Yabancı müzisyenler 2014'ü de oldukça hareketli geçirdiler ve artık global müzik piyasası açısından her yıl, bir öncekinden daha fazla ürün müzikseverlerle buluşuyor. 2014 yılında öne çıkan 10 yabancı şarkı sizler için derlendi.
Beyazıt'ta altgeçidi yenileme çalışmalarında Bizans'tan kalma bir yapı ortaya çıktı. İnşaat firması tarafından girişi betonla kapatılan sarnıç benzeri tarihi yapı, tamamıyla betona gömülecekken duyarlı bir kişinin ihbarıyla şimdilik kurtarıldı.Beyazıt’ta altgeçidi yenileme çalışmalarında Bizans’tan kalma bir yapı ortaya çıktı. İnşaat firması tarafından girişi betonla kapatılan sarnıç benzeri tarihi yapı, tamamıyla betona gömülecekken ihbarla kurtarıldı.İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ağustosta Beyazıt’ta başlattığı Darülfünun Altgeçidi yenilenmesi inşaatı sırasında ağustosta aynı bölgede iki tane lahit kapağı bulundu.Burcu Purtul Uçar'ın Hürriyet'te yer alan haberine göre asfalt sökümü sırasında bulunan, Hıristiyanlık öncesi döneme ait olduğu tahmin edilen lahit kapakları kepçelerle yapılan çalışmalar sırasında büyük hasar gördü. Kapaklar Arkeloloji Müzesi’ne kaldırılırken bölgedeki çalışmaların müzeye bildirilmediği ortaya çıktı.Kısa süre sonra çalışmalar tekrar başladı. Önceki gün bir kişi müzeye ihbarda bulundu. İhbarda bulunan kişi, altgeçit çalışmalarında Bizans döneminden kalma yüzlerce metrelik sarnıcın girişinin ortaya çıktığını ve inşaatı yapan şirketin burayı kapatmaya çalıştığını bildirdi. Yola dökülen betonun sarnıcın girişinin bir kısmını kapattığını iletti.İhbar üzerine İstanbul Arkeoloji Müzesi yetkilileri inşaat alanına iki arkeolog gönderdi. Arkeologlar kapatılan bölümü sarnıç girişinde incelemelerde bulundu. İnşaat firmasının çalışmaları durdurulurken hazırlanacak rapor İstanbul 4 numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na gönderilecek. İnşaatla ilgili kararı kurul verecek.Sarnıç girişinin bulunduğu alana giriş önceki gün arkeologlar geldikten sonra inşaat görevlileri tarafından metal perdelerle kapatıldı.Alt yüklenici müteahhit firma Vizyon İnşaat sahibi İnşaat Yüksek Mühendisi A. Kadir Güder, sarnıçın kapatılacağı iddialarının doğru olmadığını öne sürdü.Sarnıç ve Lahitlerin asfalta yakın bir yerden çıkmış olması ve bölgenin kaynaklarda Roma Nekropol alanı (mezarlık) olarak geçmesi, tünelin ilk yapıldığı yıllardaki inşaatlarda da benzer başka bulgulara ulaşılmış olma ihtimalini güçlendiriyor.
Guardian gazetesinin sanat eki G2 sayfalarında, son filmi 'Kış Uykusu' üzerinde yönetmen Nuri Bilge Ceylan'la yapılmış bir söyleşiye yer verdi.Britanya Film Enstitüsü'nde (BFI) de Kasım ve Aralık aylarında Ceylan'la ilgili özel bir program düzenleniyor.Yönetmenin tüm filmleri program kapsamında Enstitü'de gösteriliyor.G2 ekinde Guardian film eleştirmenlerinden Peter Bradshaw'un 'Kış Uykusu' üzerine yaptığı röportaj 'Büyük Uyku' adını taşıyor.Bradshaw Ceylan'la Cannes'da yaptığı röportaj ve filmle ilgili olarak öncelikle şunları yazıyor:'Kış Uykusu 196 dakika uzunluğunda ve düşüncelerle yoğun bir film. Karşılaşmamızdan önce filmi hazmederken bir ceylan yutmuş ve büyük parçayı ufaltmak için zamana ihtiyacı olan bir piton yılanı gibi hissettim.'Bradshaw övgüyle bahsettiği filmin konusunu anlattıktan sonra Ceylan'ın söylediklerini aktarıyor.Ceylan, film senaryosunu eşi Ebru Ceylan'la yazmayı tercih ettiğini çünkü eşinin ona karşı koyacağını bildiğini söylüyor.Başrol oyuncularından Haluk Bilginer'in filmle ilgili hep aklında olup olmadığına dair soruya cevaben Ceylan, 'Aklımda tek düşünce oydu. Yazmayı bitirdiğimizde kabul etmedi, çünkü yoğundu. Kendisinin bir tiyatrosu var. Haftada üç gece sahne alıyor. Başka insanları aradım. Ancak aklım hep ondaydı. Sonunda kabul etti. Onun programını kabul ettik; Serbest olduğunda çalıştık. O, her zaman tekti.'Bilginer'in canlandırdığı Aydın karakterinin sempatik olup olmadığını ve izleyici olarak filmin sonunda ona üzülünüp üzünülmeyeceğine dair soru karşısında Ceylan, 'insanın çok karmaşık olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor:'Bu karmaşıklığı olduğu gibi göstermek istedim. Hepimiz karmaşığız. Bir gün, bu çok iyi bir adam diye düşünüyorsunuz. Ancak ertesi gün çok gaddar birine dönüşüyor.'Bradshaw, filmde kara komedi öğelerinin de bulunduğunu belirtip Ceylan'a hiç komedi film çekmeyi hayal edip etmediğini sormuş.'Hayır, hayır, hayır!' diye başladığı cevabını şöyle sürdürmüş Ceylan: 'Ben bu tür bir adam değilim. Komedileri sevmiyorum. Gülmeyi sevmiyorum.''Ben melankolik şeyleri daha çok seviyorum. Ama arkadaşlar arasında gülmeyi seviyorum tabii ki.'Ceylan çok beğendiği yönetmelerin Yasujiro Ozu ve Rober Bresson olduğunu söylemiş.Bradshaw 'Uzak' filminde, ana karakterdeki kişinin ve konuğunun Andrei Tarkovsky'nin 'İz Sürücü' filmini izlediğini, biri uyuyakalınca diğerinin videoya porno film koyduğu sahneyi hatırlatıyor.Bradshaw burada sinemanın ustalarına gösterilen büyük saygıya yönelik bir taşlama olup olamayacağını sormuş. Ceylan'ın buna cevaben söylediği cümlelerden bazıları şunlar: 'Türkiye'de bu sahneyi yanlış anladılar. Tarkovsky'yi diğer adam uyusun diye koyduğumu düşündüler. Ama yine bunu nedeni, kendisi ve kaybolan idealleri arasında bir ilişki inşa etmek istemesiydi. Tarkovsky izlemeyi gerçekten istemişti.''Tarkovsky ve porno arasında o kadar uzun bir yol yok. İkisi de ihtiyaçlarımızdan gelir. Bir adam kaybolan idealleriyle bağlantı kuramıyor, bu yüzden mastürbasyon yapıyor. Bazen mastürbasyon dünyayı unutmak demektir.'BBC Türkçe
Devlet Opera ve Balesi (DOB), halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu'nun türkülerinden yola çıkılarak hazırlanan, tek perdelik dans tiyatrosu 'Dostlar Beni Hatırlasın'ı, 17 Kasım'da ilk kez sanatseverlerle buluşturacak.Opera Sahnesi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan, rejisör İhsan Bengier, eseri hazırlarken Aşık Veysel'in yaşamı ve felsefesinden etkilendiklerini söyledi.Bunları sahneye taşıma isteğiyle bir araya geldiklerini anlatan Bengier, içinde iyi ve kötünün insan üzerindeki etkilerini barındıran 'Dostlar Beni Hatırlasın'da, 45 yaş üstü Birim Dans Tiyatrosu sanatçılarının da rol alacağını belirtti.Modern dans, klasik bale gibi tarzların birlikte, minimalist bir dekor tasarımıyla sahneye taşınacağını kaydeden Bengier, 'Eser, dünyanın en önemli kültürlerinin oluşum süreçlerine ev sahipliği yapmış, her köşesi destanlar, türküler, efsanelerle bezeli Anadolu tarihine adını yazdıran, halk ozanı kimliğiyle yaşadığı her zorluktan hayata dair bir felsefe oluşturmayı başarmış Aşık Veysel'in ölümünün 41. yılı anısına sahneleniyor' diye konuştu.Aşık Veysel'in kızı ve torunları onur konuğu olacakBengier, eserde ayrıca Şaman kültüründen motifler ve müziklerle mistik bir anlatımın da sunulacağını dile getirdi.Aşık Veysel'in kızı ve torunlarının da prömiyere onur konuğu olarak katılacağını kaydeden Bengier, gecede ayrıca DOB fuayesinde, Aşık Veysel fotoğraflarının da sergileneceğini bildirdi.Eser'in müzik düzenlemesini ise Murat Gedikli'nin üstlendiğine değinen İhsan Bengier, TRT'nin de bu süreçte kendilerine yardımcı olduğunu ve kayıtları paylaştığını söyledi. Bengier, sanatseverlerin sahnede 30 farklı Aşık Veysel'le karşılaşacağını sözlerine ekledi.Opera Sahnesi'nde izleyicinin beğenisine sunulacak eserde, Almula Ersoy, Ayşegül Aydemir, Deniz Alp, Sevim Başol ve Müge Gündüz gibi isimler rol alacak.Dünya
Daha önce Fantastic Mr. Fox filmiyle stop-motion becerilerini kanıtlamış olan Wes Anderson, birkaç farklı hikayeden oluşan episodik bir stop-motion’la vizyona geri dönmeyi planlıyor.Anderson, Lisbon And Estoril Film Festivali’ndeki basın toplantısında Vittorio de Sica’nın The Gold of Naples ’ına benzer yapıda bir film planladığını söyledi. Filmi yeni izleme fırsatı bulduğunu ve iyi bir ilham kaynağı olarak gördüğünü de ekledi.Yönetmenin yeni animasyonunda kimlerle çalışacağıysa henüz belli değil. Bu yılın başında Anderson, Roman Coppola’yla yeni bir senaryo üzerinde çalıştıklarını açıklamıştı. İkili daha önce The Darjeeling Limited ve Moonrise Kingdom filmleirnde de beraber çalışmışlardı.Bant Mag
Anonim karikatür sanatçısı ' Shanghai Tango ' gündelik hayatın içinden harika enstantaneler yakalayarak kendi mizahıyla birleştirmiş. Fazla detaylı olmayan sade çizimleri anlatılmak istenilen mesajı direkt olarak iletiyor. Sanatçının yüzlerce karikatüründen bazılarına yakından bakalım.İyi eğlenceler dileriz...
Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi Pek Yakında'nın kendi filminden alıntı olduğunu söyledi. Cem Yılmaz Twitter'dan yanıt verdi...Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.CEM YILMAZ'DAN YANIT GELDİ: BENİ OYUNCAK GİBİ KULLANMAK İSTİYORSUNUZCem Yılmaz, Twitter'dan yaptığı açıklamada, 'Filmi yine çalmışım. Bu artık çivinin çıktığını insanlarda utanma kalmadığını gösteriyor benim için. Buna inanan varsa da canı sağolsun. Beni oyuncak gibi kullanmak istiyorsunuz sizi anlıyorum... Varın oynayın dilediğiniz gibi. Film yapmak ne kolay ne ciddiyetsiz iş bazısına. Teşekkür ederim....' dedi.Levent Kırca'nın, avukatı Çiğdem Karakoyunlu aracılığıyla, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne verdiği 5 sayfalık dava dilekçesinde, 'Müvekkilim, ülke çapında tanınan bir oyuncu olup, aynı zamanda birçok eserin yazarı ve imtiyaz sahibidir. 2001 yılında vizyona giren 'Son' isimli sinema filminde yönetmen, hikaye sahibi ve oyuncu olarak yer alan müvekkil, bu filmin mali haklarının da sahibidir. Bu film içerisinde kısıtlı imkanlarla film çekme fikrinden yola çıkarak, yer yer Türk Sineması'nın emektarlarına göndermede bulunularak hikaye kurgulanmıştır. Davalının senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda yapımcılığını da yaptığı 'Pek Yakında' adlı sinema filminde, müvekkilin eser sahibi olduğu 'Son' adlı eserini açıkça ve hukuka aykırı olarak intihal edecek şekilde olay örgüsüne yer vermiştir. Davalının sinema filmi ile müvekkilin 'Son' filmi arasındaki ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar, hatta bazı detaylar tıpa tıp benzerlik göstermektedir' denildi.'KENDİ ESERİYMİŞ GİBİ PİYASAYA SÜRMÜŞTÜR'Her iki filmde de çeşitli benzerlikler olduğu belirtilen dilekçede, 'Filmin yayına girdiği tarihlerde, internet ortamında film ile ilgili yorumlarda iki filmin benzerliğine sık sık değinilmiştir. Bu yorumlardan kimi sinema eleştirmenlerine, kimisi ise sade vatandaşlara aittir. Müvekkil, yılların birikimiyle, öykü, kahramanlar, olayların akışı, gelişimini somut bir şekilde ortaya koyarak, belli bir fikrî emek verilerek, orijinal olarak bir öykü oluşturmuş ve film çekmiştir. Davalı ise müvekkilin bilgisi ve onayı dışında, büyük bölümünü müvekkilin eserinden alıntıların oluşturduğu bir sinema filmini kendi eseriymiş gibi piyasaya sürmüştür' ifadelerine yer verildi.60 BİN LİRALIK DAVALevent Kırca'nın kişilik haklarının ihlal edildiğini ve zarara uğradığını belirten avukat Karakoyunlu, 50 bini manevi, 10 bini ise maddi olmak üzere toplam 60 bin liralık tazminat davası açtı.HaberTürk
Sadece insan sesi kullanılarak icra edilen 'a capella' eserler seslendiren Atempo 'Londra A cappella Festivali'ne davet edilen ilk Türk grup olmayı başardı! Boğaziçi Caz Korosu ve Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü sayesinde yolları kesişen grup, renkli repertuvarlarında, Latinden Türk Müziği aranjmanlarına, cazstandartlarından klasik pop müzik düzenlemelerine birçok farklı türde parçaseslendiriyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Yaşar Kemal'e Fahri Doktora unvanı verdi. Törene Yaşar Kemal katılamazken, unvanını eşi Ayşe Semiha Baban aldı.Romanları 50'den fazla dile tercüme edilen, birçok ülkeden onur nişanı ve madalyası alan, dünyanın sayılı edebiyat ödüllerine layık görülen büyük yazar Yaşar Kemal'e, İstanbul Bilgi Üniversitesi 'Fahri Doktora' unvanı verildi.12 Kasım'ı 'Yaşar Kemal Onur Günü' olarak belirleyen üniversitede, bu gün gün kapsamında etkinlikler düzenlendi. Türk edebiyatındaki vicdanın evrensel simgesi olarak tanımlandığı usta isme fahri doktora verilme gerekçesi de açıklandı. Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Uğur' yaptığı konuşmada, ' Yaşar Kemal geçmişimiz, bugünümüz ve özlemlerimizle, ‘biz’. Üstelik bizim –yani İnsanlığın- en duyarlı, en marifetli, en istidatlı halimiz' sözleriyle Yaşar Kemal'in edebiyatını anlattı.'Yaşar Kemal Onur Günü' etkinlikleri bir sempozyum ile başladı. 'Binbir Kültürün Elçisi Yaşar Kemal' adıyla düzenlenen sempozyumun ardından Güneş Karabuda'nın fotoğraflarından oluşan 'Al Gözüm Seyreyle' adlı fotoğraf sergisinin de açılışı gerçekleştirildi.Sanat, basın, edebiyat ve akademi dünyasından saat 19:30'da başlayan törene katılan konuklar arasında Ara Güler, Türkan Şoray, Ali Kırca ve Altan Öymen de yer aldı. Yaşar Kemal'in katılamadığı törende, fahri doktora unvanını eşi Ayşe Semiha Baban aldı. Törende, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin 'insanlığa, bilim, felsefe, düşünce, kültür ve sanat alanlarındaki eser veya çalışmaları ile eşine az rastlanır nitelikte katkıda bulunmuş, ülke ve dünya barışına yönelik istisnai çabaları olmuş, çalışmaları ile insan hakları ve demokrasinin yaygınlaşmasına öncülük etmiş kişilere' verdiği fahri doktora unvanına dair Yaşar Kemal'in notu da okundu.'Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum'Ayşe Semiha Baban'ın okuduğu notta, Yaşar Kemal, 'Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. Şunu söylemek istiyorum ki ben ‘angaje’, bağımlı bir yazarım. Kendime ve söze ve insanın onuruna bağımlıyım. Bilinçli olarak ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek istedim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir' sözlerine yer verdi.Al Jazeera Turk
Bu yıl 9.'su gerçekleşen Contemporary İstanbul 13-16 Kasım tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda izleyici ile buluşuyor. 12 Kasım'da önizlemesi gerçekleşen fuardan, kalabalıklar arasında objektifime takılanlar sizde de merak uyandırabilir ve sanat dolu bir haftasonu geçirmenizi sağlayabilir. Fuar hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz: http://contemporaryistanbul.com/tr/hakkinda-2/bilgi.htm
Harper Lee’nin 1960’da yayımlanan “Bülbülü Öldürmek” adlı romanı “kadınların yazdığı hayat değiştiren kitaplar” oylamasında birinci seçildi.İngiltere’nin prestijli etkinliklerinden Baileys Kadın Yazarlar Roman Ödülü’nün başlattığı kampanyayla sosyal medya üzerinden bir halk oylaması yapıldı ve “kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici ve okurların hayatını değiştiren kitap” Harper Lee’nin “Bülbülü Öldürmek” romanı seçildi. Gelecek sene Baileys Ödülü’nün jüri başkanlığını üstlenecek, halihazırda İngiltere merkezli insan hakları kuruluşu Liberty’nin direktörü olarak görev yapan Shami Chakrabarti, romanı “çoğumuzu insan haklarına duyduğumuz inançla ilk kez tanıştıran kitap” olarak nitelendirdi. “Bülbülü Öldürmek” beyaz bir kadına tecavüzle suçlanan siyah Tom Robinson’ı savunan avukat Atticus Finch’in hikayesini anlatıyor ve ırksal adaletsizlik ve masumiyetin yok edilmesi gibi temaları merkeze alıyor. Kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici 20 kitap listesinde çocuk kitaplarından klasiklere, bilimkurgudan romansa kadar farklı türde eserler yer alıyor. Listede “Bülbülü Öldürmek”i, Margaret Atwood’un kadınlara mülk gibi davranılmasını anlatan distopik romanı “Damızlık Kızın Öyküsü” takip ediyor. Charlotte Brontë’nin “Jane Eyre”i, J.K. Rowling’in “Harry Potter” serisi ve Brontë kardeşlerden Emily’nin “Uğultulu Tepeler”i listede ilk beşe giren diğer kitaplar oldu. Halk oylamasıyla seçilen 20 kitaplık listenin tamamı şöyle: 1) “Bülbülü Öldürmek” – Harper Lee 2) “Damızlık Kızın Öyküsü” – Margaret Atwood 3) “Jane Eyre” – Charlotte Brontë 4) “Harry Potter” serisi –J.K. Rowling 5) “Uğultulu Tepeler” – Emily Brontë 6) “Gurur ve Önyargı” – Jane Austen 7) “Rebecca” –Daphne du Maurier 8) “Küçük Kadınlar” – Louisa May Alcott 9) “Gizli Tarih” – Donna Tartt 10) “I Capture the Castle” – Dodie Smith 11) “Sırça Fanus” –Sylvia Plath 12) “Sevilen” – Toni Morrison 13) “Rüzgar Gibi Geçti” – Margaret Mitchell 14) “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” –Lionel Shriver 15) “Zaman Yolcusunun Karısı” – Audrey Niffenegger 16) “Middlemarch” – George Eliot 17) “I Know Why the Caged Bird Sings” – Maya Angelou 18) “Altın Defter” – Doris Lessing 19) “Renklerden Moru” – Alice Walker 20) “Kadınlara Mahsus” – Marilyn FrenchMilliyet
Sinema tarihinin unutulmaz isimlerinden Nubar Terziyan’ın adı, Büyükdere’de yaşadığı sokağa veriliyor. Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu, geçen yıl bu yönde çalışmalara başlamış, fakat teklif, Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından kabul edilmemişti. Vakıf, daha sonra yeniden bir imza kampanyası başlattı ve teklifini revize ettikten sonra Büyükşehir Belediye Meclisi’nden onay almayı başardı. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’e teşekkürlerini ileten Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Süme, sokağın resmi açılışının önümüzdeki günlerde yapılacağını kaydetti.Agos
Artık iş kazaları yüzünden insanlar ölmesin istiyoruz! Savaşlar çıkmasın çoçuklar, kadınlar ve erkekler savaşta zulüm çekip ölmesin istiyoruz! İnsanlar huzur içinde yaşasın istiyoruz! Artık barış olsun istiyoruz! Çok şey mi istiyoruz...
8. filmi Hateful Eight’in yapım süreci devam ederken,Tarantino’dan sinemaseverleri üzecek bir haber geldi.Ucuz Roman, Kill Bill, Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman, Soysuzlar Çetesi, Zincirsiz gibi pek çok baş yapıta imza atan ünlü yönetmen, iki film daha yaptıktan sonra sinemayı bırakacağını açıkladı.Sinemanın genç işi olduğunu ve işi zirvede bırakmak istediğini söyleyen Tarantino, sinemayı bıraktıktan sonra ne yapacağı üzerine kendisine yöneltilen soruyu da ‘‘Piyes ve kitap yazmayı planlıyorum. Sonuçta sahneyi terk etmen söylenene kadar orada bulunma gibi zorunluluğun yok… Seyircilerin halen benden daha fazlasını bekledikleri bir ortamda bırakma fikri hoşuma gidiyor” diyerek yanıtladı.Tarantino, sinemayı bıraktıktan sonra geri dönüp dönmeyeceği konusunda ise ‘‘Eğer gerçekten çok iyi bir fikirle karşılaşırsam sırf yönetmenliği bıraktım diye bu fikri reddetmem’’ şeklinde konuştu.İlerihaber
Amerika'da kutlanan Veterans Day yani Gaziler Günü kapsamında sahne alan Rihanna, stüdyo ortamı olmadan da ne kadar güzel şarkı söyleyebildiğini gösteriyor...Sansasyonlarıyla gündemde olan Rihanna'nın neden dünya yıldızı olduğuna ispat niteliğinde videoda kendisine Eminem de eşlik ediyor.
Nicki Minaj, bir haftadır içerdiği Nazi estetiğini anımsatan imgelerle tartışma konusu olan videosu 'Only' için özür diledi. Ancak klibin yönetmeni Jeffrey Osborne, eleştirileri kabul etmiyorNicki Minaj, 'Nazileri temsil eden' bazı imgelerden esinlenerek çekilen yeni klibi 'Only' için özür diledi. Ünlü hip-hop şarkıcısı, klibin Leni Riefenstahl'ın Nazi propagandası belgeseli 'Triumph of the Will'i anımsatan imgeler içermesine rağmen, kendisinin 'sanatında Nazizm'i kesinlikle desteklemeyeceğini' belirtti.Ancak Minaj'ın bu açıklamalarından sonra klibin yönetmeni Jeffrey Osborne, 'Only' için özür dilemeyeceğini iletti. Klipte yer alan bayraklar, kol bantları ve gaz maskeleri Naziler'i çağrıştırsa da, aynı zamanda Amerikan, Rus ve İtalyan ikonografisinden de öğeler bulunduğunu belirten Osborne, 'Gelecek nesillere geçmişte yaşanmış korkunç olayları anlatmak ve böylece gelecekte bunların yaşanmamasını sağlamak da bence önemli,' açıklamasını yaptı.Klibin 'Sin City' çizgiroman ve filminden etkilendiğini belirten Minaj'ın The Guardian gazetesine göre asıl sorunu, 9-10 Kasım 1938 tarihlerinde gerçekleşen ve yaklaşık 100 Yahudi'nin öldüğü Kristallnacht'ın 76. yıldönümünde klibin yayınlanmış olması. Şarkıda Minaj'a Drake, Lil' Wayne ve Chris Brown eşlik ediyor.Milliyet Sanat
Bazı filmler o kadar tuhaftir ki, saatlerce izlersin ama bir türlü filmin çekilmesindeki amaç nedir anlayamazsın. Adam ne anlattı, ana fikir neydi bir türlü çözemesin. Hatta öyledir ki bazen filmi izlemekle kaybettiğin zamanı keşke tuvalette geçirseydim dersin. Ya film gerçekten saçmalığın ötesindedir, ya da sen filmdeki ince mantığı çözemeyecek kadar aptalsındır. Olmadı film bitince internetten falan araştırıp acaba bu konuda yalnız mısın öğrenmeye çalışırsın.
Beyazperdede kılıktan kılığa girerek her zaman yeni imajlar peşinde koşan Johnny Depp’in, yeni filmi Mortdecai’den bir fragman daha gün yüzüne çıktı. Aksiyon soslu komedi filminde Depp’i yine yeni ve şaşırıtıcı imajıyla izleyeceğiz. Filmin yönetmeni David Koepp ile Depp daha önce 2004 yılında Gizli Pencere filminde beraber çalışmışlardı. Kyril Bonfiglioli’nin romanından beyazperdeye uyarlanan filmin senaryosu Eric Aronson’a ait.Zengin bir oyuncu kadrosu olan filmde Depp’e; Gwyneth Paltrow, Aubrey Plaza, Jeff Goldblum ve Ewan McGregor gibi isimler eşlik ediyor. Nazilerin mal varlığına kayıtlı bir tablonun çalınması ile sanat simsarı Charles Mortdecai’nin harekete geçmesini ve sonrasını anlatan filmin ülkemizde hangi tarihte yayınlanacağı henüz belirsizliğini koruyor.
Hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adayan Humaira Bachal, ülkesinde devrim yaptı. Kapı kapı dolaşıp kız çocuklarını eğiten Bachal’a Madonna ve Beyonce’den de destek var.Humaira Bachal, hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adadı. Taliban tarafından vurulan Malala Yousufzai gibi defalarca ölümle tehdit edilmesine rağmen başlattığı eğitim devriminden vazgeçmedi. Pakistan’ın Karachi şehrinde yaşayan 26 yaşındaki Bachal, 12 yaşından itibaren okulda gördüğü dersleri okula gidemeyen diğer kız çocuklarına anlattı.Aileleri ikna etmeyi başardıKurduğu eğitim timiyle Pakistan’da kapı kapı gezerek aileleri kız çocuklarını okula göndermesi için ikna etmeye çalıştı. Bu uğurda tehdit edildi, kaçırıldı, hakarete uğradı. Ancak Humaira’nın hayatı çekilen bir belgeselle değişti. Belgeseli izleyen herkes Humaira için yardıma koştu. Madonna Londra konserinde Humaira’yı özgürlük savaşçısı ilan ederek hayranlarından yapılacak olan okul için destek istedi. Beyonce ise Londra’da okulun giderlerine katkıda bulunmak için sahne aldı. Salma Hayek’ten de kampanyaya destek geldi. Şimdi Karachi’de 22 öğretmen ve bin 200 öğrencisiyle bir okulu var. Hayatta en büyük destekçisinin babasından şiddet görmesine rağmen kızının eğitimi için çabalamaktan vazgeçmeyen annesi olduğunu ifade eden Bachal, STAR’a yaptığı açıklamada, “Taliban için artık endişelenmiyorum. Korkmuyorum. Bu durumu değiştirmek için sesini yükselten sadece Malala ve Bachal değil. Yüzlerce kadın var. 100 tane Humaira öldürseler bizi durduramayacaklar. Rüya okulu hayal ediyordum. Şimdi Rüya Üniversiteyi hayal ediyorum. “ dedi.Her şey reçeteyle başladıAnnesi reçeteyi okuyamadığı için kuzenine tarihi geçmiş ilaç vererek ölümüne sebep olduğunu anlatan Humaria, “Kuzenim ölünce cehalete son verme kararı aldım. Benim yaşadığım toplumda kadının hiç bir hakkı yoktur. Ben bunu değiştirmeye çalışıyorum. Kadınlar kızlarının kendisi gibi olmasını istemediği için bana destek verdi. Taşlandık, hakarete uğradık ama yılmadık. Talibandan da korkmuyorum” diyor.Seda Çakmak | Star
Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.Levent Kırca'nın, avukatı Çiğdem Karakoyunlu aracılığıyla, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne verdiği 5 sayfalık dava dilekçesinde, 'Müvekkilim, ülke çapında tanınan bir oyuncu olup, aynı zamanda birçok eserin yazarı ve imtiyaz sahibidir. 2001 yılında vizyona giren 'Son' isimli sinema filminde yönetmen, hikaye sahibi ve oyuncu olarak yer alan müvekkil, bu filmin mali haklarının da sahibidir. Bu film içerisinde kısıtlı imkanlarla film çekme fikrinden yola çıkarak, yer yer Türk Sineması'nın emektarlarına göndermede bulunularak hikaye kurgulanmıştır. Davalının senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda yapımcılığını da yaptığı 'Pek Yakında' adlı sinema filminde, müvekkilin eser sahibi olduğu 'Son' adlı eserini açıkça ve hukuka aykırı olarak intihal edecek şekilde olay örgüsüne yer vermiştir. Davalının sinema filmi ile müvekkilin 'Son' filmi arasındaki ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar, hatta bazı detaylar tıpa tıp benzerlik göstermektedir' denildi.'KENDİ ESERİYMİŞ GİBİ PİYASAYA SÜRMÜŞTÜR'Her iki filmde de çeşitli benzerlikler olduğu belirtilen dilekçede, 'Filmin yayına girdiği tarihlerde, internet ortamında film ile ilgili yorumlarda iki filmin benzerliğine sık sık değinilmiştir. Bu yorumlardan kimi sinema eleştirmenlerine, kimisi ise sade vatandaşlara aittir. Müvekkil, yılların birikimiyle, öykü, kahramanlar, olayların akışı, gelişimini somut bir şekilde ortaya koyarak, belli bir fikrî emek verilerek, orijinal olarak bir öykü oluşturmuş ve film çekmiştir. Davalı ise müvekkilin bilgisi ve onayı dışında, büyük bölümünü müvekkilin eserinden alıntıların oluşturduğu bir sinema filmini kendi eseriymiş gibi piyasaya sürmüştür' ifadelerine yer verildi.60 BİN LİRALIK DAVALevent Kırca'nın kişilik haklarının ihlal edildiğini ve zarara uğradığını belirten avukat Karakoyunlu, 50 bini manevi, 10 bini ise maddi olmak üzere toplam 60 bin liralık tazminat davası açtı.Haber: Arzu KAYA / İstanbul DHA