Bollywood'a uzağız. Komik dansları ve sürekli filmleri dolduran şarkıları ve uzak olduğumuz kullanılar dilleri yüzünden. Bakış açınızı değiştirin ve ufkunuzu açın.. Bu adamı tanıyın.. Bazı şarkıları kalbinizde hissedeceksiniz ve bu adamı seveceksiniz. Milyonlarca seveni 11 milyonu geçen Twitter takipçisi ve son olarak The Proud of India SRK olarak Trend Topic olmuş bu eğlenceli, karizmatik, seksi, yetenekli adam size kendini sevdirecek. Teşekkürler.
Son senelerin en hype gruplarından Yüzyüzeyken Konuşuruz bu seneye tam gaz ay gaz devam ederken malesef geçen hafta dağıldıklarını açıkladılar. Onlar bu alternatif müziğe alternatif isimler akımının öncülerinden olduğu için ilk sıraya onları koyduk.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 10. Ekonomik Kalkınma Planı'nı açıkladı. Davutoğlu, 'Kıdem tazminatı sisteminde yaşanan sorunların çözümü amacıyla ilgili sosyal taraflarla istişare halinde gerekli mevzuat düzenlemelerini yapacağız. İşsizliksigortasından yararlanma koşullarını esnetmek ve yararlanma sürelerini arttırmak için mevzuat çalışması yapacağız' dedi. Konutta yüzde 15'lik devlet desteği nasıl alınabilecek sorusu ise bugün yanıt buldu. Bankada açılacak konut hesabına para yatıran kişi 5 yıl sonunda yüzde 15'lik devlet katkısı alabilecek.
Orhan Veli'nin “Bütün Şiirleri” dahil hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı şiiri, Köprü adlı sanat gazetesinde yayımlanışından tam 60 yıl sonra, Varlık'ın ocak sayısında okurla buluştu.Aylık edebiyat dergisi Varlık'ın ocak sayısında okuru bir hazine bekliyor. Efdal Sevinçli, Varlık'taki “Edebiyatımızda saklanan belgeler, bilgiler” köşesinde Orhan Veli Kanık'ın hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı şiirini paylaşıyor bizlerle.ÖLÜMÜMO sabah alnımda iki ter damlası konuşacakYorgun olarak öldüğüme dairBenim Yeni Sabah’ı bir başkasına verecek gazeteci Yusufİskele kahvesinde çayım soğuyacakİlk vapur yolcuları arasında olmadığımın farkında bile olmayacaklarLâz müezzin hakkımda salâ verecekİmam bildiğini okuyacakBozuk düzen makamındanHiç Çamlıca kuşbaşı kar yağarken ölünür mü diyenYarıdan fazlası abdestsiz cemaatim olacakVe hepsi deİyi biliriz diye yalan söyleyeceklerErtesi sabah Cumhuriyet’te sülâlem sayılacakMüessif bir irtihal denmeyecekVe nihayetBaşı boş hayatım gibiBaşı boş mezarım da taşsız kalacak.Okuduğunuz bu şiir Orhan Veli Kanık’ın ölümünden sekiz yıl sonra, sanat gazetesi Köprü’nün, 1 Aralık 1958 tarihli beşinci sayısının ikinci sayfasında, Tarık Erman’ın, “Ölenler – Kalanlar” başlıklı yazısının çerçevesi içinde, “Orhan Veli’nin ölüm yıldönümü dolayısiyle şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış bir şiirini sunuyoruz” başlığıyla çıkmış.Söz konusu şiir, Orhan Veli’nin Yapı Kredi Yayınları’nca yayımlanan Bütün Şiirleri’nin (Ocak, 2014, 35. Basım) yayına hazırlanış düzeni içinde, “Kitaplarına Girmeyen Son Şiirleri” başlığı altında toplanan şiirleri içinde de yok.Kaynak: Radikal Kitap
Albert Einstein, E = mc² formülünü geliştirdiğinden beri, en azından tek yönlü olarak zaman yolculuğunun yapılabileceği düşünülüyordu. Ancak geçmişe doğru gitmek ise çok daha zor bir problem olarak algılanıyordu. Geçtiğimiz yüzyıl boyunca zamanda yolculuk üzerine birçok teori öne sürüldü. Ve aynı zamanda zaman yolculuğuna engel teşkil edecek paradokslar da. Galerimizde bu teorilerden ve paradokslardan bazılarını sizler için bir araya getirdik. Keyifle okumanız dileğimizle..
50 yaş üstü insanlara sorulan, 'Gençliğinize geri dönseniz, nasıl bir hayat yaşardınız?' sorusuna, o insanların verdiği cevaplar aynı zamanda gençler için altın değerinde öğütler barındırıyor. Bakalım bu önemli tavsiyeler nelermiş..
7 Ağustos 2015'te sinemalara 3D olarak girecek filmin ilk fragmanı yayınlandı. Fantastik Dörtlü Marvel Comics'in çizgi roman olarak çıkarıp daha sonra sinemaya uyarladığı bir film. Bu filmde kahramanları canlandıracak olan isimler ise Miles Teller, Michael B. Jordan, Kate Mara, Jamie Bell ve Toby Kebbell.
Server Bedi takma ismiyle de tanıdığımız yazar Peyami Safa 1899 senesinde İstanbul’da doğdu. Servet-i Fünun şairlerinden İsmail Safa’nın oğludur. Sürgüne gönderilen babasının Sivas’ta ölmesi sonrası 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden “Yetim-i Safa” adıyla bilinmiştir. Yazarın düzenli bir tahsil hayatı olmadı. Kendi kendisini yetiştirdi. Hastalıklar ve dönemin savaşlarının yol açtığı maddi imkansızlıklar sebebiyle öğrenimini devam ettirememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi’ndeki öğrenimini yarıda kesmiştir.II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Peyami Safa’nın Almanlardan maaş aldığı da iddia edilir.Bir dönem posta Telgraf Nezaretinde görev aldı. Bu senelerde öğretmenlik (1914-1918) ve gazetecilik (1918-1961) yaptı. Ekmeğini kalemi ile kazandı. Kardeşi İlhami Safa ile birlikte Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesi çıkardı. Burada, “Asrın Hikayeleri” adıyla ilk yazılarını imzasız olarak yayınladı (1919). Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki dergi çıkardı. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Erzincan’dan askerliğini yapan Oğlu Merve’yi aniden kaybetti. Bu olay onu, derinden sarstı. Bir kaç ay sonra, 15 Haziran 1961’de İstanbul’da öldü. Yazar Edirnekapı Şehitliği’nde gömülüdür.Merve ve Safa; Mekke’deki iki kutsal tepenin adıdır.Öldüğü zaman Son Havadis gazetesi başyazarı idi. Peyami Safa kendi kendisini yetiştirmiş ender şahsiyetlerden biridir. Fransızcayı, Fransızca gramer kitabı yazabilecek kadar öğrenmiştir. Türkçe açıklamalı gramer kitabonda İhlas suresi’nin Fransızcasına yer verebilecek kadar bu dile hakimdir. 43 yıl hiç durmadan yazmıştır. Güçlü bir fikir adamı, romancı ve polemikçidir. Nâzım Hikmet, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul ve Aziz Nesin’le polemiğe girişmiştir. Peyami Safa, edebî değeri olmayan romanlarını “Server Bedi” imzası ile yayınladı. Sayıları 80’i bulan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı. Peyami Safa’nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. Romanlarında olaydan çok tahlile önem verir. Toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyet değişimin yol açtığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirdi. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işledi.
Fotoğrafçı Arthur Drooker bu sene suya damgasını vuran Merfest'in fotoğraflarını çekti. Her sene olan denizkızı ve korsan geleneği festivali, Cary, Kuzey Karolina'da Triangle Aquatic Center'da gerçekleşti. Bu sene 300'den fazla denizkızı, halk havuzunda muhteşem kostümleriyle dalmaya hazırlandılar. Festivale katılan biri (Christian Obrocki), ''Kuyruğu kaybettiğinizde, insan tarafınızda kayboluyor.'' demiş.
William Shakespeare'in ölümsüz aşk öyküsü 'Romeo ve Juliet', 21 Şubat'ta İstanbul'da sahnelenecek. Gösteri için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul'a getirilecek.Gösteri ve sahne sanatları örneklerinin sınırlarını zorlayan bir proje olarak gösterilen 'Romeo ve Juliet' Şubat ayında İstanbul'a geliyor. 45 oyuncunun rol aldığı ve büyük bir teknik ekiple İstanbul'da sahne almaya hazırlanan 'Romeo ve Juliet' ekibi oyuncuların yanı sıra 40 teknisyen, 6 kişilik iletişim ekibi, 15 kişilik yapım sorumlusundan oluşuyor.Bugüne dek sayısız kez bale, film, müzikal ve opera olarak sahnelenen William Shakespeare'in ölümsüz eseri, 3 boyutlu dijital sahne tasarımıyla ve orijinal dilinde sahnelenecek. Temsil sırasında 23 sahne değişimi ve 270'ten fazla kostümün kullanıldığı oyun için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul'a getiriliyor. Yönetmenliğini Giuliano Peparini'nin üstlendiği, besteleri Gerard Presgurvic, şarkı sözleri ise Vincenzo Incenzo'e ait oyun, 1 Mart'a kadar Zorlu PSM'de izlenebilecek.İtalya'da sekiz ayda 400 binden fazla insanın izlediği gösteri, 21 Şubat'ta, Zorlu PSM'de seyirciyle buluşacak.
Çağdaş Japon sinemasının seçkin örneklerini İstanbullu sinemaseverleriyle buuluşturan Japon Filmleri Festivali, önümüzdeki hafta başlıyor.Bu yıl 11. kez düzenlenecek İstanbul Japon Filmleri Festivali, Japonya İstanbul Başkonsolosluğu, Japan Foundation ve Akbank Sanat’ın işbirliği ile 4-14 Şubat arasında gerçekleştirilecek. Akbank Sanat’ta 6 film gösterilecek, filmler ücretsiz.
En sevilen çocuk kitaplarından Alice Harikalar Diyarında’nın yazılışının 150’inci yıldönümü dolayısıyla BBC’de yayınlanacak bir belgeselde, yazarı Lewis Carroll’un “bastırılmış pedofil” olduğu iddialarına yer verilecek.İddia, Carroll’un bir Fransız müzesinde bulunan, çıplak bir kız fotoğrafına dayandırılıyor. Arşivde bulunan küçük çıplak kız fotoğrafının, “Gerçek Alice”in ablası olduğu bildiriliyor. 1832-1898 yılları arasında yaşamış olan Carroll, yazarlığının yanı sıra, matematikçi, mantıkçı, Anglikan papazı ve fotoğrafçı olarak da biliniyor.
Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesinden sonra 1460 yıllarında yapımına başlanan ve 1478 yılında tamamlanan Saray; Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasındaki tarihi İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda bulunan Doğu Roma akropolü üzerindeki 700.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmed’den itibaren otuzbirinci padişah Sultan Abdülmecid’e kadar yaklaşık dört yüz yıl süreyle imparatorluğun idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanılmıştır. 19.yüzyılın ortalarında hanedanın Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile terkedilmiş olmasına rağmen önemini her zaman korumuştur.
Auschwitz'te 1940 – 1945 yılları arasında 1,1 milyon kişi katledildi. Kurbanların büyük kısmı Yahudi'ydi. Kampta esir tutulanlar, 27 Ocak 1945 tarihinde kurtarıldı.Auschwitz-Birkenau'ya tüm Avrupa'dan 1,3 milyon insan yerleştirilmiştir. Bunların, 1 milyonu Yahudi olmak üzere 1,1 milyon insanın öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Yaklaşık 900.000 kişi kampa geldikleri anda doğrudan gaz odalarına gönderilmiş ya da vurularak öldürülmüştür. Kalan 200.000 kişi, hastalık, eksik beslenme, kötü muamele, tıbbi deneyler nedeniyle ve daha sonra gönderildikleri gaz odalarında ölmüştür. Ortalama 6 ay içinde ölen tutsaklar, en ağır şartlarda günde en az 10 saat çalıştırıldılar. Gaz odalarına gönderilirken, saç kesme, ceset toplama, yakma gibi işlemleri de yine kendileri yapıyorlardı.İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Auschwitz, eski adıyla Oscwinchim, yarısı Yahudi olan 14 bin kişinin yaşadığı sakin bir kasabaydı. Auschwitz ismi, Holokost sürecinde kurban olanların ve dolayısıyla II. Dünya Savaşı'ndaki Nazi dehşetinin sembolü olmuştur. Bu kamplarda, Yahudi, Roman, eşcinseller gibi Nazilerin düşman ilan ettikleri gruplar başta olmak üzere milyonlar ile ifade edilen sayıda insan öldürülmüştür. 1979 yılında UNESCO'nun İnsanlığın Kültür Mirası listesine eklenen bu iki kampın kalıntıları ve Yahudi mezarlığı, Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi ve Holokost anma mekanı olarak kamuya açılmıştır.
Atom bombasının mucitlerinin kurduğu ‘Bulletin of the Atomic Scientists' adlı grup, dünyanın 'kıyamet gününe' artık daha hızlı yaklaştığını öne sürdü. Nobel Ödülü sahibi Leon M. Lederman, Kıyamat Saati'nin 23.57 olarak belirledi.Dünyanın sona yaklaşma tehlikesini takip eden ve tehdidi 'Kıyamet Saati' üzerinde gösteren bilim insanlarının oluşturduğu Bulletin of the Atomic Scientists adlı grup, insanlığa önemli bir uyarıda bulundu. Grubun üyesi ve 2002 Nobel Ödülü sahibi Leon M. Lederman, saati 23.53'ten 23.57'ye kaydırdı. Böylece Dünya'nın sonu gece yarısına 3 dakika olarak belirlendi.Grubun yönetim kurulundan yapılan açıklamada, iklim değişikliğinin ve nükleer silahların insanlığın geleceğine yönelik tehdit oluşturduğu, dünyanın 2014 yılında mutlak sonuna beklenenden daha çok yaklaştığı bildirildi. Açıklamada, 'küresel felaket olasılığının çok yüksek olduğu ve afet risklerini azaltmak için gerekli eylemlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği' ifade edildi.Kıyamet Saati, 1947'de ilk kez hazırlandığında 23.53'ü gösteriyordu. Soğuk Savaş'ın doruğa çıktığı 1953 ile 1960 yıllarında ise saat 23.58 olarak belirlenmişti. Bulletin of the Atomic Scientists, Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından 1991'de saati 23.43'e almış, 1984'te ise saat en son olarak 23.53'e çekilmişti.'ZAMAN DARALDI ANCAK TÜKENMEDİ'Grubun açıklamasında, 'Dünyada çok fazla sayıda nükleer silah bulunduğu ve dünya liderlerinin, nükleer tehdidi azaltma ve kontrol altına alma konusundaki sorumluluklarını yerine getirmekte başarısız olduğu' kaydedildi. Açıklamada, 'mevcut önlem ve çabaların dünyanın karşılaşabileceği kıyameti engellemeye yetmediği, ülkelerin atmosfere çok fazla sera gazı yaydığı ve bu oranın yüzyıl sonunda çok tehlikeli bir boyuta ulaşacağı, medeniyetin ayakta kalmasını sağlayan ekolojik sistemin bozulacağı' ifade edildi.'Dünyanın tamamıyla kabul edilebilir maliyetlerle gerekli teknolojik ve politik seçeneklere sahip olduğunu' vurgulayan grup, 'Zaman daraldı ancak henüz tükenmedi' ifadesini kullandı.Sputniknews