Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Yassıada ve Sivriada’ya İlk Kepçe

 > -

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde, ‘demokrasi ve özgürlük adası haline getirmek istediklerini’ açıkladığı Sivriada ve Yassıada’ya planlanan inşaatlar için ilk kepçe vuruldu.

Yassıada, Sivriada’yla birlikte önce imara açılmış, ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘turizm yatırım belgesi’ verilmişti.

Yok yok: Otel, lokanta, pasta salonu, gece kulübü, masaj salonu, yüzme havuzu, otopark

Belgede yer alan bilgilere göre Menderes’in son yolculuğuna yürüdüğü Yassıada’da 378 yatak kapasiteli beş yıldızlı otel inşa edilecek. Otelde birinci ve ikinci sınıf olmak üzere 950 kişilik lokanta, 190 kişilik pasta salonu, 100 kişilik gece kulübü, iki adet masaj salonu yer alacak. 500 kişilik konferans salonu, iki kapalı yüzme havuzu ve spor salonlarının yanı sıra adaya 20 araçlık kapalı otopark yapılacak.

Hayırsızada olarak bilinen 92 bin metrekare büyüklüğündeki Sivriada’da ise bin 961 kişilik Kongre ve Sergi Salonu yer alacak. Sivriada’da 1600 kişilik lokanta, kafeteryalar ve 180 kişilik otopark da yer alacak.

'Yıktıkları yuvaların altında kalacak, diktikleri betonların gölgesinde kaybolacaklar'

Adalar Savunması'nın Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

AKP hükümetinin çeşitli bakanlıklar ve TOBB aracılığıyla Sivriada ve Yassıada konusunda yürüttüğü gizli hazırlıklar ve bu adaları imara açma hazırlıkları son aşamasına geldi ve Yassıada’ya ilk kepçe vuruldu! 

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’un ve Marmara Denizi’nin doğal yaşamı ve kentsel mirası bakımından büyük önem taşıyan Sivriada ve Yassıada’nın talan edilmesi yönündeki girişimler 6 Mayıs 2015 tarihinde TOBB’a bağlı şirketlere ve MESA İnşaat’a ruhsat verilmesiyle yeni bir aşamaya gelmişti. Bugün ise Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950 tarihinde kazandığı seçimin yıldönümünü bahane ederek 14 Mayıs 2015 tarihine yetişecek alelacele bir temel atma töreni planlayan hükümet Yassıada’dan siyasal bir rant elde etmenin peşine düşmüş bulunuyor. Adnan Menderes’lerin yargılandığı bu adayı sözde demokrasi sevgisinin bir parçası olarak Demokrasi ve Özgürlük Adası ilan etmenin hazırlıklarını yapanlar, Adaların ve İstanbul’un doğal ve kültürel yaşamını bir kez daha yokediyor.

Bir kez daha tüm Adalar ahalisine ve İstanbul halkına duyuruyoruz:

  • Sivriada ve Yassıada hakkındaki açtığımız davalar ve hukuki süreç devam etmesine rağmen içine girilen inşaat süreci yasadışıdır.

  • Bu adaların imara açılmasının doğal ve kültürel yaşam için geri dönülmesi mümkün olmayan sonuçları olduğu mahkemelere sunulan çeşitli bilirkişi raporlarıyla kanıtlanmasına rağmen atılan adımlar bir doğal hayat ve kültür katliamıdır.

  • Yassıada ve Sivriada’nın kültürel ve arkeolojik varlıkları için hiç bir koruma planı yapılmadan imar ve turizme açılması bu adaların Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden bugüne uzanan tarihi varlıklarının yokedilmesi demektir.

  • Verilen inşaat ruhsatları ve turizm yetki belgeleri yasal ve teknik açıdan usulsüzlük, yolsuzluk ve suç unsurlarıyla doludur.

  • Adalar halkı Yassıada ve Sivriada’nın her ne ad olursa olsun imara açılmasına karşıdır.

  • Adalar’ın yerel kurumları, belediyesi, sivil örgütleri bu sürece şiddetle muhalefet etmesine rağmen hükümetin torba yasalar ve gizli ihaleler yoluyla siyaset ve inşaat rantı için bu Adalar’daki doğal ve tarihi mirası yoketmesi kabul edilemez.

Anayasa’ya uluslararası sözleşmelere, yasalara, ilgili yönetmeliklere, koruma ilke, yöntem ve tekniklerine aykırı olduğu açık olduğu halde, Adalar ve İstanbul ahalisinin arzusu hilafına yılda sadece 2 -3 ay kullanılabileceği şüpheli bir kongre ve turizm merkezi için Adalarının talan edildiğini, yaşamın katledildiğini tüm İstanbul halkına duyuruyoruz.

TOBB aracılığıyla 130 milyon doları bulduğu belirtilen bir inşaat projesi MESA, ENKA gibi inşaat şirketlerine ihale edilmekte, adalarımız “Menderesler’in hatırasını yaşatıyoruz” görüntüsü altında 5 yıldızlı oteller, marinalar, lokantalar, pasta salonları, kafeteryalar, gece kulüpleri, kuaförler, sergi salonları, göstermelik konferans salonları ve otoparklarla dolduruluyor. 

1.Derece Doğal Sit, Tarihi Sit ve 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak koruma altında olan Yassıada ve aynı şekilde 2. Derece Doğal Sit ve 3. Arkeolojik Sit alanı olarak korunan Sivriada yokediliyor. İstanbul’un kuş göçü ve balık yumurtlama alanlarının başlıca merkezlerinden olan Yassıada ve Sivriada’da doğal çevre yokediliyor. İstanbul’un ıssız kalabilmiş nadir kuş göçü rotalarından ve tek balık yumurtlama-mercan alanını barındıran Sivriada ve Yassıada beton adalarına dönüştürülüyor.

Siyaset ve inşaat rantı için kuşa, balığa, denize, gökyüzüne, ağaca, ormana ve insana karşı savaş açıyorlar. Kuşun, balığın, böceğin, ağacın, insanın yuvasını yıkıyorlar. 

Yıktıkları yuvaların altında kalacak, diktikleri betonların gölgesinde kaybolacaklar… 

Yassıada’dan ve Sivriada’dan Elinizi Çekin!

Deniz, Orman, Özgürlük, Bırak Issız Kalsın!

ADALAR SAVUNMASI

Davutoğlu Yassıada'ya gitmeden önce protesto

Projeyi, Kabataş'ta toplanan 'Adalar Savunması' protesto etti. Yassıada'daki törene katılmak için Kabataş'tan teknelerin hareket edeceğini öğrenen eylemciler iskeleye geldi. Grup, "Yassıada'dan elini çek", "Bırak ıssız kalsın" yazılı pankartlar açtı.

'Meclis sembolik olarak Yassıada'da toplansın'

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İnşallah bu yapı tamamlandığında, 27 Mayıs'ta Türkiye Büyük Millet Meclisi sembolik olarak Yassıada'da toplansın" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Yassıada'da "Demokrasi ve Özgürlük Adaları" projesinin temel atma töreninde yaptığı konuşmada, "27 Mayıs 1950'de, 1960'ta ve onun öncesinde bu yapılan darbenin veya hazırlıkların sadece bir partiye değil, milli iradeye olduğu inancıyla eğer siyasi kadrolar Demokrat Parti kadroları gibi dimdik ayakta durabilselerdi ve bu darbeden oportünistçe istifade etmek yerine 'milli iradeyi savunup seçimlere gidelim' diyebilselerdi, bir daha Türkiye'de darbe yaşanmazdı" dedi.

Herkesin, açtığı çığırla anılacağına işaret eden Davutğlu, şöyle konuştu:

"Herkes açtığı çığırla anılacak. Şehit Başbakanımız Adnan Menderes, şehit bakanlarımız başta Celal Bayar olmak üzere bütün Demokrat Parti kadrosu, milli iradenin sözcüsü oldular, tavizsiz savunucusu oldular ve hep öyle anılacaklar. Biz de şimdi ve gelecekte ne zaman seçime doğru gidiyorsak ki şimdi öyle hep 14 Mayıs 1950'yi hatırlayacağız. Eğer o seçim kazanılmamış olsaydı emin olun ondan sonra bir daha milli irade egemen olmayabilirdi.

