Soul Müziğin Kraliçesi İstanbul'da
Alice Russell, 7 Şubat 2015’te İstanbul Babylon’daRed Bull Music Academy Nights, 2015 sezonuna soul müziğin 21. yüzyıldaki kraliçelerinden biriyle giriyor.Caz, funk ve gospel’ı kendine özgü tarzıyla harmanlayarak neo-soul ile buluşturan Alice Russell, 7 Şubat 2015’te İstanbul Babylon’da olacak. Alice Russell ile müzik üzerine derinlemesine sohbet etmek isteyenler için herkesin katılımına açık bir söyleşi de yapılacak.7 Şubat’ta 14.00’da SALT Beyoğlu Açık Sinema’da yapılacak Alice Russell söyleşisine katılım ücretsiz.1998’den beri dünyanın dört bir yanında müzik efsanelerini ve yeni müzisyenleri dinleyicilerle buluşturan Red Bull Music Academy, 2015 sezonuna İngiliz soul müziğini yeni binyıla taşıyan isimlerden biriyle başlayacak. Red Bull Music Academy Nights’ın 7 Şubat’taki ilk konserinde İngiliz şarkıcı Alice Russell, İstanbul Babylon sahnesinde olacak. Alice Russell’dan önce Ahu, soul ve funk parçalarından oluşan DJ setiyle Babylon sahnesini gecenin ruhuna hazırlayacak.Amy Winehouse’tan Adele’e uzanan yeni nesil İngiliz soul şarkıcıları arasına adını yazdıran Alice Russell, güçlü ve etkileyici sesiyle caz, funk, blues ve gospel tınılarını harmanlıyor. New York Times, Mojo ve Rolling Stone eleştirmenleri tarafından yere göğe sığdırılamayan Alice Russell, Aretha Franklin ve Chaka Khan gibi divaların çizgisinde ilerlerken Stevie Wonder’ın müziğinden de esinleniyor. BBC, Russell’ı “Kült bir sanatçı olmaktan çıkıp İngiliz soul müziğinin kraliçesi olmayı hak ediyor” diye tanımlıyor. The Independent’ın “İngiltere’nin en büyük gizli cevherlerinden biri” dediği Alice Russell, Rolling Stone yazarlarına göre Adele’i tahtından edebilecek kadar güçlü bir ses.İngiliz soul müziğinin 2000’li yıllarda yeniden atağa geçmesinde büyük pay sahibi Alice Russell, ilk olarak The Quantic Soul Orchestra’nın vokalisti olarak ün kazandı. Şarkıcı, sahnede de en az stüdyoda olduğu kadar güçlü, saf, çarpıcı ve kendine özgü vokalleriyle tanınıyor.Bugüne kadar Massive Attack, Fatboy Slim, Mr. Scruff, De La Soul, David Byrne ve Lonnie Liston Smith gibi isimlerle çalışarak rüştünü ispatlayan Alice Russell, “Mad Men” dizisinin yedinci sezonunun tanıtım şarkısı olan “Breakdown”u da seslendirerek 2014’te hayran kitlesini genişletti. Alice Russell, 7 Şubat’ta RBMA Night’ın konuğu olarak Babylon sahnesinde yer alacak. Öncesinde ise RBMA söyleşisi kapsamında Alice Russell müzik serüvenini hayranlarına anlatacak. Salt Beyoğlu Açık Sinema’da saat 14.00‘da yapılacak söyleşide katılım herkese açık ve ücretsiz.Habertürk
Sıradan Bir Mağaza Vitrinini Sanat Galerisine Dönüştüren 22 Enstalasyon
Zim & Zou, Nancy merkezli bir Fransız tasarım stüdyosu. Lucie Thomas ile Thibault Zimmermann tarafından kurulmuş. Kâğıt heykel, enstalasyon, grafik tasarım, illüstrasyon gibi farklı alanlarda araştırmalar yapıyorlar. Henüz 2o'li yaşlarında olan ikili, üniversitede üç yıl güzel sanatlar eğitiminden sonra birlikte çalışmaya karar vermişler. Yaratmak istedikleri kompozisyonları bilgisayarda yaşama geçirmek yerine, gerçek yaşamda üç boyutlu kâğıttan nesneler oluşturarak grafik derinlik katmayı tercih ediyorlar.İngiltere Doğa Tarihi Müzesi'nden ilham alarak, Şangay'da -dünya çapında- oldukça tanınan bir giyim mağazasının vitrini içine yerleştirilen son enstalasyonları, vahşi hayvanlar alemiyle modanın, rafine yetenekle azmin dünyasını buluşturuyor. Sanatçıların bu son projeyi hazır hale getirmeleri tam 3 aylarını almış. Kağıt dışında deri parçalarından da faydanlanmışlar. Behance'de ve birçok moda sitesinde ikiliyi takip edenlerin tam not verdiği bu havalı ve renkli çalışmayı beğeneceğinizi umuyoruz.
Bir İngiliz'e "Aslında Sizi Krallık Yönetiyor" Dediğinizde Alacağınız 19 Yanıt
'Feodal Avrupa, Ortaçağ’ın yoksul, baskıcı, bilim aleyhtarı cehalet döneminden hemen sonra, nasıl oldu da; demokrasi devrimleri ile endüstri devrimini gerçekleştirerek gelişti?' sorusuna verilebilecek yanıtların birçoğu İngiliz tarihinde aranmalıdır.Günümüzde Kral veya Kraliçenin sadece sembolik bir değeri olduğu İngiltere, bakalım bugünlere gelene kadar hangi süreçlerden geçmiş..
TÜBİTAK'taki Sahte Diplomalı Damat 2 Yılda 423 Bin TL Almış
YASADIŞI dinlemeler soruşturmasında ‘Resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık’ suçlamasıyla tutuklanan, eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün kardeşinin damadı Kamu Sertifikasyon Yöneticisi Hasan Başaran’ın TÜBİTAK’taki 2 yıllık görev süresi boyunca kurumdan 423 bin lira aldığı bildirildi.Askerlik şubesi de Başaran’dan sahte diploma ile kısa dönem askerlik yapması konusunda savunma istedi.HARCAMALARI DA İNCELEMEDETÜBİTAK’taki Cemaat yapılanması iddialarıyla ilgili sürdürülen soruşturmada Başaran, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği ve yüksek lisans diplomalarının sahte olduğunun anlaşılması üzerine 16 Ocak 2014’de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Soruşturmayı yürüten Savcı Serdar Coşkun, Başaran’ın sahte diplomasını kullanarak kendisine ne kadar ödeme yapıldığını TÜBİTAK’a sormuştu. Hürriyet'ten Mesut Hasan Benli'nin haberine göre TÜBİTAK, savcılığa gönderdiği yanıtta Başaran’a görev yaptığı 2 yıllık süre boyunca yaklaşık 423 bin TL ödeme yapıldığını bildirdi. Savcılık kaynakları, Başaran’ın yaklaşık 7 yıl Kocaeli Belediyesi’nin şirketi KENT KONT’ta müdürlük yaptığı döneme ilişkin ücret bilgilerinin de gelmesi ile kendisine devlet tarafından yapılan ödeme miktarının artacağına dikkat çekti. Savcılığın, MASAK aracılığıyla, Başaran’ın aldığı paraları nerelere harcadığını da incelettiği öğrenildi.
Rumeli Hisarı Açıkhava Tiyatrosu Cami Oluyor
Açıkhava Tiyatrosu’nun bulunduğu bölgede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde Boğazkesen Mescidi’nin ana duvarının inşasına başlandı. Tarihî Açıkhava Tiyatrosu’nun yerine inşa edilecek mescidi, şehir plancısı Ayşegül Başak Kutlu, Agos için değerlendirdi.Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethi öncesinde yaptırılan ve günümüzde müze ve Açıkhava Tiyatrosu olarak kullanılan Rumeli Hisarı’ndaki restorasyon sırasında, Açıkhava Tiyatrosu’nun yer aldığı bölümde, 14. yüzyılda inşa edilen Boğazkesen Mescidi’nin minaresi ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine, İstanbul 3 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 7 Ekim 2009’da, tarihî mescidin minaresinin, duvar ve sarnıç kalıntılarının mevcut durumlarıyla muhafaza edilmesine karar verirken, mescit 1. grup kültür varlığı olarak tescil edildi. Ardından da Açıkhava Tiyatrosu’nun bulunduğu bölgede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) öncülüğünde Boğazkesen Mescidi’nin ana duvarının inşasına başlandı. Tarihî Açıkhava Tiyatrosu’nun yerine inşa edilecek mescidi, şehir plancısı Ayşegül Başak Kutlu, Agos için değerlendirdi.Mescidin kamusallığı tartışmalı“Türkiye’de son dönemde kentsel yenileme çalışmaları kapsamında yoğunluklu olarak cami, türbe ve medreselerin ihya edildiği apaçık ortada. Özellikle yandaş yerel yönetimler yıkılmış, yanmış veya herhangi başka bir nedenle harap duruma gelmiş türbe, cami ve medreseleri ihya ederek sergilediği “göstermelik” korumacı yaklaşımla iftihar ediyor. Ancak, dikkat çekici olan, yok olmanın eşiğinde çok sayıda kültürel miras olmasına rağmen, bu yapay korumacılık, varlığını yalnızca dinî yapılar üzerinden gösteriyor.”Sorular ve kuşkular“15. ve 18. yüzyıllar arasında varlığını sürdürmüş olan ve günümüze yalnızca minare gövdesi ulaşabilen Boğazkesen Mescidi’nin ihya projesi, içinde pek çok soru işareti barındıran bir konu. İlk olarak Rumeli Hisarı’na yapılacak herhangi bir müdahalenin, hele ki bu bir rekonstrüksiyon projesi ise, alandaki fiziksel bütünlüğü bozmaması gerekir. Şimdiki Rumeli Hisarı Açıkhava Tiyatrosu’nun yerinde bulunan Boğazkesen Mescidi’nin restitüsyon projesinin olmaması, alandaki mimari bütünlük açısından şüpheyle karşılanıyor. Yeniden inşa edilecek olan mescidin, neye göre ve nasıl inşa edileceği başlı başına bir soru işareti. Ayrıca, yeniden inşa edilen mescidin kamusallığı da tartışmalı. Belirli bir ücret verilerek girilen Açıkhava Müzesi’nin içinde yapılacak mescidin kullanıcı kitlesi kim olacak? Ya da etrafı sac levhalarla çevrilip gizliden gizliye yürütülen daha kaç projeye şahit olacağız? Ve son bir soru olarak da, Bakanlar Kurulu’nun 8 Temmuz 2013 tarihli 2013/5118 no’lu kararı ile ‘riskli alan’ ilan edilen Rumeli Hisarı’nı, gelecekte neler bekliyor?”Vartan Estukyan | AGOS
Reklam
Kuito Krizi: 'Gemideki Radyoaktivite Normalden 5 Kat Küksek'
ANGOLA açıklarında uzun yıllar ham petrol işleyen ve görev süresini tamamlanmasının ardından söküm için İzmir'in Aliağa İlçesi'ne getirilmekte olan 'Kuito' adlı gemide radyoaktif atık yüklü olduğunu ileri süren TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu, Aliağa Gemi Söküm Tesisleri önünde basın açıklaması yaptı. Geminin İzmir'de karaya çıkması durumunda Angola'ya gönderilmesinin çok zor olduğuna değinen Bozoğlu, açıkta bekletilip ilgili yetkililer tarafından incelemelerin yapılması gerektiğini, tehlikeli bir durumda da gönderilmesini savundu.TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, odanın İzmir Şubesi Başkanı Helil İnay Kınay ve oda yetkilileri, Angola'dan söküm için İzmir'in Aliağa İlçesi'ne getirilmekte olan ve radyoaktif atık yüklü olduğu ileri sürülen 'Kuito' adlı gemiyle ilgili Aliağa Gemi Geri Dönüşüm Tesisi önünde basın açıklaması yaptı. 'Uranüs' adlı römorkör tarafından çekilen gemide, tehlikeli atıkla radyoaktiviteye dair ciddi bulgular olduğunu savunan Bozoğlu, gemideki radyoaktivitenin normalden 5 kat yüksek olduğunu belirtti.“DAHA DETAYLI İNCELEME YAPILMALI'Bazı çevrecilerin de destek verdiği Bozoğlu, “Angola'da rafineri görevi yapan bir gemi şu anda Türkiye'ye geliyor. Gemi 2-3 gün boyunca Girit Adası çevresinde 8 çizen bir rotada bekledi. Bu lodos veya başka konular nedeniyle olabilir. Dün akşam saatlerinde 'Kuito' adlı gemi tekrar Türkiye'ye doğru yola çıktı. Bu gemi içinde tehlikeli atıkların, asbestin olduğunu ve radyoaktivitesinin çok yüksek olduğuna dair raporlar var elimizde. Texcom adlı firma tarafından hazırlanan raporun içinde, sınır değeri ve doğal olan radyoaktiften 5 kat yüksek radyoaktivitenin olduğu tespit edilmiş durumda. Ayrıca daha detaylı inceleme yapılması gerektiği vurgulanmış. Bunun yanında, rafineri görevi gören gemilerde, doğal radyoaktivitenin yüksek olacağının net bir şekilde vurgulandığını biliyoruz' diye konuştu.2 MİLYON METRE BORU SİSTEMİYıllardır ham petrolün işlendiği gemide tahminlerine göre yaklaşık 2 milyon metre uzunluğunda boru hattı olduğunu ve bu boruların içinin de petrol atığıyla kaplı olduğunu dile getiren Bozoğlu, “Bu geminin 1979 yılında denize çıktığını biliyoruz. Yıllardır petrolü işleyen geminin içinde, tahminimize göre 2 milyon metre uzunluğunda boru sistemi olduğunu ve bunun içinde de petrol atıklarının olduğunu biliyoruz. Bu bilgiler ışığında biz daha önce yetkililerden bu konuda önlem almalarıyla ilgili uyarıda bulunmuştuk. Ancak şu ana kadar ilgili kurumlardan hiçbir açıklama yapılmadı. Biraz önce Aliağa'da Liman Başkanlığı'nı ziyaret ettik ve bilgi almaya çalıştık. Fakat kendilerinde de geminin detaylarına, içinde ne olduğuna dair bilgilerinin bulunmadığını, geminin buraya gelmesinin ardından inceleme yapılacağını ifade ettiler. Bu, Türkiye'nin en büyük problemidir. Türkiye'nin havasını, suyunu, toprağını risk altına alan bir geminin Türkiye'ye yanaşmasına dair, yöneticisinin, bakanının, il müdürünün bu konuda hiçbir bilgisinin olmadığını net bir şekilde göstermektedir. 