onedio
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19'La İlgili Gelişmeler
KİEV (AA) - Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 6 bin 677 kişide virüsün saptanmasıyla vaka sayısının 355 bin 601'e çıktığını bildirdi. Stepanov, son 24 saatte 56 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını, ölü sayısının 126 artışla 6 bin 590 olduğunu ve virüse yakalanan 1022 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirtti. Stepanov ayrıca iyileşen sayısının ise 2 bin 799 artarak 145 bin 336'ya ulaştığını ifade etti. Karantina uygulamasının sene sonuna kadar uzatıldığı Ukrayna’da bölgelerdeki vaka sayılarına göre farklı tedbirler uygulanıyor. Ülkede ağustos başında vaka sayıları tekrar yükselmeye başlamış, 23 Ekim’de 7 bin 517 kişide virüsün görülmesiyle günlük en yüksek rakam yaşanmıştı.GürcistanGürcistan Başbakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ülkede son 24 saatte 23 hastanın salgın nedeniyle hayatını kaybettiği ve toplam hayatını kaybedenlerin sayısının 238'e ulaştığı belirtildi. Açıklamaya göre, son bir günde 1824 kişide Kovid-19 tespit edilmesiyle toplam vaka sayısı 32 bin 167'ye, iyileşenlerin sayısı da bin 262 artarak 12 bin 632'ye yükseldi.Eylül başından itibaren günlük tespit edilen vaka sayılarının gittikçe arttığı ülkede, 3 bin 757 kişi karantinada, 3 bin 847 kişi hastanelerde ve 2238 kişi ise Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde gözetimde tutuluyor.Toplam 19 bin 231 hastanın tedavisinin sürdüğü ülkede, 28 bin 67 kişi evlerinde gözetimde kalıyor.En çok vakanın tespit edildiği başkent Tiflis'te son 24 saatte 712 Kovid-19 vakası görüldü.KazakistanKazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte ülkede Kovid-19 vaka sayısı 142 artarak 110 bin 684'e yükseldi.Virüsten iyileşenlerin sayısı 91 artarak 105 bin 766'ya, ölenlerin sayısı 5 artarak 1830'a ulaştı.Ülkede 248'i çocuk 3 bin 88 Kovid-19 hastasının tedavisi sürüyor, 115 kişinin sağlık durumu ağır, 10 kişinin durumu kritik olarak değerlendiriliyor.ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, dün akşamdan beri ülkede Kovid-19 vaka sayısının 188 artarak 65 bin 765'e, virüs kaynaklı ölüm sayısının ise 2 artarak 554'e çıktığı bildirildi. Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 134 artarak 62 bin 876 olduğu ve şimdiye kadar virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği aktarıldı.Ülkedeki hastanelerde 2 bin 335 hastanın tedavisi sürüyor.Karantina tedbirlerinin 15 Ağustos'tan itibaren aşamalı olarak gevşetildiği Özbekistan'da, ağustos ayının sonundan başlayarak 300'ün altında seyreden günlük vaka sayısı, eylülde yükselişe geçerek 700'ün üzerine çıkarken, ekimden itibaren ise 300 civarında gerçekleşiyor.KırgızistanKırgızistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte 568 kişide Kovid-19 tespit edilirken toplam vaka sayısı 56 bin 738'e çıktı.Ülkede 380 hastanın iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 48 bin 223'e ulaştı.Kovid-19 nedeniyle iki kişinin yaşamını yitirmesiyle toplam 1136 can kaybının yaşandığı ülkede, 6 bin 852 hastanın tedavisi sürüyor.
İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin Liderlik Ettiği Kültür Devrimi Yüksek Konseyi'nden Fransa'ya Tepki
ANKARA (AA) - İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin başkanlığını yaptığı Kültür Devrimi Yüksek Konseyi, Fransa'da Müslümanların mukaddesatına ve ilahi dinlere hakaretlerden Fransız hükümetinin sorumlu tutulması gerektiğini belirtti.Kültür Devrimi Yüksek Konseyi Sekreterliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, Fransa'da 'ifade özgürlüğü' kisvesi altında Hazreti Muhammed'e yönelik hakaretlere ve Fransız yetkililerin İslam'ı hedef alan söylemlerine tepki gösterildi.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, İslam karşıtı açıklamaları 'tüm insanlığın hukukuna karşı gözardı edilemeyecek türden bir saldırı' olarak nitelenerek, 'Fransa hükümeti, kendi cumhurbaşkanlarının Müslümanların mukaddesatına ve ilahi dinlere karşı hakaretlerinden sorumlu tutulmalıdır.' ifadeleri kullanıldı.Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'ne çifte standart politikalardan kaçınarak, Müslümanların haklarının korunması adına gerekli tepkiyi göstermesi çağrısında bulunuldu.
Terörden Temizlenen Zap Vadisi'nde 40 Kentten 450 Sporcu Buluştu
HAKKARİ (AA) - MESUT VAROL/SAYİM HARMANCI - Güvenlik güçlerinin terörle mücadeledeki kararlılığı sayesinde huzur ve güven ortamının tesis edildiği Hakkari, Zap Vadisi'nde ilk kez düzenlenen Türkiye Rafting Şampiyonası 2. ayak yarışları için kente gelen sporculara ev sahipliği yapıyor.Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türkiye Rafting Federasyonunca düzenlenen şampiyonanın 2. ayak yarışları Hakkari'de başladı.Başarılı operasyonlar sonucu terörden arındırılan, 3 bin 740 metre yükseklikteki Sümbül Dağı'nın eteklerinde bulunan Zap Vadisi'nde ilk kez gerçekleştirilen şampiyonaya, 40 ilden sporcu ve antrenörlerin yer aldığı 450 kişi katıldı.Yüksek dağların arasından süzülen suda başarılı olmak için kürek çeken kadın ve erkek sporcular, kentin kültürel zenginliğine ve insanların misafirperverliğine hayran kaldı.İlk kez böyle bir organizasyon için ülkenin en doğusundan en batısına gelen yüzlerce sporcu, Hakkari'de kurdukları gönül bağıyla kardeşlik duygularını da pekiştirdi. Kentte büyük heyecan yaratan yarışlara ilgi gösteren birçok fotoğraf tutkunu ve gazeteci de ilk kez düzenlenen yarışlarla ortaya çıkan renkli görüntülere tanıklık etti. 'Kardeşlik ortamında güzel bir etkinlik oluyor' Van'dan gelen Bahçesaray Gençlik ve Spor Müdürü Affan Orhan, yarışmaya dört takımla katıldıklarını söyledi. Daha önce hep terör olaylarıyla gündeme gelen Hakkari'nin böyle güzel bir etkinlikle konuşulacak olmasının önemli olduğunu vurgulayan Orhan, şunları kaydetti:'Türkiye Rafting Şampiyonası için güzel bir organizasyon yapılıyor. Kente gelen sporcuların tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Antalya, Muğla, İstanbul ve birçok kentten gelenler, buradaki çocuklarımızla kalıyor. Kardeşlik ortamında güzel bir etkinlik oluyor. Bu organizasyonda yer almak mutluluk verici. Bölge turizmine çok önemli bir katkı sağlayacak. İnşallah bizler de batı illerine giderek kamplar yapacağız. İnanıyorum ki kısa sürede bölgemizin takımları Türkiye ve Avrupa şampiyonlukları görecek.''Burası doğa harikası bir yer'İstanbul Ataşehir Doğa Sporları Kulübü sporcusu Ekin Çölük de kentin doğasına hayran kaldığını belirtti.Daha önce etkinlikler için birçok kentte gittiklerini ancak en çok Hakkari'nin coğrafyasına şaşırdığını anlatan Çölük, 'Burası doğa harikası bir yer. Gittiğim hiçbir ilde görmediğim güzellikler var. Doğal parkurları ve suyu çok iyi. Yüzlerce sporcu gibi bizler de bu suda kürek çekmek için yarışıyoruz.' dedi.Şırnak'tan gelen Gülcan Çakar ise 'Burada bulunmak çok güzel. Hakkari'de böyle bir yarışmanın yapılıyor olması çok önemli. Bölgemiz adına güzel bir gelişme. Bu etkinliklerin daha çok yapılması bizleri memnun ediyor. İnşallah daha çok şampiyonaya ev sahipliği yaparız ve dünya şampiyonasına da katılırız.' diye konuştu.
Reklam
Hatay'da Çıkan Orman Yangınına Müdahale Ediliyor
HATAY (AA) - Hatay'ın İskenderun ilçesinde çıkan orman yangınına müdahale ediliyor.Alınan bilgiye göre, Karayılan Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.İhbar üzerine bölgeye yönlendirilen ekipler, 10 arazöz, 5 su tankı ve iş makinesiyle müdahale ettikleri yangını kontrol altına almaya çalışıyor.
Türk Telekom İstihdam Süreçlerini Online'a Taşıdı
İSTANBUL (AA) - MUSAB TURAN - Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emre Vural, 'Pandemi döneminde işe alım, mülakat ve tüm iş başı süreçlerimizi online ortama taşıdık, buna devam edeceğiz.' dedi. Vural AA muhabirine, Türk Telekom'un pandemi döneminde yaptığı çalışmalar ve gelecek planları hakkında açıklamalarda bulundu.Tüm dünyayı etkisi altına alan pandeminin, pek çok değişimi tetiklerken dijitalleşmenin önemi ve gerekliliğini yeniden kuvvetle gündeme getirdiğini aktaran Vural, kesintisiz iletişimin, bu hassas dönemde, iş ve özel yaşamın sürdürülebilmesi için anahtar rol üstlendiğini söyledi.Data tüketimi ve iletişime olan ihtiyacın bu dönemde büyük oranda artış gösterdiğini hatırlatan Vural, 'Biz de fibere, 5G teknolojilerine yatırımlarımız, internet penetrasyonunu yükseltme konusundaki gayretlerimizle, Türkiye’nin dijitalleşmesine büyük katkılar sağlayan bir kurum olarak, ülkemizin 81 ilinde artan iletişim talebini başarıyla karşılıyoruz. Tabii ki bunda; güçlü altyapımız, çevik yönetimimiz, çalışanlarımızın büyük bölümünü geçirdiğimiz uzaktan çalışma modelimiz ve bu süreçte kesintisiz iletişim için fedakarca görev yapan yetkin saha ekibimizin rolü çok büyük.' diye konuştu.Pandeminin tüm dünyada nasıl ilerleyeceğini ve dünya ekonomileri üzerindeki etkisini gözlemlediklerini ifade eden Vural, etkilerin, ekonomik ve sosyal yaşamda bir süre daha devam edecek gibi göründüğünü kaydetti.Birçok sektörün kalıcı şekilde etkileneceğini anlatan Vural, 'Sağlık, eğitim gibi sektörlerde yaşanan hızlı dijitalleşme ve hepimize yeni alışkanlıklar kazandırmaya başladı bile. Yeni normalde günlük yaşantımızdan iş hayatına kadar uçtan uca her şey değişecek, dijitale adapte olan, hızlı karar alıp hareket eden şirketler kazanacak.' değerlendirmesini yaptı. 'Odağımızda insan var' Vural, insanı odağına alan bir şirket olarak, bu dönemdeki tüm kararları ve uygulamaları, çalışanlarının ve müşterilerinin sağlığını merkeze koyan bir yaklaşımla yürütmeye devam ettiklerini ifade ederek, Türk Telekom olarak salgın ortaya çıkar çıkmaz CEO’larının öncülüğünde bir İş Sürekliliği Kriz Yönetim Komitesi oluşturduklarını kaydetti.Salgının Türkiye'de görüldüğü an itibarıyla, sağlık açısından risk grubunda olan çalışanları belirleyip uzaktan çalışma düzenine geçirdiklerini anlatan Vural, hemen ardından vaka sayılarındaki artışla birlikte, saha ve müşteri hizmetleri ofislerindeki çalışanların çalışma ortamlarını ve mesai saatlerini düzenleyip, koruyucu ekipmanlar temin ettiklerini söyledi.Vural şu bilgileri verdi:'Gururla söylüyorum ki istihdam kapasitesi ve insan kaynağı çeşitliğinin bu derece yüksek olduğu bir şirket olarak, 19 Mart gibi erken bir dönemde, Genel Müdürlük çalışanlarımızın büyük bölümü için uzaktan çalışma kararı alarak, son derece hızlı bir şekilde uygulamaya geçiren öncü şirketlerden biriyiz. Kuşkusuz bunu gerçekleştirmede en büyük gücü, uzaktan çalışmayı mümkün kılan güçlü teknoloji altyapımızdan aldık. Uzaktan bağlanma, kurum içi görüşme platformlarımız sayesinde çalışanlarımız bu ani gerçekleşen sürece çok hızlı adapte olabildiler. Kamu otoritesinin normalleşme takvimini referans alarak 15 Haziran tarihinden itibaren Genel Müdürlük organizasyonumuzda yönetsel seviyede kademeli olarak ofis çalışma düzenine geçişlerimiz başladı.Aynı zamanda, şirketimizde herhangi bir pozitif vaka ve şüpheli temas olan tüm çalışanlarımızın durumları İşyeri Hekimlerimiz ve İnsan Kaynakları İş Ortakları tarafından titizlikle takip ediliyor. Ayrıca, İstanbul ve Ankara’da bulunan Türk Telekom polikliniklerimizde görev yapan hekimlerimizle, çalışanlarımızın güvenli sağlık hizmeti almalarını sağlayacak “online hekimlik” uygulamalarını başlattık. Salgının seyrini dikkatli bir şekilde takip ederek, çalışan sağlığını korumak için gereken tüm tedbirleri hızla hayata geçirmeye devam edeceğiz.' 'Uzaktan staj ve uzaktan işe alım ile sürece uyum sağladık' Vural, Türkiye’nin en büyük çalışan kapasitesine sahip şirketlerinden biri olarak istihdamın sürekliliğini sağlamaya ve ülke ekonomisine katkıda bulunmayı sürdürdüklerini belirterek, 'Bu süreçte işe alım, mülakat ve tüm iş başı süreçlerimizi online ortama taşıdık, buna devam edeceğiz.' bilgilerini verdi. Türkiye’nin en büyük kurumsal okullarından biri olan Türk Telekom Akademi’nin eğitimlerini sanal sınıf ve canlı yayınlarla sürdürdüklerini aktaran Vural, çalışanlara, pandemi dönemi boyunca 544 farklı konuda tam 86 bin 494 saatlik uzaktan eğitim verdiklerini kaydetti. Vural şunları kaydetti:'Bu süreçte iş birimlerimize özel tasarladığımız İş Okullarımız, Liderlik Okulu'muz, mesleki gelişim eğitimleri ve iç mentorluk çalışmalarımızı da online yürüttük. Bunların yanı sıra her ay farklı bir temayla paylaşılan multimedya destekli ‘Yetkinlik Gelişim Takvimi’yle, çalışanlarımızın yenilikçi düşünme, çeviklik gibi yetkinliklerini destekleme fırsatı bulduk.CEO’muzu Türkiye’nin dört bir yanındaki çalışanlarımızla canlı yayında buluşturduk. Çalışanlarımıza birlikte eğlenme ve sosyalleşme fırsatı sunmak için online spor turnuvaları ve ödüllü yarışmalar düzenledik. Bunlara devam edeceğiz.''50 gencimiz 5 hafta süren START Stajım Gelişim Programı'mıza dahil oldu'Vural, Türkiye’nin en büyük işveren markalarından biri olarak, gençlere yaptıkları her yatırımı Türkiye’nin geleceğine yönelik bir yatırım olarak gördüklerini ifade ederek, bu kapsamda eğitim ve gelişim programlarıyla gençlerin kariyer gelişimini desteklediklerini, bunun yanında Türk Telekom START gibi genç yetenek programlarıyla genç istihdamına katkı sunduklarını söyledi. Vural şöyle konuştu:'Üniversiteli gençlerimize yönelik olarak, Türkiye’nin ilk online Siber Güvenlik Kampı’nı düzenledik. Gündelik hayatımızın ve iş süreçlerimizin ağırlıklı olarak dijitale kaydığı pandemi sürecinde ülkelere ve sektörlere yönelik siber saldırılar da ciddi bir artış gösterdi. Bu kapsamda siber güvenlik alanında artan nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamak amacıyla başlattığımız online Siber Güvenlik Kampımız gençlerimizin yoğun ilgisine mazhar oldu.Yine her yıl yüz yüze gerçekleştirdiğimiz Genç Yetenek Programımız ‘Türk Telekom START’ın 'Stajım' ve 'Yeni İşim' modüllerini, pandemi sürecinin de etkisiyle ilk kez uçtan uca online olarak tasarladık ve tüm mülâkat ve başvuru sürecimizi online olarak yürüttük. Yoğun ilgi gören START Programımıza yapılan başvurular arasından tüm değerlendirme aşamalarını başarıyla tamamlayan 50 gencimiz 5 hafta süren START Stajım Gelişim Programı'mıza dahil oldu, 19 gencimiz de tam zamanlı olarak aramıza katıldı.Stajyerlerimiz, uçtan uca online olarak tasarlanan START Stajım Gelişim Programıyla birlikte, yeni nesil çalışma süreçlerinden Design Thinking (Tasarım Odaklı Düşünme) yaklaşımını kapsamlı şekilde öğrenerek, bu yaklaşımla proje fikri geliştirme, tasarlama ve stajları boyunca hazırladıkları projeleri jüriye sunma imkanı buldular.' Vural, START Yeni İşim Programıyla aralarına katılan genç yeteneklerin 12 ay sürecek bir gelişim programına alındığını belirterek, adayların program boyunca kişisel ve mesleki gelişimlerini destekleyen eğitimler alırken; aynı zamanda üst yöneticilerle vizyon oturumlarında buluşma fırsatı bulacağını söyledi.'Tüm sistem ve süreçlerimizi otomatize etmeye devam ediyoruz' Vural, pandemi dönemiyle birlikte iş hayatına ve İK süreçlerine artık yeni gözlüklerle bakmak gerektiğini belirterek, Türk Telekom olarak, aslında bu sürecin şirketleri mecbur kıldığı temel gereksinimleri, insan kaynakları vizyonuna öncesinde yansıtmaya başladıklarını söyledi.Süreçle birlikte bu vizyonu uygulamaya geçirme süreçlerinin de hızlanmış olduğunu aktaran Vural, 'Şirketimizin gelecek vizyonuna yönelik olarak, sürekli iyileştirme yaklaşımımız doğrultusunda organizasyonumuzu çok daha “çevik, yalın ve verimli” kılacak süreç ve dönüşüm projeleri yürütüyoruz.' dedi. Bu sürecin insan kaynakları alanında artık zorunlu kıldığı dijital dönüşümde de çok hızlı yol aldıklarını anlatan Mehmet Emre Vural şöyle devam etti:'Yeni dönemde teknoloji ve veri odaklı düşünme, insan kaynakları süreçlerinde çok daha fazla odağımızda olacak. Bu kapsamda oluşturduğumuz insan kaynakları yönetim sistemleri birimiyle, dijital insan kaynakları yaklaşımıyla tüm sistem ve süreçlerimizi otomatize etmeye devam ediyoruz.Pandemi aslında pek çok şirketin gündeminde olan ve gelecek planlarında yer alan 'uzaktan çalışma' sürecini zaruri bir şekilde hızlandırdı. Biz de Türk Telekom olarak bu süreçte geleceğin iş modeli olacak olan uzaktan ve esnek çalışmaya dair gerçekten çok fazla şey öğrendik. Bu süreçten edindiğimiz çıktılarla, pandemi dönemi sonrasında da uygulanabilecek esnek ve hibrit modeller üzerinde çalışıyoruz. Kendimizi bu anlamda da geleceğe çok daha hazır hissettiğimizi söyleyebilirim.'
Reklam
Filipinler'i Vuran Molave Tayfunu Nedeniyle Vietnam'da Binlerce Kişi Tahliye Ediliyor
HANOI (AA) - Filipinler'in başkenti Manila'nın güneyindeki bölgelerde etkili olan Molave Tayfunu nedeniyle en az 3 kişi hayatını kaybetti.Filipinli yetkililer, rüzgar hızı saatte 125 kilometreyi aşan tayfun nedeniyle 120 binden fazla kişinin yerinden olduğunu belirtti.Bölgede 'Quinta' adıyla da bilinen tayfun nedeniyle en az 3 kişinin öldüğünü açıklayan yetkililer, 13 kişiden de haber alınamadığını ifade etti.Yetkililer, kayıp kişilerle ilgili arama çalışmalarının sürdüğünü söyledi.Batangas'ta afet durumuBu arada, ülke medyasındaki haberlere göre, tayfunun vurduğu Batangas eyaletindeki yıkım ve hasar nedeniyle afet durumu ilan edildi.Batangas Belediye Başkanı Beverley Rose Dimacuha, arama, kurtarma ve rehabilitasyon çalışmalarının hızlandırılması amacıyla 'Tayfun Quinta Nedeniyle Batangas'ta Afet Durumu İlan Edilmesi' başlıklı kararnameyi imzaladı.Böylelikle, Batangas'ta afete müdahale kaynaklarının kullanımı ve temel ürünlerin fiyatlarının sabitlenmesi sağlanmış oldu.Diğer yandan, ülkenin tayfun açısından yüksek riskli olarak belirlenen bölgelerinde yaşadığı için tahliye edilenler, havanın açılması üzerine evlerine dönmeye başladı. Ancak bu kişiler arasında evleri zarar görenler, tahliye merkezlerinde kalmaya devam edecek.Vietnam'da Molave hazırlıklarıFilipinler'in deniz aşırı komşusu Vietnam'da, yaklaşmakta olan Molave Tayfunu nedeniyle deniz seviyesinin altındaki yerlerde yaşayan bir milyondan fazla kişinin güvenli yerlere tahliyesine başlandı.Vietnam Başbakanı Nguyen Xuan Phuc, tayfunla ilgili düzenlenen bir toplantıda, yerel yetkililere yaklaşık 1,3 milyon kişiyi tahliye etmeye hazırlanması talimatı verdi.Phuc, 'Halkın hayatını kurtarmak için tetikte olmalıyız. İnsanların güvenli yerlere alınması en önemli görev.' ifadesini kullandı.Molave Tayfunu'nun, saatte 135 kilometreyi aşan bir rüzgar hızıyla ülkenin özellikle güney bölgelerini etkisini altına alması bekleniyor.Yetkililer, tayfunun seyredeceği güzergahın netlik kazanmasının ardından tahliye edilecek kişi sayısının netlik kazanabileceğini belirtti.Halihazırda şiddetli yağışlar nedeniyle zor günler geçiren Vietnam'da, sel ve toprak kaymalarında ay başından bu yana 130'dan fazla kişi hayatını kaybetti, birçok kişiden ise haber alınamıyor.
Uçurumun Kenarında Nikah Kıydılar
MERSİN (AA) - Adanalı çift, Mersin'in Tarsus ilçesinde bulunan ve uçurumun kenarında duruyormuş görüntüsü veren fotoğrafların çekilmesine imkan tanıyan Gülek Kalesi'nde düzenlenen törenle evlendi.Adana’da iş adamı Metehan Demirci ile doktor Merve Çiçek, 'Torosların damı' olarak adlandılan Gülek Kalesi'nde nikah kıyma kararı aldı.Çift, Akdeniz'i İç Anadolu'ya bağlayan Gülek Boğazı'na hakim tepede bulunan ve uçurumun kenarında duruyormuş görüntüsü veren fotoğrafların çekilmesine olanak tanıyan Gülek Kalesi'nde 'Evet' diyerek dünya evine girdi.Metehan Demirci, nişanlısına unutulmaz bir nikah anı yaşatmak istediğini ve bunun için de Gülek Kalesi'ni tercih ettiğini kaydetti.Eşsiz manzara eşliğinde 'evet' dediği için mutlu olduğunu ifade eden Demirci, 'Pandemi döneminde yasaklar nedeniyle halay çekip oynayamasak da uçurumun kenarında kıyılan nikahımız hem heyecan dolu oldu. Eşim de bundan mutluluk duydu.' diye konuştu.Demirci, düğünlerinin 31 Ekim'de Adana'da yapılacağını söyledi.
Kocaeli'de Karantina Kuralına Uymayan 100 Kişiye İdari Ve Adli İşlem Uygulandı
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında, son bir haftada karantina kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle 100 kişi hakkında idari ve adli işlem yapıldı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, salgınla mücadele kapsamında 19-26 Ekim tarihlerinde kent genelinde Kovid-19 ile mücadele kapsamında denetimler gerçekleştirildi.Güvenlik birimlerince yapılan denetimlerde 207 bin 592 kişi sorgulandı, 20 bin 872 iş yeri kontrol edildi. 45 iş yerine idari işlem uygulanırken, sosyal mesafe kuralını ihlal eden 110 kişiye ve maske takma kuralına uymayan 3 bin 491 kişi hakkında idari işlem yapıldı. Emniyet ve jandarma birimlerince yapılan denetimlerde toplam 59 bin 496 araç kontrol edilirken 88 bin 928 kişi sorgulandı.Zorunlu karantinayla ilgili yapılan denetimlerde, evden çıkma yasağını ihlal eden 72 kişiye idari, 28 kişiye ise adli işlem uygulandı.Denetimlerde, çeşitli suçlardan aranan 504 kişi de yakalandı,Öte yandan Vefa Sosyal Destek Gruplarınca toplam 1796 kişinin talebi karşılandı, 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı bulunan toplam 15 bin 362 kişiye evde bakım ve sağlık hizmeti verildi.
