onedio
Natalie Portman, Steve Jobs Filminde
Buradan da duyurduğumuz gibi, yapımcılığının Sony’den Universal’a geçtiği yeni Steve Jobs filminde başrolde Michael Fassbender’ı izleyeceğiz. Deadline’ın haberine göre oyuncu kadrosuna Oscar ödüllü bir isim katıldı: Natalie Portman.Resmi bir açıklama yapılmış olmasa da Natalie Portman’ın, Steve Jobs’un kızı Lisa Brennan-Jobs’u oynayacağı tahmin ediliyor. Steve Jobs, her ne kadar Apple’ın ilk bilgisayarlarından birinin adını kızının ardından isimlendirse de, Lisa ile olan ilişkisi genellikle problemliydi. Uzun süreler ebeveynlik yapmayan Steve Jobs, kızının üniversite masraflarını karşılamış ve Lisa Brennan-Jobs’la arasındaki buzları bir nebze olsun eritmişti.2011 yılında yayınlanan Walter Isaacson imzalı Steve Jobs biyografisinden sinemaya uyarlanacak filmin henüz ismi belirlenmiş değil. Natalie Portman da şu sıralar ilk yönetmenlik deneyimi olan A Tale of Love and Darkness ‘la meşgul.Bant Mag
İstanbul Modern'de 'Norveç Film Günleri'
İstanbul Modern Sinema, Norveç Büyükelçiliği işbirliğiyle, Norveç sinemasının festivallerde övgü ve ödüller toplayan son dönem filmlerini bir araya getirdi. Programda öne çıkan filmler arasında; bu yılki İstanbul Film Festivali’nde “Altın Lale” ödülünü kazanan “Körlük”, yine bu yılın Berlinale’sinde Altın Ayı için yarışan “Buz, Kar ve İntikam” yer alıyor.
Yargıtay Fazıl Say'ın Beraatini İstedi
Dünyaca ünlü Türk piyanist Fazıl Say’a, Twitter’da paylaştığı mesajı nedeniyle verilen 10 ay hapis cezasına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz edip “beraat” istedi.Twitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle hakkında dava açılan Fazıl Say’a 10 ay hapis cezası verilmişti. Bu hüküm, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakılmıştı. Buna göre Say 5 yıl içinde başka bir suç işlemezse hakkındaki dava ortadan kalkacaktı. Ancak, Fazıl Say bu karara itiraz ederek denetimli serbestlik şartının kaldırılmasını avukatı aracılığıyla talep etti. Say’ın talebinin kabul edilmesinin ardından İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde yapılan yeniden yargılamasında 10 ay hapis cezası verildi.Odatv.com'um haberine göre; Davayı Yargıtay’a taşıyan Fazıl Say, karara itiraz ederek hapis cezasının kaldırılması talebinde bulundu. Fazıl Say’ın dosyasını inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yerel mahkemenin 10 ay hapis kararının yerinde olmadığına hükmederek “beraat” kararı verilmesini talep etti. Say’ın dosyası Yargıtay’daki incelemenin tamamlanmasının ardından karara bağlanacak. DAVA GEREKÇESİTwitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle Ali Emre Bukağılı, Turan Gümüş ve Orkun Şimşek tarafından şikayet edilen Fazıl Say hakkında iddianame hazırlanarak, geçen yıl dava açılmıştı. 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak' ile suçlanan Say'ın ilk yargılaması, İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülmüştü. Kaynak: Odatv
Geleneksel Türk Sanatı 'Ebru' 'Dünyanın Ortak Mirası' Kabul Edildi
Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) 24-29 Kasım 2014 tarihleri arasında Paris’te yapılan Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda, Türkiye’nin geleneksel sanatı ‘Ebru’, ‘Dünyanın Ortak Mirası’ olarak kabul edildi.UNESCO tarafından en başarılı dosyalardan biri olarak görülen Ebru sanatı, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne girdi. 190 ülkenin katıldığı UNESCO toplantılarını büyük bir heyecanla takip eden Minyatür ve Ebru Sanatçısı Suna Selma Koçal, “Bugün burada bir tarih yaşandı. Bir Türk olarak, bu mücadelenin kalbinde olmak bana büyük bir onur verdi.Ebru sanatımız artık dünyanın ortak mirası olarak kabul edildi. Tarih, bu mücadelenin içinde olanları asla unutmayacak, emeği geçenleri ayakta alkışlalayacaktır. Tek hedefimiz cânım Türkiyemin bayrağını dalgalandırmaktı.” dedi.Ebru sanatçısı Atilla Can’ın, 2009 yılında UNESCO ve Birleşmiş Milletler’e gönderdiği dilekçelerle başlayan serüven, bugün zaferle sonuçlandı. Yazdığı dilekçelerde; ebru sanatının gelecek kuşaklara aktarılması, ebru sanatının koruma altına alınması ve dünyada her yıl eylül ayının ikinci cumartesi gününün ‘Dünya Ebru Günü’ olarak kutlanmasını talep etti.Ebru Sanatçısı Atilla Can ise yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: “Yaklaşık 6 yıldır bu projeyle uğraşıyorum. Bundan 2 yıl önce UNESCO Paris merkez binasının önünde kendime bir söz verdim. UNESCO binasını boydan boya ebru ile kaplayacağım ve ebru sanatının gelecek kuşaklara aktarılması için elimden gelen her türlü çabayı sarf edeceğim. Şu an Paris’te Türk bayrağını göndere çektik ve sanırım böylelikle sözümü tutmuş oldum. Bu bir bayrak yarışıydı. Ebru sanatıyla güzellikler ortaya çıktı. Türkiye UNESCO Milli Komisyonu bayrağımızı devraldı. Kültür Bakanlığımızın büyük katkılarıyla özverili çabalarıyla sonuca vardık. Başta Kültür Bakanımız olmak üzere, UNESCO Büyükelçimiz Sayın Hüseyin Avni Botsalı’ya, Türkiye UNESCO Milli Komisyonu Başkanımız Sayın Öcal Oğuz’a, Araştırma Eğitim Genel Müdürümüz Sayın Okan Ibiş’e, dünyadaki tüm ebru sanatçılarına çok teşekkür ediyoruz.”
Ebru Sanatı Dünya Kültür Mirası Listesine Alındı
Ebru sanatı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Türkiye adına 'Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı.İSTANBULEbru sanatı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Türkiye adına 'Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı.Kararı AA muhabirine değerlendiren Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'nin Paris'te devam eden toplantılarda bir başarı daha kaydettiğini belirterek, 'Geçen yıl mart ayında, ebru Türkiye halk süsleme sanatı hakkında başvuruda bulunmuştuk. Bu toplantıda ebrunun insanlığın somut olmayan kültürel mirası listesine alınma önerimiz az önce kabul edildi. Ebruyla birlikte Türkiye adına temsil listesine kaydedilen unsur sayısı 12 oldu. Diğer başarımız da ebrunun yanında 46 dosya sunmamız oldu. Bizim dosyamız en başarılı ilk 5 dosya arasında gösterildi' diye konuştu.Çelik, emeği geçen herkesi kutladığını belirterek, 'Geçen yıl da Türk kahvesi kültürü ve geleneğini listeye sokmayı başarmıştık. Bugüne kadar Meddahlık, Mevlevi Sema Törenleri, Aşıklık Geleneği, Karagöz, Nevruz, Geleneksel Sohbet Toplantıları, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, Alevi-Bektaşi Ritüeli: Semah, Tören Keşkeği Geleneği, Mesir Macunu Festivali ve Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı dosyasının kaydıyla birlikte listedeki sayı 12'ye yükseldi' dedi.'Lavaş'ın Ermenistan adına listeye alınmasıKültür ve Turizm Bakanı Çelik, lavaşın Ermenistan adına listeye alınmasının başarısızlık olmadığını anlatarak, lavaşla ilgili Ermenistan'ın başvurusunun, 'Tüm dünyada Ermeni kültürü' olarak tanınmasını amaçladığını söyledi. Azerbaycan'da ortak dosya hazırlanması konusundaki demecinin 'geç kalınmışlık' olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu dile getiren Çelik, hazırlanan dosyanın boşa çıktığı algısının doğru olmadığını vurguladı.Çelik, Ermenistan'ın lavaşı sadece kendilerine mal etme çabalarına değinerek, şunları söyledi:'Biz ise bunun pek çok kültürde ortak bir değer olduğunu söyledik. Alınan kararda Ermenistan sınırlar içerisinde bunun 'Ermeni lavaşı' olarak anılabileceği belirtiliyor. Aynı zamanda bu tip temaların dışlayıcı olmaması ifade edilerek, dünyada tek başına bir kültüre ait olmadığı söyleniyor. Zaten bizim tezimiz de bu yöndeydi. Türkiye, Azerbaycan, Afganistan, Özbekistan heyetleri olarak konferans marjında 'lavaş, ekmek, sepit, yufka' şeklinde dosya vereceğiz. Bu dosyada lavaşın, aslında bütün bölgenin ortak kültürünü ifade eden bir unsur olduğu anlatılacak.''Ermenistan tek başına lavaşın sahibi değildir'Dosyanın sınırlayıcı ve dışlayıcı olmamasının kayda geçirilmesinin önemli olduğunu anlatan Çelik, 'Ermenistan lavaşın tek başına sahibi olarak tescil edilmemiştir. Basında çıkan bu haberler doğru değildir. Ermenistan da lavaşı benimseyen ülkelerden bir tanesidir. Böylece bunun bölgede ortak bir değer olduğu ortaya çıkıyor' dedi.Çelik, Türkiye'ye ait birçok eserin bu listeye dahil edilmesi için çalışmaların devam ettiğini aktararak, dosya içeriği bakımından da iyi projeler hazırlayacaklarını bildirdi.üMuhabir: Sefa MutluAA
Ülkemizden Yurt Dışına Kaçırılan 10 Çok Etkileyici Tarihi Eser
etiket
Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde, çeşitli ülkelerden gelen arkeologlar, araştırmacılar, turistler tarafından yağmalanmaya başlamıştır. İrili ufaklı binlerce eser yurt dışına kaçırılmış, bazı eserler ise Osmanlı padişahları tarafından hediye edilmiştir. Kaçırılan bazı eserler yok artık dedirtecek cinstendir.
Büyülü Gerçek Paylaşılamıyor
Edebiyatta “Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü olan Gabriel Garcia Marquez’in arşivi Teksas Üniversitesi’ne satılınca, Kolombiya ayağa kalktı. Hükümet, “Bazı eserleri kalacak” açıklaması yapmak zorunda kaldı.“Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü, Gabriel Garcia Márquez’in, aralarında Fidel Castro ile birlikte yürüttükleri siyasal çalışmanın notları da bulunan arşivinin, Teksas Ünversitesi’ne satılmasına ülkesinde tepkiler sürerken, ünlü yazara ait bazı orijinal eserlerin Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’nde kalacağı açıklandı.Kolombiya tepki gösterdiKolombiya Kültür Bakanı Mariana Garcés Córdoba, Marquez’in arşivinin ülke dışına çıkmasının, önemli bir kayıp olduğunu fakat yazarın ailesinin isteği üzerine buna izin verdiklerini kaydetmişti. Ancak Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’ne ait Twitter hesabından yapılan açıklamada Nobel ödüllü yazarın, Yüzyıllık Yalnızlık romanının daktiloda yazılmış orijinal sayfaları ile yazara ait birkaç kitabın, ülkesinde kalacağı duyuruldu.Márquez’in arşivinin yurtdışına satılmasına hükümetin izin vermesine yönelik tepkiler de artıyor. Yazar Eduardo Márceles, Kolombiya RCN Radyosu’na yaptığı açıklamada, arşivlerin uluslararası açık artırmaya çıkarılmasını ve Kolombiyalılara en azından bu arşivleri satın alma şansı verilmesi gerektiğinin altını çizdi. NYT
Nuri Bilge Ceylan'dan 'Bakmak' Üzerine
Altın Palmiye ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2003'ten bu yana çektiği fotoğrafları, Dirimart Galeri'de sergiliyor. 'Bakmak Üzerine' adlı sergi, fotoğraflara konu olan öznelerin izleyicilere bakışlarına odaklanıyorNişantaşı'nda bulunan Dirimart Galeri, Altın Palmiyeli yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın, küratörlüğü Heinz Peter Schwerfel tarafından üstlenilen sergisini ağırlıyor. İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger'in aynı adlı kitabına göndermeyle 'Bakmak Üzerine' adını alan sergi, ağırlıklı olarak Ceylan'ın 2003'ten bu yana çektiği fotoğraflarından oluşuyor. Büyük boyutlu dokuz fotoğrafın yer aldığı serginin önceki akşam gerçekleşen açılışında konuştuğumuz küratör Heinz Peter Schwerfel, 'Bu sergideki fotoğraflar, bakmak teması üzerine seçildi. Sergideki fotoğraflarda yer alan özneler direkt olarak, çarpıcı biçimde, izleyiciye bakıyor. Burada 'bakmak' kelimesini iki farklı şekilde kullandık, özneler izleyiciye izleyiciler de öznelere bakıyor. Bu seçkide insanlara odaklanmak ve bakmak üzerine bir oyun oynamak istedim. İlk başlarda insanların bakışından çok etkilenmiştim. Çok güçlü bir şekilde size bakıyorlar. İnsanlardaki bu duyguyu yakalamak manzara fotoğraflarına göre çok daha zor bir iş. Bir başka açıdan da bu fotoğrafların August Sander'ı bana hatırlatan bir yönü var. Sander, yüzyılın başlarında güncel insanları çekti ama bu insanlar tarih sahnelerinden fırlamış gibi görünüyordu. Nuri Bilge Ceylan'ın fotoğraflarını gördüğümde hemen aklıma bu geldi ve onun da çok hoşuna gitti bu bağlantı. Böylece seçkiyi bunun üstüne kurduk,' diyor. Küratör Schwerfel, Nuri Bilge Ceylan'ın sineması ve fotoğrafları arasındaki bağı da şöyle özetliyor: 'Hem sinemasında hem de fotoğraflarında zamansızlık hakim. Ne zaman çekildiğinin önemi yok, filmlerinde de bu zamansızlık önemli. İkincisi filmlerinde insan ruhunun farklı yönlerine farklı katmanlarına ve belirsizliğe odaklanıyor. Örneğin, 'Kış Uykusu' filminde üç saat boyunca izlediğiniz adamı aslında o kadar da anlamadığınızı anlıyorsunuz sonunda. Fotoğraflarındaki karakterleri de böyle belirsizlik içinde ve anlaşılması zor.'Nuri Bilge Ceylan için katalog metnini kaleme alan güncel sanatçı Shirin Neshat, metinde, 'İster tek bir kare fotoğrafıyla ister filmlerinden biriyle Nuri Bilge Ceylan, izleyicisini son derece yoğun bir şekilde duygulandırabilen anlatılar yaratma yeteneğine sahip bir sanatçı,' diyor. Sergi 23 Aralık'a dek Dirimart'ta görülebilir.FİSUN YALÇINKAYA | Milliyet Sanat
Otel İnşaatında Ortaya Çıkan Tarihi Sarnıcı Gömmek İstediler...
Eski İnci Sineması'nın bulunduğu arazideki hafriyatta çıkan tarihi sarnıç iş makinası ile gömülürken yakalandı.Radikal Gazetesi'nden Ömer Erbil'in haberine göre, Şişli Halaskargazi’deki 15 dönümlük arazi üzerine yapılan otel inşaatının hafriyatında büyük bir tarihi yapının izlerine rastlandı. Ermeni Katolik Mıhitaryan Manastırı ve Mektebi Vakfı’na ait eski İnci Sineması'nın bulunduğu arazinin hafriyatında çıkan tarihi yapı iş makinaları ile yok edilmeye çalışılırken son anda duyarlı bir vatandaşın ihbarı ile kurtarıldı. İstanbul Arkeoloji Müzesi arkeologları ihbar üzerine alana gittiklerinde Bizans dönemi sarnıç olduğunu tahmin ettikleri yapının yok edilmek üzere olduğunu tespit ettiler. İnşaat durdurularak Koruma Kurulu’na suç duyurusunda bulunuldu.İstanbul’da Pangaltı Ermeni Katolik Mıhitaryan Manastır ve Mektebi Vakfı’na ait olan arazi üzerinde bulunan ve 1946 yılında inşa edilen İnci Pasajı geçtiğimiz Mayıs ayında yıkılmıştı. Vakfa ait yaklaşık 15 dönümlük arazide kültür varlığı olarak onaylanan okul ve kilise dışındaki dükkânlar ile birlikte Yeşilçam filmlerinin tarihi mekânı İnci Sineması da 2 ay önce yıkıldı.Otel inşaatı için başlanan hafriyat bir süredir devam ediyordu. Önceki gün yapılan çalışmalar sırasında büyük bir kemerli tarihi yapının tonozlarına rastlanıldı.Duyarlı vatandaş farkettiBir süre bekleyen iş makinası daha sonra alelacele tonozun üzerini örtmeye, kapatmaya çalıştı. Bu sırada duyarlı bir vatandaş bu çalışmayı kameraya çekti. Kamera görüntülerinde de tarihi kemerin bulunduğu yerin içini hafriyatla doldurmaya çalışıldığı açıkça görülüyor. Daha sonra gece devam edecek çalışmalar sırasında kimse görmeden sarnıç yok edilecekti. Çünkü 2863 sayılı yasa gereğince tarihi bir yapıya rastlanıldığında derhal iş makinasının durdurularak en yakın müzeye haber verilmesi gerekiyor.Bunu her müteahhit bildiği gibi, müzeye haber verilirse orada arkeolojik kazı başlatılacağı ve işin uzayacağı da tahmin ediliyor. Bu nedenle tarihi yapının üzeri 'kimse görmesin' diye kapatılmak istendi. Duyarlı vatandaş İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü'ne görüntülerle birlikte ihbarda bulundu.Arkeoloji Müzesi devreye girdiMüze arkeologları inşaat arazisine gitti. İş makinasının tarihi yapıyı tahrip ettiğini, içini hafriyat atıklarıyla doldurduğunu tespit etti. Hafriyatı durdurdu. Tarihi yapının sağa ve sola oldukça derinlemesine büyük olduğunu gördü. Ancak tarihi yapıyı tam olarak tanımlayabilmek için derhal arkeolojik kazı yapılması gerektiğini raporuna yazdı.Bizans dönemi sarnıcı olabileceği tahmini yapıldı. Müze yetkilileri de İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na suç duyurusunda bulunarak inşaatın durdurulup, arkeolojik kazı izni verilmesi istendi. Şimdi Koruma Kurulu’nun vereceği karar bekleniyor.Hafriyat sırasında tarihi yapıya rastlanıldığında derhal koruma kurulu ve en yakın müzeye haber verilmesi gerektiğini belirten müze yetkilileri, arazide tahrip edilen başka yapılar da olabileceğini ve bu durumun 2863 sayılı yasaya göre suç olduğunu ifade ettiler.Arazi, 2013 yılında yapılan plan değişikliğiyle “Turizm Tesis Alanı” olarak kabul edilerek emsal 3, yükseklik serbest bırakıldı. 15 bin metrekarelik arazinin inşaat alanı 45 bin metrekareye ulaştı. Yapılan plan değişikliği Halaskargazi Caddesi üzerinde yapı, nüfus ve trafik yoğunluğunu artırdığı aynı zamanda silüeti etkilediği gerekçesiyle Büyükşehir Belediyesi Planlama Müdürlüğü, Belediye Meclisi’ne olumsuz görüş bildirmişti. Ancak buna rağmen plan değişikliği kabul edilmişti. Değişikliğe CHP’li meclis üyeleri ret oyu vermişti.Ömer Erbil | Radikal
Lavaş, Ermenistan'ın Kültürel Mirası Oldu
UNESCO, Ermenistan mutfağının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirttiği lavaşı “Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ne ekledi.UNESCO, 2014 yılının “Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ni açıkladı. Lavaş “Ermeni mutafağının ayrılmaz bir parçasını oluşturan ince ekmek” şeklinde tanımlandı.Göçebe Türk çadırları da yer aldıLavaşın yapım aşamasının da anlatıldığı açıklamada lavaşın düğünlerde de bir ritüelin parçası olduğu belirtilerek “Bereket ve refah getirmesi için yeni evlilerin omuzlarına yerleştirilir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada listedeki ürünler için “eşsiz” ve “özgün” gibi kelimeler kullanmaktan kaçınıldığı vurgulandı. Listede Bulgaristan’ın Çiprovski kilimi yapma geleneği, Kırgız ve Kazakların “yurt” adı verilen göçebe Türk çadırlarının yapımındaki geleneksel bilgi ve becerileri, Kazakların geleneksel Dombra Kuy sanatı gibi maddeler de yer aldı.Türkiye ve Azerbaycan birlikte başvuracaktıKültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’la birlikte çok önemli projeler yapacaklarını belirterek “Lavaş başta olmak üzere pek çok dosyayı UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine ortak dosya olarak vereceğiz. Köroğlu konusunda da ortak dosya çalışmamız var” demişti.Milliyet
-Bir Güzel Adam; -Ömür Kılıçaslan Ve Hariçten Gazelciler
-Türkiyede müzik mi yapluyooo yeeaa,-Abi adamlar bir solo yazıyor, üüff üf. -Bitirdiler hocam müziği bu memlekette, yok yani. Vs.. vs..Gibi klişelere tokat gibi grup. Belki biraz iddaalı bir giriş ama, dinleyici olarak müzik piyasasıyla ilgiliyseniz bana hak verebilirsiniz. -2001'de İzmit'te kurulduk.Uzunca bir süre Körfez manzarasına çaldık.Sık sık kadro değişiklikleri yaşadık ve uzunca bir süre sessizlik içinde bekledik. Artık hareketlenme zamanı geldi... Artık İstanbul'dayız. Üçlümüzü kurduk ve yolumuzda ilerliyoruz... 2008'de ilk albüm, 2013 te ikinci albüm ve 2014'te bir ölüm.Grubun vokali ve çağlama adlı enstrümanın mucidi, virtüözü Ömür Kılıçaslan, sabaha karşı dengesini kaybederek evinin balkonundan aşağıya düşüp, can veriyor. Geriye bize bu listeyi yapmak ve yer yer tasavvuf'a değinen inceden sözleri anlayıp, reggae altyapılı, çağlama soloları ve gümbür gümbür bass riffleri ile yakaladıkları modern soundu dinleyip, yetinmek kalıyor.
The Hateful Eight’ten İlk Fotoğraf Paylaşıldı
Eğer The Hateful Eight için hala heyecanlı değilseniz, belki bu fikrinizi Samuel L. Jackson’ın Twitter hesabından paylaştığı iki adet fotoğraf değiştirebilir.Jackson dün akşam saatlerinde paylaştığı fotoğraflar The Hateful Eight’in oyuncu kadrosuyla Quentin Tarantino arasında geçen provalardan görüntüleri hayranlarıyla buluşturdu. Fotoğrafta yer alan isimlerse tabii ki Samuel L. Jackson, Quentin Tarantino, Kurt Russell, Walton GOggins, Michael Madsen, Tim Roth, Bruce Dern, Jennifer Jason Leigh ve Demian Bichir.Samuel L. Jackson paylaştığı fotoğrafların altında yazdığı yorumda ise “Hateful Eight provaları.. Harika vakit geçiriyoruz. Film gerçekten müthiş olacak!” cümlelerini sarfetti.Sözü daha fazla uzatmadan sizleri bu iki görselle başbaşa bırakalım.Süper Karga
Türk-Fransız Edebiyat Ödülü Hakan Günday'a Verildi
Fransa’nın başkenti Paris’te bu akşam düzenlenen törenle bu yıl ki Türk-Fransız Edebiyat Ödülü, 'Ziyan' isimli romanıyla Hakan Günday’a takdim edildi.Ödül Komitesi Başkanı gazeteci-yazar Kenize Murad, törende yaptığı konuşmada,Türkçe yazdığı romanı Fransızcaya da çevrilen yazarı, romanındaki akıcı ve edebi dilinden dolayı bu yıl ki ödüle layık gördüklerini belirterek, kutladı.Yazar Günday, yazarlığa adım atmasından Fransız edebiyatının ve Fransız yazarlarını önemli etkisi olduğunu belirterek, bu anlamlı ödülün kendisine verildiği için teşekkür etti.Günday, ödül törenin ardından, Fransızcaya çevrilen kitabını, okurları için imzaladı. Ödül törenine, Fransız ve Türk edebiyatseverler ilgi gösterdi. Törenin ardından, davetliler için resepsiyon düzenlendi.Edebiyat ödülü, her yıl Türkiye konulu roman veya deneme kaleme alan Türk veya Fransız yazara veriliyor.Kenize Murad'ın başkanlığını yaptığı ödül komitesinde Ali Kazancıgil, Gaye Petek, Timur Muhittin, Alexandre Jevakhoff, Nedim Gürsel ve Venus Khoury Gata bulunuyor.Hakan Günday, 'Kinyas ve Kayra', 'Zargana' ve 'Azil' gibi kitaplarıyla tanınıyor. Günday bir süre önce basına yaptığı açıklamada, Atatürk'e suikast girişiminde bulunduğu için idam edilen Ziya Hurşit'i merak ettiğini ve romanı 'Ziyan'da Ziya Hurşit ile 'sakıncalı' bir eri buluşturduğunu söylemişti.AA
Dünyanın En İyi 24 Konser Salonu
3 Ağustos 1778’de açıldı. Binanın açılış gecesinde Antonio Salieri’nin Europa riconosciuta adlı eseri sahnelendi. 200 Yıldan fazla bir süredir hizmet veriyor.
Sesini Karadeniz'den Alan 10 Harika Albüm!
Durmadan esen bir rüzgârdır Karadeniz! Bazen içinizi titreten bir sevdaluk hikayesi anlatır, bazen yerinizde duramayacağınız bir neşeye sürükler...İçinde türlü türlü hikâyeler, türlü türlü duygular barındıran bu güzel müziği sevenler için mini bir seçki hazırladık!
Julien Douvier'den Günlük Rutini Resmeden 10 Sinemagraf
Julien Douvier dört sene boyunca aynı saatte uyanıp, aynı rota üzerinden, aynı binaların önünden geçerek her gün bir önceki günü tekrar ettiğini farkedince bu rutini resmetmenin yolunu bulmaya karar vermiş ve ortaya bu enfes sinemagraflar çıkmış.Julien Douvier gif formatında olan bu sinemagrafların, Ólafur Arnalds’ın Happiness Does Not Wait şarkısı eşliğinde daha anlamlı olduğu kanaatinde.Julien Douvier’in kişisel internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.