onedio
Lg, Buzdolabı Teknolojilerini Electrolux'e Lisanslıyor
İSTANBUL (AA) - LG Electronics (LG) ve Electrolux, LG'nin bazı kabin içi buz yapan ve Fransız kapılı buzdolaplarına yönelik patent lisans anlaşması imzaladı. LG'den yapılan açıklamaya göre, patent, Fransız kapılı buzdolaplarında buza erişmeyi daha kolay hale getiriyor.Dolap içi buz yapma teknolojisi, 'buz yapma ve soğutma bölümünde yer alan buz bölmesi içinde buzun saklanması ve kapıdan dağıtılması' anlamına geliyor. Fransız kapılı buzdolabı kabin içi buz yapma teknolojisi, kullanıcıların alt dondurucu kapısını açmak için eğilmek zorunda kalmadan buza erişmelerini sağlıyor.Dünyanın en büyük cihaz üreticilerinden biri olan LG, aynı zamanda buz yapma teknolojisi ile ilgili 700'den fazla patenti ile dünyanın en büyük cihaz patent sahiplerinden biri olma unvanını taşıyor. Electrolux ile yapılan kabin içi buz yapma teknolojisine özel lisans sözleşmesi, buz üretme özelliğinin buzdolabının içinde yüksek bir konuma yerleştirildiği Fransız kapılı buzdolapları için gerçekleştirildi. Bu, LG'nin buzdolabının alt dondurucusundan soğuk hava çekerek buzdolabının kapısında oluşturulduğu buz yapma teknolojisinden farklı bir teknoloji olarak anılıyor. Bu teknoloji, geçen yıl Haier'in sahip olduğu GE Appliances'a lisanslandı.Açıklamada görüşlerine yer verilen LG Fikri Mülkiyet Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Jeon Saeng-gyu, 'Müşterilere daha fazla rahatlık ve işlevsellik sunma arzumuz, bizi buz yapımı gibi yenilikçi teknolojiler geliştirmeye yönlendiriyor.' ifadesini kullandı.
Rusya'da Kovid-19 Vakası Sayısı 1 Milyon 547 Bini Geçti
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası 1 milyon 547 bin 774'e çıkarken, salgına karşı bazı tedbirler yeniden getirildi.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte Kovid-19 vaka sayısı 16 bin 550 artarak 1 milyon 547 bin 774'e, sağlığına kavuşanların sayısı da 12 bin 844 artışla 1 milyon 158 bin 940'a ulaştı.Ülkede, virüs kaynaklı 320 kişinin yaşamını yitirmesiyle 'en yüksek günlük ölüm sayısı' görüldü ve böylece toplam hayatını kaybeden sayısı 26 bin 589 oldu.Ülke genelinde vaka sayısındaki günlük artış yüzde 1,1 olurken, yeni vakaların yüzde 26,4'ünde semptom görülmedi.Başkent Moskova'da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 4 bin 312 artarak 405 bin 352'ye, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 61 artışla 6 bin 503'e çıktı.Rusya'da Kovid-19'a karşı yeniden tedbirler alındı Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi'nden (Rospotrebnadzor) yapılan açıklamada, ülkede bugüne kadar 58 milyon 200 Kovid-19 testi yapıldığı belirtildi.Açıklamada, Kovid-19'a karşı tedbirleri yeniden sıkılaştırma yönünde karar alındığı bildirildi.Karar gereği, yarından itibaren ülke genelinde halka açık alan, toplu ulaşım araçları, taksi, araç park yerleri ve asansörlerde maske kullanılması zorunlu hale gelecek.Ayrıca, 23.00-6.00 saatleri arasında eğlence mekanları, restoran, bar ve kafelerin çalışması yasaklandı.Bölge yönetimlerine 65 yaş üstü ve risk grubunda bulunan vatanadaşların korunması yönünde ek önlemlerin alınması önerilerek, halkın yoğunlukla bulunduğu yerlerde dezenfeksiyon çalışmalarının artırılması gerektiği belirtildi.Rusya'da Kovid-19Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti.Ülkede, dün 17 bin 347 kişide virüsün tespit edilmesiyle 'en yüksek günlük vaka sayısı' görülmüş, 21 Ekim'de de Kovid-19 nedeniyle 317 kişi hayatını kaybetmişti.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
Kocaeli'de Deaş Operasyonunda 6 Şüpheli Yakalandı
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de, terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 6 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, il genelinde suçun önlenmesi ve faillerinin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.Bu kapsamda düzenlenen operasyonda DEAŞ üyesi olduğu iddiasıyla 4'ü yabancı uyruklu 6 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, çok sayıda örgütsel doküman, uyuşturucu hap ve dijital materyal ele geçirildi.Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Van'da PKK'lı Teröristlere Ait Silah Ve Mühimmat Ele Geçirildi
HAKKARİ (AA) - Van'ın Saray ilçesinde terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonda silah, mühimmat ve yaşam malzemesi ele geçirildi.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.Bu kapsamda, terör örgütü PKK/KCK'ya ait sığınak, barınak ve depoların tespit edilmesi maksadıyla dün Saray ilçesine bağlı Turanköy Mahallesi kırsalına operasyon düzenlendi. Operasyonda, PK makineli tüfek, 3 bin 800 AK-47 kalaşnikof piyade tüfeği fişeği, 2 bin 800 PK makineli tüfek fişeği, 1197 AK-74 kalaşnikof piyade tüfeği fişeği, 840 M16 piyade tüfeği fişeği, 327 doçka uçaksavar mühimmatı, 40 el bombası, 15 antitank roketatar mühimmatı, el yapımı patlayıcı yapımında kullanılan malzeme ve yaşam malzemesi ele geçirildi.
Sevda Noyan'ın "Tehdit" Suçundan Yargılanmasına Başlandı
İSTANBUL (AA) - Bir televizyon programındaki sözleri nedeniyle hakkında 'halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit' suçundan 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istenen Sevda Noyan'ın yargılanmasına başlandı.İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya sanık Sevda Noyan katılmadı. Müşteki avukat Enes Kabadayı'nın da hazır olmadığı duruşmada tarafları avukatları temsil etti. Duruşmada, sanık Sevda Noyan'ın avukatının mahkemeye 24 Ekim'de mazeret dilekçesi gönderdiği ve dilekçeye Noyan'ın hasta olduğuna ilişkin doktor raporu da eklediği bildirildi. Dava konusu videonun bilirkişi tarafından çözülerek dosyaya gönderildiği belirtilen duruşmada, avukat Tülay Bekar'ın Ankara Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe göndererek, suçtan zarar gördüğü gerekçesiyle müdahilliğine karar verilmesini istediği kaydedildi.Duruşmada ayrıca, müştekilerden Enes Kabadayı'nın, 26 Haziran'da mahkemeye sunduğu dilekçeyle, 'Bilirkişi Z.A'nın, siyasi görüşünü belirtir Facebook paylaşımları olduğu ve siyasi görüşünden bağımsız olamayacağı gerekçeleriyle reddini talep ettiği' tutanağa geçirildi. Beyanı sorulan müşteki Enes Kabadayı'nın avukatı, katılma talebinin kabulüne karar verilmesini isteyerek, sanık ifadesi alındıktan sonra beyanda bulunacağını söyledi.Sanık Sevda Noyan'ın avukatı ise müştekilerin maddi veya manevi zarar görme durumlarının olmadığı gerekçesiyle katılma talepleri ile bilirkişinin reddedilmesi yönündeki talebin kabul edilmemesi gerektiğini dile getirdi.Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, yüklenen suçun kamu barışına karşı işlenen suçlardan olduğu ve müştekilerin doğrudan zarar görme durumlarının bulunmadığı gerekçesiyle müdahillik ile bilirkişinin reddi yönündeki taleplerinin kabul edilmemesini istedi. Ara kararDavaya ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, mazeretini kabul ettiği sanık Sevda Noyan'a, bir sonraki duruşma gününün tebliğ edilmesine karar verdi. Müştekiler Enes Kabadayı ve Tülay Bekar'ın müdahillik taleplerini, suçtan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle reddeden mahkeme, bilirkişinin reddi talebini de, 'bilirkişinin sadece video çözümü yaptığı ve siyasi görüşünün istenmediği' gerekçeleriyle kabul etmedi.Mahkeme duruşmayı 14 Ocak'a erteledi. İddianame ve takipsizlikİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosunca hazırlanan iddianamede, Noyan'ın, mayıs 2020'de katıldığı bir televizyon programında kullandığı ifadeleri nedeniyle 'halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit' suçundan 3 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Sevda Noyan hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret' suçundan başlatılan soruşturmada ise 24 Eylül 2020'de takipsizlik kararı verilmişti.
Analiz - Google'a Açılan Tarihi Dava Teknoloji Devlerini Endişelendiriyor
İSTANBUL (AA) -ERSİN ÇAHMUTOĞLU- Dünya 3 Kasım’daki ABD Başkanlık seçimlerinin nasıl sonuçlanacağını tartışırken odaklanılan konulardan biri de seçimlerin güvenliği meselesi. Dijital platformlar, diğer deyişle siber ortam üzerinden seçimlere müdahale olasılığı ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor. ABD’deki seçmen davranışlarını etkileme ve seçim sonuçlarını manipüle etme çabaları hususunda Google, Twitter, Facebook gibi dijital platformlar kullanışlı birer araç olarak öne çıkıyor.2015 yılında “konglomerat” (farklı alanlarda çalışan birçok şirketin tek şirket altında bir araya gelmesiyle oluşan yapı) olarak kurulan Alphabet Inc.'in çatısı altında faaliyet yürüten ve 1 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünya devleri arasında olan Google, yaklaşan ABD seçimlerinde kullanıcı verilerini manipüle etme ve ticari anlamda da haksız rekabetlere yol açma suçlamasından dolayı Donald Trump yönetimiyle zor günler geçiriyor. 2018 yılından bu yana Trump, Google’ın arama motoru hizmetlerinin hileli ve yasadışı şekilde işletildiğini iddia ediyor ve şirkete yönelik hukuki yaptırımlara başvurulması gerektiğini söylüyor. 2018 yılı içerisinde Trump, Google’ın arama motorundaki sonuçlarda kendisinin ve Cumhuriyetçi temsilcilerin aleyhine olan haberlerin ön planda olduğu ve Google arama sonuçlarındaki bilgilerin hileli bir yöntemle elde edildiği iddialarını gündeme getirmişti. [1] Bugünlerdeyse Trump yönetimi hukuki anlamda somut bir adım atarak, ABD Adalet Bakanlığı aracılığıyla Google’a büyük ölçekli bir dava açtı. Trump yönetiminin bu girişimi, zamanlama açısından manidar olarak karşılansa da davanın içeriğine bakıldığında aslında konunun seçim gündeminden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülüyor.Google’a açılan davanın içeriğinde neler var?Trump yönetimi 20 Ekim’de, Florida, Georgia, Mississipi, Teksas gibi 11 farklı eyalet mahkemesinin de katılımıyla, haksız rekabete neden olup yasadışı tekel oluşturmak ve tüketicilere zarar vermek suçlamasıyla Google’a dava açtı. ABD tarihinin en önemli davalarından biri olarak nitelendirilen davanın içeriğine göre [2] Google, uluslararası alanda rekabet ortamını yok edecek yasadışı taktikler uygulayarak, arama motoru hizmetleri ve dijital/çevrimiçi reklamcılık alanlarında “imparatorluğunu” güçlendiriyor.Rekabete aykırı davranışının bir sonucu olarak Google’ın, ABD içerisindeki tüm genel arama motoru sorgularının yaklaşık yüzde 90'ını ve mobil cihazlardaki sorguların yaklaşık yüzde 95'ini oluşturduğu ifade ediliyor. Dava metninde değinilmeyen fakat siyasi temsilciler arasında tartışılan bir başka ciddi konu ise, Google’ın ABD seçimlerine müdahale amaçlı bazı girişimlerde bulunduğu ve bu doğrultuda kullanıcıları manipüle ettiği iddiası. Google’ın kullanıcı verilerini hukuka aykırı şekilde elde edip bunları kullandığını iddia eden Trump yönetimi, Google aramalarında Cumhuriyetçiler ve özel olarak Trump hakkında olumsuz haberlerin öne çıkarıldığını da belirtiyor.Dava metninde Google’a tepki oluşturmak için tüm internet kullanıcılarına bir çağrı yapılması da dikkat çekiyor. Metinde, Google’ın milyarlarca kullanıcı için internete açılan rakipsiz bir ağ geçidi olduğu; reklam verenlerin çok yüksek meblağlar ödemek zorunda kaldığı (arama motorlarındaki reklam tutarlarının yıllık 50 milyar doları aştığı ve Google’ın burada başat aktör olduğu belirtiliyor); ABD’li tüketicilerin, Google’ın gizlilik politikalarını ve kişisel verileri kullanmasını kabul etmek zorunda kaldığı; dolayısıyla ABD’lilerin bu hukuk dışı gidişata dur demeleri gerektiği belirtiliyor.İlgili dava metni incelendiğinde, Google hakkındaki suçlamaların neredeyse tamamının ekonomiye dair olduğu görülse de bazı bölümlerde Google’ın siyasi boyutuyla da bir “tehlike” arz ettiğinin düşünüldüğü çıkarımı yapılabilir. Örneğin, dava metninde genel manada Google ile Apple arasında bir kıyaslama yapıldığı ve Apple’ın aksine Google’ın üçüncü taraflarla işbirliği yaptığına (örneğin Çinli Huawei, ZTE gibi markalarda Android’in kullanımı) işaret edildiği görülüyor. Trump yönetiminin ulusal güvenlik açısından Çinli şirketleri tehdit olarak algıladığı göz önünde bulundurulursa, bu dava metninde de böyle bir algının yer aldığı söylenebilir.Google ABD seçimlerine müdahale edebilir mi?Dünyanın en büyük arama motoru olarak bilinen Google, sahip olduğu milyarlarca kullanıcısıyla dijital ortamda devasa bir veriye sahip. Kullanıcılarının kişisel bilgilerini elde etmekten ziyade yapay zekâ algoritmalarıyla oluşturulan kullanıcıya özel veriler, Google açısından paha biçilemez bir nitelikte.Kullanıcılarının verilerini sürekli olarak işleyen Google, arama motorunda nelerin arandığı; alışveriş sitelerinde ne gibi ürünler satın alındığı; YouTube’dan ne tür videoların izlendiği; Haritalar uygulaması üzerinden nerelere, hangi vasıtayla gidildiği gibi bilgilerden oluşan devasa boyutlarda bir dataya erişip bütün bunları saklayabiliyor. Bunların ötesinde Android işletim sistemli cihazlardan her türlü kişisel verilerin elde edilmesi ve saklanabilmesi sonucu elde edilen “big data”nın Google’a kattığı değer dikkat çekici.Bütün bu büyük verinin saklanması ve işlenmesi yoluyla da Google, kullanıcılarına özel hizmetler sunarak “kişiselleştirme” konseptiyle özgün çözümler geliştiriyor. Buna göre Google algoritmaları, kullanıcının geçmiş aramalarından ve verilerinden hareketle hangi sonuçların/ hizmetlerin ön plana çıkarılacağını belirliyor. Bu bilgiler ışığında Google, kullanıcılara yönelik her türlü bilgiyi özel olarak seçebilmekte ve kullanıcısına sunabilmekte.Bu tarz kişiselleştirilmiş arama sonuçlarına ilaveten Google’ın genel olarak Trump ya da Biden aleyhine olan sonuçları arama motoru sorgularında ön sıralarda göstermesinin mümkün olduğu da iddia ediliyor. Buna göre Google, kullanıcıların ABD seçimlerindeki tercihlerine yönelik kararlarını etkilemek amacıyla Trump’a yakın üst düzey isimlerin aleyhinde olan haberleri ön plana çıkarıyor. Burada sahte haber içeriklerinden görsellere ve hatta videolara kadar geniş bir bilgi havuzu söz konusu.Google hakkında son günlerde ortaya çıkan en dikkat çekici haber ise, eski bir Google yöneticisinin itiraf niteliğindeki açıklamaları oldu. [3] Google’ın eski reklam yöneticilerinden biri olduğu iddia edilen Adriano Amaduzzi, yayınlanan bir video kaydında, istedikleri içerikleri sansürleme ve manipüle etme yeteneklerine sahip olduklarını, Cumhuriyetçilerin reklamlarına ve kampanyalarına erişimleri engelleyebileceklerini söyledi. Amaduzzi ayrıca Demokrat partililere ücretsiz reklam kredileri açılabileceğini, kampanyalarına destek sağlanabileceğini ve Cumhuriyetçilere ait içeriklerin de arama motorunda sansürlenebileceğini ifade etti.Google hakkında bir başka dikkat çeken iddia, çeviri hizmetinde yapılan bir manipülasyonun tespit edilmesidir. Bazı Twitter kullanıcıları, Google çeviri sayfasının İngilizce kısmında “Joe Biden seçimi kaybetti” ifadesinin Çince karşılığı “Joe Biden seçimi kazandı” şeklinde olduğunu fakat Biden yerine Trump yazıldığında sonucun her şekilde “Trump seçimi kaybetti” şeklinde yazıldığını iddia etti. [4] Bu iddialar başka kaynaklarca detaylı olarak incelenmediği için doğruluk payı şüpheli olmakla birlikte böyle bir uygulamanın teknik olarak mümkün olabileceği değerlendiriliyor. Google’ın ABD seçimlerine müdahalesine yönelik tartışmalar, yukarıda da bahsedildiği üzere genel olarak seçmen davranışlarını etkilediği iddiası üzerinden sürüyor. Zaten siber dünyada, eğer bir sistemi bozmaya/engellemeye yönelik siber saldırı tekniklerinden birine başvurulmuyorsa, sadece “bilgi operasyonları” bağlamında bir siber operasyondan söz edilebilir. Burada da Google üzerinden seçmen davranışlarını etkileyebilecek ya da hatalı/yanlış bilgiyle kamuoyunu yönlendirebilecek içerikler öne çıkıyor. Google arama sonuçları üzerinden, Trump aleyhine olan haberler, sahte ya da yalan bilgilerle hazırlanmış görseller ve içerikler, sahte anketler, manipüle edilmiş seçim sonuçları gibi unsurlar genel olarak seçimlere müdahale şeklinde algılanıyor. ABD seçimleri özelinde de Trump yönetimi bu tarz müdahalelerden endişe ediyor. Dolayısıyla Trump’ın Google’a adeta savaş açmasının nedenlerini değerlendirirken bu durumu da göz önünde tutmak gerekir.ABD kamuoyu, Google gibi “baronlara” nasıl bakıyor?Uzun bir süredir Türkiye’de ve dünyada, Google’ın ABD yönetimi ve istihbarat servisleriyle işbirliği içerisinde olduğu ve hatta NSA, CIA gibi teşkilatların teknik anlamdaki istihbarat faaliyetlerini büyük ölçüde Google’ın yürüttüğü söyleniyor. Sahip olduğu milyarlarca kullanıcının kişisel verileriyle adeta “big data baronu” olarak da nitelendirilen Google hakkında “dünyadaki en değerli verilere sahip istihbarat şirketi” tanımlaması da yapılıyor. ABD içerisinde, Google, Microsoft, Facebook gibi dünya devi şirketleri çoğunlukla küreselci yaklaşımı benimseyen temsilcilerin ve Demokratların desteklediği, ulusalcı/Cumhuriyetçi kanattaki temsilcilerin ise bu tür şirketleri tehlikeli bulduğu da tartışılan konular arasında.Trump’ın Google’a karşı başlattığı savaş hakkında ABD basını ve kamuoyu “Davanın açılması iyi bir gelişme ama bu davayı Trump yönetimi açmamalıydı”, “Trump bazen iyi işler yapar ama yanlış sebeplerle yapar” gibi sözlerle davaya olan genel tutumlarını ifade ediyorlar. Bunlara ilaveten, Trump yönetimiyle “dijital imparator” Google arasındaki savaşın aslında çok daha önceden açılması gerektiği de vurgulanıyor. Çünkü Google, Microsoft, Amazon gibi ABD ekonomisinde büyük etkisi olan ve dolayısıyla sahip olduğu güçle birlikte uluslararası veri akışını ve iletişimi kontrol eden “imparatorlukların” sadece ABD değil bütün dünya için tehlike arz ettiği düşünülüyor. Bu düşüncelerden dolayı Trump muhalifi olan seçmenlerin de bu davayı desteklediği belirtiliyor. Trump yönetiminin bu adımla, muhalif seçmenleri de tarafına çekme amacında olabileceği değerlendiriliyor.ABD’deki siyaset bilimciler, hukukçular ve analistler, bu tür davaların diğer teknoloji devlerinin aleyhine de açılabileceğini düşünüyor. Özellikle Facebook ve Twitter gibi devasa ekonomik büyüklüğe sahip sosyal medya platformlarının bu tür davalarda bir sonraki hedef olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu konuda, 2018 yılındaki Facebook ve Cambridge Analytica veri skandalının ortaya çıkması sonucu Facebook’a ABD mahkemeleri tarafından dava açıldığını da hatırlatmak gerekir.Google, Facebook ve Twitter gibi dijital platformların sahip olduğu uluslararası ekonomik güçle birlikte küresel veri akışını ve iletişimi kontrol etmeleri, birçok devlet tarafından tehdit olarak telakki ediliyor. Kendilerini devletlerden üstün ve görece güçlü gören bu tip dijital imparatorluklar, devletlerin taleplerini de görmezden gelebilmekte ve her türlü yerel hukuki düzenlemeyi de yok sayabilmekteler. ABD örneğinde olduğu gibi, Google, Facebook ve Twitter şirketlerine yönelik atılacak hukuki adımların gelecekte daha da artacağı ve ulusal güvenlik gibi kritik konuların ihlaline yönelik tehlikelerin ortaya çıkmasıyla diğer devletlerin de bu savaşa dahil olabileceği değerlendiriliyor. [Siber güvenlik alanında istihbarat ve devlet destekli siber aktiviteler konularında çalışmalar yapan Ersin Çahmutoğlu İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Güvenlik Araştırmaları masasında görev yapmaktadır][1] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trump-googlein-arama-sonuclarini-elestirdi-/1241166[2] https://www.documentcloud.org/documents/7273448-DOC.html[3] https://thepostmillennial.com/breaking-project-veritas-exposes-google-executive-discussing-censorship-and-election-interference[4] https://twitter.com/search?q=trump%20google%20translate&src=typed_query&f=image
Reklam
"Türk Tiyatrosunun Emektar Oyuncusu: Tomris Oğuzalp"
İSTANBUL (AA) - 'Beyaz Melek' ve 'Teyzem' adlı filmlerle “Çalıkuşu”, 'Üvey Anne' ve 'Küçük Besleme' gibi unutulmaz dizilerin de aralarında bulunduğu çok sayıda yapımda rol alan Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Tomris Oğuzalp'ın vefatının ardından 7 yıl geçti.Usta sinema ve tiyatro oyuncusu ve seslendirme sanatçısı Oğuzalp, 10 Ekim 1932'de Trabzon'da dünyaya geldi. Sanatçı, Çamlıca Kız Lisesinin ardından Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Bölümünde öğrenim gördü.Binlerce tiyatro oyununda, yüzlerce film ve dizide rol alan Oğuzalp, sinemaya 1953'te 'Sarı Zeybek' filmiyle başladı. Başarılı sanatçı, 1958'de dram bölümünde stajyer olarak işe başladığı Devlet Tiyatrolarında, 1959'da kadrolu sanatçı oldu. Bir dönem Ankara Devlet Tiyatrosunda yönetici ve oyuncu olarak çalışan sanatçı, 1990-1992 yılları arasında İstanbul Devlet Tiyatrosunda müdür olarak görev yaptı. Sanatçı, 1996'da Devlet Tiyatrolarından emekliye ayrıldı. Tomris Oğuzalp, emekliliğin ardından Kent Oyuncuları'na katılarak tiyatro çalışmalarına devam etti.'Graham Greene'nin Oturma Odası' oyunuyla tiyatro sahnesine adım attıSinema ve televizyonda yardımcı oyuncu olarak yer aldığı her yapımda, canlandırdığı rollerle akıllarda yer edinen Oğuzalp, yıllarını oyunculuğa, özellikle de tiyatroya adadı.Sanatçı, tiyatro sahnesine ilk kez 'Graham Greene'nin Oturma Odası' adlı oyunla çıktı. Kariyeri boyunca, aralarında 'Öfke', 'Karayar Köprüsü', 'Mor Defter', 'Huzur Çıkmazı', 'My Fair Lady', 'Yağmur Sıkıntısı', 'Kral Üşümesi', 'Kösem Sultan', 'Hüzzam', 'Damdaki Kemancı', 'Rüzgarlı Kadın', 'Fehim Paşa Konağı' ve 'King Kong'un Kızları' adlı oyunlarda rol alan sanatçı, oyunculuğun yanı sıra tiyatroda yönetmenlik de yaptı.'Kurbağalar', 'Körebe', 'Milyarder', 'Teyzem', 'Suçlu', 'Gerilla', 'Yaban', 'Akrebin Yolculuğu', 'Avcı' ve 'Beyaz Melek' adlı filmlerde rol alan sanatçı, ayrıca 'Çalıkuşu', 'Üvey Anne' ve 'Küçük Besleme', 'Yeniden Doğmak', 'Hayat Bağları', 'Gecenin Öteki Yüzü', 'İki Kız Kardeş', 'Mirasyediler', 'Zehra Ana', 'Nisan Yağmuru', 'İyi Aile Robotu', 'Seher Vakti', 'Mizgin' ve 'Cumbadan Rumbaya' adlı dizilerde de yer aldı.Tomris Oğuzalp, ayrıca 'Harry Potter ve Ölüm Yadigarları' filminde 'Mrs. Weasley' karakterine ses verdi.Devlet Tiyatrolarında 50 yıl görev yaptıÇağdaş Sinema Oyuncuları Derneği'nin üyesi de olan Oğuzalp,, 32. Antalya Film Şenliği'nde 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü', 'Ankara Sanatsevenler Ödülü', 'Dilligil Ödülü' ve 'Tiyatroda Yılın Kadını Nisa Serezli Ödülü'nün bulunduğu birçok ödüle değer görüldü. Oğuzalp, 50 yıl Devlet Tiyatroları sanatçısı olarak görev yaptı.Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde 2010'da safra kesesi ameliyatı olan sanatçı, yaşamının son yıllarında hastalık ve geçim sıkıntısı sebebiyle zorlu bir hayat mücadelesi verdi.Vefatından kısa bir süre önce verdiği son röportajda kendisini iyi hissetmediğini dile getiren sanatçı, 'O (İyi) günlerimi bilenler, bu halimi görünce üzülüp sıkılıyorlar. Bense hayatım boyunca oynadığım kötü karakterlere inat, iyi ve sağlıklı hatırlanmak istiyorum.' ifadelerini kullanmıştı.Sanatçı, 81 yaşında geçirdiği beyin kanaması sonucu 28 Ekim 2013'te hayata veda etti. Oğuzalp'ın cenazesi Şakirin Camisi'nde kılınan namazın ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Teröristler Yurt Dışına Kaçmaya Çalışırken Yakalandı
ANKARA (AA) - Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı hudut unsurları, yurt dışına yasa dışı yollarla kaçmaya çalışan FETÖ üyesi 13 kişi ile 1 PKK'lı teröristi Yunanistan sınırında yakaladı.Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı hudut birlikleri, kaçak çıkışların yanı sıra yasa dışı geçişleri de engelliyor.Hudut birlikleri, faaliyetleri kapsamında, yurt dışına yasa dışı yollarla kaçmaya çalışan FETÖ üyesi 13 kişi ile 1 PKK'lı teröristi Yunanistan sınırında yakaladı.
Reklam
Muğla'da Sahte İçki Operasyonunda 7 Şüpheli Yakalandı
MUĞLA (AA) - Muğla'da düzenlenen sahte içki operasyonunda 7 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Köyceğiz ilçesinde ürettikleri sahte içkiyi piyasaya süren bir grup olduğu bilgisi üzerine çalışma başlattı.Belirlenen 8 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, bir miktar sahte içki ele geçirildi.Gözaltına alınan 7 şüpheli, emniyete götürüldü.
Suudi Arabistan, Hazreti Muhammed'e Hakaret İçerikli Karikatürleri Kınadı
İSTANBUL (AA) - Suudi Arabistan, Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlere tepki göstererek, İslamın terör ile ilişkilendirilmesini reddettiklerini duyurdu.Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'da yer alan habere göre, Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından yapılan yazılı açıklamada, 'Suudi Arabistan, İslamı terörle ilişkilendiren her türlü girişimi reddediyor. Barış peygamberi Hazreti Muhammed'e ya da herhangi bir diğer peygambere hakaret içerikli karikatürleri kınıyor.' ifadesi kullanıldı.Faili kim olursa olsun her türlü terör eyleminin de kınandığı belirtilen açıklamada, 'düşünce ve kültürel özgürlüğün; saygı, hoşgörü ve barışa götüren bir pusula olması' çağrısında bulunuldu.Açıklamada ayrıca, 'Suudi Arabistan aynı zamanda dünya halkları arasında nefret, şiddet ve aşırılık yaratan, birlikte yaşama ve karşılıklı saygı değerlerini ihlal eden tüm uygulama ve eylemleri reddediyor.' ifadelerine yer verildi. Fransa'da 16 Ekim'de Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin başının kesilerek öldürülmesinin ardından, siyasetçilerin büyük bir kısmının İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulunması tartışmalara ve İslam dünyasında protestolara yol açtı. Macron son dönemde yaptığı bir açıklamada, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını söylemişti.
Reklam
Bodrum'da Sahte İçkiden Zehirlendiğinden Şüphelenilen Kişi Öldü
MUĞLA (AA) - Muğla'nın Bodrum ilçesinde sahte içkiden zehirlendiği şüphesiyle hastaneye kaldırılan kişi hayatını kaybetti.Turgutreis Mahallesi'nde yaşayan Yelda D, alkol zehirlenmesi şüphesiyle Bodrum Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaklaşık iki haftadır tedavisi süren Yelda D. durumunun ağırlaşması üzerine Muğla'daki özel bir hastaneye sevk edildi.Müdahaleye rağmen hayatını kaybeden Yelda D'nin cenazesi, otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Yelda D'nin kesin ölüm nedeni otopsi sonrası belirlenecek.
Ankara'da Bylock Operasyonunda 4 Kişi Yakalandı
ANKARA (AA) - Başkentte, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen ByLock kullanıcısı 9 şüphelinden 4'ü yakalandı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen 9 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda, şüphelilerden 4'ü adreslerinde yakalandı.Diğer zanlıların yakalanmasına yönelik çalışma sürüyor.
Tekirdağ'da Sis Ve Pus Nedeniyle Trafik Akışı Olumsuz Etkilendi
TEKİRDAĞ'(AA) - Tekirdağ'da pus ve sis, sürücülerin trafikte seyrini olumsuz etkiledi.Hava sıcaklığının 18 derece ölçüldüğü kent merkezinde, sabah saatlerinde başlayan pus, hayatı olumsuz etkiledi.Puslu havanın yoğun olduğu yerlerde trafikte ara ara sıkışıklık meydana geldi.Çorlu ilçesinde ise yoğun sis etkili oldu.Görüş mesafesinin yer yer 30 metrenin altına düştüğü ilçede, trafik akışı zaman zaman durma noktasına geldi.Sis, özellikle Tekirdağ-Muratlı, Tekirdağ-Hayrabolu kara yollarında da görüş mesafesini azalttı. Polis ekipleri güvenlik tedbiri alarak kavşak noktalarında sürücülere uyarılarda bulundu.Öte yandan, Çorlu Atatürk Havalimanı'nda, sis nedeniyle sabah saatlerinde yapılması planlanan eğitim uçuşları da iptal edildi.
Reklam
Tayvan'dan ABD'den Yeni Silah Alımına İlişkin Açıklama
TAİPEİ (AA) - Tayvan, ABD'den almayı planladığı füze ve silah sistemlerinin savunma kapasitesine katkı sağlayacağını belirtti.Tayvan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Shih Şun-vın, basına yaptığı açıklamada, ABD'nin, Ada'ya satışına onay verdiği füze ve silah sistemlerine ilişkin değerlendirmesinde, 'Bu silahların satın alınması, Tayvan'ın güvenilir ve asimetrik savaş yeteneklerini artıracak.' dedi.Shih, 'Bunlar, Tayvan Boğazı boyunca barış ve istikrarın korunmasına katkıda bulunmak için genel savaş yeteneklerimizi geliştirecek.' ifadesini kullandı.Çin'den ABD'ye, Tayvan'a silah satmaması çağrısıÖte yandan Çin, ABD'in, Tayvan'a 2,37 milyar dolarlık kıyı savunma sistemi satışına verdiği onaya tepki gösterdi.Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD'nin Tayvan'a potansiyel silah satışına onay vermesine tepki gösterilerek, Washington yönetimi, planlanan tüm silah satışlarını durdurmaya çağrıldı.ABD'nin Tayvan'a silah satışının, ABD ile Çin arasındaki ortak bildirileri ihlal edeceğinin belirtildiği açıklamada, Çin'in, 'egemenliğini ve güvenlik çıkarlarını korumak için meşru ve gerekli tedbirleri alacağı' ifade edildi.ABD Dışişleri Bakanlığı, dün, Tayvan'a 2 milyar 370 milyon dolar değerinde Harpoon Kıyı Savunma Sistemi ile ilgili mühimmat ve ekipmanın satışına onay vermişti. Bakanlık, 21 Ekim'de de Tayvan'a 1,8 milyar dolar değerinde füze mühimmatı, HIMARS roket sistemi ve radar sisteminin satışını onaylamıştı. Çin, Tayvan'a silah sağlayan ABD'li tedarikçilere yaptırım uygulayacağını duyurmuştuÇin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cao, 22 Ekim'de yaptığı açıklamada, ülkesinin, ABD tarafını planlanan silah satışlarından vazgeçmeye ve Tayvan ile askeri temasları durdurmaya çağırdığını belirterek, Çin'in, gelişmelere göre 'gerekli tepkiyi' vereceğini vurgulamıştı.Cao, dünkü açıklamasında da 'Çin'in ulusal çıkarlarını korumak için merkezi hükümet, Lockheed Martin, Boeing Defense ve Raytheon dahil olmak üzere ABD'nin Tayvan'a silah satışına katılan ABD'li kuruluşlara yaptırımlar uygulamak için gerekli önlemleri almaya karar verdi.' ifadesini kullanmıştı.Çin-Tayvan anlaşmazlığıÇin'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından çıkan iç savaşta Mao Zıdong liderliğindeki Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 1949'da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etmesi üzerine Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintag) üyeleri, Tayvan'a yerleşip 1912'de kurulan 'Çin Cumhuriyeti' iktidarının Ada'da devam ettiğini ileri sürerek bağımsızlık ilan etmişti.Bu girişim Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri, 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Çin'i temsil etmişti. 1950'ler ve 1960'larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Cumhuriyeti'nden Çin Halk Cumhuriyeti'ne çevirmesinin ardından 1971'de BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Pekin hükümetinin Çin'in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan'ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelmişti.Pekin yönetimi, 'Tek Çin' ilkesini benimseyerek Çin'i uluslararası toplumda sadece kendilerinin temsil ettiğini savunuyor ve Tayvan'ın dünya ülkeleriyle müstakilen diplomatik ilişkiler kurmasına, BM'de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor.
