Her Gün Kullandığımız Filtrelerin ve Sosyal Medyanın Psikolojimizi Ne Şekilde Etkilediğini Biliyor muydunuz?

-

Instagram'ın tek cümlelik özeti: “Burada, herkes sizden daha çekici ve mutlu.”

“Evet, yüzüm gerçekten böyle görünüyor.”

Instagram ve Snapchat filtreleri ya da Facetune gibi fotoğraf düzenleme uygulamaları ile birlikte, sadece birkaç dokunuşla kendimizin daha iyi bir versiyonunu oluşturabiliyoruz. Yüzümüzün gerçekte nasıl göründüğünü unutmadığımız sürece bunda çok büyük bir problem yok.

Bazı akıllı telefonlarda önceden yüklenmiş fotoğraf uygulamaları, varsayılan ayarların kullanımıyla öz çekimleri otomatik olarak düzenler.

Yani fotoğrafınızı çekerken, zaten düzenlenmiş bir resim görürsünüz, gerçek halinizi görmezsiniz. Neredeyse tüm Instagram filtreleri yüzü daraltır, gözenekleri siler, gözleri büyütür ve burnunu küçültür. Bunları yalnızca eğlenmek için kullanmak önemli değil. Akıllı telefonlarının ekranına baktıklarında, gerçek bir yüz göremeyen kullanıcılar aslında dış görünüşü ile ilgili herhangi bir şikayetleri olmasa bile bir süre sonra kendilerinde kusur bulmaya başlıyorlar.

JAMA Facial Plastic Surgery isimli tıp dergisi, filtreli fotoğrafların gerçeklikle hayal gücü arasındaki çizgiyi ortadan kaldıran 'beden dismorfik bozukluğuna' neden olabileceğini açıklayan bir rapor yayınladı.

Beden dismorfik bozukluğuna sahip olan insanlar, vücutlarında var olmayan kusurlar görürler. 

Geçmişte, insanlar plastik cerrahlardan bazı ünlüler gibi görünmek isterken, şimdi öz çekimlerindeki düzenlenmiş görünümlerine kavuşmak için estetik yaptırıyorlar. Bu o kadar yaygın bir hale geldi ki, bazı uzmanlar bu hastalığa artık “Snapchat dismorphia” adını verdiler.

Bu talepleri karşılayabilmek her zaman mümkün değil çünkü plastik cerrahi, bazı filtrelerin yarattığı değişimi sağlayacak kadar gelişmedi.

Bir kişi Instagram filtrelerini denedikten sonra plastik bir cerrah aramaya çıkmasa bile, bu onların öz güveninin kötü etkilenmediği anlamına gelmez. Instagram'da, herkesin mükemmel yüzleri var ve sadece sizin büyük gözenekleriniz, donuk cildiniz ve büyük bir burnunuz var gibi düşünmeye başlarsınız. Bu nedenle, bir süre sonra, böyle çok basit bir imkanınız varken görmek istemediğiniz şeyleri komik bir maskenin altına gizleme gereğini hissedersiniz.

“Yaz için biraz kilo verdim.”

Instagram fit modellerin fotoğraflarıyla doludur, onlardan kaçmanın pek yolu yok. Araştırmalar, insanlara sürekli kendilerinden daha çekici olduğunu düşündükleri insanların resimleri gösteriliyorsa, bir süre sonra görünümlerinden mutlu olmayı bırakacaklarını göstermektedir.

Instagram kullanımı ile 'orthorexia nervosa' semptomlarının artması arasında da bir bağlantı olduğu saptanmıştır.

Bu, insanlar sağlıklı beslenmeye takıntı derecesinde bağlıdır. İlginçtir ki Instagram'dan, başka hiçbir sosyal medya platformu bu etkiye neden olmaz. Ortorektik olanlarda bu sağlıklı beslenme takıntısı bir süre sonra tek tip beslenmeye dönüşerek oldukça sağlıksız bir hal alabiliyor.

İnsanlar 'mükemmel' Instagram vücutlarına sahip olmak istedikleri için katı diyetler denemeye, kendilerini aç bırakmaya ve çok fazla egzersiz yapmaya başlarlar. Ancak, ortalama bir insanın vücudu, size o detoks içeceği satmaya çalışan güzel (ve muhtemelen düzenlenmiş) resimlerden her zaman çok farklı görünecektir.

“Evet, bu yeni şeye kesinlikle ihtiyacım var!”

Evet her dönem ihtiyacımızdan fazlasını satın alabiliyorduk ama artık bu oran inanılamayacak derecede arttı. Çünkü Instagram'da her zaman yeni, modaya uygun ve çekici bir şeyler görüyoruz. Instagram kullanıcılarının %85'i moda, trendler ve yaşam tarzı ile ilgili hesapları takip ediyor. Birçok kişi sürekli olarak farklı ürünler tanıtan ve reklam veren blogcuları takip ediyor. Ayrıca, Instagram kullanan kişilerin %80'i markaların sayfalarına abone oluyor.

Bir araştırmada, katılımcıların %72'si Instagram'da bir ürün gördükten sonra moda, stil ve güzellik endüstrisi ile ilgili bir satın alım yaptı.

İnsanlar çoğunlukla kıyafet, güzellik ürünleri, ayakkabı ve takılar alıyor. Günümüzde mağazaların Instagram'da ürünlerini satması çok da kolay.  İnsanların eklediği gibi fotoğraflar ekliyorlar. Bu modeldeki elbiseyi beğendiniz mi? Basitçe üzerine dokunuyorsunuz ve sizi anında mağazanın sayfasına yönlendiriyor ve birkaç basit işlemle ödeme yapabiliyorsunuz. Bu mağazalar için de oldukça makul. Birileri kabinlerde hunharca kıyafet denemiyor, fotoğraf çekilip mağazayı terk etmiyor. Araştırmaya göre insanların birçoğu, gelen ürünü beğenmese de iade etmekle uğraşmıyor. Bunun çok parası olmasıyla alakası yok. Ayrıca mağazalar, reklam vermedikleri sürece, satış için herhangi başka bir ücret ödemiyor.

Instagram'ın tek cümlelik özeti: “Burada, herkes sizden daha çekici ve mutlu.”

Elbette, çoğu durumda, o fotoğrafların gerçeklerle alakası olmayan birer görüntü olduğunun farkındayız. Bunun sadece beğeni toplamak için yapıldığını biliyoruz. Fakat bilinçaltımız yine de bizi baskı altına alıyor.

Sosyal medya kullanımı ile artan depresyon ve yalnızlık duygusu arasında bir bağlantı vardı ancak Instagram, diğer platformlardan farklı olarak, bu konuda daha ileri bir adım attı.

Kraliyet Halk Sağlığı Derneği, Büyük Britanya'da (14-24 yaş arası) 1500 gençten oluşan bir grupla çalışma yürüttü. Farklı sosyal medya hesaplarını, uzmanların belirlediği parametrelere dayanarak karşılaştırmaları istendi.

Çalışmanın sonucu, psikolojik sağlık için en zararlı platformun Instagram olduğunu gösterdi. Platform, gençlerde endişe ve aşağılık hissine neden olabiliyor. Ayrıca Snapchat'in de Instagram kadar kötü olduğunu belirtmek gerekir.

Bazı uzmanlar, gönderilerin altındaki beğenilerin sayısının gösterilmemesi durumunda, kullanıcıların zihinsel sağlığının daha az etkileneceğini düşünüyor.

Instagram zaten bunun için bir çalışma yaptığını duyurmuştu ve Kanada'da “no-like” modunu test etti. Bloggerlar bu değişikliği sevmedi. Bu modda, insanlar kendilerini birçok kişinin abone olduğu hesap sahipleriyle karşılaştırmayı bırakıp, paylaşacakları fotoğrafları seçerken çok titiz davranmıyorlar.

“Bir tatilden güzel fotoğraflar paylaşmak tatilin en önemli parçasıdır.”

Seyahat bloggerlarının paylaştığı ideal görünen manzaraların turizm endüstrisi üzerinde büyük etkisi var. Seyahat etiketlerini kullananların %67'si bir sonraki seyahat yerlerini seçmek için Instagram'ı kullanıyor ve insanların %70'i gelecek seyahatlerinin planlarını yine sosyal medyada paylaşıyor. Örneğin Tazmanya'daki lavanta çiftlikleri ve İzlanda'daki fiyortlar gibi bazı turistik yerler, çok ‘beğeni alabilen yerler’ olması sayesinde gezginler arasında daha popüler hale geldi. Bu araştırmaya göre 18-33 yaş arasındaki insanlar için, bir sonraki tatilde nereye gideceklerini belirleyen ana faktörlerden biri bu.

Fakat bunun da tatsız sonuçları olabiliyor.

Örneğin Çin'de açılan dünyanın en uzun cam köprüsü 13 gün sonra kapatılmak zorunda kaldı. Çünkü köprünün fotoğraf çekilmeye gelen turist kafilelerine gücü yetmedi.

19 yaşındaki blog yazarı Bryan Denton bir deney yaptı: Bir hafta boyunca zengin biriymiş gibi davrandı.

Bunun için özel bir şey yapmak zorunda değildi, tabii ki Facetune, PicsArt ve Lightroom gibi birkaç uygulamanın yardımı ile profilini pahalı mağazaların fotoğrafları ve özel jetiyle doldurdu. Aboneleri gerçeği asla fark edemedi. Denton,  bunun ne kadar kolay olduğunu görünce şok oldu.

Başka bir blog yazarı olan George Mason da benzer bir deney yaptı. Bir hafta içinde İspanya, Fransa, Hollanda ve Yunanistan'dan fotoğraflar yayınladı. Zaten tahmin etmiş olabileceğiniz gibi, aslında bu yerlere gitmedi, sadece Photoshop kullandı. Ancak aboneleri hiçbir şey fark etmedi.

Bu bloggerlar için bir deneydi fakat gerçekten böyle yaşayan insanlar var.

Sadece selfie çekinmek için pahalı mücevherler satın alanlar, araba kiralayanlar ya da sadece fotoğrafını çekmek için telefon ambalajı bulmaya çalışan insanların sayısı bir hayli fazla.

İnsanlar yeni akıllı telefonlarıyla gösteriş yapabilir ama kimse onu kendisini oldukça zora sokacak miktarda bir krediyle satın alındığını söyleyemez. Instagram'daki herkes 'zengin ve başarılı'.

Basit bir akıllı telefon uygulamasının bizi diğerlerinden daha kötü hissettirebileceğini, gereksiz para, zaman ve çaba harcatabileceğini kim düşünebilirdi?

Tüm bunlar şu an Instagram'ı hayatından çıkarman gerektiği anlamına mı geliyor? Tabii ki hayır. Burası hala hayatınızdan güzel anları paylaşmak için harika bir yer. Fakat ne kadar gerçek görünürlerse o kadar iyi. Yüzünüz maskeler ve filtreler olmadan da harika görünüyor ve en samimi fotoğraflar düzenlenmiş ve birbirine benzeyen yüzlerce fotoğraftan çok daha iyi görünüyor. 

Ayrıca, Instagram'ın zihinsel durumunuzu nasıl etkileyebileceğini artık bildiğinize göre, bu olumsuz davranışlarınızı takip ederek, beklentileri yerine getirme arzusundan biraz olsun uzaklaşmak daha kolay olacaktır.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizin de sosyal medyada gerçek olmayan şeyler paylaştığınız oluyor mu?

Ya da sizi sosyal medyada en çok rahatsız eden şey ne?

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
fatih-ergec

Aslında bu duruma " Stanford ördek sendromu" deniyor.

enk-capital

Beni en çok rahatsız eden şey özellikle instagramda çok fazla cahil insanın bi araya toplanmış olması. Gerçekten bazen imdat cahil var diye bağırasım geliyo. Cahil ve trollsavar olarak da paylaşımlarımı ingilizce yapıyorum. Zaten hep sanat paylaştığım için bizim insanımıza hitap etmiyo. Genelde yabancı takipçilerim var. Kişisel bi resim ve fotoğraf sergisi olarak kullanıyorum yani.

selim_karaman61

Ben takip edebilirim seni hocam.

poruhexyyy

0 tanesini kullanıyorum ve böyle cooookkk mutluyum😊 resmen hayatın tadını alıyorum ve bunu yaşayamayan gösteriş manyaklarınada çooookkk acıyorum

nini-sza

tek kelimeyle 'korkunc!'

mei

yüzyılın sorunu; yalnızlık. ve böylelikle sosyal medya üzerinde altbilinç olarak "yaşıyorum, buradayım, albenim var" mesajı verebilmek. eskiden bunun için müzik, resim, savaş yapılırdı.

Görüş Bildir