Direkt Uçuşun Bile Olmadığı Avrupa'nın Gizli Kalmış En Güzel Adası
Avrupa, dünyada turistlerin en çok ziyaret ettiği bölgelerin başında geliyor. Fransa, İtalya, Hollanda ve İspanya da en popüler ülkeler arasında. Tarihi ve sanatsal bir gezi yapmak isteyenlerin tercihi Fransa olurken denizin, kumun ve güneşin tadını çıkarmak isteyenler İspanya'ya yöneliyor.
İspanya'nın dünyaca meşhur sahilleri, her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor.
Fakat herkesin gözünden kaçan, Avrupa'nın gizli kalmış bir cenneti var!
Kaynak: CNN Travel
İspanya'nın cenneti, Kanarya Adaları olarak biliniyor.
Tenerife Adası, Kanarya Adaları'nın en ünlüsü ve en büyük olanı. Tenerife, yıl boyunca güneşli havası, hareketli tatil merkezleri, plajları ve milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan turizm altyapısıyla dünyaca meşhur bir rota.
Kokla Dünya'yı bloğunun yazarları, Tenerife gezilerini şu sözlerle anlatıyor:
'Tenerife insanları çok güler yüzlü ve sıcaklar. Gezdiğimiz bunca yer içerisinde bizi hiç şaşırtmayan bir veri, deniz kenarı insanının her daim daha mutlu, daha güler yüzlü ve samimi olduğudur.'
Tenerife, Kanarya takımadalarının en tanınmış yüzü. Bu nedenle de her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor. Hem yurt dışından İspanya'ya gelenler hem de tatilin tadını çıkarmak isteyen İspanyollar, bu adayı tercih ediyor.
Peki bu turist yoğunluğundan uzaklaşıp nefes alabileceğiniz bir yer yok mu?
Elbette var.
Kanarya Adaları'nın bambaşka bir yönünü temsil eden El Hierro Adası.
El Hierro, modern turizmin büyük ölçüde teğet geçtiği, doğanın hâlâ başrolde olduğu bir nokta.
CNN tarafından 'Avrupa'nın en iyi saklı sırlarından biri' olarak tanımlanan El Hierro, kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için adeta bir kaçış noktası desek abartmış olmayız. El Hierro, Kanarya Adaları'nın en küçük ve en az ziyaret edilen adalarından biri. Her yıl milyonlarca turist çeken Tenerife'nin aksine, El Hierro çok daha sınırlı sayıda ziyaretçiyi ağırlar. Bu durum adanın en büyük avantajlarından biri.
Burada dev tatil köyleri, kalabalık eğlence merkezleri veya uzun otel sıraları yok. Bunun yerine ziyaretçileri volkanik kayalıklar, sessiz köyler, yemyeşil ormanlar ve Atlantik Okyanusu'nun sonsuz manzarası bekliyor. Tabii turist yoğunluğu olmadığı için, doğal güzellikler de diğer adalara nazaran daha güzel korunmuş halde.
Mesela neler mi?
Ada boyunca yürürken birkaç kilometre içinde farklı ekosistemlerle karşılaşmanız mümkün. Siyah lav kayalıklarının hâkim olduğu kıyılar, çam ormanları, yüksek rakımlı yaylalar ve sislerin arasında kaybolan defne ormanları adanın karakterini yansıtıyor. Bu çeşitlilik, El Hierro'yu doğa tutkunları için benzersiz bir destinasyon haline getiriyor.
Dik yamaçlar arasında uzanan yeşil alanlar, Atlantik'in derin mavisiyle birleşiyor.
Bu minik ada, bir zamanlar 'bilinen' dünyanın en batı ucuydu. Kristof Kolomb'un 1492'de Avrupa'dan ayrılıp Amerika kıtasına ulaştıktan sonra gördüğü son kara parçasıydı. Bugün El Hierro, kendi keşif duygularını yeniden canlandırmak isteyen modern gezginler için oldukça keyifli bir rota olarak karşımıza çıkıyor. (Artık yeni dünyalar keşfetmemizin imkanı yok sonuçta!)
CNN Travel'ın aktardığına göre, 2024 yılında Tenerife'ye altı milyondan fazla uluslararası turist gelirken, aynı dönemde El Hierro'ya sadece 4.100 turist gelmiş. Bunun bir sebebi, El Hierro'da tatil köylerinin hatta direkt uçuşların olmaması. Bu adaya gelmek isterseniz, feribot kullanabilir ya da Tenerife veya Gran Canaria'dan pervaneli bir uçakla seyahat edebilirsiniz.
Bu minik adada sadece bir tane trafik ışığı bulunuyor. Zaten çok sayıda araç olmadığı için, trafik ışığına da gerek duyulmuyor. Ayrıca telefon sinyalinin de biraz zayıf olduğunu belirtelim.
El Hierro, modern dünyada giderek zor bulunan bir deneyim sunuyor: Sessizlik!
Burada ne yüksek sesli gece kulüpleri ne de kalabalık tur otobüsleri var. El Hierro'da rüzgarın hışırtısını, okyanusun sesini ve volkanik doğanın yarattığı dinginliği ruhunuzda hissediyorsunuz. Kanarya Adaları'nın en tanınmış yüzü olan Tenerife'nin hemen yanı başında yer alan El Hierro, özellikle Avrupa'da doğanın korunabildiği nadir yerler arasında.
El Hierro'nun sakinliği özellikle yürüyüş rotalarında hissedilir. Adanın iç kesimlerini ve kıyılarını birbirine bağlayan çok sayıda patika bulunur. Bu rotalar boyunca bazen saatlerce başka bir insanla karşılaşmadan yürümek mümkün! Volkanik tepelerin arasından geçen yollar, sisli ormanlar ve okyanusa bakan uçurumlar, yürüyüş deneyimini nefes kesici bir hale getiriyor.
Gizli ada, aynı zamanda su altı dünyasıyla da büyük ilgi görüyor. Özellikle güney kıyısındaki deniz koruma alanları Avrupa'nın en iyi dalış noktaları arasında yer alıyor. Kristal berraklığındaki sularda rengârenk balıklar, volkanik kaya oluşumları ve zengin deniz yaşamı gözlemlenebiliyor. 2011 yılında meydana gelen deniz altı volkanik faaliyetleri sonrasında bölgedeki ekosistemin daha da ilginç bir hâl aldığı belirtiliyor.
El Hierro'nun büyüsünün önemli bir parçası da küçük yerleşim yerleri. Buradaki köyler ve kasabalar, Kanarya Adaları'nın geleneksel yaşam biçimini koruyor. Beyaz badanalı evler, sakin meydanlar ve yerel halkın günlük yaşamı... Ziyaretçiler burada büyük turizm merkezlerinde sıkça görülen yapay deneyimler yerine gerçek bir ada hayatına tanıklık ediyor. Bu nedenle El Hierro'ya gelen birçok kişi, adanın en etkileyici yönünün belirli bir turistik nokta değil, genel olarak hissettirdiği huzur olduğunu belirtiyor.
Kalabalıklardan uzak, otantik ve sürdürülebilir bir ada deneyimi arayanlar için El Hierro, Avrupa'nın keşfedilmeyi bekleyen en özel köşelerinden biri olmaya devam ediyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın