article/comments
article/share
Haberler
Son Yıllarda Futbol İzleyicilerini Canından Bezdiren Haramball Nedir?

Son Yıllarda Futbol İzleyicilerini Canından Bezdiren Haramball Nedir?

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Futbolun meyvesi goldür gibi klişe bir tanımla giriş yaparsak, haramball bunun karşısına konumlanmış 'anti futbol' özellikleriyle izleyene dert olan bir futbol türüdür. 

Kimi futbol felsefecilerine göre bir sahada her şeyin mükemmel olduğunu varsayarsak bir maç için en mükemmel skor 0-0'dır. Burada hücumcuların mükemmel performansına karşılık mükemmel bir kaleci performansı konularak bir dengelemeye gidiliyor. 

Peki tüm bu sorular ve sorunlardan sıyrılarak baktığımızda bu kimilerine göre futbolun yeni baş belası haramball nedir?

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

İsim nasıl ortaya çıktı?

İsim nasıl ortaya çıktı?

'Haramball' dediğimizde ana tanım olarak şunu kastediyoruz: 

Tüm takım topun arkasına çekilir, rakibin pas açılarını kapatır, ritim her fırsatta faulle bölünür, kaleci topu oyuna sokmak için pek gönüllü davranmaz, bazen suyunu içer bazen ayakkabısını bağlar, maçın son anlarına doğruysa kramp girdiği için sahadaki en yakın arkadaşından yardım ister. 

Ve en önemlisi rakip altın tepside sunmadıysa atak ve şut öncelik değildir.  

Sosyal medyada bu durumdan rahatsızlığını getiren futbolseverler bu 'türe' haramball adını verdi.

Haramball'u nasıl tanırsınız?

Haramball'u nasıl tanırsınız?

Haramball'ı sahada tanımak zor değil. Birkaç belirtiyi bir arada görüyorsanız, o takım bilerek böyle oynuyor demektir. Ya da eldeki 'malzeme' onu buna zorluyor diyebiliriz. 

Top ayaklarında pek olmaz. Yüzde kırkın altındaki topa sahip olma oranı bu takımlar için başarı göstergesidir. Topa dokunmadılar bile derseniz 'ya bir de dokunsaydık' diye alaycı cevaplar duyabilirsiniz.  

11 oyuncunun tamamı topun arkasında durur, maçın büyük bölümünü kendi yarı sahasında geçirirler. Rakip hızlanmaya başladığında ise tam zamanında bir faul gelir. Bunu yine de Yugoslav faulüyle karıştırmamak gerekir.

Top ileri gidecekse uzun gider. Geriden pas yerine direk uzun top, rakip savunmanın arkasına değil de rakip kaleciye doğru atılır ki belki bir karambolle 'hiç istenmeyen' o gole kavuşulsun. 

Goller açık oyundan değil, duran toplardan gelir. Korner, serbest vuruş, taç; bu ölü topların hepsi bir fırsat. Oyuncu değişiklikleri de buna dahil: son dakikalarda yapılan her değişiklik oyunu durdurmak için bir bahanedir. Hatta bazı kurt hocalar kenardan sahaya sürebilecekleri bir Messi yoksa tüm değişikliklerini 85. dakikadan sonraya bırakır ve adım adım oyuncu değişiklikleriyle onun süreyi eritişini izleriz. 

Ve ideal senaryo bellidir: Erken bir gol, ardından seksen dakika firesiz savunma. Skor 1-0!

Güçsüz takımların can simidi "haramball" olabilir mi?

Güçsüz takımların can simidi "haramball" olabilir mi?

Haramball'ı sevmek ya da nefret etmek kolay. Anlamak biraz daha zor.

Bu taktik özünde ne iyi ne kötü; doğru ellerde, doğru maçta, hayat kurtarır. Yanlış bağlamda ise seyircinin tribünde uyuyakaldığı seksen dakikaya dönüşür.

Futbolda para, kadro, yıldız oyuncu her şeyi belirler ama her zaman değil. Haramball tam da bu 'ama her zaman değil' anında devreye girer. Daha güçlü bir rakibi pasını oynatmadan, hız avantajını kullanamadan, ritmini bulamadan etkisiz kılmak mümkündür. Kupa maçlarında, deplasman rövanşlarında, bütçesinin çok üzerindeki bir rakiple karşılaşan küçük takımlar için bu bazen tek gerçekçi seçenektir. Disiplin ve organizasyon, yeteneğin yerine geçemez ama zaman zaman onu yenebilir. Haramball güçsüz takım için böyle anlarda bir çıkış yoludur?

Peki neden sinir bozar?

