TFF ve BJK Başkanlarına Çağrı!
Yeni sezon başladı, hayırlı olsun.
Süper Lig’in imajı ve marka değeri son üç-dört sezonda oldukça düşmüştü. Bu düşüşün en önemli nedeni ise hakemlerin adaletsiz ve hatalı yönetimleriydi. Türk hakemleri bu yanlı ve yanlış tutumlarının cezasını Dünya Kupası’nda dışlanarak ödediler. Tek bir Türk hakeminin bile Dünya Kupası’na davet edilmemiş olması büyük bir utançtır.
Süper Lig’in birçok takımı önemli transferler yaptı. Özellikle dört büyük takım, dünya çapında ünlü oyuncuları kadrolarına kattı. Ama hâlen Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor taraftarları, kulüplerinin kurduğu bu güçlü kadrolara rağmen, şampiyonluk umutlarını koruyamıyor: “Acaba bu sene kimi şampiyon yapacaklar?” sorusu herkesin aklını kurcalıyor.
Dünyaca ünlü yıldız oyuncuların Türkiye’ye gelmesi, Süper Lig’in imajının ve marka değerinin artmasına katkı sağlayabilir. TFF, şayet imajını ve marka değerini artırmak istiyorsa, acilen yeşil sahalara adalet getirmelidir. MHK’nın yeniden şekillendirilmesi, hakem eğitimlerinin geliştirilmesi ve yanlış kararlar için ciddi yaptırımlar uygulanması gibi önlemlerle adalet sağlanabilir.
Gelelim Beşiktaş’a:
Öncelikle yeni bir teknik direktör getirildi, çok önemli transferler yapıldı ve hem Avrupa’da hem de ligde iyi bir başlangıç yapıldı. Oynadığı beş resmî maçta mağlup olmadığı gibi kalesinde de gol görmedi.
Sezona böyle güzel sonuçlarla başlamak elbette sevindirici. Ancak bu sonuçlara bakıp takımın eksiklerini görmemek, 2024-25 sezonunda yaşadığımız hüsrana benzer bir sonucun yeniden yaşanmasına neden olabilir.
O sezonu hep birlikte hatırlayalım:
Süper Kupa finalinde Galatasaray’ı 5-0 yendiğimizde havalara girip o kadronun Beşiktaş’ı şampiyon yapacağına inanmış ve kadrodaki eksikleri görmezden gelmiştik. Galatasaray ise bu mağlubiyetten sonra kadrosuna takviyeler yapmış ve Osimhen’i transfer etmişti.
Sezon sonunda ise Galatasaray 91 gol atarak 95 puan toplamış ve sezonu şampiyon olarak tamamlamıştı. Beşiktaş ise 59 gol atarak 62 puan toplayabilmiş ve dördüncü olmuştu. Ligin son beş-altı yılına baktığımızda, 2025-26 sezonu hariç, şampiyonluk için ortalama 90-95 gol atmak ve yaklaşık 90-100 puan toplamak gerekiyor.
Şimdi Beşiktaş’ın mevcut kadrosuna bakalım ve tahminde bulunalım. Son beş maçının dördünü 1-0, birini de 2-0 bitiren bu takım, sezon boyunca 90 gole ulaşabilir mi?
Bu soruya, “Bu beş maçta da Vlahovic oynamadı ki” denilerek itiraz edilebilir. Ancak sorun, bu maçlarda güçlü bir santraforun sahada olmaması değildi ki. Sorun, ceza sahasına topu getirecek, topu santraforla buluşturacak pozisyon sayısının çok az olmasıydı. Bu beş maçta Semih ve Hyeon-gyu Oh kaç defa topla buluşabildiler? Sahada Vlahovic de olsaydı sonuç değişmezdi. Zira Vlahovic de topla çok az buluşacaktı.
Dolayısıyla Beşiktaş’ın en önemli eksikliği, kadrosunda teknik kapasitesi yüksek oyuncu sayısının az olmasıdır.
Trossard sol kanattaki bu eksikliği giderebilecek kapasitede; ancak sağ kanat, bek ve ön libero pozisyonlarında da teknik kapasitesi yüksek oyunculara ihtiyaç vardır.
Şimdi bir itiraz da ön liberodaki Salih için gelebilir. Salih’in mücadelesi ve istekli oyunu elbette takdire şayan; ancak topu oyuna sokma ve gole destek verme konusunda oldukça zayıf. Atiba’dan sonra bu mevkiye gelen oyuncuların yeterli katkıyı verememesi nedeniyle taraftar, Salih’in mücadeleci ruhunu çok sevdi. Ancak ön liberonun görevi sadece savunma yapmak değil, hücuma da destek vermektir.
Henüz transfer dönemi sona ermedi. Yönetim, kadroda oynatmayı düşünmediği ve sözleşme süresi bir yıl kalan oyuncuları elinden çıkarabilirse, dört ya da beş transfer daha yapabilir. Yönetim, “Bu kadro yeterli” diye düşünüp gerekli takviyeleri yapmazsa Beşiktaş’ın ligi yine dördüncü ya da beşinci sırada bitirme olasılığı oldukça yüksek.
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

