Çocukken İzlediğin Çizgi Filme Göre Yetişkin Karakterin!
Çocukken televizyon karşısına geçip saatlerce izlediğimiz çizgi filmler aslında sandığımızdan çok daha fazlasıydı. Kimi zaman en yakın arkadaşlarımız gibiydiler, kimi zaman olmak istediğimiz karakterleri bize gösterdiler, kimi zaman da hayatı anlamaya çalışırken bize kendi dünyalarını sundular.
Peki yıllar geçti, çocukluk bitti ve sen büyüdün. Peki o çizgi filmlerden bir parça hâlâ içinde yaşıyor mu?
Haydi öğrenelim!
Çocukken izlediğin bu çizgi filmlerden hangisi senin favorindi?
İçindeki Çocuğu Kaybetmeyen Yetişkin
Sen büyümüşsün ama ruhunun bir köşesinde hâlâ çocukkenki halin oturuyor. Herkes hayatı fazlasıyla ciddiye alırken sen küçük şeylerden mutlu olmayı, saçma şeylere gülmeyi ve sevdiğin insanlarla geçirilen sıradan anların değerini biliyorsun. Bu, hayatın hiç zor olmadığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, muhtemelen bazı hayal kırıklıklarından geçtin ve insanların her zaman iyi niyetli olmadığını öğrendin. Ama bütün bunlara rağmen tamamen katılaşmayı reddetmişsin. Senin en büyük gücün de bu: Dünya seni değiştirmeye çalışırken sen hâlâ kendinden bir şeyleri koruyabilmişsin. Biraz saf, biraz kaotik, fazlasıyla eğlenceli ve kesinlikle unutulmaz bir yetişkinsin.
Her Şeyi Mizaha Vurarak Atlatan Yetişkin
Sen hayatın saçmalıklarını diğer insanlardan biraz daha erken fark etmişsin. Bu yüzden artık başına gelen her şeyi dramatize etmek yerine, mümkünse dalgasını geçip yoluna devam ediyorsun. İnsanlar seni rahat ve umursamaz biri sanabilir ama aslında sen sadece her şeyi fazla ciddiye alırsan hayatın çekilmez olacağını anlamışsın. Çocukken Ed, Edd ve Eddy'nin mahalledeki bitmek bilmeyen planlarına gülen sen, bugün de kendi hayatının küçük dolandırıcılıklarını yönetiyorsun: Pazartesi gününe kadar beklemek, alarmı beş kez ertelemek, “bu ay kesin para biriktireceğim” demek... Büyüdün ama hayatı biraz kandırarak yaşama sanatını kaybetmedin.
Sessizce Güçlenen Yetişkin
Sen çok konuşarak değil, yaşadıklarınla değişmişsin. Her şeyi herkese anlatmak gibi bir ihtiyacın yok. Bir sorun yaşadığında önce kendi içinde çözmeye çalışıyor, kimse görmeden toparlanıp yoluna devam ediyorsun. Bu durum seni oldukça dayanıklı biri haline getirmiş. Fakat bazen sürekli güçlü olmak zorunda olmadığını kendine hatırlatman gerekiyor. Çünkü yardım istemek zayıflık değil. Çocukken Samurai Jack'in sessiz mücadelesini izleyen sen, bugün kendi hayatının savaşlarını veriyorsun. Belki de büyümenin en büyük göstergesi, artık kazanmak kadar hangi savaşlara girmemeyi de öğrenmiş olman.
Hayatın Saçmalığını Fark Edip Yine de Eğlenmeyi Başaran Yetişkin
Sen hayatın ne kadar absürt olduğunu fark etmişsin ve buna karşı savaşmak yerine onunla eğlenmeyi seçmişsin. Her şeyin planlandığı gibi gitmeyeceğini biliyorsun. Bu yüzden bazen “neyse artık” deyip devam etmek senin için en mantıklı çözüm olabiliyor. Dışarıdan bakıldığında biraz dağınık, plansız veya fazla rahat görünebilirsin ama aslında hayata karşı oldukça gerçekçi bir bakışın var. Her şeyi kontrol edemeyeceğini kabul etmişsin. Çocukken Gumball'ın başına gelen saçmalıklara gülen sen, bugün kendi hayatındaki saçmalıklara bakıp “ben bunu bir şekilde atlatırım” diyorsun.
Her Duruma Ayak Uydurabilen Yetişkin
Senin en büyük özelliğin, hayatın sana ne getireceğini asla bilemesen de bir şekilde uyum sağlayabilmen. Planların bozulduğunda uzun süre yas tutmak yerine yeni bir yol buluyorsun. Bir gün çok sosyal, ertesi gün kendi dünyasında; bir konuda son derece cesur, başka bir konuda ise fazlasıyla temkinli olabilirsin. Çocukken Ben'in Omnitrix sayesinde sürekli farklı karakterlere dönüşmesini izleyen sen, büyüyünce bunun gerçek hayattaki versiyonunu yaşamaya başlamışsın. İşte başka, arkadaşlarının yanında başka, ailenin yanında bambaşka birisin. Senin süper gücün şekil değiştirmek değil; şartlar ne olursa olsun kendine bir çıkış yolu bulabilmek.
Kendi Hayatının Başrolü Olduğuna İnanan Yetişkin
Sen sıradan bir hayat yaşamaktan pek hoşlanmıyorsun. İçinde sürekli daha fazlasını isteyen bir taraf var. Yeni insanlar, yeni yerler, yeni deneyimler ve biraz da dram... Hayatının monotonlaşması seni çok çabuk sıkabiliyor. Ama senin olayın yalnızca gösterişli bir hayat istemek değil. İnsan ilişkilerine çok önem veriyorsun ve sevdiğin insanları gerçekten sahipleniyorsun. Çocukken Winx'teki arkadaşlıkları izlerken aslında büyüdüğünde nasıl ilişkiler istediğine dair küçük bir fikir edinmişsin. Sen hâlâ kendi hikâyenin başrolüsün; sadece artık sihirli güçlerin yerine kredi kartın ve Google Maps'in var.
Sorumluluklarla Eğlence Arasında Sıkışmış Yetişkin
Sen aslında hâlâ eğlenmek isteyen ama hayatın “artık büyüdün” diye sürekli sorumluluk hatırlattığı yetişkinlerden birisin. Bir yandan işini, okulunu, ilişkilerini ve geleceğini düşünüyorsun; diğer yandan içinden hâlâ “Bugün hiçbir şey yapmayıp arkadaşlarımla takılsam ne olur?” diyen bir ses çıkıyor. Çocukken Mordecai ve Rigby'nin en basit işi bile nasıl inanılmaz bir maceraya çevirdiğini izleyen sen, bugün de sıradan hayatın içinde küçük kaçış noktaları arıyorsun. Bazen sorumluluklarını erteliyor, bazen son dakikada toparlıyorsun ama bir şekilde işin içinden çıkmayı başarıyorsun. Sen büyüdün ama içindeki “Dude, bunu yapmak zorunda mıyız?” diyen taraf hâlâ hayatta.
Hayatı Ciddiye Almayan Ama Her Şeyi Fazlasıyla Düşünen Yetişkin
Sen büyüdükçe hayatın ne kadar karmaşık olduğunu fark etmiş ama yine de her şeyi fazla ciddiye almamayı öğrenmişsin. Dışarıdan bakıldığında oldukça rahat, eğlenceli ve “hallederiz ya” diyen biri gibi görünüyorsun. Kriz anında bile bir şekilde espri yapmayı başarabiliyorsun. İnsanlar senin bu rahatlığını bazen umursamazlık sanabiliyor. Ama işin ilginç tarafı şu: Aslında kafanın içinde düşündüğünden çok daha fazla şey dönüyor. İnsanların söylediği cümleleri, yaptıkları hareketleri ve sana karşı tavırlarını uzun uzun analiz edebiliyorsun. Sadece bunu belli etmek yerine “neyse ya” deyip hayatına devam ediyorsun. Çocukken Tom ve Jerry'nin bitmeyen kovalamacasını izleyen sen, bugün hayatın kendi kovalamacasında ayakta kalmaya çalışıyorsun. Fark şu: Artık televizyonun kumandası senin elinde.
Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışan Güçlü Yetişkin
Senin çocukluk favorin bile sana bir şey söylüyor: Sen küçük yaşta bile güçlü karakterlerden hoşlanıyormuşsun. Bugün de kendi hayatının kontrolünü elinde tutmayı seviyorsun. Planların bozulduğunda “olsun” demek yerine kafanda hemen B planı, C planı ve gerekirse Z planı oluşturuyorsun. İnsanlar seni güçlü ve kendinden emin görüyor olabilir. Fakat bazen güçlü görünmekten o kadar yoruluyorsun ki, birinin gelip “Sen hiçbir şeyi çözmek zorunda değilsin, ben hallederim” demesini istiyorsun. Yani senin yetişkin karakterinin en büyük çelişkisi şu: Herkes sana güveniyor ama sen de zaman zaman birine güvenmek istiyorsun. Buttercup kadar sert, Blossom kadar kontrollü, Bubbles kadar duygusal bir tarafın aynı anda içinde yaşıyor.
Her Şeyin Altında Bir Sebep Arayan Yetişkin
Sen hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmiyorsun. Birisi sana “öyle oldu işte” dediğinde kafanda hemen başka ihtimaller oluşuyor. İnsan davranışlarını okumayı, olayların arkasındaki nedeni bulmayı ve özellikle de sana anlatılmayan şeyleri keşfetmeyi seviyorsun. Bu özelliğin seni oldukça sezgisel biri yapmış. İnsanların söylemediği şeyleri bile davranışlarından anlamaya çalışıyorsun. Fakat bazen bu durum seni gereğinden fazla düşünmeye de itiyor. Bir mesajdaki nokta işaretinden bile anlam çıkarmaya başladığın anlar olabilir. Yine de çocukken Scooby-Doo izleyen o meraklı çocuk hâlâ içinde. Senin için hiçbir olay sadece “olay” değildir; mutlaka arkasında çözülmesi gereken bir gizem vardır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın