onedio
The Interview Filmi Tüm Tehditlere Rağmen Yayınlandı
Sony hack skandalının sebebi olan The Interview filmi, sayısız tehdit ve saldırılara rağmen Google Play, YouTube, Xbox Video gibi platformlarda yayınlandı.Sony Pictures'in yaklaşık olarak son 1 aydır yaşadığı sıkıntılar ve saldırı sürecinde yaşanan gelişmeler bazı kararların kesinleşmesiyle sonuçlanacak gibi görünüyor. Zira Sony hack skandalının merkezinde yer alan The Interview filmi, Guardians of Peace (GOP) hacker grubu tarafından yapılan tüm tehdit ve hack saldırılarına rağmen yayınlandı. Film Google Play, YouTube Movies, Xbox Video ve kendi web sitesi olan seetheinterview.com adresinde yayınlandı. (Filmi izlemek için kiralama (5.99 dolar) ve satın alma (14.99 dolar) seçenekleri bulunuyor)Son dönemde en çok konuşulan ve konuşulacak olan The Interview filminin yayınlanmaması için hack saldırıları düzenleyen GOP hacker grubu, Sony Pictures şirketine ve şirket çalışanlarına birçok tehdit içerikli e-postalar ve çeşitli dökümanlar göndermişti. Saldırıyı ilk etapta çok fazla dikkate almayan Sony, daha sonra işin ciddiyetini kavrayarak GOP'un The Interview filminin galasını iptal etme talebini kabul edeceği ile ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Ancak ABD Başkanı Barack Obama'nın da aralarında bulunduğu birçok kişi ve kurum Sony'nin geri adım atmaması konusunda uyarılarda bulununca Sony de filmi yeniden yayınlama kararı almıştı. (Bu süreç zarfında Kuzey Kore ciddi internet sıkıntıları yaşamıştı).WebMasto.com
Azrail de İşini Kötü Yapabilir | Kısa Film
Simpals stüdyolarında üretilen kısa animasyonda Dji ismindeki adamın uykulu araç kullanırken karıştığı kaza sonucu azraille arasındaki ilişkiler anlatılmış. İzliyoruz.
Venüs 'Bulut Kolonisiyle' Keşfedilecek
NASA'dan bilim insanları, Güneş Sistemi'nde erişilmesi en zor gezegenlerden biri olan Venüs'ü keşfetmek için 'bulut kolonisi' projesi geliştirdi. İnmesi çok riskli olan Venüs, bulutlarında gezinecek uzay araçlarıyla keşfedilebilir.Atmosfer basıncı Dünya'nın 92 katı olan ve yüzeyindeki sıcaklık 500 dereceye ulaşan Venüs, her ne kadar Dünya'ya yakın olsa da keşfi en zor gezegenlerden bir tanesi. NASA'lı bilim insanları Dale Arney ve Chris Jones, sülfürik asit bulutlarıyla kaplı gezegenin keşfedilmesi için yeni bir proje geliştirdi.İki gökbilimci, inişi oldukça riskli olan Venüs'e adım atmak yerine, gezegenin bulutlarda gezinecek uzay gemileriyle keşfedilmesini teklif etti. İkili, Yüksek İrtifa Venüs İşlevsel Konsepti (HAVOC) adını verdikleri projeyi IEEE Spectrum sitesine anlattı.Arney, Venüs'ün yüzeyinden 50 km yükselikteki basıncın Dünya ile neredeyse aynı ve radyasyondan korunma seviyesinin ise en yüksek derecede olduğunu belirtti. Arney, uzay araçlarıyla belirlenen irtifaya bırakılacak helyum dolu uzay araçlarının güvenle keşif yapabileceğini ve Güneş enerjisiyle sınırsız bir görev yürütebileceklerini söyledi.İnsanlı görev de içerecekHAVOC projesine göre, ilk Venüs keşif görevi robotik uzay araçlarıyla gerçekleştirilecek görevler, daha sonra insanlı uzay araçlarıyla devam edecek. Zamanla, Venüs'ün zehirli bulutlarında insanlı uzay araçlarıyla dolu bir koloni oluşacak.Arney ve Jones, Venüs'ün Mars'tan daha yakın olması sebebiyle bu tür bir görevi denemenin mantıklı olduğunu savunuyor. İkili, Venüs keşif projesi başarılı olursa, Mars ve daha uzak gezegenlere gitmek için gereken bilgi ve tecrübenin elde edileceğini savunuyor.Dünya'ya en yakın mesafesi 38 milyon kilometre olan Venüs, yörünge hareketi esnasında bu uzaklığı maksimum 261 milyon kilometreye kadar çıkarabiliyor. Mars'ın Dünya'ya en yakın olduğu mesafe ise 54 milyon kilometre.Al Jazeera
2015'in Muhtemelen En Renkli Takviminde Yer Alacak 12 Fotoğraf
Aman dikkat, değmesin yağlı boya!Yok yok, şaka yapıyoruz. Ama bu içerikte bir sürü boya göreceksiniz. Polonyalı fotoğrafçı Jaroslav Wieczorkiewicz modellerinin üzerine boya ya da süt sıçratarak onları birer süper kahramana dönüştürüyor.Bu ilginç fotoğraf serisinden de bir takvim oluşturup, kendi internet sitesi üzerinden satışa çıkarmış.
İşte TÜYAP Kitap Fuarları 2015 Takvimi
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile hazırlanan kitap fuarlarının, 2015 takvimi belli oldu.TÜYAP'tan yapılan açıklamaya göre, geçen yıl Adana, Bursa, İzmir, Diyarbakır ve İstanbul'da 1 milyon 301 bin 500 okur, kitaplarla ve yazarlarla buluştu.Yılın ilk kitap fuarı  TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi 'nde kapılarını açacak. Çukurova 8. Kitap Fuarı'na 250 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince söyleşi, şiir dinletisi, panel ve çocuk etkinlikleri gibi 50 etkinlik gerçekleşecek. Bu etkinliklerde ve 6 gün boyunca düzenlenecek imza günlerinde onlarca yazar, okurlarıyla buluşacak.Bursa Kitap Fuarı, bu yıl da Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi''nde kitapseverlerle buluşacak. Kitap Fuarı, Bursa'da Haldun Taner'in 100. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. Fuar süresince Haldun Taner'in, yaşamı, eserleri ve tiyatroya sunduğu katkıları söyleşi ve panellerle ele alınacak. Fuar, 300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşirken 80 kültür etkinliğiyle yüzlerce yazara ve şaire ev sahipliği yapacak.TÜYAP kitap fuarları, baharı 20. kez İzmir'de karşılayacak. Bu sene de Uluslararası İzmir Fuar Alanı 'nda (Kültürpark) gerçekleştirilecek 20. İzmir Kitap Fuarı, Aziz Nesin'in 100. yaşını çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Fuara 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince yaklaşık 150 kültür etkinliği düzenlenecek. Bu etkinlikler ve imza günleri yüzlerce yazarı, okurlarıyla bir araya getirecek.YENİ BİR FUAR: KARADENİZ KİTAP FUARITÜYAP kitap fuarları, takvimine yeni yılda Samsun ile devam edecek. İlk kez düzenlenecek Karadeniz Kitap Fuarı,  TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi 'nde ziyaret edilebilecek. Karadeniz Kitap Fuarı kapsamında Melih Cevdet Anday'ın 100. yaşı, söyleşi ve panellerle kutlanacak. İlk kez gerçekleşecek fuara yaklaşık 150 yayınevi katılması ve fuar süresince 50'nin üzerinde kültür etkinliği düzenlenmesi bekleniyor.34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı kapılarını, 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı ile eş zamanlı TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece'de açacak. İstanbul Kitap Fuarı'na yurt içi ve dışından 800'ün üzerinde yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak. Fuar boyunca 50'den fazlası çocuklara yönelik olmak üzere, 300'e yakın kültür etkinliği düzenlenecek.2015 TÜYAP Kitap FuarlarıÇukurova 8. Kitap Fuarı: 13-18 OcakBursa 13. Kitap Fuarı: 14-22 Mart20. İzmir Kitap Fuarı: 18-26 NisanKaradeniz Kitap Fuarı-Samsun: 18-24 Mayıs34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı: 07-15 KasımHabertürk
Reklam
Hayatı ve Ünlü Şarkıları ile “Joe Cocker”
2014 yılı biterken son kaybımız Joe Cocker oldu. Cocker’ın kaybı, hem müzik camiası hem de her yaştan sevenini yasa boğdu dersek abartmış olmayız. 2014 yılının son değerli kaybıdır diye umut ederek, hayatından önemli anları ve sevilen parçalarını sizler için derlemek istedik.Asıl adı John Robert “Joe” Cocker olan ünlü müzisyen 1944 yılında, 2. Dünya Savaşı’nın henüz bittiği bir dönemde İngiltere, Sheffield’de dünyaya gelmiş.  Çocukluk ve gençlik yıllarında Ray Charles, Lonnie Donegan ve Chuck Berry‘den oldukça etkilenen ve onların izinden giden Cocker, geçnlik yıllarında onların coverları ile barlarda ve publarda şarkılar söylemeye başladı. 1961 yılında Vance Arnold sahne adını kullanarak bir kaç arkadaş Vance Arnold and The Avengers isimli bir grup kurdular. 1963 yılında ünlü grup Rolling Stones, Sheffield City Hall‘de bir konser verir ve alt grup olarak da Cocker ve arkadaşları çıkarlar. O günden sonra yıldızları yavaş yavaş parlamaya başlar. Sonrasında ise bir Beatles coverı olan “I Will Cry Instead” yayınlayan ekip bekledikleri ilgiyi göremez.1966 yılına gelindiğinde dönemin jazz efsanesi Jimmy Smith’in bir röportajından esinlenerekGrease Band isimli bir grup daha kurar. Sheffield publarından öteye geçemeyen grubun bir anda şansı döner. Procol Harum, the Moody Blues ve Georgie Fame gibi isimlerin prodüktörlüğü yapan Denny Cordell grubu dinler ve kendisini Londra’ya taşınmasını ister. Londra’ya yerleşen Cocker, yine bir  Beatles coverı olan “With a Little Help from My Friends“i seslendirir ve ilk 45’liğini çıkartır. 1968 yılında 13 hafta boyunca İngiliz pop listelerinde aralıksız olarak ilk onda kalan parça ile artık şeytanın bacağını kırar. Ardı ardına gelen turneler ile adını duyurmaya devam eder.1972 yılına kadar inzivaya çekilip çok ortalarda görünmeyen müzisyen ara verdiği dönemde bir takım uyuşturucu problemleri ile uğraşır. Tekrar geri dönüş yaptığında Paul mc Cartney ve George Harrison’dan bile parçalar almıştı lakin beklediği ilgiyi bir türlü yakalayamamıştır. 1982 yılında prodüktör Stewart Levine kendisinden, dönemin ünlü şarkıcısı Jennifer Warnes ile  “Up Where We Belong” isimli şarkının düetini yapmasını ister. Şarkı oldukça tutulur. Hatta o zamanların en ünlü filmlerinden biri olan  An Officer and a Gentleman filminde soundtrack olarak kullanılır. Şarkı Billboard Hot 100 listesinde bir numara olmuş, aynı zamanda  Grammy Award for Best Pop Performance by a Duo ve  Academy Award for Best Original Song ödüllerini kazanmasını sağlamıştır. 1983 yılında Ray Charles ile beraber “You Are So Beautiful” isimli şarkının kaydını yaparlar.  1987 yılına geliindiğinde ise 11. stüdyo albümü Unchain my Heart’ı  piyasaya sürmüştür.Kariyeri boyunca bir çok başarılı kayda imza atan “Joe” Cocker’a geçtiğimiz yıllarda akciğer kanseri tanısı koyulmuştu. Dün kaybettiğimiz ünlü müzisyenin akıllarda kalan, gönüllerde taht kuran eserlerinden bazıları ise şöyle:
Reklam
Çoğunlukla Sivas ve Çevresinde Kullanılan Yöresel Sivas Ağzı'ndan Seçmeler
Abrası olmak : Bir sıkıntının üstüne sıkıntı gelmekAğartı : Süt, yoğurt gibi yiyeceklerAğlenmek : Araba için: durmak, eğlenmekAleşmek : Bir yerde oturmak, yerleşmek, durmakAhıldane : Herkese akıl veren, bilgiçlik satanAhraz : DilsizAktarmak : Sacın üzerinde yufkayı döndermek, pişirmekAlayı : Hepsi, tümüAl karısı : Lohusalara geldiğine inanılan efsanevi yaratıkAnışdırmak : Anlaşılması için dolaylı yoldan hatırlatmakArık : ZayıfArlanmak : UtanmakAtlı : EdepsizAvgun : Su taksimatının yapıldığı oyuk taşAvkalamak : Elleri ile sarsmakAvuz : Memeli hayvanın doğum sonrası ilk sütüAyıtlamak : AyıklamakAynı gelmek : Mektubun cevabı gelmekAyrıksı : UyumsuzAzınsımak : Az bulmak, yeterli bulmamak
Reklam
Bıçaklardan Gölge Gibi Yükselen, Sanat Eseri Silüetler
Pekin merkezli sanatçı Li Hongbo, Contemporary by Angela Li'deki son sergisinde bıçak ustalarını utandıracak solo sergisi 'Shadow of Knives'ı görücüye çıkardı. Bıçakları oyan ve onlardan gölge gibi yükselen insan, hayvan, iskelet silüetleri yaratan sanatçı, 'Bıçakla oyun olmaz' tezini oya oya çürütüyor. Bıçaklara evrensel ve kendi kültürüne dair özel anlamlar yükleyen Hongbo, sergiyle derin ve keskin mesajlar verme peşine düşüyor.Li Hongbo, bıçakları Çin'de aileleri ve dostları bir masa etrafında toplayan yemek ile bağdaştırıyor. Sanatçı yine 'Shadow of Knives' aracılığıyla insanları, bir gün hayvanlara kötü davranmaları ve oburluklarından ötürü kendilerini yok edecekleri konusunda uyarmak istiyor. Serginin insanoğluna bir ihtar mahiyetinde olduğunu söyleyen sanatçı, dayanıklı bıçakların keskinliğiyle, oyulan figürlerin incecik hassasiyeti arasıda uçurum gibi bir kontrast yaratıyor. Fotoğraflar: artsy.net
Orijinallerinden Daha Güzel Olan 20 Uyarlanmış Şarkı
Bazıları hayal kırıklığı, bazıları orijinalinden de güzel.  Kimin kimden arakladığı ya da parasını vererek telifini aldığı tartışılabilir ama çoğunu bizim aldığımız kesin. İşte yabancılardan uyarlanan 20 şarkı.
Akıllı Telefonlar Beynimizi Değiştiriyor
İsviçre'de yapılan bir araştırmada, insan beyninin dokunmatik akıllı telefon teknolojisine adapte olduğu sonucuna varıldı.Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmada, beyin faaliyetlerini gözlemlemek için EEG (elektro-ensefalografi) yöntemi kullanıldı.Araştırma sonucu, eski moda telefon kullanıcıları ile akıllı telefon kullanıcılarının beyinlerinde belirgin farklar gözlemlendi.EEG incelemelerine göre, akıllı telefon kullananların parmakları daha uyumlu çalışıyor.Araştırmaya katılan 37 gönüllüden 26'sı dokunmatik ekranlı akıllı telefon, 11 kişi de eski moda telefon kullanıcısıydı.Beyin mesajları incelendiEEG yöntemiyle ellerden sinirler yoluyla beyine gönderilen ve beyinden gelen elektronik mesajlar inceleniyor.Gönüllülerin kafalarına yerleştirilen elektrotlarla duyulardaki değişimler kaydedildi.Araştırmacılar böylelikle, vücudun belirli bölgeleri için ne ölçüde beyin dokusu kullanıldığına dair bir resim çıkartabildiler.Çalışma sonuçlarına göre, akıllı telefon kullanan denekler baş, orta ve işaret parmaklarını ekrana dokundurduklarında daha yüksek EEG beyin ölçümlerine sahip oluyor.Sonuçlar dokunmatik ekranların ne sıklıkla kullanıldığına bağlı olarak değişiyor, daha sık kullananların EEG sonuçları daha yüksek çıkıyor.
Reklam
Daha Az Uykuyla İdare Edebilir Miyiz?
Bazıları, uyuyarak geçirdiğimiz günün üçte birlik dilimini boşa geçen zaman olarak görür. Yapmayı planladığımız işlerimiz için gün kısa geldiğinde, neden daha az uykuyla yetinemediğimizi sorgularız. Örneğin İngiltere’nin eski başbakanı Margaret Thatcher’a günde dört saat uyumak yetiyormuş. Ressam Salvador Dali’ye de.Herkes için yeterli uyku süresi farklıdır. Uyku üzerine yazdığı kitabında Jim Horne, yüzde 80’imize 6-9 saatlik uykunun yettiğini, geri kalan yüzde 20’nin ise bundan daha az ya da çok uykuya ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.Peki alışılmış uyku düzeni kolaylıkla değiştirilebilir mi? Örneğin her sabah kendimizi normal saatimizden iki saat daha erken kalkmaya zorlasak vücudumuz sonunda bu duruma alışır mı? Malesef hayır.Uykusuzluğun etkileriYeterince uyumamanın vücudumuz üzerindeki ters etkilerine dair fazlasıyla veri var. Yani az uykuya alışılmıyor. Az uyumak kısa vadede konsantrasyonu azaltırken, aşırı durumlarda kafa karıştırıcı ve stres kaynağı olabilir; araç sürme bakımından sarhoşken araç kullanmaya eşdeğer etkileri olur.Uzun vadedeki etkileri ise çok daha ciddi boyuttadır. Yıllar boyunca ihtiyaç duyduğumuzdan daha az uyuma halinde obezite, diyabet, yüksek tansiyon ve kalp ve damar hastalıkları riski artar.Peki nasıl oluyor da bazıları diğerlerinden çok daha az uykuyla idare edebiliyor? Onlarda neden hastalık belirtileri görülmüyor?Her şeyden önce, bazı insanlar iddia ya da kabul ettiklerinden daha fazla uyuyor. Ama bazı nadir insanlar da herhangi bir ters etkisini görmeden günde beş saatlik uykuyla yetinebiliyor. Bu tür insanlara “uykusuz elitler” dendiği de oluyor.Genetik faktör2009’da California Üniversitesi’nden genetikçi Ying-Hui Fu, bir anne ile kızının az uyudukları halde her sabah dinlenmiş olarak kalktıklarını fark etti. Yapılan testlerde her ikisinde de hDEC2 adlı genin mutasyona uğramış olduğu görüldü. Fare ve sineklerde aynı genle oynandığında onlar da daha az uyumaya başlamıştı.Bu durum, uyku ihtiyacımızı belirlemede kısmen genetik faktörün de etkisi olduğunu gösteriyor. Yani bizdeki genler o “uykusuz elitler” gibi az uykuyla idare etmemize olanak tanımıyor (bu en azından bazılarımız için iyi bir bahane olabilir!).Ancak vücudumuzu az uyuma konusunda eğitmek mümkün olmasa da, askeri güçlerle çalışan araştırmacılar, önceden iyi planlandığı taktirde uyku stoku yapılabileceğini ortaya koydu. Denekler bir hafta boyunca her gece iki saat önce yatıp daha sonra uykudan mahrum bırakıldığında, uyku stoku yapmamış olanlara kıyasla uykusuzluktan çok fazla etkilenmedikleri görüldü.Kimi örnek almalı?Counting Sheep (Koyun Saymak) adlı kitabında Paul Martin vücudun doğal uyku ihtiyacını tespit etmek için şu yolu öneriyor: İki hafta boyunca her gece aynı saatte yatmaya gidip sabah kendiliğinden uyanana kadar uyumak. İlk bir-iki gece daha önceki uykusuzluk halini giderme ihtiyacı duyabileceğinizden onları hesaba katmamak gerekir. Diğer günlerdeki uyku sürenizden ise ideal uyku saati hesbını yapabilirsiniz.Vardığınız sonuç beklediğinizden fazla olabilir. Bunu boşa giden zaman olarak görmemek gerekir. Ömrümüzün üçte birini uykuya ayırmak zorunda olsak da diğer üçte ikilik zamanı en verimli şekilde kullanmak için gereklidir bu.Belki de uyku konusunda Margaret Thatcher’i değil de Winston Churchill’i örnek almalı. Churchill sabah kalkmaktan öylesine nefret edermiş ki, bazen yatağında çalışır, hatta bazı ziyaretçileri yatak odasında kabul edermiş.Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.BBC
Anadolu'nun En Eski El Aleti Bulundu
Uluslararası araştırma ekibi Gediz Nehri civarında insanlık tarihine ışık tutacak taş keski buldu. 1.2 milyon yıllık keski Asya ve Afrika'dan Avrupa'ya göçün bilinenden eski başladığını ortaya koydu.TÜRK, İngiliz ve Hollandalı bilim adamları, Manisa'nın Kula ilçesi sınırlarındaki Gediz Nehri civarında Anadolu’nun en eski el yapımı aletini buldu. Kuvarsitten yapılan taş keskinin 1.2 milyon yaşında olduğu belirlendi. Harran Üniversitesi’nden Profesör Tuncer Demir, İngiliz Royal Holloway Üniversitesi’nden Profesör Danielle Schreve ile Hollandalı bilim adamlarının da katıldığı kazıda bulunan aletin yaşı yüksek duyarlılığa sahip radyometrik ve paleomagnetik ölçüm cihazlarıyla tespit edildi. İnsanlık tarihine ışık tutucak keşifle ilgili Science Daily adlı bilim dergisine açıklama yapan  Danielle Schreve, 'Taşın yaşı bize Asya ve Afrika kıtalarından Avrupa'ya göçün tahmin edilen tarihlerden çok daha önce gerçekleştiğini gösteriyor. Taş keski, Anadolu'da yerleşik yaşamın 1.24 ila 1.17 milyon yıl önce başladığını kanıtladı' dedi.  Bilim dünyası büyük göçün 350 bin ila 200 bin yıl önce olduğuna inanıyordu. Dünyanın en eski insan fosili de 2007'de Denizli'nin Kocabaş ilçesinde bulunmuştu. Bilim adamları batı Türkiye'nin insanlık tarihi için önemli  bulgular barındırdığını açıkladı. Kaynak: Rusya'nın Sesi
Reklam
'İnsan Beyninin Yerini Yapay Zeka Alacak'
Amerikalı önde gelen bazı biliminsanlarına göre süper akıllı robotlar tüm evrende biyolojik yaşam formlarına üstünlük sağlayacak.Gelişen teknolojiyle araştırmacılar her geçen gün yeni ve yaşanılır gezegenler bulmaya devam ediyorlar. Uzmanlar birgün buldukları yaşanabilir gezegenlerden birinde akıllı yaşam formlarıyla karşılaşabileceklerini de belirtiyorlar. Araştırmacılara göre, büyük bir ihtimalle de bu akıllı yaşam formaları yapay zekaya sahip olacak.Uzmanlar ayrıca çok da uzak olmayan bir gelecekte, biyolojik yaşamla yapay yaşamın bir noktada birbirlerine entegre olabileceğini düşünüyorlar. Bu yolla da yapay zekanın yeryüzünde de gelişeceğinin altını çiziyorlar.
3D Yazıcıyla Titanyum Malzemeden Protez Üretildi
3D yazıcıların en çok işe yaradığı alanlardan biri olan protezler, hastaların hayatını büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Geliştirilen yeni bir protez ise kolaylık sağlamasının yanı sıra estetik görüntüsüyle de dikkat çekiyor.Araştırmalara göre Amerika ‘da 2 milyonu aşkın sayıda herhangi bir uzvunu kaybetmiş insan bulunuyor. Bu sayıya maalesef her yıl 185 binden fazla kişi dahil oluyor. Bu kişilerin yüzde 90’ını ise bacaklarını kaybeden kimseler oluşturuyor. 3D yazıcıyla üretilen protezlerin ucuz olması, bu protezlerden edinmek isteyenlerin işini büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Ayrıca birçok protezin aksine şık bir görüntü sunmasıyla da hastanın psikolojisine olumlu yönde katkı yapıyor.Endüstriyel tasarımcı William Root tarafından geliştirilen bu protez, hastanın ölçülerine uygun olarak geliştiriliyor ve özelleştirilebiliyor. Kişinin bedeni 3D olarak taranıyor ve böylece tam olarak ihtiyaca yönelik bir protez üretmek mümkün hale geliyor. Bilgisayar ortamında hazırlanan tasarım 3D yazıcıda titanyum malzeme ile üretiliyor. Üretim esnasında protezde kalan pürüzler ise lazer ile gideriliyor. Daha sonrasında, üretilen parçalar bir araya getirilerek doğal görünümlü bir protez elde edilmiş oluyor.Şu anda prototip aşamasında olan proteze ilgi oldukça büyük. Root’un bu aşamadaki hedefi, tam anlamıyla çalışabilen bir prototip hazırlamak. Geriye kalan tek şey ise büyük bir firmadan veya protez üretimi yapan dev bir şirketten destek gelmesini beklemek olacak.LOG
Altıoklar, Erdoğan'a Hakaretten Yargılanıyor
Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla yargılanan yönetmen Mustafa Altıoklar, mahkemeye Erdoğan'ın kendisinin de katılmasını talep etti.Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuksuz sanık Mustafa Altıoklar ile Erdoğan'ın avukatı Ferah Yıldız katıldı. Duruşmada söz alan sanık Altıoklar, 1984'ten bu yana doktor olarak Türkiye 'nin değişik yerlerinde görev yaptığını, mesleğiyle ilgili hastalara ve adli vakalara teşhis koyduğunu, aynı zamanda bir senaryo yazarı ve yönetmeni olarak da karakter analizi yapabildiğini söyledi.CNN Türk'teki bir programda kendisine yöneltilen sorulara karşılık kişisel görüşlerini açıkladığını ifade eden Altıoklar, Erdoğan'la ilgili karakter analizi yaptığını, sözlerinin hakaret kastı taşımadığını savundu.'EĞER YÖNETMEN OLARAK GÖRÜŞÜNÜ BEYAN ETSEYDİ...'Erdoğan'ın avukatı Ferah Yıldız da Altıoklar'ın doktor olduğunu beyan ettiğini ifade ederek, 'Sadece bir yönetmen olarak görüşünü beyan etseydi, fikir hürriyeti kapsamında değerlendirilebilirdi. Ancak doktor olarak sarf ettiği sözün ne anlama geldiğini bilmektedir. Dolayısıyla müvekkilimi küçük düşürmek amacıyla kasıtlı olarak bu sözleri sar fetmiştir” dedi.'DURUŞMAYA MÜŞTEKİNİN KATILMASINI İSTİYORUM'Bu sırada söz alan Altıoklar, “Ben müştekinin bizzat duruşmaya katılmasını ve dinlenmesini istiyorum” diye konuştu. Hakim Abdurrahman Yılmaz, suçtan zarar görme ihtimaline karşı müşteki Recep Tayyip Erdoğan 'ın davaya müdahil olmasını kabul etti.Erdoğan'ın duruşmada bulunmasının zorunlu olmadığını belirten Yılmaz, Altıoklar'ın da talebini reddetti. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu da duruşma öncesinde adliyeye gelerek Altıoklar'a destek verdiğini ifade etti. Feyzioğlu, bir süre kaldıktan sonra adliyeden ayrıldı.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Mustafa Altıoklar'ın, CNN Türk televizyonunda katıldığı bir programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sarfettiği sözlerden dolayı “kamu görevlisine hakaret” suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.Sol
Boğaziçi Üniversitesi'nde Nâzım Hikmet Sergisi
Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, 15 Aralık 2014 - 15 Ocak 2015 tarihleri arasında 'Nâzım Hikmet'in Açlık Grevi: Entelektüel Tarihimizde Kırılma Noktası' adlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor.Serginin küratörü, aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi yönetim kurulunda yer alan Prof. Dr. Zafer Toprak.'Nâzım Hikmet'in Açlık Grevi: Entelektüel Tarihimizde Kırılma Noktası' sergisi, insan hakları ve entelektüel tarih açısından bir milat olarak kabul edilen Nâzım Hikmet'in açlık grevi ile Nâzım'ın yaşamında olduğu kadar; ülke ve dünya kamuoyundaki etkilerini belgeler, fotoğraflar ve tanıklıklar üzerinden ortaya koymayı amaçlıyor.
Reklam