article/comments
article/share
Haberler
Üstelik Klimaları da Yoktu: Eski İnsanlar Kavurucu Sıcaklarla Nasıl Baş Ediyordu?

Üstelik Klimaları da Yoktu: Eski İnsanlar Kavurucu Sıcaklarla Nasıl Baş Ediyordu?

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Sıcaklar bir türlü gelmedi derken Haziran ayında bir anda kendimizi sıcakların içinde bulduk. Temmuz'un başlarında ise sıcak hava bir anda etkisini artırdı. Ülkemizde henüz alışık olduğumuz sıcakları yaşıyoruz ancak Avrupa resmen kavruluyor. Çoğu Avrupa ülkesinde klima kullanımının da yaygın olmaması nedeniyle pek çok olumsuz durum yaşanıyor. 

Fakat eskiden de klima kullanımı bu kadar yaygın değildi. Peki o zamanlarda insanlar sıcaklarla nasıl baş ediyordu?

Kaynak

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Klima hayatımıza girince mertlik bozuldu.

Klima hayatımıza girince mertlik bozuldu.

Amerikalı mühendis Willis Carrier, 1902 yılında ilk olarak New York'taki bir matbaada nem kontrolü sağlamak amacıyla tasarladı. İlerleyen yıllarda klima ismini alan icat, yavaş yavaş mağazalara, sinema salonlarına ve evlerimize kadar geldi. Özellikle Adana gibi şehirlerimizde klimasız bir yaşam düşünmek pek mümkün değil. O yüzden buradan Willis Carrier'i rahmetle analım. :)

Klimamız olmasa bile sıcaklarla baş etmek için vantilatörlerimiz, hava soğutucularımız var. Bu icatlar farklı prensiplerle çalışıyor ama hepsinin amacı da aynı. 

Peki eski yıllarda, henüz klima icat edilmemişken, yani 1901'de insanlar nasıl serinliyordu? Acaba o zamanlarda hava bu kadar sıcak olmuyor muydu?

Aslında evet, Avrupa'da hava bu kadar sıcak olmuyordu. Fakat Mısır'da, Arabistan'da ve ülkemizde havalar çoğunlukla sıcaktı. Bizler de kendi yöntemlerimizi geliştirdik.

İklime uygun tasarımlar vardı.

İklime uygun tasarımlar vardı.

Eskiden evler kerpiçten veya taştan yapılırdı. Günümüzde sadece köylerde kalan kerpiç evler, aslında doğal bir klima gibi çalışıyordu. Gündüz dışarıdaki sıcağı emiyor ama içeriye geçirmiyordu. Evin içi gün boyunca serin kalıyordu.

  • Gece hava serinlediğinde ise duvarlar gün boyu topladığı ısıyı dışarıya salardı. Yani duvarlar doğal bir ısı yalıtım kalkanı görevi görürdü. 

  • Ayrıca evler, güneş ve rüzgarın hareketi göz önünde bulundurularak inşa edilirdi. Rüzgarın ve güneşin hareketi, odaların evlerdeki yerini belirlerdi. Odalar doğrudan güneş ışığı almaz, rüzgarın doğal akış yönüne göre pencereler konumlandırılırdı. Böylece doğaya düşman değil, doğayla iç içe bir yaşam kurulurdu.

Evlerin avluları (hayatları) insanların serinleme ihtiyacını karşılardı.

Evlerin avluları (hayatları) insanların serinleme ihtiyacını karşılardı.

Akdeniz ve Anadolu mimarisinde evler genellikle yüksek duvarlı bir avluya (hayat) bakardı. Avluda çeşit çeşit ağaçlar olur, fıskiyeli havuzlar yapılırdı. Havuz hem insanı psikolojik olarak hem de gerçekten serinletirdi. Duvarların yüksek olması, ısının içeri girmesini engellerdi. Ayrıca ev halkı, avlu içerisinde daha rahat takılabilirdi. 

Fıskiyesi ya da süs havuzu olmayan avlularda da sık sık su serpilirdi. Hem ağaçlar, çiçekler sulanır hem de ıslanan taştaki su buharlaşırken ortamın sıcaklığını düşürürdü.

Avluya genellikle yaprak döken ağaçlar veya asmalar dikilirdi. Yazın yapraklanan ağaçlar evi gölgeler, kışın ise yapraklarını dökerek güneşin evi ısıtmasını sağlardı.

Tabii avlusu olan evlerin genellikle tavanları da yüksek olurdu. Burada en temel fizik kuralı yatıyor: Isınan hava yükselir. Eski evlerin tavanları yüksek olduğu için, sıcak hava yukarıda toplanır, yaşam alanında (aşağıda) ise serin hava kalırdı.

Buharlı soğutmanın temelleri atılmıştı.

Buharlı soğutmanın temelleri atılmıştı.

Günümüzde modern soğutucular, insan bedeninden esinlenilerek üretilmiştir. Derimizi buharlaşarak terk eden ter, vücudumuzdaki ısının da bir kısmını götürür ve vücut ısımızın düşmesini sağlar. Aynı prensip bir yerin soğutulmasında da kullanılabilir.  Örneğin Mısırlılar, Afrika’nın kavurucu sıcaklarının etkisini hafifletmek için pencerelerinin önlerine ıslak sazlar yerleştirmişlerdir. Sıcaktan buharlaşan su, sıcağı da beraberinde götürür. 

Bazı evlerde ise pencere önlerine ıslak bezler veya perdeler asılırdı. Dışarıdan gelen rüzgarın bu ıslak kumaşlardan geçerek içeriye buz gibi girmesi sağlanırdı.

Cumbalı evler, sadece estetik olduğu için yapılmıyordu.

Cumbalı evler, sadece estetik olduğu için yapılmıyordu.

Cumbalı evler geleneksel Osmanlı ve Türk mimarisini yansıtan tasarımlardır. Bu tasarımda, genellikle üst katlarda zemin hizasından sokağa veya bahçeye doğru taşarak evin iç mekanını genişleten çıkıntılı mimari yapı bulunur. Üç tarafı pencerelerle çevrili yapılar, evin doğal ışık almasını, havalandırılmasını ve sokakla görsel iletişim kurulmasını sağlar. 

Pencerelerdeki ahşap panjurlar ve kafesler (müşrefiye) içeriye ışığın direkt girmesini engeller ama rüzgarın esmesine izin verir. 

Kısacası, eskiler doğaya karşı savaşmak yerine onunla uyum içinde yaşamayı seçerek mükemmel bir pasif soğutma sistemi kurmuşlar.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
2022 yılında Ege Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü'nden mezun oldum. Öğrencilik hayatımda pek çok yabancı kaynaktan çeviriler yaptım. İş hayatımda da farklı alanlarda tercümanlık ve metin yazarlığı yaptım. 2022 yılından beri Onedio'da çalışıyorum. Yaşam kategorisinde içerikler üretiyorum. Yabancı kaynaklardan güncel içerikleri çeviriyor, astroloji gündemini, genel kültür alanında ilgi çekici konuları ve seyahat haberlerini okuyucularla buluşturuyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın