onedio
Mustafa Sarıgül, "Yeni Bir Yol" İçin Dsp'den Ayrıldığını Duyurdu:
İSTANBUL (AA) - Eski Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Demokratik Sol Parti'den (DSP) ayrıldığını açıkladı.Sarıgül, resmi Twitter hesabından 'Kalplerimiz Türkiye İçin Atacak' başlığıyla paylaştığı mesajda, şu ifadelere yer verdi: 'Tarihi bir dönemeçte, milletimizin önüne yepyeni bir yol açmak üzere bugün büyük bir göreve çıkıyorum. Ülkemizi her cephede içine düştüğü ağır buhrandan çıkarıp yeniden şahlandırmak amacıyla Ecevit'imizin barışa ve umuda yolladığı güvercinler gibi baba ocağından askere uğurlanan bir gencin duygularıyla DSP'den ayrılıyorum. Bu yolculuğun zor ve çileli olduğunun naza, bahaneye ve yorgunluğa yer olmadığının bilincindeyim.'Bülent Ecevit'in kurduğu DSP'nin ilkeleri ve kendisini ülkesine adamış kadrolarının kalbinde olacağını belirten Sarıgül, şunları kaydetti:'İnançlara saygılı laiklik, hakça paylaşım ve ulusal birliğimizin vazgeçilmezliği çerçevesinde seçkinlerin değil halkın Karaoğlan'ı olmanın yüceliğini bilerek yürüyeceğim. DSP Genel Başkanı Önder Aksakal başta olmak üzere, İstanbul İl Başkanımız Sayın Çiğdem Mercan, tüm il ve ilçe başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, il genel meclisi üyelerimiz ve tüm teşkilatlarda görev alan tüm kardeşlerim beni her zaman bağırlarına bastılar. Onların her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Her biri pırıl pırıl olan ve kalpleri Türkiye için atan bu arkadaşlarımla gönül bağımız hiç kuşku yok ki ilelebet devam edecektir. Tüm yurttaşlarıma olduğu gibi özellikle DSP'li kardeşlerime de gönlüm hep açık olacaktır. Yolumuz açık olsun.'
Bangladeş'te 10 Binlerce Kişi Fransız Ürünlerini Boykot Çağrısıyla Yürüyüş Düzenledi
DAKKA (AA) - Bangladeş'te 10 binlerce protestocu, Fransız ürünlerini boykot çağrısıyla başkent Dakka'daki Fransız büyükelçiliğine yürüdü.Dakka'da en az 40 bin gösterici yürüyüş düzenleyerek, Fransa'da başta Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere yetkililerin Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunmaları ve İslam karşıtı açıklamalarının ardından Fransız ürünlerine karşı boykot çağrısı yaptı.Macron'un cezalandırılması çağrısında bulunan protestocular, 'Fransız ürünlerine boykot' ve 'Macron büyük bedel ödeyecek' şeklinde slogan attı.Polis güçleri, göstericilerin yürüyüşünü engellemek için büyükelçiliğin önüne barikatlar kurdu. Protestocular, gösterilerine başkentin diğer caddelerinde devam etti.Göstericiler, Fransız büyükelçisinin Bangladeş Dışişleri Bakanlığına çağrılması talebinde bulundu.Hukuk öğrencisi Salih Uddin Sifat, ifade ve basın özgürlüğüne inandıklarını fakat bir inanç ya da dinin küçümsenmesini kabul edemeyeceklerini belirtti.Dakka'daki bir alışveriş merkezinde kozmetik ürünler satan Md. Sirajul Islam, AA muhabirine, boykot çağrısının Fransız ürünlerinin satışını kötü yönde etkilediğini ifade ederek, son günlerde Fransız parfümlerinin satışının düştüğünü kaydetti.Fransa'nın Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta, başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı. Macron, açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti.
İngiltere Lordlar Kamarası Üyesi, Macron'a Tepki Gösterdi
LONDRA (AA) - İngiltere'de Lordlar Kamarası'nın Müslüman üyesi Lord Nazir Ahmed, Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunan ve İslam karşıtı açıklamalar yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a tepki gösterdi.İngiliz Parlamentosunun üst kanadı üyesi olan Ahmed, Twitter hesabından açıklama yaptı.Ahmed, 'Merhamet Peygamberi Muhammed (SAV) bizim onurumuzdur. Dünyadaki yaklaşık 2 milyar Müslüman, onu ebeveynlerinden daha çok seviyor. Peygamberimize, Musa ve İsa'ya saygı gösterdiğimiz gibi saygı gösterin.' ifadesini kullandı.Fransa'da 16 Ekim'de Hz. Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin öldürülmesinin ardından Fransız hükümeti İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulundu. Macron ise cinayeti 'İslami terör' olarak nitelemişti.Ülke yönetiminin Müslümanlara karşı tutumu İslamofobik eylemlerin ve ırkçı saldırıların artışına yol açmıştı. Son günlerde, Fransa'da Cezayir asıllı iki Müslüman kadın Paris'teki Eyfel Kulesi yakınlarında bıçaklanmış, Ürdün vatandaşı iki kardeş Paris'te ırkçı şiddete maruz kalmıştı.Buna rağmen Macron'un Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını açıklamasının ardından ülkedeki bazı kamu binalarına Hz. Muhammed'e hakaret içeren karikatürler yansıtılmıştı.Bu açıklamaların ardından İslam ülkelerinde Fransız mallarına karşı boykotlar başlamıştı.
Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un Vefatı
ANKARA (AA) - AYLİN SIRIKLI DAL - Geçirdiği beyin kanaması sonucu tedavi gördüğü hastanede 73 yaşında hayatını kaybeden eski Sağlık Bakanlarından Osman Durmuş, görev süresi boyunca basın mensuplarının yakından takip ettiği isim oldu. DSP-MHP-ANAP Koalisyon Hükümeti'nin Sağlık Bakanlığını yapan Osman Durmuş, özellikle Bakanlığı dönemindeki açıklamalarıyla kamuoyunun hep gündeminde kaldı.Oktar Babuna kampanyasına karşı çıktıOsman Durmuş, Sağlık Bakanı olmadan önce lösemi hastası Dr. Oktar Babuna'ya uygun iliğin bulunması amacıyla kan bağışı kampanyası başlatıldı. Dönemin siyasilerinin de destek verdiği kampanyada, uzun kuyruklarda binlerce kan örneği toplandı.Durmuş, 1999 yılı Haziran ayında yapılan seçimin ardından kurulan koalisyon hükümetinde Sağlık Bakanlığına getirilince kampanyaya karşı çekincelerini dile getirdi. Osman Durmuş, 'Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkartıldı. Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip, Türk askerlerinde savaşacak güç bırakmayabilirler.' diyerek kampanyaya karşı çıktı. Durmuş'un bu sözleri uzun süre eleştirildi.Buna rağmen kampanyaya karşı çıkmaya devam eden Durmuş, Bakanlıkta konuyla ilgili Etik Kurul oluşturdu. Söz konusu kurul, kampanyanın sakıncalı olduğuna karar verdi, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu ve konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. Kampanya sonunda, bağış için toplanan 160 bin kan örneğinden 120 bin örnek kanın ABD'ye gönderildiği ortaya çıktı. Osman Durmuş, ''Oktar Babuna Kampanyası''nda toplanan paraların da amacına uygun kullanılmadığını açıkladı. Bağış için toplanan 2,5 milyon lira ile ilgili usulsüzlükler nedeniyle Adnan Oktar ve grubundaki üyeler tutuklandı.Bakanlık bahçesine Kırgızistan'dan getirilen kıl çadır (otağ) kurduran Osman Durmuş, halkla ilişkiler hizmetinin burada yapılacağını, vatandaşları çadırda ağırlayacaklarını belirtmişti. Durmuş, Kanun Hükmünde Kararname ile doktorlara getirilen ve 1995'teki hükümet tarafından 2002'ye kadar uygulaması ertelenen Zorunlu Hizmet Yasası'nı 2002'de, 'Ya diğer boş olan yerlere gidecekler ya da kendilerine iş arayacaklar.' diyerek uygulamaya koymasıyla da kamuoyunda uzun süre gündemde yer almıştı. Aşının 'stratejik bir ürün' olduğunu vurgulamıştıBakanlığı döneminde Türkiye'de çocuk felci hastalığının ortadan kaldırılmasını amaçlayan Durmuş, bu amaçla Ulusal Aşı Günleri Kampanyası başlatıp illerde çocuklara aşı yaptı.Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü'ne yeni bir kimlik kazandırmayı da amaçlayan Durmuş, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'nin dünyadaki üç referans merkezinden biri olduğunu ve merkezde aşı üretimi, laboratuvar çalışmaları yapan bilim adamı düzeyinin düştüğünü belirterek, bilim adamlarına bu merkezde çalışma çağrısında bulundu. Durmuş, zaman zaman yaptığı açıklamalarda, 'aşının stratejik bir ürün' olduğu vurgusunu da yapmış, 'Aşıyı kendi ülkemizde üretmek istiyoruz. Aşı stratejik bir ürün olduğundan, genetik şifreler üzerinde oynanabilir.'' demişti.Durmuş, sağlık personelinin atandıkları illerden başka yerlere kaydırılmasını, 'Her kürsüye çıkan milletvekilimiz, 'Ebe yok, hemşire yok' demiştir. Ama, ceplerinde listelerle 'Şu ebeyi, şu köyden şu merkeze alın, şu doktoru şu ilçeden şuraya alın' demiştir.' sözleriyle eleştirmişti.
İran, Ölümcül Akrep Ve Yılan Sokmalarının En Çok Yaşandığı İkinci Ülke
İSTANBUL (AA) - İranlı böcek bilimci ve haşere kontrol uzmanı Vahid Dırahş Ahmedi, dünyada akrep ve zehirli yılan sokmalarının en çok yaşandığı ülkeler sıralamasında ülkesinin ikinci sırada geldiğini söyledi.İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya göre, İran'da 'Zehirli hayvan ısırıklarından zehirlenmeyi önleme günü' münasebetiyle verdiği demeçte Ahmedi, 'İran, dünyada akrep ve zehirli yılan sokmalarının en çok yaşandığı ülkeler sıralamasında Meksika'dan sonra ikinci sırada gelmektedir.' dedi. Ülkesinde akrep sokmalarının ise Meksika'ya oranla 4 kat fazla olduğunu dile getiren Ahmedi, 'İran'da 42 ila 45 bin sokulmalardan dolayı zehirlenme vakası meydana geliyor. En çok akrep sokma vakaları, yüzde 70 ile Huzistan eyaletinde görülüyor. Bu eyaleti sırasıyla Hürmüzgan, Sistan-Beluçistan, Buşehr, Fars ve Kirman eyaletleri takip etmektedir.' ifadelerini kullandı.Ahmedi, şimdiye kadar dünyada yaklaşık 50'si tıbbi öneme sahip 2 binden fazla akrep türü tespit edildiğini bildirdi. İran'da şu ana kadar Buthidae, Hemiscorpidae ve Scorpionidae olmak üzere üç aileden 64 akrep türünün rapor edildiğine işaret eden Ahmedi, ülkede akrep sokma oranının yılana göre 4 kat fazla olduğunu belirtti.
Çorum'da 2 Bin 653 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
ÇORUM (AA) - Çorum'da jandarma ekiplerince 2 bin 653 litre sahte içki ele geçirildi.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı, halk sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve ölümlere neden olan sahte içkiyle mücadele kapsamında operasyon başlattı.Merkeze bağlı Arpalık köyünde sahte içki ürettikleri belirlenen 2 şüphelinin evlerinde ve eklentilerinde, sahte 2 bin 650 litre şarap, 3 litre rakı ve 2 kilogram anason bulundu.Ayrıca sahte içki yapımında kullanılan damıtma sistemine el konuldu.
Reklam
Adana'da Serada Hint Keneviri Yetiştiren Baba Oğul Hakkında 15'Er Yıla Kadar Hapis İstemi
ADANA (AA) - Adana'da, kendilerine ait serada Hint keneviri yetiştirdikleri gerekçesiyle tutuklanan baba ve oğlu hakkında, 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.Savcılıkça, tutuklu şüpheliler Kadri A. ve oğlu Kenan A. hakkında başlatılan soruşturma tamamlandı.Şüpheliler için 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama' suçundan 15'er yıla kadar hapis cezası istenen iddianame, Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.İddianamede, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin Yüreğir ilçesi Yukarı Çiçekli Mahallesi'nde düzenlediği operasyonda, Kadri A. ve Kenan A'ya ait serada yapılan aramada ekili vaziyette 4710 kök Hint keneviri ele geçirildiği bildirildi.Şüphelilerin, esrar elde etmek amacıyla izinsiz kenevir ektikleri ve serada uyuşturucuyu ticari amaçla bulundurdukları belirtilen iddianamede, baba ve oğlunun 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama' suçundan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.İddianamedeki ifadelerinde suçlamaları kabul etmeyen Kadri A. ve Kenan A'nın yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Video Kliple Tablet İsteyen Öğrencileri Belediye Başkanı Sevindirdi
SİVAS (AA) - Sivas'ın Altınyayla ilçesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında uzaktan eğitim gören ve çektikleri video kliple tablet bilgisayarları olmadığı için EBA'ya giremediklerini belirterek, sosyal medyadan yardım isteyen öğrencilerin talebi, Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin'in talimatıyla karşılandı. Belediyeden yapılan açıklamaya göre, ilçeye bağlı Gümüşdiğin köyünde bazı öğrenciler, video klip hazırlayarak sosyal medyadan tablet ihtiyaçlarının karşılanması çağrısında bulundu. Bunun üzerine Belediye Başkanı Bilgin, öğrencilere sosyal medyadan cevap vererek ihtiyaçlarının karşılanacağını müjdeledi. Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Duman ve Altınyayla Belediye Başkanı Sinan Akbulut, köye giderek internet paketi yüklü 8 tableti öğrencilere teslim etti. Çocukların mutluluğuna ortak olan Duman, 'Bir video çekmişsiniz, Belediye Başkanımız Hilmi Bilgin de o videoyu izlemiş ve bize talimat verdi. Sizin derslerinize yardımcı olabilmek adına, uzaktan eğitime de katılabilmeniz için internet paketli tabletlerinizi gönderdi. Ayrıca size içerisinde yardımcı ders kitaplarının yer aldığı, konu anlatımlı test kitapları, hikaye kitapları ve eğitim materyallerinin bulunduğu okul çantası da gönderdi. Artık uzaktan eğitime de bağlanabilirsiniz, testlerinizi de çözebilirsiniz.' ifadelerini kullandı. Daha sonra köy okulunun önünde toplanan çocuklar, çektikleri video ile Belediye Başkanı Bilgin'e teşekkür etti.
Reklam
Marmara'ya Ağ Atacak Balıkçılar Umutlu
TEKİRDAĞ (AA) - Karadeniz'de avlanan Tekirdağlı balıkçılar, Marmara'da avlanmak için döndü. Tekirdağlı balıkçılar bol palamut umuduyla sezona başlamış Tekirdağ civarında umduklarını bulamayınca rotalarını Karadeniz'e çevirmişlerdi.Karadeniz'de de palamut sezonunun sona ermesiyle yeniden memleketlerine dönen Tekirdağlı balıkçılar, limanda hasar gören ağlarını onarmaya başladı.Ağlarının hazır olması sonrası balıkçılar Marmara'da ağ atacak.Tekirdağ Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, AA muhabirine, Tekirdağlı balıkçıların sezon başında palamut umuduyla Karadeniz'e avlanmak için gittiklerini anımsattı.Tekirdağ'a yeniden demirleyen balıkçıların kısa süre sonra hamsi ve istavrit peşine düşeceklerini anlatan Pehlivanoğlu, havaların serinlemesiyle balığın daha bol tutulacağını umut ettiklerini söyledi.Karadeniz'e palamut mesaisine giden balıkçılardan İdris Şeremet de Karadeniz'de yüzlerinin güldüğünü belirtti.Vatandaşın bu yıl palamuda doyduğunu ifade eden Şeremet, 'Bundan sonra ümidimizi hamsiye bağladık. Herkes hamsiye de doyacak bu sene.' dedi.
Bilecik'te Amatör Balıkçı Yakaladığı 27,5 Kilogramlık Sazanı Gölete Bıraktı
BİLECİK (AA) - Bilecik'te yaşayan amatör balıkçı Cihat Öztürk, Pelitözü Göleti'nde oltasına takılan dev sazanı, canlı varlığının sürdürülebilmesi için gölete saldı.Bölgede avcılık ve sportif balıkçılık yapmak isteyenlerin uğrak mekanı olan gölete gelen Öztürk'ün oltasına büyük bir balık takıldı.Heyecanla balığı kıyıya çeken Öztürk, bölgede bulunan tartıda tarttığı ve 27,5 kilogram ağırlığında olduğunu öğrendiği sazanla fotoğraf çektirdi.Öztürk ile Pelitözü Gölpark Saha Sorumlusu Tamer Sargıl daha sonra 'Büyü de gel.' diyerek balığı yaşam alanına bıraktı.Cihat Öztürk, yaptığı açıklamada, 4 gündür gölet çevresinde avlandığını söyledi. Gece saatlerinde oltasına büyük bir balığın takıldığını belirten Öztürk, 'Sabah 04.00 sularında balığımızı aldık. Arkadaşlar bu gölette tutulan en büyük balık olduğunu söyledi. Umarım daha büyükleri temiz kalpli insanlara rast gelir. Lütfen böyle balıkları herkes salsın, almasınlar.' diye konuştu.Öztürk, balık popülasyonunun sürdürülebilmesi için maddi manevi birçok çalışma yapıldığını ifade ederek balıkçılara yakala-bırak modelini tavsiye etti.
Endonezya'daki İslam Örgütleri Macron'u "İslam'ı İtibarsızlaştırmaya Çalışmakla" Suçladı
CAKARTA (AA) - MAHMUT ATANUR - Endonezya'nın önde gelen İslam örgütleri, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u, Müslümanları hedef alan açıklamaları nedeniyle 'İslam'ı itibarsızlaştırmaya çalışmakla' suçladı.Endonezya'nın en eski İslam örgütlerinden Persatuan Islam'ın (PERSIS) başkan yardımcısı Jeje Zainuddin, Macron'un İslam'ı hedef alan açıklamalarına ilişkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Avrupa'daki Müslüman toplumunun etkisini göz ardı eden Paris yönetimi, Fransa ve Avrupa'daki huzur ortamına karşı tehlikeli adımlar atıyor.'' dedi.Yaşanan son gelişmelerin, Macron'un kendi çıkar çatışmalarına çözüm bulmadaki başarısızlığının bir sonucu olduğunu belirten Zainuddin, ''Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın belirttiği gibi, Macron'un attığı adımlar akli dengesizlik göstergesi. Avrupa toplumunda İslam ile uyum perspektifinin düzeltilmesi gerekiyor.'' ifadelerini kullandı.Fransız ürünlerine boykot çağrısıZainuddin, son dönemde İslam'ı hedef alanlara karşı Müslümanlar arasında dostluk ve dayanışmayı güçlendirmenin önemine değinerek, ''İfade özgürlüğü adı altında İslam'a ve Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli eylemler kabul edilemez. İslam'ı itibarsızlaştırma girişimlerinin tümünü şiddetle kınıyoruz.'' diye konuştu.Fransa'nın tutumuna karşı diğer İslam ülkelerinde başlatılan boykot çağrısının önemli bir adım olduğunu dile getiren Zainuddin, kalabalık nüfusuyla Fransa için büyük pazar olan Endonezya dahil tüm Müslüman ülkelere, Fransız mallarına boykot çağrısında bulundu.İsrail ile normalleşme sürecine giren bazı Arap ülkelerini de eleştiren Zainuddin, bu adımların, Filistin'in kurtuluşunu isteyen ülkelerin temel ilkelerini unutmaya yönelik girişim olduğunu ifade ederek, Filistin ve Müslüman ülkelere büyük bir ihanet olduğunun altını çizdi.Hidayatullah İslam Örgütü Dış İlişkiler Başkanı Dzikrullah Pramudya da ''Ülkesinde ekonomi, siyasi, sosyal ve kültürel gibi bir çok krizle karşı karşıya olan Macron'un İslam karşıtı politikaları, kamuoyunda güven kaybetmesinin işaretleri.' şeklinde konuştu.Macron'un, ülkedeki siyasi durumunu düzeltmek adına İslam'ı hedef aldığını belirten Pramudya, İslam'ı ve Hazreti Muhammed'i eleştirmenin, ifade özgürlükleriyle çelişkiler barındırdığını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Macron'un zihinsel tedaviye ihtiyacı var' ifadesinden rahatsız olan Fransa'nın, Ankara Büyükelçisini geri çağırdığını hatırlatan Pramudya, diplomasiden ve medeni diyalog kurmaktan uzak böyle kişilerin zihinsel tedavi görmesi gerektiği konusuna katıldıklarını belirtti.Filistin meselesine de değinen Pramudya, çıkarları doğrultusunda İsrail'e yakınlaşan ülkelerin, yanı başındaki Filistin halkıyla empati kuramadığını ve bu adımların utanç verici olduğunu kaydetti.''Sadece Müslümanları suçlamak adil değil'Endonezya Filistin Dayanışma Komitesi Başkanı Muhendri Muchtar, ''İslam gibi sadece belirli bir grubu, şiddet ve bombalama gibi eylemlerle suçlamak adil değil. Çünkü şiddet eylemleri, her türlü gruba ait kişiler tarafından işlenebilir, sadece Müslümanlar değil.'' dedi.Aslında başka grupların da suç işlediğinin bilindiğini ancak onlara farklı davranıldığını aktaran Muchtar, ''Macron'un İslam'a yönelik hakaretleri, belirsiz bir zihinsel endişelerinin ürünü.'' ifadesini kullandı.Muchtar, Müslümanlar olarak, İslam'a hakaret tutumunu benimseyen Fransa'nın ürünlerini boykot etmeleri gerektiğini söyledi. Dewan Da'wah Konseyi Araştırma Merkezi Başkanı Teten Romly Qomaruddien de, ''Fransa'da, ifade özgürlüğü gerekçesiyle özellikle İslam'ın hedef alınması ve İslam karşıtı politikaların uygulanması kendilerinin sözde demokrasi değerleriyle hiçbir şekilde bağdaşmıyor.'' diye konuştu.Avrupa'da özellikle Fransa'nın Müslümanlara karşı farklı bir tutum takındığını belirten Qomaruddien, İslam ve Batı arasındaki farklı kültürü uzlaştırmaları gerektiğini kaydetti.
