Türkiye'nin İlk Çip Fabrikası Kuruluyor
ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulacak Türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli 23 Aralık 2014 Salı günü düzenlenecek törenle atılacak.ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulan savunma, uzay, haberleşme ve enerji sektörleri için bir saç telinden daha ince ve dayanıklı malzemelerin üretileceği Türkiye'nin ilk çip fabrikasının temeli 23 Aralık 2014 Salı günü, düzenlenecek törenle atılacak.'AB-MikroNano' şirketin temiz odaları ve ilk kez denenecek teknolojilerle inşa edilecek binasının temeli, Bilkent yerleşkesinde yer alan Bilkent Cyberpark Teknokent bölgesinde Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın katılımıyla düzenlenecek törenle atılması planlanıyor.Türkiye, bu tesiste üretilecek GaN temelli çipler sayesinde savunma radarı, elektrikli araba, yüksek hızlı tren ve 4G/5G cep telefonu sistemleri gibi stratejik teknolojiler üretebilen dünyanın 4. ülkesi konumuna yükselecek.Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) Başkanı ve AB-MikroNano şirketinin Genel Müdürü Prof. Dr. Ekmel Özbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ASELSAN ve NANOTAM'ın uzun yıllardır nano ve mikro teknolojiler üzerine ortak pek çok teknoloji geliştirdiğini anlattı.Üretilen çiplerden elde edilen sonuçların, hedeflenen performansların çok üzerinde çıkması sonucunda ASELSAN ve BİLKENT yönetimlerinin bu konuda ortak şirket kurma kararı aldığını dile getiren Özbay, şirketin üretime geçmesiyle Türkiye'nin bu alanda ticari nano mikro çip üretimini yapabilen dünyadaki 4. ülke konumuna yükseleceğini bildirdi.Şirketin 30 milyon dolarlık bir yatırımla kurulduğunu aktaran Özbay, “Şirketimiz üniversite-sanayi işbirliği açısından Türkiye’ye örnek olacak. Türkiye’de ilk kez bir üniversite elini taşın altına koyuyor ve üniversitede geliştirilen teknolojinin ticarileşmesi için sanayi ile beraber bu tür bir işbirliğine giriyor. 'Spin-off' olarak adlandırılan ve ABD'de sayıları onbinleri bulan bu tür yüksek teknoloji şirketleri Türkiye’nin kalkınması ve ferahı açısından çok önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin ticari ilk çip fabrikasıLaboratuvar ortamında geliştirdikleri teknolojilerin, bir fabrikada ürün olarak ortaya çıkmasının bir zamanlar ancak hayal edilebildiğini, ancak bu hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü ifade eden Özbay, 'Hep konuşuyorduk şimdiye kadar: 'Yaptığımız işler, ticari ürüne dönüşecek, Türkiye zenginleşecek' diyorduk, ama bir türlü olmuyordu. Şu an bunu oldurmuş durumdayız. 2014 Kasım ayında ASELSAN ve Bilkent Üniversitesinin yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla kurulan şirketin, üretim tesisinin temelini atıyoruz. Türkiye'nin ticari anlamda ilk çip üreten şirketi olacağız' dedi.Savunma, uzay, havacılık ve enerji sektörlerinin gelişebilmesi için mikro nano çiplerin stratejik önemine işaret eden Özbay, 'Türkiye'nin satın aldığı, bazen istese bile temin edemediği çiplerin çok daha gelişmişlerini bu tesiste yapacağız. Böylece artık Türkiye de katma değeri yüksek teknolojik ürünler geliştirebilir bir ülke konumuna yükselecek. Şirket tarafından üretilecek nanoteknoloji temelli ürünler ihraç da edilecek. Teknolojisine kendimiz geliştirdiğimiz için yüksek katma değerli ürünleri üreteceğiz. Yani Türkiye bir koyup 10 kazanacağı bir sektöre giriyor' ifadesini kullandı.Özbay, şirketin adının ASELSAN'daki A harfi ile Bilkent Üniversitesi'ndeki B harflerinden yola çıkarak AB-MikroNano ismini aldığını bildirdi.Dünyayla yarışır teknolojik düzeyini yakaladıkProf. Dr. Özbay, ASELSAN'la birlikte son 10 yıldır galyum nitrat teknolojileri üzerine malzeme geliştirdiklerini, bu malzemeyle yapılan çiplerin, çok yüksek sıcaklık ve çok düşük sıcaklıklarla çalışabildiğini, dolayısıyla başta savunma, uzay, enerji olmak üzere hemen hemen her elektronik sektöründe ürün geliştirmek için stratejik önem taşıdığını vurguladı. Özbay, “SSM, MSB Ar-Ge, TÜBİTAK ve Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen projeler kapsamında yaptığımız çalışmalar ile dünyayla yarışır bir teknolojik düzeyi yakaladık' dedi.Saç telinden çok daha ince ve dayanıklı malzeme üretimine imkan veren nano teknolojiyi ve mikro teknolojiyi kullanarak çiplere çok üstün özellikler kazandırdıklarına işaret eden Özbay, böylece çiplerin gücünü 10-100 kat artırabildiklerini söyledi.Bu çiplerin haberleşmede 4G-5G teknolojilerinin hızlı gelişimine imkan tanıyacağını kaydeden Özbay, 'Çipler sayesinde baz istasyonlarında daha güçlü teknolojiler kullanılabilecek, bu sayede cep telefonlarının internet iletişimi de hızlanacak' dedi.Savunma kalkanını bu çipler yapacakTesiste üretilecek çiplerin Türkiye'nin 'savunma kalkanı' projesi ve enerji sektöründe de de kullanılacağını aktaran Özbay, şöyle konuştu:'Çipler Türkiye için kritik öneme sahip olan savunma radarlarında da kullanılacak. Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde bu radarların güçleri 5-10 kat artacak ve görüş menzilleri sınırlarımızın çok ötesine uzanacak. Bu savunma radar sistemleri ASELSAN tarafından üretilecek. Şirket aynı zamanda, TUSAŞ, Meteksan Savunma, TÜBİTAK Uzay ve benzeri Türk savunma, havacılık ve uzay sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik çipler geliştirecek.Çipler enerji sektöründe de kullanılacak. Güneş enerjisi, hidroelektrik santraller ya da rüzgar enerjisiyle üretilmiş elektriğin bir yerden bir yere taşınması sırasında voltajın 4-5 kez çevrilmesinden (yükseltilmesi veya azaltılması) kaynaklanan ve yüzde 20'ye varan enerji kayıpları ortadan kalkacak. Böylece bir anlamda mevcut tesislerle Türkiye yüzde 20 daha fazla elektrik gücüne kavuşmuş olacak.'Prof. Dr. Ekmel Özbay, Türkiye’nin çok önem verdiği yüksek hızlı tren ve elektrikli araba teknolojilerinde yeni nesil yüksek güçlü çipleri kullanmayı planladıklarını ve bu sayede bu sistemlerde yer alan elektrik motorlarının çok daha güçlü ve verimli hale geleceğini sözlerine ekledi.AA
Tesla Bobini İle Satisfaction Müziği Yapmak
Tesla bobini, 1891 yılı civarında Nikola Tesla tarafından bulunan ve yüksek voltaj, düşük akım ve yüksek frekansta alternatif akım üretmek amacıyla kullanılan deşarj bobinleridir. Tesla bobininde kabloyu bir hortum, elektriği bu hortumun içinde akan su, elektrik akımını suyun akışı ve voltajı da suyun basıncı olarak düşünebiliriz. Hortumun ucuna bir ağızlık eklendiğinde ters orantılı bir şekilde suyun akış hızı azalırken basıncı da artar. Tesla bobininin çalışması da bu şekilde gerçekleşir. Bu tip bir bonini kullanarak yapılan müziği dinliyoruz.
Şebnem Ferah'ın Rock Müziğin Kraliçesi Olduğunun İspatı Niteliğinde 20 Şarkı
Türkiye'de kadın rock müzik sanatçılarını sıralayan hemen hemen herkes ilk olarak onun ismiyle başlıyor. E haksız da değiller Şebnem Ferah yıllardır çizgisinden çıkmadan Volvox'taki günlerinden Kadın albümüne, Can Kırıkları albümünden bugün iyi insanlara inancımızı koruyan şarkısı Birileri Var'a kadar hep müziği ile ön planda oldu. Hayko Cepkin'in de dediği gibi o çoğu dünya starından da daha iyi. Hayran grubundan müzisyen arkadaşlarına kadar büyük bir ailenin kraliçesi Şebnem Ferah'ın en güzel şarkılarından bazıları. *Şebnem Ferah'ın güzel olmayan şarkısı olmadığından liste yapmak çok zor oldu, sizin favorinizi yorumlara bekliyorum.
Yaşanmışlıklardan Doğan 24 Türkçe Şarkının Yazılış Hikayesi
Şarkılar hikayeleri ile daha anlamlı, hikayeleri ile daha keyifli. Daha önceden yabancı şarkıların yazılış hikayelerini burada paylaşmıştık.Şimdi sıra Türkçe şarkıların yazılış hikayelerinde bazılarında. Tabi ki bizim şarkılarımızın yüzlerce hikayesi var ama burada sadece 24 tanesini derledik. Rock müzikten, Türk sanat müziğine hatta türkülere kadar farklı tarzlarda yazılmış olan şarkıların hikayeleri… Keyifli okumalar.
Ünlü Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson'dan Zihinleri Aydınlatan 12 Değerli Söz
Neil deGrasse Tyson, insanlara bilimi eğlenceli bir şekilde sunmaya çalışan bir bilim insanı. Cosmos: Bir Uzay Serüveni belgeseli ve televizyon programları sayesinde bir bilim adamından beklenmedik derecede hayran kitlesine ulaşan bir isim. Kimilerine sıkıcı gelebilecek bilimsel konuları dahi ilgi çekici, cana yakın anlatım tarzıyla izleyene sevdirebiliyor. Konuşmasına bir bağlandınız mı hem eğlenirsiniz hem de ufkunuz ciddi anlamda açılır. Tyson'ın en önemli amacı bilimi olabildiğince geniş kitlelere ulaştırabilmek. Bu isteği ona aşılayan bilim adamıysa muhtemelen ismini bir kez olsun duyduğunuz Carl Sagan'dır. Onun öğrencisi olup izinden gitmiştir. Sekiz adet onursal doktorası bulunan Tyson'ın ismi bir asteroide (13123 Tyson) verilmiştir ve Time dergisince 'dünyayı etkileyen 100 kişi'den biri olarak gösterilmiştir.Takip etmek isteyenler için: Neil deGrasse Tyson (@neiltyson) | Twitter
Evrenin Bir Sanal Gerçeklik Olabileceğinin 10 Kanıtı
Fiziksel Gerçekçilik içerisinde yaşadığımız ve gözlerimizle deneyimleyebildiğimiz gerçekliğin tek başına ve mutlak bir şekilde var olduğunu savunan görüştür. Birçok insan bu konu hakkında hiçbir şüpheye dahi sahip değildir ve bu dünyanın tek gerçeklik olduğunu kabul eder. Fakat fiziksel gerçekçilik görüşü uzun bir süredir bazı karşıt argümanlara cevap verememekte. Geçtiğimiz yüzyılda fizik dünyasını alt üst eden paradokslar bugün hala geçerliliklerini korumakta ve fiziksel gerçekçilik görüşünü çürütmeye devam etmektedir. Anlaşılıyor ki cisim teorisiyle ve süper simetri ile bir yere varamayacağız. Fiziksel gerçekçiliğin aksine, kuantum teorisinin beraberinde getirdiği prensipler geçerliliğini korumakta. Fakat fiziksel gerçekçiliğe göre, havada dolaşan, çakışarak bir olabilen ve ardından tek bir noktada var olan kuantum fizikselliği imkansız bir şey, bu maddeler hayali olmalı. Bu nedenle tarihte ilk kez, fiziksel gerçekçiliğe göre teorik olarak var olamayan maddeler başarılı bir şekilde fiziksel gerçekçiliğin var olduğunu iddia ettiği gerçekliği tahmin edebilmekte. Kuantumlardan bahsediyorum. Fakat hayali bir şey gerçekliği nasıl öngörebilir?Buraya kadar sorduğumuz sorular fiziksel gerçekçiliği benimsemiş bir kişinin soracağı sorulardı. Diğer taraftan, bir de kuantum gerçekliğini değerlendirmemiz gerekir. Kuantum gerçekliği, fiziksel gerçekliğin tam tersidir (gerçek olan kuantum dünyasıdır ve fiziksel dünya kuantum gerçekliği tarafından yaratılmış bir sanal gerçekliktir). Kuantum mekaniği, fiziksel mekaniği tahmin edebilmektedir çünkü nihayetinde fiziksel mekaniği oluşturan öğe kuantum mekaniğidir. Bu nedenle, 'kuantum gerçekliği varolamaz' diyen bir fizikçi ya gerçeği görmek istemiyordur ya da gördüğü gerçeği söyleyebilecek cesarete sahip değildir.Kuantum gerçekliği deyince aklınıza Matrix filmindeki durum gelmesin çünkü bu filmde bizim dünyamızı oluşturan diğer dünya da fizikseldir. Aynı şekilde, insanlar var olmadan çok daha önce bu sanal gerçeklik varolduğundan dolayı, sanal dünyanın insan beyninden kaynaklandığı da iddia edilemez. Fiziksel gerçekliğe göre kuantum dünyası var olamaz; kuantum gerçekliğine göre fiziksel gerçeklik var olamaz ve eğer var oluyorsa, bu mutlaka bir sanal gerçeklik olmalı. Peki nasıl? İşte birkaç neden;
Reklam
TÜBİTAK'ta Dereceye Giremeyen Öğrencinin Dünya Birincisi Olması, Bakan Işık'ı İsyan Ettirdi
TÜBİTAK’ın, ‘Teknogirişim Sermaye Desteği’ programı kapsamında açılan 100 bin TL destek ödüllü yarışmada dereceye giremeyen öğrencinin, aynı projeyle katıldığı uluslararası fizik yarışmasında dünya birincisi olması Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı fikri ışık’ı isyan ettirdi.Projenin üniversite hocalarından oluşan heyetten geçerli not alamadığını belirten Işık, “Hocalarımıza çağrı yapıyorum, bu kadar kıt not vermeyin. Bizim beş hoca not vermediği için 100 bin lirayı esirgediğimiz yavrumuz, gitmiş dünya birincisi olmuş. Yazık günah. Sıfırcı hoca mantığı doğru değil” dedi. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın 2015 bütçesinin görüşmelerinde HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, TÜBİTAK’ın bilimsel çalışmalarda dahi “objektif” davranmadığını savunurken ilginç bir örneği gündeme getirdi. Aydoğan, “2014’te , Türkiye’den bir lise öğrencisi, Polonya’daki bir fizik yarışmasında, 70’e yakın ülkeden 5 bin fizik projesini geçerek birinci olmuştur ama aynı öğrencinin, ne yazık ki TÜBİTAK tarafından projesi değerlendirmeye alınmaya bile layık görülmemiştir. TÜBİTAK’ın bu tip projelerde hangi bilimsel ölçütler kullandığı, gerçekten bizler açısından merak konusu ve incelemeye de değer bir konudur” diye konuştu.Milliyet
Türünün Son Örneği 10 İlkel Kabile
Hepimizin, zamanla yarıştığı, daha fazla şey elde etmek için didinip durduğu, sürekli cep telefonlarına yapışık şekilde yaşadığı bu dünyada, çok az da olsa tıpkı yüzyıllar önce olduğu gibi doğayla iç içe yaşayan birileri var. İklim değişikliği ve modern sömürü düzeni onların nüfusunun azalmasına neden olsa da, bu 10 kabile hala hayatta.