Çünkü futbol izlemek için stada giden ya da ekran başına geçen insan gol görmek ister, hücum futbolu görmek ister, sahada bir şeylerin olmasını ister. Haramball'ın başarılı olduğu maçlarda çoğunlukla hiçbir şey olmaz. Taktiksel açıdan mükemmel olan şey estetik açıdan işkencedir.

Bir zamanlar kaleciye geri pas verildiğinde kaleci eliyle kontrol edebiliyordu. Haramball?

Bir zamanlar kaleciye geri pas verildiğinde kaleci eliyle kontrol edebiliyordu. Haramball?

1992'ye kadar kaleciler takım arkadaşlarının pasını elle tutabiliyordu. Kulağa masum geliyor ama sahada ne anlama geldiğini düşünün: Rakip baskı kurmaya başladığında topu kaleciye gönder o eline alsın ve zamanı da tempoyu da kullanabildiği kadar kendi lehine kullansın. 1-0 öndeyseniz o maçı bu 'haramball' hareketiyle sonsuza dek böyle korumanız mümkün olabilir. 

Euro 1992 finali bu anlayışın doruk noktasıydı. Danimarka Almanya'yı yendi, tarihe geçti ama maç aynı zamanda savunma futbolunun geldiği yeri de gösterdi. FIFA bu görüntüden rahatsız oldu ve aynı yıl kuralı değiştirdi: Artık kaleciler takım arkadaşından gelen kasıtlı pası elle tutamaz. Küçük bir teknik düzenleme gibi görünüyor ama konforlu zaman geçirmenin önüne geçildi.

Haramball Biraderler: Arteta ve Simeone

Haramball Biraderler: Arteta ve Simeone

Son yıllarda 'Haramball' kelimesi en çok Arsenal taraftarlarının ağzından çıktı  ve çoğunlukla şampiyonluk getirmeyen futbola tepki olarak. 

Arteta'nın takımı kontrol üzerine kurulu, savunma disiplini sıkı, pozisyonlanması özenli. Akıcı hücum dönemleri var, parlak anlar da var. Ama temkinin maceradan ağır bastığı evreler de var — ve işte tam orada taraftar tribünde kımıldamaya başlıyor. Arteta için bu belki bir tercih meselesi değil, kadronun sınırlarını aşmamak için ödenen bir bedel. Taraftar içinse bu ayrım pek teselli edici değil.

Diego Simeone ise haramball bir okulsa, kurucuları arasına girebilecek bir isim 

O bu tarzı mazur görmüyor, açıklamıyor, özür de dilemiyor, sahipleniyor. Atletico Madrid on yılı aşkın süredir aynı ilkeler üzerine işliyor: Yoğun pres, rakibe nefes aldırmayan bloklar, bireysel parlaklık yerine takım oyunu. Sonuç? Rakiplerine kıyasla çok daha az para harcayan bir takım, Avrupa'nın tepesinde tutunuyor. Her yıl Barcelona ve Real Madrid'e rahatsızlık vermeyi sürdürüyor. 

Simeone'nin Haramball'ı sıkıcı değil aslında aksine, kendi içinde gerilimli. Çünkü o bu oyunu savunma olarak değil, silah olarak kullanıyor. Rakibi yıpratmak, sinir bozmak, hata yaptırmak için. Güzellik yok, estetik kaygıları yok sadece rakibi rahatsız etmek var. Siz güzel bir maç izlemek için oturup 0-0'lık bir rövanş maçı mı izlediniz, muhtemelen Simeone'nin umrunda bile değilsiniz.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Hiç mi helal yanı yok?

Hiç mi helal yanı yok?

Haramball artık. 'kurumsal' bir dille sahiplenilmese, gegenpress gibi dillerden dillere başarı hikayesi olarak anlatılmasa bile futbolun bir gerçeği. 

Peki güçsüz takımların bu ekonomik dengesizlik içinde haramball bir çıkış yolu olabilir mi? 

Ya da soruyu farklı bir şekilde sorarsak; hepimiz mi Barcelona, City, Bayern tutuyoruz? Getafe, Burnley ya da Union Berlin taraftarının böylesine maçlarda galibiyet almaya hiç mi hakkı yok?

Bu ikilem futbol dünyasını bir süre meşgul edecek gibi duruyor.

Bir de bonus performans olarak Yunanistan'ın 'destansı' Euro 2004 zaferini hatırlatarak bitirelim.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
Sosyoloji bölümünden mezun olarak uzun yıllar medya alanında çalıştım. 11 yıl spor kulüplerinde medya yöneticiliği yaptım. Ankara' da yerel gazetelerdeki editörlük deneyiminin ardından Onedio'da Gündem, Spor ve Ekonomi alanında içerikler üretiyorum. Aynı zamanda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümünde Yazarlık eğitimi alıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
10
5
3
2
1
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın