Nicki Minaj, “Anakonda” klibinde Friends’den tanıdığımız Janice gibi çığlık çığlığa bağırmazken ve hatta Nicki Minaj diye biri yokken, ekranda dev popolar miksere atılmış gibi dönmüyorken, biz daha çocuk sayılırken, müzik için hiçbir çıplaklık, güzel popo, porselen makyajlar gerekmiyordu. Sadece sevdiğimiz müzikleri dinliyorduk.Şimdi hem geçmişe gidelim ve müziğin sadece yetenekle yürüdüğü günlerden, çiçek gibi kadınlara ve şarkılarına bakalım hem de günümüzde hala saçmalıklara ihtiyaç duymadan bizi mutlu etmeyi başaran yetenekleri tanıyalım. Neyse ki bu isimler sadece bu listeyle sınırlı değil…
Yönetmen Christopher Nolan’ın son filmi “Interstellar” (Yıldızlararası), bilim kurgu, aksiyon, aile draması ve bir aşk hikayesi olarak karşımıza çıkıyor. BoxOffice Türkiye’nin açıkladığı rakamlara göre, filmin ilk 3 günde ulaştığı izleyici sayısı 92 bin 196.Christopher Nolan, yeni filmi için Hollywood’un iki dev yapım şirketi Paramount Pictures ve Warner Bros.’u nasıl arkasına aldığını, “Onlara şöyle dedim: ‘Akıllara durgunluk veren kalbi, duygusal iniş çıkışları olan insan odaklı bir bilim kurgu çekmek istiyorum. Bu yolda insan farkındalığı bizi birleştirecek, evrenin büyüklüğü keşfedilecek ve film bu iki bulguyu bir araya getirecek’ dedim” sözleriyle anlattı.Başrollerinde Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Jessica Chastain, Bill Irwin, Ellen Burstyn ve Michael Caine’in yer aldığı film zengin oyuncu kadrosu ile de dikkat çekiyor.
Dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip olan ve Türkiye'de de yayımlanan 'The Big Bang Theory' (Büyük Patlama Teorisi) dizisinde seslendirme yapan oyuncu Carol Ann Susi, 62 yaşında hayatını kaybetti.Pam Ellis-Evenas Ajansı, kanserle mücadele eden ünlü oyuncu Susi'nin Los Angeles'ta öldüğünü açıkladı.Birçok televizyon dizisinde seslendirme yapan Susi, tüm zamanların en çok izlenen komedi dizilerinden 'The Big Bang Theory'nin görünmeyen ana karakterlerinden 'Bayan Wolowitz'i seslendirmesiyle tanındı. Dört genç bilim adamının deneyimleri üstüne kurgulanan dizi, çok sayıda ülkede milyonlarca izleyiciye ulaştı.CNN Türk
Sık sık tartışmak, erken ölüme neden oluyor...Eşinizle, sevgilinizle ya da akrabalarınızla tartışırken bir daha düşünün... Danimarkalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, eşle, dostla veya akrabayla sık sık tartışmaya girmenin, orta yaşta ölüm olasılığını iki ya da üç kat artırdığını ortaya koydu. Sonuçları 'Journal of Epidemiology and Community Health' dergisinde yayımlanan araştırma, fazla münakaşadan en çok erkeklerin ve işsizlerin zarar gördüğünü, sürekli tartışmanın, arkasında yatan faktörler tam anlamıyla izah edilemediyse de ölüm olasılığını iki ya da üç kat artırdığını gösterdi. Kopenhag Üniversitesi'nde görevli araştırma ekibi, strese verilen yüksek tansiyon ve kardiyovasküler hastalık riski gibi psikolojik tepkilerin, artan ölüm olasılığının en muhtemel sebepleri olabileceğini bildirdi. Araştırmada, 'erkeklerin kortizol seviyelerinin stres faktörleri karşısında kadınlarınkinden daha fazla artış gösterdiği' de belirtildi. Stresli sosyal ilişkilerle erken ölüm arasındaki bağlantının araştırılması çerçevesinde, yaşları 36 ila 52 olan 9 bin 875 kadın ve erkekle ilgili veriler kullanıldı. Araştırma, sıklıkla çocuk ve eşlerden kaynaklanan talep ve endişelerin, ölüm riskini tüm nedenlerden yüzde 50 ila 100 oranında arttırdığı gözlendi. İşsiz olmanın da sosyal ilişkiler üzerinde olumsuz etkiyi artırdığı, işsizlerin iş sahibi olanlara göre herhangi bir sebeple ölme olasılığının önemli ölçüde yükseldiği bildirildi. Ayrıca, erkeklerin, özellikle eş kaynaklı talep ve endişelere karşı savunmasız göründüğü ve bu durumdaki erkeklerin ölüm oranlarının daha yüksek olduğu kaydedildi.adanadakik.com
Sevilen başarılı Rock Grubu Athena uzun bir aradan sonra 2014 Ekim ayında 'Altüst' adlı yep yeni albümünü çıkardı. PASAJ FİLM REKLAM yapımcılığını üstlenen albüm müzik marketlerde yerini aldı. Albümde toplamda 13 Adet bir birinden güzel parçalar yer alıyor.Athena Altüst Albümünde Yer Alan Parçalar:01. Athena - Davet02. Athena - Kafama Göre03. Athena - Üç Lira Bir Anahtar04. Athena - Kaçak05. Athena - Yamyam Zurna06. Athena - Ses Etme07. Athena - Yapma Be Kanka08. Athena - Kalem09. Athena - Parçalanıyoruz10. Athena - Bu Adam Fezadan11. Athena - Adımız Miskindir Bizim12. Athena - Bela
Belki çoğunuza kafayı kazıtma fikri çok uzak geliyor, ama bir kere denediniz mi müptelası olabilirsiniz. İşte size kafayı kazıtmanın güzelliklerinden bir demet.
Hobbit filminin ana karakterlerinden olan Ejdarha smaug 2. film ile karşımıza çıktı. Smaug karakterini filmde Sharlock Holmes ile de tanıdığımız Benedict Cumberbatch canlandırıyor. Cumberbatch bu rol için Londra hayvanat bahçesine gidip sürüngenlerin yaşamlarını araştırmış.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'na (YÖK) Profesör Yekta Saraç'ı seçti.Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde ilk kez imza attığı uygulama ile YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya'yı görevinden almıştı.YÖK Başkanları, bürokrasideki genel usulün dışında atanıyor. Cumhurbaşkanı, YÖK üyelerinden birini başkan olarak tayin ediyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 2011 yılında Çetinsaya'yı önce YÖK üyeliğine seçmiş ardından da başkan olarak atamıştı. Daha önce hiç bir YÖK Başkanı görevinden alınmamıştı. Çetinsaya, ilk kez görevinden alınan YÖK başkanı oldu. Çetinsaya'nın görevinden alındığı gün milliyet.com.tr, YÖK Başkanlığı için en güçlü adayın Yekta Saraç olduğunu kamuoyuna duyurmuştu.Cumhurbaşkanlığı'ndan bugün yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:'Sayın Cumhurbaşkanımız; açık bulunan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına, 2547 sayılı YükseköğretimKanununun 6 ncı maddesinin (c) fıkrası uyarınca Yükseköğretim Kurulu Üyesi Prof.Dr. M. A. Yekta Saraç'ı, açık bulunan Yükseköğretim Kurulu Üyeliği'ne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 6'ncı maddesinin b/1 bendi uyarınca Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ömer Demir'i seçmişlerdir.'Aydın Hasan/milliyet.com.tr
Akün ve Şinasi sahnelerinin gizlice satıldığının ortaya çıkmasın ardından tiyatrocular ve sanatseverler her akşam 19:00'da tiyatro önünde nöbet tutmaya başladı.Ankara'da bulunan Akün ve Şinasi sahnelerinin geçtiğimiz günlerde gizlice satıldığının ortaya çıkmasının ardından sanatseverler ve Devlet Tiyatroları (DT) oyuncuları her akşam saat 19:00'da tiyatro önünde bir araya geliyor.Satışın öğrenilmesinin ardından Cumartesi gününden bu yana her akşam sürdürülen nöbetlerde Ankara halkı sürece ilişkin bilgilendiriliyor. Önümüzdeki günlerde KESK'e bağlı Kültür Sanat Sen, bazı kültür sanat dernekleri ve platformlar arasında yapılacak toplantının ardından büyük bir eylem için Ankara halkına çağrı yapılacağı öğrenildi.'SAHNELERİN SATILMASI ANKARA'NIN KÜLTÜRSÜZLEŞTİRİLMESİ DEMEK'Bu akşamki nöbete katılan Kültür Sanat Sen üyesi DT oyuncusu İskender Altın, İleri'ye yaptığı açıklamada Akün ve Şinasi sahnelerinin satılmasının Ankara'nın ve Çankaya'nın kültürsüzleştirilmesi, tiyatronun ve sanatın kovulması demek olduğunu vurguladı.Şinasi ve Akün'ün Devlet Tiyatrolarına geçmeden önceki yıllarda da tiyatro ve sinema salonu olarak kente sanat hizmeti verdiğini hatırlatan Altın, bu iki sahnenin satışını tiyatroların özelleştirilmesinin devamı olarak gördüklerinin altını çizdi. Ankara gibi büyük bir kente mevcut sahnelerin yetmediğini belirten Altın, bu iki sahnenin satılmasının kentte ciddi bir kültürel boşuk yaratacağını sözlerine ekledi.İlerihaber
Fatih Akın'ın yönettiği ve Venedik Film Festivali’nde prömiyeri yapılan 'The Cut' (Kesik) filmi geçen Perşembe Almanya’da vizyona girdi. Çalışmalarını Almanya’da sürdüren, kendini yaşadığı kent olan Hamburglu olarak tanımlayan Türkiye kökenli yönetmen, Osmanlı’nın son döneminde 1915 Ermeni Tehciri sırasında iki kızıyla bağlantısı kopan Ermeni bir demirci ustasının öyküsünü anlatıyor.Akın'ın imza attığı 10. uzun metrajlı film olan The Cut'ın senaryosu Hollywood’un efsaneleşmiş senaristlerinden Mardik Martin'e ait. Filmin başrolünde Cezayir asıllı oyuncu Tahar Rahim yer alırken, kadroda kendisine Akın Gazi, Numan Acar ve Korkmaz Arslan gibi Türk oyuncular da eşlik ediyor.Film 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda Tehcir Kanunu gereğince Mardin’de bütün Ermeni erkeklerin toplanması ile başlıyor. Tehcir kapsamında ailesinden koparılan demirci Nazarat Manukyan yıllar sonra iki kızının hâlâ hayatta olduğunu öğreniyor ve onların izinde Suriye’den Küba’ya, oradan da Amerika’ya uzanan bir yolculuğa çıkıyor.Yönetmenin kendi söylemiyle ‘The Cut’, ‘Duvara Karşı’ filminde aşkla başlayan, sonra ‘Yaşamın Kıyısında’ ölümle devam eden üçlemenin ‘iblis’ yanını oluşturuyor.Alman eleştirmenler tarafından pek beğenilmeyen filmin konusu nedeniyle tartışmalara yol açacak iddialı boyutu bulunduğu, ancak Fatih Akın’ın diğer filmlerine kıyasla sinema dilinin tatmin edici olmadığı öne sürülüyor. Bundan önceki çalışmalarında yorumu seyirciye bırakan Akın’ın bu kez içerik üzerinden mesaj vermeye çalıştığı ve bunda pek başarılı olamadığı belirtiliyor. Filmin Türkiye’de de gösterime gireceği açıklanmasından sonra aşırı milliyetçi çevrelerden ölüm mesajları alan Akın, 1915 Ermeni Tehciri’ni film yapma fikrinin tabuları yıkma fikrinden oluştuğu görüşünde.‘The Cut’ filminin Türkiye’de muhtemelen Aralık ayında sinemalara geleceğinden yola çıkılıyor. Bu arada Fatih Akın’ın bundan sonraki projesinin, 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist yeraltı terör örgütü ile ilgili olacağı söylentileri var.Geçen günlerde Hamburg Film Festivali'nde prestijli Douglas Sirk Ödülü’ne layık görülen yönetmen, burada konuyla ilgili açıklamasında yeni filmi ile ilgili iddialara ‘Biraz sürpriz olsun. Üzerinde çalışıyorum’ şeklinde bir cevap vermişti.
Müzik tarihinin en büyük efsanelerinden Pink Floyd, yepyeni albümü bugün çıktı. Hem de içinde Türkçe isimli bir parçayla. Bu güzel bir haber. Ama aynı zamanda bir veda. Artık başka albüm olmayacak. Bir devir kapanıyor...İnsanları dinlediği müziğe göre değerlendirmek ayrımcılık sayılır mı? Ayrımcılık yapmak pahasına da olsa şu cümleyi kurabilirim: Hayatımda hiç Pink Floyd dinleyen kötü bir insana rastlamadım.Müzik tarihinin bir bölümünü biçimlendiren bu adamların melodileriyle dünyaya iyilik aşıladığına inanırım. Ama artık bir dönem sona erdi. Pink Floyd, yeni albümü ‘Endless River’ (Sonsuz Nehir) albümüyle yolculuğunu tamamlıyor.Albüm, grubun 20 yıl önce çıkardığı ‘Division Bell’in yapımı sırasında David Gilmour, Nick Mason ve Richard (Rick) Wright’ın birlikte çalıp kullanmadıkları kayıtların üzerine inşa edilmiş.Pink Floyd, Syd Barrett’sız tam kadro. Grup, Roger Waters’la birlikte 2005’teki Live8 yardım konserinde 24 yıl sonra bir araya gelmişti.Rick Wright’ın 2008’de yaşamını yitirmesinin ardından kimse yeni bir Pink Floyd albümü beklemezken Gilmour ve Mason, 20 saati aşan kayıtları dinleyip, buradan yeni bir albüm çıkabileceğini düşünmüş. Yeni eklemeler yapılmış ve bir şarkı dışında (Louder Than Words) tamamen enstrümantal bir veda albümü ortaya çıkmış.Albüm hem Rick Wright’a hem de Pink Floyd’a veda niteliğinde. Keza Gilmour, Rolling Stone dergisine verdiği söyleşide “Bu çalışmanın üzerine koyacağımız her şey ikinci sınıf kayıtlardan oluşacaktı. Rick’in yokluğunda bir Pink Floyd turnesi mümkün olmaz. Üzücü ama bitti” diyor.ŞARKININ ADI: ANISINAAlbümde Rick Wright’a ithaf edilen şarkının ismi Türkçe, ‘Anısına’. İsrailli klarnetçi Gilad Atzmon’un eşlik ettiği parçanın oryantal, mistik havası nedeniyle Gilmour, Türkçe ağıtları inceleyip böyle bir isim koymuş.Tabii söz konusu Pink Floyd’sa Roger Waters’ı anmamak olmaz. Grubun kurucuları arasında yer alan Waters, 1985’te olaylı bir şekilde Pink Floyd’dan ayrılmıştı. Waters, grubun isim hakkını almak için dava açıp kaybetmiş ama diğer grup üyeleriyle arasında soğuk savaş yıllarca sürmüştü. Waters’ın ardından Gilmour’ın sürüklediği Pink Floyd iki albüm daha çıkarttı. Pink Floyd ve Waters ayrı turneler gerçekleştirdi. Sadece birkaç kez bir araya geldiler.2005’te Afrika’ya yardım için toplanan Live8 konserlerinde Waters ve Pink Floyd 24 yıl sonra aynı sahneye çıktı. Hyde Park’taki kalabalığı çeken kameralar binlerce Floyd hayranının gözyaşları içinde şarkılara eşlik edişini gösteriyordu. Herkes bundan sonra grubun tekrar bir araya geleceğini düşündü.Hatta bir Amerika turnesi için 150 milyon dolar önerildi. Gilmour bu teklifi kabul etmedi. Hatta konser nedeniyle o yıl albümlerin 8 kat artan satış gelirlerini de ‘Live8’e bağışladı. “Pink Floyd’un buradan kazanacağı bir gelir olmamalı” diyen Gilmour, bu hareketiyle konsere katılan diğer sanatçıları da benzer bağışlar yapmak zorunda bıraktı.2010’da Waters ve Gilmour bu kez Filistinli çocuklar için aynı sahneyi paylaştı. Teklif Gilmour’dan gelmişti. The Wall’un yaratıcılarının Gazze duvarının dibinde yaşanan dram konusundaki hassasiyeti, ikisini bir konserde buluşturmaya yetti.Ertesi yıl Waters, Londra’daki bir konsere David Gilmour ve Nick Mason’ı davet etti. Gilmour, rock tarihinin en güzel sololarından birine sahip olan ‘Comfortably Numb’ı sahnede inşa edilen duvarın üzerinde çaldı. Ama hepsi bu kadar.YILLARIN PİŞMANLIĞIDavid Gilmour: Ben ve Roger yıllarca o kadar gürültü yaptık ki Rick’in grupta ne kadar harika işler yaptığı fark edilemedi.Waters’ın ayrılma kararının ardından Pink Floyd’la ilişkisi bunlarla sınırlı kaldı. Gilmour, birkaç konserde bir araya gelmeleri hakkında “Eskiden kötü zamanlar yaşadık, olumsuz şeylerdi. Bunda benim de payım vardı” dedi. Waters, Pink Floyd’u dava etmesinin yanlış olduğunu itiraf etti. Fakat Gilmour, birlikte asla yeniden bir albüm yapmayacaklarını söyledi.Buna rağmen ‘Endless River’ albümü duyulduğunda “Roger Waters da var” iddiası gündeme geldi. Waters, “Ben 29 yıl önce Pink Floyd’dan ayrıldım. ‘Endless River’da yokum. Anlayın artık” diye bir açıklama yapmak zorunda kaldı.Evet, o kadar yıl geçmesine rağmen Pink Floyd’un son albümü bile Roger Waters-David Gilmour çekişmesiyle anıldı. Rick Wright’a saygı niteliğinde albüm için Gilmour’ın hiç istemediği şey de bu aslında. “Ben ve Roger yıllarca o kadar gürültü yaptık ki Rick’in grupta ne kadar harika işler yaptığı fark edilemedi” diyor.İKİ DELİNİN KATKISIWaters’ın gruptan ayrılışını Stalin’in ölümüne benzeten davulcu Nick Mason ise hâlâ grubun en neşelisi gibi. MOJO dergisine verdiği söyleşide “David istifa edince Pink Floyd bana kalacak ve sadece davulla bir dünya turnesi ayarlayacağım” diyor. Mason, Syd Barrett’ı anmadan Roger Waters’a hakkını vermeden de edememiş: “Gerçek şu ki bu dengesiz insanlar büyük müzisyenlerdi. Eğer deli Syd ve deli Roger’ımız olmasaydı muhtemelen biz saçma sapan şarkılar yapardık”.Ne olursa olsun, birkaç deli adamın ruhunu üflediği bu grup insanları hep etkilemeye devam edecek. ‘Endless River’ da bu ruhun son ürünü olacak. Milyonların kalbinde yer edinecek. Şarkıda geçtiği gibi, “Sonsuz nehir, her zaman ve daima”...Hürriyet / Gökçe Aytulu
