onedio
Gözünüzü Kapatıp Dinlediğinizde Sizi Başka Alemlere Taşıyacak 25 Şarkı
Bildiniz değil mi? Hani böyle gözünüzü kapatırsınız, muhtemelen kulaklığınız takılıdır, o melodilere ve şarkıcıların sesine kendinizi kaptırıp dinlersiniz ya. Bambaşka alemlere gidersiniz. Bazen huzur bulursunuz, bazen içiniz acır. Uzun sürer ve yine de yetmez. Adeta bir meditasyondur. İşte öyle şarkılardan bazıları. (Bazıları bonuslarıyla birlikte)
Russell Crowe: 'Avustralya'yı Müslümanlar Keşfetmiş Olabilir'
'The Water Diviner' filmi için Türkiye gelen Russell Crowe ilginç bir iddia ortaya attı!'The Water Diviner' filmi için Türkiye'ye gelen Hollywood'un ünlü aktörlerinden Russell Crowe , son dönemde Amerika kıtasını Müslümanların keşfettiği yönündeki tartışmalara farklı bir bakış açısı getirdi. Crowe, Yeni Zelanda ve Avustralya'yı da Müslümanların keşfettiği konusunda 'Bazı haritalar görmüştüm ben de... Tarih ilginç bir konu değil mi?' dedi.Hürriyet gazetesinden Savaş Özbey , 26 Aralık'ta vizyona girecek 'The Water Diviner' filminin yönetmeni Russell Crowe ve Cem Yılmaz , Yılmaz Erdoğan ve Olga Kurylenko ile konuştu. Esprili sorulara, aynı şekilde karşılıkla verilen cevaplar ile farklı bir söyleşi ortaya çıktı. Özbey'in 'Aralarında bir seçim yapmam gerekseydi bu üç erkeğin üçünü birden isterdim' başlığıyla yayımlanan (7 Aralık 2014) söyleşisi şöyle:Birlikte çok eğlenen dört yakın arkadaş Russell, Olga, Cem ve Yılmaz’la basın gösterimi-gala arasında, bir sinema fuayesinin keyifli koltuklarında, bir kahkaha bin ayıp örter kıvamında...Başrol oyuncuları Russell Crowe, Olga Kurylenko, Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz arasında paslaşmalar gırla, o pasları mükemmel tekniklerle gole çevirmelerse, yılların dostluğu kıvamında. Her şey Russell Crowe’un, yeni filminin tanıtımına gelenleri Türkçe ‘merhaba’ sempatisiyle avlaması... Ve Cem Yılmaz’ın da bu pası, kalabalığa ‘Hello’ deme kurnazlığıyla karşılayıp, topu 90’dan en gıdıklanan yerlerimize takmasıyla başladı. Kararını Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan’da kıldı ama belli ki İstanbul’da 50’den fazla oyuncuyla görüşen Russell Crowe, sadece ekibine cast değil, sonradan iyi dost olabileceği, elektriğinin tutup, gerçekten eğlenebileceği arkadaşlar da arıyormuş. Bulmuş da. Mevzuunun özeti bizzat Crowe’dan: “Öyle iyi anlaşıyoruz ki arkadaş değil, kabile gibiyiz.” Ve işte sonuç...Endişeli yüreklere sular, ulusal kaygılara müsekkinler serpilsin: Russell Crowe’un Çanakkale Savaşı için çektiği ‘The Water Diviner-Son Umut’, sağ gösterip sol vuran James Bond’lardan, ters köşeye yatıran ‘Taken’lardan fersah fersah uzakta, karış karış Anadolu’da; hatta şaşırtacak kadar bizden/içimizden. Hatta Crowe’un Kuvayı Milliyecilerle öyle bir kader yolculuğu, öyle bir silah arkadaşlığı var ki, Yunanistan ayağa kalkacak, lobiler hop oturup hop kalkacak! Onu artık Meriç’in batısı düşünsün; biz dönelim suyun bu yakasına...Peki filmin Türk kahramanları için “Artık Batı’ya açıldılar, Hollywood’dan aşağısı kurtarmaz” öngörüleri ne kadar doğru? Cem Yılmaz’a sorsanız, hiiç de sanmıyor: “Beraber seti paylaştığınız insanların kimler olduğu önemli tabii ama benim için, bir film setinde olmaktan daha büyük bir hayal yok. O da zaten gerçekleşmiş bir hayal.”Böyle diyor ama Avustralya Akademisi’nin onu değil de Yılmaz Erdoğan’ı ‘En iyi yardımcı erkek oyuncu’luğa aday göstermesi mevzuuna pek bozuluyor, konu açılınca ortamları terk ediyor. O terk ettikçe, Yılmaz Erdoğan arkasından röveşatayı çakıyor: “Yahu bir türlü içselleştiremedi bu konuyu bu çocuk!”Filminiz için iki Türk yıldız seçtiniz: Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan. Birinin isminin diğerinin soyadı olması biraz tuhaf gelmedi mi?Russell : Bak bunu iki yıldır hiç fark edememişim. Vay canına! Ne kadar şanslı bir adamım ki hayatımda senin gibi biri var Savaş. (Olga kahkaha atıp Cem’in kucağına yıkılıyor)Biz Türkler tarihimizle ilgili iyi filmler izlemeye pek alışık değilizdir. Ya Türk seyircisi bu alışkanlığından vazgeçemez de filme gitmezse?Russell : Bana yansıyanlar onu göstermiyor. Bugün görüştüğüm gazeteciler, Avustralya’da yaşayan Türkler, iş ortaklarımız... Hepsi filmdeki bu ‘Türk perspektifi’nden etkilenmiş durumda.Bir gün siz de bir Yılmaz Erdoğan ya da Cem Yılmaz filminde oynar mısınız?Cem : İnanmazsınız, Russell da bayılır küçük bütçeli prodüksiyonlarda oynamaya!Russell : Ben bu tür gelişmelere hep açığımdır... Ama ben sadece bütün kararları kendim aldığım zaman keyfim yerinde hissediyorum.Cem : E o zaman ver kararını Russell!Casting için yeterince araştırma yaptığınıza gerçekten inanıyor musunuz? Mesela Olga yerine Nurella daha çok yakışmaz mıydı ‘The Water Diviner’a?Olga : Nurella kim ki?Bizim ulusal bir yeteneğimiz ve aynı zamanda eski bir Metallica üyesi...Cem : Hahhahha şaka yapıyor Russell, sakın cevap verme buna.Russell : Sanırım casting tercihlerimden son derece memnunum. Dedim ya denge iyi kuruldu ve Türk sinemasının efsaneleriyle çalıştım bu filmde.Tamam son bir soru: Türk siyasetiyle ilgileniyor musunuz? Mesela Yeni Zelanda ve Avustralya’yı Müslümanların keşfettiğini biliyor muydunuz?Cem : Ne? Yok artık!Russell : Evet, olabilir. Bazı haritalar görmüştüm ben de... Tarih ilginç bir konu değil mi?Şimdi Olga’ya birkaç sorum olacak...Russell : Duymak için sabırsızlanıyoruz. Baksana Olga da çok heyecanlı senin tuhaf soruların için!Olga sen çok güzel bir kadınsın. Bu konuda otorite sayılırsın. Sence üçü arasında en yakışıklısı hangisi?Olga : Yılmaz, Melbourne’den İstanbul’a uçuşumuz boyunca bunu Türkiye’de söylemem için şu cümleyi ezberletti: “Yilmaz, Cem’dan dahha yakijikli...”Cem : İteleye iteleye ancak bu kadar!Olga : Biliyor musun bence üçü de tepedeki adamlar ve eğer bir seçim yapmak zorunda kalsaydım, üçüne de yürürdüm.Cem, Yılmaz ve Russell : Öhöööööö... Dur orada! Bir sonraki soru lütfen!Olga : Ya niye öyle diyorsunuz? Birden çok erkeği olan kadınlar var. Hindistan’da galiba. Üçünü de isterdim.Güzel olduğun kadar akıllısın da. Peki sence üçünün arasında para kimde?Olga : Cevap çok açık değil mi? (Gözünü Russell Crowe’a deviriyor)Kadınların kendilerini güldürebilen erkekleri seksi bulduğu söylenir. Ya bu Cem, bize mi komik geliyor, yoksa yabancı gözüyle sen de eğlenceli buluyor musun?Cem : Ne sorup duruyorsun, birbirimizi seksi bulduğumuz çok açık değil mi işte?Olga : Bazen Türkçe konuştuğu, tek kelime anlamadığım zamanlarda bile gülmekten öldürüyor beni. Şu surata baksana!Ailenin fala, senin de Türk kahvesine düşkün olduğunu biliyoruz. Kahve falı bakmayı öğrenecek misin?Olga : Tabii tabii araştırmalarım devam ediyor. O şekillerin ne manaya geldiğini tek tek çözmem lâzım.Cem : Hatırlasanıza İstanbul’a ilk gelen ekipte Anna ve Janett diye iki makyöz vardı. Kahvenin telvesini de dikmişlerdi kafaya. Dur n’apıyorsun diyemeden, istikbalini içti kadın!Olga : İstikbalini içti! Hahhahah... Aslında biz Ukraynalılara Türk kahvesi yabancı bir şey değil. Evlerde herkes yapar. Hatta özel bir pişirme aleti de vardır, cezve.Cem : E ‘cezve’ bizde de cezve!Olga : Aaa siz de mi cezve diyorsunuz! Şimdi anladım nereden geldiğini.Russell : Gördün mü Savaş? Osmanlı...Olga, film için Türkçe dersleri aldığını biliyoruz. Ama burası Türkiye. Hiç ayıp kelime öğretmediler mi sana?Cem : Biz hiç öyle şeyler yapar mıyız?Olga : Aslında hep güzel şeyler öğrettiler: Çok guzeel, lisanı münaysip...Russell : Pek de alışıldık bir durum değil. İnandın mı bu cevaba?Yılmaz : Aslında ben öğrettim ama hatırlamıyor.Filmin bir sahnesinde “Kavga arıyorsan, git, Kuvayı Milliye’ye katıl!” diyorsun. Bu replik, oradaki halin o kadar Cem Yılmaz ki... Acaba o dönemde yaşasan Kuvayı Miiliye’ye katılır mıydın?Cem : İşte bu yüzden beni filmine aldı adam. Hissettiii benim ruhumun tam Kuvayı Milliye olduğunu.Filmde söylediğin ‘Hey Onbeşli’ türküsünü kendin seçmişsin...Cem : Birkaç alternatif vardı ama bazıları daha önce çok kullanılmıştı. ‘Onbeşli’ içlerinde hem en güçlüsü hem de çok kullanılmamış olandı.Dün gece 28 sayfa Cem Yılmaz-Russell Crowe’ google’ladım. Yarısından çoğu Twitter’da birbirinizi unfollow (takibi bırakma) ettiğinizle alakalıydı. Nedir bu Twitter meselesi? Şimdi asayiş berkemal mi, herkes birbirini takip ediyor mu?Olga : Tabii ki biz bir aileyiz.Russell : Takip, aşk demektir...Cem : Bunu bize daha ilk başta tembihlediler: Eğer birini yürekten seviyorsan, onu takip edersin Twitter’da.Yılmaz : Birbirinizi retweet’leyin dediler.Russell, Hollywood’daki bütün güzel kadınları tanıyor değil mi? Seni de tanıştıracak mı Nicole Kidman falan hepsiyle?Cem : Çoktan tanıştırdı bile. Ama sanatsal açıdan. Biz Russell’la kadınlar söz konusu olduğunda yetenek açısından ele alırız konuyu. Güzellik mi, yetenek mi sorusu söz konusu olduğunda benim için akan sular durur: Yetenek! Russell da öyledir. Hep yetenek konuşup durur.Yılmaz : Benim bu röportajın nereye gittiğine dair ciddi endişelerim var çocuklar!Abi sen başrolsün ama sana dönücem... Önce Olga’ya bir sorum var.Yılmaz: Tabii keyfine bak Savaş.(...)Abi dönüyorum hemen sana. Cem’e şu Twitter’daki unfollow mevzuunu bir sorayım...Yılmaz : Tabii tabii, buyur...(...)Şahane bir röportajdı, vakit ayırdığınız için dördünüze de çok teşekkür ederim.Konu : Çocuklarını Çanakkale’ye savaşa gönderen bir babanın, haber alamayınca onları bulmak için geldiği Türkiye’de yaşadığı maceralarSüre : 111 dakikaTür : Savaş-dramaT24
İlk Kültür Bakanı Talât Sait Halman Vefat Etti
Türkiye'nin ilk Kültür Bakanı Talât Sait Halman vefat etti. Halman, 'Sir' ünvanı kullanabilmesini sağlayan 'Knight Grand Cross' pâyesini İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth'ten almıştı.Bilkent Üniversitesi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye'nin ilk Kültür Bakanı ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talât Sait Halman, 5 Aralık Perşembe günü geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti. Halman, 12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından kurulan Nihat Erim hükümetinde Türkiye’nin ilk Kültür Bakanı olmuştu. 13.07.1971’de göreve başlayan Halman’ın bakanlığı yalnız beş ay sürmüştü.Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Halman'ın vefatı dolayısıyla mesaj yayımladı. Çelik, 'Özellikle Shakespeare çevirileri ile edebiyatımız ve tiyatromuz için büyük kazanımlar sağlayan Prof. Dr. Halman, ardında bıraktığı eserlerle daima hafızalarda yerini koruyacaktır' dedi.İstanbul'da 1931'de doğan Halman, Robert Kolej'i bitirdikten sonra, yüksek lisansını 1954 yılında Columbia Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nde tamamladı. 1953-1960 arasında Columbia Üniversitesi, 1966-1971 ve 1972-1980 arasında Princeton Üniversitesi, 1984-1986 arasında Pennsylvania Üniversitesi'nde Türk Dilli, Edebiyatı ve Kültürü; İslam ve İslam Kültürü ile Ortadoğu konularında dersler verdi.Halman, 1986-1996 arasında New York Üniversitesi Ortadoğu Dilleri ve Edebiyatı Bölümü'nde bölüm başkanlığı yaptı. 1998'de Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü'nün kurucu başkanlığını yapan Halman, 2005'ten bu yana da İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyordu.Halman, Kültür Büyükelçiliği, UNİCEF Türkiye Milli Komitesi başkanlığı, UNESCO Yönetim Kurulu üyeliği, ABD PEN Derneği Yönetim Kurulu üyeliği ve Journal of Turkish Literature'ın baş editörlüğü görevlerini de üstlenmişti.Talât Sait Halman, Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü, Columbia Üniversitesi Thornton Wilder Çeviri Armağanı, Rockefeller Vakfı Bilimsel Araştırma Bursu, Dışişleri Bakanlığı Üstün Hizmet Ödülü, UNESCO Madalyası, Ankara ve Boğaziçi üniversitelerinden fahri doktora ve İngiltere'den 'Sir' ünvanını kullanabilmesini sağlayan Knight Grand Cross Ödülü'nü almıştı.Halman'ın 70 telif ve çeviri kitabı, 3 bin kadar makalesi, 5 bini aşkın şiir çevirisi bulunuyor.Al Jazeera Turk
Morrissey Konseri Ertelendi
Avrupa turnesi kapsamında 7 Aralık 2014 Pazar akşamı Volkswagen Arena'da gerçekleşmesi planlanan Morrissey konseri, sanatçının turne organizasyonunda ortaya çıkan lojistik gecikmeler nedeniyle ertelendi.Dün gerçekleşmesi planlanan Atina konseri de ertelenen Morrissey'in İstanbul konserinin yeni tarihi en yakın zamanda açıklanacak.T24
2. Dünya Savaşı'nın 5 İlginç Subayı
2. Dünya Savaşı, elemleriyle, trajedileriyle, kahramanlıklarıyla acı dolu bir tarihi olay. Ülkemiz bu savaşa girmediyse de, savaş ve takip eden gelişmeler, bütün dünyayı derinden etkiledi.Bu savaş boyunca öne çıkan subaylardan beşine dair bilgiler okuyacaksınız. Aralarında eğlenceli olanlar da var, kahramanlığıyla öne çıkanlar da. 3.sünün mutlaka çıkacaksa Dota 2 turnuvalarıyla yapılması temennimiz.
Reklam
2014'te Yayınlanmış En İyi Fragmanlar
'MOVIECLIPS Trailers' tarafından hazırlanan video da 2014 yılında yayınlanmış en iyi fragmanlar yer alıyor. Liste aşağıdaki gibi;Whiplash http://goo.gl/lLg4olBegin Again http://goo.gl/87jYaoPitch Perfect 2 http://goo.gl/N41Nw3Strange Magic http://goo.gl/trmMPiPan http://goo.gl/GGjW40Big Hero 6 http://goo.gl/1w8VNoBeyond the Lights http://goo.gl/oQS9ZiCinderella http://goo.gl/vDKSouFrank http://goo.gl/D97wkbJimi: All is By My Side http://goo.gl/GSK5jqFurious 7 http://goo.gl/Cgd3qhPenguins of Madagascar http://goo.gl/85W8tsAnnie http://goo.gl/icgTL1Guardians of the Galaxy http://goo.gl/UASO7zPeanuts http://goo.gl/RkZqeIInherent Vice http://goo.gl/E4jbd4Tusk http://goo.gl/CmcOLWThe Lego Movie http://goo.gl/5hlV6eThe Interview http://goo.gl/EaJXs7MInions http://goo.gl/lkoj9LStar Wars Episode 7 http://goo.gl/Jck3JNDumb and Dumber To http://goo.gl/TXyp9yThe Book of Life http://goo.gl/AP6uINThe Grand Budapest Hotel http://goo.gl/Sfgp4FHow to Train Your Dragon 2 http://goo.gl/hyRzdTUnbroken http://goo.gl/uHc1LmBirdman http://goo.gl/TA1aGi22 Jump Street http://goo.gl/B9ItFlGone Girl http://goo.gl/4zE8iBNightcrawler http://goo.gl/8or7D8Godzilla http://goo.gl/Uc59U9Mad Max: Fury Road http://goo.gl/h7UxhdExodus: Gods and Kings http://goo.gl/2PVxQiInterstellar http://goo.gl/VKTSDECaptain America: The Winter Soldier http://goo.gl/Z8R5itEdge of Tomorrow http://goo.gl/9M291xNymphomaniac: Volume I http://goo.gl/j8EmDVFifty Shades of Grey http://goo.gl/OH5BipNeighbors http://goo.gl/pA2RF2Under the Skin http://goo.gl/hxM3O5The Amazing Spider-Man 2 http://goo.gl/Qtf0aNTeenage Mutant Ninja Turtles http://goo.gl/tr9BlTThe Zero Theorem http://goo.gl/lVAuVDMen, Women, and Children http://goo.gl/ibMGwTAvengers: Age of Ultron http://goo.gl/Vdc9PlLucy http://goo.gl/cQjekXX-Men: Days of Future Past http://goo.gl/HPU8jW300: Rise of an Empire http://goo.gl/VTIQSxMaleficent http://goo.gl/cTgAtWThe Signal http://goo.gl/e2KzCZThe Hunger Games: Mockingly Part 1 http://goo.gl/DGzvBWTransformers: Age of Extinction http://goo.gl/NmeEIvThe Hobbit: Battle of the Five Armies http://goo.gl/xsrEslJurassic World http://goo.gl/8exN6xInsurgent http://goo.gl/UNXHmGKingsman: The Secret Service http://goo.gl/d8eeQwSin City: A Dame to Kill For http://goo.gl/vrf8GwInto the Woods http://goo.gl/I8P1xXWhite Bird in a Blizzard http://goo.gl/07RW6vWish I Was Here http://goo.gl/hxVuWyWinter’s Tale http://goo.gl/89RTjvOnly Lovers Left Alive http://goo.gl/lOuXUiWild http://goo.gl/zpVBnJThe Skeleton Twins http://goo.gl/cE1CtAThe Better Angels http://goo.gl/dHTKwTErnest and Celestine http://goo.gl/tV0cFkThe Tale of Princess Kaguya http://goo.gl/M0H2AnEx Machina http://goo.gl/riXg5ySnowpiercer http://goo.gl/jfGp4KJupiter Ascending http://goo.gl/EnghPYTomorrowland http://goo.gl/mdYd2PUnbroken http://goo.gl/uHc1LmThe Maze Runner http://goo.gl/4ODFklThe Boxtrolls http://goo.gl/0Mj6VCDawn of the Planet of the Apes http://goo.gl/kjm8F4Fury http://goo.gl/uCUHqmHome Sweet Hell http://goo.gl/rEnPTQThe Fault in Our Stars http://goo.gl/Bxs3u2
Rolleri Uğruna Tanınmayacak Hallere Bürünen 25 Başarılı Oyuncu
Bir oyuncunun rolü için onlarca kilo alıp vermesi, saatlerce süren makyajlara katlanması ve bunların yanında harika bir oyunculuk sergilemesi beraberinde bol bol ödül de getiriyor görüldüğü üzere. İzleyiciye ise şaşkınlıkla izlemek düşüyor.Voldemort, Gollum gibi değişimlerde bilgisayar efekti olduğu için dahil edilmedi. Johnny Depp makyajlarıysa apayrı bir kategoride sayılmaktadır.
Reklam
57. Grammy Ödülü Adayları Açıklandı
Bu yıl 57.’si düzenlenecek ödül törenin adayları açıklandı. En fazla dalda yarışacak adaylar ise 6 adaylıkları bulunan Beyonce, Pharrel Williams ve Sam Smith oldu.Tam aday listesi;Record of the year:Fancy, Iggy Azalea ft. Charli XCXChandelier, SiaStay With Me, Sam SmithShake It Off, Taylor SwiftAll About That Bass, Meghan TrainorBest new artist:BastilleIggy AzaleaBrandy ClarkHAIMSam SmithBest rock albums:Ryan Adams, Ryan AdamsMorning Faze, BeckTurn Blue, The Black KeysHypnotic Eye, Tom Petty and the HeartbreakersSongs of Innocence, U2Best country album:Riser, Dierks BentleyThe Outsiders, Eric Church12 Stories, Brandy ClarkPlatinum, Miranda LambertThe Way I’m Livin’, Lee Ann WomackBest pop vocal album:Ghost Stories, ColdplayBangerz, Miley CyrusMy Everything, Ariana GrandePrism, Katy PerryX, Ed SheeranIn the Lonely Hour, Sam SmithBest urban contemporary album:Sail Out, Jhene AikoBeyoncé, BeyoncéX, Chris BrownMali Is …, Mali MusicGirl, Pharrell WilliamsBest pop solo performance:All of Me, John LegendChandelier, SiaStay With Me, Sam SmithShake it Off, Taylor SwiftHappy, PharrellBest rock song:Ain’t it Fun, ParamoreBlue Moon, BeckFever, The Black KeysGimme Something Good, Ryan AdamsLazaretto, Jack WhiteSüper Karga
Nobel Ödülü 4.8 Milyon Dolara Satıldı
ABD'li genetik bilimci James Watson'ın 1962'de DNA'nın çift sarmallı yapısını keşfettiği için verilen Nobel ödülünü satışa çıkardığı, ödülün 4,8 milyon dolara satıldığı bildirildiABD'li genetik bilimci James Watson'ın 1962'de DNA'nın çift sarmallı yapısını keşfettiği için verilen Nobel ödülünü satışa çıkardığı, ödülün 4,8 milyon dolara satıldığı bildirildi.BBC'nin haberine göre, New York'taki Christie's müzayede evinde açık artırmayla satışa sunulan altın madalyanın 2,5 ila 3,5 milyon dolara satılması bekleniyordu. İlk defa hayatta olan bir Nobel sahibinin ödülü satılmış oldu. 86 yaşındaki Watson'un ödülünü maddi zorluklar nedeniyle satışa çıkardığı belirtildi.Watson'ın, satıştan elde ettiği gelirinin bir bölümünü okuduğu Chicago Üniversitesi, çalıştığı Cambridge Üniversitesi ve başkanlık ettiği Cold Spring Harbor Laboratuvarı’na bağışlayacağı duyuruldu.Watson'ın 2007'de verdiği bir röportajda, 'siyahların beyazlardan daha az zeki olduğuna dair' açıklamasının ardından bilim çevreleri tarafından dışlandığı belirtiliyor.Watson, DNA'nın çift sarmallı yapısını keşfettiği çalışmasıyla Francis Crick ve Maurice Wilkins ile tıp dalında ödül almaya hak kazanmıştı. 2004'te hayatını kaybeden Crick'in ödülü de geçen yıl 2,2 milyon dolara satılmıştı.Dünya.com
Orwell Gerçekten Sefil ve Alkolikmiş...
İngiliz edebiyatının önemli yazarlarından George Orwell’ın, Down and Out in Paris and London/ Paris ve Londra’da Beş Parasız adlı anı kitabında bahsettiği sefalet ve hapishane günlerinin gerçekten yaşandığı, bir grup İngiliz akademisyenin mahkeme kayıtlarında yaptığı araştırmayla belgelendi. 1933 yılında yayınlanan Paris ve Londra’da Beş Parasız isimli eserde, olaylar ismi verilmeyen bir karakterin ağzından aktarılıyor. Paris’te İngilizce kursu vermek üzere bulunan bu isimsiz başkahraman, öğrencilerinin dersleri türlü bahanelerle bırakmasından sonra ise işsiz ve meteliksiz kalır. Günlerce açlık çekerek sokaklarda sabahlamak zorunda kalan genç adam, önce bir otelin mutfağında daha sonra bir restoranın bulaşıkhanesinde iş bulur. Paris’ten, Londra’ya geçmesi ise, zihinsel engelli bir çocuğun eğitmenliğini üstlenmesiyle gerçekleşir. Ne var ki, çocuğun ailesinin tatile çıktığını öğrenmesiyle, bu defa Londra sokaklarındaki açlık ve yokluk günleri başlar.AŞIRI İÇKİ ORWELL’IN AİLESİNİ ÇİLEDEN ÇIKARMIŞAsıl adının Edward Burton olduğu bilinen Orwell’ın, yazdığı anılardaki gibi gerçekten “beş parasız ve sefalet içinde” bir dönem geçirip geçirmediği bugüne kadar belgelenemediği için hep tartışma konusu olmuştu. Orwell, 1932’de yazdığı Clink adlı denemesinde, 1931’de aşırı içki içtiği için hapse düştüğünü ve bir zamanlar ailesinin, aşırı içki içmesinden “illallah” dediğini de anlatıyordu. University College London’dan Dr. Luke Seaber, Londra’daki mahkeme kayıtlarında yaptığı araştırmayla Orwell’ın ifadelerinin, şüpheye yer bırakmayacak ölçüde kanıtlandığını açıkladı. Seaber ayrıcaParis ve Londra’da Beş Parasız’daki anıların gerçekliğine tanıklık eden Brenda Salkeld’a bizzat Orwell tarafından verilen el yazması notları da bulduklarını açıkladı. Seaber, buna rağmen Orwell’ın anılarında eksik kalan ve yanlış bilinen pek çok noktanın henüz aydınlatılmadığının da altını çizdi.Taraf
Reklam
Dünyanın En Büyük Teleskobu 2024'te Açılacak
Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), dünyanın en büyük teleskobu olarak Şili'de inşaat edilecek 'Avrupa Çok Büyük Teleskobu'nun (E-ELT) tamamlanması için onay verdi.ESO konseyi, Şili'nin Atacama Çölü'nde inşa edilmesi planlanan VLT teleskobunun 2024'te tamamlanması için onay verdi. 39.3 metre çapındaki ana aynasıyla dünyanın en büyük teleskobu olacak E-ELT, toplamda 5 ayna içerecek. Petek şeklinde 798 parçadan oluşacak ana aynanın her bir parçası 1.45 metre genişliğinde ancak sadece 50 mmm kalınlığında olacak. E-ELT’nin ikinci aynası 4.2 metre çapında olacak.Birçok optik donanım içerek olan E-ELT, yıldız sistemlerinin en erken dönemlerini incelemek ve gezegenleri oluşturan disklerin su ve organik molekül içeriğini incelemek için kullanılacak.40 metre çap civarındaki ilk teleskop olan E-ELT, dış gezegenlerin atmosferlerini inceleyerek yaşam izi arayacak. Mevcut teleskoplara kıyasla 15 kat daha fazla ışık toplayabilme yeteneği olacak E-ELT, uzaydaki karanlık gök cisimlerini ve kozmik yapıları çok daha hızlı tespit edebilecek.Bütçe sağlandıESO konseyi direktörü Tim de Zeeuw, 'konsey tarafından alınan kararın ardından teleskobun inşasının onaylandığını ve E-ELT için gerekli olan dev bütçenin sağlandığını' söyledi. Zeeuw, teleskobun tamamlanmasının ardından gelecek yılların 'çok heyecan verici keşiflere tanık olacağını' söyledi.Cerro Armazones Dağı üzerinde kurulacak E-ELT, Haziran 2012'de proje olarak sunulmuştu. Projenin onaylanması için gerekli olan bütçenin yüzde 90'ının sağlanması gerekiyordu.ESO ve Al Jazeera
Fatih Akın'ın 'The Cut' Filmi Türkiye'de Gösterime Girdi
Türkiye’de vizyona girip girmeyeceği merak edilen film, yedi farklı ilde, toplam 24 sinemada gösterilecek…2 Aralık Salı günü İstanbul Nişantaşı’daki bir alışveriş merkezinin sinema salonunda galası yapılan Fatih Akın’ın The Cut (Kesik) adlı filmi, bugün Türkiye’nin farklı illerindeki sinemalarda gösterime girdi.Ağustos ayında Venedik Film Festivali’nde prömiyeri gerçekleşen filmin Türkiye galasının geçen Salı günü İstanbul’da yapılmasının ardından The Cut bugün Türkiye’nin yedi farklı ilinde, toplam 24 sinemada gösterilecek.İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Eskişehir, Hatay, Kocaeli ve Muğla/Bodrum’daki sinemalarda vizyona giren The Cut’ın İstanbul galasına, filmin senaristi ve yönetmeni Fatih Akın da katılmıştı.1915 olayları sürecinde Mardin’de yaşayan Ermeni bir ailenin başından geçenlerin konu edildiği filmin Türkiye’de gösterilip gösterilmeyeceği merak konusuydu. Fatih Akın, “Türkiye buna hazır” demişti.Filmin Türkiye’de vizyona girmesine vize çıkmama ihtimaline karşı, The Cut’ın İKSV’nin düzenleyeceği bir film festivali olan Filmekimi kapsamında gösterime girebileceği duyurulmuştu.Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
Reklam
Rüzgarda Yürüyen İskeletler
Hollandalı sanatçı Theo Jansen’in hareket eden PVC heykelleri Miami kıyılarında sergileniyor. Bu heykeller nasıl kendi başına yürüyecek hale gelmiş?‘Rüzgarda yürüyen iskeletler’ adını vermiş sanatçı eserlerine. ‘Yeni bir canlı türünün evrimi’ olarak görüyor onları ve ‘kendi başlarına yaşamaları için’ sahilde bırakacağını söylüyor. Hollandalı sanatçı Theo Jansen, eserlerini heykelden öte bir şey olarak görüyor.Jansen’in yürüyen heykelleri, modern sanat eserlerini sergileyen Art Basel adlı kuruluş tarafından Miami kıyılarında sergileniyor. PVC borulardan ve polimer yelkenlerden oluşan ve hayvan iskeletlerini andıran bu heykeller kimi zaman dans ediyor, kimi zaman yürüyor, rüzgar olmadığında ise hareketsiz duruyor. Herhangi bir motor ya da ses çıkaran alet olmadığı için sahilde yürüyenlere sessizce yaklaşıp korkulu anlar yaşatabiliyor.
Şeytanın Yeryüzündeki 12 Mezarlığı
Yazar, biolog ve criptozoolog Ivan Sanderson'ın, 1972 yılında yazdığı 'Şeytanın yeryüzündeki 12 Mezarlığı' adlı makale, aynı yıl Saga dergisinde yayınlandı.Anderson makalesinde, insanların uzun yıllardır gizemli bir şekilde ortadan kaybolduğu, dünya çevresindeki 12 bölgeye dair bilinmeyenleri gözler önüne seriyordu. Ve uzun yıllar sürecek bir tartışmanın fitili de böylece yanmıştı.  Bu 12 bölgenin her biri; insanların belirli aralıklarla ortadan kayboldu, doğaüstü olayların gerçekleştiği noktalardı. Ve Sanderson tarafından özellikle seçilmişlerdi. Bölgelerle ilgili en dikkat çekici iki husus ise; birbirlerinden eşit uzaklıkta olmaları ve Oğlak Tropiği ile Yengeç Tropiği arasında eşit olarak dağılmalarıydı. Bu geometrik denklemin içine, bir de Kuzey ve Güney Kutupları dahil olduğunda, ortaya çıkan biçim; dünyamızı sarmalayan 20 eşkenar yüzlü üçgene dönüşüyordu.Şimdi siz, bu 12 bölgede ortadan bir anda kaybolan insanların her biri için 'Doğaüstü, bilimsel, ya da sadece rastlantı' diye başlayan  bir açıklama getirebilirsiniz. Ancak asla değiştiremeyeceğiniz bir gerçek var. O da insanların, yüzyıllardır, bu bölgelerde, bir şekilde ortadan kaybolduğu ve asla bulunamadıklarıdır. Bazı uzmanlara göre Malezya Hava Yollarına ait 370 sefer sayılı uçağın kayboluşu da bu gizemlerden biri olabilir.
Reklam
Muhtemelen Asla Göremeyeceğiniz 20 Nadir ve Etkileyici Doğa Olayı
etiket
Deprem, sel, hatta (Allah korusun) Tsunami bile görme imkanınız, aşağıdaki nadir doğa olaylarını görme imkanınızdan neredeyse binlerce kat daha olası. Doğa olayları ile başı dertte olan bir ülke olarak, bu kadar güzel(!) doğa olaylarını daha önce hiç yaşamadık.
Devlet Okullarında Varlığına Derhal Son Verilmesi Gereken 5 Ders
etiket
Eğitim Bir Sen’in otelcilik ve turizm meslek liselerinde ‘Alkollü İçki Servisi’ dersinin kaldırılması önerisinin, Antalya’daki 19’uncu Milli Eğitim Şurası’nda tartışmalı kabul edilmesinin ardından Milli Eğitime yardımcı olmak amacıyla okullardan kaldırılabilecek dersleri tespit ettik. Bu gereksiz dersler kaldırılırsa eğitim sisteminin rahatlayacağı aşikar.
Bir Ülkeninin Perde Arkasında Kalan Değişimine Şahit Olacağınız 14 Portre
Koca bir hanedanın çöküşüne, 'Ye' adında genç bir adamın inanılmaz değişimine ve tükenmiş bir ülkenin yeniden küllerinden doğmasına şahitlik eden, bu inanılmaz fotoğrafları; 90 yıl boyunca  kimseler görmedi!Çinli koleksiyoner, Tong Bingxue, 2007 yılında; elinde değer biçilmeyi bekleyen bir kitap dolusu fotoğraf olduğunu söyleyen bir adamla yaptığı telefon konuşmasını, fazla önemsememişti. Ta ki fotoğrafları görene değin..  'Portlerdeki Yaşam' adlı kitabın özelliği; 1881 yılında Çin'in Fuzhou kentinde doğan 'Ye Jinglu' adındaki bir adamın, 60 yıl boyunca, düzenli olarak kendi fotoğraflarını çekmesiydi. Ye Jinglu bu işe ilk defa 1907 yılında, henüz 27 yaşındayken başlamıştı. Ve geleneği, hayata gözlerini yumduğu 1968 yılına kadar devam ettirmişti.Jinglu'nun çektiği fotoğraflar yalnızca kendi değişimi değil, tarihte varlığını en uzun süreyle devam ettiren, büyük Çin hanedanının çöküşünü; ülkenin cumhuriyete geçişini ve daha sonra Mao'nun önderliğinde, komünist bir devlete dönüşümünü de aktarıyor.   İşte o fotoğraflardan bazıları:
Reklam