Reklam
Ermenek'teki Maden Faciasının Acısı İlk Günkü Gibi Taze
KARAMAN (AA) - MEHMET ÇETİN - Karaman'ın Ermenek ilçesindeki kömür ocağında su baskını sonucu 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının üzerinden 6 yıl geçti.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, 28 Ekim 2014'te öğle saatlerinde 34 işçinin bulunduğu Ermenek'teki özel bir linyit kömürü madeninde su baskını meydana geldiği ihbarı alındı. 16 işçinin kurtulmayı başardığı ocakta mahsur kalan 18 işçiye ulaşmak için AFAD koordinasyonunda acil durum müdahale çalışmaları başlatıldı.Türk Silahlı Kuvvetlerince arama-kurtarma çalışmalarına destek vermek üzere iki uçak ve helikopter görevlendirilirken, iki komando timi de olay yerine sevk edildi. Çalışmalara destek amacıyla AFAD, Sağlık Bakanlığı, UMKE, TTK, TKİ, Türk Kızılay ve belediyeler başta olmak üzere birçok kurumdan bölgeye ekip ve araç gönderildi.Bölgeye kısa sürede ulaşmaya başlayan ekipler, su tahliye işlemlerini hızlandırdı. Mahsur kalan işçilere ulaşılması için öncelikle madene akan su, pompalarla boşaltılmaya çalışıldı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da olay yerine gelerek, çalışmaları yerinde inceledi.Madende mahsur kalan 18 işçinin, Osman Çoksöyler, Hüsnü Çolak, Ali Haznedar, Kerim Haznedar, Mehmet Tokat, Hüseyin Çolak, İsa Gözbaşı, Bahri Üzer, Kamil Yaman, Ömer Cansu, Tezcan Gökçe, Uğur İlhan, Hüseyin Gültekin, İsmail Gürses, Mehmet Baha, Mehmet Özcan, Hasan Tuncer ve Recep Çiloğlu olduğu bildirildi.Olaya ilişkin soruşturma başlatan Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, kazanın eski imalat bölgesine yıllar içerisinde biriken suların basınç eşik değerini aşarak, zayıflayan topuktan çalışma alanlarında aniden su baskınına neden olmasından kaynaklandığı belirtildi.Ocağın sahibi Saffet Uyar, 9 Kasım'da Ermenek'e gelerek teslim oldu. Olayla ilgili 8 kişi gözaltına alındı.Olayın meydana geldiği 28 Ekim'den itibaren maden ocağından 4 bin 99 vagon hafriyat çıkarıldı. Kazanın meydana gelişinin ardından geçen 38 günlük süreçte, mahsur kalan tüm işçilerin naaşlarına ulaşılmasıyla çalışmalar tamamlandı.Yapılan DNA testi sonrasında ailelerine teslim edilen maden şehitlerinin cenazeleri, köylerinde düzenlenen törenlerle toprağa verildi.Maden faciasıyla ilgili soruşturma kapsamında Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, 3'ü tutuklu 16 sanığın yargılanmasına 15 Haziran 2015'te başlandı.Mahkeme, 20 Temmuz 2016'da yapılan duruşmada, tutuklu sanıklar maden ocağının sahibi Saffet Uyar ve teknik nezaretçi Ali Kurt'un da aralarında olduğu 7 sanığa, 3 yıl 1 ay ila 18 yıl 9 ay arasında ceza verdi. Diğer sanıklar ise beraat etti.Mahkemenin verdiği cezalara yapılan itirazlar üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinde 13 Eylül 2017'de görülen karar duruşmasında sanıkların cezaları artırıldı.Mahkeme, Saffet Uyar, Ali Kurt ve maden sahasının ruhsat sahibi Abdullah Özbey'in cezalarını 19 yıl 3'er aya çıkarttı. Halen yakalanamayan Yavuz Özsoy'un cezası 18 yıl 9 aydan 21 yıla, tutuksuz sanıklardan Has Şekerler Madencilik şirketinin maden mühendislerinden Cemile Karaca'nın cezası 6 yıl 8 aydan 13 yıl 10 ay 20 güne çıkartıldı. 3 yıl 1 ay ceza alan Naci Özsoy'un cezası değişmedi, 5 yıl 6 ay hapis cezası verilen iş güvenliği uzmanı tutuksuz Engin Yetim de beraat etti.18 kişinin yaşamını yitirdiği maden ocağı halen kapalı. Facianın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen maden ocağı, facianın izlerini taşıyor.'Allah bize bir daha böyle acılar yaşatmasın'Ermenek ilçesine bağlı Güneyyurt beldesi Belediye Başkanı Ahmet Arı, AA muhabirine, maden ocaklarının genellikle belde sınırları içerisinde olduğunu söyledi.Faciada en çok etkilenen bölgenin Güneyyurt olduğunu belirten Arı, şöyle devam etti:'Beldemizde nüfus 6 binden 5 bin 100'e düştü. Beldemizden birçok maden işçisi sigortalarını tamamlamak, ekmeklerini kazanmak için Tekirdağ, Zonguldak gibi maden ocağı olan yerlere gitmektedir. Belde esnafımız faciadan en çok etkilenen kesim. İşlerinin yarı yarıya düştüğünü söyleyebiliriz. Sadece Güneyyurt'un değil, bu Taşeli bölgesinin olmazsa olması kömür ocaklarıdır. Eskiden beldemizden günde 100 kamyon geçerken, bugün hiç geçmemektedir. Beldemizde maaşını alamayan işçilerimizin eylemleri sürüyor. İnşallah devlet yetkililerimiz bu sorunlara kalıcı bir çözüm bulur ve kömür ocaklarımız yeniden çalışmaya başlar. Allah bize bir daha böyle acılar yaşatmasın.'Madende hayatını kaybeden işçilerden Hüseyin Çolak'ın 72 yaşındaki annesi Seyide Çolak da o günü hiç unutamadığını aktardı.Oğlunun o gün, eşinin torbasına kattığı azığı alarak işe gittiğini anlatan anne Çolak, şunları söyledi:'Gelinim oğlumun torbasına pekmez, ekmek katmış işe göndermiş. Öğlen yemek yiyecektik, 'maden çöktü' diye bize haber geldi. Hemen madene gittik. İlk önce 'canlı çıkacak' diye bekledik. Ümitlerimiz tükendi. 'Cesedi bulunsun' diye bekledik. Bir ay durduk. Sanki orada beklediğimizde ne yapacaktık. Oğlumun cenazesini bize teslim ettiler. Allah'ım herkese dayanma gücü versin. Dayanmak çok zor. Yapacak bir şeyimiz yok. Sabredip yaşamaya devam ediyoruz. Acımız hala taze, aklıma geldi mi eşimle birlikte ağlarız. Yemeklerini madenin içinde yiyorlarmış. Olay, yemek yerken olmuş. 'Acaba yemeklerini madenin dışında yeseler ölmezler miydi?' diye aklıma geliyor.''Dünyayı bana verseler eşim geri gelir mi?'Kazada eşi Osman Çoksöyler'i kaybeden Şadiye Çoksöyler de 6 yıldır adeta bir ölü gibi hayat sürdüğünü dile getirdi.Yüklü miktarda tazminat aldıklarına dair yayılan söylentilerin gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Çoksöyler, 'Kamuoyunda çok tazminat almış ve zengin gözüküyoruz, bunlar gerçekçi değil. Dünyayı bana verseler eşim geri gelir mi? İçimizi bilmeyenler arkamızdan konuşuyor. Çocuğumun biri eşim öldüğünde 3 aylıktı. Ben ona babasının madende öldüğünü anlatamıyorum. Tazminatlarımızı alamadık. Bu para benim 2 çocuğumun geleceği için önemli. Bu sorunlar çözülsün, kimse canından olmasın.' ifadelerini kullandı.
Bm Raportörü Marin: "Belarus Kendi Halkına Baskı Uygulamaktan Vazgeçmeli"
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) - Birleşmiş Milletler'in (BM) Belarus özel raportörü Anais Marin, Belarus hükümetinin kendi halkına baskı uygulamaktan vazgeçmesi gerektiğini bildirdi.Marin, BM İnsan Hakları Komitesi'nde yaptığı konuşmada, cumhurbaşkanı seçim sonuçlarına karşı düzenlenen protestolarda ağustos ve eylülde en az 20 bin kişinin gözaltına alındığını belirterek, yüzlercesinin de işkence ve kötü muamele gördüğünü söyledi.Gözaltındakilerin çoğunun idari ya da cezai suçlamalarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Marin, protestoculara yönelik en az 400 davanın açıldığını belirtti.Marin, 'Belarus hükümeti, kendi halkına baskı uygulamaktan vazgeçmeli.' şeklinde konuştu.Belaruslu yetkililerin, barışçıl olarak toplanma ve ifade özgürlüğü haklarını kullandıkları için gözaltına alınanları derhal serbest bırakması gerektiğini ifade eden Marin, böylece sivil toplumun bütün temsilcileriyle ülkedeki siyasi krizin çözümü için bir diyalog sürecinin başlatılabileceğini kaydetti.Belarus'ta 9 Ağustos'ta yapılan cumhurbaşkanı seçimlerini mevcut Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko kazanmış, ardından 'seçimlere hile karıştırıldığı' iddiasıyla protesto gösterileri başlatılmıştı.Ülkede her hafta sonu devam eden gösterilerde protestocular Cumhurbaşkanı Lukaşenko'nun görevini bırakmasını istiyor.
Kktc Cumhurbaşkanı Tatar, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nu Kabul Etti
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı seçildikten sonra ilk resmi ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştiren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu kabul etti. Tatar, Çavuşoğlu'yla Ankara'daki Sheraton Otel'de bir araya geldi. İlk ziyaretini dün Türkiye'ye düzenleyen Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi törenle karşılanmıştı. Erdoğan ve Tatar, ikili görüşmelerinin ardından basına açıklamalarda bulunmuştu.
Reklam
Keçiören Belediye Başkanı Altınok: "İlk Maske Ve Dezenfektan Üretimini Yapan Belediyeyiz"
ANKARA (AA) - Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, 'Pandemi sürecinde Türkiye’de öz kaynaklarıyla ilk maske ve dezenfektan üretimini yapan belediyeyiz.' ifadelerini kullandı. Keçiören Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, Altınok, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının artış göstermesiyle birlikte vatandaşları uyarmak için sürekli sahada olduğunu belirterek, özellikle insan yoğunluğunun fazla olduğu ortamlarda temizlik, maske ve mesafe (TMM) kurallarına muhakkak uyulması gerektiğini vurguladı. Altınok, 'Pandemi sürecinde Türkiye’de öz kaynaklarıyla ilk maske ve dezenfektan üretimini yapan belediyeyiz. Şu anda dezenfektan üretimimiz devam ediyor. Cadde, sokak, park ve pazarlarımızda dezenfektan dağıtımını yapmaya devam ediyoruz. Vatandaşlarımızdan TMM kurallarına uymalarını rica ediyoruz.' açıklamasında bulundu. Altınok, şunları aktardı:'Zorunlu olmadıkça kalabalık alanlarda bulunmamamız gerekiyor. TMM’ye uymayan herkesin birer canlı bomba gibi gezdiğini unutmayalım. Keçiören Belediyesi olarak ürettiğimiz maske ve dezenfektanları özellikle maske satışının olmadığı dönemlerde ücretsiz olarak her gün çarşıda, pazarda ve sokaklarda vatandaşımıza dağıttık. Bunun yanı sıra pandemi sürecinde tüm mahallelerimizi gezerek her bir insanımızın birbirine karşı sorumlu olduğunu, tedbirsiz her davranışın vebal olduğunu anlatıyoruz.'Birçok noktada dezenfektan dağıtımı Açıklamaya göre ayrıca, Keçiören Belediyesi, belediyeye ait laboratuvarlarda uzman kimyagerler tarafından üretilen dezenfektanların üretim kapasitesini artırarak bu ürünleri vatandaşa dağıtmaya devam ediyor. Dezenfektan dağıtımını ilçenin birçok noktasında sürdüren ekipler aynı zamanda TMM kurallarına uyulması yönünde uyarılarda da bulunuyor.
Sarp Sınır Kapısı'nda Gümrük Kaçağı 264 Diş Hekimliği Malzemesi Ele Geçirildi
ARTVİN (AA) - Sarp Sınır Kapısı'nda, yurda yasa dışı yollardan sokulduğu belirlenen diş hekimliği malzemeleri ele geçirildi.Sarp Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, Sarp Sınır Kapısı'nda gümrük sahasına gelen Gürcistan vatandaşı R.M'nin kullandığı tırda arama yaptı.Şüphe üzerine X-Ray cihazına yönlendirilen tırın çeşitli bölümlerine gizlenmiş, diş hekimliğinde kullanılan gümrük kaçağı toplam 264 malzeme ele geçirildi.R.M. hakkında Hopa Cumhuriyet Başsavcılığına Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetten suç duyurusunda bulunuldu.Araç ve ele geçirilen malzemelere el konuldu.
Reklam
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - "Geceleri Kan Ter İçerisinde Kalkıyorsunuz, Yorgun Ve Bitkinsiniz"
TEKİRDAĞ (AA) - MUHAMMET MUTAF - Tekirdağ'da yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen 52 yaşındaki akademisyen Prof. Dr. Fatih Konukcu, eşi ile hastalık sürecini çok zor atlattıklarını belirterek, 'Geceleri kan ter içerisinde kalkıyorsunuz, yorgun ve bitkinsiniz' dedi.Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Arazi ve Su Kaynakları Bölümü Öğretim Üyesi Konukcu, Karaman'daki aile ziyaretinden dönüşte eşi ve kendisinde ateş, halsizlik ve yorgunluk belirtileri çıkınca yaptırdığı testte Kovid-19'a yakalandıklarını öğrendi. Karaman'daki yakınlarının da testlerinin pozitif çıktığını aktaran Konukcu, hastalık sürecini evde geçirdi.Hastalığın geçmesi ve belirtilerin azalması için uzun süre evde kalan, bu süre zarfında bilimden, işlerinden ve öğrencilerinden uzak kalmanın üzüntüsünü duyan Konukcu, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.'Vücudumuz kırgın ve ateşler içerisinde kaldık'Konukcu, pozitif olduklarını öğrendikleri günden sonra belirtilerin gittikçe arttığını söyledi.Bir süre sonra koku ve tat alma hislerini kaybettiklerini ifade eden Konukcu, hastalığın seyrini şöyle anlattı:'Vücudumuz kırgın ve ateşler içerisinde kaldık. İlerleyen dönemlerde koku almama ve değişik koku almaya başladık ve iştahımız tamamen kesildi. Yerimizden kalkıp lavaboya gitmek bile çok yoruyordu. Çok hırpalandık. Normal bir grip gibi deniyor ama grip çok kısa sürüyor, bu hastalık uzun sürdü. 15 güne kadar hastalığın belirtileri ve ağır semptomları devam etti. Geceleri kan ter içerisinde kalkıyorsunuz, yorgun ve bitkinsiniz. Yoğun bakıma gitmedik, hastanede entübe olmadık fakat gerçekten çok ağır geçirdiğimiz bir hastalıktı.''35-40 günlük süre geçmişti'Konukcu, hastalık sonucu vefat edenlerin haberlerini gördüklerinde kendilerinin de aynı akıbete uğrayacakları endişesini yaşadıklarını belirtti.Eşinin kendisine nazaran daha hafif atlatmasına rağmen onun da zor günler geçirdiğinin altını çizen Konukcu, 'Başlangıçtan itibaren belirtilerimiz artık yavaş yavaş ortadan kalktı dediğimizde 35-40 günlük süre geçmişti.' dedi.Konukcu, rutin mesaisine alışmış bir bilim insanı için 40 gün evde kalmanın da psikolojik etkisini taşıdığını ifade etti.'Bilimde yapmanız gereken iş var ama o vakti hastalık için ayırmış oluyorsunuz'Konukcu, hastalık sürecinde faaliyetlerini ertelemek zorunda kaldıklarını ve bu durumun diğer kurumlara da sıkıntı yarattığını kaydetti.Hastalık sürecinin kendisini üzdüğüne değinen Korukcu, 'İnsanın ailesi en değerlisidir ve ailesine vakit ayırması gerekir. Yeri geldiği zaman bir gün bile ailenize vakit ayıramıyorsunuz. Bilimde yapmanız gereken iş var ama o vakti hastalık için ayırmış oluyorsunuz ve 40 gün uzak kalıyorsunuz. Bu bizi üzdü ve işimizden de geri bıraktı.' diye konuştu.Konukcu, vatandaşlara maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymalarını tavsiye etti.
