Batılı ülkelerde yaşayan herhangi bir vatandaşın gözünde Ortadoğu algısı genellikle aynıdır. İçe kapanık bir sosyal hayat, baskıcı din unsurları tarafından kısıtlanmış bir toplum ve savaşlar... Haklı oldukları noktalar olsa da, batı dünyasına yansıtılan Ortadoğu algısı, medyanın onlara gösterdikleriyle sınırlıdır. Pakistan'da yanlış algılarla biçimlendirilmiş ülkelerden birisi olarak göze çarpıyor. 66 yıllık bağımsızlık geçmişinin yarısından çoğunu askeri yönetimler altında geçirseler de, hem siyasi alanda hem de toplumsal alanda çağdaşlaşma adımlarını atabilen iradeye sahip ülkelerden birisidir Pakistan. Bu içerikte de, iyi kötü birçok noktasıyla Pakistan'da hayatın aslında nasıl olduğunu, ülkeye karşı ekstra bir sempatisi olan fotoğrafçı Aaron Huey'in de gözlemleriyle aktarmaya çalışacağız.
Hemen hemen hepimiz güzel genç kızla yaşlı cadının optik illüzyonunu görmüşüzdür. Ukraynalı ressam Oleg Shuplyak bu işi bir üs seviyeye taşımış. Her tablonun içerisine gizlenen ikinci bir tablo biraz dikkatli bakınca ortaya çıkıyor. İyi eğlenceler dileriz...
Brett Morgen’in yönettiği, Kurt Cobain’in kızı Frances Bean’in yapımcısı olduğu Montage of Heck, Cobain’in hayatını konu eden bir belgesel film olacak. 2015 yılı içerisinde HBO’da yayınlanacak olan filmin ismi, Cobain’in 80’lerin sonunda yaptığı bir kayıtttan geliyor.Birçok Nirvana şarkısının kullanılacağı filmde, bugüne kadar duyulmamış bazı Kurt Cobain kayıtlarına da yer verilecek. Filmin hazırlanışında Kurt Cobain’in şarkı sözlerini yazdığı defterlerden, kamera kayıtlarına kadar birçok kaynaktan faydalanılmış. Belgeselde de bu kaynakların büyük kısmını görmek mümkün olacak.Yönetmen Brett Morgen film için çalışmaya sekiz yıl önce başladığını ve Francis Bean’le temasa geçene kadar sınırlı sayıda kaynağa ve materyale ulaşabileceğini düşündüğünü fakat yoldaki filmin bugüne kadar yapılmış en samimi Kurt Cobain belgeseli olacağını söylüyor.Bir yandan Courtney Love’ın yapımcılığında da bir Kurt Cobain filminin hazırlıklarının sürdüğünü hatırlatalım. Love şu sıralar filmde başrolü oynayacak oyuncuyu seçmek üzere. Ama söz konusu filmin, Montage of Heck kadar heyecan verici olmadığı kesin.Bantmag
Yeşilçam deyince Gülşen Bubikoğlu ve Tarık Akan'ın başrollerini paylaştıkları filmleri hatırlamayan yoktur. Bu yüzden Türk Sineması'nın 100. yılının kutlandığı günlerde o güzel sahneleri tekrar hatırlayalım istedim. Ah Nerede Vah Nerede | 1975Yaz Bekarı | 1975Evcilik Oyunu | 1975Bizim Kız | 1977Alev Alev | 1984
Fransız CG artist (computer graphics artist) Emily Merpillat, dansçı Alexandra Poupin ile From isimli nefis bir video hazırlamış. From, Emily Merpillat’ın ilk kısa filmi. Filmin yönetmenliğini yaptığı gibi kareografileri de Alexandra Poupin’le birlikte hazırlamışlar.
ISPARTA’nın Yalvaç İlçesi’ndeki Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde, M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen Roma dönemine ait evde, alttan ısıtma sistemi kullanıldığı ortaya çıktı. Evin su ve kanalizasyon sistemine sahip olduğu da tespit edildi.Yalvaç’ta Hıristiyanlığın merkezlerinden kabul edilen Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde 5 yıldır devam eden kazılarda önemli bir bulguya rastlandı. Kazı Başkanı, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, geçen yıl açığa çıkardıkları atriumlu (avlu) Roma evi kazısının bu yılki bölümünde ortaya çıkan bulguların şaşkınlık verici olduğunu söyledi.’TABAN ISITMALI YAPILMIŞ’Yaklaşık 2 dönümlük arazi üzerine yerleştirilmiş olan ve M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen evin tipik bir Anadolu evine benzediğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, şöyle dedi:'Evin 2 katlı olduğu, alt bölümünde yer alan külhana bağlı olarak hamam, sauna ve odaları ısıtan alttan ısıtma sistemi olduğunu tespit ettik. Yani konutun bütün tabanı külhandan gelen sıcaklıkla ısıtılıyor olmalıydı. Külhandan çıkan sıcaklık buradaki odaların tabanını ısıtmaktadır. Yapı M.Ö. 25 yılında yapıldığında taban ısıtmalı bir konut olarak tasarlanmış. Burada şu an üzerini kapattık ama bir de su sistemi ortaya çıkardık. Konutun içerisinde su sistemi, kanalizasyon sistemi var. Aynı zamanda banyosu ve bunun yanında saunasının olduğunu görüyoruz.'’ZENGİN BİRİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR’11’inci yüzyıla kadar kullanılmış olduğu anlaşılan evin, cadde üzerinde yer almasının zengin biri ya da Roma’nın ileri gelenlerinden birine ait olduğu ihtimalini güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Özhanlı, 'Ancak buna ilişkin elimizde veri bulunmuyor. Bina 11’inci yüzyıla kadar çok değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış' dedi.’ARAP AKINLARIYLA YAKILMIŞ’Ortaya çıkarılan izlerin yapının yakılarak yıkılmış olduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Özhanlı, şöyle devam etti:'Yanmadan önceki evresinde de çok yoğun kullanılmadığını, özellikle yanık tabakasının altında 4’üncü yüzyıl ve sonrasına ait Hıristiyan ikonografisine ait mermerler üzerine yapılmış resimlerin ele geçmesi, bu yapının yoğun olarak M.S. 4’üncü yüzyılda kullanılmış olduğunu işaret ediyor. Bu yapının büyük ihtimalle 8’inci yüzyılda Arap akınlarıyla yanıp terk edilmiş olduğunu arkeolojik olarak belgelemiş olduk. Bunun bir üst katında yerleşim tekrar devam ediyor. Ancak bu sefer basit konutlar şeklinde devam etmiş olduğunu görüyoruz. Üst tarafta daha önce ortaya çıkarmış olduğumuz buzdolabı görevini gören soğuk depolar şeklinde yapılmış kuyular, 10 ve 11’inci yüzyıla ait evreyi bize belgelemektedir.'Nurettin ARKAN/YALVAÇ (Isparta), (DHA)
ABD'yi sık sık eleştirmesiyle bilinen düşünür ve aktivist Noam Chomsky, Londra'daki Ekvador Büyükelçiliği'nde bulunan WikiLeaks kurucusu Julian Assange'ı ziyaret etti.İki yıl önce Londra ’daki Ekvador Büyükelçiliği’nden sığınma isteyen WikiLeaks ’in kurucusu Julian Assange, kendisini ziyarete gelen ABD ’li düşünür Noam Chomsky’yle neşeli görüntüler sergiledi. Assange’ın toplum önüne sık çıkmadığı biliyor.Sydney Morning Herald’da yer alan habere göre, 24 saat korunan binaya giden Chomsky ile Assange kameralara poz verdi. Assange’ın saçlarının ve sakalının uzadığı görüldü.Aynı zamanda “cinsel tacizle” de suçlanan Assange’ın binayı terk etmesi durumunda tutuklanacağı biliniyor.Radikal
KONUSU: Geçim sıkıntısı çeken insanların yaşadığı bir balıkçı köyünde fabrika kurulması için için tek şart köyde yaşamayı kabul eden bir doktordur. Aranan doktor bulunduğunda ise komedi başlayacaktır.Yapım :2013 - KanadaTür :KomediSüre: :115 Dak.Yönetmen :Don McKellarOyuncular :Taylor Kitsch , Brendan Gleeson , Liane Balaban , Gordon Pinsent , Michael Therriault
Ermeni asıllı ABD’li ekip System Of A Down, Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı sebebiyle bir araya gelerek turneye çıkacağını açıkladı. Uzun zamandır bir arada müzik yapmayan grup “Wake Up The Souls” adını verdikleri turneye 10 Nisan 2015’te Londra’daki Wembley Arena’da başlayacak.Ekip turne kapsamında Rusya, Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika’ya gidecek. Turnenin son konseri 23 Nisan’da Erivan’da gerçekleşecek. Bu aynı zamanda grubun Ermenistan’da verdiği ilk konser olma özelliğini taşıyor.Turnenin gerçekleşeceği yerler ve tarihleri şöyle:10 Nisan- Londra, UK @ Wembley Arena13 Nisan- Köln, Almanya @ Lanxess Arena14 Nisan- Lyon, Fransa @ La Halle Tony Garnier16 Nisan- Brüksel, Belçika @ Forest National17 Nisan- Amsterdam, Hollanda @ Ziggo Dome20 Nisan- Moskova, Rusya @ Olympisky23 Nisan- Erivan, Ermenistan @ Republic SquareHafif Müzik
Jurassic World filminin beklenen fragmanı söz verilen tarihten iki gün önce yayınlandı. En sonunda parkın halka açıldığını görmüş olduk. Parkı yöneten bilim insanları genetiği oynanmış, epey akıllı, hibrit bir dinozor yaratarak büyük bir kumar oynuyor. Bu dinozor hareket eden herhangi bir şeyi öldürüyor. Bu gerilim dolu film 12 Haziran 2015 tarihinde dünya ile aynı anda Türkiye’de de vizyona girecek.Teknoblog
'İran'ın Bob Dylan'ı' olarak gösterilen efsane müzisyen Mohsen Namjoo, 6. Avea Sıradışı Müzik Konserleri kapsamında İstanbul'a geliyor.Türkiye'de 'Ey Saraben' şarkısıyla tanınan ve çok sevilen ve yıllardır performansı dört gözle beklenen İranlı efsane müzisyen Mohsen Namjoo sonunda Türkiye'ye geliyor. Sanatçı, 6. Avea Sıradışı Müzik Konserleri kapsamında 'te İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu'nda konser verecek.'6. Avea Sıra Dışı Müzik Konserleri' kapsamında, ülkemizde değişik kesimlerden çok geniş bir dinleyici kitlesine sahip, İranlı efsane müzisyen Mohsen Namjoo'yu Türkiye'ye getiriyor.Yıllardır performansı dört gözle beklenen Mohsen Namjoo, 30 Ocak 2015 Cuma akşamı, İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu'nda müzikseverlerle buluşacak. New York Times tarafından 'İran'ın Bob Dylan'ı' olarak gösterilen Mohsen Namjoo, Türkiye'de 'Ey Saraben' şarkısıyla tanınıyor ve çok seviliyor.California'da yaşayan İranlı sanatçı, söz yazarı, şarkıcı, müzik eğitmeni ve setar çalgıcısı Mohsen Namjoo, 1976 yılında Torbat-e Jam'da doğdu. 1994 yılında Tahran Üniversitesi'nin Tiyatro ve Müzik fakültesine giren sanatçı burada Alireza Mashayekhi ve Azin Movahed gibi ustalardan da eğitim alırken, Haj Ghorbane Soleimani'den de İran Folk Müziğini öğrendi.Tahran'da kaydedilen Namjoo'nun ilk albümü Toranj, eylül 2007'de İran'da yayınlandı. 2009 yılında İtalya'da piyasaya çıkan 'Oy' albümü ile Avrupa müzik sahnesinde de önemli bir yer edinen sanatçı 2010 yılında Payam Entertainment ile giriştiği ortak projesi 'Namjoo in A Minor' ile yeni bir topluluk eşliğinde kendine ait şarkıları tekrar yorumladı. 2011 yılında raflarda yerini alan 'Useless Kisses' ve 2012 yılında, Stanford Üniversitesi performansının canlı kaydını içeren 'Alaki' albümleri Payam Entertainment tarafından yayınlanırken, Namjoo'nun son albümü 'Trust the Tangerine Peel' ise bu yıl yayınlandı.Türkiye'ye ilk kez gelecek olan Mohsen Namjoo, Çarşamba akşamı da Congresium Ankara 'da Ankaralı müzikseverlerle buluşacak.Habertürk
Los Angeles’ta yaşayan Türk grafik tasarımcı Ozan Karakoç’un, Atatürk’ün meşhur sözlerini kullanarak oluşturduğu kişisel projesi, kıymetli içeriği kadar dönem referanslı müthiş tipografisiyle de görmeye değer.Kişisel ve ticari tipografi projeleriyle bir çok uluslararası yayında ve sergide yer alan Ozan Karakoç’un diğer işleri için profiliniziyaret edebilirsiniz.
Eminem Sia ile düet Yaptıkları çok tartışılan 'Guts Over Fear' adlı parçasına klip çekti. Şarkı 24 Kasım'da satışa sunduğu Shady XV albümünde yer alıyor. Klipte, bir boksörün her türlü engelle karşı karşıya kalmasını konu alıyor. Bulaşık yıkama işi ile faturalarını ödeyemez, kız arkadaşı hamile ve babası da alkolik. Ama o bütün bunlara rağmen, zorluklar karşısında azimle devam eder ve başarıya ulaşır.
Hiç eski zamanlarda kutsal mekanlar nasıldı ya da Hac ziyaretleri nasıl yapılıyordu diye merak ettiniz mi? Günümüz modern dünyasında artık çok kolaylaşan, uçaklarla gidip gelinen, lüks otellerde konaklanan Hac ziyaretleri çok değil bundan 50 yıl önce çok daha farklı şartlarda yapılıyordu.
Bu içeriğimizde bir araya getirdiğimiz fotoğrafları görünce, bu fotoğrafların bir film seti için photoshop aracılığıyla yaratıldığını düşünebilirsiniz. Gerçekten de bu fotoğraflar bir düş gibi görünüyor insanın gözüne. Ama emin olun ki hiçbirinde ne bir oynama ne de bir düzenleme yapıldı. Bu fotoğrafların her biri dünya üzerinde bulunan doğal alanların görüntüleri. İşte dünyanın ne kadar güzel ve eşsiz bir yer olduğunu bizlere hatırlatan, birbirinden muhteşem o doğal güzellikler;
Ankara Sinema Derneği’nin T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlediği Gezici Festival, 20’nci yılını kutlamaya hazırlanıyor. 28 Kasım - 8 Aralık 2014 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak festival, her yıl olduğu gibi Ankara’dan yola çıkacak. 28 Kasım - 4 Aralık’ta başkentteki gösterimleri devam ederken, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nin katkılarıyla, 3-7 Aralık tarihleri arasında Eskişehir’e konuk olacak. Gezici Festival yolculuğunu, son üç yıl kendisine coşkulu bir şekilde ev sahipliği yapan Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla, 5 - 8 Aralık’ta Sinop’ta tamamlayacak.
Katy Perry, Nina Dobrev, Suki Waterhouse, Cody Simpson, Dianna Agron, Danny O'Donoghue,Will.i.am, MAGIC! ve Adam Lambert gibi birçok ünlü bir araya gelerek Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 25. yıldönümünde çocuk hakları farkındalığını oluşturmak adına düzenlenen UNICEF'in #Imagine projesi için John Lennon'ın 'Imagine' şarkısını söyledi.
İkinci Dünya Savaşı’nda, “Mona Lisa” ve “Medusa’nın Salı” gibi eserleri Louvre Müzesi Müdürü Jacques Jaujard’ın nasıl sakladığını anlatan Fransız belgeseli yayınlanmaya hazırlanıyor. Belgeselin yayın haklarını satın almak için dünyanın birçok ülkesinden televizyon kanalı sıraya girdi.Başta Britanya televizyon kanalları olmak üzere birçok ülke son günlerde bir Fransız belgeselinin peşinde koşuyor. Illustrious Yet Unknown/ Illustre et Inconnu adlı belgesel, İkinci Dünya Savaşı sırasında Louvre Müzesi’nin Müdürü Jacques Jaujard’ın, çok gizli bir operasyonla, başta Mona Lisa olmak üzere, müzede sergilenen değerli eserlerin tamamını savaştan 10 gün önce nasıl sakladığını anlatan gerçek bir hikâyeyi anlatıyor. Yönetmenliğini Jean- Pierre Devillers ve Pierre Pochart’ın üstlendiği belgesel, gerçek arşiv görüntüleri, animasyonlar ve Fransız aktör Mathieu Amalric’in sesiyle hayat buldu.GEORGE CLOONEY DE YAPTIJaujard’ın emrinde çalışan Rose Valland, Naziler tarafından yağmalanan 45 bin değerli tablonun gizlice tek tek kaydını tutmuş ve bu kayıtlar, 1945’den sonra eserlerin yerlerine iade edilmesinde çok önemli bir rol oynamıştı. Valland’ın bu cesareti ayrıca, Oscar’lı aktör George Clooney’nin yönettiği ve başrolünde Cate Blanchett’ın yer aldığı The Monuments Men/ Hazine Avcıları filmine de konu olmuştu. Ancak Jaujard, pek az kişi tarafından biliniyordu.Jacques Jaujard, ilk kez 1938’de İspanya İç Savaşı sırasında, Madrid’de bulunan Prado Müzesi’ndeki eserlerin, İsviçre’ye korunma amacıyla kaçırılmasında görev almıştı.TAMİRAT BAHANESİYLE MÜZEYİ KAPATTIBüyük savaşın hemen öncesinde Hitler’in, taviz verilerek yatıştırılması politikasına asla inanmayan Jaujard, ülkesi için en kötü senaryoya karşın hazırlık yapmaya başladı. 1939’da, İkinci Dünya Savaşı başlamadan 10 gün önce Louvre Müzesi’ni “tamirat” bahanesiyle üç gün boyunca kapatan Jaujard, yüzlerce çalışanı ve sanat öğrencisiyle, bu sanat hazinesini tahta kasalara yerleştirdi. Tahta kasalara sığmayacak kadar büyük olan Veronese’in Cana’da Evlenme Töreni, başarıyla rulo yapıldı, Géricault’nun Medusa’nın Salı tablosu da üstü açık bir kamyonete konularak, çok büyük battaniye ile örtüldü.203 ARAÇLIK KONVOYLAEserler, üç farklı renkle işaretlenerek kategorize edildi. Sarı daire çok değerli parçaları, yeşil daire büyük çalışmaları, kırmızı daireyse dünya mirasını temsil ediyordu. Mona Lisa’nın konulduğu beyaz kasanın üzerinde üç tane kırmızı daire vardı. Özel araçlar, ambulanslar, kamyonlar, nakliye kamyonetleri ve taksilerin seferber edildiği 203 araçlık konvoy, bin 862 parça tahta kasayı, bir Ağustos sabahı erkenden Fransa’nın çeşitli yerlerine dağılmış çok sayıda şatoya taşıdı.Naziler Fransa’yı işgal ettikten sonra Hitler, Fransız sanat koleksiyonu için Kont Franz Wolff-Metternich’i görevlendirdi.1940’da Fransa’ya gelerek Jaujard ile görüşen Metternich, Louvre’u gezmek istedi. Jaujard’ın anılarında yazdığına göre, Louvre’un tamamen boşaltıldığını gören Metternich’in içi rahatlamıştı.Metternich gibi Nazi Partisi üyesi olmayan Alman aristokratların, Jaujard’a Fransız sanat hazinelerini Nazi yağmasından koruma konusunda yardım ettikleri sanılıyordu. Nitekim, Jaujard, savaştan sonra De Gaulle’e başvurarak, Metternich’e Légion d’honneur nişanı verilmesini istemişti.GUARDIAN