Tepkilerin Odağındaki Rektör Bulu: 'İstifa Etmem, Boğaziçili Öğrenciler Kullanıldı'

 > 
4PAYLAŞIM

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Melih Bulu, üniversitede kendisine yönelik protestolara ilişkin "Burada provokatif bir olay var. Anladığım kadarıyla Boğaziçili kullanıldı" dedi. Bulu, istifa etmeyi düşünmediğini belirtti.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Melih Bulu'nun getirilmesi, siyasi geçmişi ve üniversite dışından olması nedeniyle tepkiyle karşılandı. Dün Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen protestoların ardından bu sabah çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Yeni Rektör Bulu, Habertürk'te katıldığı bir programda hem gelen tepkilere hem de hakkındaki bazı iddialara yanıt verdi. Prof. Bulu, özetle şunları kaydetti:

"Burada provokatif bir olay var"

"Benden önce de Boğaziçi dışından rektör atandı, İTÜ'den. Ama daha da önemlisi ben Boğaziçiliyim. Doktoramı Boğaziçi'nde yaptım, aynı zamanda hocalarımla beraber ortak ders verdim. Ben tabii Boğaziçi'nde ders verdiğim zamanlarda öğrenciler benimle ilgili çok şey yazarlardı. Benim içimle dışım bir. Ne görürsem söylerim. Boğaziçi üniversitelileri çok zekidir. Ben bu tepkilere alışığım. Hoca olunca daha az seviyede geliyordu, rektör olunca daha üst seviyede geldi.

Gözaltına alınan 17 kişiden 2 tanesi Boğaziçi Üniversitesi'nden. Bunlara nasıl izin verildi bilmiyoruz. Üniversiteli olmayanlar arasında, alakasız insanlar var. Anladığım kadarıyla bazı örgütlerin mensubu. Burada provokatif bir olay var. Anladığım kadarıyla Boğaziçili kullanıldı. Boğaziçili üniversiteli her türlü protestoyu yapabilir ama olmayanlar kampüse alınmamalı.

"Kelepçeyi kapıyı tutturmak için takmışlar"

Orada çok pratik bir şey var. Çünkü kapı kırıkmış. Çok fazla şey olduğu için, kapıyı tutturmak için kelepçe takmışlar. Polis amirinin çözümüymüş. Tabii ki Boğaziçili olmayan öğrencilerin güney kampüse girmeleri, 150 yıllık binalara zarar verebilir, bunu kontrol edemeyiz. Kampüse polis davet edilmedi. Polis kampüsün önünde herhangi bir şekilde öğrenci olmayanların girişini durdurmak amacıyla yer aldı. Zaman içerisinde biz birbirimizi tanıdıkça nasıl verimli ve güzel çalışacağımızı göreceğiz.

Şöyle bir rektör seçimi üniversitelerde yok; yani hocalar oy verecek rektör seçilecek. Böyle bir şey yok, yani rektörler atanıyor. Adaylar başvuruyor, çağrıya çıkıyor, komisyon değerlendiriyor, mütevelliye sunuluyor. Devlet üniversitesi olduğumuz için üç aşağı beş yukarı dünya ile aynı yöntemle rektörleri seçiyoruz. Ben bir yönetim organizasyoncuyum, bir kurumu yönetecek kişinin seçimle gelmesi zaten pek kullanılan bir yöntem değil. Demokrasi tabii ki ülkelerin, iktidarın seçimlerinde çok doğru yöntem. Siz bire bir oy vererek rektörü, bir şirketin genel müdürünü seçemezsiniz.

"Siyasete CHP'de başladım"

Aslında şimdi söyleyeceklerim birçok insanı şaşırtacak, ben siyasete ODTÜ'de okurken CHP'de başladım. Bunlar da biliniyor ama görünmüyor. Beni hep AK Partili olarak yansıtıyorlar. O zaman öğrenciydim SHP idi o zaman. Belediye başkanı bizim ODTÜ mezunuydu. Yardımcı istemişti, öyle başladım. O zaman o milletvekiliydi ben ona araştırma yapıyordum. Fiili olarak Meclis'e gidip geliyordum. Daha sonra Liberal Demokrat Parti'den teklif geldi. Liberal Demokrat Parti'nin Gençlik Teşkilatı başkanıydım. Ama ben siyasete hep bir akademisyen gözlüğü ile bakan birisiyim. Benim merakım yönetim ve organizasyon.

Ben Boğaziçi'nde doktora yaparken AK Parti'nin kurulu haberi geldi. Sarıyer teşkilatına gittim 'bu işin içinde yer almak istiyorum' dedim. Sağ olsun beni kurucu olarak aldılar. Bu partilerin hepsinde insanlar Türkiye'ye hizmet etmek için varlar. İnsanların yanlış yönlendirilmesi kutuplaştırılması ülkeye zarar veriyor. Boğaziçi Üniversitesi'ne de bu mantıkla gitmemiz lazım. Enerjimizi bu mücadeleye harcarsak dünyanın ilk 10'una girme hedefimize yaklaşırız.

"İntihal meselesi iftira"

Bir kere bu intihal meselesi iftira. Orada teknik bir şey gibi duruyor ama benim doktora tezimde literatür kısmı vardır. Oradaki her şey diğerlerinden alıntıdır. En sonunda kaynaklar yazılmıştır. Bütün dert tırnak içine almamış olmam. Bizim önümüzde böyle yapılacak diye bir format da yoktu. Formatlar sürekli değişir. Bunun birçok standardı var. İşin özü aldığınız şeyin kaynağını yazmış mısınız? Yazmışız sonuçta.

"Polis doğru olanı yaptı"

Olayları büyük çerçeveden analiz etmek lazım. Bizim en istemediğimiz şey Boğaziçi'nin 150 yıllık varlığının harabeye dönmesi. Dün böyle bir şey oldu. Polis orada doğrusunu yaptı. Boğaziçi'nin değerlerini bilmeyen insanların girmesi bir filin zücaciye dükkanına girmesi gibi olacaktı. Boğaziçililer her zaman üniversiteye girebilirler. Boğaziçi bizim gözbebeğimiz. Türkiye'nin en elit, en üst seviye kurumlardan bir tanesi. Bir araştırma üniversitesi. Bizim de dünyadaki ilk 10 lider ülke haline geleceksek Boğaziçi olmadan olmaz.

"Ben hard rock, Metallica dinleyen bir rektörüm"

Ben Ankara'da daha çok Boğaziçili olmasını düşünüyorum. YÖK'te, TÜBİTAK'ta olmamız lazım. Belki Ankara'ya gidip gelmek zaman alıyor ama bizim daha çok Ankara'da olmamız lazım. Bütün hocalarım şunu söylüyor 'Boğaziçi kültürüne bir şey yapacak mısınız' diyor, asla, öncelikle ben Boğaziçiliyim. Ben hard rock, Metallica dinleyen bir rektörüm. Bu kültürle ilgili en ufak bir şey düşünmüyorum. Ama hocalarımızla mutlaka güncellemeleri yapacağız. Diğer taraftan ilk 100 hedefim var benim. Herkes '4 senede Boğaziçi'ni ilk 100'e sokamazsın' diyor. Yaparım, bu konuda iddialıyım. Şu anda 600'de."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir