onedio
Dünya Biliminin 2014 Yılında Attığı 10 Önemli Adım
2014 yılı boyunca, birçok bilim alanında birbirinden ilginç ve önemli adımlar atıldı. Örneğin, Satürn'ün uydularından biri olan Enseladus'un yüzeyinde bir takım gayzer patlamaları gerçekleştiğini öğrendik. 'Bunun biz insanlara ne gibi bir faydası var?' diye sorabilirsiniz fakat unutmayın ki galaksiler-arası seyahatler oldukça yakın görünüyor ve içerisinde yaşadığımız evrene dair ne kadar çok bilgiye sahip olursak, geleceğimiz hakkında da o denli olumlu adımlar atabiliriz.İşte bilim dünyasının 2014 yılında ulaştığı, birbirinden ilginç 10 gelişme;
Bugün Hayatta Olsaydı Cumhurbaşkanımızı Ayakta Alkışlaması Muhtemel 11 Müteveffa Yazar
Alev Alat'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik olarak; 'George Orwell yaşasaydı sizi ayakta alkışlardı' cümlesini kurmasıyla aklımızda şimşekler çaktı. Dedik acaba müteveffa yazarlardan hangileri bugün hayatta olsa cumhurbaşkanımızı elleri kanarcasına alkışlardı? Ve 11 yazarın Alev Alat'ın George Orwell'ine denk geldiğini gördük. İşte o yazarlar!
Şenol Güneş Patladı! "Millet Dizi İzler"
Bursaspor Teknik Direktörü Şenol Güneş Özlüce Tesisleri'nde düzenlenen basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.'Belki de bugün susarak anlatmak daha iyi olurdu' diyerek sözlerine başlayan Teknik Direktör Şenol Güneş, önce takımın son durumu hakkında bilgi verdi ardından da alınan kararlara tepki gösterdi.Güneş, 'Ethem ayrı koşuyor. Dün itibariyle Holmen'in sakatlığı oldu. Onun dışında sakatımız yok. Kadro olarak Kasımpaşa maçına eksiksiz çıkacağız. Kasımpaşa son yıllarda çıkış yapan bir takım. İyi oyuncuları var. Açık futbol oynuyorlar. Modern futbolun tüm uygulamalarını sahaya yansıtıyorlar. İyi bir takımla oynayacağız. İki iyi takımın güzel futbolunu bekliyorum. Kazanmaya ihtiyacımız olan bir maç. Puan olarak biraz daha yukarıda olmamız gerekiyordu. Puan kaybı istemiyoruz. Kazanma hırsızımı yukarı çıkarmak durumundayız. İyi oyun ve iyi sonuçla umarım bu maçtan ayrılırız. Kasımpaşa'nın hocası iyi bir insan ve iyi bir hoca. Kasımpaşa semtinin bir takımı. Sayısal bir çokluğu yok. Kurumsal yapısı, tesisleri iyi bir kulüp. Bizle karşılaştırınca bunların hepsi var ama taraftar bazında elimizde tutamıyoruz' dedi.'SUÇU YAPAN KİMSE CEZAYI ONA VERİN'Bursaspor'un şampiyonluk yaşamış bir kent takımı olduğunu belirten Güneş sözlerini şöyle sürdürdü:'Şampiyonluk yaşamış bir kent takımıyız. Büyük bir bölgenin takımıyız. Taraftarı da olan bir takımken bazı sebeplerden taraftarımızı zorla sahaya getiriyoruz zorla da elimizden alıyorlar. Bu futbolun patronlarının işi. Çözüme ulaşmak için kanun çıkarmak önemli. İlgili kişi ve kurumlarla diyalog kurarak çözüm aramak gerekir. Sadece kurallar çıkarılıp cezalar uygulanıyor. Suçu yapana değil herkese ceza veriyoruz. Zaman zaman futbol sahasına gelip izlemeye çalışan engelli arkadaşlarımızın da, bayanlarımızın da, maçı izlemeye gelen taraftarlarımızın da mağdur olduğu bir dönemi yaşıyoruz. 3-5 kişinin suç yaptığını düşünüyorsunuz, cezaların adaletli olduğunu düşünmüyorum. Suçu yapan kimse onlara verin. Küfürse, şiddetse küme düşürelim kapatalım kulüpleri. Suçun karşılığı verilmeli ama adaletli verilmeli haksız verilmemeli. Masumca oraya gelenler bir daha gelmezler. Onları kaçırmamak gerekiyor.'SUSMAK DAHA İYİ'Oturduğunuz yerden ceza vererek bu işi yönetemeyiz. Her gün takımla beraberim ben her gün kararlarımı sorguluyorum. Bu tip kararlar verirken dikkat etmek gerekiyor. Bizim hatalarımız vardır yapmamamız gerekiyor ama ben Balıkesir maçında ceza alan takımı görünce ben ülke futbolunda adalete inanmıyorum. Onun için susmak daha iyi diyorum. Çünkü yine ceza alacağız. Ben mecbur kalıp konuşuyorum. Ben sinirlenip konuşup da neden para cezası alayım. Konuşmama hakkımı kullanmalıyım. Bir dertleri var bir şey söylüyorlar. Hemen ceza veriyorlar. Hadi biz yaşlandık geçtik. Gençlerin önünü kapatmayın bari. Söylemlerimizin bir şeye yaramadığı yerde bizi neden konuşturuyorsunuz maçlardan sonra. Alamadık maçı üzgünüz mü diyeyim? Gerçeği konuşsam konuşamıyorsun.'ADAMINA GÖRE CEZA UYGULANIYOR'Özgür ortam sağlamazsınız yaratıcılık ortaya çıkmaz. İnsanların özgürce düşüncelerini söylemesi gerekiyor. Adamına göre ceza uygulanıyor. Öteleme çıkarıldı adamına göre. Gücünüz varsa kullanıyorsunuz. Spor barış, kardeşlik diyoruz tüm kirlilikleri burada görüyoruz. Biraz daha dikkat edilmeli. Hep aynı şeyi yaşıyoruz. 5-10 yıl sonra bu gidişle Türk futbolu olmaz. Millet dizi izler. Kendi dertlerini unutmak için dizileri izliyorlar zaten. Küfür kim yapıyorsa toplumun krizi zaten. Bazen duygular bastırılamıyor. Biz sağ duyu davranıyoruz. 10 kişi davranmayınca tüm seyirciyi yok ediyorsun. O zaman Gençlerbirliği'ne ödül verelim. Taraftar nasılsa yok. Ya da taraftarı olmayan takımı en iyi takım yapalım. Buna çözüm yolu bulalım. Bu böyle gitmez. Cezayla değil ödülle yapın. Bu futbol bir oyundur, keyiftir. Kimsenin keyfi yok. Futbolu kulüpler birliği değil futbolu o işi yapanlar yönetmelidir. Hakemler, oyuncular, antrenörler de söz sahibi olmalı. Yöneticiler yarın gidiyorlar ama futbol adamının hayatı ve mesleği bu.'BU İŞ İYİYE GİTMİYOR'Biraz farklı boyutlara bakmazsak bu iş iyiye gitmiyor. Basketbol bence futbolu geçti. Voleybol da öyle. Kendi içinde bu işi yöneten bizlerin de hata ve eksikleri var. Bunların Kasımpaşa maçıyla ilgisi yok. Bunları yok sayıp maça hazırlanacağız yani. Böylelikle Kasımpaşa maçının önemini bir kez daha söylemiş oldum.''FUTBOLCULAR İÇİN SENDİKA KURULMALI''Bu açıklamalardan sonra Ceza bekliyor musunuz?' sorusuna Güneş şu yanıtı verdi:'Bilmiyorum ki ceza verilir mi? Ben kimseye hakaret etmiyorum ama düşüncelerimi söylüyorum. Bunu bastıramıyorum. Ben ceza çok aldım. Çok haksızlığa uğradım. Saha içinde, saha dışında. Buna rağmen konuşuyorum. Kurallar silsilesini bu şekilde uygulamazsanız benim gibi Ertuğrul da, Tolunay da, Mehmet de hepsi de isyan edecektir. Orada saha sonucu ayıp susanlar olacaktır. İyi gidiş olmadığını düşünüyorum. Hiçbir şey yokmuş gibi davranamayız. Suç unsuruna sokarlar mı bilmiyorum. Hayırlısı olsun. Federasyona, kulüpler birliğine herkese iş düşüyor. Antrenör ve oyuncular daha güçlü hale gelmesi lazım. Aksi halde futbolun sahibi olmayacaktır. Herkes parasını kovalıyor şu anda. Öyle bir sistem oldu. Herkes borcumuz var diye ağlıyor, bağırıyor, bu işi yapmak istemiyorum diyor. O zaman kapatın bu işi. Bilim adamları konuşuyordu şimdi film adamları konuşuyor. Film adamları filmle ilgili konuşur, bilimle ilgili konuşmaz. Futbolcular için sendika kurulmalı ve haklarını savunmalı. Bunlar olacağına kulüpler birliği toplanıyor. Borçlar, vergi borçları konuşuluyor.''Bizim kupa maçının neden çarşamba günü olduğunu öğrenemedim' diyen tecrübeli teknik adam şöyle devam etti:'Bence yer bulamadılar bir hafta sonraya attılar. 27 günde 9 maç yapacağız. Daha önce yaşadım ben. O zaman da play-off sistemi çıktı. Sonra niye kapandı. O zaman 3 günde bir maç yapıyorduk. Alelacele yapıldı. Sonra vazgeçtiler. Seyahatler var, Türkiye'nin koşulları var. 3 günde 1 maç yapacağız. Ayın 7'sinde başlıyoruz, 3 Ocak'ta bitireceğiz. Kasımpaşa, Karabük, Trabzon 3 lig maçı 2 de kupa maçı oynayacağız. Ben oynarım sorun değil ama bunu niye yaptılar açıklasınlar. Biz de öğrenelim, haklıymışlar deyip saygı duyalım. Bilgi verirlerse memnun oluruz. Madem bu kararlar alınıyor onların da haklı taraftarları vardır. Bilgilendirilmek istiyoruz. Bu süreyi geçirecek takımımız var. En çok hücum yapan takımız, penaltı yok. Olmuyor tesadüf işte. 11. maçı oynadık.''EKONOMİMİZ YOKSA ONA GÖRE YAŞAYACAĞIZ'Kulüpteki ekonomik problemlerin sorulması üzerine ise Güneş, 'Eğer ekonomimiz yoksa ona göre yaşayacağız. Ben başkana bunu söyledim. Her gün aynı şeyi konuşmayalım. Oyuncuların da özveri yaptığını düşünüyorum sezon başından beri. Saklamaya gerek yok. Başkanın da derdi var çabalıyor, üzülüyor. Burada mühim olan takıma nasıl katkı sağlayacağız. Büyük kulüp olacaksak bütün bunları aşacağız. Şu anda sıkıntı var. Oyuncu arkadaşlardan bana da yansıdığını söylüyorum. Başkan bugün konuşacak. Çek, senet veya söz yapılacak bir şey söyledi. Alalım almayalım bekleyip devrede neticelenmesi lazım. Maçların en yoğun dönemine giriyoruz. Oyunculara söyledim söz verildiyse almalısınız. Değer kaybı olur. Konuştuğunuz zaman işi aksatır ve değeriniz yok olur. Para kazanmasından çok oyuncunun işini yapması ve değer kazanması gerekiyor. Başkan ve yönetimden biran evvel halletmesini bekliyoruz. Ama işimize bakacağız. Her gün yeni bir gün yapmamız lazım. Dikkatimizi dağıtmayacağız. İnşallah düzelir olmayacak bir şey değil,. Trabzon ile Bursa'yı karşılaştırdığım zaman orası küçük bir şehir ama daha büyük transferler yapıldı. Borcu bizden fazla. Biz borcu nüfus olarak kaldırırız. Sadece maça gelsinler, kombine alsınlar, ürünlerden alsınlar. Bunu istiyoruz. Bu düşünceleri işlemek sizin de sahiplenip desteklemeniz gerekir. Bu Bursaspor'a göre olmalı. Şampiyonluk lafını o yüzden etme hakkına sahip değiliz. Diğer takımların harcamalarına bakın bir de bize bakın. Enerjiyi sağlayacak gücümüz var. Kendi kabuğuna çekilse bile yine de kullanabiliriz. Bizimki çorak arazi değil futbol adına verimli arazi. Buradan her şey çıkar, futbolcu da çıkar, yönetici de, taraftar da, hoca da çıkar. Ama Trabzon'da ekonomisi belli ama futbol kültürü var. Burada 3 milyon nüfusun var ' ifadelerini kullandı.'İŞİN BAŞINDAYIZ''Biz işin başındayız' diyen Güneş, 'Takıma da söyledim. Doğru oynuyoruz. Takım olarak iyiyiz. Geldiğimiz mesafede bir basamak daha yukarı çıkmak lazım. Puan kaybımız onu gösteriyor. Tecrübe eksiğimiz var. Bunların hepsi zaman işi. Futbol böyle bir şey. Takım oluşmada mesafe aldık ve camiayı harekete geçirdik. Oyuncularımızın bir kaç tanesi dışarıda ve gündeme çok geliyorlar. Onlar da mutlu olsunlar. Burada oynamıyorlarsa başka yerde oynasınlar. Futbol böyle bir şeydir. Benim sıkıntım yok. Sadece taraftarı heyecanlı gördüm ama az gördüm. Sayısı az ama heyecanlılar. Bu şehir takımına sahip çıkmalı. Sabır olmadan, emek vermeden, cesaretli olmadan başarı gelmiyor. O yüzden ona devam edeceğiz. Ekonomik olarak sıkıntılar var. Oyuncularım alacağım var diye gelmesini sevmediğim bir şeydir. Söz verildiyse yapılmalı. Başkan da heyecanlı. Çalışıyor. Saha sonuçları, iyi futbol, taraftar oyuncu birlikteliği, camianın ileri gelenlerinin de sokulması bize adım attırır' diye konuştu.Sporx
Makam Şoförü: 'Sokağa Çıkaran Bir Yol Hikayesi'
Engelsiz Pedal gönüllü bir hareket ve bir grup gencin engelli çocukları, özel sepetli bisikletlerle İstanbul turlarına çıkarmasıyla başlamış. Amaçlarını 'Sistemli çalışan, daha fazla engelli çocuğa ve ailesine ulaşabilen büyük bir gönüllülük organizasyonu olabilmek' olarak tanımlıyorlar.  12 dakikanızı ayırın ve nasıl güzel insanlar var bu ülkede görün.Engelsiz Pedal hakkında daha fazla bilgi için Facebook sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.
Dünyanın En Büyük Teleskopunun İnşaat Planı Onaylandı
Dünyanın en büyük teleskopunun gün yüzüne çıkması için gerekli tüm prosedürler nihayet tamamlandı. Avrupa Güney Rasathane Konseyi, Şili’de inşa edilecek teleskop projesine sonunda yeşil ışık yaktı. Halihazırda kısaca E-ELT olarak anılan teleskopun yapımının 2024 itibarıyla tamamlanması öngörülüyor.Avrupa Güney Rasathane Konseyi Direktörü Tim de Zeeuw, aldıkları kararın teleskopun inşa edilebileceği anlamına geldiğinin altını çizdi. E-ELT’nin temel inşaat süreci için gerekli kaynağın oluşturulduğunu söyleyen de Zeeuw, artık projenin oluşturulan plan çerçevesinde ilerleyebileceğini belirtti. Avrupalı bir kurum tarafından yaptırılan teleskopun Şili’ye kurulacak olması ise ilginç bir durum olarak dikkat çekiyor.Teknoblog
Yapay Zeka İnsanlığın Sonu Olacak Korkusu Gerçekçi mi?
Giderek artan sayıda bilim insanı, mühendis ve sanatçıların söylediklerine inanırsak 'zavallı et ve kemik yığınlarına' yani insanoğluna acımak gerekiyor.Profesör Stephen Hawking de insanoğlu tam anlamıyla zeki bir aygıt ya da yazılım geliştirdikten sonra neler olacağı konusunda endişelenen uzmanlar listesine katıldı.Hawking'in korkusu, yapay zekânın insanoğlunun sonu anlamına gelebileceği.Musk, kontrol edilmesi güç boyutlara ulaşan yapay zekânın insan nesli için 'en büyük tehdit' olduğunu belirtti.Musk sonumuzun zalim ve hesapçı yapay zekânın ayakları altında mı geleceğini merak ettiğini söylüyor.Oxford Üniversitesi Profesörü Nick Bostrom da, önümüzdeki yüzyıl içinde yapay zekâ yönetiminde bir kıyamet yaşayabileceğimizi kaydetti.Google'ın başmühendisi Ray Kurzweil de yapay zekadan kaygılı. Ama başka nedenlerden.Kurzweil, süper-zekâ yazılımlarını kısıtlayamaya gücü yetecek ahlak kodları yazmanın çok zor olabileceğini söyledi.Bilim kurgu filmleri gerçek mi oluyor?Terminatör serisi, 2001 Uzay Macerası, Matrix, Bıçak Sırtı gibi birçok filmde güçsüz insanoğluna karşı yapay zekâyla yönetilen düşmanlar karşı karşıya getirilmişti.Spike Jonze imzalı 'Aşk (Her)' filmi de, insanla işletim sistemi arasında geçen bir aşk hikâyesini, Alex Garland'ın yakında gösterime girecek 'Ex Machina' filmi de insanoğlunun yapay zekâyla çekişmesini konu ediyor.Avengers-Yenilmezler' serisinin yeni filmi ise insan neslini sona erdirmeyi amaçlayan deha yapay zekâ Ultron'la süper kahramanların savaşını anlatıyor. Ultron Yenilmezler'den Thor ve Demir Adam gibi süper kahramanlar olmasaydı kolaylıkla amacına ulaşabilecekti.Zavallı İnsanoğluBugün bile insan zekâsı inceliklerinin, bilgisayarların problem çözümünde kullandıkları güç karşısında ne kadar zayıf kalabileceğinin işaretlerini görüyoruz.Satranç bilgisayarları düzenli olarak en iyi oyuncular dışındaki herkesi yeniyor.Karışık matematik işlemleri diğer bilgisayarlara nispeten çok daha basit olan cebinizdeki akıllı telefon için bile çocuk oyuncağı.Bilgisayar devi IBM'in Watson isimli süper-bilgisayarı Türkiye'de 'Büyük Risk' adıyla yayımlanan Jeopardy isimli bilgi yarışmasının Amerikan versiyonunda en iyilerle yarıştı ve kazandı.Bunun dışında birçok alanda bilgisayarların problemlere insanların aklına gelmeyen orijinal ve yaratıcı çözüm ürettikleri çok sayıda örnek var.Makineler yavaş ama emin şekilde insanlardan daha akıllı hale geliyor, insanların en iyi oldukları uğraşlar ise gün geçtikçe azalıyor.İnsansız uçaklarla ölümPeki, tüm bu tehlikeler gerçek mi?İnsanların ilk gerçek anlamda akıllı bir bilgisayar programını yazarsa, daha sonra bu programın kendisi daha akıllı sürümlerini geliştirebilir mi? İnsanoğlu için gerçekten böyle bir tehlike işareti var mı?Kaliforniya'daki Singularity Üniversitesi Yapay Zekâ ve Robotlar Bölümü Başkanı Neil Jacobstein 'belki' diyor.Jacobstein, 'Yapay zekânın hiçbir ahlaki bedeli olmadan gelebileceğini sanmıyorum.Şimdi çalışmaya başlarsak kontrolsüz şekilde yükselen yapay zekâ karşısında kurtulma şansımızı önemli derecede gelişebilir' diye konuşuyor.Jacobstein'a göre 'yapmamız gereken, yarattıklarımızın ortaya çıkartabileceği sonuçları göz önüne almak ve toplumlarımızı, kurumlarımızı yaşanabilecek bu büyük değişikliklere hazırlamak'.BBC'ye konuşan Jacobstein, 'Muhtemel riskleri sezmek ve ileriye dönük adımlar atmak için harika bir fırsatımız olduğunu ve bu risklere karşı yedekli ve aşamalı önlemler geliştirmek için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum' dedi.Imperial College Bilişsel Robot Profesörü Murray Shanahan, yapay zekâ üzerinde yoğun olarak çalışanların şimdiye kadar geliştirdikleri yapay zekaya insanları öldürmeye çalışmalarını önleyecek bir güvenlik sistemi kurmadıklarını söyledi.Shannan 'Yapay zekâ üzerinde çalışan herkesin bu endişeleri önemli bulduğunu söyleyemeyiz. Ama toplum böyle düşündüğüne göre, konu daha ciddiye alınmalı. En iyisi iki uç noktanın ortasında durmak. Şu an panik yapmak için bir neden yok. Önümüzdeki 10-20 sene içinde insan düzeyinde bir yapay zekâ geliştireceğimizi düşünmüyorum. Bunun yanı sıra, yapay zekâ üzerinde çalışanların Stephen Hawking ve diğerlerinin endişeleri hakkında düşünmeye başlamaları iyi bir fikir ' diyor.Murray Shanahan niye henüz panik yapmamamız gerektiğini anlatırken de 'Gerçek anlamda akıllı makineler geliştirmek için önümüzdeki en büyük engel, makine temelli zekânın nasıl yaratılacağı ve bu engel henüz aşılmadı. Henüz en iyi yolun insan doğasını kopyalamak mı, yoksa işe sıfırdan başlamak mı olduğunu pek bilmiyoruz ' diye konuşuyor.Asıl tehlike insanların kendisiBilim kurgu yazarı Charles Stross, yapay zekâ sistemlerinin özünde tehlike bulunmadığını düşünüyor. Çünkü bizim yerimize düşünebilmeleri ya da aniden insan efendileri yerine kendilerini memnun etmek istediklerini fark edebilmeleri pek mümkün değil.Stross, 'Hiçkimse, bizim kullanışlı bulduğumuz işleri yapmak yerine, kendi kendine kararlar veren bir yapay zekâ istemez. Çünkü bunun muhtemel sonucu kendine bir kâse cips alıp koltuğa yayılan ve televizyon uydu kumandasını ele geçiren bir yapay zekâ olur' dedi.İlk bakışta tüm yapay zekâ çalışmaları insanlar için sorun yaratabilecek bağımsızlık ve bilinçten yoksun sistemlere odaklanıyormuş gibi görünüyor.Stross, 'Bana göre şu anda görülen ya da gelecekte görebileceğimiz yapay zekalar tehlikeli olabilir. Ama bunun tek sebebi bu yapay zekanın hizmet ettiği insanlar olur.' diyor.Charles Stross ayrıca 'Pilotsuz uçaklar insanları öldürmez, pilotsuz uçaklara koordinatlar (X,Y) vererek görevlendiren ve insanları öldürmek için Hellfire füzeleri göndertenlerdir insanları öldüren. Asıl bu aygıtları kontrol edenlerin niyetleri sorgulanmalı ' diye konuşuyor.BBC
Reklam
İngiltere'de Sürücüsüz Araç Denemeleri Başlıyor
İngiltere'de sürücüsüz taşıtların trafiğe ve yol güvenliğine etkisinin araştırılması için 1 Ocak'tan itibaren dört bölgede test sürüşleri başlayacak. Sürüşler en az bir buçuk yıl sürecek. Bu süre üç yıla da çıkabilir.Proje, İngiltere Maliye Bakanı George Osborne'un bütçe hazırlıklarını anlattığı 'Sonbahar Raporu'nun açıklanmasının ardından, kamu sektöründe görev yapan sivil toplum kuruluşu Innovative UK tarafından duyuruldu.BBC Türkçe'de yer alan habere göre; Osborne, proje için Temmuz ayında ayrılan 10 milyon sterline ek olarak, 9 milyon sterlin daha fon sağlanacağını duyurdu.Sürücüsüz arabaların test sürüşleri Bristol, Coventry, Milton Keynes ve Londra'nın güneydoğundaki Greenwich bölgesinde başlayacak.Bristol'de oluşturulacak ve aralarında Axa sigorta şirketinin de bulunduğu konsorsiyum, arabaların trafiği azaltıp azaltmadığını ve yol güvenliğini artırıp artırmadığını araştıracak.Konsorsiyum ayrıca, halkın bu yeni teknolojiye tepkilerini, uygulamanın yasal sürecini inceleyecek ve sigorta değerlendirmesi yapacak.Sürücüsüz arabalar, Greenwich'te de yolcu taşıma amaçlı servis aracı ve vale park hizmetleri için denenecek.Halkın tepkisi incelenecekGreenwich'te projeyi hayata geçirecek Ulaşım Araştırma Laboratuvarı'nın üyeleri arasında General Motors, AA ve RAC sürücü kursları da bulunuyor.Proje kapsamında, otomatik sürüş özelliği bulunan bir araba simülatörü de incelenecek bölgenin üç boyutlu bir modelini çıkaracak, bu modelleme sayesinde de halkın bilgisayar aracılığıyla sürülen araca tepkileri gözlemlenecek.Ulaşım Araştırma Laboratuvarı Başkanı Rob Wallis, bu yöntemle halkın 'yenilikçi teknolojiyi kabullenebildiğini veya otomatik araçlara güvendiğini' gösterebileceklerini söyledi.Milton Keynes ve Coventry bölgelerindeki projenin uygulayıcıları arasında da Ford, Jaguar Land Rover ve mühendislik firması Arup da bulunuyor.Söz konusu bölgelerde de sürücüsüz araçlar hem karayollarında hem de yayalara ayrılan bölgelerde özel tasarlanan eğitim alanlarında test edilecek.Bu grup da, araçların navigasyonuna yardımcı olması için yollarda ve çevre bölgelerdeki alt yapıya gerekli teknolojilerin geliştirilmesi üzerinde çalışacak.t24
James Bond'un Yeni Filmi: Spectre
James Bond'un yeni macerasının çekimleri 8 Aralık'ta başlıyor. 2015 yılının Kasım ayında vizyona girmesi beklenen yeni James Bond filminin yapımcıları, yeni serinin ismini ve oyuncuları İngiltere'de düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı.Radikal'deki habere göre, James Bond serisinin 24'üncü filmini çekecek olan Sam Mendes, 'James Bond' karakterine eşlik edecek oyuncuların isimlerini açıkladı. James Bond filminde Daniel Craig'e karşı kötü karekter için kameranın karşısına geçecek isim Zincirsiz ve Soysuzlar Çetesi'ndeki oyunculuğuyla tanıdığımız Alman aktör Christoph Waltz olacak.Ünlü Fransız oyuncu Monica Bellucci ile Mavi En Sıcak Renktir filmindeki performansıyla Altın Palmiye kazanan Lea Seydoux ise yeni Bond kızları oldu.
Reklam
Müziği Müzik İçin Yapan 10 Etnik Grup
Son zamanlarda “Dünya Müziği” olarak geçen Etnik Müzik gün geçtikçe insanların ilgisini daha fazla çekmeye başlıyor. Popüler müzikten bıkanlar, sevmeyenler farklı tatlar arayanlar için vazgeçilmez bir tat olmaya aday olacak, pek de fazla duyulmamış birkaç Etnik Müzik yapan, daha doğrusu Dünya Müziği yapan grupları sizler için topladım. Tabi ki daha pek çok bu müziği yapan, ekonomik çıkarları olmadan sadece müziği müzik için yapan gruplar da mevcut.  Buradakiler sadece bir kaçı.
Türkiye’de 2014’ün En Fazla Dinlenenleri
Spotify, 2014 yılının en çok dinlenen sanatçı ve albümlerini sıralandırdığı 'Year in Music' değerlendirmesini paylaştı. Global’de ilk 5’in de yer aldığı listede Türkiye’de en fazla dinlenen sanatçı Sıla olarak açıklanırken, en fazla dinlenilen parça Pharrell Williams’tan Happy olduğu belirtiliyor.
"Bakmak, Görmek Değildir" Dedirten 2 Muhteşem Çizim ve İnanılmaz Detayları
etiket
David Yukhanyan, 'Kendimi bildim bileli çizim yapıyorum.' diyen sanatçılardan birisi. Bugünlerde yaşantısını Yerevan'da mimarlık yaparak devam ettiriyor. Ve ayrıca illüstrasyon sanatıyla olan bağını da koparmış değil. Sanatçı, geçtiğimiz günlerde iki yeni çalışmasını yayınladı. Birbirlerine benzemiyor gibi gözüken bu çalışmalar, detaylar ele alındığında bütünüyle bam başka bir kimliğe bürünüyorlar.70*100 cm ebatlarındaki her iki çizim de, aslında, ana temanın etrafında bir bütünlük oluşturabilmek adına, içinde sayısız; insan-hayvan melezleri, komik yüzler, tuhaf makineler ve daha nicelerini barındıran, yüzlerce minik dokunuşun, dikkatlice düzenlenmiş birleşimleridir. Ve bu minik dokunuşlar; formu, arka planı, gölgelemeleri ve saatlerce sürecek eğlenceyi sağlayan unsurları oluştururlar. Yukhayan, çalışmalarında, dijital manipülasyonlara asla başvurmaz. Ve çalışmalarının tamamı, ellerinin ürünüdür. İşte arka planlarındaki muazzam detaylarıyla, o muhteşem iki çalışma :
Reklam
Avatar Hayranı Genç Çiftin Akıllara Zarar Fotoğraf Çekiminden 11 Kare
Hepimiz bu yaşa kadar bir çok aşk fedakarlığı hikayeleri duyduk. Ama emin olun ki aşağıdaki gibi bir çift ne duydunuz ne de gördünüz.  'Avatar' filminin hayranı olan çift Çin'de filmdeki 'Pandora' gezegenini andırdığını düşündükleri Wulingyuan'da tamamen çıplak şekilde objektiflerin karşısına geçti.
2014'ün En Popüler Şarkıları ve Kliplerinin 4 Dakikalık Özeti
etiket
2007 yılından beri 'United States of Pop' adı altında her yılın en popüler şarkılarını tek videoda birleştiren DJ Earworm bu yılı da es geçmemiş. 2014 yılında ABD'de yayına girmiş en popüler 25 şarkı ve kliplerini izliyoruz... Liste sırasıyla aşağıdaki gibidir;A Great Big World feat. Christina Aguilera - Say SomethingAriana Grande feat. Iggy Azalea - ProblemBastille - PompeiiDj Snake & Lil Jon - Turn Down For WhatHozier - Take Me to ChurchIdina Menzel - Let It GoIggy Azalea feat. Charli XCX - FancyIggy Azalea feat. Rita Ora - Black WidowJason Derulo feat. 2 Chainz - Talk DirtyJeremih feat. YG - Don't Tell 'EmJessie J feat. Ariana Grande & Nicki Minaj - Bang Bang John Legend - All Of MeKaty Perry feat. Juicy J - Dark HorseLorde - TeamMagic! - RudeMaroon 5 - AnimalsMeghan Trainor - All About That BassNico & Vinz - Am I WrongOne Direction - Story of My LifePassenger - Let Her GoPharrell Williams - HappyPitbull feat. Ke$ha - TimberSam Smith - stay with meTaylor Swift - Shake It OffTove Lo - HabitsBelirtmekte fayda var, videoların popülaritesinde ise Billboard dergisinin en popüler 100 şarkısı baz alınmış.
Reklam
Rolden Role Yeşilçam'da Cüneyt Arkın
Cüneyt Arkın, asıl adı Fahrettin Cüreklibatır, (d. 8 Eylül 1937; Karaçay, Odunpazarı, Eskişehir), Türk oyuncu. Sinemada canlandırdığı Malkoçoğlu karakteri kendisine lakap olarak atfedilmiştir.
Kalp Acısı Öldürür mü?
Aşırı stres ve üzüntü gibi duygu yoğunluğunun ölüme yol açabileceği söyleniyor. Bu olgunun tıp literatürüne girmesi neden bu kadar uzun sürdü?1986’da 44 yaşındaki bir kadın Massachusetts Hastanesi’ne kaldırıldı. Gün boyunca bir şeyi yoktu; ama akşamüstü göğsünden sol koluna doğru yayılan yoğun bir ağrı hissetti. Bu kalp krizinin temel belirtilerinden biriydi; ama kadının ne herhangi bir kalp ve damar hastalığı, ne de kalbinin etrafındaki atardamarlarda pıhtı oluşması vardı.Dışarıdan kalp krizi gibi görünen şey aslında değildi. Bu olağandışı vakayı New England Tıp Dergisi ’nde kaleme alan doktor Thomas Ryan ve John Fallon, kalp kaslarındaki bu arızanın kaynağını fizyolojik değil duygusal nedenlere bağlıyordu. Kadın, hastalanmadan birkaç saat önce 17 yaşındaki oğlunun intihar haberini almıştı.Doktorlar yıllar boyunca psikoloji ile fizyoloji arasında bir bağ olduğu fikrini küçümsedi. Duyguların kalpte fiziksel izler bıraktığı düşüncesine prim vermediler. Gerçek kalp doktorları, kardiyologlar gözleriyle gördükleri gerçek sorunlar üzerinde yoğunlaşırdı: damar sertliği, damar tıkayan kan pıhtıları, parçalanmış atardamarlar gibi. Duygusallık ve hassaslık psikiyatristler içindi.Buna rağmen aşırı yoğun duyguların kalbi etkilediği düşüncesi onyıllar öncesine dayanıyor; fakat insanlardaki bir etkilenme değil söz konusu olan. Yabanıl hayat biyologları ve veterinerler aşırı duyguların vücut fizyolojisinde büyük sorunlara yol açtığını fark etmişti.20. yüzyıl ortalarına gelindiğinde, herhangi bir hayvanın ani hayati tehlike korkusu geçirdiğinde ilginç bir olayın ortaya çıktığını gözlediler. Bir hayvan yırıtıcı bir hayvanın pençesine düştüğünde kanındaki adrenalin miktarı öyle çok artıyordu ki neredeyse kanı zehirleyip, kalp de dahil hayvanın kaslarında hasara yol açıyordu. Buna “yakalanma miyopatisi/kas hastalığı” adı veriliyordu.Bu etki 1974’te veterinerler arasında artık öyle iyi biliniyordu ki Nature dergisine yazılan bir makalede konuyu açıklamaya gerek duymadan bu sorunu önlemek için alınabilecek önlemler tartışılıyordu. Hayvanların bilimsel araştırmalarda kullanılmak üzere yakalanması bu sonuca yol açıyor, bu yüzden genelde ölümle sonuçlanıyordu.Yani Massachusetts’teki hastanede doktorlar kadının kalp sorununu şaşkınlıkla karşılıyorken veterinerler birçok hayvanda stressten kaynaklı kardiyomiyopati olgusunu biliyordu.1990’lara gelindiğinde artık insanlarda da birçok vaka araştırması yapılmış, aşırı psikolojik stresin neden olduğu fizyolojik sorunlar yavaş yavaş tanınmaya başlanmıştı.1995’te üç araştırmacı doktor, İsraillilerin 18 Ocak 1991 tarihinde önceki ve sonraki iki ayda olduğundan çok daha fazla kalple ilintili bir sorun nedeniyle ölmüş olduklarını fark etti. Bu, Körfez Savaşı’nın başladığı tarihti. Irak’tan İsrail’e 18 adet füze atılmıştı. Fakat ölümlerin nedeni yaralanma değil, kalp-damar bağlantılı ölümlerdi ve çoğu hastanedeki tedavi dışı insanlarda meydana gelmişti.Araştırmacılar Amerikan Tıp Derneği Dergisi ’ne yazdıkları makalede sorunu hayati tehlike arz eden bir durum algısına bağlıyordu. İsrail hükümeti kimyasal saldırıya karşı vatandaşlarını uyarmış, her eve gaz maskeleri ve acil müdahale malzemeleri dağıtılmıştı. Herkes endişe içindeydi ve bu ölüm korkusu bazılarına fazla geliyordu.1996’da ise başka bir araştırma ekibi 17 Ocak 1994 tarihinde Los Angeles’ta meydana gelen ani kalp durması vakalarını inceledi. O tarihte bu bölgede daha önce görülmemiş büyüklükte, 6,8 şiddetinde bir deprem olmuştu. New England Tıp Dergisi’nde aktardıkları araştırma sonuçlarına göre o gün kardiyovasküler nedenli ölümlerde büyük bir artış kaydedilmişti. Ölenlerin çoğunun daha önce tümüyle sağlıklı olduğu söylenemez tabii ki.Stres kaynaklı kardiyomiyopati (kalp kasları hastalığı) ancak 2005’te tıp literatürüne girebildi. Bazı doktorlar buna Japonca adıyla ‘takatsubo’ ya da ‘acılı yürek sendromu’ da diyor.Yani bize fizyolojik olarak zarar veren şey doğrudan üzüntü ya da reddedilme duygusu değil, bu duyguların yol açtığı fizyolojik tepkilerdir. Bugün zihnimizin ve duygularımızın fiziksel olarak bedenlerimiz üzerinde doğrudan etkisi olduğu, bazen bu etkilerin felaketle sonuçlanabildiği konusunda pek şüphe yok.Fakat ne yazık ki veterinerlerin ve yabanıl hayat biyologlarının onyıllar önce farkında olduğu bir olgu daha birkaç yıl önce doktorlar tarafından kabul görüp tıp literatürüne girdi. Bu bize aslında hayvanlarla ortak özelliklerimizin ilk bakışta göründüğünden çok daha fazla olduğunu da gösteriyor.Jason G Goldman | BBC Future
Reklam
Cahiers Du Cinema'nın '2014'ün En İyi Filmleri' Listesine Bir Bakış
Yılın sonuna geldik, liste çılgınlığı başladı. Sight and Sound’un ardından Cahiers du Cinéma da 2014’in en iyilerini seçtikleri on filmlik listesini yayınladı. Her sene olduğu gibi yine –görece- şaşırtıcı filmleri listelerine almışlar. Biz de listedeki bu filmleri masaya yatırmaya, az çok onlara yakından bakmaya karar verdik.Listenin ilk sırasında henüz bir film olarak da Fransa da bile dağıtıma çıkmamış, Hors de Satan, Hadewijch, Twentynine Palms ve İstanbul Film Festivali’nden ödülle dönmüş Camille Claudel, 1915 gibi filmleriyle tanıdığımız, Fransız sinemasının filmlerini merakla beklediğimiz önemli yönetmenlerinden Bruno Dumont’un dört bölümlük televizyon dizisi P’tit Quinquin yer alıyor. Dizi daha önce Cannes’da uzun bir film olarak gösterilmişti. Diziyi izleyenlerin listenin başında olmasının şaşırtıcı olmadığını, iyi bir dizi olduğunu ama henüz bildiğimiz üzere film olarak dağıtıma çıkmamış bir yapım olmasının ise ilginç olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar son zamanlarda bazı dizilerinin bir sinema eseri olarak değerlendirilmesi durumuna da alışmıştık. Örneğin, Bernardo Bertolucci, Breaking Bad’i göstererek televizyonda yapılan işlere dikkat çekmişti. Tabii ki bu durum yeni değil. Lynch’in Twin Peaks’ini, Trier’in Riget’ini (The Kingdom) de hatırlıyoruz. Yakın zamanda bazı eleştirmenlerce Jane Campion filmografisindeki en iyi iş olarak değerlendirilen Top of The Lake’i de yine anabiliriz. Bu durumda son zamanlarda televizyonun ‘reality’ şovların ötesine sinemayı belki de tamamen kopyalayarak geçirdiği evrim oldukça dikkat çekici, bu yüzden listenin başında başarılı bir yönetmenin elinden çıkma P’tit QuinQuin olması da bu açıdan çok da şaşırtıcı olmamalı diye düşünüyoruz.Listenin ikinici filmi Sight and Sound’un da yine ikinci sırasında yer alan Jean Luc Godard’ın 3D sinemasal şiiri Audieu au Langage. Bu sene Cannes Film Festivali’nde de Xavier Dolan’ın Mommy’si ile Jüri Özel ödülü paylaşan film, Godard’ın hala neden film çekmesi gerektiğinin kanıtı. Godard’ın Cannes Film Festivali’ne katılmayacağını açıklayıp, festival ekibi için yayınladığı görsel mektubu bile televizyonun sinemaya dönüşürken, sinemanın limitlerini her zaman zorlayarak nasıl bir ifadeye, bir şiire, görsel bir oyuna dönüşebileceğinin de diğer bir kanıtı.
Ünlü Ressamın Kayıp Başyapıtı Çocuk Filminde Bulundu
Macar sanat tarihçisi Gergely Barky (43), kızı Lola ile birlikte film izlerken, ünlü Macar ressam Bereny’nin, 1920’li yıllarda ortadan kaybolan “Uyuyan kadın ve siyah vazo” isimli tablosunu, filmdeki bir sahnenin arka planında fark ettiğini açıkladı.Daha önce sadece siyah beyaz bir fotoğrafını gördüğü tabloyu hemen tanıyan Barky, “Bereny’nin kayıp başyapıtını filmde görünce neye uğradığımı şaşırdım. Neredeyse kızım Lola’yı kucağımdan yere düşürecektim” dedi.'Bir araştırmacı gözlerini işinden asla alamaz, kızıyla birlikte film izliyor olsa bile' diye ekleyen araştırmacı:  Baş rollerini Michael J Fox, Geena Davis ve Hugh Laurie’nin paylaştığı filmin, yapım şirketlerine onlarca e-posta gönderdiğini, beklediği cevabı ise ancak iki yıl sonra, filmin set tasarımcılarından birinden geldiğini söyledi.İngiliz Daily Mail gazetesine konuşan sanat tarihçisi “Bir set tasarımcısı bana yazdı ve tablonun evinin duvarında asılı olduğunu söyledi. Tabloyu çok ucuz bir fiyata California'daki bir antikacıdan almış ve 'Stuart Little' filminin seti için çok uygun olacağını düşünmüş” dedi.İsmi basına açıklanmayan set tasarımcısının, tabloyu özel bir koleksiyonere sattığı ve orijinalliği kanıtlanan tablonun, önümüzdeki günlerde Budapeşte’de; 87 bin 200 sterlin başlangıç fiyatıyla açık artırmaya çıkartılacağı açıklandı.
Reklam