Reklam
Azerbaycanlı Şehit Askerin Annesi: "Annesini De Cepheye Çağırsalar, Ben Gideceğim"
BAKÜ (AA) - İDRİS OKUDUCU - Dağlık Karabağ'ın işgalden kurtarılması için devam eden 'Vatan Muharebesi'nde şehit olan gönüllü Azerbaycanlı Orhan Kahramanov'un annesi Arzu Kahramanova, 'Annesini de cepheye çağırsalar, ben gideceğim' dedi. Orhan Kahramanov, Dağlık Karabağ'ın 30 yıllık işgalden kurtarılması için başlatılan operasyona katılmak için gönüllü olarak orduya ismini yazdırdı.Orduda daha önce 18 ay görev yapan Orhan Kahramanov, 27 Eylül'de topçu birliğinde gönüllü olarak yeniden göreve başladı ve Karabağ'ın güneyindeki Cebrayıl, Zengilan, Fuzuli ve son olarak Gubadlı'nın geri alınmasında ön cephede yer aldı.Orhan Kahramanov, Ermenistan'a bağlı silahlı güçlerin 23 Ekim'deki Gubadlı bölgesindeki saldırıda şehit oldu ve arkasında kendisiyle gurur duyan anne, baba ve bir kardeşini bıraktı. Baba Server Kahramanov ve anne Arzu Kahramanova, AA muhabirine, başkent Bakü'deki taziye evinde hayatını kaybeden oğlu Orhan Kahramanov hakkında konuştu. Oğlunun hayalinin vatanı için şehit olmak olduğunu söyleyen anne Kahramanova, 'Gitti ve bir daha da gelmedi. Oğlumla gurur duyuyorum. Gitmeden önce bana, 'şehit annesi olmaktan gurur duymalısın' demişti. Şehit olacağını biliyordu sanki.' ifadelerini kullandı. Anne Kahramanova, Orhan'ın sözlü olduğunu ve evlenme planlarının bulunduğunu belirterek, 'Sözlüsünü çok seviyordu. Doğum günü Mart ayında nişanını ve sonra düğününü yapacaktık ancak hepsi yüreğimde kaldı. Tüm arzuları içimde kaldı. Düğün salonlarına bile bakmıştı. Yeni bir iş kuracaktı. Hepsi yarıda kaldı.' dedi. Tek bir oğlunun hayatta kaldığını ve onun da gönüllü olarak ismini orduya yazdırdığını hatırlatan Kahramanova, '2'nci oğlumun da Orhan'ın arkasından gitmesini isterim. Biz Ermeniler'den korkmuyoruz. Biz hiçbir zaman onlardan korkmadık. Annesini de cepheye çağırsalar, ben gideceğim. Hepimiz gideceğiz.' ifadelerini kullandı.'Amcası da 1993'te şehit olmuştu' Baba Kahramanov ise kardeşi Cemal'in 1993'te Karabağ'ın Ağdam kentinde Ermenistan'a bağlı silahlı gruplar tarafından şehit edildiğini hatırlatarak, 'Ailemizde şu ana kadar 2 şehit var. Amcası da 1993'te şehit olmuştu. 1 oğlum tek kaldı.' diye konuştu. Orhan'ın 21 Eylül'de evden ayrıldığını ve 27 Eylül'de cephede hazır bulunduğunu aktaran Kahramanov, Cebrayıl, Fuzuli, Zengilan kentlerinin kurtarılması operasyonunda topçu birliğinde görevde de olduğunu, son olarak Gubadlı kentinin geri alınması için en ön cephede savaşırken vurulduğunu kaydetti. Baba, oğlu ile en son 19 Ekim'de telefonla konuştuklarını ve oğlunun, her şeyin çok iyi olduğunu ve ordunun iyi bir ilerleme kaydettiğini söylediğini aktardı.Baba Server Kahramanov, oğlunun ölüm haberini 23 Ekim'de aldıklarını, cenazesini almak için Fuzuli kentine gittiklerini belirtti.
Almanya'da 2. Dünya Savaşı'ndan Kalma Bomba Etkisiz Hale Getirildi
KÖLN (AA) - Almanya’nın Köln kentinde bulunan İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış bomba imha edildi.Köln Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, şehrin yoğun nüfusa sahip bölgelerinden olan Ehrenfeld semtinde bulunan 500 kilogramlık bombanın imha çalışmaları sırasında bölgede oturan ve aralarında aralarında Türklerin de bulunduğu 13 bin kişi tahliye edildi.Tahliye edilenler arasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle karantinada bulunan 65 kişinin de olduğu belirtildi.Bölgeden tahliye edilenler için Bundesliga takımlarından FC Köln'ün maçlarını oynadığı RheinEnergie Stadyumu'nda bir irtibat noktası kuruldu.Gerekli önlemlerin alınmasının ardından yarım tonluk bomba imha edildi.Almanya’da bazı yerleşim yerlerinde olmak üzere İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış çok sayıda bomba bulunuyor. Bu bombalar uzmanlarca kontrollü şekilde etkisiz hale getiriliyor.
Reklam
Yemen, Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumuna Tepki Gösterdi
İSTANBUL (AA) - Yemen hükümeti, Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanmaya devam etmesine tepki gösterdi.Yemen Dışişleri Bakanı Muhammed el-Hadrami, sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, 'Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanmaya devam etmesi, Müslümanların duygularını incitiyor.' ifadesini kullandı.Hadrami, 'ifade özgürlüğü adı altında gerekçelendirilemeyecek veya teşvik edilemeyecek bu tür davranışların, nefreti beslediğini, şiddet ve aşırılığa teşvik ettiğini' belirtti. Fransa'da 16 Ekim'de Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin başının kesilerek öldürülmesinin ardından, siyasetçilerin büyük bir kısmının İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulunması tartışmalara ve İslam dünyasında protestolara yol açtı. Macron son dönemde yaptığı bir açıklamada, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını söylemişti.
Hatay'da Trafikte Makas Atan Sürücüye Ceza
HATAY (AA) - Hatay'da trafikte makas atarak kural ihlali yapan sürücüye 1228 lira para cezası verildi.Polis ekipleri, ismi henüz öğrenilemeyen sürücünün, 01 PNM 82 plakalı otomobiliyle Antakya-İskenderun istikametinde, makas atarak trafiği tehlikeye soktuğunu tespit etti.O anları kaydeden ekipler, Hatay Caddesi girişinde aracı durdurdu.Sürücüye 1228 lira ceza uygulandı.
Reklam
İstanbul'da Drift Yapan Sürücü Yakalandı
İSTANBUL (AA) - Beylikdüzü'nde bir park girişinde drift yaparak trafiği tehlikeye düşüren sürücü gözaltına alındı. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı Sivil Trafik Ekipler Amirliği, 26 Ekim'de Beylikdüzü Osmanlı Parkı girişinde bir sürücünün drift yaparak trafiği tehlikeye düşürmesine ilişkin görüntünün, sosyal medyada yer almasının ardından çalışma başlattı. Görüntüleri inceleyen polis, plakasını tespit ettiği aracın sürücüsü Doğukan Ç'yi gözaltına aldı.Sürücü Doğukan Ç'ye driftten 6 bin 141 lira, sürücü belgesini yanında bulundurmamaktan 288 lira olmak üzere 6 bin 429 lira idari para cezası uygulandı.Sürücü, adli işlem yapılmak üzere Beylikdüzü Şehit Orhan Şahin Polis Merkez Amirliği'ne teslim edildi.
Hatay'da 1 Kilo 218 Gram Esrar İle 2 Bin Uyuşturucu Hap Ele Geçirildi
HATAY (AA) - Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 1 kilo 218 gram esrar ile 2 bin uyuşturucu hap ele geçirildi.Valilikten yapılan açıklamaya göre, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Reyhanlı Grup Amirliği ekipleri, ilçe girişindeki bir elektrik direğinin altında uyuşturucu madde olduğu bilgisini aldı.Bölgede arama yapan ekipler, direğin altında 6 parça halinde 1 kilo 218 gram esrar, 2 bin uyuşturucu hap buldu.Şüphelilerin yakalanması için çalışma sürüyor.
