Yıllardır Denizin Dibinde Sessizce Bekliyor: 24 Bin Yıl Boyunca Zehir Bırakacak
1989 yılında Norveç açıklarında batan Sovyet nükleer denizaltısı Komsomolets, aradan geçen 36 yıllık süreye rağmen çevre için ciddi bir tehdit oluşturmayı koruyor. Norveç Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan resmi rapora göre, batık reaktörden zaman zaman radyoaktif madde sızıntısı yaşandığı tespit edildi. Uzmanlar, mevcut radyasyon seviyelerinin deniz ekosistemi üzerinde anlık bir tehlike yaratmadığını belirtirken, zamanla bu riskin çok daha kritik boyutlara ulaşabileceği uyarısını yapıyor. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve çevre aktivistleri ise okyanus tabanındaki bu enkazı her an patlamaya hazır bir saatli bomba şeklinde nitelendiriyor.
Detaylar 👇
Gelişmiş askeri teknolojiyle üretilen nükleer denizaltı büyük bir yangın sonucunda okyanusun derinliklerine gömüldü.
Komsomolets, Sovyetler Birliği tarafından inşa edilen ve döneminin en ileri teknolojisine sahip nükleer saldırı denizaltısı olarak görev yapıyordu. Yaklaşık bin metre derinlikte seyredebilen ve nükleer füzeler fırlatabilecek şekilde tasarlanan bu askeri araç, yeni bir denizaltı sınıfının ilk temsilcisi konumunda yer alıyordu. Ancak 7 Nisan 1989 tarihinde gemide çıkan yangın, büyük bir faciaya yol açtı. Mürettebatın yoğun çabasıyla su yüzeyine çıkarılan denizaltı, yaklaşık beş saat boyunca su üstünde kaldıktan sonra battı. Kaza neticesinde 69 kişilik mürettebattan 42 denizci hayatını kaybetti. Batış esnasında meydana gelen patlama ise titanyum gövdeyi parçalayarak deniz suyunun nükleer torpidolarla doğrudan temas etmesine neden oldu.
Geçmiş yıllarda uygulanan geçici koruyucu mühürleme işlemlerinin kullanım ömrü artık son buluyor.
Denizaltının batmasının ardından çevre örgütleri, torpidolardaki plütonyum maddesinin denize karışması durumunda Kuzey Denizi'ndeki balıkçılık alanlarının tamamen yok olabileceğini duyurdu. Bu tehlikeli durumu engellemek amacıyla 1995 ve 1996 yıllarında son derece riskli derin deniz operasyonları düzenlendi. Çalışmalarda, gövdedeki derin çatlaklar ve torpido bölmeleri özel yalıtım malzemeleriyle kapatılarak mühürlendi. Fakat uygulanan bu mühürlerin en fazla 30 yıl dayanacak şekilde tasarlandığı biliniyordu. Son dönemde bölgede gerçekleştirilen hassas incelemeler, koruyucu bariyerlerin işlevini yitirmeye başladığını ve reaktörden sızıntıların tekrar ettiğini doğruladı.
Okyanus tabanında yatan nükleer enkaz binlerce yıl boyunca çevreye zarar verme potansiyeli taşıyor.
Denizaltının bin 700 metre derinlikte bulunması, yeni bir onarım çalışması yapmayı teknik açıdan imkansız kılıyor. Yetkililer, mevcut koşullarda yeni bir müdahale planı yapmazken, bilim insanları enkazın güncel durumunu izlemek için acil araştırma seferleri düzenlenmesini istiyor. Nükleer savaş başlıklarında yer alan plütonyum elementinin yarı ömrü yaklaşık 24 bin yıl olarak hesaplanıyor. Bu durum, okyanus derinliklerindeki bu nükleer tehdidin insanlık ve deniz yaşamı için çok uzun yüzyıllar boyunca devam edeceğini açıkça ortaya koyuyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın