Büyük bir şirkette pazarlama Direktörü Merve Nazlıoğlu'nun açıklamaları, sosyal medyada yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İş-özel hayat dengesi arayanlara kapıları kapatan ve işi bir 'hayat tarzı' olarak tanımlayan bu yaklaşım bir kısmı sinirlendirdi.
Bir şirkette üst düzey yöneticilik yapan Merve Nazlıoğlu, işe alım sürecinde göz önüne aldığı şeyleri dile getirdi.
Genel olarak şirketin 'sıradan bir iş yeri' olmadığını söyleyen Nazlıoğlu, verdiği röportajda şunları dile getirdi:
'Ben mülakat yaptığım herkese şunu söylüyorum: Burası bir şirket değil, buradan başlayalım. Burası bir ütopya. Ve sen buraya 'work-life balance' (iş-özel hayat dengesi), işte o denge vesaire gibi şeyler için ya da primler için ya da sağlık sigortaları için geliyorsan, hani konuşmayalım, hiç konuşmayalım.
Çünkü burada bizim yaratmaya çalıştığımız şey, hani bir hayal var ve bu hayale adanmış insanlar var ve bunu sadece kendileri için yapmıyorlar. Bunu sadece şirket için yapmıyorlar, bunu ülkeleri için yapıyorlar aynı zamanda. Buradan daha fazla mühendis yetişsin, buradan daha fazla girişim çıksın ve globale açılsın diye bu savaşı veriyorlar.
Sen bu savaşa hazır mısın diye soruyorum aslında ilk olarak. Ve bundan zevk alacak mısın, bu seni mutlu edecek mi? Bu şirket senin bundan sonraki işin mi olacak yoksa hayat tarzın mı olacak? Aslında bunu anlamaya çalışıyorum.
Zaten mülakatlarımız çok farklı geçiyor. Böyle oturup soru cevap şeklinde geçmiyor, sohbet havasında geçiyor genelde. O ateşi, o ışığı gördüğüm, benimle yani aileme katarmışçasına, evlenirmişçesine seçtiğim insanlar bunlar. Günde 18 saatimi, belki daha fazla, haftanın 7 gününü harcadığım, annemden babamdan çok gördüğüm insanlar. O yüzden onlarla aynı yere bakmam çok önemli. Aynı tutkuları paylaşıyor olmam, aynı ateşi, gelişim motivasyonunu paylaşıyor olmam çok önemli. Bunlara dikkat ediyorum.'
Gelen yorumlardan bazılarına hep birlikte bakalım...
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın