onedio
"Reklamında Oynayacağım Markanın Halka Ulaşması Çok Önemli"
Türk futbolunun son dönemlerde yetiştirdiği ve yurtdışına ihraç ettiği en büyük yeteneklerden Arda Turan, Hürriyet Gazetesi'ne konuştu.Türk futbol endüstiri nasıl yönetiliyor? Sizce futboldaki sorunlar neler?Türk futbolunda yatırımların karşılığı yok. Bir şirketi yönetmek için başına uzman ekipler atarsınız. Ancak futbolda böyle değil. Yönetenler futbolu bilmiyor. Toplumun baskısı ile günlük hamleler yapıyorlar. Bütçeyi doğru planlayamıyorlar. Günün sonunda kaybediyorlar. Büyük kulüpler bir oyuncuya yılda 5 milyon lira verirken, kimse altyapısına 5 milyon lira harcamıyor. 5 milyonu altyapıya harcasanız 5 yıl sonra 10 tane 20 milyon Euro’luk oyuncu çıkabilir. 200 milyon Euro’ları bulan sermaye oluşturabilirsiniz. Yöneticiler Türk futbolunun daha iyi yönlendirmeli. Kulüpte inşaatçı bir adam gelip transfere karışmamalı. Tabi ki fikrini söylemeli ama profesyonel yönetime ihtiyaç var.Türk sporun ve futbolunu geliştirmek için projeleriniz var mı?Türkiye’de futbolcu sendikası istenilen düzeyde değil. Futbolu bıraktıktan sonra ‘Futbolcular Birliği ve Sporcular Birliği’ kurmak istiyorum. Sporda yıldız adaylarını korumak ve güçlendirmek adına onların arkasında durabilecek iki önemli birlik kurmayı hayal ediyorum.Futboldan kazandığınız parayı nereye yatırıyorsunuz? Ticari hayatta hayalleriniz var mı?İnsanlar hep işime karıştılar. Futbolu her insanın sevdiğini ama her insanın bilmediği düşünüyorum. İnsanlar bilmedikleri halde işime karıştılar. Ben bilmediğim bir işte olmak istemedim. Ticaret benim bilmediğim bir iş olduğu için yatırımımı hep gayrimenkul üzerine yaparım. Bazen girişimciye ve yeteneğe güvendiğim için de ticari yatırımlar yaptım. Mesala Hakan Baş bana geldi Lidyana.com ile ilgili görüşlerini anlattı. ‘Ben interneti açıp kapatmayı bilirim. Ancak anlattıkların doğru. Benim tek kriterim başarı. Eğer beni başarısız kılarsan seninle sıkıntımız var’ dedim. Sonra ekipler inceledi ve e-ticarete girdim. Şu an çok iyi gidiyor. Cirosu çok yüksek. 100 binin üzerinde üye var. Burada çalışan herkese benim kriterime uydukları için teşekkür ederim.Şu anki kazancınız nedir? Türkiye’de mi yoksa İspanya’da mı daha çok kazandınız?Türkiye’de futbolcular çok iyi kazanıyor. İspanya’da futbolcular net para üzerinden anlaşılır. Ancak burada kulüplerin üzerinde yüzde 45’lere varan vergi yükü var. Atletico Madrid’te çok iyi para kazanıyorum. İspanya’daki maddi kazancımı şu anda Türkiye’de bir kulübün karşılaması çok zor. İlk senelerde bu rakam azdı ama şuan iyi bir seviyeye geldi. Son iki yıldır finansal açıdan rahatladım.Gayrimenkule yatırım yaptığınızı söylüyorsunuz. Sadece Türkiye’de mi yoksa yurtdışında da konut alıyor musunuz?Londra’da ev almayı düşünüyorum. Çok büyük değil 180 metrekare gibi bir daire bakıyorum. Hayatımız boyunca orada bir evimiz olsun istiyorum. Günün birinde çocuğumuz okumaya gider. Bir ayağımız Londra’da olsun. İspanya’da da ev almayı düşünüyorum. Kendi oturduğumuz evin fiyatı yüksek. Belki orayı almak zor olabilir.Simit yemeği sevdiğiniz söylüyorsunuz. Reklamlarında oynadığınız Simit Sarayı’na yatırım planınız var mı?Apo Ağabey (Simit Sarayı İcra Kurulu Başkanı Abdullah Kavukçu) ile çok iyi bir ilişkimiz var. Önümüzdeki günlerde bir kaç ortaklığımız olacak. Yurtdışında Simit Sarayı şubeleri açacağız.Gündemi yakından takip ediyorsunuz. Son dönemlerde dolar TL karşısında değer kazanıyor. Cumhurbaşkanı ve Merkez Bankası arasında faiz tartışmaları biraz olsun yumuşadı. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?Türk ekonomisi çok iyi. Dolarda biraz dalgalanma var. Faizlerin düşmesi gerektiğini düşünüyorum. Yatırımcının ve girişimcinin işleri iyi gidiyor. İyi gitsin ki esnafta iş yapmaya devam edebilsin. Zaman zaman Türkiye’nin önde gelen işadamları ile buluşuyorum. Ali Ağabey (Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı) ve Ferit Ağabey (Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk) bunların başında geliyor. Onlarla zaman zaman abi kardeş gibi konuşuyoruz. Onlar da bana sahip çıkıyorlar ve destek oluyorlar.Türk futbolu son yıllarda sponsorlarını kaybediyor. Bu konuda ne yapılması gerekiyor?Türkiye’de sponsorluk mantalitesinin değişmesi gerekiyor. Sponsor şirket sponsorluk yaptığı zaman kendi adamını kulübe koyup hamle yapmak istiyor. Sponsor olup futbol ve basketbolu bilmeyen adamın kulübe koyup transfere karışıyor. Bu adeta parayla patronluk taslamaktır. Sponsorluk yapıyorsa verdiği paranın bir kısmının altyapıya gideceğini bilmesi lazım. Bunu kontratına yazsın. Doğru konumlandırılmış sponsorluk çok önemli.İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinde büyüdünüz. Bu semte yatırım yapmayı düşünüyor musunuz?Bayrampaşa’da otel hayalim var. Ancak Bayrampaşa’da arsalar çok değerlendi. Bazı yerler boşaltıldı. Birçok değreli proje yapılıyor. Bayrampaşa Cezaevi de yıkıldı. Kocaman bir arsa var.Oteli Bayrampaşa Cezaevi’nin olduğu arsaya mı yapmayı planlıyorsunuz?Orası bomboş duruyor ancak benim böyle bir planım yok. Ben asla devletin hiçbir kısmından kendime avantaj sağlayacak bir şey istemem. İnsanların önüne geçip kul hakkı yemek istemem. Tabiki yardımcı olunabilir ama ben böyle şeylere çok karşıyım. Allah bana hem maddi hem manevi anlamda çok özel şeyler vermiş. Bunun fazlasını istemek aç gözlülük olur.Birçok markanın tanıtım yüzü oldun. Bu markaları seçerken nelere dikkat ediyorsun?Reklamında oynayacağım markanın halka ulaşması çok önemli. Daha önce DeFacto’nun yüzü oldum. Baktım fiyatları çok uygun herkes alabilir kabul ettim. Daha sonra Simit Sarayı ile anlaştım. O da Türkiye’ye özel bir ürün satıyor ve yurtdışında büyüyor. Son olarak Türkiye Finans ile anlaştım. 282 şubesi bulunuyor. Büyüme hayalleri var. Türkiye Finans hes profesyonel hem de hızla gelişen bir marka. Bana da İstanbul Caddebostan şubesinden hesap açtılar.Peki markalar neden seni seçiyor? Çok fazla talep var mı?Gençlere kötü örnek olacak bişey yapmayaya çalışıyorum. Samimi ve sıcak buluyorlar. Çünkü ben de halktan biriyim. İnsanlar samimiyet arıyor. Kendi inanmadığım bir şeyi halkın almasını da istemem.Spor artık dünya ekonomilerine yön veriyor. İspanya’da dünya çapında sporcular ve kulüpler var. Türkiye’de spor ile kalkınabilir mi?İspanya’da spor ve turizm ikisi birlikte gidiyor. Teniste Rafael Nadal, Formula 1’de Fernando Alonso gibi dünya yıldızları yarattılar. Barcelona ve Real Madrid gibi dünyada milyonlarca kişinin izlediği takımları var. Ülke spor ve turizmi doğru şekilde harmanlayarak ayakta duruyor. Türkiye’de çok büyük bir genç nüfus var. 7 farklı bölge var. Her spora yatkın fiziksel özelliğe sahip genç var. Ama nerdeyiz diye bakarsak, Fenerbahçe-Galatasaray derbisi bile dünyada önemli maçlar listesine giremiyor.İspanya’da ekonomi nasıl? Tüketici hareketlerini gözlemliyor musunuz? Türkiye’deki siyasi gündemi değerlendirir misiniz?İlk gittiğim zaman ekonomide sıkıntılı bir durum vardı. Bu sokağa yansıyordu. Hem olaylar oluyordu hem de insanlar tüketimi azaltmıştı. İspanya, ekonomik krizi iktidar ve muhalefetin ortak atılımlarıyla atlattı. Benim ülkemde anlayamadığım şeylerden biri de bu. İktidar partisi hiç mi doğru bir şey yapmıyorda, muhalefet onları desteklemiyor. Ya da muhalefet partisi hiç mi doğru bir şey sunmuyorda iktidar desteği alamıyor. Yani sen iktidarsın, ben muhalefetim 10 küsür yıldır birbirimizin onaylayabileceği, birbirimizin gerçekten içine sineceği bir şey söyleyemiyormuyuz.Çözüm süreciyle ilgili ne düşünüyorsunuz?İnsanların ölmediği, ülkemin huzurlu ve barış içinde yaşamasını istiyorum. Benim ülkemin toprakları da insanı da çok güzel. Bu ülke yıllarca savaşmış. Bu ülkenin toprakları savaşmak için değil yaşamak için var. Bir annenin ve babanının evladı için üzülmesini istemem.Atletico Madrid’e transfer olduğundan beri İspanya’ya giden turist sayısı arttı diyorlar. Buna katılıyor musun?Arda Turan turizmi. Ülkemin her kesiminden halkından, siyasetçisinden, sanatçısından birçok misafir ağırlıyorum. Sağcısı, solcusu herkes evimin etrafında birleşti. Bu beni çok mutlu ediyor.Futbol hayatınızı sonlandırdıktan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?Bunun için bir kaç plan var. Teknik direktörlük olabilir, başkanlık olabilir. Ama başkanlık kısmında maddi imkanlarımı en üst seviyeye çekmem lazım. Bu maddi gücü sağlamak gerekiyor. Hayallerim için de sahada var yöneticilikte var. Bunların ikisi de olabilecek konumda 35-45’’e kadar saha olur. 45’ten sonra başkanlık olur. hepsi olur.Hürriyet
Bilişim Sektörü CeBIT'te Buluştu
Almanya'nın Hannover kentinde 16-20 Mart tarihlerinde gerçekleşen Uluslararası CeBIT Bilişim Fuarı, 3 bin 400 firmayla 300 bin ziyaretçiye kapılarını açtı. Açılışında Almanya Başbakanı Angela Merkel'in yer aldığı fuar, Türkiye'den de 6 firmayı ağırladıAlmanya'nın Hannover kentinde her yıl düzenlenen Bilişim fuarı CeBIT bu yıl 16-20 Mart tarihleri arasında gerçekleşti. CeBIT 2015'e 100'ü aşkın ülkeden 3 bin 400 firma katılırken, Türkiye'den sadece 6 firmanın katılması ise dikkat çekti. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in de açılışında bulunduğu fuarda, dünyanın en önemli bilişim firmalarının ürünleri sergilendi. Fuarın bu yılki partner ülkesi ise Çin oldu. 'Türkiye teknolojide birçok ülkeyi geride bıraktı' Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu Hannover kentine gelerek CeBIT fuarını gezdi. Fuarla ilgili açıklama yapan Karslıoğlu, teknolojik alanda Türkiye'nin birçok ülkeyi geride bıraktığını söyledi. Karslıoğlu, 'Gördüğüm kadarıyla Türk firmaları gurur verici sistemler üretmişler. Alman firması olarak katılıp da sahipleri Türk olan firmalarımızda var. Türk gençlerinin yaptığı birtakım buluşlarında burada sergilendiğini biliyoruz. Büyükelçi olarak sadece siyasi konularda değil, bu konularda insanları teşvik etmek ve çalışmak görevlerim arasında. Neticede ekonomi güçlü olunca her şey güçlü oluyor' dedi. Farklı tasarıma sahip ürünler görücüye çıktı CeBIT'te birbirinden farklı teknolojik ürünlere de yer verildi. Alman bisiklet üreticisi Canyon'un Deutche Telekom ile ortak geliştirdiği akıllı telefon aplikasyonuna sahip bisiklet dikkat çeken ürünler arasındaydı. “Sensory Skyatt” isimli duş sistemi ise fuarda tanıtılan ilginç ürünlerden bir diğeri oldu. Duş sistemi sahibine faklı yağmurlama, ses, aydınlatma ve koku seçenekleri sunuyor. Bunun yanında Türksat da CeBIT 2015'teki yerini aldı. Uydu haberleşme hizmetleri ve bilişim alanında yürüttüğü faaliyetleri tanıtan Türksat, Türkiye dışında yaşayan vatandaşlara yönelik hizmetler hakkında da bilgi verdi. TP-LINK de CeBIT 2015’te hem ev, hem kurumlar için en yeni kablosuz ağ çözümlerini sergiledi. Fuar’da dört antenli, çok yüksek kablosuz hıza sahip Archer C2600 yönlendirici, yeni kablosuz menzil genişletici RE450, yeni nesil IP kamera NC250 ve kurumlar için yeni erişim noktası EAP220 ürünleri tanıtıldı. Huawei yeni ürünleriyle CeBIT'te yerini aldı CeBIT 2015'e katılan firmalardan biri de Huawei oldu. Şirket, açık inovasyonu adresleyen altı yeni ürün ve yedi farklı çözümle, kullanıcılarının karşısına çıktı. Huawei’nin kamu sektörü, nakliye, enerji ve finans alanında lanse ettiği ürünler ve çözümler, uçtan uca BT operasyonları için sektöre sunuldu. Huawei’nin altı ana ürünü; S12700 Agile Switch’leri, CloudEngine 12800 Veri Merkezi Switch’leri, NetEngine 40E Core Router, Fusion Server 9032, OceanStor 18800 ve OceanStor 9000 olarak açıklanırken, yedi ana çözümü ise Akıllı Şehir Çözümleri, OmniMedia Çözümleri, Agile Network Çözümleri, Servis Odaklı Bulut Veri Merkezleri, Agile Tümleşik Çözümleri, Endüstriyel Bağlantı Çözümleri ve Kurumsal BT Servisleri olarak belirtildi. Alibaba yeni teknolojisini tanıttı Alibaba da yeni teknolojisini Almanya'da tanıttı. 'Smile to Pay' teknolojisinin uygulanışını kendi telefonuyla gösteren firma kurucusu Jack Ma, sahibi olduğu Alibaba. com'dan bir pul satın alarak ödemesini akıllı telefonuna bakarak yaptı. İşlemi kısa zamanda tamamlayan Ma, satın alınan ürünün önceden belirlenmiş adrese gönderildiğini söyledi. Yeni ödeme teknolojisiyle ilgili kısa bir bilgi veren Jack Ma, 'Herkes şifresini unutabilir, ama yüzünüzü unutamazsınız' dedi. Siber saldırılar konuşuldu Ürünlerin yanında, CeBIT bilişim fuarında siber saldırılarla mücadele yöntemleri de tanıtıldı. Konuyla ilgili konuşan Enformasyon Teknolojileri Birliği Başkanı Bernhard Rohleder, virüs saldırılarının Alman şirketlerine her yıl 50 milyar Euro'luk zarar verdirdiğini söyledi. Rohleder, 'Özel sektör internet güvenliğinin önemini nihayet kavradı ama önlem alınması gecikiyor. Bunun için öncelikle uzmana ve paraya ihtiyaç var. Orta ölçekli ve küçük işletmelerin bu konuda aydınlatılıp uygulamaya geçmelerinin sağlanması lazım.' dedi.Havelsan insansız hava aracı ile CeBIT 2015'teTürk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı'nın teknolojik çözümler geliştiren şirketlerinden Havelsan, Almanya'nın Hannover kentinde devam eden Uluslararası Bilişim ve Bilgisayar Fuarı CeBITte son teknolojiyle üretilen ve tamamen milli bir ürün olan İnsansız Hava Aracı'nı (İHA) sergiledi. Yaklaşık yarım saat havada kalabilen, 2.5 kilogram ve kamera gibi mühimmatları taşıyabilen aracın elektronik ve yazılım tasarımı Havelsan tarafından geliştirildi.Murat Yıldız, Dunya.com
BTK'dan Virüslü E-Postalara Karşı Uyarı
BTK, 'Cryptolocker' isimli zararlı yazılım konusunda vatandaşları uyardı, tuzağa düşmemek için gelen e-postaların dikkatli biçimde incelenmesi gerektiğini bildirdi.Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 'Cryptolocker' isimli zararlı yazılım konusunda vatandaşlara, 'Bu tuzağa düşmemek için gelen e-postalar dikkatli biçimde incelenmeli. İsim benzerlikleri, harf farklılıkları gibi küçük nüanslara dikkat edilmeli ve içeriğinden emin olunmayan dosyalar çalıştırılmamalı' uyarısında bulundu.BTK'dan yapılan açıklamada, son günlerde kamuoyunda sıkça gündeme gelen Cryptolocker isimli zararlı yazılımın maddi ve manevi zarara yol açtığı belirtildi.Söz konusu zararlı yazılımın bilgisayara bulaştığında bilgisayarın işletim sistemine yerleşerek kullanıcının sisteminde aktif olduğu ve en sık kullanılan dosyaları şifrelediği bildirilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'Kullanıcı, şifrelenen dosyaları açamamakta ve dolayısıyla da kullanamamaktadır. Zararlı yazılım aracılığıyla kullanıcının ekranına bir mesaj çıkartılarak, dosyaların şifrelendiği, şifrelenen dosyaların tekrar elde edilmesi için fidye yazılımını yazan kişilerin belirlediği ve yönlendirdiği yere belirli miktarlarda ücret ödenmesi talep edilmektedir.Söz konusu zararlı yazılımın yayılması çeşitli içeriklerde 'oltalama saldırıları' şeklinde gerçekleşmektedir. Örneğin saldırganlar hedef alınan kullanıcıya özel olarak düzenlenmiş ve bilinen telekomünikasyon-teknoloji şirketleri tarafından gönderildiği izlenimi veren sahte fatura e-postaları göndermektedir. Vatandaş da kendisine gelen faturayı görüntülemek için e-postadaki bağlantıları takip etmektedir.Son günlerde karşılaşılan diğer bir yöntem ise PTT posta hizmetlerinin adını kullanarak 'Kargonuz teslim edilememiştir' başlığıyla e-posta atmak şeklindedir. Bu yöntemde kullanıcıdan adres bilgilerini güncelleyip kargolarını alabilmeleri için 'PTT Adres Değişikliği Formu'nu doldurmaları istenmekte ve teslim edilmeyen gün başına ücret ödenmesi gerektiği belirtilmektedir.'Benzeri e-postaların, bankacılık, finans ve turizm gibi farklı sektörlerdeki şirketlerin isimleri de kullanılarak gönderilmesi ihtimali bulunduğu, bu tuzağa düşmemek için gelen e-postaların dikkatli biçimde incelenmesi gerektiği kaydedilen açıklamada, 'İsim benzerlikleri, harf farklılıkları gibi küçük nüanslara dikkat edilmeli ve içeriğinden emin olunmayan dosyalar çalıştırılmamalıdır. Kritik dosyaların belirli aralıklarla yedeği alınarak korunmalıdır. Vatandaşlarımız böyle bir saldırı ile karşılaştığında Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi'ni ve ilgili işletmecileri bilgilendirerek gerekli tedbirlerin alınmasına yardımcı olabilirler' ifadelerine yer verildi.İbrahim Yılmaz, AA
Sanayiye Destek Paketi Geliyor
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz hükümetin sanayicilere yönelik yeni bir destek paketi konusunda çalışmalar yaptığını açıkladı. Yılmaz, “İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz' dedi.Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ekonomi yönetimi arasındaki toplantıda sanayiye yönelik bir paket kararı alındığını açıkladı. Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Yılmaz, paketi Başbakan Davutoğlu’nun açıklayacağını söyledi:“Nitekim dün yaptığımız toplantının (Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığındaki toplantı) sonuçlarından biri de bu oldu. Özellikle sanayicilerimize dönük olarak yeni bir destekleme paketi konusunda çalışmalar yapıyoruz. İstihdamı, yatırımları ve üretimi artırmaya dönük yeni bazı tedbirleri de önümüzdeki günlerde gündeme getireceğiz.”“İmalat sanayiine özel önem veriyoruz”Cevdet Yılmaz buradaki paketin istihdamı ve üretimi artırmaya yönelik olacağını kaydederek, imalat sanayiine özel bir önemle yaklaştıklarını ifade etti:“Dünyada da insanlar hizmet sektörlerine kaymaya başladılar. İmalat sanayiinde çalışmayı arzu edenlerde dünyadakine benzer bir şekilde düşüş görüyoruz. Bunu tersine çevirmeye, sanayide çalışmaya teşvik etmeye, istihdam yoğun yatırımları desteklemeye dönük bir çalışma devam ediyor. Başbakanımız önümüzdeki günlerde bunu açıklayacak. Kalkınma ajanslarımız kanalıyla her bir bölgedeki sanayinin artı ve eksilerine bakıp nasıl dönüşüm sağlayabileceğimize bakıyoruz. Her bir bölgemize özgü sanayi politikamızı sağlıklı bir şekilde sürdürüyoruz.'“Yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istiyoruz”Özellikle kredi kullanan yatırımcının maliyetlerini düşürmek için hassas davrandıklarını anlatan Yılmaz yatırımcıların maliyetlerini düşürmek istediklerini anlattı:'Güven ve istikrar ortamını daha da pekiştirerek kurumsal anlamda alınması gereken tedbirler neyse onları da alarak, finans enstrümanlarını da çeşitlendirerek, bizim, yatırımcının maliyetlerini düşürmemiz gerekiyor. Bu sadece Merkez Bankası'nın faiz politikaları değil onu da aşan boyutlar var. Örneğin katılım bankacılığını geliştirmemiz, İstanbul Finans Merkezi çerçevesinde enstrümanlarımızı daha da artırmamız, bankacılık sistemindeki gereksiz maliyetleri olabildiğince hafifletmemiz, yeni bazı finansal mekanizmalar geliştirerek yatırımları desteklememiz gerek.”“2015’te yüzde 4 büyüme hedefi yakalanır”Cevdet Yılmaz bu ay açıklanması planlanan 2014 büyüme rakamının, Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenenden çok büyük bir farklılık göstermeyeceğini ifade etti:'Çok büyük oranda istihdam sağladığımız halde işgücüne katılım oranı çok fazla arttığı için bir miktar artış oldu ancak yine tek haneli bir işsizliğimiz var. Bu veri bu ortamda son derece sevindirici. Enflasyonda da sevindirici bir rakam gördük. 2014 yılı büyüme rakamının da 3 civarında çıkacağını bekliyoruz. Bir miktar aşağı yukarı olabilir. Bu yılın ilk çeyreğinde mevsimsel etkiler ve baz etkisinden dolayı biraz daha düşük geçebilir. 2015'in ikinci çeyreğinden başlayarak büyümemizin daha da ivmelenmesi bekliyoruz. Yıl sonu itibariyle de yüzde 4 hedefini yakalayacağımızı düşünüyorum. Petrol fiyatlarındaki düşüşün de buna yardımcı olacağını öngörüyoruz. Bakanlık olarak yaptığımız analizde düşük petrol fiyatından yarım puana yakın bir büyüme etkisi bekliyoruz.”Kaynak: Anadolu Ajansı
Nükleer Enerji Gözden Düşüyor
Fukuşima nükleer felaketinin üzerinden neredeyse dört yıl geçti. Facia, dünya çapında nükleer enerjiye bakışı önemli ölçüde etkiledi.“Fukuşima faciası nükleer enerji konusunda küresel bir kilometre taşı.” Çevre örgütü Greenpeace tarafından facianın dördüncü yıl dönümü öncesinde açıklanan bir rapora göre, nükleer enerji sektörünün ekonomik ağırlığı ve önemi giderek azalıyor. Dünya çapındaki nükleer santrallerde üretilen elektrik miktarının 2011’de yüzde 4, 2012’de de yüzde 7 gerilediğine dikkat çekilen raporda, özellikle Japonya’daki tüm santrallerin kapatılmasının etkili olduğu, ancak buna ek olarak Almanya, Fransa, Finlandiya, Güney Kore ve ABD’nin de aralarında bulunduğu toplam 16 ülkede söz konusu miktarda azalma kaydedildiği belirtiliyor.Nükleer santrallerin faturası kabarıyorGreenpeace, birçok ülkenin Fukuşima sonrasında nükleer enerjiye geçiş planlarından vazgeçtiğini veya bu planları ertelediğini hatırlatıyor. Raporda ayrıca güvenlik konusundaki yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması nedeniyle, santrallerin işletmesinin de giderek daha pahalı bir hal aldığı vurgulanıyor.'Yenilenebilir enerji ciddi rakip'Her yıl açıklanan Dünya Nükleer Endüstri Durum Raporu'nun hazırlanmasına da öncülük eden bağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider ise küresel trendleri şöyle özetliyor: “Nükleer santrallerden gelen elektriğin üretim masrafları son yıllarda önemli ölçüde arttı. Bu önemli bir gelişme, zira başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere tüm diğer teknolojilerin masrafları azalıyor. Yenilenebilir enerji ciddi bir rakip, ayrıca Avrupa’da elektrik tüketimi de geriliyor.”Finansmanı zor1997'de 'alternatif Nobel' olarak bilinen Doğru Yaşam Ödülü'ne layık görülen enerji analisti Mycle Schneider, 1970’li yıllarda altın bir geleceği olduğuna inanılan nükleer santrallerin, günümüzde finansmanının bile zorlaştığına dikkat çekiyor. “Bugün nükleer santrallerin finansmanını üstlenen tek bir büyük ticari banka bile kalmadı. Tüm kredi derecelendirme kuruluşları yeni bir nükleer santrale yatırıma olumsuz not veriyor.” diyen Schneider, buna karşılık, Siemens örneğinde olduğu gibi nükleer enerjiye vedanın da, bu kuruluşlardan olumlu not kazandırdığını hatırlatıyor. Nükleer santral inşaatlarının sayısının ise çok az olduğunu ve sadece belli sayıda inşaat şirketinin ayakta kalmayı başarabildiğini belirten enerji analisti, son olarak, kendini dünyanın bir numarası olarak lanse eden Fransız Areva şirketinin kredi notunun 2014 sonunda ıskarta seviyesine indirildiğine dikkat çekiyor. Rus Atomenergoprom şirketinin notunun da, birkaç gün önce aynı şekilde ıskarta seviyesine çekildiğini kaydeden Schneider, “Yani özetle finans dünyası, hangi ülkeden olursa olsun, nükleer enerji şirketlerine kötü not veriyor.” tespitinde bulunuyor.“ Tam bir devrimin ortasındayız”30 yılı aşkın süredir nükleer enerji alanındaki gelişmeleri izleyen Schneider, gelecek yılların enerji sektöründe ne gibi değişikliklere gebe olduğu sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “Tam bir devrimin ortasındayız. Deutsche Bank ya da İsviçre'nin en büyük bankası olan UBS'in en yeni analizleri gayet ilginç. UBS, binanın çatısına konacak bir güneş enerjisi sisteminin ve elektrikli bir taşıtın 2020 yılında birçok insan için karlı olacağını hesaplamış. Bu tür gelişmeler tüm enerji sistemini baştan aşağı değiştirecektir. Deutsche Bank'ın tahminlerine göre ise, tüketicilerin güneş enerjisi ile kendi ürettikleri elektrik birçok ülkede şimdiden şebekeden gelen elektrikten daha hesaplı. Bu da, geleceğin enerji piyasasında geçerli olacak kuralların günümüzdekiler ile yakından uzaktan alakası olmayacağı anlamına geliyor.”Nükleer enerji sektörünün geleceğiBağımsız enerji ve nükleer politika analisti Mycle Schneider, tüm bu gelişmelerin nükleer enerji sektörü için ne anlama geleceğini tek bir kelimeyle özetliyor, 'felaket!”.Deutsche Welle Türkçe | Gero Rueter
Sanayi Üretiminde Düşüş
Türkiye'nin sanayi üretimi Ocak'ta yüzde 2.2 azaldı, son iki yılın en düşük düzeyine geriledi.Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, Ocak'ta, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi de bir önceki aya oranla yüzde 1,4 azaldı.Sanayi üretimi en son 2012 Aralık ayında yüzde 0.9 düşmüştü. Geçen yılın aynı döneminde sanayi üretimi yüzde 7,1 artmıştı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) açıklamasına göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış hesaplamada, Ocak'ta, bir önceki aya göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 7,4 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,4 azalırken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,1 arttı.Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi de Ocak ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 azaldı. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde yıllık bazda, madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 11,5 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,4 azalırken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksinde yüzde 2,9 artış görüldü.Öte yandan arındırılmamış sanayi üretim endeksi, Ocak'ta, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,26 düşüş gösterdi.AA Finans'ın sanayi üretimi beklenti anketinde ekonomistlerin, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi beklentisinin ortalaması yüzde 2,35, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi beklentisinin ortalaması yüzde 0,55 olmuştu.Ankete katılan ekonomistler, arındırılmamış sanayi üretim endeksinin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,87 artacağını tahmin etmişlerdi.Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, geçen yılın aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,6, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki aya oranla yüzde 1,2 artmıştı.Kaynak:AA ve Al Jazeera
‘B Planında O Alanı Kontrol Altına Almak Vardı’
Başbakan Davutoğlu’ndan, Şah Fırat Operasyonu’yla ilgili çarpıcı bilgi: ‘Türkiye isterse bir gecede Suriye’de 40 km içeriye anında girer. Eğer bir zaiyat verseydik, bir saldırı ile karşılaşsaydık, karakola kadar olan alanı tümüyle kontrol altına alacaktık. Karakolu taşımayacaktık’Başbakan Ahmet Davutoğlu, Portekiz ziyaretinden sonra ABD’ye geçti. New York yolunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu’nun mesajları özetle şöyleydi:- Suriye’de rejimle Özgür Suriye Ordusu arasındaki mücadelede son durum nedir?Suriye’de uluslararası toplum, 3 yıl sonra dediğimize geldi. Suriye konusunda yaptığımız uyarıları yanıtsız bıraktılar ve bugün gelinen noktada Suriye’de olup bitenler ulusal güvenliğimizi tehdit ediyor. 3 yıl önce Suriyeli ılımlı muhalifleri eğit-donat ile destekleseydik DEAŞ bugün bu noktaya gelemezdi. Biz Suriye’de 3’üncü seçenek mümkün diyoruz. Örneğin Halep, ne DEAŞ’ın ne rejimin eline düşsün. Her iki durumda da Türkiye’ye yeni bir mülteci akını olur. Sınıra yakın yerlerde istikrar unsurlarının varlığını önemsiyoruz. Halep gibi Erbil düşseydi, bizim için ulusal güvenlik sorunu çıkardı. Sınırımızda terörist unsurlar istemiyoruz.‘Tasfiye ederdik’- Süleyman Şah Operasyonu’ndan sonra Türkiye’nin bölgedeki hareket kabiliyeti arttı mı?Ordumuza bir ay önce Süleyman Şah Operasyonu ile ilgili yazılı talimat verdik. İftihar ediyorum, getirdikleri plan aynen işledi. Hiçbir aksama olmadı. Ve herkese şu mesaj verildi; Türkiye isterse bir gecede Suriye’de 40 km içeriye anında girer.Eğer bir zaiyat verseydik, bir saldırı ile karşılaşsaydık, karakola kadar olan alanı tümüyle kontrol altına alacaktık. Karakolu başka bir yere taşımayacaktık. Türkiye ile karakol arasındaki alan askeri olarak kontrol altına alınacaktı.Kimseden izin almadık, şurası dedik yeni yer. Orayı kontrol ettik, 5-6 saat iki yerde Türk bayrağı oldu. Bu arada saldırıya uğrasaydık, Karakozak’ta ya da başka bir yerde. O zaman girip, saldırıyı kim yaptıysa tasfiye edip, o bölgenin tümünü kontrol altına alacaktık.B Planı’mız buydu. Orada tek bir kurşun atılsaydı, o kurşunu atabilecek tüm hedefler belliydi, nereden gelebileceği, o hedeflerin olduğu her yer kontrol altına alınacaktı. Çünkü o ana kadar Karakozak bizim toprağımız, oraya saldırı Türkiye’ye saldırı anlamına gelecekti. Karakozak’ı Eşme’ye taşıdığımızdan itibaren Eşme bizim toprağımız. Önemli olan karakol değil, Süleyman Şah’ın üzerinde bulunduğu toprak. Türbe neredeyse, orası...Koalisyon operasyon sonrası açıklama yaptı, Suriye’de egemen olunca sular altında kalan Caber Kalesi’e yakın bir yere taşıyabiliriz. O gece kapsamlı bir harekat için bütün planlamalar yapılmıştı. Suriye’nin bütününü kapsayan planlar. Bize saldıran kim olursa olsun, hedef olacaktı, bütün saldırı unsurları yok edilecek, orası kontrol altına alınacaktı.Suriye rejimi ilerleyen Türk birliğine bir saldırıda bulunsa bütünüyle ilgili tedbir alınırdı. Düşünün 15 km’lik bir konvoydan bahsediyoruz. 57 zırhlı, 40 tank, uzun bir konvoy. Biri bir füze atsa, o andan itibaren nereden gelmişse o saldırı, nereden gelirse, o saldırının geldiği bütün odaklar hedef haline gelecekti.‘DOĞRUDAN ÇATIŞMAYIZ’- Türkiye Musul’da sıcak çatışmaya girer mi?Türkiye doğrudan Irak ya da Suriye’de sıcak bir çatışmanın tarafı olmaz. Musul’a desteğimiz olur ama doğrudan çatışmayız. Ama Türkiye’ye doğrudan saldırı olursa anında cevap veririz, buna potansiyelimiz de kudretimiz de var. Halktan güç alan yapılara desteğimiz olur. Seçilmiş Musul Valisi Nuceyfi bizim için hala Musul’un valisidir. Musul Valisi’nin en büyük kaygısı, DEAŞ çekilince Şii milisler gelmemeli. Musul’da böyle bir tehlike var. Buraya Sünni ulusal muhafız güçlerinin girmesi lazım. Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin kaygıları koalisyondan farklı. Koalisyon DEAŞ Musul’dan çıkarsa bunu başarı görüyor. Doğru, bu şart ama bizim için DEAŞ çıkınca ne olacak sorusu önemli. DEAŞ’ın boşalttığı yere Suriye rejimi girmemeli. Veya Irak’ta Şii milisler girmemeli. Koalisyon “DEAŞ’i temizleyelim, sonrasına bakarız” diyor. Bu yanlış bir strateji. Ateş bizim sınırımızda yanıyor ve en çok da bizi yakıyor. Biz sınırımızda risk azalsın istiyoruz. Bazı istihbarat örgütleri de bu çatışma ve kaos ortamının devamını istiyor. Onları da takip ediyoruz.Demirtaş’a yanıt: Çağrı gecikti çünkü halkı sokağa döktünHDP lideri Demirtaş’ın ortak açıklamanın 7 ay gecikmesiyle ilgili eleştirisine yanıt: “6-7 Ekim bu işi engelledi”- İmralı ile Kandil arasında bir kopukluk var. Çözüm süreci ile ilgili Nevruz’da daha ileri bir adım bekliyor musunuz?Silah bırakma çağrısı tarihi bir dönüm noktası. Her şeyin demokratik siyaset içinde tartışılabileceğini ortaya koyuyor. Silahlı yöntemlerle bir yere ulaşılamayacağını herkes görüyor. Bizim içim ölçü, silahlı yöntemlerin tümünün terkedilmesi, talep neyse, tartışılacak konu neyse, bunların şiddetten uzak konuşulması. Bu ortam bazılarını rahatsız ediyor. Bu çatışma ortamı ekonomik sektör oluşturuyor, bunun değişmesi ihtimali pek çok çevreyi rahatsız ediyor. Sadece içeride değil yabancı istihbarat ve bazı dış odaklar da rahatsız oluyor bir barış ortamının başlamasından. Elinde silah olanlar “Barış olursa ben ne yapacağım” diyor. Bundan başka Kürt ve Türk ulusalcılar rahatsız oluyor. Ulusalcılardan kastım Baasçılar.Biz siyasiler güçlü olsun isteriz. Ama siyasiler de “siyaset” yapmalı. Demirtaş neden 7 ay önce bu çağrı yapılmadı diyor. Çünkü sen bir tweet attın, halkı sokağa döktün. 6-7 Ekim’de provokasyon ile yapılan şey bu işin 7 ay önce yapılmasını engelledi. Habur’da olmamasının nedeni, gövde gösterisi haline getirilmesi.Ama halk artık bu olaylarda devlete döndü. Çünkü gördü ki artık eski devlet yok. “Senin hakların gaspediliyor” denilince halk buna prim vermiyor. Herkesin nihai sonucu düşünmesi ve provokasyondan kaçınması lazım.- Çözüm sürecini seçim yatırımı olarak kullandığınız söyleniyor, ne diyeceksiniz?Seçim yatırımı olsa, Allah aşkına yatırım yapılacak başka konu yok mu? Hamasi nutuklarla aynı oyu yine alırız. Çözümden herkes kazanır. Desteklerlerse oy CHP’ye de gider, MHP’ye de gider, HDP’ye de gider. Hamaset olmamalı. Zarar verir. Kazancımız ne? İstikrar. Seçime suhuletle gitmekten daha büyük kazanç olur mu?Türkiye istikrar adası, yatırıma gelin!PORTEKİZ’den ABD’ye geçen Başbakan Davutoğlu, New York’ta öğle yemeğinde bir araya geldiği Goldman Sachs Doğrudan Yatırımcıları’na seslendi: “Türkiye’nin etrafında Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna, Yemen ve Libya gibi 6-7 kırılgan ülke var. Tüm bunlara baktığımızda, Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip. Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye gelecek için umut vaadediyor. Bugünün küresel ekonomisinde İstanbul öyle büyüyor ki önümüzdeki yıl ve on yıllarda finansal merkez haline gelecek. İstanbul’un ulaşım yolları, enerji koridoru ve finans merkezlerinden biri olmasını planlıyoruz. İlk aşamada yılda 150 milyon yolcusuyla dünyanın en büyük havaalanını inşa ediyoruz. Ayrıca Asya ile Avrupa arasında, boğazın altında 6 bin 500 metrelik üç katlı tünel yapılacak.”AK Parti’nin oyu % 48-52Davutoğlu, şöyle devam etti: “Avrupa’da, dünya ekonomisini etkileyen durgunluk sürüyor. Türkiye, G20 dönem başkanı olarak, dünya ticaretinin nasıl teşvik edileceği noktasında bir plan hazırladı. Ayrıca son  anketlere göre partimizin oy oranı yüzde 48-52, ana  muhalefet partisi ise yüzde 22-25.”‘Dağdan iniyor düğün yapıyor’“Oğlu askerde olduğu halde rahat uyuyabilen anne ya da oğlum yarın dağı kaçırılır korkusu olmadan uyuyabilen anne baba. Şimdi bu sağlandı. Bu atmosfer yayıldı mı, bundan daha fazla barışı teşvik edecek bir şey yoktur. Diyarbakır annelerinden biri, oğlu dağdan inmiş, dağdan inen çocuğunu evlendiriyor, düğününe Sare Hanım’la bizi de davet etti. Vaktim olsa katılmayı arzu ederdim. Ne zaman dağda öleceği belli olmayan bir çocuk dağdan indi ve bir düğünle evleniyor. Bu güzel bir şey. Geri dönüp aile kurması, sosyal hayata katılması... İnşallah bir dönem kapanır. Umutluyum. Artık şiddete tekrar başvuran kaybeder.”Türkiye’den paranın kaçmaması lazım...- Ekonominin gidişatını yatırımcılara nasıl anlatacaksınız?Dünyada şu an en uygun yatırım ortamını araştıran, ciddi bir sermaye var. Ya sıcak para şeklinde, finans piyasalarına gelip kâr etmeye çalışıyor ya da kalıcı olarak fabrika kurmaya geliyor. Biz tabii doğrudan yatırımı, sanayi kurmak için gelenleri tercih ederiz. Ama kısa vadede Türkiye’den paranın kaçmaması lazım. Dünyadaki reel faiz oranlarıyla karşılaştırıldığında Türkiye cazip olmalı. Burada bir denge bulmamız gerekiyor. Hem sermaye kaçmasın, hem de yatırıma gelecek sermaye için kalıcı bir yatırım ortamı olsun. Bu sağlanabilir. İyimserim. Enerji giderlerimiz düşüyor. Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme politikası da bize fırsat sunuyor. Ortaya çıkacak para için en önemli limanlardan biri Türkiye. Brezilyakrizde, Arjantin krizde, Japonya durgunlukta. AB durgunluktan çıkmaya çalışıyor. Japonya’daki rezerv fazlasını çekebiliriz. İyimserim.‘Perinçek CHP lideri olursa hiç şaşırmam’“Yüzde 35 oy hedef olur mu? Ama Kılıçdaroğlu yüzde 35 oy oranı hedefliyorum demiş. Türk siyasi hayatında böyle zillet içeren ifade görmedim. Geçen yıl paralel çete “Ak Parti yüzde 35’e düşecek” diyordu, paralelcilerin bizi en fazla düşürdüğü yer CHP’nin nihai hedefi olmuş. CHP’nin 11 ilde aday adayı yok. Kimse milletvekili olmak için başvurmamış. Üç büyük ilde (Erzurum, Van, Mardin) ise sadece birer aday çıkmış. Çünkü vatandaşların CHP’den umudu yok. Bakınız sadece iki parti gitti Esad’a; CHP ve Vatan Partisi... Belki de Doğu Perinçek CHP liderliğine oynuyor. İleride bir ad daha değiştirirler, Perinçek genel başkan olursa hiç şaşırmam. İşte o zaman taşlar yerine oturur, CHP gerçek anlamda Türk Baasçı rolünü üstlenebilir.”FAİZ TARTIŞMASI‘Kutuplaştırmak doğru değil’- Cumhurbaşkanı faiz indiriminde ısrar ediyor, görüş farklılığı aşılabildi mi?Merkez Bankası’nın geçen yıl enflasyon hedefinin tutmamasının sebeplerinden biri tarım fiyatlarındaki artıştı. Neden, kuraklık vardı. Bu bize şunu gösteriyor; enflasyonu sadece Merkez Bankası’nın faiz ya da kur politikaları belirlemiyor. Burada işi kutuplaştırıp, iki kutup gibi değerlendirmek doğru değil. Yatırımlar için enflasyon ve faiz oranları kadar siyasi istikrar önemli. Burada çok dikkatli bir şekilde para politikaları ile enflasyon arasındaki ilişkiyi yönetmek gerekiyor. Bu sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde de tartışılıyor. Bu doğal. Önemli olan bunun tek unsur, tek parametre olarak görülmemesi. Türkiye’nin ne doğalgazı, petrolü ne birikmiş sermayesi var. Dışarıdan sermaye çekmek zorundayız. Burada faizle enflasyon beklentisi arasında sağlıklı bir ilişki kurmazsak, dış yatırım düşmeye başlıyor.İsmail Turgut Yuvacan, Vatan
Başbakan Davutoğlu: 'Türkiye Gelecek İçin Umut Vadeden Bir Ülke'
Başbakan Davutoğlu, 'Türkiye’nin etrafında Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna, Yemen ve Libya gibi kırılgan ülkeler var. Tüm bunlara baktığımızda, Türkiye bir istikrar adası' dedi.WASHINGTONBaşbakan Ahmet Davutoğlu, 'Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip bir ülke. Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye gelecek için umut vadeden bir ülke' dedi.Davutoğlu, New York temasları kapsamında Goldman Sachs’ın binasında, Goldman Sachs Doğrudan Yatırımcıları'yla öğle yemeğinde bir araya geldi.Türk ve yabancı yatırımcıların hazır bulunduğu toplantıda, Davutoğlu'na Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da eşlik etti.Goldman Sachs’ın İstanbul’da bir ofis açmasından memnuniyet duyduğunu dile getiren Davutoğlu, ofisin çok aktif olacağına inandığını söyledi.Davutoğlu, İstanbul’un dünyanın, Afrika ve Avrasya’nın merkezi ve birçok faaliyetin kalbi olduğuna işaret ederek, geçmişten modern zamana kadar hep en büyük ekonomik merkezlerden ve dünyanın en önemli kentlerinden biri olmaya devam ettiğini belirtti. Davutoğlu, “Bugünün küresel ekonomisinde İstanbul öyle bir büyüyor ki önümüzdeki yıl ve on yıllarda finansal merkez haline gelecek. İstanbul’un ulaşım yolları, enerji koridoru ve finans merkezlerinden biri olmasını planlıyoruz' diye konuştu.İstanbul’da dünyanın en büyük havaalanını inşa ettiklerini bildiren Davutoğlu, projenin ilk aşamasının Türkiye'nin kuruluşunun yıl dönümü olan 29 Ekim 2017 yılında, hepsinin 5 yılda tamamlanacağını söyleyerek, 'Bu havaalanı bittiğinde, yılda 150 milyon yolcusuyla dünyanın en büyük havaalanı olacak” ifadesini kullandı.Davutoğlu, bugün bile İstanbul’un en hareketli havaalanlarından birine sahip olduğuna ve birçok etkinliklerin merkezi konumunda bulunduğuna dikkati çekerek, İstanbul’da finansal altyapının da büyüdüğünü anlattı.Davutoğlu, ayrıca, geçen hafta üç katlı Büyük İstanbul Tüneli Projesi'ni açıkladıklarını anımsatarak, Asya ile Avrupa arasında, boğazın altında 6 bin 500 metrelik tünel oluşturulacağını kaydetti.'Türkiye çok önemli bir coğrafi noktada yer alıyor'Davutoğlu, küresel ekonomideki durum ve Türkiye’nin bu konulara ilişkin gelecek planlamalarına da değindi.Uluslararası bağlamda dünya ekonomisi ve politikasında en kritik ve kapsamlı dönüşümlerden birinin yaşandığını belirten Davutoğlu, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 1990’larda bir jeopolitik değişim ve 'deprem' görüldüğünü anımsatarak, Ukrayna gibi ülkelerde hala bunların etkilerinin devam ettiğini söyledi.Davutoğlu, şöyle devam etti:'Ukrayna ve Rusya Türkiye’nin iki komşusu. 1990’ların bu jeopolitik zorluğu bugünün de gündeminde hala yerini koruyor. Bu şehirde de (New York) 11 Eylül saldırıları güvenlik perspektifi açısından bir dönüm noktasıydı. Hala uluslararası terörizm tehdidiyle yüz yüzeyiz ve uluslararası terörizmle mücadelede, sadece çevresindeki bölgede değil dünya genelinde barışın kurulması noktasında Türkiye çok önemli bir coğrafi noktada yer alıyor.'Davutoğlu, 2008 yılındaki küresel ekonomik krizin etkisinin de hala sürdüğünü ifade ederek, şunları belirtti:'Dün Portekiz, iki hafta önce Macaristan, ondan önce de Brüksel ve Berlin’deydim. Avrupa ekonomisinde, Türkiye ve dünya ekonomisini de etkileyen durgunluk sorunsalı hala devam ediyor. G20 dönem başkanı olarak Türkiye, küresel ekonominin geleceği için ulusal ve uluslararası ekonomilere yeni dinamizm sağlayacak, durgunlukla nasıl mücadele edileceği, büyüme ve dünya ticaretinin nasıl teşvik edileceği noktasında bir plan ve ajanda hazırladı.''Türkiye gelecek için umut vadeden bir ülke'Arap Baharı’nın ardından yeni zorlukların ortaya çıktığını anlatan Davutoğlu, Türkiye’nin etrafında Suriye, Irak, Lübnan, Ukrayna, Yemen ve Libya gibi 6-7 tane kırılgan ülke bulunduğunu ifade etti. Davutoğlu, 'Tüm bunlara birlikte baktığımızda, Türkiye bir istikrar adası, geleceğe dönük vizyona sahip bir ülke ve AB ülkeleri ile OECD’nin ortalamasından çok daha büyük ekonomik büyümeye sahip bir ülke' değerlendirmesinde bulundu.Ekonomik dinamizm ve siyasi istikrar açısından Türkiye’nin gelecek için umut vadeden bir ülke olduğunu vurgulayan Davutoğlu, 'Son 12 yılda çevremizdeki birçok soruna rağmen Türk ekonomisi yılda ortalama yüzde 5,5 büyüdü. Gayrisafi milli hasılamız (GSMH) 3,5 kat arttı. İktidara geldiğimiz 2002 yılında GSMH, 230-240 milyar dolar civarındaydı, şimdi 840-850 milyar dolar civarında ve hala da artmaya devam ediyor' dedi.Davutoğlu, Türkiye’de kişi başına gelirin yükseldiğini, her kentin altyapısının değiştiğini dile getirdi.'Vizyon ve iyi yönetime sahip ülkelerden biri Türkiye'Devletleri üç kategoriye ayıran Davutoğlu, bunlardan ilkini, vizyonu ve kendilerini yönetme kapasitesi bulunan ülkeler, ikincisini vizyonu olmayan ama en azından ülkeyi yönetme kapasitesi olan ülkeler, üçüncüsünü de ne vizyon ne işleyen bir yönetim kapasitesine sahip ülkeler olarak tanımladı.Davutoğlu, 'Birinci kategorideki ülkeler yükselecek ve Türkiye de bu kategorideki bir ülke. İkinci kategorideki ülkeler, statükolarını korumaya devam edecek, Suriye, Ukrayna, Irak gibi üçüncü kategorideki ülkeler de bazılarındaki zengin kaynaklara rağmen düşüş yaşayacaklar' görüşünü paylaştı.Muhabir: Barışkan Ünal, Mehmet Ö. ToroğluAA
Dolardan Bir Günde İkinci Rekor
Geçtiğimiz hafta Cuma günü 2,5275 ile en yüksek seviyeye ulaşan dolar rekor tazeledi. 1 dolar akşam saatlerinde 2,54 TL oldu. Merkez Bankası 50 milyon Dolarlık döviz satım ihalesi açtı.Güne 2,52 seviyesinde Cuma günkü rekoruna yakın başlayan dolarda yeni rekor geldi. Dolar 2,54 TL oldu. Ekonomi yönetiminin geleceğine ilişkin endişeler dolarda oynaklığa neden oluyor. Doların küresel olarak değer kazanması  da gelişen ülke para birimlerinde değer kaybına yol açıyor. Dolar endeksi bugün 11 yılın en yüksek seviyesine geldi.  Merkez Bankası, Dolardaki yükselişin önüne geçmek için 50 milyon Dolarlık döviz satım ihalesi açtı.Dolar enflasyon verisinin ardından 2,5082'ye gerilemiş çünkü  enflasyon Şubat'ta yüzde 0,71'le beklentilerin hafif üzerinde gerçekleşmişti. Analistler bu gelen verinin ardından Merkez Bankası'nın ölçülü de olsa faiz indirimlerine devam edeceğini düşünüyor. Petrol fiyatlarında düşüşün durması, TL'deki değer kaybı ile enflasyondaki düşüşün beklenen hızda olmayacağı ifade ediliyor. Merkez Bankası'ndan kur uyarısıMerkez Bankası, önümüzdeki dönemde ekonomide 'aşağı yönlü' risklerin önemini koruduğu ve döviz kurlarındaki yükselişlerin enflasyondaki düşüşü sınırlayabileceğini ifade etti.Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun sınırlı faiz indirimi kararını aldığı 24 Şubat toplantısına ilişkin özetlerinde, yıllık enflasyonun baz etkisiyle düşüş kaydetse de dayanıklı mallar genelinde yüksek oranlı fiyat artışları gözlendiğine vurgu yapıldı:'Giyim ve dayanıklı mallar dışında kalan gruplarda da yıllık enflasyon gerilerken aylık enflasyonun yükseldiği görüldü. Yakın dönem döviz kuru gelişmeleri temel mal enflasyonunda öngörülen düşüş sürecini sınırlayabilecek olmakla birlikte grup enflasyonunda yılın ilk çeyreğinde belirgin bir iyileşme olması bekleniyor. Dış talep göstergeleri, 2014 yılının son çeyreğinde net ihracatın büyümeye katkı yapmadığına işaret etmektedir. Bu dönemde ana ticaret ortaklarının büyüme hızlarındaki yavaşlama ve jeopolitik gelişmeler ihracattaki artışı sınırlarken, yurt içi talepteki ılımlı toparlanmayla birlikte ithalat talebinde artış gözlenmiştir. Küresel finans piyasalarında oynaklığın devam etmesi ve güven endekslerindeki zayıf seyir özel kesim nihai talebinin büyümeye yaptığı katkıyı sınırlayabilecektir. Dış talepte ek zayıflama gözlenmesi ve küresel büyüme oranlarının önemli oranda gerilemesi durumunda, emtia fiyatlarında yaşanacak düşüşler enflasyonu azaltıcı etki yapacak, fakat aynı zamanda yurt içi iktisadi faaliyet üzerinde belirgin olumsuz etkiler gözlenebilecektir. Bu durumda, Kurul politika araçlarını ekonomiyi destekleyici yönde kullanacaktır.'
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve Sırrı Süreyya Önder’in açıklamaları tarihsel öneme sahip. Türkiye siyasetinde ve Ortadoğu’da yeni bir sayfa açılıyor. Süreç bu noktaya kolay gelmedi. Ancak bugün zorlukları konuşma zamanı değil. Tüm yazılanlar arşivlerde duruyor.Dünkü çağrı aslında HDP heyetinin 4 Şubat görüşmesinde İmralı’dan alındı. Öcalan, PKK’nın kongre toplayıp ‘Türkiye’de silahlı çağrıyı bırakmasını’ istiyordu. Ancak Kandil bu çağrıya olumlu yanıt vermedi. Geride kalan 25 günün hikayesi yazıldığında nasıl bir aksiyon yaşandığını okuyacaksınız. Nefes kesen görüşmeler sonunda peş peşe dünkü açıklamalar geldi.Yalçın Akdoğan’ın perde arkasında yaptıkları olmasa sürecin bu noktaya gelmesi zor olacaktı. Hakan Fidan’ın tarihsel hakkını teslim etmek gerekiyor. Ayrıca Muhammed Dervişoğlu’nun son dönemde sessiz ve derinden yürüttüğü trafiğin altını çizmek lazım. Başbakan Davutoğlu’nun cesur ve kararlı tutumu olmasa süreç bu tarihi noktaya gelemeyecekti.2005’ten 2015’e ilerleyen süreçTayyip Erdoğan’ın 2005 Diyarbakır konuşmasıyla başlayan süreç on yıl sonra finale geldi. Geçen on yıl içinde büyük badireler atlatıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın risk alarak ileri hamleler yapması ve en son Başbakan Davutoğlu hükümetinin programına girmesi tarihi adımlar oldu. Bugün artık yeni bir tarih başlıyor. Eski Türkiye’nin ve eski rejimin prangalarından biri olan sorunun çözümü konusunda kritik günler yaşanıyor.
Başbakan Davutoğlu: ‘Türkiye'ye Herkes Selam Duracak’
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Türkiye Cumhuriyeti’ne de herkes gücü ve kudretiyle selam duracak' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecinin artık milletin malı olduğunu belirterek, 'Çözüm süreci milli bir süreçtir, yerli bir süreçtir, bu ülkenin bütün vatandaşlarının sahiplendiği bir süreçtir. Önümüzdeki günlerde çözüm süreci konusunda çok daha sağlam adımlar atılacağına inancımız devam etmektedir. Bütün vatandaşlarımızı da Türkiye’yi Suriye ve Irak gibi kaos ortamına sürüklemek isteyenlere karşı çözüm sürecini ve Türkiye’deki demokratikleşme sürecini sahiplenmeye davet ediyorum' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, televizyonlarda 'Yeni Türkiye Yolunda' adıyla yayınlanan halka seslenişinde, 'Şubat ayı yılın en kısa ayı, ama milletçe gurur duyduğumuz, heyecan duyduğumuz projeler yanında milletçe üzüldüğümüz olaylarda yaşadık. Şimdi muhtemelen her biriniz ya sofra başındasınız, ya akşam yemeğini bitirmiş kahve içiyorsunuz ya da nöbette değişik vesilelerle iş yerlerindesiniz. Sofranızın bereketli olmasını, sohbetinizin hep tebessümle dolmasını, işlerinizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Gurur duyduğumuz olaylardan bahsetmiştim. Milletler kritik dönemlerde sınava çekilirler, tarih sınavından geçen milletle bir sonraki döneme gururla ve onurla girerler, bu sınavları kaybedenler ise sonraki dönemlerde zillet içinde yaşarlar.Böyle bir sınavı 21 Şubat’ı 22 Şubat’a bağlayan gece yaşadık, kahraman Silahlı Kuvvetlerimiz eşzamanlı iki ayaklı operasyonla 21 Şubat’ı 22 Şubat’a bağlayan gece saat 21.00’de Suriye’ye girdi. Bir taraftan Süleyman Şah’ın yeni mekanı olacak olan Suriye Eşme’sindeki toprak kontrol altına alındı, diğer taraftan da 40 tank, 57 zırhlı araç, 572 kahraman askerimiz Birinci Dünya Savaşında terk ettiğimiz topraklara tekrar girdi ve Karakozak Köyü’ndeki Süleyman Şah Saygı Karakolu’na planlandığı gibi gece yarım sularında ulaştı. Ben de bu operasyonu gece 23:00’ten itibaren sabaha kadar aralıksız bir şekilde Genelkurmay Başkanımız, kuvvet komutanlarımız, kahraman subaylarımız ve askerlerimizle birlikte takip ettim. Emin olun, bütün gece gururla dakika dakika işleyen bir operasyona şahit olmak benim Türk Silahlı Kuvvetleri’ne olan güvenimi, ülkemizin kapasitesine olan inancımı bir kez daha artırdı. Operasyon esnasında bir kaza suretiyle şehit olan bir askerimiz, Halit Avcı kardeşimiz dışında hiçbir askerimizin burnu dahi kanamadı ve ülkemize salimen döndüler' ifadelerini kullandı.“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE DE HERKES GÜCÜ VE KUDRETİYLE SELAM DURACAK''Bu operasyondaki olağanüstü başarı dolayısıyla başta Genelkurmay Başkanımız olmak üzere kuvvet komutanlarımıza, Şah Fırat Operasyonunda yer almış bütün subaylarımıza, askerlerimize teşekkürü bir borç biliyorum' diyen Başbakan Davutoğlu, 'Onlarla gurur duyuyoruz, onların bu vatan aşkının ülkemizin geleceği için en büyük teminat olduğunu biliyoruz. Aziz milletim, nasıl Şah Fırat Operasyonu başarıyla tamamlanmışsa, aslında ekonomide ve diğer alanlarda da aynı disiplinle çalışmaya devam ediyoruz. Yükselen Türkiye’nin ayak sesleri artık her yerden duyuluyor, yurt içinde ve yurt dışında her yerden duyuluyor.Bu ayak seslerinin çarpıcı bazı mega projelerle nasıl hissedilmeye başlandığı da sizlerle paylaşmak istiyorum. 12 Şubat’ta İstanbul’da 3’üncü havalimanı projesini inceleme ziyaretinde bulundum. Nasıl Genelkurmay karargahında 21 Şubat’ta gururla o çalışmaları takip etmişsem, aynı şekilde 3’üncü havalimanı projesinde sağlanan gelişmeleri, ilerlemeleri de aynı gururla takip ettim, brifingler aldım. Bu projeyle birlikte İstanbul dünyanın en büyük havalimanına kavuşacak. Dört fazda ilerleyecek çalışmalar; Birinci fazda 2017 29 Ekim’ine kadar 2 pistte 90 milyon kapasiteli havaalanı inşa edilecek, 2018 yazında 3’üncü pist inşa edilecek, daha sonraki 3’üncü aşamada kapasite 120 milyona, 4’üncü aşamada 150 milyona çıkacak, 150 milyonla dünyanın en büyük havalimanı İstanbul’da inşa edilmiş olacak.10 milyarı aşkın yatırım projesi, 22 milyarlık kira bedeliyle 32 milyon 390 milyonluk müthiş bir finansal altyapıya sahip gerçek bir mega proje. Artık doğudan batıya, kuzeyden güneye kim nereye seyir ediyorsa etsin, seyir edenler mutlaka İstanbul’a inecekler, İstanbul’da intikallerini yapacaklar ya da kalacaklar, ama mutlaka İstanbul’a selam duracaklar. Nasıl hava ulaşımında İstanbul Havalimanı üzerinden İstanbul’a selam durulacaksa, Türkiye Cumhuriyeti’ne de herkes gücü ve kudretiyle selam duracak' şeklinde konuştu.“İSTANBUL’U BİR ANLAMDA İKİ KITAYLA BİRLİKTE BÜTÜN KANATLARIYLA TEK BİR UZUV HALİNE GETİRİLİYORUZ”Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Yine bu projeyi bütünleyen bir başka projeyi de dün İstanbul’da İstanbullu hemşehrilerimizle, hem de bütün vatandaşlarımızla paylaştım, bu da 3 katlı İstanbul tüneli, bu da dünyada bir ilk. İlk defa dünyada 3 katlı bir tünelle bir Boğaz geçişi, bir geçiş sağlanmış olacak. Ortadaki metro geçişi, üst ve alt katlarda ise kara yolu geçişi ile İstanbul Boğaz’ını bir kez daha denizin 110 metre altından geçeceğiz.Bu proje bütüncül bir proje, yani İstanbul’a makro düzeyde bakıldığında 9 raylı sistemi birbirine bağlayan, bunlar arasındaki irtibatları sağlayan bir halka olacak, tabiri caizse tespih dizileri gibi yürüyen projeler bu adımla birlikte birbirine irtibatlanacak. 3 boğaz geçişi, 3 köprü, 3 havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu bu projeyle birbirlerine kenetlenecekler, İstanbul’u bir anlamda iki kıtayla birlikte bütün kanatlarıyla tek bir uzuv haline getiriliyoruz. 6 bin 500 metrelik geçişle bir kez daha Avrupa ve Asya birbirine irtibatlanırken, İncirli, Topkapı, Okmeydanı, Mecidiyeköy, Altunizade, Söğütlüçeşme hattıyla metro üzerinden bu uzun geçiş yolu 40 dakikaya inecek.Boğaziçi Köprüsü raylı sistemle entegre olacak, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de otoyolla entegre olmuş olacak. Hasdal kavşağından Ümraniye Çamlık’a kadar gidiş 14 dakikada sağlanabilecek. Gördüğünüz gibi, İstanbul bu projeyle tek bir bütün, makro bir planlamayla birbirine entegre hale gelecek. Beni bu projede en fazla heyecanlandıran hususlardan biri de projenin çevre dostu niteliği. Bunun için hiçbir yeni arazi kullanılmayacak, hepsi deniz altından, kara altından yürüyecek ve çevreyi kirleten gaz salınımlarında da büyük bir tasarruf sağlanacak, İstanbul’un siluetine de hiçbir şekilde zarar verilmeyecek. Ulaşım yeraltına indikçe yerin üstünde İstanbul’un bir medeniyet merkezi olarak ihya edilmesinin de önü açılmış olacak.Yine İstanbul’umuzun özellikle Ankara, İzmir bağlantıları da bu entegre sistemle daha kısa sürede sağlanmış olacak.''ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE GAP YENİ EYLEM PLANI'NI DA AÇIKLAYACAĞIZ'GAP'ın dünyanın en önemli kırsal kalkınma projelerinden biri olduğunu hatırlatan Davutoğlu, 'Önümüzdeki günlerde GAP yeni eylem planını da açıklayacağız. Ama bunun yanında DAP ve KOP ve DOKAP’ı da geliştirdik. Geçtiğimiz ay içinde DOKAP eylem planını Ordu’da hem Karadenizli hemşehrilerimizle, hem vatandaşlarımızla paylaştım. DOKAP ile birlikte, Doğu Karadeniz Kalkınma Planıyla birlikte Doğu Karadeniz’in gayrisafi milli hasılası Türkiye ortalamasının üstüne çıkartılacak, istihdam artacak ve bu havza gerçek bir turizm havzasına dönüşecek.Yeşil yol projesiyle Doğu Karadeniz’de 2500 kilometrelik toplam yolun şu anda 490 kilometresi bitti, bu yol tamamlandığında Karadeniz sahil yolunu tamamlayan Karadeniz yaylarını birbirine birleştiren büyük bir proje gerçekleşmiş olacak.Ayrıca, yine bütün dünyada bir ilk niteliği taşıyan Ordu-Giresun Havalimanını da bu yıl hizmete açıyoruz. Niye dünyada bir ilk? Çünkü deniz doldurularak havalimanı yapıldı. Eğer hayal ediyorsanız, eğer rüyalarınız varsa, bu rüyaları gerçekleştirecek, inancınız, düşünceniz ve milletinize güveniniz varsa her şeyi yaparsanız. Denizi doldurur hava limanı yaparsanız, Boğaz’ın 110 metre derinine iner 3 katlı tünel yaparsanız, dünyanın en büyük havalimanını İstanbul’a kazandırırsınız. Ama rüyanız yoksa, hayaliniz yoksa, iddianız yoksa, bu toprakların altında da, üstünde de barınamazsanız. Biz iddiamız olduğu için Şah Fırat Operasyonunu nasıl başarıyla yaptıysak, bugün bu ekonomik mega projeleri de adım adım başarıya götüreceğiz' diye konuştu.G-20 DÖNEM BAŞKANLIĞIBaşbakan Davutoğlu, uluslararası finans kuruluşlarıyla 8 Şubat’ta İstanbul’da bir araya geldiğini hatırlatarak, G-20 dönem başkanlığını kendileriyle tartıştık. Türkiye’nin uluslararası finans piyasalarında artan itibarını kendilerinden dinledi, ayrıca Türkiye’nin geleceğe dönük projeleri konularında da bilgi verdim. Özellikle 25 öncelikli dönüşüm programı bütün dünyada büyük ilgiyle takip ediliyor. Bu programın bütün Türkiye sathına yayılması için valilerimize talimat verdim. Valilerimizle bir araya geldiğimizde hem asayiş konularını, hem de ekonomik kalkınma konularını ele aldık' dedi.'FAİZLERİN DE DAHA AŞAĞIYA İNECEĞİNE DAİR İNANCIMIZ TAMDIR'Bu ay içinde enflasyonun düşme trendini sürdürerek 7,3’e düştüğünü belirten Davutoğlu, 'İstikrarlı yönetimle bundan sonra enflasyonun da, faizlerin de daha aşağıya ineceğine dair inancımız tamdır. Ekonomi kalkınırken geniş halk kitlelerimizin de bundan istifade etmesi gerektiği inancıyla birçok müjdeyi bu ay içinde de vatandaşlarımızla paylaştım.Belediye başkanlarımızla yaptığımız toplantıda, özellikle Büyükşehir Yasasıyla birlikte kapanan belediye borçları konusundaki şikâyetleri daha önce dinlemiştim, bu şikâyetleri göz önüne alarak kapanan belediyelerin borçlarını 1 yıl erteledik.Yani bir belde belediyesi kapanmışsa, ilçe belediyesine borç devredilmişse, bu borç 1 yıl süreyle erteleniyor. Bu belediyelerimizin üzerindeki borç yükünü almak bakımından önemli bir hamleydi. Yine BAĞKUR mensuplarını yakından ilgilendiren önemli bir kararı daha aldık. Bildiğiniz gibi, BAĞKUR borçlarının yeniden yapılandırılması imkanı sağlamıştık, büyük bir vatandaş kitlemiz bu yeniden yapılandırmayı gerçekleştirdi, ancak yaklaşık 1 milyon 305 bin kişi bunu yapamadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamıyordu. Aldığımız kararla hem hizmetleri, hem primleri dondurarak 1 milyon 305 bin vatandaşımızın sağlık hizmetlerinden diğerleri gibi eşit şartlarda faydalanmasının önünü açtık. Bu büyük bir sosyal hizmet anlayışının yansımasıydı' şeklinde konuştu.TURİZM SEKTÖRÜNDEKİ YENİ ADIMLARDavutoğlu, turizm sektöründe özellikle Rusya ve İran’da yaşanan gelişmeler dolayısıyla düşme trendine giren turist akışını engelleyebilmek ve Türkiye’yi turizm açısından cazip bir ülke olma niteliğini korumak için devrim mahiyetinde 2 adım daha attıklarına dikkati çekerek, 'Tur operatörlerinin maliyetlerini azaltabilmek için önümüzdeki 2 ay içinde Türkiye’ye sefer yapacak olan turizm amaçlı uçuşlarda bu ülkelerden gelen uçuşlara 6 bin dolarlık yakıt katkısı sağladık. Ayıca, tur operatörlerine Hazine destekli kredi imkânları açtık. Turizmde bu imkânları verirken, gözümüzün bir diğeri de tarım sektöründeydi. Bu hafta içinde tarımda dünyada yine bir ilk niteliğinde, devrim mahiyetinde bir projeye imza attık, tarım sektörü entegre yönetim bilgi sistemi, kısa adıyla TARSEY’i devreye soktuk.Niye dünyada bir ilk? Çünkü ilk defa bir ülke dünyadaki bütün tarım bilgilerini tek bir sistem içinde topladı ve bu sistemle tarımı en etkin şekilde yönetme kapasitesi kazandı. Birçok dost ülkenin tarım bakanının da katıldığı törende bu özellikleriyle yeni sistemi halkımıza ve dünyaya tanıttık. Bu yolla yapacağımız ürün planlaması, tarım