'Gemi bizim karasularımıza girdikten sonra bu gemide inceleme yapacağız' demek bilim dışıdır. O yüzden bu gemi buraya gelmeden önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ulaştırma Bakanlığı'nın detaylı bilgisinin olması gerekirdi. Gemiyle ilgili 3 kurumdan yazı alındığı söylendi, bunlardan biri şu anda Aliağa'da görev yapan işletmelerden oluşan bir derneğin paydaşıdır, yani 'Al gülüm ver gülüm' olayıyla karşı karşıyayız. Bu raporu hazırladığı iddia edilen ki ortaya henüz rapor konmuş değil, bu kurumda buradaki derneğin partneridir. Bunun yanında Angola'daki ilgili bakanlıktan tehlikeli atıkla radyoaktiviteye dair yazı aldıklarını söylüyorlar, Angola devletinin radyoaktivite ve tehlikeli atıklara dair nasıl bir bilgi birikimi olduğu konusunda bizim şüphelerimiz var. Elimizde, bu geminin ihalesine yönelik bir sözleşme var' dedi.ÇIKAN RADYOAKTİVİTE ANGOLA'YA GÖNDERİLECEKTürkiye'deki yetkililerle Angola hükümet yetkilileri arasında bir sözleşme yapıldığından söz edildiğini aktaran Bozoğlu, “Bu sözleşmenin 8. maddesinde net bir şekilde şu söyleniyor, doğal yollarla oluşmuş radyoaktivitenin yüksek olabilme ihtimalinden bahsediyor. Angola hükümeti ile Türkiye'deki yetkililer arasında, bir anlaşma yapılarak bu çıkan radyoaktivitenin Angola'ya gönderileceğine dair, sözleşmede belirtmişler' diye konuştu.TONU 250 DOLARA ALINMIŞSöküm aşamasına gelen bir geminin normalde tonunun 500 dolardan alındığını ancak bu geminin tonunun 250 dolardan alındığını belirten Bozoğlu şunları kaydetti;“Normalde Bangladeş ve Hindistan gibi ülkelerde, gemi söküm işlemleri gerçekleştiriliyor. Bu ülkeler gemiyi alırken, gemi sahibine, tonuna yaklaşık 500 dolar veriyor. Türkiye'ye gelen bu geminin tonuna yaklaşık 250 dolar verilmiş. Siz bir gemi satıcısı olarak, Hindistan'a bu gemiyi satmak varken, daha fazla para kazanmak varken, neden Türkiye'ye daha ucuz bir şekilde sattınız? Bizim derdimiz, Türkiye'nin suyu, toprağı ve işçi kardeşlerimizin sağlığıdır. Gemi içindeki atıklar, parlayıcı ve yanıcı etkiye sahip, buradaki işçi kardeşlerimiz çalışma yaparken ölüm riskiyle karşı karşıya kalabilirler. Bu endişelerimizden dolayı, apar topar açıklama yapılıp konunun üzerinin örtülmesini doğru bulmuyoruz. Biz Aliağa'da tiyatro oynattırmayacağız. Aliağa'ya gelen geminin temizlenmiş belirli noktalarının üzerine çıkıp, 'Burada bir problem yok' açıklaması bizi tatmin etmeyecek. 'Otopan' adlı gemi, Türkiye'nin önemli bir örneğidir. Türkiye'nin sularında batırılan gemiler, önemli örneklerdir. Umarız, bizim söylediklerimiz doğru çıkmaz, umarız atık yoktur ve radyoaktivite oranı yüksek değildir. Ama bunu bir şekilde ispatlamak adına yapılacak şeyler var. Gemi zaten Türkiye'ye gelmeden önce bu bilginin gelmiş olması gerekiyordu. Gemi, limana yanaşmadan, uzak bir noktada, durdurulup, bağımsız kurumlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yetkilileri tarafından inceleme yapılması, numune alınması gerekiyor. Mobil cihazlarla yapılan ölçüm bizi tatmin etmez. Bu süre de bir iki saat sürmez, ortalama 60 gün boyunca incelemelerin sürmesi gerekiyor. Gemi karaya çıktıktan sonra geri gönderilmesi biraz daha zorlaşıyor. Çünkü artık atık oluyor. Aslında şu an bile bu bir atık, bunu çeken Uranüs adında bir gemi var. Buraya bıraktıktan sonra gidecek. Gemide tehlikeli bir durum çıkarsa Angola'ya gönderecekleri yönünde söz veriyorlar. Biz de bu sözü güvenmek istiyoruz. Gemide inceleme yapmak için talebimiz olacak, eğer verilmezse hukuki süreç devam edecek.'
Bedük Hard Rock Cafe Istanbul Sahnesini Kırıp Geçirmeye Geliyor!
Geçtiğimiz haftalarda sahnesinde Moğollar’ı ağırlayarak Istanbul’daki 1. Yıldönümünü kutlayan Hard Rock Cafe Istanbul 2015 yılında da ücretsiz canlı müzik konserlerine hız kesmeden devam ediyor.2004 yılında müzik hayatına ilk adımı “Nefes Almak Zor” albümü ile atan Bedük, dinleyicilerin hafızasınaise “Automatik” şarkısı ile sarsıcı bir giriş yaptı. Soundu ve klipleri ile her zaman dinleyicisine farklı bir deneyim sunan Bedük, son albümü olan “ON” ile elektronik müzik severleri heyecanlandırmaya devam etti. Hayran olunan sahne performansları ile de sık sık sevenleriyle buluşan Bedük, Dream TV iş birliği ile 5 Şubat Perşembe akşamı 22:00’da girişin ücretsiz olacağı Hard Rock Cafe Istanbul sahnesinde olacak.
Reklam
İsveç'te Çipli İnsan Dönemi Başladı
İsveçli bir şirket tarafından geliştirilen yeni teknolojiyle birlikte 'çipli insan' devri başladı. Artık şirket çalışanları vücutlarında bulunan çiplerle işe giriş çıkış yapacak ve birçok işini bu çipler sayesinde halledecekİsveç'te bir teknoloji şirketi çipli insan dönemini başlattı. Şirket geliştirdiği elektronikçipi insanın derisinin altına yerleştiriyor. Deri altına yerleştirilen çiple birlikte kişi birçok işini halledebiliyor. Ancak çipin yakılmasından sonra kişinin tüm hareketleri takip edilebiliyor. Şirket müşteri bulmaya da başladı.
'iPad Küçük Çocuklarda Gelişimi Engelleyebilir'
'Küçük yaşta bir çocuğu oyalamak için iPad kullanmak çocuğun davranışlarını kontrol yetisinin gelişmesini engelleyebilir.'Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi'den bir grup uzmanın yaptığı araştırma, ayrıca taşınır elektronik cihazların çok küçük yaştan itibaren yoğun şekilde kullanılmasının çocukların gelişimi ve davranışlarında tahminlerin çok ötesinde etkiler yapabileceğini söylüyor.Uzmanlar televizyon ve videonun çocuk gelişimindeki olumsuz etkisi hakkında bu kadar veri varken, taşınır elektronik cihazların okul öncesi çocuklar tarafından kullanımının bu kadar yaygın olmasının bunların çocuk beyni üzerindeki etkileri konusundaki toplumsal farkındalığın yetersiz olduğuna işaret ettiğini söylüyorlar.Araştırmayı yürütenler çocuğu oyalamak için tablet ya da akıllı telefon kullanmanın çocuğun sosyal-duygusal gelişimine büyük hasar verebileceği, davranışlarını kontrol etme becerilerini geliştirmesini engelleyebileceği uyarısında bulunuyor.Araştırmalar yetersizAyrıca üç yaşın altındakilere interaktif ekranlı cihazlar kullandırmanın çocuğun matematik ve fen bilimleri için ihtiyacı olan becerileri geliştirmesini engelleyebildiğini gösteren deneyleri hatırlatıyorlar.
Reklam
Fikret Otyam Solunum Cihazından Ayrıldı
Antalya'da geçirdiği mide kanaması sonrasında Atatürk Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedaviye alınan ressam ve gazeteci-yazar 89 yaşındaki Fikret Otyam solunum cihazından ayrıldı.Antalya'da geçen pazartesi günü saat 15.30 sıralarında geçirdiği mide kanaması sonrasında Atatürk Devlet Hastanesi'ne götürülen Fikret Otyam, kardiyoloji yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. 3 kez kalbi duran Otyam, her seferinde yaşama döndürüldü.Fikret Otyam'ın eşi Filiz Otyam, eşinin tedavisinin halen yoğun bakım ünitesinde sürdüğünü, dün sabah saatlerinden itibaren solunum cihazından ayrıldığını söyledi. Filiz Otyam, eşinin solunum cihazından ayrıldıktan sonra muhallebiyle ağzından beslenmeye geçildiğini belirtti.Filiz Otyam, 'Doktorları her geçen gün durumunun daha iyiye gittiğini söylüyor. Dün solunum cihazından ayrıldı. Oral beslenmeye başlandı. İlk kez muhallebi yedi. Bugün diyaliz sonrasında servise alınması planlanıyor' dedi.AĞABEYİ VEFAT ETTİFikret Otyam'ın tedavisi sürerken, Ankara'da yaşayan ağabeyi şair 92 yaşındaki Nusret Kemal Otyam'ın ölüm haberi geldi. Erol Akkır, DHA
Sinemanın Çılgın Çocuğu Tarantino'ya Göre, Mutlaka İzlenmesi Gereken 20 Film
Sinemanın çılgın ve fetişist çocuğu Tarantino, İngiliz SkyTV'deki bir söyleşisinde 1992'den bu yana izlemekten zevk aldığı filmleri sıralamış. 1992 rastgele verilmiş bir yıl gibi görünse de, Tarantino'yu bilen bilir; hayatında rastgele diye bir kavram yoktur: 1992 onun yönetmenliğe başladığı yıldır, Yani Rezervuar Köpekleri'nin gösterim yılı! İşte Tarantino'nun ilk 20'si:
'Organ Fonksiyon Bozukluklarıyla Mücadele Devam Ediyor'
Yaşar Kemal'in sağlık durumuyla ilgili olarak bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Akif Karan 'İlk dönemde destek tedavilerini biraz azaltma imkanı olmuştu. Fakat şu an itibariyle tam destek tedavileri uygulanmaktadır' diye konuştu.İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akif Karan, 19 gündür yoğun bakım ünitesinde tedavisine devam edilen Yaşar Kemal'in sağlık durumuyla ilgili basın toplantısı düzenledi.'ŞU AN İTİBARİYLE TAM DESTEK TEDAVİLERİ UYGULANMAKTADIR'14 Ocak'ta hastaneye yatışı gerçekleştirilen Yaşar Kemal'in tedavisinde 19'uncu güne girildiğini ifade eden Karan, 'Kendisi daha önce de bildirildiği gibi kronik bazı hastalıkların üzerine eklenmiş akut sorunlar sebebiyle yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmıştı. Bu süreç içerisinde şu anda organ fonksiyon bozukluklarıyla mücadele etmekteyiz. İlk dönemde destek tedavilerini biraz azaltma imkanı olmuştu. Fakat şu an itibariyle tam destek tedavileri uygulanmaktadır. Solunum desteği tedavisi ve diğer ilaç tedavileri uygulanmaktadır. Sağlık durumuyla ilgili gelişmeler kamuoyuyla paylaşılmaya devam edilecektir' dedi.'HAYATİ FONKSİYONLARINI İDAME ETTİREBİLECEK DURUMDADIR'Basın mensuplarının usta yazarın sağlık durumuyla ilgili öngörüsü sorulması üzerine Prof. Dr. Karan, 'Yoğun bakım ünitesinde, yaşamsal fonksiyonları kontrol altında olarak devam ediyor. Hayati fonksiyonlarını idame ettirebilecek durumdadır' şeklinde yanıt verdi. Enver Alas, DHA
Reklam
Reklam
Senin "Elf" İsmin Ne?
etiket
Orta Dünya'nın en güzel yaratıklarından birisin, peki ismin ne olurdu hiç düşündün mü?
Philip Seymour Hoffman'ın En İyi 8 Performansı
Bundan bir yıl önce Amerikalı aktör ve yönetmen Philip Seymour Hoffman, New York'taki evinde ölü bulundu.New York polis teşkilatından (NYPD) yapılan açıklamada, 46 yaşındaki Hoffman'ın, Manhattan'nın Greenwich Village bölgesindeki apartman dairesinde, aldığı aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle öldüğü belirtilmişti...Aramızdan ayrılışının 1. yılında Philip Seymour Hoffman'ı en iyi performansları ile anmak istedik...
Reklam