Erdoğan'dan Arınç'a: Dürüst Bir Hareket Değil

 > -

Türkiye’nin mülteci akınının yanı sıra ciddi bir tehdit altında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zaman zaman bombalar düşüyor. En son Hazar’dan Suriye’ye atılan ve patlamayan bir füze düştü, patlayabilirdi de. Bu konularda Rusya maalesef hiçbir şeyin hesabını yapmıyor. Rusya’ya yakışmıyor” değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, Bülent Arınç’ın “Dolmabahçe Mutabakatı’nı biliyordu” sözlerine, “Benim müsaademle yapıldığının iddia edilmesi dürüst bir hareket değildir” yanıtını verdi.

Erdoğan, gezisinin ilk durağı olan Şili’de beraberindeki gazetecilerin gündemdeki önemli başlıklara ilişkin sorularına şu yanıtları verdi:

"Cenevre’de oyalama taktiği yürütüyorlar"

Şu anda Suriye’nin içinde ve dışında olanların hepsi de bir tehdidin altında. Bu tehdidin altında olan insanlar, kalkıp rahat oy kullanamazlar. Buralarda BM’nin samimi davranacağına hiç inanmıyorum. Şu an Birleşmiş Milletler Cenevre’de samimi davranıyor mu? İşte PYD’nin başındaki kişiyle (Salih Müslim) görüşme yapıp yapmadıkları konusu. Perde arkası görüşmeler yapıldığı söyleniyor. Mevcut ortamda, Esed gibi ihanet içerisinde olan birinin önünü açmaya çalışmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. “2018 seçimlerine katılsın, tekrar kazanırsa kazanır, kazanmazsa kazananla yola devam edelim” söyleminin riskli olduğu kadar umut kırıcı olduğu kanaatindeyiz. Cenevre’den olumlu bir şeyler çıksın diye beklenti var. Ancak bazı tutumlar, adeta oyalama taktiğinin benimsendiğini düşündürüyor.

 "Cenevre görüşmelerinin ardından Obama ile görüşeceğiz"

Suriye konusunda gerçek manada bir koalisyondan bahsedebilir miyiz, gerçek bir karşı duruş görülmedi sorusu üzerine) Koalisyon aslında var. İncirlik’te şu an konuşlanmış durumdalar. Zaman zaman zaten oralardan çıkıp gereğini yapıyorlar. Ama biz bunun çok daha farklı bir noktaya doğru dönüşümünü arzu ediyoruz. Son yaptığımız görüşmelerin de katkısıyla mesafe kat edileceğini düşünüyorum. Cenevre görüşmelerinin ardından, Sayın Obama ile de bir durum değerlendirmesi yapacağız.

"PYD-YPG terör örgütü ilan edilmeli"

PKK, AB ve ABD tarafından nasıl terör örgütü olarak kabul ediliyorsa, PYD’nin, YPG’nin de terör örgütü ilan edilmesi lazım. Bunlar da DAİŞ gibi terör örgütüdür. Suriye’nin büyük kısmı DAİŞ’in, diğer büyük kısmı diğer örgütlerin elinde. Rejim ülkenin sadece yüzde 14’üne sahip. Esasen Rusya’nın ortaya koyduğu kararlılığı diğer koalisyon güçlerinin, BM’nin de sergilemesi lazım. Ama yapmıyorlar. Mevcut ortamda Esed gibi ihanet içerisinde olan birinin önünü açmaya çalışmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. ‘2018 seçimlerine katılsın, kazanmazsa kazananla yola devam edelim’ söylemi riskli olduğu kadar umut kırıcı. Cenevre’den beklenti var. Ancak bazı gelişmeler pek umut vermiyor. Bazı tutumlar, oyalama taktiğinin benimsendiğini düşündürüyor. Oysa artık kararlılığa ve irade koymaya ihtiyacımız var.

AB şu ana kadar samimi davranmadı. Hem PKK terör örgütüdür diyorlar hem de belli mensuplarını Avrupa Konseyi’nde vesaire çıkartıp konuşturuyorlar. Almanya terör örgütü diyor. Sayın Merkel’e 4 bin dosya verdim. Hepsinin yargılandığını, hatta dosya sayısının 4 bin 500 olduğunu söyledi. Almanya’nın terör örgütü karşısındaki duruşunu neye göre ifade edeceğiz. ‘O zaman sizde yargı bu noktada sağlıklı hareket etmiyor’ dedim. AB’nin bakışı bu, ondan sonra bedel ödüyor. Fransa’daki terör eyleminde dünya ayağa kalktı, bizde aynı hassasiyeti gösteriyorlar mı? ‘Acınız acımızdır, terör örgütünün karşısındayız’ diyorlar. Ama ondan sonra da PYD denilen terör örgütüne silah veriyorlar.

Güneydoğu’da ele geçirilen silahlar Rus yapımı

Mesela Güneydoğu’daki o yoğun bir şekilde yakalanan silahların tamamı Rus yapımı. Daha önce batılılara PYD’ye silah vermeyin uyarısında bulunduk, silahların yarısı DAİŞ’e yarısı da PYD’ye gitti. Bize PYD, YPG, bunlar DAİŞ’e karşı savaşıyor diyorlardı. Rusların da savaştığını söyledik. O zaman Rusya’ya iyi diyecek miyiz. İyi terörist, kötü terörist gibi yaklaşımları var.

Sınır ihlali: "Karşılık veriyoruz ama ‘olumsuzluk’ istemiyoruz"

Ulusal güvenliğimizi korumak durumundayız. Biz şu anda sınır ihlali yapmadan, top atışlarıyla, angajman kurallarıyla karşılık veriyoruz. Ama koalisyon güçleri olarak maalesef beklenen adımlar istenildiği gibi atılmıyor. Beklenen adımları atacak olursa, inanıyorum ki angajman kurallarına dayalı olarak attığımız adımlar daha tesirli olacaktır. Biden’ın son ziyaretinde konuştuk. Fransa ile İngiltere ile de görüştük. Biz sabır ve teenni ile hareket ediyoruz. Şimdi 23 saniyelik son ihlal NATO hava sahasının da ihlalidir. Bu nedenle NATO’nun ve bizim aynı anda verdiğimiz karşı notalar var. Biz şu anda sabırlıyız. Ben Sayın Putin’le ilgili Dışişleri’ne talimat verdim. Bu konuları görüşebiliriz dedim. Ama henüz bir dönüş olmadı. Bundan önce ‘Beni aramadı NATO’yu aradı’ diyordu. Bir defa bu yaklaşım tarzı da yanlış. Biz böyle bir olayda NATO’yu da ararız, sizi de ararız. Nitekim o hadisede de Dışişleri Bakanlığımız NATO’yu aramıştır. Ben de aynı anda Sayın Putin’i de arayın demişimdir. Ama kendileri bize dönmediler. NATO’yla görüşmelerimizi yaptık ve adımlarımızı attık. Allah göstermesin bir olumsuzluk yaşanmasını istemiyoruz.

"Rusya maalesef hiçbir şeyin hesabını yapmıyor"

 (Bu görüşmeler garantörlük hakkında mı?) Bunun garantörlükle alakası yok. Biz artık tehdit algısı hesaplarını yapan bir ülke konumundayız. Ülkemizde mülteci sayısı 2.5 milyona ulaştı. Batı’nın üzerine düşeni yaptığını söyleyemeyiz. Ülkemiz mülteci akınının yanı sıra ciddi tehdit altında. Zaman zaman bombalar düşüyor. En son Hazar’dan Suriye’ye atılan ve patlamayan bir füze vardı ki pekala patlayabilirdi de. Bedeli çok da ağır olurdu. Bu konularda şu anda Rusya maalesef hiçbir şeyin hesabını yapmıyor. Rusya’ya yakışmıyor. Rusya’nın, “Beni Suriye devleti davet ettiği için ben oradayım” yaklaşımını da doğru bulmuyoruz. Davet meşru mu değil mi ona bakmak lazım. Biz dikkatli davranıyoruz, dikkatli davranmaya da devam edeceğiz. Tuzağa, oyuna gelmeyeceğiz.

"PYD'nin koridor oluşturmasına müsaade etmeyiz"

(Son zamanlarda İran ve Rusya’nın Afrin bölgesine yığınak yaptığı söyleniyor. Cerablus-Azez bölgesi için ilan ettiğimiz kırmızı çizgi, Afrin için de geçerli mi? sorusu üzerine)

Orada PYD terör örgütünün koridor oluşturmasına müsaade etmeyiz. Bizim, Suriye’dekiler de dahil olmak üzere Kürt kardeşlerimizle hiçbir problemimiz yok. Biz sadece PYD terör örgütünün koridor oluşturma girişimine karşıyız. Tabii onun yanında PKK var, YPG var, bölgedeki diğer terör örgütleri var. Bunlarla bir şeyi olgunlaştırmaya, bir şeyi pişirmeye çalışıyorlar. Bizim buna müsaade etmememiz gerekiyor. Bunun için de uluslararası hukuka uygun olarak gereken adımları atıyoruz, atmaya da devam edeceğiz. Şu anda 24 saat sürekli olarak Türk Silahlı Kuvvetlerimizle, istihbarat örgütlerimizle, gerek NATO’daki diğer ülkelerle bunların görüşmesini yapmak suretiyle neler yapılabileceğini konuşuyoruz, görüşüyoruz.

"AB dürüst davranmıyor"

(Geri kabul anlaşmasıyla Türkiye’nin mülteci kampına döneceği endişesi var) Geri kabul anlaşmasında Türkiye üzerine düşen tüm vecibeleri yerine getirmiştir. Yerine getirmeyen AB’dir. AB bu işi yıl sonuna kadar atmakla bize karşı dürüst davranmıyor. Niye Ekim’e bırakıyorsunuz, bu arada adım atılabilirdi. Türkiye 2.5 milyon insanı barındırmak suretiyle geri kabulün en çarpıcı örneğini veriyor. Bazıları hala utanmadan, sıkılmadan ‘Türkiye üzerinden yok Yunanistan’a yok Macaristan’a gidiyorlar’ diyor. Ya insaf edin. Bu kadar insanı barındırıyoruz.

"Suriye'de şehir kurmak istiyoruz"

Biz Suriyeliler için Suriye’de şehir kurmak istiyoruz. 500 metrekarelik arsalara 100-150 metrekarelik özgün mimariye uygun konutlar. Merkel “Bu işe yılda 10 milyar euro ayırıyorum’ diyor. Biz hazırız. bir yılda bitiririz. Rusya’nın bombardımanıyla Suriye’den daha fazla mülteci gelecek. Bayır Bucak Türkmenleri, Rusya’nın müdahalesinden sonra dayanacak güçlerinin kalmadığını söylüyorlar.

"Başkanlık sistemini bir yere oturtacağız"

Olay sadece başkanlık sistemi değildir, anayasa değişikliğinin içinde bir başkanlık sistemi diyelim. Sadece başkanlık sistemine indirgemeyelim. Yamalı bohça gibi bir anayasa var. A’dan Z’ye pırıl pırıl hale getirmemiz lazım. Onun içinde başkanlık sistemini bir yere oturtacağız. Biz, Beştepe sofrasında bununla ilgili çalışmayı başlattık. Bir tur yaptık. Buna diğer turlar da ilave edilecek, aynı zamanda sivil toplum örgütleri de çalışmalar yapıyor. Bu işe tüm kesimleri katalım, ortaya ‘efradını cami ağyarını mani’ bir eser çıksın. Biz ön çalışmaları yaptıktan sonra, referandum noktasında parlamentodan geçtikten sonra bir arama konferansı yapalım. 81 vilayette arama konferansı yapılır, halkın kanaatlerini de alırız. 330’u sağladıktan sonra da bunu referanduma sunarız. Milletten bu işin olurunun çıkacağına inanıyorum. Milletimiz iki referandumda da arkamızda durdu. Halkın üzerinde en fazla yoğunlaştığı konu yeni anayasa ve bunun içerisinde başkanlık sistemi. Şu an yüzde 55 yüzde 60 aralığında. Henüz işin başında bu noktadaysa halk bilinçlendikçe bu oran çok daha yukarı çıkacaktır.

(Yeni anayasa çalışmaları konusunda) İsmail Bey (Meclis Başkanı İsmail Kahraman) başladı, 6 aylık bir süreç devam edecek. Bu sürede temenni ederim ki mutabakat sağlanır. En azından mutabık kalınan maddelerde hiç olmazsa partiler el ele verir de oylarlarsa, iktidar partisi ile anamuhalefet olabilir, diğer partilerden biri olabilir, en azından halka gitmenin yolunu 330’u yakalamak suretiyle elde ederler diye düşünüyorum.

"Bu bir sistem değişikliğidir"

 (Yeni anayasanın esası ne olacak?) Kısa bir ifade ile söyleyecek olursam bu bir sistem değişikliğidir. Öyle bir sistem değişikliği yapalım ki Türkiye geleceği şekillendirsin. Farklı yerlerde farklı başkanlık sistemleri var. Benim gönlüm şunu istiyor; biz öyle bir milletiz ki tarih boyunca bu işi yapmışız, gelenek, göreneklerimizi, birikimlerimizi masaya yatırarak, dünyayı da inceleyerek, bunu yapabiliriz. Kendimize ait bir anayasa yapabiliriz. Yerli ve milli bir anayasamız olsun istiyoruz.

"Bedel ödemeye devam edecekler"

(Terörle mücadelede şu an hangi noktadayız?) Güneydoğu’daki gelişmelerde, gidişat iyi yönde. Güneydoğu’daki vatandaşlarımız, “Aman bırakmayın. Kararlı bir şekilde devam edin” diyor. Bölgeye giden bakan arkadaşlarımız “Hava eskiye kıyasla çok çok farklı” diyorlar. Elbette şehit de veriliyor. Canımız dağlanıyor, yüreklerimiz parçalanıyor. Ama bu sıkıntıların arkasından bölgeye huzur gelecek. Terör örgütüne tüm bunların bedelini ağır ödetiyoruz. Ödemeye de devam edecekler.

"Bunlar kürsüyü bile terörize ediyorlar"

(HDP’li vekillerin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?) Arkadaşlarıma da söyledim. Kesinlikle anayasa, yasalar neyi amirse bunlar için uygulamamız gerekiyor. “Milletvekili oldum, yasaları tanımaz istediğimi yaparım” anlayışı kabul edilemez. Ben parti kapatılmasına karşıyım. Ancak, partide kim olursa olsun, suç irtikap eden bedelini ödemelidir. İşlenen suçlar ortada. savcılar dosyasını tutuyor. Yargı gereğini yapacaktır. Fezlekeler parlamentoya gelecek. Partilerimizin gereğini yapması lazım. Kürsü dokunulmazlığı suiistimal edilmemelidir. Ama bakıyorsun çıkıyor, Meclis’te milletvekiliyle telefon bağlantısı kuruyor. Böyle bir şey olur mu ya? Parlamentonun tarihinde yok. Bunlar kürsüyü bile terörize ediyorlar. Kendi terörist amaçları için kürsüyü kullanıyorlar.

"Kalekolar yapılmalı" 

(Operasyonlardan sonra tekrar bu noktaya gelinmemesi için neler yapılacak?) Bir defa kentsel değişim-dönüşüm süratle olmalı, altyapı meselesi var. Tarihi eserlerin yapılması var. Bir de karakol ve kalekolların yapılması lazım. Sıradan ev gibi olmayacak. Ciddi güçlü karakol ve kalekollar olmalı ki vatandaş “Ben artık güvendeyim” diyebilmeli. Diğerlerine karşı da MİT, emniyet istihbarat, askeri istihbarata görev düşüyor. Halkın hükümetiyle, devletiyle el ele vermesi lazım. Muhtarlarımıza bunu söylüyorum. Bu ülke böyle kalkıp da teröristlere Allahın izniyle kalmayacak.

"O zat benimle konuşmadı"

(Bülent Arınç’ın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?) O televizyon programını izlemedim, ama duyunca da ciddi manada üzüldüm. Dolmabahçe konusunda Yalçın Akdoğan, Efkan Ala, Mahir Ünal Bey’e, “Onlarla aynı fotoğraf karesinde olmanız doğru olmaz. Onları muhatap almak ciddi manada size zarar verir. Sizler hükümetsiniz, onlar ise hükümetin muhatabı olamaz” demiştim. 

Nitekim benim başbakanlığım döneminde gerek Beşir Bey, gerek Sadullah Bey parlamentoda görüşürlerdi ama ne resim verilirdi, ne dışarıya açıklama yapılırdı. 

Dolmabahçe’de öyle bir şeyin olması, karşı tarafın hadiseyi mutabakat gibi lanse etmeye kalkması çok ciddi bir yanlış olmuştur. Bahsettiğiniz televizyon programında, bundan benim haberimin olduğunun, benim müsaademle yapıldığının iddia edilmesi kesinlikle dürüst, doğru bir hareket değildir. 

Kaldı ki o zat, benimle çalıştığı zaman içerisinde bunları konuşmamıştır. Parlamentodan çıktıktan sonra kalkıp da Cumhurbaşkanı hakkında böyle doğru olmayan ifadeler kullanılmasını kabul etmek mümkün değildir.

Kaynaklar: Milliyet ve Hürriyet

YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAvrupa BirliğiBarack ObamaBaşkanlık SistemiBeşer EsadBirleşmiş MilletlerBülent ArınçCerablusDiyetFransaHalkların Demokratik PartisiIŞİDİngiltereİranMacaristanNATORecep Tayyip ErdoğanRusyaŞehitSuriyeTerörVladimir PutinYunanistanolay
Görüş Bildir