Hala festivalde neler var neler yok bilmiyorsanız; sizler için özenle hazırlanmış tanıtım filmlerini izleme vakti!Ayrıntılı Bilgi İçin;Facebook https://www.facebook.com/gezicifestivalTwitter https://www.twitter.com/gezicifestivalInstagram https://instagram.com/gezicifestivalWeb Sayfası http://ankarasinemadernegi.org/festivals/20-gezici-festival/
Disney, Lucasfilm'i 4 milyar dolara satın aldıktan altı ay sonra yeni 'Star Wars' (Yıldız Savaşları) serisinin yeni filmlerini 2015, 2017 ve 2019 tarihlerinde vizyona sokacağını açıkladı. Disney Stüdyoları Başkanı Alan Horn tarafından yapılan açıklamada, Lucasfilm'in Disney için mükemmel bir aile yaratacığını söyledi.Disney Ekim 2012 ayında Star Wars Bölüm VII'nin 2015 yılında vizyona gireceğini açıklamıştı. Horn ise filmin yaz sezonunda çıkacağını, sonraki filmlerin ise iki yılda bir yazın vizyona gireceğini açıkladı. Horn, ayrıca Yıldız Savaşları'nın başka karakterlerinden uyarlanacak filmler de çekileceğini söyledi ancak konuyla ilgili olarak daha fazla bilgi vermedi. Öte yandan Star Wars Bölüm VII'yi J.J. Abrams yönetecek ve Micheal Arndt yazacak.
ENKA Kültür Sanat; klasik, popüler, alternatif tüm sanat anlayışlarını ve seçkin sanatçıları sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. '26. Yıl ENKA Kültür Sanat Müzik Buluşmaları' kapsamında dünyaca ünlü piyano sanatçısı İdil Biret , ENKA Sahnesi’ne konuk olacak.“Piyanonun mucize parmakları” olarak anılan İdil Biret’in resitali, 2 Aralık Salı günü saat 20.30’da, ENKA İbrahim Betil Oditoryumu'nda gerçekleşecek.Romantik dönem uzmanlığıyla eleştirmenler tarafından “çağımızın en önde gelen piyano ustalarından biri” olarak nitelendirilen, aralarında Polonya ve Fransa Hükümetinin Liyakat Nişanları’nın da olduğu birçok ödül alan İdil Biret, konserinin ilk bölümünde Chopin’in eserlerini kendine özgü yorumuyla sahneye taşıyacak. İkinci bölümde ise 2015’teki 100. ölüm yıldönümünü onurlandırmak adına Scriabin’in ölümsüz eserlerini ENKA seyircisi için yorumlayacak.T24
Eminem, yani gerçek adıyla Marshall Bruce Mathers, 17 Ekim 1972’de doğdu ve rap müziğinin kralı oldu! Biz de doğum gününe özel, onun hakkında ilginç bilgileri derledik...
Hemen hemen tüm filmleri IMDb Top 250'nin üst sıralarında bulunan Nolan, Hollywood'un daha şimdiden yaşayan efsanesi olma yolunda. Peki seni, bu efsane yönetmenin, efsane filmlerinden hangisi anlatıyor. Inception mı, The Prestige mı, The Dark Knight mı, yoksa başka bir film mi? Cevabı testte!
Türkiye sinemalarında bu hafta 1'i yerli 6 film vizyona girecek.'Hadi İnşallah'Başrollerinde şarkıcı Murat Boz ve Büşra Pekin'in yer aldığı 'Hadi İnşallah' izleyici ile buluşacak.Ali Taner Baltacı yönetmenliğinde hayata geçen romantik komedi türündeki film, yazdığı blog ile sosyal medya fenomeni olan Pucca lakaplı bir kadının, dizüstü edebiyatı kapsamında yayınladığı kitaplardan senaryolaştırıldı.İnternet fenomeni Pucca'nın 'Küçük Aptalın Büyük Dünyası', 'Allah Beni Böyle Yaratmış' ve 'Ay Hadi İnşallah' gibi kitaplarından esinlenerek çekilen filmde, 'Pucca'yı Büşra Pekin, 'Pekmez' lakaplı genci ise şarkıcı Murat Boz canlandırıyor.'John Wick'Chad Stahelski'nin yönettiği ve Keanu Reeves, Michael Nyqvist, Alfie Allen ile Adrianne Palicki'nin oynadığı 'John Wick', aksiyon meraklılarının ilgisini çekmeye aday.Keanu Reeves'in başrolünde olduğu filmde; emekliye ayrılmış bir tetikçiyken Rus mafyası tarafından tekrar aksiyona katılmaya zorlanan ve suçluların yer altı dünyasında efsane olan 'John Wick'in, düşmanlarından intikam almak için verdiği mücadele anlatılıyor.'Gece Vurgunu'Dan Gilroy'un yönettiği ve Jake Gyllenhaal, Rene Russo, Michael Papajohn ile Marco Rodriguez'in oynadığı 'Gece Vurgunu'nda yüksek tempolu suç haberciliği yapmak isteyen 'Lou Bloom' karakterinin giriştiği macera beyaz perdeye aktarılıyor.Los Angeles'ta geçen polisiye-gerilim türündeki filmin başrolünde 'Lou Bloom'u canlandıran Jake Gyllenhaal var.Dan Gilroy'un ilk yönetmenlik girişiminin ürünü olan filmin yapımcılık görevini Jennifer Fox üstlendi.'Aşk ve Tutku'Bol ödüllü yıldız oyucular Jessica Chastain ile Colin Farrell'ın başrolde imkansız bir aşka meydan okuduğu ve Samantha Morton'un da ikiliye eşlik ettiği filmin yönetmenliğini, efsanevi oyuncu Liv Ullmann yaptı.August Strindberg'in aynı adı taşıyan tiyatro oyunundan uyarlanan filmin konusu şöyle:'Aristokrat bir yaşam tarzıyla büyüyen Julie (Jessica Chastain) kibirlidir ve elindeki gücün farkında olarak evde fırtınalar estirmektedir. Julie'nin baştan çıkarıcı ve cesur tavırları babasının kahyası John'un (Colin Farrell) cüretkar hareketleriyle birleşince aralarındaki güç savaşları yerini yavaş yavaş tutkulu bir aşka bırakır. John'un nişanlısı Kathleen (Samantha Morton), bu adı konulamayan ilişkiye katlanmak zorunda kalırken, sınıf farkı aralarındaki çekimin önündeki tek engeldir. Yıllar öncesinin masum hislerine dayanan bu aşkta bir sonraki günün ne getireceğini kimse tahmin edemeyecektir.''Ölüm Alfabesi'Stiles White'ın yönettiği filmin oyuncu kadrosunda Olivia Cooke, Ana Coto, Daren Kagasoff ile Bianca A. Santos gibi isimler yer alıyor.Korku türündeki filmde 'Bir kız, kendini antik bir masa oyunu olan Quija ile oynarken kayda aldıktan sonra esrarengiz bir şekilde öldürülmüş olarak bulunur. Yakın arkadaşlarıysa ölümünün ardında yatan gizemi çözmek için bu masayı araştırmaya başlarlar, ancak Quija'nın ruhunun açığa çıkması sonrasında ortaya çıkan dehşet karşısında hayatta kalmak için savaşmaları gerekecektir.''Madagaskar Penguenleri'Eric Darnell ile Simon J. Smith'in yönettiği ve Tom McGrath, Chris Miller, Christopher Knights ile Benedict Cumberbatch'ın seslendirdiği 'Madagaskar Penguenleri' haftanın animasyon filmi.Yeni filmde, Madagaskar serisinin sevilen penguenleri Skipper, Kowalski, Rico ve Private'in casusluk maceraları izlenebilecek.AA
Son yılların en görkemli yapımlarından, bilimkurgular arasında tüm zamanların en iyileri listesinde tepelerde bulunacak Interstellar'a benim gibi ayılıp bayılanlar için şahane posterler. Artık telefonunuza görsel mi yaparsınız, çıktısını alıp duvarınıza mı asarsınız size kalmış.
Müzik listelerine baktığımızda çoğunlukla melankolik şarkılar görürüz. Bu, hüzünlü şarkılara meyilli olduğumuzu mu gösteriyor?Pharrel Williams’ın Happy şarkısı bu yıl listeleri sarstı; 23 ülkede liste başı oldu. Fakat böyle hafif, akılda kalıcı, görünüşte ‘derin’ anlamlar taşımayan türden şarkıların bu kadar beğeni toplaması sık rastlanan bir durum değil.Tüm zamanların en çok satan dokuz şarkısına baktığımızda melankoli yüklü olduğunu görürüz. Bing Crosby’den White Christmas , Elton John’dan Candle in the Wind , Whitney Houston’dan I Will Always Love You , Celine Dion’dan My Heart Will Go On ... Elton John’un dediği gibi hüzünlü şarkılar sadece çok şey anlatmakla kalmıyor, çok da iyi satıyor.Peki dinleyiciler gerçekten de melankolik müzikleri mi seviyor? Yıllar sonra 2014’ün en önemli şarkıları ne olmuş diye dönüp baktığımızda Williams’ın Happy şarkısı parıltısını kaybetmiş mi olacak?Müzik listeleri kalbimize dokunan şarkıları sevdiğimizi gösteriyor. Cinsiyet ve kuşak ayrımlarını aşarak Happy kadar bizleri etkileyen en son film müziği de Adele’in 2010’daki Rolling in the Deep şarkısı olmuştu. Happy’nin ise bir ağırlığı yoktu; şarkı sözleri basitti, el çırpılarak eşlik edilecek türdendi.Bizde gülümseme duygusu yaratan şarkılar, sanki uzun ömürlü değillermiş izlenimi yaratıyor. Williams’ın şarkısından daha önce listelere girmiş olan en son neşeli şarkı Bobby McFerrin’in Don’t Worry Be Happy adlı şarkısıydı. 1988’de ABD’de liste başı olmuş, üç Grammy ödülü almıştı. Ama zamanla eski ve yapmacık bir hava kazandı. Acaba Happy şarkısını da aynı son mu bekliyor?Zevk veren acıPsikolojinin Sınırları (Frontiers in Psychology) adlı yayın organında geçen yıl yayımlanan bir araştırma durumun böyle olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar hüzünlü müziğin insanda ters etki yarattığını, insanın kendisini daha iyi hissetmesini sağladığını ortaya koydu.Hüzünlü şarkılar dinleyicinin şarkı sözlerinde ve minör melodilerde ifade edilen duyguları dolaylı olarak tecrübe etmesini sağlıyor. Hüzün doğrudan dinleyicinin tecrübesini yansıtmayabilir; ama beynimizde tetiklediği kimyasallarla gözyaşı, artan kalp atışları gibi etkiler yaratarak boşalmamızı sağlıyor. Yani kötü bir duygu yaratmıyor. İnsanlar bu nedenle hüzünlü şarkıları dinliyor, şarkıcılar bu nedenle bu şarkıları söylüyor. Yoksa blues , gospel ve country gibi zorlukları ve hüznü anlatan müzik türleri on yıllarca nasıl var olabilirdi.Histen öte bir şeyPeki dinleyici gerçekten de hüzünle mi bağlantı kuruyor yoksa daha karmaşık bir durum mu söz konusu? McGill Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, ister hüzünlü ister mutlu olsun, duygusal yoğunluğu olan müziklerin, tıpkı yemek, seks ve uyuşturucular gibi, beyindeki haz merkezini uyardığını ortaya koydu. Müziğin zekice düzenlenmiş inişli çıkışlı ritmik yapısı, gerilim yaratan ve gevşeme sağlayan melodisi derin duygular yaratıyor, dinleyici daha çok bu duygusal karmaşıklığa tepki veriyor.Williams’ın şarkı sözleri basit olabilir; ama o, tatmin edici melodik, armonik ve ritmik yenilikler üzerinde Happy şarkısını inşa etmeyi başarıyor. Happy ayrıca bir bakıma bir başka mutlu duygular yaratan usta şarkıcı Stevie Wonder’i güncelliyor sanki. Wonder da on yıllar boyunca şarkılarıyla kendimizi iyi hissetmemizi sağlamıştı.Tüm bunlar belki de uzun yıllar sonra yeniden neşeli şarkıların zamanının geldiğine işaret ediyor.BBC
