Ocak Ayında Onedio IQ Instagram Hesabında Paylaşılan 7'den 70'e Herkesin Keyifle Okuyacağı 12 Kitap Önerisi

-

Onedio IQ Instagram hesabımızda boş durmuyor, her yaştan insanı bir araya getirecek birbirinden keyifli paylaşımlar yapmaya devam ediyoruz. Bu ay sizler için önerdiğimiz kitapları bir araya getirip hepinizi büyük bir zahmetten kurtarıyoruz. Siz yine de buram buram kalite kokan kültür, sanat ve bilim dolu hesabımıza bir göz atmayı unutmayın!

1. Oruç Aruoba - "Benlik"

Oruç Aruoba - "Benlik"
Oruç Aruoba - "Benlik"

"İçimde bir yengeç var.

İçimdeki en kuytu kovukta yaşıyor olmalı; oradan seyrediyor herhalde her yaşadığımı. Ancak arada bir hissediyorum varlığını – ancak arada bir belli ediyor kendini. Ama biliyorum: hep orada...

... bana direnir çoğunlukla – dolambaçlı yollarla karışır yaptıklarıma, ket vurur. Bir yolunu bulup yaptıklarımı engeller; yapacaklarımı belirlemeğe çalışır.

Bunun temelinde benim ile uyum içinde olmaması yatsa gerek. Benim yaptıklarım aykırı geliyor olmalı ona.

Sanıyorum benden pek hoşnut değil.

En çok dayanamadığı da, benim, devinimsiz, eylemsiz kaldığım zamanlardaki hâlimdir – (gün olur, hiçbir şey yapmak gelmez içimden; ya da hiçbir şey yapmak gelir – öyle, bir köşeye oturur, saatlerce, etrafıma bakınırım – seyrederim. Kafamdan binbir türlü imge, tasarım, düşünce –öylesine, gelişigüzel– geçip durur; zaman da geçer ya, öyle –?

aldırmam...), bu durumlarda, içimde, kocaman kıskacının çat–çatını, sert ayaklarının yan yan eşelenen öfkeli katırtısını duyarım. "Yürü git!", der bana; ama ben kalakalmış olurum. Dinlemem onu; belki, dinlemek elimden – içimden– gelmez."

2. Khaled Hosseini - "Uçurtma Avcısı"

Khaled Hosseini - "Uçurtma Avcısı"
Khaled Hosseini - "Uçurtma Avcısı"

Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. 

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

3. Maksim Gorki - "Ana"

Maksim Gorki - "Ana"
Maksim Gorki - "Ana"

Kitabın ana karakteri olan "Pelageya" veya bir başka deyişle "Ana", kendisini sürekli döven işçi kocasının ölümünden sonra oğlu Pavel ile baş başa kalır. Bir süre sonra oğlunu, o kasabadaki kavgacı, geçimsiz gençlikten farklı olarak olgun bir kişiliğe bürünürken bulur. Evleri kitaplarla dolmaya başlayınca Ana, oğlunun gizli yaşantısını merak eder. Pavel, anasını sosyalizm ile ve ezilen işçi, köylü sınıfının burjuvalarla olan çatışmasıyla tanıştırır. 

Başta ürkek davranan Ana, bir süre sonra oğlunun yaşantısıyla içli dışlı olmaya başlar. 1905 devrimi patlak verir. Ana, toplulukta etkin bir üye olur. Oğlu ve onun bazı arkadaşları defalarca hapislere düşer. Ana da kentteki başka bir sosyalist genç olan Nikolay'ın evine yerleşir. Mahkemeye çıkan Pavel ve arkadaşları için sürgün hükmü verildikten sonra, Moskova'ya gidip Pavel'in mahkemede yaptığı savunma konuşmasını dağıtmak için hareket eder. Burada fark edilir ve oğlunun yolundan gittiği için öldürülür.

4. Gündüz Vassaf - "Cehenneme Övgü"

Gündüz Vassaf - "Cehenneme Övgü"
Gündüz Vassaf - "Cehenneme Övgü"

Bazı eleştirmenlerin "şeytanın avukatı" sıfatını yakıştırdıkları Gündüz Vassaf'ın "gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısı"yla sunduğumuz Cehenneme Övgü'sü, içimizde büyütüp yaşattığımız küçük 'totaliter dünyalar'ımızı afişe ediyor, daha doğrusu 'yüzümüze vuruyor'. Totalitarizmin -anne karnındaki bebeğin beslenmesi gibi- bireyle toplumu bağlayan göbek bağıyla semirdiğini, hayata ilişkin algılarımızı ve kimi dayatılan kimisini de gönüllü olarak kabul ettiğimiz kavramları irdeleyerek gösteriyor.

5. Orhan Pamuk - "Masumiyet Müzesi"

Orhan Pamuk - "Masumiyet Müzesi"
Orhan Pamuk - "Masumiyet Müzesi"

“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.”

1975'te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun'un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, Masumiyet Müzesi, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.

Masumiyet Müzesi'ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.

6. Jean-Paul Sartre - "Bulantı"

Jean-Paul Sartre - "Bulantı"
Jean-Paul Sartre - "Bulantı"

Bulantı, 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden Jean-Paul Sartre'ın ilk romanı. Bireyin kökten özgürlüğünü vurgulayan varoluşçu akımın sözcülüğünü üstlenen Sartre, adını 1938'de yayımlanan bu romanıyla duyurmuştu. 

Günlük biçiminde yazdığı bu kitabında, romanın kahramanı Roquentin'in dünya karşısında duyduğu tiksintiyi anlatıyordu. Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin'in kendi bedenine de yönelikti. 

Kimi eleştirmenler romanı hastalıklı bir durumun, bir tür nevrotik kaçışın ifadesi olarak değerlendirdilerse de, Bulantı, yansıttığı güçlü bireyci ve toplum karşıtı düşüncelerle, sonradan Sartre'ın felsefesinin temellerini oluşturacak birçok konuya yer veren özgün bir yapıttı. "Varoluş"la yüz yüze gelen Roquentin'in geçirdiği değişimi anlatan Bulantı, varoluşçuluğun kült kitaplarından biri oldu.

7. Tezer Özlü - "Yaşamın Ucuna Yolculuk"

Tezer Özlü - "Yaşamın Ucuna Yolculuk"
Tezer Özlü - "Yaşamın Ucuna Yolculuk"

Tezer Özlü, bir başka kutupta kendisiyle aynı yazgıyı paylaşan Oğuz Atay gibi, beklenmedik bir anda edebiyatımızdan demir aldı. Yazar ile sahici efsanesini birleştiren bu anlatı, hem yoğun bir vasiyetname niteliği taşıyor, hem de hayata ender görülen acılıkta bir perspektiften tanıklık ediyor.

8. Necib Mahfuz - "Midak Sokağı"

Necib Mahfuz - "Midak Sokağı"
Necib Mahfuz - "Midak Sokağı"

Kahire’nin yoksul bir semtinde bir arka sokak ve bu sokağın sakinleri, Necib Mahfuz’un bu çok sevilen romanının dokusunu oluşturuyor.  Para hırsıyla fahişeliği seçen güzel Hamide’nin  çevresinde dönen romanda Necib Mahfuz,  Midak Sokağı’nın insanlarını  kuşatan acıları, sevinçleri, kinleri, heyecanları ve aşkları canlı tablolarla, bir Doğu masalının büyülü havasıyla veriyor. İngiliz egemenliğinin hüküm sürdüğü dönemde yaşanan olaylarda, Kahire’nin bu arka sokağı her sayfada kendini hissettiriyor, ruhuyla, atmosferiyle, karakterleriyle okurun belleğine kazınıyor. Halkın telaşlı, kavgalı-gürültülü yaşamı sesini duyuruyor.  Mahfuz’un da içinden geldiği bu hayat, romanı besleyen malzeme oluyor. 

Mahallenin Şeyh Derviş’i, dilenci olmak isteyenleri para karşılığı sakatlayan Zaita, genç berber Abbas, zengin ve kadın düşkünü Elvan Salim, eşcinsel kahveci Kirşa,  arabulucu Ümmü Hamide ve kızı Hamide ile Midak Sokağı,  büyülü bir dünya ama bir cennet değil; Mısır’ın küçük ve eksiksiz bir kopyası.

9. İhsan Oktay Anar - "Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri"

İhsan Oktay Anar - "Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri"
İhsan Oktay Anar - "Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri"

Ölüm gelir, evde torunlarına hikâyeler anlatmakta olan Cezzar Dede'nin kapısını çalar. Ve şöyle bir anlaşmaya varırlar. Ölüm anlatacağı her hikâye için Cezzar Dedenin ömrünü bir saat uzatacaktır. Üstelik hep ülkemizde geçen hikayelerdir bunlar. Özetle yine İhsan Oktay Anarca bir kitapla karşı karşıyayız. Yani estetikle oyunun, mizahla felsefenin edebi bir buluşmasıyla....

10. Halil Cibran - "Ermiş"

Halil Cibran  - "Ermiş"
Halil Cibran  - "Ermiş"

“İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda…” 

Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş’ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu…

11. Boris Vian - "İmparatorluk Kuranlar"

Boris Vian - "İmparatorluk Kuranlar"
Boris Vian - "İmparatorluk Kuranlar"

Sözün büyücüsü Boris Vian'ın en çok ses getiren ve en şöhretli oyunu olan İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz'de düş gücünün sınırsızlığı, söze hâkimiyetin gücü bir kere daha ortaya çıkıyor. Vian'ın sihirli kaleminden çıkan bu son oyunu, tuhaf bir kaçışın öyküsüdür. Burjuvazinin değerlerine sıkı sıkıya bağlı, saygıdeğer ve mutlu bir aile, kendi evlerinde, nerden geldiği belli olmayan büyük bir "gürültü"nün tehdidi altındadır. Kaçacakları tek bir yer vardır: Evlerinin üst katları. Korku içinde basamakları tırmanırlar; ancak o korkunç "gürültü" arkalarını bırakmaz.

12. Yakup Kadri Karaosmanoğlu - "Yaban"

Yakup Kadri Karaosmanoğlu - "Yaban"
Yakup Kadri Karaosmanoğlu - "Yaban"

Kendi dönemi içindeki gerçekçilik anlayışına uygun olarak yazılmış olan Yaban'da Yakup Kadri, I. Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte Sakarya Savaşı'nın sonuna kadar olan sürede bir Anadolu köyünde, köylüleri, köyün durumunu, Milli Mücadeleye ilişkin tavırlarını bir aydının gözüyle verir. Yaban için "bu eser benliğimin çok derinliklerinden adeta kendi kendine sökülüp, koparak gelmiş bir şeydir" diyen yazar, bu romanda ortaya koyduğu birçok soruna daha sonra yazacağı Ankara'da cevap bulmaya çalışacaktır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
cnrefendi

Maksim Gorki ANA kitabı, lise sondaydım o zaman, Tüyap Kitap Fuarı Can Yayınları'ndan almıştım kitabı, onun yanında (listede bunlarda olmalıydı sanki) Montaigne - Denemeler, Tolstoy - Anna Karenina, Honore de Balzac Eugenie Grandet.. dünya klasikleri işte Can Yayınlarının güzelliğiydi o zaman.. ANA kitabının etkisinde kalmıştım tabi.. Anneme ANA, ANACIM diye seslenmeye başladım.. Sonra bi cep telefonum oldu, Annemin numarasını cep telefonuma ANA diye kaydettim, yaklaşık 16-17 yıl oldu.. O gün bugündür annem "ANA" diye kayıtlıdır telefonumda.. Niye anlattığımı bilmiyorum, herşeye boş boş yorum yapıyorum bari burda dolu bişey olsun :) ne biliyim, garip hisler..

volkan-parlak1

bu güne kadar bu sitede gördüğüm en iyi liste tşk.

gzm-ynklr

Güzel liste.

Başlıklar

AnkaraBilimCinsellikEşcinselEvlilikİngiltereInstagramKitapMısırSakaryaanneaşkonedio
Görüş Bildir