Gemide çalışmak kimilerine korkutucu gelse de deniz birçok kişi için tutku. Deniz, dışarıdan bakıldığında uçsuz bucaksız bir belirsizlik ve hırçın bir doğa gibi görünse de, bir kez alışanlar için karadaki hayat 'dar' gelmeye başlıyor.
Kaptan Neslihan Müfreze gemideki bir gününü paylaştı. Denizin huzurlu görüntüsü ve geminin sakinliği izleyenlere de huzur verdi.
Denizde çalışanların karaya döndüklerinde yaşadıkları o meşhur "karaya sığamama" durumu, diğer bir deyişle "kara tutması" neden yaşanır?

Zihinsel Sadelik: Gemide hayat nettir; yemek, uyku ve iş saati bellidir. Karadaki binbir çeşit küçük karar (trafik, fatura, sosyal kaos) denizciyi zihnen yorar.
Adrenalin ve Odak: Doğayla ve dev makinelerle mücadele etmenin verdiği tatmin, karadaki ofis rutininde bulunamaz. Karadaki dertler denizciye 'küçük' gelir.
Sahte Kalabalıklar: Gemideki 'can ciğer' kader birliğinden sonra, karadaki yüzeysel ve çıkar odaklı sosyal ilişkiler samimiyetsiz gelir.
Ufuk Çizgisi: Gözü aylarca sonsuz boşluğa alışan biri için binaların arasına sıkışmak psikolojik bir hapis hissi yaratır.
Ekonomik ve Lojistik Konfor: Gemide para harcanmaz, trafik yoktur ve temel ihtiyaçlar önünüze gelir; karadaki geçim derdi ve lojistik zahmet denizciyi bunaltır.
👇





Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın