20. Yılında Hâlâ Aralanamayan 'Sır' Perdesi: 12 Mart Gazi Katliamı

 > -

90'lı yıllar, çoğu kesim tarafından Cumhuriyet tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olarak kabul edilir. 1980 darbesi sonrası sindirilen halk, 90'larda ise devlet içerisindeki illegal örgütlerin yaptığı faili meçhul olaylarla sindirilmeye çalışıldı. 1995 yılı ise Mehmet Ali Birand'ın deyimiyle 'korkunun yılıydı'. 12 Mart 1995 günü ise Gazi Mahallesi'ne giren, kimlikleri hala belirlenemeyen bir taksiden 3 kahvehane ve bir pastahaneye açılan ateş sonucu üç gün sürecek kanlı olaylar başladı.

1. Olayların başlangıcı

12 Mart 1995 akşamı, saat 20:45 sularında kimliği belirlenemeyen kişiler, gasp ettikleri bir taksi ile Gazi Mahallesinde bulunan Öntaş, Yavuz ve Dostlar kahvehaneleri ile Sarıoğlu pastahanesini silahla taradı. Saldırı sonucu 76 yaşındaki Alevi dedesi Halil Kaya öldürüldü, 5'i ağır 25 kişi yaralandı. Sonrasında saldırganlar kaçırdıkları taksinin şoförünü de öldürerek kayıplara karıştı.

 Ahmet Şık'ın çektiği bir fotoğraf...

Olayın duyulmasının ardından mahalleli ayaklanarak, bu saldırıya tepki gösterdi. Ancak bu duruma polisin tepkisi daha sert oldu. Aynı akşam Mehmet Gündüz adlı mahalleli, polis kurşunu sonucu hayatını kaybetti.

2. 13 Mart ile beraber artan şiddet

13 Mart sabahı Gazi Mahallesi, olayları protesto etmek için tekrar sokaklara çıktı. Cemevi önünde toplanan yaklaşık 2000 kişilik kalabalık karakola yürümek isterken polis silah kullandı ve bir kişi daha hayatını kaybetti. İşte bu andan itibaren şiddet en sert halini aldı. Barikatlar oluşturuldu, sert çatışmalar yaşandı. Olayların ikinci gününde artan şiddet, özel timlerin bölgeye sevkedilmesi, daha sonradan kontrgerillanın aktörlerinden olduğu anlaşılan ağır silahlı sivillerin mahalleye girmesiyle sadece o gün 15 kişi hayatını kaybetti. ancak bir fotoğraf karesi Gazi olaylarının hafızasını oluşturdu.

3. Özlem Tunç

Gazi Mahallesi sakinlerinden Özlem Tunç, olaylar sırasında ortamı sakinleştirmek adına polis ve askerle pazarlık yapan komitede yer alanlardan biriydi. Yapılan görüşmelerden sonra kitleye seslenmek için bir panzerin üzerine çıkıp, konuşması bittikten sonra apar topar gözaltına alındı. Sonrasında işkenceye uğrayan Özlem, işkence seansından sonra aynı kişiler tarafından başına bir el ateş edildi. İki polis tarafından saçından ve bacağından sürüklenerek çöp konteynerine bırakıldığı an ise tüm Türkiye tarafından izlendi. Öldü denilerek çöpün yanına atılan Tunç'un ölmediği anlaşıldı, tedavi altına alındı ve hayata döndürüldü.

4. Davanın kara kutusu: Hanefi Avcı

Olayların çıktığı anda ilk hedef PKK gösterilmişti. Ancak bu iddiayı istihbaratın en deneyimli ismi Hanefi Avcı reddetti. O günlerde olayların devlet içerisindeki illegal yapılar tarafından ateşlendiğini söyleyen Avcı, olayların 20. yılında davanın avukatları tarafından bildiklerini anlatması yönünde mahkemeye çağrıldı.

5. Askerin mahalleye girmesi

14 Mart günü mahallede sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen çatışmalar devam etti. Bunun üzerine bölgeye askeri birlikler sevkedildi. Mahalledeki olayların durmaması üzerine Ankara'da yapılan protesto yürüyüşünde ise 36 kişi yaralandı. Bu sırada mahalleli tarafından kurulan bir komite, 4 maddeden oluşan isteklerini sıralamıştı. Bunlar; cenazelerin teslim edilmesi, sokağa çıkma yasağının kaldırılması, gözaltına alınanların serbest bırakılması, asker ve polisin mahalleden çekilmesiydi. Talepler reddedilince yine şiddetli çatışmalar yaşandı.

6. Ümraniye'ye sıçrayan olaylar

Tansiyonu düşürmek yerine atılan yasaklayıcı hamleler sonucu olaylar 15 Mart'ta Ümraniye'ye de sıçradı ve burada da 5 kişi hayatını kaybetti. Ertesi gün, komitenin isteklerinin kabul edilmesi sonucu çatışmalar sona erdi.

7. Dönemin siyasi aktörleri

-İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, olayları kontrol altına alamamış ve bu katliamın baş sorumlularından biri olmuştur. 

-Dönemin emniyet müdürü Necdet Menzir de olayların büyümesini önleyememiş, sonrasında ise DYP'den milletvekilliği ve bakanlık yapmıştır.

-Dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe 'Polis ateş etmedi' gibi bir ifade kullanarak çok büyük tepki çekmişti.

Ve yine dönemin emniyet müdürü Mehmet Ağar ve Başbakan Tansu Çiller hakkında suç duyurusunda bulunulmasına rağmen, hepsinde takipsizlik kararı çıktı.

9. Sonuç

4 güne yakın süren olaylarda 22 kişi hayatını kaybetti. Bu 22 kişiden 7'sinin polis kurşunuyla öldüğü otopsi raporu sonucunda kesinleşti. O dönem olayın sorumlusu hiçbir üst düzey yetkili yargılanmadı. 20 polise dava açıldı. Dava 'güvenlik sebebiyle' üç şehir gezdirilip 2001 yılında karara bağlandı. Sadece iki polis ceza aldı. Daha sonrasında Yargıtay polisler hakkında 'haklarında adam öldürmeye dair net deliller bulunmadığından' dolayı kararı bozdu. Bunun üzerine aileler ve avukatlar davadan çekildiler. Tekrar görülmeye başlanan davada iki polis hakkında 4 yıl 32 ay hapis cezası verildi. 

Sonraki senelerde Ergenekon davasına da konu olan Gazi Olayları'nda, aradan 20 yıl geçmesine rağmen 'sır' perdesi aralanamadı. Belki de zaten ortada bir perde yoktur. 

Kaynakça

Gazi Mahallesi olayları - Vikipedi

Gazi Olayları Katliamı 12 Mart 1995)

bianet : Gazi'de 18 Yıllık Adalet Özlemi

20 yıllık karanlık: Gazi katliamı

https://eksisozluk.com/ozlem-tunc--1617065

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
cnsfrd

gazi vakasını gezi'ye benzetenler olmuş ama bence çok derin farklar var. gazi'deki şiddet dozu gezi de olsa idi şu an Suriye olmuştuk. Gazi daha net şekilde ceberüt devletin sevmedği alevi toplumuna açılmış bir cepheydi ama gezi çok daah kapsayıcı bir eylemeler bütünüydü. gazi tam olarak derin devletin işidir. kurguyu devlet yapmıştır. gezi de ise ne kurgu vardır ne önder. o sebeple devlet çok afallamıştır. ayrıca inanılmaz baskı altında olmasına rağmen medya organları çok geliştiği için gezide nerdeyse her şey görüntülü kayıt altındadır. ama gazi'de elde nerdeyse hiç kanıt yoktur. gezi toplumda infaalin sonucu iken gazi devletin infaalidir. yani gaz ile gez arasıdan 1 harf ve 18 yıl vardır "ve" değişen çok şey vardır. 90'lar karanlığıyla 2010'lar arasında dağlar kadar fark var.

Gizli Kullanıcı

Ceza yine 2 mal polise kesilmiş. Yahu hiç mi akıl yok bu insanlarda ? Kullanıldıklarını ve işleri bittiklerinde çöp gibi atılacaklarını nasıl hesap edemiyorlar ? Siyasetçilerin gözünde hayvan kadar değerleri olmadıklarını bu kadar yaşanan olaydan sonra nasıl göremiyorlar pes doğrusu .. O zaman emri veren devlet görevlileri şimdi milyonları götürmüş 7 sülalesini geçindirirken polis-asker ve halk bir birine düşürülmüş yokluk içinde hakkını arıyor .. Daha da kötüsü aradan 20 yıl geçmiş olmasına rağmen bi bokun değişmemesi ..

Gizli Kullanıcı

gazi ve gezi arasında 1 harf ve 18 yıl vardır, ancak değişen hiçbir şey yoktur...

tunay-ipek-gulmez

burada kendi canlarını katlediyolar yerde sürüklüyolar ne kadar şerefsiz varsa kadın erkek demeden halkımızı savuruyolar. Ben de Gazi mahallesinde oturuyorum ve bilmeyenler ya saygı duyacak ya susacak! şerefsizlerin yandaşı olduğunuzu belli etmeyin.

kaya-keleri

Sır perdesi değil, o zamanlar ülke genelinde faili meçhul cinayetler yaygındı, hanefi avcı'nın da dediği gibi devlet içinde yuvalanmış bu illegal örgütler hem bu faili meçhul cinayetlerden, hem de gazi olaylarını tertipleyen dönemin koordineli üst düzey yöneticileri sorumludurlar. Piyonlar ise birkaç kişi dışında muhtemelen hala bu yapı içindedir, bence!

Görüş Bildir