Çin'de Panda Koruma ve Araştırma Merkezi'nden bilim insanları, pandaların dilini çözdü. Yapılan araştırmaya göre pandalar; 'açım', 'mutsuzum' ve 'beğendim' anlamına gelen birkaç ses çıkarabiliyor.
İklim değişikliği ve küresel ısınma Dünya üzerinde önemli değişikliklere yol açıyor. Alman uzmanların Güney Kutbu'nda yaptığı bir araştırma, çarpıcı bir uyarıya neden oldu.
Çin'de Panda Koruma ve Araştırma Merkezi'nden bilim adamları, pandaların dilini çözdü.Şinhua ajansının haberine göre, Çin'in güneybatısındaki Sıçuan eyaletinde bulunan merkez, pandaların çıkardığı 13 farklı sesin hangi anlama geldiğini belirledi.Projeyi yürüten ekibin lideri Cang Hı Min yaptığı açıklamada, pandaların 'açım', 'mutsuzum' ve 'beğendim' anlamına gelen bir kaç ses çıkarabildiğini belirtti. Cang, pandaların büyürken annelerinden cıvıldama, kükreme, bağırma, mızırdanma, cıyaklama gibi seslerle duygularını nasıl ifade edeceğini öğrendiklerini söyledi.
Belçikalı ve İngiliz bilim insanlarının yaptığı araştırmaya göre “kötü” karakterdeki insanların başarılı olma eğilimi daha yüksek. Ancak bu özellik, bazı olumsuzlukları da beraberinde getiriyor.
Yeryüzünde birçok hayvan türü insanlar gibi kansere yakalanıyor. Fakat bazı gizemli hayvan türleri var ki, kanser ile savaşmanın şaşırtıcı yollarını kullanıyorlar.
Yıllardır yapay kan damarı üretmeyi deneyen bilim insanları geliştirdikleri yeni bir teknolojiyle bu hayali başardı.Bir Çin biyo teknik firmasının geliştirdiği 3 boyutlu yazıcıyla yapılan kan damarı, başka organlarının aynı yolla üretilmesine vesile olacak.
'Eğer beynimiz, onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı o zaman öyle aptal olurduk ki, yine anlayamazdık onu. Örneğin, bizimkinden çok daha basit yapıda beyinler de var. Bir solucanın beyninin nasıl işlediğini anlayabiliyoruz mesela, en azından büyük ölçüde. Solucanın kendisi anlayamaz bunu, çünkü beyni fazla basittir bu iş için.' Gelin, biz yine de bir irdeleyelim beyinlerimizi. En kötü kadın-erkek beyni arasındaki farkları öğrenmiş oluruz…
Hani bazı soundtrackler vardır ya, filmi ya da diziyi izlerken sizi mest eden ve ya bir oyunu oynarken oyundan daha çok kendinizi kaptırdığınız. Film biter o şarkıyı ararsınız, bulunca da saatlerce dinlersiniz. Sonra bir bakarsınız ki filmden çok daha güzel bir şarkı. Bazen de filmi izlemeden şarkısı duyup seversiniz, o heyecanla filmide izlersiniz ama hayal kırıklığına uğrarsınız. Biz de sizler için ekşi sözlükteki 'filmine fark atan soundtrackler' entrysinden en güzel olanları derledik. Keyifli dinlemeler.Film özetleri beyazperde ve sinemalar adresinden alınmıştır.
Kullandığınız CD yeniden yazılabilir değilse o CD'deki verileri bilgisayar üzerinde yok etmenin maalesef bir yolu yok. Ancak çeşitli şekillerde zarar vererek kurtulabilirsiniz ki insanoğlu genellikle ve en kolay yol olarak kırmayı tercih eder. Ancak farklı yollarda mevcut burada izleyeceğiniz gibi mesela. 240.000 volt elektrikle de bunu yapabilirsiniz ancak çok cüzi bir fiyatı olan CD için onca elektriği harcamaya ne gerek var derseniz buna mantıklı bir cevap veremeyiz. 😂😂😂
Birçoğumuz, teknolojiyi bir stres sebebi olarak algılayabiliriz. Sürekli gelen e-postalar, mesajlar ve bitmek bilmeyen aramalar, oldukça bunaltıcı ve can sıkıcı olabilir. Bu nedenle, size biraz da teknolojinin rahatlatan yüzünü göstermek istedik.Anı yaşamak ve farkındalığı artırmak, beyindeki nöronları çoğaltmaya yardımcı olabiliyor. Daha dikkatli ve duygularını kontrol edebilen bireyler haline gelebiliyoruz. Ancak bunu elde etmek, çok da kolay değil.Tam da bu sebeple, insanlar anı yaşama becerilerini geliştirmek adına cihazlardan ve bazı tekniklerden yardım almayı tercih edebiliyorlar. Örneğin yoga, kullanılan en eski teknikler arasında yer alıyor. Fiziksel hareketlerimize ve nefesimize odaklanarak zihni temizlemek çok daha kolay olabiliyor.Fakat yoga pek size göre değilse, bilim ve teknolojinin imkanlarından faydalanarak anı yaşamayı öğreten uygulama ve cihazlardan yararlanabilirsiniz. Kulağa ironik gelse de, teknolojiyi iç huzuru bulmak için kullanmak da mümkün.
İnsanlığın kısa bir süre içinde çöplük haline getirdiği uzaya dikkat çeken 2013 yapımı Gravity (Yerçekimi) filmini hatırlarsınız. Yönetmenliğini Alfonso Cuarón’un yaptığı, başrollerini Sandra Bullock ve George Clooney’nin paylaştığı filmde, atmosferde özgürce gezen atıkların yol açtığı bir kaza yüzünden, kendilerini bir anda ölüm kalım mücadelesinin ortasında bulan iki astronotun hikayesine tanıklık etmiştik. Peki gerçekte bu durum nasıl? Uzayda dolaşan çöpler, bizler için yaşamsal bir risk yaratıyor mu? İsterseniz bu sorulara, eldeki verilerle yanıt arayalım...
NASA, bugün insanlığın Uluslararası Uzay İstasyonu'na ilk yerleşiminin 15. yılını kutluyor. İnsanlığın Dünya dışındaki tek yerleşim yeri olan bu istasyon, Dünya'ya verdiğimiz zararın boyutları düşünüldüğünde belki de geleceğimizin küçük bir temsili konumunda.
Aldatmanın da bilimi mi olurmuş demeyin. Elbette olur! Her duruma olabildiğince açıklama getirmeye çalışan bilimin, sosyal yaşantımızın olmazsa olmazlarından aldatma konusuna açıklama getirmeyeceğini düşünmüyordunuz herhalde, değil mi?
İnsan vücudu o kadar karmaşık bir sistem ki, binlerce yıllık tıbbi bilgiye ve tecrübeye rağmen, hala doktorları ve araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. O yüzden bize çok sıradan görünen vücut parçalarımız ya da fonksiyonlarımızda bile çok ilginç ve beklenmedik şeyler saklı olabilir. Hapşırmaktan tırnak uzamasına kadar 100 adet abuk, şaşırtıcı ve ilginç gerçekler aşağıda:
Gelişmiş uygarlığın topyekün çökebileceği ihtimali, günümüzde tüm dünyayı tehdit eden bir felaket olarak görülüyor. Birçok bilim insanı, teknolojiye dayalı, gelişmiş toplumların, aşırı karmaşık bir yapı altında ezilen, ani bir çöküş ihtimaline karşı günbegün savunmasız hale gelen kağıttan bir kuleye dönüşmesinden kaygı duyuyor. Bilim adamı John Casti'nin sıraladığı bazı uç senaryolar gerçekleşirse mali sistem çökecek, iletişim, ulaşım, elektrik, yiyecek ve içecek akışı kesilecek ve bir sabah, modern çağların mazi olduğunu görerek uyanacağız.
Son günlerde bilim camiamızdan birçok güzel haber aldık, alıyoruz. Prof. Dr. Aziz Sancar'ın Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmasıyla başlayan süreçte, güzel bir haber daha aldık. Prof. Dr. Vamık Cemal Volkan, psikanaliz alanının en değerli ödüllerinden 'Mary Sigourney Psikanaliz Ödülü'nü kazandı. Ödülün diğer sahibiyse psikolog Jay Greenberg oldu.Vamık Volkan daha önce yaptığı çalışmalardan ötürü Nobel Barış Ödülü'ne de aday gösterilmişti.