J.R.R. Tolkien tarafından yazılan ve Peter Jackson tarafından beyazperdeye uyarlanan Hobbit ile son bir kez daha Orta Dünya’ya geri dönüş yapmaya hazırlandığımız bu günlerde, Warner Bros. yeni tanıtım videoları ve fragmanlarla bu hazırlıkta bize yardımcı oluyor denebilir.Zira az sonra izleyeceğiniz fragmanla birlikte yalnızca Hobbit değil, Yüzüklerin Efendisi dönemine de yeniden göz atma fırsatı bulacağınızı söylemem gerekiyor.17 Aralık 2014 tarihinde vizyona girecek olan yapım için özel hazırlanan bu klip tadındaki fragmanda hem Hobbit serisinin üçüncü filminden, hem de Yüzüklerin Efendisi serisinden oldukça önemli sahneler yer alıyor.Süper Kargaİyi seyirler.
Not: Fotoğrafları bilgisayarınıza indirmek için, fotoğrafın üstüne geldiğinizde sol tarafta çıkan paylaşma menüsünün en altındaki indirme tuşunu kullanınız.
La Sagrada Familia (Kutsal Aile) İspanya / Barselona'da bulunan ve modern mimarinin öncülerinden sayılan bir kilisedir. Yapımına Antoni Gaudi tarafından 1882 yılında başlanılan kilise, Gaudi'nin 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu tamamlanamamıştır. Bu nedenle kilisenin yapımına günümüzde hala devam edilmektedir.Bu kilisenin en büyük özelliklerinden birisi, yalnızca halktan gelen yardımlarla inşa ediliyor olmasıdır. 1882 yılında yapımına başlanan kilisenin hala bitmemesinin nedeni yalnızca halktan gelen yardımlarla inşa ediliyor olması ve Gaudi'nin karmaşık mimari tarzının anlaşılamamasıdır.Kilisenin 2026 yılında tamamlanmış olacağını açıklayan yetkililer, bu devasa yapının son haline ilişkin bir de video paylaştılar;
Buradan da duyurduğumuz gibi, yapımcılığının Sony’den Universal’a geçtiği yeni Steve Jobs filminde başrolde Michael Fassbender’ı izleyeceğiz. Deadline’ın haberine göre oyuncu kadrosuna Oscar ödüllü bir isim katıldı: Natalie Portman.Resmi bir açıklama yapılmış olmasa da Natalie Portman’ın, Steve Jobs’un kızı Lisa Brennan-Jobs’u oynayacağı tahmin ediliyor. Steve Jobs, her ne kadar Apple’ın ilk bilgisayarlarından birinin adını kızının ardından isimlendirse de, Lisa ile olan ilişkisi genellikle problemliydi. Uzun süreler ebeveynlik yapmayan Steve Jobs, kızının üniversite masraflarını karşılamış ve Lisa Brennan-Jobs’la arasındaki buzları bir nebze olsun eritmişti.2011 yılında yayınlanan Walter Isaacson imzalı Steve Jobs biyografisinden sinemaya uyarlanacak filmin henüz ismi belirlenmiş değil. Natalie Portman da şu sıralar ilk yönetmenlik deneyimi olan A Tale of Love and Darkness ‘la meşgul.Bant Mag
İstanbul Modern Sinema, Norveç Büyükelçiliği işbirliğiyle, Norveç sinemasının festivallerde övgü ve ödüller toplayan son dönem filmlerini bir araya getirdi. Programda öne çıkan filmler arasında; bu yılki İstanbul Film Festivali’nde “Altın Lale” ödülünü kazanan “Körlük”, yine bu yılın Berlinale’sinde Altın Ayı için yarışan “Buz, Kar ve İntikam” yer alıyor.
