bu gerekçeyle Suriye’ye savaş açabiliriz, bu fırsatı değerlendiririz” mi demek istemektedir?
Suriye: Esad 'Rahat Bir Nefes Almakta' Haklı Mı?
Beşar Esad ve Esad liderliğindeki yönetim kalıcı... Esad'ın en yakın müttefiki ve koruyucularından Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın aslında bunu söylemesine de gerek yoktu.Zira bu artık, çoğu gözlemci ve uzmanın yanı sıra Esad'ı yerinden etmeye uğraşan Batılı diplomatlar, hatta Suriye muhalefeti içinde daha gerçekçi bazı unsurlar arasında bile kabul gören bir varsayım.Nedeni de basit. Denklemdeki bazı unsurlarda köklü değişiklikler yaşanmadığı sürece -ki yakın gelecekte buna dair bir işaret yok- Esad'a görevi bırakması için yeterli baskıyı oluşturabilecek veya rejim değişikliği yönünde müzakerelere götürebilecek şartların varlığı öngörülmüyor.Yine aynı şekilde, kavgacı ve asabi isyancı muhalif grupların askeri zafer elde etmeleri de o kadar uzak bir hayal.İsyancı grupların bölgedeki destekçileri hala askeri zafer peşinde olabilir ama sahne arkasında ipleri elinde tutan Batılı güçler hiçbir zaman buna yanaşmadı.Müzakereler aracılığıyla varılacak bir anlaşma da uzak bir ihtimal.Mevcut durumda makul bir anlaşmanın yolu, muhalefetin ve muhalefeti destekleyenlerin Beşar Esad ve hükümetinin 'bazı kozmetik reformlarla' iktidarda kalmasını kabul etmelerinden geçiyor. Bu da, isyancıların 'var olma nedenlerini çürütmeden' kabul edemeyecekleri bir durum.Bunu dışındaki tüm durumlar, rejimin ciddi imtiyazlara gitmesi için dışarıdan güçlü bir baskı yapılmasını gerektirir. Bu da, Ukrayna nedeniyle Washington ve Moskova'nın arasının açıldığı bir dönemde, gerçekleşmesi zor bir durum.Ukrayna'daki kriz Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i, Suriye konusunda Amerikalıların yanında yer almak yerine, karşı tutumunu güçlendirmeye teşvik etti.Esad üzerindeki baskı artık öyle hafifledi ki Suriye lideri, birkaç ay önce ortaya atılan devlet başkanlığı görev süresini iki yıllığına uzatmak yerine, yedi yıl daha başkanlık koltuğunda oturmak için tekrar seçilmeye hazırlanıyor.Geçtiğimiz hafta sonu Esad, Suriye ordusunun başarıları ve Şam'ın isyancıların kontrolündeki bazı bölgelerde ablukaya alınan mahallelerin kısmen sakinleşmesini sağlayan bölgesel ateşkeslerle varılan 'ulusal uzlaşı' sayesinde Suriye'deki krizin 'tersine döndüğünü' söyledi.Fakat bunların hiçbiri, hükümetin görünürde kesin bir askeri zafer elde edebileceği anlamına gelmiyor.Hasan Nasrallah'ın da dediği gibi gerçekleşmesi en muhtemel tahmin, isyancıların hükümetin şartlarına uymayı reddetmesi durumunda ki, öyle olacak gibi görünüyor, uzatmalı bir 'yıpratma' savaşı yaşanacağı yönünde.Mevcut durumda çatışma, istikrarsız bir çıkmazda. Hava kuvvetlerinin denetlenmemesi, Rusya’dan büyük miktarlarda askeri malzeme gönderilmesi ve İran'ın yanı sıra Lübnan ve Irak'taki silahlı Şii müttefiklerinden aldığı destek sayesinde 'terazinin rejim tarafı' daha ağır basıyor.Esad'ı ziyaret eden Rus bir yetkilinin aktardığına göre Esad, 'askeri müdahalelerin faal safhalarının bir yıl içinde sona ereceği' daha sonraki aşamasının ise 'teröristler ve intihar bombacılarıyla mücadele etmek olacağı' tahmininde bulunuyor.Bu, gerçekleşmesi istenilen bir dilek olabilir. Ama silahlı muhaliflerin ülkenin kuzeyinde, doğusunda ve güneyinde saflarını sıklaştırmasına rağmen, hükümet Şam çevresinde ve Suriye'nin batısıyla merkezindeki bölgelerde gücünü sağlamlaştırmaya