'Cemcim Şu Sıralar Hiç Komik Değilsin'
Russell Crowe , yönettiği The Water Diviner filminde oynayan ünlü komedyen Cem Yılmaz ’a Twitter üzerinden Türkçe olarak “Cemcim şu sıralar hiç komik değilsin” yazarken, daha sonra Yılmaz’ın filmdeki rol arkadaşı Olga Kurylenko da “Cem gerçekten hiç komik değilsin” diyerek kampanyaya katıldı. Radikal’de yer alan habere göre, bir süre sonra Ozan Güven de “filmlerinde hep ayni kişilere yer veriyosun, hic komik diil, sıkıldık yeter!..” diye tweet atarak, Cem Yılmaz’a isyan edenler kervanına katıldı.Öte yandan Cem Yılmaz, son birkaç saattir bir RT maratonuna başlamış durumda. Yılmaz, esprilerine hiç gülmediğini ifade eden Twitter kullanıcılarını retweet ediyor. Cem Yılmaz’ın Twitter’da neden bu kadar çok retweet yaptığı ise bilinmiyor.
'8. Beyoğlu Sahaf Festivali' Başladı
Beyoğlu Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, 17 Eylül-07 Ekim 2014'te Tepebaşı'nda düzenlenecek '8'inci Beyoğlu Sahaf Festivali', kitapların dünyasında yeni bir seyahat vaad ediyor.Bu yıl İstanbul ve Türkiye'nin değişik illerinden 70 sahafın katılacağı festivalde asırlık kitaplar, tarihe tanıklık eden dergiler, eskiye ait yazılar, eski fotoğraflar, film, tiyatro afişleri, nadide levhalar, mektuplar, kartpostallar ve özel koleksiyonlar, stantlardaki yerini alacak.Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'ın açılışını gerçekleştireceği festivalde mezat da yapılacak. Mezattan elde edilecek gelir, yeni eğitim-öğretim döneminde maddi durumu yetersiz çocuklara bağışlanacak.AA
Redd Dağıldı
Aşağı yukarı 10 yıldır beraber müzik yapan başarılı müzik grubu Redd, dağılma kararı aldı.Redd grubu üyelerinden Doğan ve Güneş Duru adına yapılan açıklamada, “Karşılıklı alınmış bu karara rağmen diğer arkadaşlarımızın kendi müzikal kariyerlerini bizden bağımsız Redd adı ile devam ettirmek istediklerini öğrendik” diyerek, aksi halde hukuki haklarını kullanacaklarını dile getirdiler.devamı: sanattakvimi.info/müzik
21. Altın Koza Film Festivali Başladı
Bu sene yirmi birincisi düzenlenen Altın Koza Film Festivali dün başladı. Festivalin resmi açılışı ise bu akşam Merkez Park Amfi Tiyatro'da düzenlenen ve bir çok sanatçının yanı sıra sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği bir etkinlikle yapıldı.15 - 21 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan festival kapsamında 205 film çeşitli salonlarda ve 515 gösterimle sinemaseverlerle buluşacak. Bu filmler arasından 12 film Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda başkanlığını Reha Erdem'in yaptığı jüri önüne çıkacak.Yılmaz Güney Altın Koza'daAna temanın 'Türk Sinemasının 100. Yılı' olan festivalde Yılmaz Güney de çeşitli etkinliklerle anılacak. Bu kapsamda 19 Eylül Cuma günü saat 14.00'da Abdurahman Keskiner, Hikmet Taşdemir, Semir Arslanyürek ve Yaşar Pütün'ün katılacağı 'Yılmaz Güney Sineması' panel/söyleşi gerçekleştirilecek. Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu fuayesinde ise Yılmaz Güney'in fotoğraflarından ve film afişlerinden oluşan bir sergi açılacak. Ayrıca her sene olduğu gibi Yılmaz Güney özel ödülü bu sene de verielecek.Orhan Kemal 100. yaşında festivaldeAltın Koza Film Festivali'nde yazdığı bir çok romanı sinemaya uyarlanan Adanalı sanatçı Orhan Kemal anılacak. Festivalde 'Orhan Kemal 100 Yaşında' başlığı altında sanatçının senaryosunu yazdığı ya da kendi eserlerinden uyarlanan filmler gösterilecek. Bunun yanı sıra 17 Eylül Çarşamba günü sanatçının oğlu Işık Öğütçü'nün de katılımıyla 'Orhan Kemal 100 Yaşında' adlı serginin açılışı yapılacak. Aynı gün Büyük Şehir Belediye Tiyatrosu'nda, yönetmenliğini Mehmet Güleryüz'ün yaptığı 'Sessizlerin Sesi: Orhan Kemal' belgeselinin gösterimi yapılacak.Altın Koza'da sinema edebiyatla buluşacakTürk sinemasının 100 yıllık geçmişinde sinema edebiyat ilişkisi moderatörlüğünü Yekta Kopan'ın yaptığı ' Türk Sinemasının 100. Yılında Sinema Edebiyat İlişkisi' adlı söyleşi/panel gerçekleştirilecek. Etkinliğe Ahmet Ümit, Hakan Günday, nebil Özgentürk ve Osman Şahin katılıacak.Kısa film atölyesiAltın Koza Film Festivali kapsamında bir de kısa film atölyesi oluşturuldu. Işıl Özgentürk'ün 'Senaryo' dersiyle başlayan atölyede Dilek Tunalı 'Film Okuma', Gamze Arzu 'Oyunculuk', David Elliot 'Yapım Geliştirme', Bora Göksingöl 'Kurgu' dersleri verecek ve atölyeye katılan öğrenciler atölye sonunda bir kısa film çekecekler.
Şiir Nasıl Yazılır?
Vardır bir sebebi onca insanın yazmasının. O, içinden geçenleri döker kâğıda, kurtulmak ister, biz şiir deriz adına. Hiç tanımadığımız bir yazarın – şairin dizelerinde buluveririz kendimizi. Sanki aynısını biz yaşamışız gibi hissederiz, işte ben, der üzülürüz çoğu zaman. Çünkü şiir hüzünlendirir insanı, aşk şiiri de olsa, mutluluk şiiri de olsa içinde hüzün yanı vardır mutlaka. Çünkü anıları ondan iyi tetikleyen başka bir örnek göstermek zordur. Ve doğal olarak unuttuğumuzu sandığımız şeylerin radyodaki bir şarkı gibi birden karşımıza çıkması üzer bizi. Sadece üzüp ortada bırakmaz ama asla şiir! Öyle de merhametli bir yaverdir. Yanımızda kalır, bizden bir parça olur, sonunda mutlaka bir açık kapığı bırakıp umut ışığı verir. En iyi şiirokumayı, şiirin kendisini sevenler bilir bunu. Bir yazar, bir şair, bir senarist, bir kadın ya da bir erkek fark etmeksizin herkes için geçerlidir bu his dalgalanması, herkesin bam teline dokunmasını çok iyi bilir. Eğer bu duygu boşluğunu hissediyorsak, şiir ile tanışmamışsal çok şey kaybediyoruz demektir hayatımızda. Çaba göstererek, kendimizi zorlayarak bu dünyaya kendimizi sokalım. Bunun çok farklı yöntemleri olsa da, en sağlamı yazma yöntemidir hiç şüphesiz ki. Evet, kulağa ilk bakışta abes gibi gelse de şiir okumayan, şiir sevmeyen birinin bu duyguyu yakalamasının başındaki faktörlerden şiir yazmak. Sadece bu profildeki kişiler için değil elbette, duygularını kâğıda dökmek isteyen ama başaramayan kesime yönelik de güzel bir klavuz var önümüzde: şiir nasıl yazılır? Öncelikle, şu noktada bir anlaşmaya varmamız gerekiyor. Şiir, cinsiyet, adamlık, erkeklik, sertlik ya da ağırlık gibi saçma ötekileştirmelere hedef olacak bir olgu değildir. Yani, en sert mizaca sahip olan bir kişinin bile kalbinin derinlerinde dışarı dökülmeyi bekleyen bir şeyler, duygusal dizeler mutlaka vardır. Ki döküler de… Bir gece ansızın, hiç kimseleri yokken, en yalnız olduğu anda dökülür dizeler gönülden. Bu dizeler illa ki sevgiliye olacak diye bir şart yok elbette, aşk şiiri olmazsa hasret şiiri olur. Ana baba hasreti, kardeş özlemi, sıla, memleket, bilimum diğer duygusal tonlar çıkar bam telinden. Bu herles için farklı bir dünyanın penceresidir, bilemeyiz. Ama ne olursa olsun, kim olursa olsun işte şiir bu noktada hayata gelmiş demektir.
“Kamyon” Yola Çıktı: “Hatalıysak Aramızda Kalsın”
Arka kapağında Metin Kaçan portresi ve Met-Üst’ün Kaçan’ı anlatan birkaç kelamıyla yayın hayatına başlayan Kamyon, bundan sonra her ay raflarda olacak.Ankara’dan bir dergi çıktı yola, ismi Kamyon. İlk sayısı 1 Eylül Dünya Barış Gününe ithaf edilen dergi; sol şeridi ihlal ede ede, arada bir hatalı sollama yapa yapa ilerliyor. İçerisinde mizahtan politikaya, edebiyattan sinemaya pek çok alanda yazıların, şiirlerin, söyleşilerin bulunduğu dergi; Birol Tezcan’dan, Ertekin Akpınar’a, Mahir Ünsal Eriş’ten, Ece Temelkuran’a pek çok ismin desteği ve cesaretlendirmesiyle raflarda yerini aldı.Derginin ismi ise Metin Kaçan’a dayanıyor: “(…)Leman, Öküz gibi bir dergi çıkaracaktık. Adı da Kamyon olacaktı. Elbette şoför koltuğunda da Metin Kaçan. Artık günlerimiz Kamyon’u hayal etmekle geçiyordu; kim direksiyon olacak, kim kasa. Elbette ciddiyetimden ve sürekli “Ama Adnan abi bu dergi yetişmeyecek” diye bağırışlarımdan ötürü benden olsa olsa fren oluyordu! Üstelik bir türlü ilham da gelmiyordu. Sonunda Metin bunun nedenini buldu; ofis yanlıştı. Kamyon, garaj gibi bir yerde çıkmalıydı. Ancak öyle bir yerde havaya girebildik. Hal böyle olunca bir süre Cağaloğlu’nda garaj aradık ya da arar gibi yaptık sonra başka bir performansa geçtik.”İlk sayı acemiliğini “Hatalıysak aramızda kalsın” sloganına taşıyan Kamyon, bundan sonra her ay raflarda yerini alacak.Kaynak: http://www.edebiyathaber.net/kamyon-yola-cikti-hataliysak-aramizda-kalsin/
Hisarönü Körfezi'nde 4 Bin Yıllık Batık Keşfedildi
DOKUZ Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından Sualtı Kültür Mirası Araştırmaları Projesi kapsamında Muğla’nın Marmaris İlçesi Hisarönü Körfezi’nde yapılan araştırmalarda, yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait bir Tunç Çağı Batığı keşfedildi.DOKUZ Eylül Üniversitesi (DEÜ) tarafından Sualtı Kültür Mirası Araştırmaları Projesi kapsamında Muğla’nın Marmaris İlçesi Hisarönü Körfezi’nde yapılan araştırmalarda, yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait bir Tunç Çağı Batığı keşfedildi. Batığın, ülkemizdeki en eski batık olarak bilinen Antalya’nın Kaş İlçesi’ndeki Uluburun Batığı’ının bu unvanını elinden aldığı bildirildi. Kıyıdan yaklaşık 50 metre açıkta ve 25- 30 metre derinlikteki batığa ait kalıntılar arasında çok ender görülen amphora formunun yanı sıra, gaga ağızlı testiler ve değişik formlarda seramik kaplara da rastlandığı belirtildi.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Ege Bölgesi Araştırma ve Uygulama Merkezi (EBAMER) Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. A. Harun Özdaş başkanlığında yürütülen Sualtı arkeolojik Araştırmaları’nın 2014 yılı ikinci etap çalışmaları tamamlandı. Araştırmalarda Bodrum Belediyesi bünyesindeki STS Bodrum Okul Gemisi kullanıldı. Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen 'Sualtı Kültür Mirası Araştırmaları Projesi' kapsamında yürütülen Türkiye Kıyıları Batık Envanteri çalışmalarında özellikle Osmanlı Dönemi batıkları üzerinde yoğunlaşıldı. Yrd. Doç. Dr. Nilhan Kızıldağ, Hüseyin Vural, İhsan Tercan, Dr. Güngör Muhtaroğlu, Cihat Vural, Onok Bozkurt, Doç. Dr. Şenay Özdemir, Cebrail Baydan, İrfan Yıldız, Selman Kahraman, Zeynep Demir’den oluşan ekip, araştırmaların ilk etabı Bodrum’dan finike’ye kadar olan bölgede gerçekleştirildi. Toplam 35 farklı alanda yapılan 100’ün üzerinde dalışta 10 yeni batığın yeri tespit edildi. Ayrıca daha önceki yıllarda bulunan birçok batığın üç boyutlu fotomozaiği çıkarıldı. 2014 yılı Ege Bölgesi çalışmaları kapsamında Hisarönü Körfezi’nde yapılan dalışlarda, günümüzden yaklaşık 4 bin yıl öncesine ait Tunç Çağı’na tarihlenen bir batığın izlerine ulaşıldı. Hisarönü’nde bulunan batığın, bugüne kadar yapılan sualtı araştırmalarında tespit edilen en eski batık olduğu kaydedildi. Araştırma dalışları sırasında bulunan Tunç Çağı Batığı’na ait kalıntılar arasında çok ender görülen amphora formunun yanı sıra, gaga ağızlı testiler ve değişik formlarda seramik kaplara da rastlanıldı.Bodrum Belediyesi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada çalışmalar hakkında bilgi verildi.Bodrum Belediye Başkanı CHP’li Mehmet Kocadon, 'Ülkemiz kıyılarında bulunan ve M.Ö.14’üncü Yüzyıl’a tarihlenen Kaş Uluburun Batığı’ndan daha eski olan Hisarönü Batığı, kıyıdan yaklaşık 50 metre açıkta, 25-30 metre derinde yer alıyor. Son 50 yılda Tunç Çağı’na tarihlenen toplam üç batık bulunmuş olup, gaga ağızlı testilere ise ilk defa rastlanıyor. Batıktan çıkarılan ve konservasyon ile analiz için Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne teslim edilen eserlerin içinde bulunan organik buluntuların tarihleme çalışmaları ise devam ediyor. Önümüzdeki yıl batığın daha ayrıntılı biri şekilde sualtı çalışması ve kazısı yapılması planlandığı açıklandı. Su altı hazinelerimizin bulunması ve korunması için tarihe verdiğimiz destek devam edecek, su altı hazinelerimizin gün ışığına çıkması bölgeye olan ilgiyi daha da arttıracak' dedi.Yaşar ANTER/BODRUM (Muğla), (DHA)