Reklam
Uzaydan Dünyaya Dönerken Astronotlar Ne Görüyor?
Saatte 32.000 kilometre ile dünyaya düşen bir uzay aracının içinden baktığınızda ne görürsünüz? Görünüşe göre astronotlar bu deneyimde çılgın ışık oyunlarına maruz kalıyorlar. Orion uzay aracının içerisine konulan bir kamera modülü sayesinde biz de nasıl bir şov izlediklerini görebiliyoruz.
Reklam
Sony Pictures CEO'su Sessizliğini Bozdu
Sony Pictures’a ”Guardians of Peace” isimli sanal korsan grubu tarafından düzenlenen saldırı önce şirketin sistemlerini işlemez hâle getirmiş, ardından da saldırıda ele geçirilen şirket içi bilgiler internete sızdırılmış ve Sony Pictures’a dair pek çok sır açığa çıkmıştı. Tüm yaşananların ardında Sony Pictures’ın yapımcılığını üstlendiği The Interview isimli filmin vizyona girmesini istemeyen Kuzey Kore’nin bulunduğu iddia edilirken, gelen terör saldırısı tehditlerinin ardından Sony Pictures’ın The Interview’in ABD’de vizyona girmesini ertelemesi işleri başka bir boyuta taşımıştı.Dünya gündeminde kendisine oldukça ciddi bir yer bulan saldırı konusundaki sessizliğini uzun süre koruyan Sony Pictures CEO’su Michael Lynton, CNN’e verdiği röportajla bilinmeyen pek çok konuya açıklık getirdi. Sony Pictures’ın The Interview’in çıkışını iptal etme kararı üzerine gelen tepkileri değerlendiren Lynton, önlerinde çok kısa bir süre varken bir tehditle karşı karşıya kaldıklarını ve iptal kararını almalarında sinema zincirlerinin takındığı tutumun etkili olduğunu belirtti. The Interview konusunda geri adım atmadıklarını vurgulayan Sony Pictures CEO’su, filmi ABD halkına ulaştırma konusunda halen çok istekli olduklarını dile getirdi.Michael Lynton, iptal kararının alınmasının ardından Sony Pictures’a yapılan ”filmi internette yayınlayın” çağrılarına ilişkin açıklamalarda da bulundu. Filmi yayınlama konusundaki arzularından vazgeçmediklerini yeniden hatırlatan Lynton, internetin ilk seçenekleri olmadığını belirtti. Lynton halihazırda hiçbir çevrim içi yayıncının veya e-ticaret sitesinin kendilerine The Interview’in yayınlanması ve dağıtımı konusunda başvurmadığını ifade etti. Bu noktada Sony’nin kendi çevrim içi video platformlarının da bulunduğunu belirtmek gerekiyor.Sony Pictures CEO’sunun filmi yayınlama konusunda ısrarcı oldukları yönündeki açıklamalarına rağmen, The Interview’in tanıtımı için oluşturulmuş çevrim içi mecraların ortadan kaybolması dikkat çekiyor. Filmin internet sitesine, Facebook sayfasına, YouTube kanalına ve Tumblr sayfasına hâlihazırda erişilemiyor. The Interview için oluşturulan Twitter ve Instagram hesapları hâlen erişilebilir durumda olsa da, bu hesaplardaki paylaşımların ortadan kaybolduğu görülüyor. Sony’nin filmle ilgili her şeyi kaldırmasında sanal korsanların tehditlerinin etkili olmuş olabileceği öne sürüldü.Teknoblog
Eğitim-İş Üyelerine Müdahale: 100'ün Üzerinde Gözaltı
Ankara'da 17 Aralık sürecini protesto eden ve Yatağan'da başlatılan 'Laik Eğitim ve Emeğe Saygı Yürüyüşü'ne destek veren Eğitim-İş Sendikası üyelerinin yürüyüşüne polis, toma ve biber gazı ile müdahale etti. 17 Aralık sürecini protesto eden ve Yatağan'da başlatılan 'Laik Eğitim ve Emeğe Saygı Yürüyüşü'ne destek veren Eğitim-İş Sendikası üyeleri Tandoğan Meydanı'nda toplandı. Toplanan üyeler Kızılay Güvenpark'a yürüyerek orada basın açıklaması yapmak istedi. Emniyet güçlerinin izin vermemesi üzerine gruba TOMA ve biber gazı ile müdahale edildi. Müdahaleye rağmen dağılmayan Eğitim-İş Genel Başkanı Demir ve 100'den fazla sendika üyesi gözaltına alındı.
Rönesans Kadınları Boya Fırçalarında
Sanatçı Rebecca Szeto yeni eserleri için boya fırçalarını alıştığımızdan farklı bir şekilde kullanmış. San Fransisco’lu sanatçı fırçaların sap kısımlarını alarak onları sanat eserlerindeki ünlü kadınlara dönüştürmüş.Güzellik ve değer yargılarını yeniden şekillendirmeyi amaçladığını söylediği bu projesinde Szeto, bir sanat eseri ortaya çıkarmanın kendi aracını odak noktaya alarak aslında döngüsel bir eser ortaya çıkarmış.Görseller: __rebeccaszeto.com
Reklam
Say: 'Holdinglere İhtiyaç Duymuyoruz'
Sanatçı Fazıl Say, 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı.Fazıl Say 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. 'Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz' diyen Say, Borusan'ın festivali iptal etmesinin ardından aldığı ihaleye dikkat çekti.Say tarafından yapılan açıklama şu şekilde:'DostlarBORUSAN yönetimi (Ceo'su Agah bey) bugün tüm medyaya açıklamalar yapmış. Bir BİFO-SAY(Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Fazıl Say) festivalimiz vardı İstanbul'da. İki yılda bir olurdu. Bu yılki iptal edilmişti. Niye iptal edildiğini anlatmışlar basına. Tabi her zaman her şeye bir kılıf uydurulur.İşin aslı ise şu;Hatırlarsınız; Şu Antalya'da yaşanan haksızlık sebebi ile ben Gürer Aykal ile artık çalışamayacağımızı anlattım. Sadece ben mi anlattım? Gürer Aykal kendisi basına açıklamalar yaptı 'bir daha Fazıl Say eseri yönetmem' dedi. Şimdi belli ki burada bir anlaşmazlık var. Evet keşke olmasaydı. Ama maalesef o 'keşke'ler bu insanların egolarının önüne geçemiyor. Evet Antalya'da bu kavga oldu ama ben bunun Borusan ile olan Festivalimize yansımaması için gayret gösterdim. Bifo-Say festivali 4 konserden oluşuyordu. Bu 4 konserden sadece 1 tanesi Gürer beyin yöneteceği konser idi. Borusan 4 konserin tamamını iptal etmiştir. Okudunuz, hepsi ortada yazıldı.Tekrar etmeye gerek yok. Ben hep şunu savundum. Gürer Aykal ile zaten olmuyor, o da istemeyecektir benim ile konser yapmayı -ki istemiyor. Ya 4 konser içinden onun yöneteceği o konseri de kaldırın, ya o konsere başka şef alalım. Gürer Aykal'a da ayrı bir kapsamda başka bir konser verilsin. Sonuçta adı ve konusu Fazıl Say olan bir festival de devam edebilsin.' Bunu savundum. Ama bu olmadı... Olmadığının zaten hemen ardından da Borusan bir ihale kazandı. Agah bey diyor ki 'ihalenin bu konu ile alakası yoktur',  ben diyorum ki ' Bilemiyorum, neden olmasın?'.Dostlar kendi konserlerimizi organize ediyoruz. Türkiye'nin her yerinde konser veriyoruz. Gerekirse, Anadolu'da köylere gidip çalıyorum. Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz. Başımızın çaresine bakarız. İyi müzik yaptığımız sürece de bu salonlardaki doluluk oranımız artıyor. Dünyanın her yerinde yılda 100 konserimiz var. Eserlerimiz her yerde çalınıyor. Tüm internette de yayılmış durumda. Her yıl 3-4 CD üretiyoruz. Çalışıyoruz. Deli gibi çalışıyoruz. Orkestra eserlerimin Türkiye'de çalınması durumuna gelince. Dünyanın her yerinde çalınıyor. Türkiye'de benim (Orkestra) eserlerimin çalınma olasılıkları kısıtlanmıştır. Bu durum tamamen siyasidir. CSO olayında gördünüz. Gürer Aykal ise tüm bu olaylarda kendini kullandırtmıştır. Kötü bir duruş sergilemiştir.Dostlar,Şunu sorun kendinize, Aykal ne kaybederdi Muammer Sun gibi duruş sergileyebilseydi?Borusan'daki arkadaşlara başarılar dilerim. Ben her yıl 40-50 Orkestra ile çalıyorum fazla ihtiyacım yok illaki Borusan Orkestrası ile çalmaya. Herkes işine baksın. Bizi de artık rahat bırakın. Çalışan üretenleri rahatsız etmeyin.Sevgiler, Saygılar.'İleri Haber
Reklam
Sanat Meraklısı İki Ofis Çalışanının Yorum Kattığı 17 Ünlü Sanat Eseri
Chris Limbrick ve Francesco Fragomeni New York’taki Squarespace’de oldukça yoğun çalışan iki kişi.Bu ikili işte canlarının sıkıldığı vakitleri (!) Facebook’ta ve Twitter’da değerlendirmekten çok sıkılmış olacak ki daha yaratıcı bir şey yapmaya karar vermişler.Ünlü tabloları ofiste buldukları eşyalarla yeniden yaratan bu iki çalışan ardından bu eserleri toparlayarak “Fools Do Art” adı altında birleştirmiş.
Nikon 2014 Mikroskopik Fotoğraf Yarışmasına Katılan Birbirinden Muhteşem 26 Detay Fotoğraf
2014 yılında Nikon tarafından düzenlenen fotomikrografi (mikroskopla büyütülmüş görüntülerin fotoğrafları) yarışmasına katılan birbirinden ilginç görüntüler, yaşadığımız dünyanın ne kadar ilginç ve çeşitliliğe sahip bir yer olduğunu gözler önüne serdi. Küçük canlıların bedenleri içerisinde detaylara saklanmış birbirinden renkli görüntüler ilgililerin beğenisi topladı. İşte yarışmaya katılan iddialı fotoğraflardan 26 tanesi;
21. Ölüm Yıl Dönümünde 10 Video ile Türk Sinemasının "Baba"sı Hulusi Kentmen
Hulusi Kentmen (20 Ocak 1912, Tırnova - 20 Aralık 1993, İstanbul), Türk tiyatro ve sinema oyuncusu.Deniz Kuvvetlerinde astsubay rütbesiyle görev aldı. Deniz astsubaylığından emekli olduktan sonra sanat yaşamına atıldı. Hisse-i Şaiya oyunuyla profesyonel olan Kentmen, 1942'de Sürtük filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. Tatlı-sert ve babacan tarzı ile çoğu filmlerinde baba, komiser, bahçıvan, hakim vb. roller üstlendi, birçoğunda kendi adıyla oynadı. Kentmen, 1942-1988 yılları arasında 500'e yakın filmde rol aldı. Türk sinemasında bir klasik olan oyuncu 81 yaşında 20 Aralık 1993'te böbrek yetmezliği sonucu yaşamını yitirdi.
Dünyanın En Büyük Dördüncü Gölü Olan Aral Tamamen Kurudu, Aferin Size İnsanlık!
etiket
Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan Aral Gölü tamamen kurumuş durumda. Bundan henüz 14 yıl önce, şu an yalnızca kum ve tuz olan yerde kocaman bir su birikintisi vardı. Bu devasa gölün 14 yıllık bir süre içerisinde kuruyup yok olması, bizlere geleceğimiz hakkında ciddi kaygılar yaşatıyor. İnsanlık kendisine hayat veren doğa ile birlikte yaşamayı ne zaman öğrenebilecek?
Reklam