Her Ülkede Trafik Işığı Var mı? Trafik Kurallarıyla Şaşırtan Ülkeler!
Aracınızla yola çıktığınızda, muhtemelen çok fazla yol alamadan bir trafik ışığıyla karşılaşırsınız. Eğer otoyolda gitmiyorsanız, şehir içinde sizi yönlendiren trafik lambaları durmadan çalışır. Hele de büyükşehirlerde trafik ışıkları olmazsa olmaz.
Ülkemizde trafik ışıklarına 'olmazsa olmaz' diyoruz fakat trafik ışığının hiç olmadığı ülkeler de var. Bu yerlerde, trafik akışı polisler tarafından veya halkın alışkanlıkları tarafından şekillendiriliyor.
Gelin, trafik ışığı olmadan trafiğin yönetilebildiği yerleri yakından tanıyalım.
Kırmızı, sarı, yeşil... Dünyanın neresine giderseniz gidin bu renk trafik ışıklarıyla karşılaşırsınız.
Şehir hayatının en temel unsurlarından biri olan kırmızı, sarı ve yeşil renkli trafik ışıkları, insanların günlük yaşam ritmini belirliyor. Trafik ışığının kullanıldığı ülkelerde aynı renklerin kullanılması ve renklerin aynı anlama gelmesi de bir zorunluluk.
Fakat fardındaysanız, trafik ışığının olduğu ülkeler diyoruz çünkü bazı ülkeler ve şehirler; coğrafi yapıları, nüfus yoğunlukları, kültürel felsefeleri ve hatta antik şehir planlama dehaları sayesinde trafik ışıklarına hiç ihtiyaç duymuyor. Bu şehir ve ülkelerde düzen çok daha şaşırtıcı yöntemlerle sağlanıyor.
Örneğin bir ülkede trafik ışığı insanlar tarafından 'soyut' bulunduğu için kullanılmıyor, onun yerine trafik polisleri çalışıyor. Bazı bölgelerde ise ne trafik ışığına ne de polislere ihtiyaç duyuluyor.
Bhutan
Himalayalar'ın kalbinde yer alan Bhutan Krallığı, dünyada tek bir trafik ışığının bile bulunmadığı bir ülke. Başkent Thimphu'da 1990'lı yıllarda bir deneme amacıyla ilk kez trafik ışığı kurulmuş, ancak bu durum halk arasında büyük bir tepkiyle karşılanmış.
Bhutanlılar, bu mekanik ve soğuk cihazları çok yapay ve 'insani bağlardan uzak' buldukları için ışıklar yalnızca birkaç gün içinde sökülmüş. Ülkenin temel yönetim felsefesi olan 'Gayrisafi Milli Mutluluk' endeksi, modernleşmenin insan ilişkilerini gölgelemesine izin vermediği için trafik ışıkları bir daha asla geri gelmemiş!
Peki, ışıklar olmadan trafik nasıl düzenleniyor?
Thimphu'nun en işlek kavşağında, geleneksel Bhutan mimarisiyle süslenmiş estetik bir kulübenin (gazebo) içinde beyaz eldivenli trafik polisleri görev yapar. Bu polisler, tıpkı bir dans koreografisi gibi son derece zarif ve ritmik el hareketleriyle araçları yönlendirir. Yoğun konsantrasyon gerektiren bu görevde memurlar her 30 dakikada bir değişir. Sürücüler ise polislere, birbirlerine ve yayalara karşı derin bir saygı besler; kavşaklarda göz teması ve karşılıklı nezaket kuralları ön plandadır.
Vatikan
Vatikan'da trafik ışığı olmaması, Bhutan'da olmaması kadar şaşırtıcı değil.
Dünyanın yüzölçümü ve nüfus bakımından en küçük bağımsız devleti olan Vatikan sınırları içinde hiçbir trafik ışığı yok. Yaklaşık 0,44 kilometrekarelik bir alana sıkışmış olan bu dini merkezde zaten 'normal' bir şehirdeki gibi caddeler, kavşaklar yok. Kentin etrafını saran yüksek surların ardındaki yollar, temelde geniş yürüyüş yolları, avlular ve küçük bağlantı geçitlerinden ibaret.
Vatikan'daki araç trafiği sadece din adamlarına, diplomatlara, çalışanlara ve yüksek düzeydeki misafirlere yönelik. Hız sınırının saatte 30 kilometreyle sınırlandırıldığı bu mikro devlette, trafik İsviçreli Muhafızlar ve Vatikan Jandarması tarafından manuel olarak yönetilir.
Zaten çok az sayıda aracın hareket ettiği kentte, yayaların mutlak üstünlüğü vardır; bu nedenle trafik ışıklarına da hiçbir zaman ihtiyaç duyulmamıştır.
Niue
Büyük Okyanus'un güneyinde yer alan ve yaklaşık 1.500 kişilik bir nüfusa sahip olan ada ülkesi Niue, dünyada trafik ışığı bulunmayan bir diğer coğrafya. Dünyanın en büyük yükselmiş mercan adalarından biri olan Niue'de, neredeyse hiç trafik yoğunluğu yaşanmaz. Ada genelinde sadece tek bir ana sahil yolu ve iç bölgelere bağlanan birkaç küçük yol bulunur. Trafik tabelalarının bile nadiren görüldüğü bu adada, stresli şehir hayatına dair hiçbir iz yok.
Niue'deki trafik düzeni tamamen ada kültürünün sıcaklığına ve yazılı olmayan sosyal normlara dayanır. Sürücüler yolda karşılaştıkları her araca, yayaya ve turiste el sallayarak selam vermek zorundadır; bu durum adanın resmi olmayan en önemli trafik kuralıdır. Yollarda dikkat edilmesi gereken en büyük 'tehlike' ise trafik sıkışıklığı değil, yoldan karşıya geçmeye çalışan dev hindistan cevizi yengeçleridir (Uga). Sürücüler, bu canlılara zarar vermemek için yavaş ve son derece dikkatli sürüş yaparlar.
Tekes (Çin)
Çin'in Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yer alan Tekes ilçesi (Bagua Şehri), listemizin en büyüleyici üyesi. Yaklaşık 150 bin kişinin yaşadığı bu büyük şehirde tek bir trafik ışığı bile yoktur; çünkü şehir 1996 yılında tüm trafik ışıklarını resmi olarak kaldırmıştır. Bunun arkasındaki neden ise şehrin tamamen antik Taoist felsefedeki 'Bagua' (Sekiz Trigram) haritasına göre tasarlanmış olması. Yukarıdan bakıldığında devasa bir sekizgeni andıran şehir planı, dünyadaki en kusursuz lojistik tasarımlardan biri olarak kabul ediliyor.
Tekes'in merkezindeki Taiji Mihrabı'ndan dışarıya doğru simetrik olarak açılan 8 ana cadde ve bunları birbirine bağlayan 4 büyük çevre halkası bulunur. Şehrin sokak tasarımında hiçbir çıkmaz sokak yer almaz ve tüm yollar birbirine radyal (ışınsal) bir esneklikle bağlanır. Bu matematiksel tasarım sayesinde trafik akışı 24 saat boyunca hiçbir tıkanıklık yaşanmadan, adeta bir nehir gibi kendiliğinden sağlanır. Araçlar birbirini engellemeden sürekli hareket halinde olduğu için şehir, trafik ışıklarına ihtiyaç duymadan düzenini korur.
Tekes Bagua Şehri, sadece trafik ışığı olmamasıyla değil, yüzlerce yıllık felsefeyi modern şehircilikle buluşturan mimari geçmişi ve olağanüstü afet yönetim kabiliyetiyle de dünyada eşi benzeri olmayan bir yerleşim yeri.
Tekes Bagua Şehri'nin kökenleri ve bugünkü modern yapısına kavuşması iki farklı tarihi döneme dayanıyor:
Fikir Babası (Güney Song Hanedanlığı): Şehrin ilk felsefi temeli ve konum seçimi, ünlü Taoist usta ve Quanzhen mezhebi lideri Qiu Chuji (Changchun Zhenren) tarafından atılmıştır. Cengiz Han'ın davetiyle Batı Bölgelerine seyahat eden Qiu Chuji, Tekes Vadisi'nden geçerken buranın su kaynaklarından ve dağ yapısından etkilenmiş, doğanın enerjisini dengelemek adına sekizgen bir yerleşim planı vizyonu ortaya koymuştur.
Modern Tasarım (1936-1937): Bu kadim vizyonu gerçeğe dönüştüren kişi ise dönemin yerel yöneticisi ve askeri lideri Qiu Zongjun olmuştur. Qiu Zongjun, 1936 yılında şehrin haritasını çizdirmiş ve lojistik ölçümler için Rus uzmanlardan destek almıştır. O dönemde ellerinde yeterli ölçüm ipi olmadığı için, yerel dükkanlardaki tüm kumaş toplarını satın alıp şeritler halinde birbirine diktirmiş, 20 öküzün çektiği sabanlarla sokakların ilk prototip hatlarını toprağa kazımıştır.
Özetle, Feng Shui ve I Ching felsefesiyle tasarlanan Tekes Bagua, doğayla savaşmak yerine doğanın güçlerini (su ve rüzgar) yönlendirmeyi seçen, modern şehirciliğe ders verecek nitelikte bir 'akıllı şehir' ve afet koruma modeli olarak karşımıza çıkıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın