onedio
Şehir Tiyatroları'nın 100 Yıllık Arşivi Talan Edilmiş...
Darülbedayi’den bugüne 100 yıllık bir sanat kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBBŞT) 100 yıllık arşivinin talan edildiği ortaya çıktı.En son “Cibali Karakolu” skandalıyla çalkalanan Şehir Tiyatroları’nda sular durulmuyor. 100 yıllık sanat kurumunun yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivinin üçte birinin talan edildiği ortaya çıktı.Cumhuriyet'ten Ceren Çıplak'ın haberine göre, kurumun Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu ile Kütüphane Müdürü Enis Kayhan doğruladı.Yazıcıoğlu, göreve geldiğinde arşivin talan edildiğinin tespit edildiğini, arşivi toparlamak amacıyla da arşivi kapattıklarını açıkladı.Yazıcıoğlu, “100. yılımızı kutlarken arşivde hiçbir şeye ulaşamadım. Dosyaların içinde en önemli belgeler, kuruluş belgeleri, 1900’lü yılların gelişimini gösteren belgeler, müzelik eşyaların kayıp olduğunu tespit ettik. Vasfı Rıza Zobu ile Bedia Muvahhit’in fotoğrafları da vardı mesela” dedi.Yazıcıoğlu, “İznim olmadan arşivden hiçbir şey çıkmayacak. Arşiv denetimde olacak. Bu arşiv artık yol geçen hanı değil. Dünyanın en önemli arşivine sahibiz” diye de ekledi.Şu günlerde envanter oluşturmakla uğraşan Kütüphane Müdürü Kayhan ise yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivde, 1930’lardan kalma nadir Osmanlı el yazmaları, Osmanlıca oyun metinleri, yerli ve yabancı kitaplar, dergiler, afişler, fotoğraf albümleri, piyes metinleri bulunduğunu belirtti.Kayhan, arşivdeki birçok materyalin de sahaflarda bulunduğunu söyledi. Kayhan’ın arşivin halka açık bir arşiv olmadığını belirtmesi üzerine Yazıcıoğlu da bu nedenle arşivden belgelerin çalınmasının kurum içi çalışanlarla ilgili olabileceğine işaret etti.Şu günlerde arşivin envanterini hazırladıklarını, kayıp parçaları araştırdıklarını belirten Kayhan, arşivde kayda girmemiş, sağda solda kalmış materyaller de olduğunu vurguladı.‘Belgeler kiloyla satılmış’İstanbul Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatroları arşivinin talan edildiğinin ortaya çıkması üzerine, Erhan Yazıcıoğlu’ndan önceki genel sanat yönetmenleri Orhan Alkaya ve Hilmi Zafer Şahin’in görüşlerine başvurduk.Hilmi Zafer Şahin, konuyla ilgili sorumuzu, “Eski süreçleri bilmiyorum. Geçmişteki süreçte yangın, taşınma vb. nedenlerle kayıplar olmuştur. Benim dönemimde arşivdeki materyallerin listesi çıkarıldı. Tarandı, düzenlendi”diye geçiştirdi.Kendi döneminde arşivdeki materyalleri korumaya almaya çalıştıklarını ve belli bir noktada da önünü kestiklerini belirten Orhan Alkaya ise, “Çalınan, alınıp geri getirilmeyen çok fazla belge var maalesef. Sadece arşivden atılanlar bile paha biçilmez” diyerek arşivdeki talan olayını doğruladı.Yıllar önce, arşivden çıkarılan 1928 tarihli evrakları hurdacıda bulduklarını, o evrakların kiloyla satıldığını öğrendiklerini açıklayan Alkaya, “Bu dağınıklığı anlatamam. Maalesef Türkiye’de arşiv yok etme alışkanlığı var. Biz elimizden geleni yaptık, en azından eldekileri kurtardık. Koruyoruz artık. Arşivdekiler kayda geçiyor” dedi.Cumhuriyet | Ceren Çıplak
Erdoğan: 'Türkçe ile Felsefe Yapamazsınız'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkçe'nin bilim ve felsefe için yetersiz bir dil olduğunu söyledi. Dil devrimini eleştiren Erdoğan  'Bilim yapmaya müsait dilimiz bir gecede yok oldu' dedi...49. TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.Himayesinde gerçekleştirilen ödül töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2014 yılı TÜBİTAK ödüllerine hak kazanan bilim insanlarını tebrik ederek, başarılarının artarak devam etmesini diledi.TÜBİTAK’a ve ödüllerin verilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüllerin Cumhurbaşkanlığı himayesine alınmasında katkısı bulunan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de ayrıca şükranlarını sunduğunu dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan bilim insanlarının ikisinin ABD’deki üniversitelerde, dördünün Koç Üniversitesi’nde, üçünün Bilkent, üçünün de ODTÜ’de görev yaptığını belirterek, 'Bunun yanında Erzurum’dan İzmir’e, Kayseri’den Eskişehir’e, Ankara’dan İstanbul’a, Bursa’ya kadar Anadolu’daki üniversitelerimizin de başarılarını görüyoruz. Elbette Türkiye’de ödüle hak kazanacak bu ölçüde bilimsel başarı sadece bu kadar değil. Seçici kurul bir sıralama ve bir sınırlama yapmak zorundaydı. Bu yıl sadece 19 hocamız, 19 bilimsel çalışma ödülü almaya hak kazandılar. Şunu çok iyi biliyoruz ki diğer üniversitelerimiz de üniversite dışı merkezlerimiz de ya da yurtdışında çok sayıda başarılı bilim insanımız çalışma yapıyor. Dünyaya isimlerin duyuracak, önemli çalışmaların altına da imzalarını atıyorlar' diye konuştu.Bilim alanındaki çalışmaları ve başarıları yeterli bulmadığını ve bunun Türkiye’nin gerçek potansiyelini yansıtmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Türkiye’nin bilim insanları, üniversitelerin, merkezleri mevcudun çok çok üzerinde güzel işler başarma potansiyeline sahiptir. Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettim; bilim uygun bir atmosfer, uygun bir iklim bulduğunda, yani gerekli şartlar sağlandığında doğar, büyük ve gelişir. İstediğiniz kadar para akıtın, imkan sağlayın, istediğiniz kadar teşvik edin ya da zorlayın eğer bilim için gerekli atmosfer yoksa oradan alınacak sonuç da yoktur. Bize ilim, bir pınardan akan suya benzetilmiştir, yani ilim gece, gündüz bir kaynaktan durmaksızın akar. Siz oradan ancak içmek istediğinizde içersiniz. Ne kadar içmek isterseniz, ancak o kadar içersiniz. Yani ilim bir gönüllülük işidir. Önce gönülde, önce kalpte kararı verilen bir çabadır, zihinsel bir hazırlıktır ve böylece yüksek bir gayrettir.''Öğrenci değil talebe'Eskiden 'öğrenci' değil, 'talebe' denildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:'Bizim medeniyetimizde ‘talebe’ kavramı, mefhumu çok önemli. Talebe, yani talep eden, yani isteyen manasına geliyordu. İlmi isteyen, arzulayan, gönüllü olarak meşakkate katlanacak kişiler ancak talebe olabiliyordu. Yoksa eğitimde zorla öğretelim, yani formatlayalım diye bir gaye, böyle bir hedef, böyle bir amaç yoktu. Bizim medeniyet tarihindeki ilim merkezlerine baktığımızda, ilim için gerekli şartların oluşturulduğunu ve çok hassas şekilde korunduğunu görürsünüz. Semerkant, Buhara, Bağdat, İsfahan, Konya, Kahire, Şam, Trimuttu, Gırnata, Kurtuba, İstanbul ve elbette Medine… Bütün bu tarihi ilim şehirleri sadece o kendi alimlerini yetiştirmekle kalmamış, dönemlerinin alimlerini, bilim insanlarını da şehirlerine cezbetmiş, çekmiştir. Peki bu cazibeyi nasıl oluşturuyorlar. Birincisi, alimlerin, bilim insanların özgür bir şekilde çalışmalarını temin edecek iklimi tesis ediyorlar. Maddi kaygıları ortadan kaldırıyorlar. Güvenliğine ilişkin tüm tedbirleri alıyor, emniyeti sağlıyorlar. Tesis derseniz, yani medrese, kütüphane hepsini temin ediyorlar. İlim erbabına en yüksek payeleri veriyorlar. Gereken hürmeti en üst düzeyde gösteriyorlar. Bizzat sultanlar, padişahlar, ilim erbabının ayağına kadar gidiyor, onları teşvik ediyorlar. Yani ‘Akşemsettin’in atının ayağından sıçrayan çamur benim kaftanımın şerefidir’ diyorsa bir sultan, bir padişah, bunun çok büyük bir anlamı vardır.''Övünmek haktır ama yeterli değil'Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilim için uygun iklim oluşturulduğunda, oraların şöhretinin de dünyanın her yerine yayıldığını ve herkesin oralara akın ettiğini anlatarak, alimlerin de talebelerin de o yerlere geldiğini, o zaman da bütün ülkeyi hatta dünyayı besleyen bir heyecanın oluşmaya başladığını söyledi.'Biz, kendi tarihimizde, medeniyetimizde bu tür cazibe merkezlerini, ilim merkezlerini inşa ettiğimiz için bilim tarihine çok önemli katkılar sağladık' diyen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:'İbn-i Sina’dan Farabi’ye, Attar’dan Hayyam’a, Ali Kuşcu’dan Harezmi’ye, Cabir’den Piri Reis’e kadar dünya bilim tarihine istikamet çizen çok sayıda bilim insanı yetiştirdik. Elbette tarihimizde yetiştirdiğimiz büyük ilim insanlarıyla övünmek bizim için haktır, ama yeterli değildir, olmaz ve olamaz. Bizim geçmişle övünmek yerine bugün ‘neden olmuyor, bugün neden dünya bilimine yön veren bilim insanları yetişmiyor’ sorusunu kendimize her fırsatta sormamız gerekiyor. Eksik olan en başta iklimdir, atmosferdir, yani gerekli şartlardır. Bugün eğer Türkiye dahil dünyadaki bir çok ülkenin beyinleri kendi ülkelerini bırakıp Batı’daki bilim merkezlerine akın ediyor, oralarda da aradıklarını buluyorlarsa bu işte buradaki iklimin kaybolmasındandır. Bilim insanı özgür değilse, bilim insanı kendisini emniyette hissetmiyorsa, bilim insanı bilimden ziyade maişetini dert ediniyorsa, ilim sahibi olmanın yüksek payesini hissedemiyorsa, tarihte hep olduğu gibi kalkar daha uygun şartlara göç eder. Bizim bu iklimi yeniden oluşturmamız, yeniden inşa etmemiz gerekiyor. İlimi, devletin ve siyasetin müdahalesinden, yargının müdahalesinden olduğu kadar mahalle baskısından da kurtarıp, daha da özgür bir zemine kavuşturmak zorundayız.'Erdoğan, 'Türkiye, paralel yapıyla olan mücadelesini kazanmıştır, Allah'ın izniyle kazanmaya devam ediyor. Bu bir özgürlük mücadelesiydi ve önümüzde önemli bir engeldi, şimdi bu açığa çıktı. Bu engelin aşılmasıyla siyasetin, ekonominin, dış politika ve toplumsal hayatın yanında eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır, açılmaya devam edecektir' dedi.Erdoğan, Başbakanlık yaptığı 12 yıl boyunca 'bilim altyapısını güçlendirmenin, özgür hale getirmenin ve gerekli iklimi, atmosferi tesis etmenin mücadelesini verdiklerini' belirterek, şunları söyledi:'Bizde eğitim ilkokuldan başlayarak, üniversite son sınıfa kadar bir formatlama süreciydi. 7-8 yaşında çocuklara her sabah, baskı rejimlerinde olduğu gibi koro halinde bir ezberi okutmak, özgürlükle ya da özgür zihinler yetiştirmekle bağdaşabilir mi? Kimin hangi okula gideceğine ya da gidemeyeceğine devlet karar verebilir mi? Herkesin girdiği bir sınavda, bazılarına kat sayı engeli koymayı, daha en başta yarışta dezavantajlı konuma getirmeyi adaletle, eşitlikle, özgürlükle izah edebilir miyiz? Üniversitede okuyan gençlerin, kıyafetlerini, sakallarını, bıyıklarını on yıllar boyunca bu ülkenin gündeminde tutmayı, üniversiteleri, bununla meşgul etmeyi bilimle izah edebilir miyiz? Düşüncelerinden dolayı bilim insanlarının özgürlüklerini elinden almayı hatta onları sürgüne göndermeyi ilimle, bu toprakların kültürüyle, birikimiyle denk düşürebilir miyiz? Hatırlayalım, 1402 sayılı sıkıyönetim kanununa bir ekleme yaptılar, önemli bir kısmı üniversite hocası olan 5 bin kamu çalışanının işine son verdiler, sokağa terk ettiler. Bunların hepsi yetişmiş profesörlerdi, doçentlerdi. Maalesef on yıllar boyunca ülkemizde bunlar yaşandı. Nasıl ki siyaset bir çerçeve içine alınmak, belli kalıplara belli sınırlara hapsedilmek istendiyse, üniversite, bilim, fikir, eğitim aynı şekilde dar kalıplara dar bir çerçeve içine alınmak istendi.''Bakın şu anda dahi, üniversitelerimizde 1940'ların dünyasında yaşayan, o günlere takılıp kalmış, maalesef üzülerek söylüyorum, akademisyenler var. Elbette çeşitlilik olarak, bir numune olarak onların da fikirlerine saygı duyacağız ama bu zihnin, bu fikrin bütün bir eğitim sistemini, üniversite sistemini, bilim atmosferini karartmasına ve zehirlemesine müsaade etmemeliyiz' diye konuşan Erdoğan, Türkiye'de siyaset, hukuk, toplumsal hayat hızla normalleşirken üniversite ve bilim dünyasının da hızla normalleşmesini sağlayacaklarını kaydetti.Çocukların, gençlerin, bilim insanlarının yurtdışına gitmeye gerek duymayacağını, ülkelerinde gerekli atmosferi bulacaklarını söyleyen Erdoğan, 'yurtdışına gidenlerin de cazibe merkezi olan ülkelerine süratle geri döneceklerini, 300'ü aşkın akademisyenin geri döndüğünü duymanın önemli bir haber olduğunu' belirtti.Erdoğan, 'Bununla birlikte dünyanın her yerinden akademisyen, bilim insanı, araştırmacıları cezbedecek, ülkemizi bu anlamda da bir cazibe merkezi haline getiriyoruz, getireceğiz. Bu arada biliyorsunuz, bizim değerlerimiz ilim Müslümanın yitiğidir, nerede bulursa alır. Onun için gerek YÖK, gerek TÜBİTAK şu anda biliyorsunuz yurtdışına lisans, lisansüstü, doktora öğrencileri gönderiyor. Bizler bütün bunları her geçen gün yapacak güçteyiz. En önemlisi de bunu inşa edecek tarihi bir tecrübeye sahibiz. Bilim merkezi, cazibe merkezi Buhara'yı, Konya'yı, İstanbul'u, bugün bu topraklarda bir kez daha kurabiliriz. Yeter ki en başta kendimiz buna inanalım.' dedi.2002 yılında göreve geldiklerinde en fazla önem verdikleri konunun eğitim-öğretim olduğunu vurgulayan Erdoğan, o zaman 75 olan üniversite sayısının 176'ya ulaştığını ve üniversite olmayan ilin kalmadığını kaydetti.Erdoğan, 'Şimdi üniversitemiz olmayan ilimiz yok. Yani Iğdır'daki, Hakkari'deki genç maddi imkansızlıklar nedeniyle 'acaba ben üniversite okuyabilecek miyim' diye düşünmeyecek. O gidemeyebilir ama biz yönetim olarak ne yaptık, üniversiteyi onun ayağına götürdük. Kendi ilinde evinden çıkıp üniversitede artık tahsilini yapabilir' diye konuştu.İnovasyona, markalaşmaya, araştırmaya geliştirmeye çok büyük yatırımlar yaptıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ar-Ge çalışmalarına destekte bir hedef koyduklarını ve milli gelirin yüzde 2'sini Ar-Ge'ye ayırmaya karar verdiklerini belirtti.'Hedefi henüz yakalamış değiliz, şu anda yüzde 1'e gelmedik ama hedef yüzde 2. Şimdi özel sektör de bu konuda adımlar atmaya başladı. Özel sektör, araştırma geliştirmeye büyük önem veriyor, bu çok önemli. Daha önce özel sektör hep hazıra yükleniyordu, ama şimdi kendileri başladı. Bu da bizim için çok önemli bir gelişme' diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'TÜBİTAK'ı, bu ülkenin bilim politikalarına istikamet çizecek bir merkez olarak güçlendirdik, güçlendiriyoruz. Niyetimiz tamamen burada özellikle kaliteyi yükseltmek, hedefimiz, gayemiz bu ülkede bilimin desteklenmesi, teşvik edilmesi. Ama ne oldu? Bir gizli yapı sinsice TÜBİTAK'ın içinde büyüdü, adeta bir ur gibi gizlice bünyeyi sardı, bünyeye hakim oldu ve başka gayelere hizmet etmeye başladı. Bilim üretmesini, bilimi teşvik etmesini beklediğimiz TÜBİTAK, kendi ülkesinin cumhurbaşkanını, başbakanını, genelkurmay başkanını, bakanlarını dinlemek gibi, uluslararası istihbarat servislerine hizmet vermek gibi haince bir planın ne yazık ki zemini oldu. 'Kriptolu telefon ürettik' dediler, diyorlar. Bunu devletin üst düzey yöneticilerine veriyorlar ve sonra ellerindeki şifrelerle bu telefonları dinleyip bir yerlere servis ediyorlar. Burada sadece ihanet yok, burada aynı zamanda çok ciddi bir ahlaksızlık da var. Ayrıca burada sadece kendi vatanına ihanet, kendi milletine ahlaksızlık değil bilime ihanet, tüm bilim camiasına yönelik ahlaksızlık da var.'Erdoğan, kendilerine verilen imkanları, bilim için, insanlığın yararı için kullanmak yerine vatana ihanet için kullanan kişilerin bilim camiasının yüz karasından başka bir şey olmadığını ifade etti.İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sırasında kendisini ziyaret eden, geçmiş yıllarda öldürülen Musevi bir vatandaşın, insan, bilgi ve para yönetiminin, başarının sırrı olduğunu, bu 3 şeyi başardıkları için dünyanın en güçlü etnik yapısı haline geldiklerini söylediğini aktardı.Bu sözlerin önemine işaret eden Erdoğan, kendisi için bunların yönlendirici bir hedef olduğunu söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Öyle bir bilgi vardır ki siz onu rahatlıkla, ranta dönüştürür, paraya dönüştürür ve sürekli olarak onun neticesini alırsınız. O hiçbir zaman kaybolmayacaktır, onun patenti sizdedir. Bunun yanında parayı yönetmek çok çok önemli. Eğer parayı hakikaten başarıyla yönetebiliyorsanız, onun da neticesini alırsınız.TÜBİTAK'ı da işte bu ilim camiasının, bu bilim insanlarının, yüz karalarından aktarma süreci olarak görüyorum. Bilgiyi ülkemiz için, tüm insanlarımız için önemli bir yönetim aracı olarak kullanma noktasında TÜBİTAK'ı hedef olarak görüyorum ve oradan elde edilecek hasılanın da bu ülke için çok önemli bir kaynak olduğunu ifade etmek istiyorum.''Eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır'Türkiye'nin, paralel yapıyla mücadelesini kazandığını belirten Erdoğan, 'Allah'ın izniyle kazanmaya devam ediyor. Bu bir özgürlük mücadelesiydi ve önümüzde önemli bir engeldi, şimdi bu açığa çıktı. Bu engelin aşılmasıyla siyasetin, ekonominin, dış politika ve toplumsal hayatın yanında eğitimin ve bilimin önü daha da açılmıştır, açılmaya devam edecektir' diye konuştu.Bu konuda kendilerine düşen ne ise onu hakkıyla, layıkıyla yerine getirmeye devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, ülkede 77 milyonun her bir ferdinin sanal gündemlerle değil kendi asli vazifesi ve işiyle meşgul olması için daha çok çalışacaklarını vurguladı.'Geleceğe ümitle bakıyorum'Çözüm Süreci ile mutlak bir huzur ortamını tesis ederek, daha fazla büyümeye, kalkınmaya ve daha ileri demokratik standartlara, bilim içinde daha özgür bir iklime yoğunlaşılacağını anlatan Erdoğan, 'Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak ümitvarım. Geleceğe ümitle bakıyorum' ifadelerini kullandı.12 yılda açılan 265 bin dersliğin Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri hariç, Cumhuriyet tarihi boyunca 79 yılda açılan dersliklerin 3'te 2'si olduğunu kaydeden Erdoğan, sınıflardaki öğrenci sayısını 30'a düşürmeyi hedeflediklerini belirtti.Ekonomik gücü süratle yakalayıp, öğretmen sayısında gelinen noktayı daha da arttırmak istediklerini bildiren Erdoğan, yeterli sayıda öğretmen atayabilmeyi istediklerini söyledi.Bazı öğretmen adaylarının kendilerine 'Bize öğretmenlik yok mu' dediğini aktaran Erdoğan, 'Öğretmenlik hakkını kazanan herkes, şüphesiz ki öğretmen olmayacaktır. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar olacaktır, bütçe neye müsaade ediyorsa o nispette de bu atamalar yapılacaktır. Ama ben şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bizler, Cumhuriyet tarihinde hiçbir dönemde olmayan bütçeyi, milli bütçeden, eğitime ayırdık ve hiçbir dönemde olmayan öğretmen atamasını da birinci sırada devamlı milli eğitimde yaptık. Kadroların her zaman çoğu milli eğitime verildi. Yine bu yıl da aynı şekilde oraya verildi.''Gözleri parıldayan bir nesil'Öncelikli meselenin eğitim, sağlık, adalet ve emniyet olduğunu belirten Erdoğan, çok farklı, donanımlı ve birikimli, gözleri parıldayan bir nesil yetiştiğine işaret etti.Erdoğan, kendilerinin sahip olamadığı imkanlara ve atmosfere sahip olan bu yeni neslin Türkiye'yi daha dönüştüreceğine, gelecek nesillere çok daha farklı bir Türkiye emanet edeceğine olan inancını ve bu nesile güvenini dile getirdi.'Takip ve taklit edilen olmaya ihtiyacımız var'Her zaman, 'Takip eden geride kalır, taklit eden hep bir adım geride kalmaya mahkumdur' dediğini hatırlatan Erdoğan, 'Bizim artık takip etmekten, taklit etmekten çıkıp, öne geçmeye takip ve taklit edilen olmaya ihtiyacımız var. Bunu sağlayacak potansiyelimiz de var' ifadelerini kullandı.Savunma sanayinde 'adeta sessiz bir devrim' gerçekleştirildiğini kaydeden Erdoğan, ithal eden, taklit eden, montaj yapan bir ülkeden, planlayan, projelendiren, tasarlayan ve üreten bir ülke konumuna gelindiğini vurguladı.Türkiye'nin kendi tankını, milli tüfeğini, helikopterini, insansız hava araçlarını, savaş gemilerini, roketlerini tasarlayan ve üreten bir ülke konumuna yükseltildiğini anlatan Erdoğan, Gebze'de TURKSAT 6A uydusunun inşa imza törenine katıldığını hatırlattı.Erdoğan, Türkiye'nin artık kendi uydularını üretebilen bir ülke konumuna yükseldiğini ve çok daha fazlasının yapabilineceğini kaydetti.'En fazla ihtiyacımız olan şey özgüvendir'Nano teknolojiyle ilgili başarıları ortaya koyan kişilerin ödül törenini izlediklerini söyleyen Erdoğan, 'Bizim en fazla ihtiyacımız olan şey yapabileceğimize inanmaktır. Yani, özgüvendir. Bizim bu özgüvene sahip olmamız, yetişen nesillere de bu özgüveni aşılamamız gerekiyor. Bu tabii birinci derecede hocalarımızın asli görevi olsa gerek. Çünkü hocalarımız ellerindeki o yavruları yoğuracaklar onlara o özgüveni verecekler ve o özgüvenle de bu nesil inanıyorum ki geleceğimizi çok daha farklı bir şekilde inşa edecektir' diye konuştu.'Yalan söyleyen bir tarih öğrettiler'Farabi, Piri Reis, Ali Kuşçu denildiğinde kimilerinin kompleks içinde bu isimleri hafife aldığını belirten Erdoğan, Amerika kıtasına Kristof Kolomb'dan önce Müslümanların ulaştığını söylediğinde birilerinin kıyamet kopardığını söyledi.Bu konuda yazılan kaynak eserlerin ortada olduğunu dile getiren Erdoğan, bu ülkenin gençlerinin bugün hala tartışılan bu mesele karşısında okumak, araştırmak, iddiaları incelemek yerine kompleks içinde alay edebildiğini belirti.Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:'Çünkü bizlere maalesef yalan söyleyen bir tarih öğrettiler. Bunu sıkıntılarını yaşadık yaşıyoruz. Bize lazım olan Batı karşısında kompleks değil tarihimizden ve ecdadımızdan miras kalan özgüvendir. Bize lazım olan taklit etmek, takip etmek değil geçmişte olduğu gibi bugün de bu toprakların bereketinin gereğini yapmaktır. Kendisi olamayan bir toplum, altını çiziyorum, başkası olur. Kendi değerlerine sahip çıkamayan bir toplum sadece esir olur, sadece takipçi olur, taklitçi olur. Dilimizden inancımıza kadar kültürümüzden ortak değerlerimize kadar her alanda ne kadar kendimiz olabilirsek işte o kadar üreten oluruz, işte o kadar öncü oluruz, lider oluruz.''Bu sorunların hepsini aşmak zorundayız'En büyük sıkıntılardan birinin dil konusunda yaşandığını belirten Erdoğan, 'Bizim son derece zengin, bilim yapmaya, üretmeye son derece müsait bir dilimiz varken bir gece yattık sabah kalktık, baktık ki o dil yok' diye konuştu.Türkiye'nin, yabancı dillerle ya da yabancı kelime ve kavramlarla bilim öğrenen ve öğreten bir ülke haline getirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Binlerce kelime ve kavram unutturuldu, sözlüklerden çıkarıldı. Kelime ve kavram üretmeye son derece elverişli olan dil yapısı adeta törpülendi. Şu anda Türkçenin mevcut kelime hazinesiyle felsefe yapamazsınız. Ya Osmanlıca kelime ve kavramlara başvuracaksınız ya da İngilizce, Almanca, Fransızca kelime ve kavramlara başvuracaksınız. Bu sorunların hepsini aşmak zorundayız. Bu sorunlar devlet eliyle değil bilim insanları eliyle aşılacak sorunlardır. Özgüven sahibi bilim insanları ve onların yetiştireceği talebeler inşallah bilim diline, kültürüne, ahlakına sahip bir toplum inşa edecektir. Şahsen yeni Türkiye ile birlikte bu yeni ve umut verici sürecin de başladığına inanıyorum. İnşallah müdahaleden arındırılmış bir üniversite ve bilim kendi mecrasını da menzilini de bulacak ve oraya doğru hızla akacaktır.''Bilim insanlarımızın her fikrine, önerisine, eleştirisine açığız'Türkiye'nin özgüven sembolü oldukları ve ülkenin özgüvenine güç kattıkları için ödül alanları bir defa daha kutlayan Erdoğan, 'Cumhurbaşkanı olarak bilim insanlarımızın her fikrine, önerisine, eleştirisine açık olduğumuzu, olacağımızı yeni bir bilim iklimi oluşması için de bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadele edeceğimi bilmenizi özellikle rica ediyorum' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, mühendislik bilimleri alanında Prof. Dr. Timur Doğu, sağlık bilimleri alanında Prof. Dr. H. Fahrettin Keleştemur ve sosyal bilimler alanında Prof. Dr. Zeynep Aycan’a 'bilim ödüllerini', temel bilimler alanında Doç. Dr. Çağan H. Şekercioğlu ve sağlık bilimleri alanında Prof. Dr. Hayat Önyüksel’e de 'özel ödüllerini' takdim etti.Törene TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak, AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı, ödül alan bilim insanlarının yakınları ve çok sayıda davetli katıldı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından davetlilere resepsiyon verdi.AA
Bilgisayarınızın İçinde Neler Var?
Bilgisayarınızı oluşturan en temel parçalar hangileri? Yeni bir PC almadan önce onları tanıyın!İster hazır toplanmış, yeni bir bilgisayar satın alın, ister kendi bilgisayarınızı oluşturun, çok sayıda kısaltma ve sayıyla karşılaşmaya hazırlıklı olmalısınız. Bu bilgiler arasından işinize yarayacak, faydalı verilere ulaşmanız ise bazen zor olabilir. Makalemizde modern bir bilgisayarın içerisindeki tüm önemli bileşenlere değinecek, ne işe yaradıklarından ve tarihinden bahsedeceğiz. Bunun yanında hangi bileşenlerin önemli olduğunu ve bunun nedenini de açıklamaya çalışacağız.Makalemizi okuduktan sonra bilgisayar veya herhangi bir bilgisayar bileşeni satın alırken, nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenmiş olacaksınız.Merkezi İşlem Biriminin (CPU) çoğu zaman bilgisayarın beyni olarak tarif edildiğine şahit olursunuz. Ancak CPU, yani işlemci, tam anlamıyla bilgisayarın beyni değildir - 'bilgisayar' veya 'computer' kelimesinin karşılığını verecek bir iş yapmaktadır: hesaplamak.Tuşlara basmaktan fareye tıklamaya, bilgisayarınıza gönderdiğiniz her komut, ikiliye dönüştürülür ve işlemciye gönderilir. İşlemci, basit matematiksel işlemler gerçekleştirir, ancak saniyede binlercesini yapabildiğinden çok karmaşık sonuçlar üretebilir. Bunun ardından işlemci, işletim sistemine kendi komutlarını gönderir. Bu 'imlecin olduğu yere K harfini ekle' veya 'farenin üzerinde durduğu dosyası seç' gibi basit bir işlem veya 'Pi'yi çözmek' gibi karmaşık bir işlem de olabilir.Modern bilişim, 16-bit'lik Intel 8086 mikroişlemcisinin ortaya çıkmasıyla oldu. 8086'nın halefi 8088 ise ilk IBM PC'de kullanılmak üzere seçildi. 8086'nın etkisi bugün hala hissedilmekte - teoride modern Intel çipleri, 8086 için yazılmış herhangi bir komutu çalıştırabiliyor.İşlemciler, milyarlarca transistörden oluşur. Transistörler, elektrik sinyallerinin yönünü değiştirme veya güçlendirme yeteneğine sahiptir. Binlerce bilim adamı ve mühendisin çalışmaları sonucunda bu mikroskobik elektronik parçalar, işletim sisteminin ve şu an kullandığınız web tarayıcısının doğmasını sağlamıştır. İşlemcinin gücü, kabaca sahip olduğu transistör sayısına bağlıdır.
Suriye'nin Kültürel Mirası Yok Olabilir
BM'nin raporuna göre, Suriye'deki iç savaş sırasında yaklaşık 300 kültür varlığı zarar gördü ya da tamamen yok edildi.Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR), Halep, Şam ya da Rakka gibi kültür varlıklarının yoğun olduğu kentler de dâhil toplam 18 bölgeden alınan uydu görüntüleri sonucu hasarın ortaya çıktığını bildirdi.Roma dönemine ait kalıntıların yer aldığı Palmira da zarar gören bölgeler arasında. UNITAR'ın verdiği bilgiye göre, 290 kültür ve kazı alanında hasarlar tespit edilirken, 24 alan tamamen yok edildi.
Reklam
Alternatif Türkçe Rap Piyasasından Dinlenilesi 10 Albüm
Şarkı Listesi01. Naperva Intro 02. Travma03. Kalk 04. Naperva 05. Anlat ya da Sus feat. Atiberk 06. Kalender feat. Saian07. Bitmedi Kavgam feat. Atiberk08. Yoruldum feat. Atiberk 09. Tuzak feat. Hidra 10. Gri 11. Sırrım 12. Travma Enstrümantal
İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Sansür Var mı?
İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sansür tartışmaları oyuncu ve yönetmen Nedim Saban ile Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu'nu karşı karşıya getirdi.Sansür iddialarından bazıları yıllar öncesine dayanıyor, bazıları da hala sahnelenen oyunlarla ilgili.Şevket Demirkaya'nın güreş hakemliği ve zabıta müdürlüğü gibi görevlerin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Müdürlüğü'ne getirilmesi, tiyatronun yapısıyla ilgili tartışmalara neden olmuştu.Demirkaya, sansür ve kurumla ilgili iddialar hakkında konuşmayı reddetti.Biz de sansür iddialarını, Nedim Saban ve Erhan Yazıcıoğlu'na sorduk.Saban: Otosansür uygulanıyorNedim Saban, Yazıcıoğlu'nu ve Şehir Tiyatroları'nı Cibali Karakolu oyununa sansür uygulayıp fahişe rolü ile 'İlla hükümet mi soyacak' ifadesini kaldırmak ve Fareli Köyün Kavalcısı oyununda da rol icabı 'ayakkabı kutusundaki paralara' değindiği bir oyuncuyu tiyatrodan atmakla suçluyor.Saban, sansür iddialarını eleştirmen Melik Anık'ın yazısına dayandırdığını söylüyor.
Reklam
Farklı Çizerlere Ait 18 “Vakur Barut” Yorumu
Suat Gönülay’ın efsanevi karakteri “Vakur Barut” karakteri şu sıralar çizerlerin gözdesi. Kendi tarzları ve çizgileriyle betimledikleri Vakur Barut karakterlerini facebook üzerinden paylaşan çizerler burada bir kişiyede meydan okuyor diğer çizerde aynı karakteri farklı bir şekilde yorumlayarak cevap veriyor.Çizimler, #vakurbarut ve #kahramanlarkapışması hashtagleri ile paylaşılıyor.(Not: İçerikteki çizimlerin sahiplerini bulamadığımız bir için ekleyemedik. Eğer biliyorsanız eklemekten mutluluk duyarız.)Kahramanlar Kapışması'nın bu ay ki yıldızı “Vakur Barut” karakteri işte çalışmalardan bazı örnekler:
Maceraperest Bir Adam ve Köpeği İle 22 Muhteşem Fotoğraf
Amerika gezisine çıkan John Stortz, yanına köpeği Wolfgang'ı da alarak maceralı bir gezi yapmış... 3plan mobil uygulaması için içerik toplarken karşılaştığım bu muhteşem listeyi hemen paylaşmak istedim... İşte o geziden 22 muhteşem fotoğraf...
Transformers Film Serisi Devam Edecek
Transformers üçlemesinin ardından oyuncuların ayrılmasından dolayı bir süre ara verilmiş, ardından tam olarak reboot olmasa da hikayeyi bir süre sonrasında şeklinde devam ettiren dördüncü film çekilip vizyona girmişti. Transformers: Age of Exinction / Transformers: Kayıp Çağ, 2014 yılında açık ara en çok gişe hasılatı elde eden film ünvanını kazandı. İkinci sıradaki Guardians of the Galaxy’e ortalama 300 milyon dolar fark atarak hem de.Gişe hasılatı demişken, son 1,5 hafta içerisinde Hobbit hızla 700 milyon doları geçerse ikinci sıraya oturabilir ama geç vizyona girdiği için 2014′te toplam 2.5 haftalık vizyon süresinde 1 milyar doları aşması imkansız. Dolayısıyla 2014′ü Transformers birincilikle bitirdi diyebiliriz.Transformers serisinin devam edeceğini bu gişe hasılatından sonra söyleyebiliriz herhalde. Zaten Paramount’un Transformers serisini yeni bir üçlemeye çevirmek istediği de biliniyor. Bu konuda Mark Wahlberg’e yeni filmi The Gambler galasında bir soru soruldu ki beklenmedik bir şekilde açık cevap verdi.
Reklam
Haluk Levent Konserine Biletle Değil Kitapla Giriliyor
Şarkıcı Haluk Levent'in Kocaeli'de bu akşam verdiği konsere müzikseverler bilet yerine kitapla girdi, toplanan kitaplar Güneydoğu'daki ihtiyaç sahibi okullara gönderilecek.Yardım konserlerine devam eden ve Kocaeli Sabancı Kültür Merkezi'nde bu akşam sahneye çıkan Haluk Levent'i dinlemek isteyenler, yanlarına konser bileti yerine birer kitap aldı. . Bin 500 kişi kapasiteli konser salonuna gidenler, getirdikleri kitapları girişteki görevlilere teslim etti.Konserle ilgili bilgi veren Haluk Levent, 'Duygusal bir durum. Türkiye'de bir ilk. Bundan sonra böyle kampanyalara devam edeceğim. Bu kampanyalar sayesinde yüzlerce, binlerce çocuk kitap sahibi olacak. Bu yönde birçok şehirden istek var' şeklinde konuştu.  AA
Shazam 2014'te En Çok Merak Edilen Şarkıları Sıraladı
Adını bilmediğiniz parçaları bulmanızı sağlayan Shazam'da reklamlardan en çok sorgulanan parça Lykke Li'nin 'Gunshot' adlı şarkısı olduDinlettiğiniz müziklerden parçanın adını bulmanızı sağlayan mobil uygulaması Shazam, 2014'te insanların en çok arattığı parçaları yayınladı. Listenin başında ise İsveçli şarkıcı Lykke Li 'nin 'Gunshot' adlı parçası geliyor.Nordik Simit'in haberine göre, ülkemizde özellikle ”I Follow Rivers” şarkısıyla tanınan Lykke Li, 2014’te TV reklamlarından Shazam'da en çok aratılan şarkıcı seçildi.İsveçli şarkıcının Fransız otomotiv markası Peugeot reklamında kullanılan ”Gunshot” adlı şarkısının başı çektiği liste şöyle:1. Peugeot – ‘Gunshot’ – Lykke Li2. Ikea – ‘This Head I Hold’ – Electric Guest3. John Lewis – ‘Real Love’ – Tom Odell4. Mercedes Benz – ‘Changes’ – Faul, Wad Ad vs Pnau5. F&F – ‘Sing That Song’ – TIEKS6. Beats – ‘Jungle’ – X Ambassadors, Jamie N Commons7. Chanel – ‘You’re The One That I Want’ – Lo-Fang8. Apple – ‘Chimes’ – Hudson Mohawke9. YSL – ‘Jungle’ – Emma Louise10. M&S – ‘Rather Be’ – Clean BanditT24
Grup Yorum, Ruhi Su'yu Türküyle Anacak
İzmir’de İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde 20 Aralık’ta sevenleriyle buluşan Grup Yorum, bir hafta sonra bu kez İstanbul’da konser vermeye hazırlanıyor.Konserde amaçlarının Ruhi Su’yu bugünün müzikal zenginlikleriyle yeni kuşaklara anlatmak olduğunu dile getiren Grup Yorum , bunu da türkülerin tadını bozmadan, taklitçiliğe kapılmadan yapmaya çalıştıklarını belirtti.Grup Yorum, “30’uncu yılımıza yaklaştığımız şu günlerde, Ruhi Su’nun da aramızdan ayrılışının 30’uncu yılında, sizleri ustamızın o gür sesini yüreklerimizde hissedeceğimiz büyülü bir konsere davet ediyoruz” diyor. Konser 27 Aralık’ta İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde.DHA
Reklam
Gökdelenler Üzerinden Çekilen Nefes Kesici Fotoğraflarla; New York
Behance'in 'Yılın Öne Çıkanları' listesiyle tanıma fırsatı bulduğumuz Navid Baraty bu teknikle üretim yapan sanatçılardan birisi. New York’a yukarıdan bakarak dev yapılarla yaşayan insanların ne kadar küçük olduğunu irdeliyor. Şehrin farklı noktalarından günlük rutinlere ve bir noktadan diğerine seyahat eden insanlara odaklanarak şehrin ne kadar büyük, içindeki hayatların daha da büyük olduğunu anlatıyor.Sanatçının gündüz ve gece çekimlerinden oluşan iki farklı albümleri var.
Reklam
Dubstep Kralı Skrillex İstanbul'da
Dubstep müziğin en bilinen ismi Skrillex İstanbul ‘a geliyor. Skrillex, 30 Ocak 2015’te Garajistanbul’da sahne alacak. Bu etkinlik Skrillex’in Türkiye’deki ilk performansı olacak.FG 93.7’nin organizasyonuyla düzenlenecek etkinlikte dubstep müziğin dünyadaki en büyük ismi Skrillex ilk kez İstanbul’da sahne alacak. Skrillex, kendisini uzun zamandır bekleyen Türk hayranlarıyla ilk kez FG 93.7 organizasyonuyla buluşuyor. Skrillex, Türkiye’deki ilk şovunda Garajistanbul’da performansını ortaya koyacak.Skrillex İstanbul konseri bilet fiyatları 150 TL olarak açıklandı.Hafifmuzik.org
TIME'dan Türk Foto Muhabire Büyük Onur
Amerikan TIME dergisine göre, Fransız Haber Ajansı AFP adına savaş ve kriz bölgelerinde çalışan Bülent Kılıç, 2014 yılının en başarılı foto muhabiri.TIME dergisinin internet sitesinde Olivier Laurent imzasıyla yayınlanan makalede, Türk foto muhabiri Bülent Kılıç'ın niçin bu ödüle layık görüldüğü anlatıldı.TIME editörü Olivier Laurent'e göre, 35 yaşındaki Bülent Kılıç'ın 2014'te bu ödüle layık görülmesinde Ukrayna'daki iç savaş, Soma maden faciası ve Kobani'de IŞİD'le mücadele sırasında çektiği fotoğraflar etkili oldu.Bülent Kılıç'ı 2014 yılının en başarılı ajans haberleri fotoğrafçısı ilan eden Time dergisi, 35 yaşındaki Türk muhabirle bir röportaj yaptı.Bülent Kılıç, Ukrayna, Soma, Berkin Elvan'ın cenazesi ve Kobani'de çektiği fotoğrafların hikayesini anlattı.Fransız Haber Ajansı AFP adına 2003 yılından bu yana fotoğraf çektiğini belirten Bülent Kılıç, Ukrayna'ya giderek fotoğraf çekme serüvenini şu sözlerle anlattı:'Ukrayna'da AB yanlısı gösteriler başlamıştı. Ocak ve Şubat döneminde bu ülkede çatışmalar gittikçe şiddetleniyordu. Kiev'de siyah dumanlar yükselirken ben, ailemle birlikte televizyonun başında izliyordum. Ancak oradan gelen fotoğraflar inanılmazdı. Paris'teki editörlerime hemen Ukrayna'ya gitmek istediğimi bildirdim.''Ben Ukrayna'ya vardığımda gösteriler üçüncü ayına giriyordu. Ancak hız kesmeden devam ediyordu. Ben Kiev'e vardığımda eylemlerin devam ettiği Bağımsızlık Meydanı savaş alanına dönüşmüştü. Hükümet yanlısı güvenlik güçleri, göstericilere ateş ediyordu.'Ukrayna'da çektiği fotoğrafların şimdiye kadar yaptığı en iyi çalışmalardan biri olduğunu belirten Bülen Kılıç, 'Göstericiler şarkı söyleyip, alkış tutarken onlarla birlikte olmak inanılmaz bir duyguydu' dedi.Daha önce Arap ülkelerinde çalıştığını, oradaki insanların davranış biçimlerini bildiğini ancak Ukrayna'ya ilk kez gittiği için çevreyi tanımadığını ve daha yeni öldürülmüş bir insanın fotoğrafını çekerken, göstericilerin nasıl tepki vereceğini bilmediğini belirten Bülent Kılıç başından geçen bir olayı şu sözlerle anlatıyor:'Arap dünyasında birisi çatışma alanında ölürse, arkadaşları fotoğraf çekmenize izin verir. Ukrayna'da bir gösterici gözlerimin önünde vuruldu. Fotoğrafını çekmeye çalıştım ancak arkadaşı buna izin vermedi. Şiddet içeren bu tür fotoğrafları sevmiyorlar.'Bülent Kılıç, Ukrayna dönüşü birkaç gün dinlenmeyi planlarken, Gezi olayları sırasında polis saldırısı sırasında hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın yaşamını yitirdiğini ve onun cenazesindeki atmosferi çekmek için yeniden fotoğraf makinasına sarıldığını belirtti. Medyaradar
16 Maddede Büyük Şirketlerde Hangi Pozisyon Ne Kadar Maaş Alıyor?
Her şirketin maaş politikası farklıdır. Ve herkesin kendine göre bir maaş kriteri  vardır.. Aynı işi yapan aynı özelliklere sahip kişiler ile aynı işi yapan farklı özelliklere sahip kişiler arasında da maaş farkları olabilir. .Galeride belirtilen pozisyonlara ait kazanç bilgileri aşağıdaki kurum ve kuruluşlara aittir: 'Yapı Kredi, Akbank, Migros, Garanti Teknoloji, Aksigorta, Albaraka Türk, Konya Selçuk Üniversitesi, PepsiCo, Fintek, OBSS, Intertech, Avea, Şişecam, DeFacto, THY, Huawei, Koç Sistem, Henkel, Borusan, Accenture, Deloitte, ABB Elektrik, AvivaSa, Siemens, P&G, Arkas Holding, Aksa Akrilik, Abdi İbrahim,Bilkent Üniversitesi, Microsoft, Google, Hacettepe Üniversitesi, B/S/H, Türk Telekom, Pfizer, Sanovel, Airties, Innova Bilişim, İş Bankası, Actavis, Turkcell, Boğaziçi Üniversitesi' Not: Belirtilen ücretler kişinin bilgi, yetenek  ve tecrübesine göre değişiklik gösterebilir. Maaş ortalamalarıyla ilgili bilgiler http://iskolig.com/ 'dan alınmıştır
Lady Gaga'nın Ne Kadar Harika Bir Sese Sahip Olduğunun İspatı
Çoğu zaman kendi şahsına münhasır klipleriyle, sahne danslarıyla, imajıyla, giydiği kıyafetleriyle ya da giymediği kıyafetleriyle gündeme gelen Lady Gaga'nın efsanevi American caz şarkıcısı Tony Bennet ile 2014'de çıkarmış olduğu Cheek to Cheek adlı albümünde seslendirmiş olduğu 'Bang Bang' isimli parça ve canlı performansı..
Reklam