Pakistan Halkı Fransız Ürünlerine Boykot Çağrısı Yapıyor
İSLAMABAD (AA) - MUHAMMET NAZIM TAŞCI - Pakistan halkı, Fransa'da başta Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere yetkililerin Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunmaları ve İslam karşıtı açıklamalarının ardından Fransız ürünlerine karşı boykot çağrısı yaptı.Pakistanlı vatandaşlar, Avrupa ülkelerinde yükselen İslamofobi ve devlet başkanları ile üst düzey yetkililerin İslam karşıtı açıklamalarını AA muhabirine değerlendirdi.Karaçi'de esnaflık yapan Saccad Avan, tüm Pakistan vatandaşlarına Fransız ürünlerini boykot etme ve Fransızlara sert cevap verme çağrısında bulundu.Avan, boykotun etkili olmasının önemli olduğunu belirterek, Fransızların, Cumhurbaşkanları Macron'un açıklamalarının Müslümanları incittiğini hissetmeleri gerektiğini kaydetti. Belucistanlı Hacı Salim, Macron'un açıklamalarını en güçlü şekilde kınadığını belirtti.Salim, dünya genelindeki Müslümanların Macron'un ifadelerine karşı protesto gösterileri düzenlediğini ifade ederek, 'Peştunlar olarak Hazreti Muhammed'in hakarete uğramasına dayanamadık. Biz canlarımızı kutlu Peygamberimizin onuru için vermeye hazırız. Sevgili Peygamberimize hakaret eden ve İslam'a karşı nefret yayan ülkelerin ürünlerine ihtiyacımız yok. Pakistan hükümetinden acil olarak Fransız ürünlerinin ithal edilmesini yasaklamasını istiyorum. Müslümanlar Fransız ürünlerinin alınmasını boykot etmeliler.' dedi.'Erdoğan Müslümanların kahramanı'Bir şirkette danışmanlık yapan Muhammed Azam Asım da Fransa Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının büyük hayalkırıklığı yarattığını belirterek, 'Bunu kınıyoruz. Bu açıklama tüm dünyadaki Müslümanları incitti. Pakistan hükümetine buradaki Fransa Büyükelçisi'ne karşı sert bir eylemde bulunmasını öneriyorum.' ifadesini kullandı.Asım, Fransız ürünlerini kullanmak istemediğini belirterek, 'Ülkemizdeki tüm Fransız ürünlerini boykot edeceğim. Tüm dünyadaki ve özellikle Pakistan'daki Müslüman kardeşlerimden de Fransız ürünlerini ve Fransız medyasını boykot etmesini istiyorum.' diye konuştu.Fransız hükümetinin tüm dünyadaki Müslümanları inciten açıklamalarına yönelik sorumlu adım atmadığı takdirde seslerini yükselteceklerini ve sokaklara çıkacaklarını dile getiren Asım, 'Türk hükümeti ve özellikle Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılan adımları takdir ediyorum. (Erdoğan) O tüm dünyadaki Müslüman toplumun ve topluluğunun kahramanı.' dedi.'Yakışıksız açıklama'Senatör Müşahid Hüseyin Seyid, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik olarak isimlendirilen Fransız Devrimi'nin mirasının değerleriyle kendisini sürekli onurlandıran bir ülkenin liderinden yayılan söz konusu açıklamanın şaşırtıcı ve yakışıksız olduğunu vurguladı. Holokost'u (Yahudi soykırımı) inkarın Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin hukukunda ceza gerektiren bir suç olduğunu hatırlatan Seyid, ifade özgürlüğü altında Allah’ın son elçisi Hazreti Muhammed'e dil uzatılmasının meşrulaştırıldığını kaydetti.Pakistanlı Hristiyanlardan tepkiUlusal Dinlerarası Diyalog ve Ekümenizm Komisyonu Başkanı Başpiskopos Sebastian Shaw, Lahor'da yaptığı açıklamada, liberal bir toplumun halkın duygularına ve özellikle de dini inançlarına zarar vermek anlamına gelmediğini ifade etti.Shaw, Fransa'nın farklı dini inançlara sahip kişiler arasında boşluklar oluşturacak bu tür eylemleri desteklemesinden üzüntü duyduğunu dile getirerek, kutsala olan saygısızlığı en güçlü şekilde kınadıklarını vurguladı.Hoşgörü Hareketi Başkanı Samson Salamat de Fransız yetkililere tepki göstererek, bu tür kışkırtıcı hareketlerin tüm dünyadaki Müslümanları incittiğini söyledi. Salamat, kendilerinin de yaralandığını dile getirerek, Charlie Hebdo'nun bu tür tahrik edici eylemlerden kaçınması gerektiğini kaydetti.Fransa'da Macron yönetiminin son dönemde Müslümanlar'ı ve İslami kuruluşları hedef almasıyla ülkenin çeşitli şehirlerinde İslam karşıtı uygulamalara başlandı. Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta, başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı. Macron, açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
Tarihi Kırkgöz Köprüsü Turizme Kazandırılacak
ANKARA (AA) - SEFA ŞENGÜL - Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Afyonkarahisar'daki tarihi Kırkgöz Köprüsü'nün yürütülecek çalışmalarla turizme kazandırılacağını belirterek, 'Tarihi köprüleri gün yüzüne çıkarıp, vatandaşlarımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Kırkgöz Köprüsü de buna güzel bir örnek olacak.' dedi. Bakan Karaismailoğlu, AA muhabirine, Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesindeki tarihi Kırkgöz Köprüsü'ne yönelik çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulundu.Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu döneminden kalma, 400 metre uzunluğa ve 57 kemere sahip tarihi Kırkgöz Köprüsü'nde incelemede bulunan Karaismailoğlu, köprünün Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2004 yılında restore edildiğini söyledi.Karaismailoğlu, 'Tarihi köprüleri gün yüzüne çıkarıp, vatandaşlarımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Kırkgöz Köprüsü de buna güzel bir örnek olacak. Bölge kurulları ile görüşmeler yapıp, buraları turizme kazandıracağız. Bu tarihi köprüler ülkemizin önemli değerleridir.' dedi.Mimar Sinan'ın onarımından geçtiUlaştırma ve Altyapı Bakanlığı uhdesindeki Karayolları Genel Müdürlüğünce söz konusu köprü gibi tarihi değerlere sahip çıktıklarını vurgulayan Karaismailoğlu, ülkenin çeşitli noktalarında diğer köprü restorasyonlarının da devam ettiğini bildirdi. Karaismailoğlu, 'Dünya çapında yaptığımız büyük ölçekli projeler yanında bu çalışmalar çok detaylı gözükmese de tarihi değerlere sahip çıkılması açısından çok önemli projeler. Tarihi Kırkgöz Köprümüz de bunun için güzel bir örnek.' değerlendirmesinde bulundu.10 Kasım 1988'de Konya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenen tarihi Kırkgöz Köprüsü, 2004'te Karayolları Genel Müdürlüğünce restore edilmişti. Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu döneminden kalma İpek Yolu üzerindeki tarihi köprü, 16'ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat seferine hazırlık yapması üzerine Mimar Sinan tarafından onarımdan geçirilmiş ve 64 göze kadar uzatılmıştı.
Gaziosmanpaşa'da Fuzuli Kültür Sanat Sezonu Başladı
İSTANBUL (AA) - Gaziosmanpaşa'da '2020-2021 Fuzuli Kültür Sanat Sezonu'nun açılışı yapıldı.Açılış programı 'İstanbul'dan Karabağ'a Gönül Köprüsü' temasıyla Şehir Tiyatroları Gaziosmanpaşa Sahnesi'nde gerçekleştirildi.Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, programda yaptığı konuşmada, köklü bir medeniyetten gelmenin sorumluluğunun gereğini yerine getirmek için kültür ve sanatın çok büyük önem taşıdığını ifade etti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri nedeniyle gecikmeli de olsa kültür sanat faaliyetlerine başlandığını dile getiren Usta, 'Bu anlamda kültür ve sanatla ilgili sürecin başladığını sizlerle paylaşmak ve sizlerin desteğini almak düşüncesiyle bu buluşmayı gerçekleştirdik.' dedi.'Şehirlere ruh veren kültür ve sanatla ilgili çalışmalardır'Azerbaycan ile dostluğun pekişmesi ve bir millet iki devlet olarak kardeş ülkeyle yürümenin sorumluluğunu yerine getirmek için bu yılki kültür sanat sezonuna Azerbaycanlı divan şairi Fuzuli'nin adını verdiklerini anlatan Usta, şunları kaydetti:'Fuzuli'nin Azerbaycan'la ilgili ifadeleri malum. Hem onu yad etmek hem de bugün kendi topraklarını, değerlerini, ülkesini, milletini ve sınırlarını korumak için Azerbaycan'ın verdiği mücadelenin savunucusu ve destekçisi olmanın sorumluluğunu taşıdığımız düşüncesiyle Fuzuliyi burada anmak bizim görevimizdir diye düşündük. Azerbaycan'ın yıllardır topraklarını işgal eden Ermenistan'a karşı kendi yurdunu korumanın onurlu mücadelesini vermiş olmasının da yanında olduğumuzu bir kere daha ifade etmek istiyorum.'Gaziosmanpaşa Belediyesinin kültür sanat alanında gerçekleştirdiği çalışmalara da değinen Usta, 'Tabii ki şehirlerimizi kültür ve sanat eserleriyle geleceğe taşımak zorundayız. Eserleri, imkanları, mekanları aslında ecdadımızın bize bırakmış olduğu köklü medeniyetin sorumluluğuyla yeniden kültür ve sanatla buluşma imkanı sunarak sizlerle birlikte bu şehrin geleceğini oluşturmayı amaçlıyoruz. İlimden irfandan, kültür ve sanattan yoksun kalmış olan bir şehir ruhsuz bir şehir gibidir. Şehirlere ruh veren insanlar kadar insanların ortaya koymuş olduğu kültür ve sanatla ilgili çalışmalardır. Sanat yoluyla gelişmek, sanatla gençlerimizi geleceğe taşımak, ülkemizin değerlerini sahiplenip korumak hepimizin asli borcudur.' değerlendirmesinde bulundu.'Kültür ve sanatı olmayan bir dünya huzur ortamı olamaz'İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülfettin Çelik ise konuşmasında toplumların her ne kadar maddi bir medeniyet içinde var olsa da, arka planda o topluma yön veren bir kültür ve sanat dünyasının da bulunduğunu söyledi.Kültür ve sanatın toplumun dördüncü boyutu olarak görüldüğünü aktaran Çelik, 'Kültür ve sanatı olmayan bir dünya asla huzur ortamı olamaz. Bütün klasik dünya medeniyetleri kültür ve sanatı fark etmişler ve belli bir zaman sonrasında o şehrin egemenliğinde bu alana yönelmişler ve onunla huzur bulmuşlar.' ifadesini kullandı.Azerbaycan'da yaşananların, Ermenilerin işgal ettiği bölgeyi terkiyle sona ermesi temennisini dile getiren Çelik, 'Medeniyetimize dayalı, kültür ve sanat mirasımızın ortaya çıktığı, Fuzuli'nin de katkısıyla çok daha bereketli bir yarında birlikte olacağız.' diye konuştu.'Kültür ve sanat geçmişi bize, bizi geleceğe taşır'AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, sembol şahsiyetlerin isimlerinin kültür sanat sezonlarına verilmesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi.Sezonun ana temasının Fuzuli olarak belirlenmesinin Azerbaycan'ın mücadelesine destek vermek adına önemli olduğunu vurgulayan Turan, şunları söyledi:'Kültür ve sanat geçmişimizi bize, bizi de geleceğe taşır. İnsan ruh ve bedenden oluşuyor bedenimizi onarırken ruhumuzu da güncelleyip onarmamız gerekiyor. Bu da ancak kültür, sanat, edebiyat ve fikir faaliyetleriyle olur. Bunun için belediyelerin içinde bulunduğumuz çağın yıkıcı ve olumsuz etkilerine karşı yapacakları en büyük etkinlik kültür sanat faaliyetleridir.'Katılımcıların Mevlit Kandili'ni tebrik eden Turan, 'Gençlerimiz için göstereceğimiz rol model olan Peygamber Efendimiz başta olmak üzere onun yolundan ve izinden gidenler Mevlana, Yunus Emre ve Fuzuli gibi tarihimizdeki sembol şahsiyetlerdir.' ifadesini kullandı.Türkiye ve Azerbaycan bayrakları eşlik ettiAzerbaycan ile dayanışma içinde olmak amacıyla 'İstanbul'dan Karabağ'a Gönül Köprüsü' temasıyla gerçekleştirilen etkinlik konser ve dinletilerle devam etti.Konukların Türkiye ve Azerbaycan bayraklarıyla eşlik ettiği programda 'Yeni Normal Karma Resim Sergisi' de sanatseverlerin beğenisine sunuldu.Gaziosmanpaşa Senfoni Orkestrası, Gençlik Korosu ve Sanat Akademisi Öğretmen Orkestrası'nın konser verdiği etkinlikte, Azerbaycanlı sanatçı Brilyant Kiymetli piyano dinletisi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Sami Dural ise solo dinletisiyle müzik ziyafeti sundu.
Reklam