Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi Pek Yakında'nın kendi filminden alıntı olduğunu söyledi. Cem Yılmaz Twitter'dan yanıt verdi...Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.CEM YILMAZ'DAN YANIT GELDİ: BENİ OYUNCAK GİBİ KULLANMAK İSTİYORSUNUZCem Yılmaz, Twitter'dan yaptığı açıklamada, 'Filmi yine çalmışım. Bu artık çivinin çıktığını insanlarda utanma kalmadığını gösteriyor benim için. Buna inanan varsa da canı sağolsun. Beni oyuncak gibi kullanmak istiyorsunuz sizi anlıyorum... Varın oynayın dilediğiniz gibi. Film yapmak ne kolay ne ciddiyetsiz iş bazısına. Teşekkür ederim....' dedi.Levent Kırca'nın, avukatı Çiğdem Karakoyunlu aracılığıyla, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne verdiği 5 sayfalık dava dilekçesinde, 'Müvekkilim, ülke çapında tanınan bir oyuncu olup, aynı zamanda birçok eserin yazarı ve imtiyaz sahibidir. 2001 yılında vizyona giren 'Son' isimli sinema filminde yönetmen, hikaye sahibi ve oyuncu olarak yer alan müvekkil, bu filmin mali haklarının da sahibidir. Bu film içerisinde kısıtlı imkanlarla film çekme fikrinden yola çıkarak, yer yer Türk Sineması'nın emektarlarına göndermede bulunularak hikaye kurgulanmıştır. Davalının senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda yapımcılığını da yaptığı 'Pek Yakında' adlı sinema filminde, müvekkilin eser sahibi olduğu 'Son' adlı eserini açıkça ve hukuka aykırı olarak intihal edecek şekilde olay örgüsüne yer vermiştir. Davalının sinema filmi ile müvekkilin 'Son' filmi arasındaki ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar, hatta bazı detaylar tıpa tıp benzerlik göstermektedir' denildi.'KENDİ ESERİYMİŞ GİBİ PİYASAYA SÜRMÜŞTÜR'Her iki filmde de çeşitli benzerlikler olduğu belirtilen dilekçede, 'Filmin yayına girdiği tarihlerde, internet ortamında film ile ilgili yorumlarda iki filmin benzerliğine sık sık değinilmiştir. Bu yorumlardan kimi sinema eleştirmenlerine, kimisi ise sade vatandaşlara aittir. Müvekkil, yılların birikimiyle, öykü, kahramanlar, olayların akışı, gelişimini somut bir şekilde ortaya koyarak, belli bir fikrî emek verilerek, orijinal olarak bir öykü oluşturmuş ve film çekmiştir. Davalı ise müvekkilin bilgisi ve onayı dışında, büyük bölümünü müvekkilin eserinden alıntıların oluşturduğu bir sinema filmini kendi eseriymiş gibi piyasaya sürmüştür' ifadelerine yer verildi.60 BİN LİRALIK DAVALevent Kırca'nın kişilik haklarının ihlal edildiğini ve zarara uğradığını belirten avukat Karakoyunlu, 50 bini manevi, 10 bini ise maddi olmak üzere toplam 60 bin liralık tazminat davası açtı.HaberTürk
Sadece insan sesi kullanılarak icra edilen 'a capella' eserler seslendiren Atempo 'Londra A cappella Festivali'ne davet edilen ilk Türk grup olmayı başardı! Boğaziçi Caz Korosu ve Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü sayesinde yolları kesişen grup, renkli repertuvarlarında, Latinden Türk Müziği aranjmanlarına, cazstandartlarından klasik pop müzik düzenlemelerine birçok farklı türde parçaseslendiriyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi, Yaşar Kemal'e Fahri Doktora unvanı verdi. Törene Yaşar Kemal katılamazken, unvanını eşi Ayşe Semiha Baban aldı.Romanları 50'den fazla dile tercüme edilen, birçok ülkeden onur nişanı ve madalyası alan, dünyanın sayılı edebiyat ödüllerine layık görülen büyük yazar Yaşar Kemal'e, İstanbul Bilgi Üniversitesi 'Fahri Doktora' unvanı verildi.12 Kasım'ı 'Yaşar Kemal Onur Günü' olarak belirleyen üniversitede, bu gün gün kapsamında etkinlikler düzenlendi. Türk edebiyatındaki vicdanın evrensel simgesi olarak tanımlandığı usta isme fahri doktora verilme gerekçesi de açıklandı. Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Uğur' yaptığı konuşmada, ' Yaşar Kemal geçmişimiz, bugünümüz ve özlemlerimizle, ‘biz’. Üstelik bizim –yani İnsanlığın- en duyarlı, en marifetli, en istidatlı halimiz' sözleriyle Yaşar Kemal'in edebiyatını anlattı.'Yaşar Kemal Onur Günü' etkinlikleri bir sempozyum ile başladı. 'Binbir Kültürün Elçisi Yaşar Kemal' adıyla düzenlenen sempozyumun ardından Güneş Karabuda'nın fotoğraflarından oluşan 'Al Gözüm Seyreyle' adlı fotoğraf sergisinin de açılışı gerçekleştirildi.Sanat, basın, edebiyat ve akademi dünyasından saat 19:30'da başlayan törene katılan konuklar arasında Ara Güler, Türkan Şoray, Ali Kırca ve Altan Öymen de yer aldı. Yaşar Kemal'in katılamadığı törende, fahri doktora unvanını eşi Ayşe Semiha Baban aldı. Törende, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin 'insanlığa, bilim, felsefe, düşünce, kültür ve sanat alanlarındaki eser veya çalışmaları ile eşine az rastlanır nitelikte katkıda bulunmuş, ülke ve dünya barışına yönelik istisnai çabaları olmuş, çalışmaları ile insan hakları ve demokrasinin yaygınlaşmasına öncülük etmiş kişilere' verdiği fahri doktora unvanına dair Yaşar Kemal'in notu da okundu.'Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum'Ayşe Semiha Baban'ın okuduğu notta, Yaşar Kemal, 'Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. Şunu söylemek istiyorum ki ben ‘angaje’, bağımlı bir yazarım. Kendime ve söze ve insanın onuruna bağımlıyım. Bilinçli olarak ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek istedim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir' sözlerine yer verdi.Al Jazeera Turk
Bu yıl 9.'su gerçekleşen Contemporary İstanbul 13-16 Kasım tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda izleyici ile buluşuyor. 12 Kasım'da önizlemesi gerçekleşen fuardan, kalabalıklar arasında objektifime takılanlar sizde de merak uyandırabilir ve sanat dolu bir haftasonu geçirmenizi sağlayabilir. Fuar hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz: http://contemporaryistanbul.com/tr/hakkinda-2/bilgi.htm
Zamanın durduğu hissini yaşayan insan sayısı hiç de az değil. Beynimizin oynadığı bu oyun, aslında hepimizin tanık olduğu bir olgunun sonucu mu?Simon Baker adlı 39 yaşındaki adam baş ağrısını gidermek için ılık duş almak istemiş. “Musluğu açıp duşa baktığımda su damlalarının havada asılı kaldığını gördüm,” diyor Baker. “Sanki bir film karesi ağır çekimle dondurulmuş gibi.”Baker ertesi gün baş ağrısı nedeniyle hastaneye gittiğinde doktorlar damar genişlemesi teşhisi koydu. Daha sonraki randevularından birinde su damlalarının havada asılı kaldığını, zamanın durduğunu gördüğünü söylediğinde Chicago’daki Northwestern Üniversitesi’nden nörolog Fred Ovsiew bu deneyimi oldukça ilginç buldu ve NeuroCase adlı dergi için kaleme aldı.Zamanın herkes için aynı hızla geçtiğini farz ederiz. Fakat Baker’in yaşadığı türden deneyimler, sürekli akış halindeki bilincimizin aslında beynimizin zekice yaptığı bir birleştirme çalışmasının ürünü olan oldukça hassas bir yanılsama olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, Baker’in başına gelen türden olayları inceleyerek beynimizin, zaman algısında bu oyunları neden ve nasıl oynadığını anlamaya çalışıyor.Baker’ınki en uç örneklerden biri olsa da tıpta daha önce de benzeri olaylara tanık olunmuş. Zamanın hızlandırıldığı hissi veren “ zeitraffer ” olgusu ile bir anlık durduğu hissi veren “ akinetopsia ” olgusundan söz edenler olmuş. 61 yaşındaki bir kadın, bir yolculuğu sırasında, tren kapılarını ve diğer yolcuları ağır çekim halinde hareket ederken gördüğünü söylemiş. 58 yaşındaki bir adam ise insanlar konuşurken kötü seslendirilmiş bir film izler gibi ağız hareketleriyle konuşmalar arasında kopukluk olduğunu ifade etmiş. Uzmanlar, bu tür tecrübelerin çok daha fazla sayıda olabileceğini, fakat etkinin geçici olmasından dolayı insanların önemsememiş olabileceğini söylüyor.Beynin oyunuBu tür olaylar hemen hemen her zaman epilepsi ya da inme gibi başka sorunlarla bağlantılı ortaya çıkıyor. Baker’in, duştaki su damlalarını durmuş olarak görmesine, zayıflamış kan damarlarının ağır yük taşıma sonucu kanamaya başlaması sonucu ortaya çıktığına inanılıyor. Kanama sonucu beyninin sağ yarısındaki geniş bir alanda sinir hücreleri hasar görmüş.Peki, nasıl oldu da bu durum Baker’in zaman algısını etkiledi? Beynin arka tarafında bulunan ve V5 olarak adlandırılan görme bölgesinin ayrıca zaman algısından da sorumlu olabileceği düşünülüyor. Lozan Üniversitesi’nden Domenica Bueti ve ekibi manyetik bir alan oluşturarak bu bölgeyi devre dışı bıraktığında deneklerin iki şeyi yapmakta sorun yaşadığı görüldü: Ekranda noktaların hareketini takip etmek, ki bu sonuç bekleniyordu zaten, ve bazı noktaların ne kadar süreyle ekranda kaldığı tahmininde bulunmak.Bu ikili sorunun nedeni ise şu olabilir: Hareket algı sistemimizin kendi kronometresi var ve görme alanımızda nesnelerin ne kadar hızlı hareket ettiğini kaydediyor. Beyinde herhangi bir hasar oluştuğunda ise dünya durmuş görünüyor. Baker olayında, onun ılık duşa girmesi, durumu daha da ağırlaştırmış olabilir; yani sıcak su kanı beyinden uzaklaştırıp uzuvlara akmasına neden olduğu için beyin işlevlerinin daha da kesintiye uğramasına neden olmuş olabilir.Ama bu sadece ihtimallerden biri; zaman algısında çarpıtılma hissi yaşayan hastaların tümünde V5 bölgesinde hasar olmayabilir; başka etkenler bulunabilir.Fotoğraf kareleriBaşka bir açıklama da şu olabilir: Beynimiz algıladığı şeyleri, film makarasından “enstantaneler”, anlık görüntüler şeklinde aralıklı olarak kaydeder. Sağlıklı bir beyin bu tek tek fotoğrafları yapıştırıp birleştirerek görüntüyü canlandırır; fakat beyindeki bir hasar nedeniyle yapışkan ortadan kalkarsa ortaya çıkan görüntü, anlık enstantaneler olarak kalır.Normal görüntünün beynimizde çarpıtılması tecrübesini hepimiz zaman zaman yaşamışızdır. Örneğin, içinde bulunduğumuz aracı hızla geçen bir arabanın tekerlekleri durmuş gibi görünür. Bunun nedeni, beynimizin çektiği aralıklı enstantanelerin tekerleğin tüm çevrim anlarını yakalayamamasıdır. Eğer beynimiz her “kare”yi çekerken tekerlek çevrimini tamamlamışsa, bu kareler onu hep aynı pozisyonda yakaladığı için biz de onu duruyormuş gibi görürüz.LSD uyuşturucusunu kullananlar genellikle “görsel iz” olgusundan bahseder; yani örneğin Matrix filmindeki gibi kurşunun iz bırakarak hareket etmesi hali gibi. Uzmanlar, beynin bu kareleri yapıştırırken bir şekilde üst üste getirmesi durumunda bu görsel yanılsamanın oluşabileceğine inanıyor.Stres hormonlarıHayati tehlike içeren kazalarda da zamanın durduğu hissine dair ifadelere oldukça sık rastlanıyor. Bir araştırmada, ölümle yüzleşen insanların yüzde 70’inin yaşadıkları olayın ağır çekim halinde oluştuğunu belirttiği görüldü. Bazı uzmanlar, olay anında yoğun duyguların yaşanması nedeniyle daha fazla ayrıntı hatırlandığı ve olayın uzun sürdüğü fikrinin olay sonrasında oluştuğuna inanıyor. Fakat tarif edilen belirtiler nörolojik hastalarınkiyle ortak özelliklere sahip.Finlandiya’daki Turku Üniversitesi’nden Valtteri Arstila, ölümcül kazalardan kıl payı kurtulan insanların anormal bir şekilde hızlı düşündüğünü ifade ediyor. Arstilla bu durumu, ölüm kalım anında salgılanan stres hormonlarının tetiklediği bir otomatik mekanizmanın beynin işlem süresini hızlandırmasına bağlıyor. “Bu hızlanma nedeniyle de dış dünya yavaşlamış gibi algılanabiliyor,” diyor.Baker, zamanın durması hissinin, bilinçli deneyimlerimizin ne kadar hassas olduğuna dair ufkunu açtığını söylüyor: “Beyindeki bir bölgenin dünya algımızı nasıl tümüyle değiştirdiğine dair çok somut bir olaydı. Bir an için her şey normaldi, sonra bir anda farklı bir düzleme geçtim sanki.”Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.BBC
Harper Lee’nin 1960’da yayımlanan “Bülbülü Öldürmek” adlı romanı “kadınların yazdığı hayat değiştiren kitaplar” oylamasında birinci seçildi.İngiltere’nin prestijli etkinliklerinden Baileys Kadın Yazarlar Roman Ödülü’nün başlattığı kampanyayla sosyal medya üzerinden bir halk oylaması yapıldı ve “kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici ve okurların hayatını değiştiren kitap” Harper Lee’nin “Bülbülü Öldürmek” romanı seçildi. Gelecek sene Baileys Ödülü’nün jüri başkanlığını üstlenecek, halihazırda İngiltere merkezli insan hakları kuruluşu Liberty’nin direktörü olarak görev yapan Shami Chakrabarti, romanı “çoğumuzu insan haklarına duyduğumuz inançla ilk kez tanıştıran kitap” olarak nitelendirdi. “Bülbülü Öldürmek” beyaz bir kadına tecavüzle suçlanan siyah Tom Robinson’ı savunan avukat Atticus Finch’in hikayesini anlatıyor ve ırksal adaletsizlik ve masumiyetin yok edilmesi gibi temaları merkeze alıyor. Kadınlar tarafından yazılmış en etkileyici 20 kitap listesinde çocuk kitaplarından klasiklere, bilimkurgudan romansa kadar farklı türde eserler yer alıyor. Listede “Bülbülü Öldürmek”i, Margaret Atwood’un kadınlara mülk gibi davranılmasını anlatan distopik romanı “Damızlık Kızın Öyküsü” takip ediyor. Charlotte Brontë’nin “Jane Eyre”i, J.K. Rowling’in “Harry Potter” serisi ve Brontë kardeşlerden Emily’nin “Uğultulu Tepeler”i listede ilk beşe giren diğer kitaplar oldu. Halk oylamasıyla seçilen 20 kitaplık listenin tamamı şöyle: 1) “Bülbülü Öldürmek” – Harper Lee 2) “Damızlık Kızın Öyküsü” – Margaret Atwood 3) “Jane Eyre” – Charlotte Brontë 4) “Harry Potter” serisi –J.K. Rowling 5) “Uğultulu Tepeler” – Emily Brontë 6) “Gurur ve Önyargı” – Jane Austen 7) “Rebecca” –Daphne du Maurier 8) “Küçük Kadınlar” – Louisa May Alcott 9) “Gizli Tarih” – Donna Tartt 10) “I Capture the Castle” – Dodie Smith 11) “Sırça Fanus” –Sylvia Plath 12) “Sevilen” – Toni Morrison 13) “Rüzgar Gibi Geçti” – Margaret Mitchell 14) “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” –Lionel Shriver 15) “Zaman Yolcusunun Karısı” – Audrey Niffenegger 16) “Middlemarch” – George Eliot 17) “I Know Why the Caged Bird Sings” – Maya Angelou 18) “Altın Defter” – Doris Lessing 19) “Renklerden Moru” – Alice Walker 20) “Kadınlara Mahsus” – Marilyn FrenchMilliyet
Sinema tarihinin unutulmaz isimlerinden Nubar Terziyan’ın adı, Büyükdere’de yaşadığı sokağa veriliyor. Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu, geçen yıl bu yönde çalışmalara başlamış, fakat teklif, Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından kabul edilmemişti. Vakıf, daha sonra yeniden bir imza kampanyası başlattı ve teklifini revize ettikten sonra Büyükşehir Belediye Meclisi’nden onay almayı başardı. Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’e teşekkürlerini ileten Büyükdere Surp Hripsimyants Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Süme, sokağın resmi açılışının önümüzdeki günlerde yapılacağını kaydetti.Agos
Artık iş kazaları yüzünden insanlar ölmesin istiyoruz! Savaşlar çıkmasın çoçuklar, kadınlar ve erkekler savaşta zulüm çekip ölmesin istiyoruz! İnsanlar huzur içinde yaşasın istiyoruz! Artık barış olsun istiyoruz! Çok şey mi istiyoruz...
11 Kasım Çarşamba günü Türkiye saati ile 16.30 civarında tarihi bir olay gerçekleşti. Philae isimli küçük bir robotik uzay aracı, insanlık tarihinde ilk defa bir kuyrukluyıldıza iniş yaptı. (Kuyrukluyıldız derken Güneş'in etrafında bir turunu yaklaşık 6.5 yılda tamamlayan bir meteroidden bahsediyorum)
8. filmi Hateful Eight’in yapım süreci devam ederken,Tarantino’dan sinemaseverleri üzecek bir haber geldi.Ucuz Roman, Kill Bill, Rezervuar Köpekleri, Ucuz Roman, Soysuzlar Çetesi, Zincirsiz gibi pek çok baş yapıta imza atan ünlü yönetmen, iki film daha yaptıktan sonra sinemayı bırakacağını açıkladı.Sinemanın genç işi olduğunu ve işi zirvede bırakmak istediğini söyleyen Tarantino, sinemayı bıraktıktan sonra ne yapacağı üzerine kendisine yöneltilen soruyu da ‘‘Piyes ve kitap yazmayı planlıyorum. Sonuçta sahneyi terk etmen söylenene kadar orada bulunma gibi zorunluluğun yok… Seyircilerin halen benden daha fazlasını bekledikleri bir ortamda bırakma fikri hoşuma gidiyor” diyerek yanıtladı.Tarantino, sinemayı bıraktıktan sonra geri dönüp dönmeyeceği konusunda ise ‘‘Eğer gerçekten çok iyi bir fikirle karşılaşırsam sırf yönetmenliği bıraktım diye bu fikri reddetmem’’ şeklinde konuştu.İlerihaber
Amerika'da kutlanan Veterans Day yani Gaziler Günü kapsamında sahne alan Rihanna, stüdyo ortamı olmadan da ne kadar güzel şarkı söyleyebildiğini gösteriyor...Sansasyonlarıyla gündemde olan Rihanna'nın neden dünya yıldızı olduğuna ispat niteliğinde videoda kendisine Eminem de eşlik ediyor.
Nicki Minaj, bir haftadır içerdiği Nazi estetiğini anımsatan imgelerle tartışma konusu olan videosu 'Only' için özür diledi. Ancak klibin yönetmeni Jeffrey Osborne, eleştirileri kabul etmiyorNicki Minaj, 'Nazileri temsil eden' bazı imgelerden esinlenerek çekilen yeni klibi 'Only' için özür diledi. Ünlü hip-hop şarkıcısı, klibin Leni Riefenstahl'ın Nazi propagandası belgeseli 'Triumph of the Will'i anımsatan imgeler içermesine rağmen, kendisinin 'sanatında Nazizm'i kesinlikle desteklemeyeceğini' belirtti.Ancak Minaj'ın bu açıklamalarından sonra klibin yönetmeni Jeffrey Osborne, 'Only' için özür dilemeyeceğini iletti. Klipte yer alan bayraklar, kol bantları ve gaz maskeleri Naziler'i çağrıştırsa da, aynı zamanda Amerikan, Rus ve İtalyan ikonografisinden de öğeler bulunduğunu belirten Osborne, 'Gelecek nesillere geçmişte yaşanmış korkunç olayları anlatmak ve böylece gelecekte bunların yaşanmamasını sağlamak da bence önemli,' açıklamasını yaptı.Klibin 'Sin City' çizgiroman ve filminden etkilendiğini belirten Minaj'ın The Guardian gazetesine göre asıl sorunu, 9-10 Kasım 1938 tarihlerinde gerçekleşen ve yaklaşık 100 Yahudi'nin öldüğü Kristallnacht'ın 76. yıldönümünde klibin yayınlanmış olması. Şarkıda Minaj'a Drake, Lil' Wayne ve Chris Brown eşlik ediyor.Milliyet Sanat
Bazı filmler o kadar tuhaftir ki, saatlerce izlersin ama bir türlü filmin çekilmesindeki amaç nedir anlayamazsın. Adam ne anlattı, ana fikir neydi bir türlü çözemesin. Hatta öyledir ki bazen filmi izlemekle kaybettiğin zamanı keşke tuvalette geçirseydim dersin. Ya film gerçekten saçmalığın ötesindedir, ya da sen filmdeki ince mantığı çözemeyecek kadar aptalsındır. Olmadı film bitince internetten falan araştırıp acaba bu konuda yalnız mısın öğrenmeye çalışırsın.
Beyazperdede kılıktan kılığa girerek her zaman yeni imajlar peşinde koşan Johnny Depp’in, yeni filmi Mortdecai’den bir fragman daha gün yüzüne çıktı. Aksiyon soslu komedi filminde Depp’i yine yeni ve şaşırıtıcı imajıyla izleyeceğiz. Filmin yönetmeni David Koepp ile Depp daha önce 2004 yılında Gizli Pencere filminde beraber çalışmışlardı. Kyril Bonfiglioli’nin romanından beyazperdeye uyarlanan filmin senaryosu Eric Aronson’a ait.Zengin bir oyuncu kadrosu olan filmde Depp’e; Gwyneth Paltrow, Aubrey Plaza, Jeff Goldblum ve Ewan McGregor gibi isimler eşlik ediyor. Nazilerin mal varlığına kayıtlı bir tablonun çalınması ile sanat simsarı Charles Mortdecai’nin harekete geçmesini ve sonrasını anlatan filmin ülkemizde hangi tarihte yayınlanacağı henüz belirsizliğini koruyor.
Hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adayan Humaira Bachal, ülkesinde devrim yaptı. Kapı kapı dolaşıp kız çocuklarını eğiten Bachal’a Madonna ve Beyonce’den de destek var.Humaira Bachal, hayatını Pakistanlı kız çocuklarının eğitimine adadı. Taliban tarafından vurulan Malala Yousufzai gibi defalarca ölümle tehdit edilmesine rağmen başlattığı eğitim devriminden vazgeçmedi. Pakistan’ın Karachi şehrinde yaşayan 26 yaşındaki Bachal, 12 yaşından itibaren okulda gördüğü dersleri okula gidemeyen diğer kız çocuklarına anlattı.Aileleri ikna etmeyi başardıKurduğu eğitim timiyle Pakistan’da kapı kapı gezerek aileleri kız çocuklarını okula göndermesi için ikna etmeye çalıştı. Bu uğurda tehdit edildi, kaçırıldı, hakarete uğradı. Ancak Humaira’nın hayatı çekilen bir belgeselle değişti. Belgeseli izleyen herkes Humaira için yardıma koştu. Madonna Londra konserinde Humaira’yı özgürlük savaşçısı ilan ederek hayranlarından yapılacak olan okul için destek istedi. Beyonce ise Londra’da okulun giderlerine katkıda bulunmak için sahne aldı. Salma Hayek’ten de kampanyaya destek geldi. Şimdi Karachi’de 22 öğretmen ve bin 200 öğrencisiyle bir okulu var. Hayatta en büyük destekçisinin babasından şiddet görmesine rağmen kızının eğitimi için çabalamaktan vazgeçmeyen annesi olduğunu ifade eden Bachal, STAR’a yaptığı açıklamada, “Taliban için artık endişelenmiyorum. Korkmuyorum. Bu durumu değiştirmek için sesini yükselten sadece Malala ve Bachal değil. Yüzlerce kadın var. 100 tane Humaira öldürseler bizi durduramayacaklar. Rüya okulu hayal ediyordum. Şimdi Rüya Üniversiteyi hayal ediyorum. “ dedi.Her şey reçeteyle başladıAnnesi reçeteyi okuyamadığı için kuzenine tarihi geçmiş ilaç vererek ölümüne sebep olduğunu anlatan Humaria, “Kuzenim ölünce cehalete son verme kararı aldım. Benim yaşadığım toplumda kadının hiç bir hakkı yoktur. Ben bunu değiştirmeye çalışıyorum. Kadınlar kızlarının kendisi gibi olmasını istemediği için bana destek verdi. Taşlandık, hakarete uğradık ama yılmadık. Talibandan da korkmuyorum” diyor.Seda Çakmak | Star
Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.Oyuncu Levent Kırca, Cem Yılmaz'ın geçen ay vizyona giren filmi 'Pek Yakında'nın, 2001 yılında kendisinin yazıp yönettiği ve oynadığı 'Son' adlı filminden alıntı olduğu gerekçesiyle, Yılmaz aleyhine 60 bin liralık maddi ve manevi tazminat davası açtı.Levent Kırca'nın, avukatı Çiğdem Karakoyunlu aracılığıyla, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne verdiği 5 sayfalık dava dilekçesinde, 'Müvekkilim, ülke çapında tanınan bir oyuncu olup, aynı zamanda birçok eserin yazarı ve imtiyaz sahibidir. 2001 yılında vizyona giren 'Son' isimli sinema filminde yönetmen, hikaye sahibi ve oyuncu olarak yer alan müvekkil, bu filmin mali haklarının da sahibidir. Bu film içerisinde kısıtlı imkanlarla film çekme fikrinden yola çıkarak, yer yer Türk Sineması'nın emektarlarına göndermede bulunularak hikaye kurgulanmıştır. Davalının senaryosunu yazıp yönettiği, aynı zamanda yapımcılığını da yaptığı 'Pek Yakında' adlı sinema filminde, müvekkilin eser sahibi olduğu 'Son' adlı eserini açıkça ve hukuka aykırı olarak intihal edecek şekilde olay örgüsüne yer vermiştir. Davalının sinema filmi ile müvekkilin 'Son' filmi arasındaki ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar, hatta bazı detaylar tıpa tıp benzerlik göstermektedir' denildi.'KENDİ ESERİYMİŞ GİBİ PİYASAYA SÜRMÜŞTÜR'Her iki filmde de çeşitli benzerlikler olduğu belirtilen dilekçede, 'Filmin yayına girdiği tarihlerde, internet ortamında film ile ilgili yorumlarda iki filmin benzerliğine sık sık değinilmiştir. Bu yorumlardan kimi sinema eleştirmenlerine, kimisi ise sade vatandaşlara aittir. Müvekkil, yılların birikimiyle, öykü, kahramanlar, olayların akışı, gelişimini somut bir şekilde ortaya koyarak, belli bir fikrî emek verilerek, orijinal olarak bir öykü oluşturmuş ve film çekmiştir. Davalı ise müvekkilin bilgisi ve onayı dışında, büyük bölümünü müvekkilin eserinden alıntıların oluşturduğu bir sinema filmini kendi eseriymiş gibi piyasaya sürmüştür' ifadelerine yer verildi.60 BİN LİRALIK DAVALevent Kırca'nın kişilik haklarının ihlal edildiğini ve zarara uğradığını belirten avukat Karakoyunlu, 50 bini manevi, 10 bini ise maddi olmak üzere toplam 60 bin liralık tazminat davası açtı.Haber: Arzu KAYA / İstanbul DHA
Yarından itibaren 16 Kasım'a kadar dopdolu bir program ile karşımıza çıkan fuar, bizi pek de fena olmayan bir kışın beklediğinin habercisi gibi.Fuarın programında yer alan, Çin ve komşu ülkelerinin sanatına odaklanan New Horizons; yeni medyanın üzerine eğilerek ses sanatı, video, interaktif ışık enstelasyonlarına yer veren Plug-in Istanbul; sanat edisyonlarının ve çoklu sanatların sunulduğu tartışıldığı ve paylaşıldığı CI Editions; uluslararası fikir liderlerini tartışmalar ile bir araya getiren CI Dialogues ve her 90 dakikada bir, bir sanatçının şovuna yer veren CI 90 Minute Shows sayesinde sanatseverler bu hafta sonu oldukça mutlu olacaklar gibi gözüküyor. Çok konuşulanlar, yükselen yıldızlar 9. senesinde dünyanın birçok ülkesinden 108 galerinin katıldığı fuar, yabancı basın tarafından da oldukça ilgi görüyor. Fuar öncesi en çok konuşulan konular; her sene olduğu gibi ağır toplar, yükselen Türk sanatçılar ve merakla beklenenler... Art International’daki gibi bu dönemin ‘süper ünlü ’ sanatçıları Anish Kapoor, Ai Weiwei gibi isimler barındırmasa da CI da ağır topları ile heyecanlandırıyor. Türk sanatseverlerin yakından tanıdığı Shirin Neshat (Dirimart), Çin sanatında önemli isimlerden Lin Tianmiao (Gallery Lelong), bizim kuşağın daha çok şarkılarından tanıdığı Moby (Emmanuel Fremin Gallery), post-modern sanatın öncülerinden Robert Montogemery (C24 Gallery) ve benim de özellikle merak ettiğim Lalla Essaydi (Gallery Kashya Hildebrand) fuara katılacak ünlü isimler arasında yer alıyorlar. Ünlü online sanat platformu Artsy’nin Contemporary Istanbul’a özel bölümünde yer alan, bu sene fuardaki yükselen Türk sanatçıların bahsedildiği makaledeki isimleri görmeden geçmeyin derim. Makalede bahsedilen ve kaçırmamanız gereken bu isimler; Ali Emir Tapan, Güçlü Öztekin, Cemil Batur Gökçeer, Olcay Kuş ve Berkay Buğdanoğlu. Yeni isimler kadar fuar kadar öncesindeki sosyal medya çalışmaları da heyecanı arttırdı ve merakları kabarttı. Contemporary Istanbul’un Instagram hesabında ve Artsy’de öne çıkan, özellikle politik sanat severleri ve fuarın Çin sanatına eğilen odaklanan bölümünü merak edenleri heyecanlandıracak işler ise Andipa Gallery’de Slinkachu, Galerist’te Parastou Forouhar, Island6’de Lio Dao ve “Now You See” sergisinde yer alan Cheng Rang . Bunların yanında, daha önce İstanbul Modern’de çokça görme şansına eriştiğimiz feminist sanatçı Canan’ı da Rampa’da tekrar göreceğiz. Nasıl gezeceğiz? Peki yaklaşık 3000 eserin yer aldığı fuarı nasıl gezeceğiz? Contemporary Istanbul için ön hazırlık yaparken, Art International deneyimimde ‘Bu köşeyi dönmediğim için şu eseri kaçırmış olabilir miyim?!’ stresinizi azaltacak 2 güzel haber var. Birincisi; uzun zamandır şehirdeki farklı rotasyonlarda çok da duyurumadan yürüyüşler yapan Artwalk İstanbul ekibinin sergi turları olması. Ekip, CI 2014 için oldukça iyi hazırlanmış olacak ki pek yapmadıkları şekilde güçlü bir duyuru planı ile çıktılar seyircilerin karşısına. (Turlarda yer ayırtmak için: hello@artwalkistanbul.com) İkincisi iyi haber ise İstanbul’da böyle bir uygulama olduğu için oldukça gurur duyabileceğimiz Art.Walk mobil uygulaması. Siz de benim gibi bu tür büyük fuarlarda favorilerinin önünde daha çok vakit harcamayı sevenlerdenseniz Art.Walk CI için bir güzellik yapmış ve fuarı da uygulamaya eklemiş. Sanatı yakından izleyen, şehirdeki sanat etkinliklerine katılan, müzeleri ve galerileri keşfetmek isteyenler için hazırlanan uygulamada fuar dışında, şehirdeki 80 galerinin güncel bilgisi bulunuyor. Bulunduğunuz lokasyona göre haritasından yakın galeri görebildiğiniz, favori sergi ve galerilerinizi işaretleyebildiğiniz bu uygulamayı İstanbullu sanatseverlerin indirmesini kesinlikle tavsiye ederim. (Uygulamayı indirmek için tıklayın!)Irmak Özer / The Magger
BAK projesi 2. döneminde Türkiye’de 10 şehirden gençlerin başvurularını bekliyor !Türkiye’nin farklı şehirlerinden gençleri buluşturan bir ortak kültürel üretim projesi. İlki 2013’te 4 şehirden 24 katılımcıyla gerçekleştirilen BAK, bu sefer çağrısını 10 şehre açıyor ve Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Diyarbakır, İzmir, Mardin, Muğla, Şırnak ve Urfa’dan gençlerin başvurularını bekliyor.BAK, programa dahil olacak gençleri farklı şehirlerde bir araya getirerek birbirlerini ve yaşadıkları şehirleri tanımalarını ve birlikte çalışarak şehirlerine dair hikâyeleri fotoğraf ve video projeleriyle aktarmalarını amaçlıyor.Anadolu Kültür ve Diyarbakır Sanat Merkezi tarafından yürütülen BAK kapsamındaki atölyeler, docİstanbul – Belgesel Araştırmaları Merkezi ve Geniş Açı Proje Ofisi ile işbirliği içinde düzenleniyor.BAK projesi Charles Stewart Mott Vakfı, Açık Toplum Vakfı ve İsveç Başkonsolosluğu tarafından destekleniyor.Son Başvuru Tarihi12 Aralık 2014 Cuma 17:00Başvuru Detayları için Tıklayınız