Bugün bir seçim öncesinde şunu açık yüreklilikle ifade ediyorum. Eğer milli iradenin tecellisi anlamında özgürce seçimlere gidebiliyorsak, bunların kahramanları bugün halka yönelik konuşmalar yapan biz siyasiler değil, idam sehpasına giderken bile demokrasiyi savunan Adnan Menderes ve arkadaşlarıdır. Allah onlardan razı olsun, onların emanetine sahip çıkmayı nasip eylesin. Bu emanetlerin en büyüğüdür.

"Hala 12 Eylül anayasası ile idare ediliyoruz"

Davutoğlu, özgürlüklerin kolay elde edilmediğini, kaybedildiğinde ise yeniden kazanılmasının kolay olmadığını bildirdi.

Özgürlüklerin onurlu biçimde savunulması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Özgürlükler kolay elde edilmiyor ama bir kez kaybedildiğinde eğer özgürlükleri savunma iradesi herkes tarafından gösterilmezse, tekrar kazanılması da kolay olmuyor. Bakınız hala 12 Eylül Anayasası'yla idare ediliyoruz. Özgürlüklerde direnmediğiniz zaman, özgürlükleri onurlu bir şekilde savunmadığınız zaman, toplumun bütün kesimleri bunu sahiplenmediği zaman ortaya çıkacak olumsuz sonuçları değiştirebilmek çok güç oluyor."

"Milli iradeye tahakküm çabasında olanlar var"

27 Nisan e-muhtırasını fiilen yaşadıklarını hatırlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"27 Nisan'da ki biz fiilen içinde yaşadık. 27 Nisan'da e-muhtıra verildiği gece eğer sayın Cumhurbaşkanımız Başbakan olarak ve onun bütün ekibi, arkadaşları bütün bu tecrübelerden hareketle dimdik durmamış olsalardı, bugün Türkiye'de demokrasi 28 Şubat benzeri postmodern bir müdahalenin izlerini yaşıyor olacaktı. Bugün de yine bu sefer başka vesayet görüntüleri altında milli iradeye tahakküm etme çabası içinde olanlar var."

"Demokrasi ve Özgürlük Adaları" projesi

Demokrasi ve Özgürlük Adaları projesine ilişkin bilgi veren Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Burada 4 hususa dikkati çekmek isterim. Birincisi, Yassıada ve Sivriada burada yaşanan hatıralarıyla tarih içinde muhafaza edilecek. İkinci husus, tarihi doku itibarıyla Bizans'tan kalan bazı tarihi kalıntılar da muhafaza edilecek ve tarihi dokuya hiçbir zarar verilmeyecek. Üçüncüsü, yeşil alan konusunda. Burada bir tek ağaç eksilirse yerine ağaç dikilecek. Dördüncüsü de bu alanın kullanılması, kesinlikle demokrasi ve özgürlük kavramlarıyla uyumlu şekilde olacak. Mekan, barış görüşmeleri için kullanılacak, kongre merkezi olarak kullanılacak, demokrasi çalıştayları yapılacak. Buraya otel şeklinde yapılan düzenleme kesinlikle eğlence maksatlı kullanılmayacak."

"TBMM Yassıada'da toplansın"

Davutoğlu, muhalefet partilerine projeye ilişkin çağrıda bulunarak, "İnşallah bu yapı tamamlandığında, 27 Mayıs'ta Türkiye Büyük Millet Meclisi sembolik olarak Yassıada'da toplansın. Nasıl 23 Nisan'da sembolik olarak toplanıyoruz. Bir daha Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne kimsenin kilit vuramayacağını cümle aleme ve tarihe göstermek için her 27 Mayıs'ta burada bir celse yapalım" dedi.

Kaynak: Diken, DHA, AA, Adalar Savunması

Onedio Gündem'i Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluBaşbakanDarbeFacebookİdamİstanbulRecep Tayyip ErdoğanSavaşŞehitTOBBTürkiye Büyük Millet MeclisiTürkiye Odalar ve Borsalar Birliğipasta
Görüş Bildir