onedio
Ülkemizden Yurt Dışına Kaçırılan 10 Çok Etkileyici Tarihi Eser
Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde, çeşitli ülkelerden gelen arkeologlar, araştırmacılar, turistler tarafından yağmalanmaya başlamıştır. İrili ufaklı binlerce eser yurt dışına kaçırılmış, bazı eserler ise Osmanlı padişahları tarafından hediye edilmiştir. Kaçırılan bazı eserler yok artık dedirtecek cinstendir.
Büyülü Gerçek Paylaşılamıyor
Edebiyatta “Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü olan Gabriel Garcia Marquez’in arşivi Teksas Üniversitesi’ne satılınca, Kolombiya ayağa kalktı. Hükümet, “Bazı eserleri kalacak” açıklaması yapmak zorunda kaldı.“Büyülü Gerçekçilik” akımının öncüsü, Gabriel Garcia Márquez’in, aralarında Fidel Castro ile birlikte yürüttükleri siyasal çalışmanın notları da bulunan arşivinin, Teksas Ünversitesi’ne satılmasına ülkesinde tepkiler sürerken, ünlü yazara ait bazı orijinal eserlerin Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’nde kalacağı açıklandı.Kolombiya tepki gösterdiKolombiya Kültür Bakanı Mariana Garcés Córdoba, Marquez’in arşivinin ülke dışına çıkmasının, önemli bir kayıp olduğunu fakat yazarın ailesinin isteği üzerine buna izin verdiklerini kaydetmişti. Ancak Kolombiya Ulusal Kütüphanesi’ne ait Twitter hesabından yapılan açıklamada Nobel ödüllü yazarın, Yüzyıllık Yalnızlık romanının daktiloda yazılmış orijinal sayfaları ile yazara ait birkaç kitabın, ülkesinde kalacağı duyuruldu.Márquez’in arşivinin yurtdışına satılmasına hükümetin izin vermesine yönelik tepkiler de artıyor. Yazar Eduardo Márceles, Kolombiya RCN Radyosu’na yaptığı açıklamada, arşivlerin uluslararası açık artırmaya çıkarılmasını ve Kolombiyalılara en azından bu arşivleri satın alma şansı verilmesi gerektiğinin altını çizdi. NYT
Nuri Bilge Ceylan'dan 'Bakmak' Üzerine
Altın Palmiye ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, 2003'ten bu yana çektiği fotoğrafları, Dirimart Galeri'de sergiliyor. 'Bakmak Üzerine' adlı sergi, fotoğraflara konu olan öznelerin izleyicilere bakışlarına odaklanıyorNişantaşı'nda bulunan Dirimart Galeri, Altın Palmiyeli yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın, küratörlüğü Heinz Peter Schwerfel tarafından üstlenilen sergisini ağırlıyor. İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger'in aynı adlı kitabına göndermeyle 'Bakmak Üzerine' adını alan sergi, ağırlıklı olarak Ceylan'ın 2003'ten bu yana çektiği fotoğraflarından oluşuyor. Büyük boyutlu dokuz fotoğrafın yer aldığı serginin önceki akşam gerçekleşen açılışında konuştuğumuz küratör Heinz Peter Schwerfel, 'Bu sergideki fotoğraflar, bakmak teması üzerine seçildi. Sergideki fotoğraflarda yer alan özneler direkt olarak, çarpıcı biçimde, izleyiciye bakıyor. Burada 'bakmak' kelimesini iki farklı şekilde kullandık, özneler izleyiciye izleyiciler de öznelere bakıyor. Bu seçkide insanlara odaklanmak ve bakmak üzerine bir oyun oynamak istedim. İlk başlarda insanların bakışından çok etkilenmiştim. Çok güçlü bir şekilde size bakıyorlar. İnsanlardaki bu duyguyu yakalamak manzara fotoğraflarına göre çok daha zor bir iş. Bir başka açıdan da bu fotoğrafların August Sander'ı bana hatırlatan bir yönü var. Sander, yüzyılın başlarında güncel insanları çekti ama bu insanlar tarih sahnelerinden fırlamış gibi görünüyordu. Nuri Bilge Ceylan'ın fotoğraflarını gördüğümde hemen aklıma bu geldi ve onun da çok hoşuna gitti bu bağlantı. Böylece seçkiyi bunun üstüne kurduk,' diyor. Küratör Schwerfel, Nuri Bilge Ceylan'ın sineması ve fotoğrafları arasındaki bağı da şöyle özetliyor: 'Hem sinemasında hem de fotoğraflarında zamansızlık hakim. Ne zaman çekildiğinin önemi yok, filmlerinde de bu zamansızlık önemli. İkincisi filmlerinde insan ruhunun farklı yönlerine farklı katmanlarına ve belirsizliğe odaklanıyor. Örneğin, 'Kış Uykusu' filminde üç saat boyunca izlediğiniz adamı aslında o kadar da anlamadığınızı anlıyorsunuz sonunda. Fotoğraflarındaki karakterleri de böyle belirsizlik içinde ve anlaşılması zor.'Nuri Bilge Ceylan için katalog metnini kaleme alan güncel sanatçı Shirin Neshat, metinde, 'İster tek bir kare fotoğrafıyla ister filmlerinden biriyle Nuri Bilge Ceylan, izleyicisini son derece yoğun bir şekilde duygulandırabilen anlatılar yaratma yeteneğine sahip bir sanatçı,' diyor. Sergi 23 Aralık'a dek Dirimart'ta görülebilir.FİSUN YALÇINKAYA | Milliyet Sanat
Reklam
Otel İnşaatında Ortaya Çıkan Tarihi Sarnıcı Gömmek İstediler...
Eski İnci Sineması'nın bulunduğu arazideki hafriyatta çıkan tarihi sarnıç iş makinası ile gömülürken yakalandı.Radikal Gazetesi'nden Ömer Erbil'in haberine göre, Şişli Halaskargazi’deki 15 dönümlük arazi üzerine yapılan otel inşaatının hafriyatında büyük bir tarihi yapının izlerine rastlandı. Ermeni Katolik Mıhitaryan Manastırı ve Mektebi Vakfı’na ait eski İnci Sineması'nın bulunduğu arazinin hafriyatında çıkan tarihi yapı iş makinaları ile yok edilmeye çalışılırken son anda duyarlı bir vatandaşın ihbarı ile kurtarıldı. İstanbul Arkeoloji Müzesi arkeologları ihbar üzerine alana gittiklerinde Bizans dönemi sarnıç olduğunu tahmin ettikleri yapının yok edilmek üzere olduğunu tespit ettiler. İnşaat durdurularak Koruma Kurulu’na suç duyurusunda bulunuldu.İstanbul’da Pangaltı Ermeni Katolik Mıhitaryan Manastır ve Mektebi Vakfı’na ait olan arazi üzerinde bulunan ve 1946 yılında inşa edilen İnci Pasajı geçtiğimiz Mayıs ayında yıkılmıştı. Vakfa ait yaklaşık 15 dönümlük arazide kültür varlığı olarak onaylanan okul ve kilise dışındaki dükkânlar ile birlikte Yeşilçam filmlerinin tarihi mekânı İnci Sineması da 2 ay önce yıkıldı.Otel inşaatı için başlanan hafriyat bir süredir devam ediyordu. Önceki gün yapılan çalışmalar sırasında büyük bir kemerli tarihi yapının tonozlarına rastlanıldı.Duyarlı vatandaş farkettiBir süre bekleyen iş makinası daha sonra alelacele tonozun üzerini örtmeye, kapatmaya çalıştı. Bu sırada duyarlı bir vatandaş bu çalışmayı kameraya çekti. Kamera görüntülerinde de tarihi kemerin bulunduğu yerin içini hafriyatla doldurmaya çalışıldığı açıkça görülüyor. Daha sonra gece devam edecek çalışmalar sırasında kimse görmeden sarnıç yok edilecekti. Çünkü 2863 sayılı yasa gereğince tarihi bir yapıya rastlanıldığında derhal iş makinasının durdurularak en yakın müzeye haber verilmesi gerekiyor.Bunu her müteahhit bildiği gibi, müzeye haber verilirse orada arkeolojik kazı başlatılacağı ve işin uzayacağı da tahmin ediliyor. Bu nedenle tarihi yapının üzeri 'kimse görmesin' diye kapatılmak istendi. Duyarlı vatandaş İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü'ne görüntülerle birlikte ihbarda bulundu.Arkeoloji Müzesi devreye girdiMüze arkeologları inşaat arazisine gitti. İş makinasının tarihi yapıyı tahrip ettiğini, içini hafriyat atıklarıyla doldurduğunu tespit etti. Hafriyatı durdurdu. Tarihi yapının sağa ve sola oldukça derinlemesine büyük olduğunu gördü. Ancak tarihi yapıyı tam olarak tanımlayabilmek için derhal arkeolojik kazı yapılması gerektiğini raporuna yazdı.Bizans dönemi sarnıcı olabileceği tahmini yapıldı. Müze yetkilileri de İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na suç duyurusunda bulunarak inşaatın durdurulup, arkeolojik kazı izni verilmesi istendi. Şimdi Koruma Kurulu’nun vereceği karar bekleniyor.Hafriyat sırasında tarihi yapıya rastlanıldığında derhal koruma kurulu ve en yakın müzeye haber verilmesi gerektiğini belirten müze yetkilileri, arazide tahrip edilen başka yapılar da olabileceğini ve bu durumun 2863 sayılı yasaya göre suç olduğunu ifade ettiler.Arazi, 2013 yılında yapılan plan değişikliğiyle “Turizm Tesis Alanı” olarak kabul edilerek emsal 3, yükseklik serbest bırakıldı. 15 bin metrekarelik arazinin inşaat alanı 45 bin metrekareye ulaştı. Yapılan plan değişikliği Halaskargazi Caddesi üzerinde yapı, nüfus ve trafik yoğunluğunu artırdığı aynı zamanda silüeti etkilediği gerekçesiyle Büyükşehir Belediyesi Planlama Müdürlüğü, Belediye Meclisi’ne olumsuz görüş bildirmişti. Ancak buna rağmen plan değişikliği kabul edilmişti. Değişikliğe CHP’li meclis üyeleri ret oyu vermişti.Ömer Erbil | Radikal
Lavaş, Ermenistan'ın Kültürel Mirası Oldu
UNESCO, Ermenistan mutfağının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirttiği lavaşı “Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ne ekledi.UNESCO, 2014 yılının “Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ni açıkladı. Lavaş “Ermeni mutafağının ayrılmaz bir parçasını oluşturan ince ekmek” şeklinde tanımlandı.Göçebe Türk çadırları da yer aldıLavaşın yapım aşamasının da anlatıldığı açıklamada lavaşın düğünlerde de bir ritüelin parçası olduğu belirtilerek “Bereket ve refah getirmesi için yeni evlilerin omuzlarına yerleştirilir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada listedeki ürünler için “eşsiz” ve “özgün” gibi kelimeler kullanmaktan kaçınıldığı vurgulandı. Listede Bulgaristan’ın Çiprovski kilimi yapma geleneği, Kırgız ve Kazakların “yurt” adı verilen göçebe Türk çadırlarının yapımındaki geleneksel bilgi ve becerileri, Kazakların geleneksel Dombra Kuy sanatı gibi maddeler de yer aldı.Türkiye ve Azerbaycan birlikte başvuracaktıKültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’la birlikte çok önemli projeler yapacaklarını belirterek “Lavaş başta olmak üzere pek çok dosyayı UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine ortak dosya olarak vereceğiz. Köroğlu konusunda da ortak dosya çalışmamız var” demişti.Milliyet
Reklam
-Bir Güzel Adam; -Ömür Kılıçaslan Ve Hariçten Gazelciler
-Türkiyede müzik mi yapluyooo yeeaa,-Abi adamlar bir solo yazıyor, üüff üf. -Bitirdiler hocam müziği bu memlekette, yok yani. Vs.. vs..Gibi klişelere tokat gibi grup. Belki biraz iddaalı bir giriş ama, dinleyici olarak müzik piyasasıyla ilgiliyseniz bana hak verebilirsiniz. -2001'de İzmit'te kurulduk.Uzunca bir süre Körfez manzarasına çaldık.Sık sık kadro değişiklikleri yaşadık ve uzunca bir süre sessizlik içinde bekledik. Artık hareketlenme zamanı geldi... Artık İstanbul'dayız. Üçlümüzü kurduk ve yolumuzda ilerliyoruz... 2008'de ilk albüm, 2013 te ikinci albüm ve 2014'te bir ölüm.Grubun vokali ve çağlama adlı enstrümanın mucidi, virtüözü Ömür Kılıçaslan, sabaha karşı dengesini kaybederek evinin balkonundan aşağıya düşüp, can veriyor. Geriye bize bu listeyi yapmak ve yer yer tasavvuf'a değinen inceden sözleri anlayıp, reggae altyapılı, çağlama soloları ve gümbür gümbür bass riffleri ile yakaladıkları modern soundu dinleyip, yetinmek kalıyor.
The Hateful Eight’ten İlk Fotoğraf Paylaşıldı
Eğer The Hateful Eight için hala heyecanlı değilseniz, belki bu fikrinizi Samuel L. Jackson’ın Twitter hesabından paylaştığı iki adet fotoğraf değiştirebilir.Jackson dün akşam saatlerinde paylaştığı fotoğraflar The Hateful Eight’in oyuncu kadrosuyla Quentin Tarantino arasında geçen provalardan görüntüleri hayranlarıyla buluşturdu. Fotoğrafta yer alan isimlerse tabii ki Samuel L. Jackson, Quentin Tarantino, Kurt Russell, Walton GOggins, Michael Madsen, Tim Roth, Bruce Dern, Jennifer Jason Leigh ve Demian Bichir.Samuel L. Jackson paylaştığı fotoğrafların altında yazdığı yorumda ise “Hateful Eight provaları.. Harika vakit geçiriyoruz. Film gerçekten müthiş olacak!” cümlelerini sarfetti.Sözü daha fazla uzatmadan sizleri bu iki görselle başbaşa bırakalım.Süper Karga
Türk-Fransız Edebiyat Ödülü Hakan Günday'a Verildi
Fransa’nın başkenti Paris’te bu akşam düzenlenen törenle bu yıl ki Türk-Fransız Edebiyat Ödülü, 'Ziyan' isimli romanıyla Hakan Günday’a takdim edildi.Ödül Komitesi Başkanı gazeteci-yazar Kenize Murad, törende yaptığı konuşmada,Türkçe yazdığı romanı Fransızcaya da çevrilen yazarı, romanındaki akıcı ve edebi dilinden dolayı bu yıl ki ödüle layık gördüklerini belirterek, kutladı.Yazar Günday, yazarlığa adım atmasından Fransız edebiyatının ve Fransız yazarlarını önemli etkisi olduğunu belirterek, bu anlamlı ödülün kendisine verildiği için teşekkür etti.Günday, ödül törenin ardından, Fransızcaya çevrilen kitabını, okurları için imzaladı. Ödül törenine, Fransız ve Türk edebiyatseverler ilgi gösterdi. Törenin ardından, davetliler için resepsiyon düzenlendi.Edebiyat ödülü, her yıl Türkiye konulu roman veya deneme kaleme alan Türk veya Fransız yazara veriliyor.Kenize Murad'ın başkanlığını yaptığı ödül komitesinde Ali Kazancıgil, Gaye Petek, Timur Muhittin, Alexandre Jevakhoff, Nedim Gürsel ve Venus Khoury Gata bulunuyor.Hakan Günday, 'Kinyas ve Kayra', 'Zargana' ve 'Azil' gibi kitaplarıyla tanınıyor. Günday bir süre önce basına yaptığı açıklamada, Atatürk'e suikast girişiminde bulunduğu için idam edilen Ziya Hurşit'i merak ettiğini ve romanı 'Ziyan'da Ziya Hurşit ile 'sakıncalı' bir eri buluşturduğunu söylemişti.AA
Reklam
Dünyanın En İyi 24 Konser Salonu
3 Ağustos 1778’de açıldı. Binanın açılış gecesinde Antonio Salieri’nin Europa riconosciuta adlı eseri sahnelendi. 200 Yıldan fazla bir süredir hizmet veriyor.
Sesini Karadeniz'den Alan 10 Harika Albüm!
Durmadan esen bir rüzgârdır Karadeniz! Bazen içinizi titreten bir sevdaluk hikayesi anlatır, bazen yerinizde duramayacağınız bir neşeye sürükler...İçinde türlü türlü hikâyeler, türlü türlü duygular barındıran bu güzel müziği sevenler için mini bir seçki hazırladık!
Julien Douvier'den Günlük Rutini Resmeden 10 Sinemagraf
Julien Douvier dört sene boyunca aynı saatte uyanıp, aynı rota üzerinden, aynı binaların önünden geçerek her gün bir önceki günü tekrar ettiğini farkedince bu rutini resmetmenin yolunu bulmaya karar vermiş ve ortaya bu enfes sinemagraflar çıkmış.Julien Douvier gif formatında olan bu sinemagrafların, Ólafur Arnalds’ın Happiness Does Not Wait şarkısı eşliğinde daha anlamlı olduğu kanaatinde.Julien Douvier’in kişisel internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.
Reklam
Pakistan'daki Günlük Yaşamın Sanılandan Daha Farklı Olduğunu Gösteren 28 Fotoğraf
Batılı ülkelerde yaşayan herhangi bir vatandaşın gözünde Ortadoğu algısı genellikle aynıdır. İçe kapanık bir sosyal hayat, baskıcı din unsurları tarafından kısıtlanmış bir toplum ve savaşlar... Haklı oldukları noktalar olsa da, batı dünyasına yansıtılan Ortadoğu algısı, medyanın onlara gösterdikleriyle sınırlıdır. Pakistan'da yanlış algılarla biçimlendirilmiş ülkelerden birisi olarak göze çarpıyor. 66 yıllık bağımsızlık geçmişinin yarısından çoğunu askeri yönetimler altında geçirseler de, hem siyasi alanda hem de toplumsal alanda çağdaşlaşma adımlarını atabilen iradeye sahip ülkelerden birisidir Pakistan. Bu içerikte de, iyi kötü birçok noktasıyla Pakistan'da hayatın aslında nasıl olduğunu, ülkeye karşı ekstra bir sempatisi olan fotoğrafçı Aaron Huey'in de gözlemleriyle aktarmaya çalışacağız.
Reklam
HBO'dan Kurt Cobain Belgeseli Geliyor
Brett Morgen’in yönettiği, Kurt Cobain’in kızı Frances Bean’in yapımcısı olduğu Montage of Heck, Cobain’in hayatını konu eden bir belgesel film olacak. 2015 yılı içerisinde HBO’da yayınlanacak olan filmin ismi, Cobain’in 80’lerin sonunda yaptığı bir kayıtttan geliyor.Birçok Nirvana şarkısının kullanılacağı filmde, bugüne kadar duyulmamış bazı Kurt Cobain kayıtlarına da yer verilecek. Filmin hazırlanışında Kurt Cobain’in şarkı sözlerini yazdığı defterlerden, kamera kayıtlarına kadar birçok kaynaktan faydalanılmış. Belgeselde de bu kaynakların büyük kısmını görmek mümkün olacak.Yönetmen Brett Morgen film için çalışmaya sekiz yıl önce başladığını ve Francis Bean’le temasa geçene kadar sınırlı sayıda kaynağa ve materyale ulaşabileceğini düşündüğünü fakat yoldaki filmin bugüne kadar yapılmış en samimi Kurt Cobain belgeseli olacağını söylüyor.Bir yandan Courtney Love’ın yapımcılığında da bir Kurt Cobain filminin hazırlıklarının sürdüğünü hatırlatalım. Love şu sıralar filmde başrolü oynayacak oyuncuyu seçmek üzere. Ama söz konusu filmin, Montage of Heck kadar heyecan verici olmadığı kesin.Bantmag
Yeşilçam'ın Unutulmaz Gülşen Bubikoğlu & Tarık Akan Filmleri
Yeşilçam deyince Gülşen Bubikoğlu ve Tarık Akan'ın başrollerini paylaştıkları filmleri hatırlamayan yoktur. Bu yüzden Türk Sineması'nın 100. yılının kutlandığı günlerde o güzel sahneleri tekrar hatırlayalım istedim. Ah Nerede Vah Nerede | 1975Yaz Bekarı | 1975Evcilik Oyunu | 1975Bizim Kız | 1977Alev Alev | 1984
Un Üzerinde Dans Etmek
Fransız CG artist (computer graphics artist) Emily Merpillat, dansçı Alexandra Poupin ile From isimli nefis bir video hazırlamış. From, Emily Merpillat’ın ilk kısa filmi. Filmin yönetmenliğini yaptığı gibi kareografileri de Alexandra Poupin’le birlikte hazırlamışlar.
2 Bin Yıllık Alttan Isıtmalı Ev
ISPARTA’nın Yalvaç İlçesi’ndeki Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde, M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen Roma dönemine ait evde, alttan ısıtma sistemi kullanıldığı ortaya çıktı. Evin su ve kanalizasyon sistemine sahip olduğu da tespit edildi.Yalvaç’ta Hıristiyanlığın merkezlerinden kabul edilen Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde 5 yıldır devam eden kazılarda önemli bir bulguya rastlandı. Kazı Başkanı, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, geçen yıl açığa çıkardıkları atriumlu (avlu) Roma evi kazısının bu yılki bölümünde ortaya çıkan bulguların şaşkınlık verici olduğunu söyledi.’TABAN ISITMALI YAPILMIŞ’Yaklaşık 2 dönümlük arazi üzerine yerleştirilmiş olan ve M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen evin tipik bir Anadolu evine benzediğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, şöyle dedi:'Evin 2 katlı olduğu, alt bölümünde yer alan külhana bağlı olarak hamam, sauna ve odaları ısıtan alttan ısıtma sistemi olduğunu tespit ettik. Yani konutun bütün tabanı külhandan gelen sıcaklıkla ısıtılıyor olmalıydı. Külhandan çıkan sıcaklık buradaki odaların tabanını ısıtmaktadır. Yapı M.Ö. 25 yılında yapıldığında taban ısıtmalı bir konut olarak tasarlanmış. Burada şu an üzerini kapattık ama bir de su sistemi ortaya çıkardık. Konutun içerisinde su sistemi, kanalizasyon sistemi var. Aynı zamanda banyosu ve bunun yanında saunasının olduğunu görüyoruz.'’ZENGİN BİRİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR’11’inci yüzyıla kadar kullanılmış olduğu anlaşılan evin, cadde üzerinde yer almasının zengin biri ya da Roma’nın ileri gelenlerinden birine ait olduğu ihtimalini güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Özhanlı, 'Ancak buna ilişkin elimizde veri bulunmuyor. Bina 11’inci yüzyıla kadar çok değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış' dedi.’ARAP AKINLARIYLA YAKILMIŞ’Ortaya çıkarılan izlerin yapının yakılarak yıkılmış olduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Özhanlı, şöyle devam etti:'Yanmadan önceki evresinde de çok yoğun kullanılmadığını, özellikle yanık tabakasının altında 4’üncü yüzyıl ve sonrasına ait Hıristiyan ikonografisine ait mermerler üzerine yapılmış resimlerin ele geçmesi, bu yapının yoğun olarak M.S. 4’üncü yüzyılda kullanılmış olduğunu işaret ediyor. Bu yapının büyük ihtimalle 8’inci yüzyılda Arap akınlarıyla yanıp terk edilmiş olduğunu arkeolojik olarak belgelemiş olduk. Bunun bir üst katında yerleşim tekrar devam ediyor. Ancak bu sefer basit konutlar şeklinde devam etmiş olduğunu görüyoruz. Üst tarafta daha önce ortaya çıkarmış olduğumuz buzdolabı görevini gören soğuk depolar şeklinde yapılmış kuyular, 10 ve 11’inci yüzyıla ait evreyi bize belgelemektedir.'Nurettin ARKAN/YALVAÇ (Isparta), (DHA) 
Reklam