Bu yıl ikincisi düzenlenen Boğaziçi Film Festivali, Türk Sinemasının 100. yaşına girdiği 14 Kasım’da başlıyor. 102 ülkeden 3 bin 682 filmi festival süresince izlenebilecek.Düzenlenen basın toplantısında konuşan Uluslararası Boğaziçi Film Festivali danışmanı ve jürisi Belçim Bilgin, “Uluslararası Boğaziçi Film Festivali genç bir festival olmasına karşın gerek film gösterimleri gerek atölye çalışmaları ile kalite çıtasını yükseltiyor. Kısa film yarışmasına gösterilen ilgiden de anlaşılabileceği gibi İstanbul’ın kısa film dünyası için bir dünya başkenti haline gelme potansiyeli mevcut. Festival bünyesindeki atölye çalışmalarıyla bunun sağlıklı bir zeminde devam etmesine katkı sağlayacağız.” dedi.Festival danışmanı ve jürileri arasında yer alan Semir Aslanyürek de Türkiye’de sinemanın gelişmesinde festivallerin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sinema usta-çırak ilişkisi içinde yoğrulan bir sektör. Genç sinemacıların sektörü tam olarak algılayabilmeleri için farklı türleri, farklı bakış açılarını tanımaları ve özümsemeleriyle mümkün. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali özellikle kısa film alanındaki iddiasıyla cazibe merkezi olma iddiası taşıyor. Bunun yanı sıra dünyadan farklı örneklerin yer aldığı seçkisiyle kendine özgü bir üslup geliştirdiğini de söyleyebiliriz.”Festival Genel Sanat Yönetmeni Kamil Koç da festivalin içeriği hakkında şunları söyledi: “Festival süresince konuk ülke Polonya’nın yanı sıra Asya filmlerinden seçkiler ve Derviş Zaim filmlerini göstereceğiz. Böylelikle sinemanın uzun soluklu bir yolculuk ve zihinsel bir izlek olarak algılanmasına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Hollywood’da ünlü isimlere koçluk yapan Ivana Chubbuck gibi isimler de festival bünyesindeki atölyeler ile tecrübelerini aktarma imkanı bulacaklar. Türk sinemasının 100. doğum gününe rastlayan festival açılışımızın Türkiye’de özgün bakış açısına sahip sinema insanlarının yetişmesine katkı sağlamasını arzu ediyoruz.” Zaman
Kemal Sunal tam 70 sene önce bugün (aslında dün) doğmuş. Bir çoğumuzun aklında 'inek şaban' ile yer etmiş bizleri hep güldüren Türk sinemasının büyüklerindendir. Bir çok film repliği ve filmden kareleri ile Listevari.com ekibi olarak kendisini rahmetle anıyoruz.
İçeriğimizde fotoğraflarını derlediğimiz bu çiftler, soğuk havaya aldırış etmeden dünya evine girmişler. Görüntülerden anladığımız kadarıyla, oldukça güzel dakikalar da yaşanmış bu düğünlerde. Sahi, eğer sevdiğimiz insanla evlenmek istiyorsak illa yaz aylarının gelmesini mi beklemeliyiz?İşte o birbirinden hoş düğün fotoğrafları;
Aslında birçoğumuz, tarihte meydana gelmiş büyük çaplı değişimlerin çok uzun sürdüğünü düşünüyoruz. Kısmen haklıyız da bunda. Fakat günümüzde, dünya tahmin ettiğimizden de hızlı değişiyor ve bugün toplumumuzu ayakta tutan birçok şey, yakın gelecekte değişecek. İşte o akıl almaz değişimlerden 19 tanesi;