Analiz - Krizlerin Ürettiği Çözümlerle Yeni Türkiye Jeopolitiği
İSTANBUL (AA) -MEHMET KANCI- “Yeniden iki kutuplu mu, yoksa çok kutuplu mu” ya da “Çin Halk Cumhuriyeti ile ABD arasındaki ‘Yeni Soğuk Savaş’ın şekillendireceği bir dünya düzeni mi” derken karmaşık bir yapıya savrulan uluslararası düzen, Türkiye’yi Soğuk Savaş yıllarından miras kalan pozisyonunu ve ilişkilerini sorgulamaya itiyor. Günümüzün tehditleri “Doğu’dan gelen komünizm” ile sınırlı değil. Uzay coğrafyasından deniz tabanındaki maden yataklarına, fiber optik hatlardan siber uzaya, gıda güvenliğinden iklim mülteciliğine kadar artık her konu küresel mücadele alanı. Bu mücadele alanlarına yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının da dahil olmasıyla “Felaketlerin Kesişmesi” (Catastrophic Convergence) olarak tanımlayabileceğimiz bir jeopolitik coğrafya karşımıza çıktı. Bu felaketler ve kaoslar silsilesine karşı eş zamanlı çözümler üretmek zorunda kalmak ekonomik kaynakları da zorluyor. Fakat her kriz beraberinde öngörülemeyen tehditler kadar sürpriz çözümleri de getirebiliyor. Kovid-19 salgınıyla beraber başlayan karantina sürecinde boş zamanlarını spor yaparak değerlendirenlerin toplumdaki obezite tehlikesini azaltması ya da Finlandiya’da, ülkelerinin sağlık sisteminin avantajlarını gören dünyaya dağılmış genç Finlandiyalılarının tersine beyin göçünü başlatması gibi dengesizliklerin umulmadık noktalarda avantajlar doğurduğuna şahit oluyoruz.1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla son bulan Soğuk Savaş’ın ardından 20 yıl boyunca devam eden kaosun Türkiye’yi sorunlarıyla yüzleştirerek kendi çözümlerini üretmeye zorlaması da dengesizlik karşısında temin edilen avantajların bir örneği oldu.Varşova Paktı’nın dağılması ve Sovyetler Birliği’nin parçalanmasıyla Orta Doğu, Avrupa ve Afrika’da gelişen istikrarsızlıklar yeni sorunlardan ziyade Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yarım kalmış hesaplaşmaları yeniden canlandırdı. Birinci Dünya Savaşı’nın meydana getirdiği ekonomik yıkım, dönemin şartlarında Balkanlarda, Kafkaslarda, Orta Doğu ve Avrupa’da savaş baltalarının gömülmesini zorunlu kılmıştı. Bu sessizlik Avrupa devletleri için Avusturya’nın Almanya tarafından ilhak edildiği 1938 yılına kadar 20 yıl sürdürülebildi. 1945 yılında sona eren İkinci Dünya Savaşı, Soğuk Savaş’ın kapısını aralarken aslında Birinci Dünya Savaşı’nın hesapları sümen altında tutulmaya devam ediliyordu. 43 yıl boyunca Soğuk Savaş sayesinde buzlukta tutulan hesaplaşmalar Sovyetler Birliği dağılmadan henüz 1988 yılında yeniden masaya sürüldü. Ermenistan, Yukarı Karabağ’ı Azerbaycan’dan almak için silaha sarılırken, Balkanlarda fitil 1991’de Yugoslavya’daki etnik grupların boğaz boğaza gelmesiyle ateşlendi. Bosna Savaşı ABD’nin, Karabağ Savaşı ise Minsk Grubu’nun müdahalesiyle noktalanırken, aradan geçen 20 küsur yılda bu müdahalelerin kalıcı çözümler üretmediği, pansumandan öteye geçmediği güncel gelişmelerle daha iyi anlaşılır hale geldi. 2008 yılında Rusya’nın Gürcistan’a askeri müdahalesiyle başlayan süreç ise Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de istikrarın sorgulanmasına yol açan bir dönemin kapılarını açtı. ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgali ise dünyanın bir numaralı enerji havzasında günümüze kadar gelen istikrarsızlık atmosferinin temelini attı. Türkiye bütün bu çatışmalar sürecini kendisine biçilmiş “NATO ittifakının güney kanat ülkesi” kimliği ile izledi. Diplomasi, savunma, enerji ve finans alanındaki politikalarını ve ihtiyaçlarını 20. yüzyıldan kalma parametreler ve alışkanlıklarıyla sürdürmeye devam etti.Türkiye jeopolitik kimliğini yeniden tanımlıyor 2010 yılında Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nın Mısır, Libya ve Suriye’ye sıçramasıyla Türkiye’nin kara, hava ve denizde nüfuz alanlarını doğrudan hedef alan tehditlerin ortaya çıkması, Ankara’yı jeopolitik kimliğini yeniden değerlendirmeye yönlendirdi. Türkiye’nin NATO müttefikleri ile Suriye ve Libya sahasında yaşadığı çıkar çatışmaları, bu kimliğin yeniden tasarımının hayati olduğu gerçeğini teyit etti. Avrupa Birliği’nin (AB) Mısır’da Sisi liderliğindeki darbeye göz yumması ve 15 Temmuz 2016’da Türkiye’deki darbe girişimine karşı beklenen tepkiyi göstermemesi de Ankara’ya yeni bir yol haritası belirlemenin kaçınılmazlığını dayattı.Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma füzeleri, milli üretim Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere denizlerinde yürürlüğe koyduğu Mavi Vatan konsepti bu yeni yol haritasının simgeleri haline geldi.Türkiye’nin 1990-1991’de Irak’ın Kuveyt’i işgalini takiben yaşanan İkinci Körfez Savaşı’nda hayati önemini kavradığı yüksek irtifa hava savunma sistemi ihtiyacına dair arayışları 1990’ların ikinci yarısında başladı. Aradan geçen 20 yıldan uzun sürede Türkiye’nin NATO müttefikleri teknoloji transferi bir yana, bu füzelerin satışını dahi yokuşa sürdü. Bu sistemin Rusya’dan alınmasının karşılığını Türkiye 5. nesil F-35 savaş uçağı projesinden dışlanarak aldı. ABD, S-400 sistemleri ile denemeler yapılması üzerine yaptırım tehditlerini de gündeme getirdi. Envanterinde Scud füzeleri bulunan Irak’ın geçmişte oluşturduğu tehdit, Suriye’nin yine aynı füze sistemleri ile süren tehdidi, Ermenistan gibi Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerini balistik füzelerle vuran bir ülkenin bölgedeki varlığı ya da Yunanistan’ın Girit adasına konuşlandırdığı S-300 füze sistemleri Türkiye’nin bu alandaki ihtiyacının meşruluğunu müttefiklerine kabul ettirmeye yetmedi. Ayrıca Türkiye’nin hava sahasının tehditlerle karşı karşıya kaldığı dönemlerde de müttefikler Türkiye’nin güvenliğini artırmaya yönelik olarak Ankara’nın beklentilerini karşılayabilecek uzun vadeli desteği göstermekten kaçındılar. Tehditler bu kadar açık ve net iken uygulanan çifte standardın temelinde sadece Ankara’yı NATO’nun eşit bir üyesi olarak görmemek gibi siyasal bir sorunun ötesinde açık çıkar çatışmaları da yatıyor. Bu çerçevede Türkiye’nin SİHA’larda olduğu gibi füze üretiminde de milli bir teknolojiye sahip olmasından duyulan endişe yatıyor olabilir. S-400 sisteminin ters mühendislik yoluyla Türkiye’nin kendi uzay programının temellerini atmak için kullanılması olasılığı ve buna bağlı olarak ABD’nin ardından NATO’nun Uzay Komutanlığı kurmak için adım attığı bu günlerde Ankara’nın uzay coğrafyasında kendi imkanlarıyla hakimiyet tesis etme kapasitesine ulaşma iradesi “müttefiklerimizi” şimdiden düşündürüyor.Türkiye’nin kimliğindeki bu değişimin hedeflerinden biri de 1973’teki petrol krizini takiben enerjideki dışa bağımlılığın ekonomiye verdiği zararın tekrarlanmaması için önlemler alınması oldu. Türkiye’nin, Rusya ve Azerbaycan kaynaklı doğalgazın Avrupa pazarına ulaştırılmasında üstlendiği rolün ötesine geçerek Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de enerjiye doğrudan ulaşım gayretleri de karşısına bir ittifakın dikilmesi sonucunu getirdi. ABD ve Fransa’nın desteğiyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY); Yunanistan, İtalya, Mısır, Filistin, Ürdün ve İsrail’i “Doğu Akdeniz Gaz Forumu” adı ve enerji işbirliği görünümü altında Türkiye karşıtı bir inisiyatifi bir araya topladı.Türkiye’nin milli savunma, milli enerji ve uluslararası alanda diplomasi yöntemiyle çıkarları yönünde attığı her adımda karşısında yeri geldiğinde geçmişin düşman kardeşi olan ülkelerin oluşturduğu ittifakları bulması, Türkiye’nin yeni jeopolitik kimlik tasarımının milli boyutunun doğurduğu rahatsızlığın kimi ülkeleri ortak bir paydada buluşturduğunu delillendiriyor. Bu ortak payda günümüzde Körfez bölgesinden, ABD’deki lobilere ve onların siyasi uzantılarına kadar ulaşıyor.En çetin sınav milli finans cephesinde Türkiye’nin yeni jeopolitik kimlik tasarımındaki en çetin sınav ise milli finans cephesinde vuku buluyor. Bu mücadele pek yakında İsrail’in “normalleşme” adı altında uluslararası topluma pazarladığı süreç ile yeni bir boyut kazanacak. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Sudan’ı takiben Suudi Arabistan’ın da ABD’de 3 Kasım’da tamamlanacak Başkanlık seçiminin ardından İsrail ile normalleşme kervanına katılması bekleniyor. Sırada başka Afrika ve Orta Doğu ülkelerinin de olduğu belirtiliyor. Bu normalleşme operasyonuyla eş zamanlı olarak Ağustos ayında Beyrut limanındaki patlamayı takiben Fransa’nın Lübnan’daki hükümet ve finans sistemini reforme etmek adına başlattığı müdahale de Körfez’den Doğu Akdeniz’e kadar yeni bir finansal düzen kurmanın işaretlerini barındırıyor. ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında tanımlanan “Yeni Soğuk Savaş”ın Asya-Pasifik’teki finans piyasalarını potansiyel sıcak çatışmalarla tehlikeye atması ihtimali göz önüne alınarak alternatif bir küresel finans merkezi oluşturma gayreti İsrail tarafından “diplomatik normalleşme” kisvesi altında pazarlanıyor. Bu normalleşme süreci ile Lübnan’daki Fransız etiketli reform çalışması birleştiğinde ortaya çıkacak finans piyasası, Körfez ülkelerinin enerji gelirlerinin ancak ABD, İsrail ve Fransa onaylı ülke ve projelere aktarılmasını da beraberinde getirecektir. Küresel ekonomik krize kadar, petrol ve doğalgaz satışından elde ettikleri artı değeri, Avrupa’da futbol kulübü ve malikane almaya harcayan Arap sermayesinin bu yolla ıslah edilmesi ve kontrol altına alınarak İran başta olmak üzere bölgede “düşman” kabul edilen ülkelerin mali olarak ellerinin kollarının bağlanması da bu “normalleşmenin” yan etkileri olacak.Türkiye’nin, inşa ettiği yeni jeopolitik kimliğin mali ayağını tasarlarken, Körfez’den doğup etki alanı Kuzey ve Doğu Afrika’ya kadar ulaşacak olan bu projeye karşı savunma, diplomasi ve enerji alanında olduğu gibi özgün çözümlerini ivedilikle geliştirmesi gerekecek. [Gazeteci Mehmet A. Kancı Türk dış politikası üzerine analizler kaleme almaktadır]
Yargıda Yeni Uygulamalar Hayata Geçirilecek
ANKARA (AA) - Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan 2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'na göre, hakim ve savcı yardımcılığı oluşturulması için düzenleme yapılacak, hakimlik, savcılık, avukatlık ve noterlik meslekleri için yeni bir mesleğe giriş modeli ve sınavı getirilecek.Programda, adalet hizmetlerinde bu yıl içinde yapılanlar ve yargı paketleri kapsamında çıkarılan kanunlar hakkında bilgi verildi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde yargılamalara yönelik alınan kararların da hatırlatıldığı programda, Ekim 2020 itibarıyla hakim sayısının 14 bin 958, Cumhuriyet savcısı sayısının 6 bin 894 olduğu, 2019 sonu itibarıyla Türkiye genelindeki avukat sayısının ise 127 bin 691'e ulaştığı belirtildi.Bu yılın ekim ayı itibarıyla adli yargıda 6 bin 545, idari yargıda 202 mahkemenin bulunduğuna işaret edilen programda, 15 yerde bölge adliye mahkemesinin, 8 ilde de bölge idare mahkemesinin hizmet verdiği kaydedildi.Geçen yıl adli yardım kapsamında, 589 milyon 586 bin 893 lira harcama yapıldığı ifade edilen programda, bu yılın ekim ayı itibarıyla 390 bin 820 dosyanın uzlaştırma bürolarına gönderildiğine, bunlardan 152 bin 465'inin uzlaşmayla sonuçlandığına değinildi.Programda, bu yıl içinde 1362 kişi kapasiteli 9 cezaevinin kapatıldığı, 13 bin 821 kişi kapasiteli 10 ceza infaz kurumunun açıldığı, cezaevlerinde 260 bin 876 hükümlü ve tutuklu bulunduğu, cezaevlerinin toplam kapasitesinin ise 242 bin 550 olduğu ifade edildi.Yapılacak çalışmalarHukukun üstünlüğü ve hukuk devletinin gerekleri doğrultusunda, yargılamanın hızlı, adil ve etkin şekilde işlemesi, öngörülebilir olması, adalete erişimin kolaylaştırılması ve adalet sistemine duyulan güvenin artırılmasının amaçlandığı vurgulanan programa göre, adli ve idari yargıda yargılamanın etkinliğinin, vatandaşların adalet hizmetinden memnuniyetinin artırılması sağlanacak.Adalet komisyonlarının yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenecek, hükümlü ve tutukluların yakınlarıyla görüntülü görüşmesi, elektronik dilekçe gibi yeni uygulamalar geliştirilecek.Elektronik tebligat yaygınlaştırılacak, adli sicil kaydının e-Devlet üzerinden silinmesine yönelik yazılım çalışması yapılacak.Yargıda hedef süre uygulamasıyla sistemin şeffaflığı artırılacak, makul sürede yargılama hakkı daha etkin korunacak. Bölge adliye mahkemelerinde hedef süre uygulaması başlatılacak. Mahkeme ara kararlarının yerine getirilmesinin etkin takibi için mevzuat değişikliği önerisi hazırlanacak.Atama, nakil ve terfi sistemiHakim ve savcıların atama, nakil ve terfi sisteminin nesnel, önceden belirlenmiş ölçütlere ve liyakate dayalı geliştirilmesi sağlanacak. Bu çerçevede de genel mevzuat değişikliğinin yapılabilmesi için komisyon oluşturulacak, çalıştay düzenlenecek.Hakim ve savcılar hakkındaki disiplin süreci nesnel ölçütlerle yeniden düzenlenecek, hakim ve savcıların bu süreçteki hakları güçlendirilecek, disiplin kararları kişisel verilerin korunması koşuluyla kamuoyuna açılarak sürecin şeffaflaşması sağlanacak. Bu kapsamda da durum analizi çalışmaları sonucunda gerekli mevzuat değişikliği için taslak hazırlanacak.Hakim ve savcı yardımcılığı oluşturulması için düzenleme yapılacak. Hakim ve savcı yardımcılığına ilişkin mevzuat değişikliği önerisinin kanunlaşmasının ardından hakim ve savcı yardımcılarının eğitim ve çalışma usulleri, esasları belirlenecek.Hakimlik, savcılık, avukatlık ve noterlik meslekleri için yeni bir mesleğe giriş modeli ve sınavı getirilecek. Ayrıca, noterliğe giriş sınavı, hukuk fakültelerinden mezunların istihdam edileceği noter yardımcılığı müessesi getirilecek.Bilirkişiliğin etkinliğinin artırılması için alanında ve konusunda uzmanlaşmış kişilerin bilirkişilik sistemine dahil edilmesi sağlanacak.Hukukun üstünlüğü ilkesinin en temel koşullarından biri olan adalete erişim kolaylaştırılacak, savunma hakkı güçlendirilecek, Hukuki Himaye Sigortası'nın genel şartları yeni ihtiyaca göre güncellenecek.Adli yardımda kırılgan gruplara öncelik verilecekAdli yardım sistemi, kırılgan gruplara öncelik verilecek biçimde yeniden düzenlenecek. Özel hukuk alanında adli yardıma başvuru prosedürü kolaylaştırılacak, standart bir başvuru formu oluşturulacak, e-Devlet üzerinden başvuru imkanı getirilecek.Avukatların yargılamaya daha aktif katılımının sağlanması için çalışmalar yapılacak, ihtiyaç duyulan konularda mevzuat değişikliği önerileri hazırlanacak.İhtisas gerektiren çevre, imar ve enerji gibi alanlarda özel mahkemeler kurulacak.Noter onayı aranan işlemlerin sayı ve maliyetlerinin azaltılmasına yönelik düzenlemeler hayata geçirilecek. Bu kapsamda, noter onayı aranan işlemler gözden geçirilecek, ihtiyaç duyulan konularda mevzuat değişiklikleri önerilecek.Noterliklerin görev ve iş dağılımı yeniden düzenlenecek, bazı çekişmesiz yargı işlerinin noterlikler tarafından yapılabilmesi sağlanacak.Belirlenen bu konularda Adalet Bakanlığı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) gerekli çalışmaları yürütecek.
Reklam