devam ediyor.Carnegie Endowment düşünce kuruluşundan uzman Yezid Sayigh, 'Eğer mevcut eğilimler devam ederse ki etmeyeceğine dair güçlü bir kanıt yok, o zaman rejim, 2015 sonuna kadar kritik bir kitleyi etkin olarak kontrol edebilecek ve baskın bir pozisyonda olacak' diyor.Devlet Başkanı Esad'a karşı direnişin, Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) bağlı militanların varlıklarını giderek daha çok güçlendirdiği ülkenin Irak sınırına yakın doğu bölgeleriyle sınırlı kalacağını düşünmek gerçek dışı olmaz.Bu işlerin ürkütücü bir şekilde tersine de dönmesi aynı zamanda. Yaklaşık 16 ay önce, isyancıların baskısı altındaki rejimin çöküşünün yakın olacağını söyleyen uzmanlar dahil çoğu gözlemci sözlerini yutmak zorunda kaldı.Peki, bundan 16 ay sonra, biz de aynı şeyi yapıyor olacak mıyız?Bu mevcut yapıda çok da olası görünmüyor.Başta Rusya, İran ve müttefikleri olmak üzere Devlet Başkanı Esad'ın destekçileri, muhaliflerle sahadaki isyancıları destekleyen bölgeler güçler ve Batı'nın karmakarışık gruplarına kıyasla daha sağlam, tutarlı ve açık sözlü olduklarını gösterdi. Bu değişmeyecek bir durum.Muhaliflerin sürekli didişen, yerel, kaygı verici hale gelen ve hiçbir zaman saygın görülmeyen sürgündeki liderleri ile sahadaki kaotik, herkesin kavga halinde olduğu, İslamcı radikallerin de gideren öne çıktığı çok sayıda farklı muhalif grupların aksine, Şam rejim ve rejime bağlı silahlı kuvvetler daha sağlam ve uyumluydu.Teorik olarak her şey tersine dönebilirdi. Ama bu, son üç yılda yaşanan her şeyin de tam tersi yönde ilerlemesiyle gerçekleşebilirdi.Siyasi muhalif liderlerin bir araya gelebilir ve ülke içindeki gerçek güçlerin saygın temsilcilerine dönüşebilirlerdi. Merkezi ve otoriter bir askeri yapı kurulabilir, sahadaki isyancı güçleri birleştirip, komuta eder ve malzeme tedarik edebilirlerdi.El Kaide'ye bağlı radikal gruplar soyutlanabilir ve bastırılabilirdi. Batılı güçler, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve muhaliflerin diğer destekçileri yalnızca kendi gündemlerini değil, aynı ve birbiriyle uyumlu gündemleri takip edebilirlerdi.Ama bu şu anda gerçeğe dönüşebilecek bir seçenek gibi görünmüyor.Bu şartların yokluğunda Amerikalıların ve diğerlerinin, teraziyi kendi lehlerine çekme şansı arayan muhaliflerin ihtiyacı olan, MANPAD gibi omuzdan atılan uçaksavar füzeleri ve diğer silahların geçişine yeşil ışık yakacaklarını düşünmek biraz güç.Şimdilik, ortak amaç doğrultusunda birleşeceklerine dair bir işaret yok. Nitelikli silahların militan cihatçıların eline düşeceği ve yüzlerce eğitimli, savaş deneyimi olan beyinleri yıkanmış İslamcı radikallerin kötü amaçlarını kendi ülkelerine taşıyacakları korkusuyla, Batılı güçler Suriye’deki krizi giderek daha çok 'terörle mücadele'’ kapsamında değerlendirmeye başlıyor.Bu yalnızca, köktenci eylemleriyle kendilerini diğer isyancı gruplardan ayıran ve birçokları tarafından rejimin manipüle ettiği bir grup olarak görülen IŞİD'le ilgili bir mesele değil. Bu aynı zamanda, El Kaide'nin 'resmi kollarından' olan ve İslamcı grupların hâkim olduğu bölgelerde isyancılar arasında yerini sağlamlaştıran El Nusra Cephesi'yle de ilgili bir mesele.Mevcut durumda gerçekçi tahmin, Amerikalıların ve müttefiklerinin, silahlı muhaliflerin 'batmasına izin vermeden, su üstünde kalmalarını' sağlayacak şekilde 'kurnazca' desteklerini sürdürmeye devam edecekleri yönünde. Ama akıntıyı tamamen rejim aleyhine tersine çevirmeyecekler.İsyancıların kaderi, Batılıların kararsız politikalarına ve Katar ile Suudi Arabistan arasındaki mevcut gerilim gibi bölgenin kestirilemeyen politik dengelerine tehlikeli bir şekilde rehin düşmüş durumda.İran ve Suudiler arasında yeni keşfedilen yakınlık gibi durumlar, muhaliflerin de altını oyabilir.Bunların hiçbiri, Devlet Başkanı Esad'ın sonsuza dek iktidarda kalacağı anlamına gelmiyor.Ama Esad, en sert fırtınayı atlattığından emin olabilir. Fakat henüz hiçbir şey bitmedi, yarattığı hasra ülkeyi de dönüştürecek, zira zaman geri alınamıyor.Ortalık durulduğunda, hükümetin yaptığı hatalar nedeniyle ağır bedeller ödeyen Esad yönetimine sadık unsurlar hesap sorabilir.Esad yönetimine sadık bölgelerde de ayrışma ve iktidar yozlaşması yaşandığı görüldü. Bu da, Şam yönetiminin kendisini eskisi gibi öne çıkarmasının zor olacağı anlamına geliyor.Yine de genel olarak stratejik dengenin bozulmaması şartıyla, rejimi destekleyen ülke dışındaki Rusya ve İran gibi kilit öneme sahip müttefikler, çok sık da dile getirildiği üzere, baskı sona erdiğinde Beşar Esad'a kişisel olarak kendilerini adamayabilirler.İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Amir Abdollahian geçtiğimiz günlerde, 'Beşar Esad’ın ömrü boyunca devlet başkanı olarak kalmasından yana değiliz. Ama Esad’ın ve Suriye hükümetinin devrilmesi için aşırı güçlerin ve terörün kullanılması fikrine de katılmıyoruz' demişti.Ama bunlar, hep geleceğe ilişkin sorular. Şimdi, Esad ve çevresi rahat bir nefes alabileceklerini düşündükleri için anlayışla karşılanabilir.
9 Soruda Reyhanlı Katliamı
Bugün, Hatay-Reyhanlı katliamının birinci yıldönümü. İlçe merkezinde iki bombalı aracın patlatılmasıyla, 52 kişinin öldüğü, 146 kişinin yaralandığı korkunç olay, Türkiye’de yapılan en büyük terör saldırısı olarak kayıtlara geçti. Peki katliamdan bir yıl sonra ilgili dava ne durumda, kurbanların yakınları ne düşünüyor?
IŞİD Türkmen Kasabasında
Ülkenin kuzeyinde saldırıları sürdüren Irak Şam İslam Devleti, Musul'da nüfusunun tamamına yakını Türkmen olan Telafer kasabasına girdi. Bölgedeki Şii Türkmenler komşu köylere kaçıyor. Rehine krizi 6. gününde. IŞİD'in rehin aldığı 49 Başkonsolosluk çalışanı hala Musul'un merkezinde, 31 kamyon şoförü ise kent dışında tutuluyor. IŞİD Musul'un Türkmen kasabası Telafer'e girdi, Şii Türkmenler komşu köylere kaçıyor. Al Jazeera muhabiri Can Hasasu Şii Türkmenlerin Telafer yakınındaki Sincar köyüne kaçtığını belirtti. Bölgeden daha önce ayrılan Sünni Türkmenler ise Telafer'e geri dönüyor. Yerel aşiretler ve Irak askerleri ise Telafer'in bazı bölgelerinde IŞİD mensuplarıyla çatışmayı sürdürüyor. IŞİD Telafer’e pazar günü boyunca havan toplarıyla saldırırken, çatışmalarda siviller öldü ve birçok kişi yaralandı. Nüfusunun tamamına yakını Türkmen olan Telafer, bölgedeki halk desteği sayesinde Bağdat yönetiminin Musul’da elinde tuttuğu tek bölgeydi. Özellikle Şii Türkmen aşiretler Irak ordusuna büyük destek veriyor. Telafer nüfusunun büyük çoğunluğunu ise Sünni Türkmenler oluşturuyor. Irak’ta uzun süredir devam eden kaos, IŞİD’in 10 Haziran Salı günü ülkenin ikinci büyük kenti Musul’da kontrolü ele geçirmesi ve diğer bölgelere ilerlemesi sonrasında daha da şiddetlendi. IŞİD Suriye’deki tüm operasyonlarını durdurarak Irak’a yüklenmeye başlarken, Irak ordusu bünyesine kattığı gönüllüler aracılığı ile kontrolü kaybettiği bölgeleri geri almaya çalışıyor. Kaynak: Al Jazeera ve AA