Dünyaca ünlü Türk piyanist Fazıl Say’a, Twitter’da paylaştığı mesajı nedeniyle verilen 10 ay hapis cezasına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz edip “beraat” istedi.Twitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle hakkında dava açılan Fazıl Say’a 10 ay hapis cezası verilmişti. Bu hüküm, 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakılmıştı. Buna göre Say 5 yıl içinde başka bir suç işlemezse hakkındaki dava ortadan kalkacaktı. Ancak, Fazıl Say bu karara itiraz ederek denetimli serbestlik şartının kaldırılmasını avukatı aracılığıyla talep etti. Say’ın talebinin kabul edilmesinin ardından İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde yapılan yeniden yargılamasında 10 ay hapis cezası verildi.Odatv.com'um haberine göre; Davayı Yargıtay’a taşıyan Fazıl Say, karara itiraz ederek hapis cezasının kaldırılması talebinde bulundu. Fazıl Say’ın dosyasını inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yerel mahkemenin 10 ay hapis kararının yerinde olmadığına hükmederek “beraat” kararı verilmesini talep etti. Say’ın dosyası Yargıtay’daki incelemenin tamamlanmasının ardından karara bağlanacak. DAVA GEREKÇESİTwitter'da paylaştığı ve Ömer Hayyam'a ait olduğu belirtilen bir rubai nedeniyle Ali Emre Bukağılı, Turan Gümüş ve Orkun Şimşek tarafından şikayet edilen Fazıl Say hakkında iddianame hazırlanarak, geçen yıl dava açılmıştı. 'Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak' ile suçlanan Say'ın ilk yargılaması, İstanbul 19'uncu Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülmüştü. Kaynak: Odatv
Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) 24-29 Kasım 2014 tarihleri arasında Paris’te yapılan Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetlerarası Komite Toplantısı’nda, Türkiye’nin geleneksel sanatı ‘Ebru’, ‘Dünyanın Ortak Mirası’ olarak kabul edildi.UNESCO tarafından en başarılı dosyalardan biri olarak görülen Ebru sanatı, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne girdi. 190 ülkenin katıldığı UNESCO toplantılarını büyük bir heyecanla takip eden Minyatür ve Ebru Sanatçısı Suna Selma Koçal, “Bugün burada bir tarih yaşandı. Bir Türk olarak, bu mücadelenin kalbinde olmak bana büyük bir onur verdi.Ebru sanatımız artık dünyanın ortak mirası olarak kabul edildi. Tarih, bu mücadelenin içinde olanları asla unutmayacak, emeği geçenleri ayakta alkışlalayacaktır. Tek hedefimiz cânım Türkiyemin bayrağını dalgalandırmaktı.” dedi.Ebru sanatçısı Atilla Can’ın, 2009 yılında UNESCO ve Birleşmiş Milletler’e gönderdiği dilekçelerle başlayan serüven, bugün zaferle sonuçlandı. Yazdığı dilekçelerde; ebru sanatının gelecek kuşaklara aktarılması, ebru sanatının koruma altına alınması ve dünyada her yıl eylül ayının ikinci cumartesi gününün ‘Dünya Ebru Günü’ olarak kutlanmasını talep etti.Ebru Sanatçısı Atilla Can ise yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: “Yaklaşık 6 yıldır bu projeyle uğraşıyorum. Bundan 2 yıl önce UNESCO Paris merkez binasının önünde kendime bir söz verdim. UNESCO binasını boydan boya ebru ile kaplayacağım ve ebru sanatının gelecek kuşaklara aktarılması için elimden gelen her türlü çabayı sarf edeceğim. Şu an Paris’te Türk bayrağını göndere çektik ve sanırım böylelikle sözümü tutmuş oldum. Bu bir bayrak yarışıydı. Ebru sanatıyla güzellikler ortaya çıktı. Türkiye UNESCO Milli Komisyonu bayrağımızı devraldı. Kültür Bakanlığımızın büyük katkılarıyla özverili çabalarıyla sonuca vardık. Başta Kültür Bakanımız olmak üzere, UNESCO Büyükelçimiz Sayın Hüseyin Avni Botsalı’ya, Türkiye UNESCO Milli Komisyonu Başkanımız Sayın Öcal Oğuz’a, Araştırma Eğitim Genel Müdürümüz Sayın Okan Ibiş’e, dünyadaki tüm ebru sanatçılarına çok teşekkür ediyoruz.”
Ebru sanatı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Türkiye adına 'Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı.İSTANBULEbru sanatı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından Türkiye adına 'Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne alındı.Kararı AA muhabirine değerlendiren Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Türkiye'nin Paris'te devam eden toplantılarda bir başarı daha kaydettiğini belirterek, 'Geçen yıl mart ayında, ebru Türkiye halk süsleme sanatı hakkında başvuruda bulunmuştuk. Bu toplantıda ebrunun insanlığın somut olmayan kültürel mirası listesine alınma önerimiz az önce kabul edildi. Ebruyla birlikte Türkiye adına temsil listesine kaydedilen unsur sayısı 12 oldu. Diğer başarımız da ebrunun yanında 46 dosya sunmamız oldu. Bizim dosyamız en başarılı ilk 5 dosya arasında gösterildi' diye konuştu.Çelik, emeği geçen herkesi kutladığını belirterek, 'Geçen yıl da Türk kahvesi kültürü ve geleneğini listeye sokmayı başarmıştık. Bugüne kadar Meddahlık, Mevlevi Sema Törenleri, Aşıklık Geleneği, Karagöz, Nevruz, Geleneksel Sohbet Toplantıları, Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, Alevi-Bektaşi Ritüeli: Semah, Tören Keşkeği Geleneği, Mesir Macunu Festivali ve Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı dosyasının kaydıyla birlikte listedeki sayı 12'ye yükseldi' dedi.'Lavaş'ın Ermenistan adına listeye alınmasıKültür ve Turizm Bakanı Çelik, lavaşın Ermenistan adına listeye alınmasının başarısızlık olmadığını anlatarak, lavaşla ilgili Ermenistan'ın başvurusunun, 'Tüm dünyada Ermeni kültürü' olarak tanınmasını amaçladığını söyledi. Azerbaycan'da ortak dosya hazırlanması konusundaki demecinin 'geç kalınmışlık' olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu dile getiren Çelik, hazırlanan dosyanın boşa çıktığı algısının doğru olmadığını vurguladı.Çelik, Ermenistan'ın lavaşı sadece kendilerine mal etme çabalarına değinerek, şunları söyledi:'Biz ise bunun pek çok kültürde ortak bir değer olduğunu söyledik. Alınan kararda Ermenistan sınırlar içerisinde bunun 'Ermeni lavaşı' olarak anılabileceği belirtiliyor. Aynı zamanda bu tip temaların dışlayıcı olmaması ifade edilerek, dünyada tek başına bir kültüre ait olmadığı söyleniyor. Zaten bizim tezimiz de bu yöndeydi. Türkiye, Azerbaycan, Afganistan, Özbekistan heyetleri olarak konferans marjında 'lavaş, ekmek, sepit, yufka' şeklinde dosya vereceğiz. Bu dosyada lavaşın, aslında bütün bölgenin ortak kültürünü ifade eden bir unsur olduğu anlatılacak.''Ermenistan tek başına lavaşın sahibi değildir'Dosyanın sınırlayıcı ve dışlayıcı olmamasının kayda geçirilmesinin önemli olduğunu anlatan Çelik, 'Ermenistan lavaşın tek başına sahibi olarak tescil edilmemiştir. Basında çıkan bu haberler doğru değildir. Ermenistan da lavaşı benimseyen ülkelerden bir tanesidir. Böylece bunun bölgede ortak bir değer olduğu ortaya çıkıyor' dedi.Çelik, Türkiye'ye ait birçok eserin bu listeye dahil edilmesi için çalışmaların devam ettiğini aktararak, dosya içeriği bakımından da iyi projeler hazırlayacaklarını bildirdi.üMuhabir: Sefa MutluAA