ABD Başkan Adaylarının Dış Politika Perspektifi; Madalyonun İki Yüzü
WASHINGTON (AA) - KASIM İLERİ - ABD'de ve uluslararası platformlarda, bu ülkenin dış politikasının önemli bir evrimden geçtiği tartışmaları devam ederken, 3 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimi sürecinde başkan adaylarının dış politikadaki hedeflerinin benzer, uygulama yöntemlerinin farklılık arz etmesi dikkati çekiyor.ABD’de 3 Kasım’da yapılacak 59’uncu başkanlık seçimleri ülkenin yakın tarihinin en önemli seçimlerinden biri olarak görülüyor. Toplumda ve medyada ciddi bir kutuplaşmanın yanı sıra, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, ekonomide beklenen durgunluk, seçime yurt dışından dezenformasyon yoluyla müdahale edilme ihtimali, seçimde oyların sayımında olması beklenen gecikme ve yolsuzluk olabileceği iddiaları bu seçimleri kritik kılıyor. Mevcut Başkan Cumhuriyetçi Donald Trump ile rakibi eski Başkan Yardımcısı Demokrat Joe Biden kampanya etkinliklerinde söz konusu iddia ve tartışmalara yönelik değerlendirmelerde bulunuyor. Ancak her iki adayın da nadiren dış politika konularına temas etmesi, yapılan canlı yayın tartışmalarında iki adaya dış politika konularına ilişkin soruların sorulmaması dikkati çekiyor. Biden, etkinliklerinde Trump döneminde ABD’nin küresel diplomasideki güven ve saygınlığını kaybettiğini ifade etmekle yetiniyor. Trump ise başta Çin olmak üzere diğer ülkelere verilen imtiyazlara kendisi tarafından ilgili anlaşmalardan çekilmek suretiyle son verildiğini, İran nükleer anlaşmasından çekilerek İran’a baskıyı artırdığını belirtiyor ve İranlı General Kasım Süleymani ile DEAŞ elebaşı Ebubekir El Bağdadi’nin öldürülmesi ve başka ülkelerdeki ABD askerlerini geri çekmekle ülkeyi 'sonu gelmeyen savaşlardan' kurtardığını hatırlatarak dış politikaya değiniyor. Amerikan kamuoyunda iki adayın dış politika öncelikleri çok az tartışıldığından dolayı da uluslararası kamuoyunda Trump ve Biden’ın dış politika vaatleri merak konusu haline geldi. İzolasyon mu yeni soğuk savaş mı? Son yıllarda özellikle de Trump’ın ülkeyi savaşlardan, çokuluslu anlaşmalardan ve Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altındaki örgütlerden çekmesi yönündeki fiil ve açıklamalarıyla bu yönde tehditlerde bulunması, hem akademide hem de medyada ABD’nin gelecek yıllarda İkinci Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi dış politikasında izolasyon stratejisine döneceği tartışmasını beraberinde getirdi. Bununla birlikte ABD’nin Çin ile girdiği 'ticaret savaşı', Rusya’ya karşı Doğu Avrupa’ya yığınak yapması, Ulusal Güvenlik ve Ulusal Savunma Stratejilerinde önceliğin 'büyük güç rekabetine' verilmesi ve ABD’nin nükleer ve konvansiyonel askeri gücünü modernize etmeye çalışması aynı mecralarda ABD’nin yeni bir soğuk savaşa hazırlandığı tartışmalarına yol açmış durumda.Bu nedenle, 2020 seçimlerinde başkan adaylarının dış politika öncelikleri uluslararası kamuoyu için önem arz ediyor. Trump ile Biden'ın dış politika önceliklerinde benzerlikler farklılıklardan fazla iken birçok konuda iki adayın sadece yöntem bakımında farklılık arz ettiği dikkat çekiyor. İki aday da Çin’e baskı uygulanmasından yana Çin ile ilişkiler, son yıllarda ABD dış politikasının en önemli konularının başında geliyor. Gerek Trump’ın Çin mallarına ek gümrük vergileri getirmekle Pekin yönetimiyle girdiği ticaret savaşı, gerek Çin’in askeri harcamalarını sürekli bir şekilde artırarak başta Pasifik ve Afrika olmak üzere dünyada küresel güç projeksiyonunda bulunması bu ülkeyi ABD’nin en öncelikli dış politika konusu haline getirmiş durumda. Son olarak dünyayı etkisi altına alan ve ABD’de 220 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açan Kovid-19 salgınındaki rolü bakımından da ABD’de Çin’e karşı politika geliştirilmesi konusunda bir konsensüs söz konusu. Hem Trump hem de Biden Çin’e baskı kurulması konusunda hemfikir ancak iki aday, bunun nasıl yapılacağı konusunda farklı düşünüyor. Biden’ın danışmanları Trump yönetiminin Çin'i 'ABD menfaatlerinin altını oyan otoriter bir rejim' tanımlamasına katılıyor ve mevcut yönetimin Çin’e uyguladığı ek gümrük vergileri ile üretim bakımından Çin’e bağımlılığı azaltma politikasının devam ettirileceğini ifade ediyor. Çin’in askeri olarak çevrelenmesi ve bölge ülkelerle ittifakların geliştirilmesi konusunda da Biden’ın mevcut yönetimin politikasını izleyeceği ifade ediliyor ancak tüm bunları yaparken Trump’ın aksine, Çin ile küresel sorunlar konusunda ortak çalışılabileceğini, Japonya, Güney Kore ve Avrupa’ya yönelik gümrük vergilerini kaldırarak Pekin’e karşı bir koalisyon oluşturulması ve daha az saldırgan bir retorik kullanılması gerektiğini düşünüyor. Biden ayrıca ABD’nin çokuluslu anlaşma ve BM örgütlerinden çekilmesinin aynı zamanda Çin’e alan açtığını ve Washington’ın bu anlaşma ve örgütlere dönmesi gerektiğine vurgu yapıyor.Biden’ın Orta Doğu politikası aktör eksenli Trump göreve geldikten sonra, İran anlaşmasından çekildi, İran’a çok sayıda yaptırım uyguladı, İran’ın Orta Doğu’daki kritik ismi Kudüs Kuvvetleri Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi emrini verdi. Öte yandan, Filistin-İsrail müzakerelerindeki teamülleri hiçe sayarak Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı, İsrail’in işgal ve ilhak politikalarına göz yumdu, Golan tepelerin üzerinde İsrail’in egemenliğini tanıdı. Ayrıca, Yemen’deki iç savaşta körfez koalisyonunu destekledi. Körfez liderleri ile bireysel ilişkiler kurarak bu ülkelerin son zamanlarda İsrail ile normalleşme anlaşmaları için sıraya girmesini sağladı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı öldürtmesine göz yumdu. Taliban ile masaya oturarak anlaşma imzaladı ve Irak ile Afganistan’daki Amerikan askerlerinin çekilmesi gerektiğini savunuyor.Biden bu yaklaşım ve politikalara karşı tek bir tutum sergilemiyor. Demokrat aday, başkan yardımcısı olduğu dönemde imzalanan İran nükleer anlaşmasından çekilmenin yanlış olduğunu savunuyor. İran’ın tek taraflı bir müdahaleden ziyade uluslararası bir koalisyon ile baskı altına alınması gerektiğini düşünüyor. Biden, başkan yardımcılığı yıllarında olduğu gibi İran’a veya Orta Doğu’daki herhangi bir aktöre yönelik askeri güç kullanma fikrine temkinli yaklaşıyor. Bu nedenle Kasım Süleymani gibi isimlerin askeri operasyonla ortadan kaldırılmasının ABD menfaatlerini korumaya katkı sağlamadığını savunuyor. Diğer taraftan, bölgedeki Amerikan askerlerin çekilmesi konusunda Biden ile Trump arasında benzer bir yaklaşım söz konusu. Ancak Biden askerlerin çekilmesi konusunda 'gerekli koşulların oluşması' gerektiğini düşünürken Trump, ABD’nin Orta Doğu’da on yıllardır devam eden çatışmalardan bir an önce çekilmesi gerektiğini savunuyor. Trump yönetiminin seçim kampanyasında gururla dile getirdiği İsrail-Filistin stratejisi, Biden tarafından dikkat çekici bir şekilde destekleniyor. Biden, İsrail ile körfez ülkeleri arasındaki normalleşme sürecine desteğini açıklıkla ifade ederken kendisinin de burada payı olduğunu iddia ediyor. Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanınmasına sessiz kalan Biden, ABD Elçiliğini Kudüs’te bırakacağını, Filistin yönetimi için Kudüs’te başkonsolosluk açacağını, Filistin Kurtuluş Örgütünün Washington’daki ofisini tekrar açacağını ve Filistin’e yardımları yeniden başlatacağını ifade ediyor. Biden’ın aynı zamanda Trump’ın aksine İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya koşulsuz desteği sonlandırması ve yasa dışı yerleşimler konusunda ABD söylemini Obama yönetiminin çizgisine çekmesi bekleniyor. Trump, körfez ülkelerini bir silah pazarı olarak görüyor. Buna karşın Biden, körfez liderlerinin insan hakları ihlallerine göz yumulmaması gerektiğini düşünüyor. Biden başta Muhammed Bin Selman olmak üzere körfez liderlerinin işledikleri insan hakları ihlallerinin hesabını vermesi gerektiğini savunuyor. Her iki aday da Rusya'ya karşı 'en katı isim' olduğunu savunuyor Rusya son yıllarda ABD siyasetinde ilginç bir rol oynadı. Rusya'nın 2016'daki seçimlere Trump lehine müdahale ettiği gerekçesiyle başlatılan ve 2,5 yıl süren Rusya soruşturması nedeniyle bu ülkeyle ilişkiler de önemli bir dış politika başlığını oluşturuyor.Göreve gelir gelmez Rusya soruşturmasıyla karşı karşıya kalan Trump, tüm eleştirilere rağmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yönelik sert veya ağır ifadeler kullanmadı. Bununla birlikte, yaptırımlarla Rusya'ya karşı sert adımlar atan Trump, Ukrayna'ya yardımları artırdı ve Rusya'yla yapılan bazı önemli anlaşmalardan çekilerek tavrını ortaya koydu. Trump 'Rusya’ya karşı kendisinden daha katı bir isim' olmadığını savunurken, Biden Trump’ı 'Putin’in kuklası' olarak tanımlayıp kendisinin Rusya ile mücadele için biçilmiş kaftan olduğunu savunuyor. Rusya’nın ABD kamuoyunu manipüle ettiği iddiaları ve ABD güvenlik bürokrasisinin Rusya yaklaşımı iki adayın da Moskova’ya yönelik retoriğini şekillendirdiği üzerinde duruluyor. Biden’ın Türkiye karşıtı tavrı netABD-Türkiye ilişkileri Trump döneminde gerilimin tırmandığı dönemeçler yaşasa da, iki ülkenin liderleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasındaki diyaloğun ilişkiler üzerindeki 'koruyucu' etkisi öne çıktı.Trump her fırsatta 'Türkiye ve Erdoğan ile çok iyi ilişkilerimiz var' vurgusunu yapıyor. Ancak Trump döneminde Türkiye’nin F-35 ortaklığı askıya alındı, Rahip Andrew Brunson krizinde Türkiye’ye yönelik bazı ürünlerin gümrük vergileri artırıldı ve Trump yönetimi Güney Kıbrıs Rum Yönetimine yönelik silah ambargolarını kaldırdı. Dolayısıyla Trump ile Erdoğan arasındaki ilişkinin ötesinde, her zaman resmi olarak dile getirmese de Trump yönetiminin başta Akdeniz konusunda olmak üzere birçok konuda Türkiye aleyhine bir pozisyon aldığı görülüyor.Biden da özellikle son zamanlardaki Türkiye karşıtı tavrını oldukça net bir biçimde ortaya koyuyor. Demokrat aday, Trump yönetimine, Yunanistan ile gerilim konusunda Türkiye’ye baskı yapması çağrısında bulunurken, Türkiye’nin Ayasofya’yı tekrar camiye çevirme kararına da tepki gösterdi. Biden aynı zamanda, Trump yönetimine Türkiye’nin Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının dışında kalmasını sağlanması çağrısında bulundu. Biden'ın ocak ayında New York Times'ta yayımlandığı ortaya çıkan bir mülakatında Türkiye ile ilgili sarf ettiği sözler ise Ankara'nın sert tepkisini çekmişti. Tüm bunların ışığında, Amerikan kongresinin Türkiye karşıtı tutumu başkanlık seçim sürecine de etki ettiği değerlendiriliyor.Biden da Kim Jong-un ile görüşebileceğini söylüyor Biden, ABD'nin ön koşulları karşılanmadan Kuzey Kore ile bir diyalog sürecine girmenin doğru olmadığını savunuyor ve Trump'ı bu konuda eleştiriyor. Ancak Biden, ne olarak belirtmediği koşulların sağlanması durumunda kendisinin de Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile görüşebileceğini dile getiriyor. Trump, yeniden seçilmesi durumunda bu süreci devam ettireceğini kaydediyor ve 'Ben olmasaydım şu anda çoktan Kuzey Kore ile savaştaydık.' tezini savunuyor.
Reklam
Kobani Olaylarına İlişkin Soruşturma Kapsamında 3 Şüpheli Daha Yakalandı
ANKARA (AA) - Kobani soruşturmasında PKK/KCK'ya bağlı sözde komitelerde görev aldığı belirlenen 27 zanlı hakkında gözaltı kararı verildi, şüphelilerden 3'ü yakalandı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, 6-8 Ekim 2014'te ülke genelinde 'Kobani olayları' olarak bilinen terör amaçlı eylemlerde, terör örgütü PKK/KCK'nın sözde yöneticileri, gençlik, kadın ve silahlı şehir yapılanmaları ile HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve eş başkanlarınca sosyal medya hesapları ile terör örgütünün bazı basın yayın organları aracılığıyla halka sokağa çıkıp terör eylemleri gerçekleştirmeleri yönünde çok sayıda çağrı yapılması üzerine başlatılan soruşturma devam ediyor.Bu kapsamda, alınan tanık beyanları doğrultusunda, şiddet eylemlerinde ve meydana gelen ölümlerde sorumluluğu bulunduğu, bir kısmı örgütten kadro eğitimi aldığı, PKK/KCK'ya bağlı sözde komitelerde örgütsel görevlerde bulunduğu ve olaylar sırasında Kandil-Türkiye arasında kuryelik yaptığı anlaşılan 27 şüpheli hakkında yakalama kararı verildi.Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat şube müdürlüklerince, Ankara merkezli 7 ilde sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyonlarda, 3 şüpheli gözaltına alındı.Yakalanamayan 24 şüpheliden 19'unun PKK/KCK'nın dağ kadrosunda, 5'inin ise yurt içinde olduğu tespit edildi.Firari durumdaki şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.Öte yandan Başsavcılık, firari şüpheliler için tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılması talebinde bulunacak.
Tika Cezayir'deki Şiddet Mağduru Çocuklar İçin Kreş Tesis Etti
ANKARA (AA) - Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından, Cezayir'de bir kadın sığınma evinde anneleriyle birlikte konaklayan çocuklar için, sığınma evi bünyesinde kreş tesis edildi. TİKA'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, başkent Cezayir'de hizmet veren ve Cezayir'in kadın sığınma evine sahip tek kadın derneği olan SOS Mağdur Kadınlar Derneği bünyesinde, TİKA tarafından tesis edilen ve gönüllü öğretmenlerin görev alacağı kreşten yaklaşık 25 çocuk yararlanabilecek.Dernek başkanı Meriem Bellala, sığınma evinin aynı anda 40 kadının konaklamasına imkan veren bir kapasiteye sahip olduğunu, özellikle eşleri tarafından şiddete maruz kalan kadınların, farklı vilayetlerden, derneklerine ait sığınma evine geldiklerini belirtti. Bellala, TİKA tarafından tesis edilen kreşin, şiddet ortamında büyüyen çocukların sosyal yaşama daha iyi uyum sağlamaları açısından önemli bir ortam oluşturacağını ifade etti.
İlkokul Öğrencilerinin Çektikleri Kliple Yaptıkları Okul Bahçesi İsteği Karşılık Buldu
ORDU (AA) - Ordu'da bir ilkokulun öğrencileri, 'Hababam Sınıfı' filminden esinlenerek hazırladıkları kliple Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler'den okul bahçelerinin yenilenmesini istedi.Haki Yener İlkokulu'nda bir grup öğrenci, okul bahçelerinin düzenlenerek daha rahat oynayabilecekleri alanın oluşması için klip çekmeye karar verdi.Öğrenciler, 'Hababam Sınıfı' filminin bazı sahne ve müziklerinden esinlenerek neşeli bir klip hazırladı.Bu klip, okulun sosyal medya hesaplarından, Büyükşehir Belediye Başkanı Güler de etiketlenerek, 'Haki Yener İlkokulu öğrencilerimizin çok değerli @mhilmiguler dedesi, bu tatlı öğrencilerimizin hayallerini gerçek yapar mısınız? (Not: Elçiye zeval olmazmış.)' ifadesiyle paylaşıldı.Büyükşehir Belediye Başkanı Güler de sosyal medyadan klibi paylaşarak, 'Sizleri bilmem ama ben yeni kuşağın hayranıyım. Böylesine tatlı bir isteği geri çevirmek ne mümkün.' ifadelerini kullandı.Okulda incelemelerde bulunulduBüyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Coşkun Alp, beraberinde teknik ekiple ziyaret ettiği Haki Yener İlkokulu bahçesinde incelemelerde bulundu.Okul yöneticileri ve öğrencilerle de görüşen Alp, gazetecilere yaptığı açıklamada, çocukların Başkan Güler'e tiyatro şeklinde çok güzel bir mesaj yolladıklarını söyledi.Bahçe zeminindeki parkede düşme durumlarının olabileceğini belirten Alp, 'Bahçeye baktığımızda yeşillik eksiğini gördük. Park ve Bahçe birimiyle de görüşerek okula yeşillik kazandırmak adına çalışmalar yapacağız. Burası denizi de gören bir okulumuz. Manzarası güzel, çocuklarımız da güzel.' dedi.Alp, çocukların mesajını aldıklarını, çok kısa süre içinde burayı daha güzel hale getireceklerini kaydetti.Okul müdürü Levent Özzengin ise 800 öğrencisi olan okulun bahçesinde çocukların eğlenerek mutlu olabileceği bir ortam oluşturmak istediklerini dile getirerek, öğrencilerin isteğine duyarlılık gösteren Başkan Güler'e teşekkür etti.Öğrencilerden Azra Irmak Çetinkaya, özellikle 1. sınıf öğrencilerinin düştüklerinde daha çok canları acıdığını, bu nedenle yumuşak zemini olan oyun alanı istediklerini anlattı.
Kırklareli'nde Karantinada Olması Gereken Kişi Trafik Uygulamasında Yakalandı
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında karantina ihlali yapan kişi trafik uygulamasında yakalandı.Alınan bilgiye göre, Kovid-19 testi pozitif çıkan ve karantinada olması gereken Ömer Ö'nün, eşi Emine Ö. ile Yozgat'taki evlerinden çıkarak Kırklareli'nde yaşayan kızlarının yanına geldiği bilgisine ulaşan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri Kırklareli-İstanbul kara yolunun 3. kilometresinde uygulama yaptı.Ekipler Ömer Ö. idaresindeki 22 AG 470 plakalı otomobili durdurdu.Yapılan HES kodu sorgulamasında Ömer Ö'nün Kovid-19 testinin pozitif olduğunu belirlendi. Ömer Ö. sağlık ekiplerince Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) yurduna yerleştirildi. Otomobilde bulunan Emine Ö. ise polis ve sağlık ekiplerinin gözetiminde kızının evine bırakıldı.Hakkında adli işlem başlatılan Ömer Ö'ye 3 bin 150 lira ceza uygulandı.
Reklam