planlaması, havza planlamalarının alandaki yetkinliğini kontrol etme imkânına sahip olacağız, 10 bin ziraat mühendisi alandan bilgileri doğrudan aktaracak ve sistem içinde her an Türkiye’nin bütün tarım alanlarındaki üretim şartlarını görme imkanına sahip olacağız. Çiftçilerimiz ise artık e-devlet uygulamasıyla tanışacak ve bürokratik işlemler doğrudan bu sistem üzerinden yapılarak müracaatlar, tahsisler, bütün ödemeler, prim destekleri de yine bu sistemle koordine edilecek' ifadelerine yer verdi.TARIM DESTEKLERİTürkiye'nin ilklerin ülkesi olduğunu belirten Davutoğlu, 'Türkiye öncü ülkedir, Türkiye ar-ge konusunda artık hamle yapan bir ülkedir. Bu konuda emeği geçen bütün görevlilerimize bir kez daha teşekkür ediyor, çiftçilerimize hayırlı olsun diyorum. Ayrıca, bugün tarım desteklerinin 2 milyar Türk Liralık kısmı da çiftçilerimize ödendi, hayırlı, bereketli olsun.Bu ay içinde geçtiğimiz aylarda olduğu gibi vatandaşlarımızla ve değişik kesimlerle buluşmalara devam ettik' dedi.Davutoğlu, 11 Şubat günü gayrimüslim kanaat önderleriyle biraraya geldiğini hatırlatarak, 'Gayrimüslim vakıfların, derneklerin temsilcileriyle yaklaşık 5 saat süren bir toplantıda ülkemizle ilgili genel meseleleri ve bu vakıfların, derneklerin sorunlarını tek tek ele aldık. Bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı söz konusu olduğunda hiçbir dini, mezhebi, etnik ayrım söz konusu olamaz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bir tarağın dişleri gibi birbirine eşit ve omuz omuzadır. Bu toplantıya katılan gayrimüslim kanaat önderlerine de teşekkür ediyorum. Son yıllarda sağlanan dini özgürlükler ortamından ve bu cemaatlere sağlanan imkânlardan büyük bir sitayişle bahsettiler ve kadirşinaslıklarını gösterdiler.19 Şubat’ta ise beni çok memnun eden bir başka buluşma da yerel medya temsilcileriyle biraraya geldim. Ulusal medya hepimizin yakından takip etmesi bakımından daha çok bilinir, maruftur eski tabirle. Yerel medya ise toplumun kılcal damarlarına kadar ulaşan, belki daha az görünen, ama daha fazla etkili olan çok geniş bir kanaat önderi camiasıdır. O programda 100’ü aşkın kanala aynı anda bağlanıp düşüncelerimi Anadolu’nun ve Trakya’nın her köşesindeki yerel medyayı izleyen vatandaşlarımıza iletme imkanı buldum. Yerel medya temsilcilerine de tekrar teşekkür ediyorum. Yerel ve yerli medya aslında düşünce özgürlüğünün de, ortak aklın üretilmesinin de en önemli araçları olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim' diye konuştu.YURT İÇİ VE YURT DIŞI SEYAHATLERİGeçtiğimiz ay içinde yurt içi seyahatlerine devam ettiğini hatırlatan Davutoğlu, 'Afyon, Denizli, Kastamonu, Sakarya, Kocaeli, Sivas, Ordu, Giresun ve Antalya’yı ziyaret ettim, birçok açılışlar yaptık, toplantılarda sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldik.Sadece birini zikredeyim, Antalya’da 365 milyon Türk Lira değerinde 152 tesisi hizmete açtık. Bütün vatandaşlarımızla bundan sonra da kucaklaşmaya devam edeceğim. Yurt içinde yoğun faaliyetlerimiz devam ederken, yurt dışı temaslarımız da aksamadı. Türkiye’de hiçbir şeyi eksik, yarım bırakamazsınız, içeriye yoğunlaşıp dışarıyı ihmal ederseniz dünya gündeminden düşerseniz, dışarıya yoğunlaşıp içerdeki gelişmeleri ihmal ederseniz Türkiye’de etkin bir yönetim sağlama imkânınız kalmaz. Bu ay içinde 2 dost ülkeyi ziyaret ettim, Pakistan ve Macaristan’da yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyleri toplantısı yaptık.Pakistan bizim can kardeşimizdir, İstiklal Harbinde bize verdikleri desteği hiç unutmadık. Ne zaman Türkiye’nin başı derde girse Pakistan, ne zaman Pakistan’ın başı derde girse Türkiye daha hiçbir talep olmadan devreye girer ve gereğini yapar. Aynı şekilde Macaristan’la da çok köklü ilişkilerimiz var, tarihi derinliğe haiz ilişkilerimiz var. Orta Avrupa’nın bu önemli ülkesiyle de son derece önemli anlaşmalara imza attık ve Avrupa siyasetinde Türkiye’yle Macaristan’ın beraber hareket etmesi konusunda da prensip kararına vardık. Yine Macaristan’da biraz önce de zikrettiğim gibi Gül Baba türbesini, Galiçya şehitlerini ziyaret edip huzurlarında divana durdum. Yurt dışından misafirlerimiz oldu, Irak Kürt Bölgesel Yönetim Başkanı Neçirvan Barzani, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame Nuceyfi Türkiye’ye geldiler, dost ve kardeş Irak’taki gelişmeleri onlarla istişare imkânı buldum. Ayrıca Irak Başbakanı Sayın Abadi’yle bir telefon görüşmesinde de Irak’ın birliği, beraberliği için nelerin yapılabileceğini istişare etme imkânı da elde ettim' dedi.'ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE YURT DIŞI SEYAHATLERİM DEVAM EDECEK'Önümüzdeki günlerde yurt dışı seyahatlerinin devam edeceğini belirten Davutoğlu, 'Önümüzdeki hafta Pazartesi günü Portekiz’e giderek orada da yüksek düzeyli işbirliği konseyi toplantısı yapacağım. Oradan New York’a geçeceğim, New York’ta Türkiye’ye bir yatırım ülkesi olarak bakmalarını teşvik etmek üzere uluslararası yatırımcılarla buluşacağım. Uluslararası yatırımcılara Türkiye’deki ekonomik gelişmeyi, siyasi istikrarı anlatarak yükselen Türk ekonomisinin daha da cazibeli bir yatırım ülkesi haline gelmesi içini elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.Ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’la görüşeceğim ve Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna da hitap edeceğim. Gördüğünüz gibi, Şah Fırat Operasyonundan 3’üncü köprüye, İstanbul’un mega projelerinden Ordu-Giresun Havalimanına kadar değişik alanlarda heyecan verici projelerle dolu bir ay geçirdik, ama birlikte üzüldüğümüz olayları da yaşadık, yüreğimizde acıyla hissettiğimiz hatıraları Şubat ayında geride bıraktık. Malatya’da eğitim uçuşu esnasında iki uçağımızın düşmesi sonucunda 4 kahraman pilotumuz şehit oldu. Kabil’de bir terör saldırısında yine kahraman bir askerimiz şehit oldu. Onlara Allah’tan rahmet diliyorum. Büyük milletler dünyanın her yerinde biraz önce de zikrettiğim gibi sınamalarla karşı karşıya kalırlar. Ama büyük milletin fertleri olmak onur verici bir geçmişe, onur duyulan bir geleceğe hazırlanmak kadar bazı fedakârlıklar da yapmayı beraberinde getiriyor' ifadelerine yer verdi.ÖZGECAN ASLAN CİNAYETİ'Yine bu ay içinde bizim yüreğimiz yakan bütün bir milleti infiale sevk eden birtakım cinayetlere de şahit olduk' diyen Davutoğlu, 'Özgecan Aslan kızımızın hunharca katledilmesine bütün bir millet olarak tepki verdik. Şu anda sizler televizyonları başında beni izlerken hepiniz sağınızda belki kızınız, solunuz oğlunuz veya kardeşiniz oturuyor, herkesi bir muhasebeye davet ediyorum; bu toplumda şiddet kültürünü tümüyle yok etmeliyiz. Özgecan Aslan’ın ölümü üzerinden uyanan ortak bilinç, bu ölümün acı hatırasına rağmen hepimizde bir ümit yeşermesine de yol açtı, bu ortak bilinci harekete geçirmeliyiz. Bu ortak bilincin sözcüsü olan Özgecan’ın babası Mehmet Aslan’a bir kez daha teşekkür ediyorum. Hiçbir intikam hissi duymaksızın yaptığı çağrılar hepimizin kulağında ve kulağımızın ötesinde yüreğimizde derin izler bıraktı, işte Anadolu irfanına sahip yiğit bir insanın sözleriydi bunlar.Cinayetin işlendiği günün hemen ertesi günü Antalya’da bir gençlik merkezine Özgecan’ın adını verdik ta ki Özgecan’ın hatırası unutulmasın, ta ki bir daha kadınlarımız, kızlarımız, çocuklarımız şiddete maruz kalmasınlar. Dışişleri Bakanlığı kariyerimde en fazla gurur duyduğum olaylardan birisi, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Başkanlığını yaptığım 2012 başında İstanbul Sözleşmesi adını verdiğimiz kadına yönelik şiddet konusunda uluslararası bir sözleşmeyi hazırlamış ve Avrupa Konseyi’ne kabul ettirmiş olmamızdı. Hem uluslararası alanda, hem de ulusal alanda kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda mücadele etmeye kararlıyız; hepimiz için bu ulvi bir görevdir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak da en önemli görevlerimin başında şiddet kültürünü bu toplumda mümkün olduğunca tasfiye etmek, özellikle de kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda her türlü tedbiri almak olacaktır' şeklinde konuştu.GENÇLERE ŞİDDETE YÖNELMEMELERİ KONUSUNDA ÇAĞRIBaşbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Yine acı bir olay da Ege Üniversitesi’nde Fırat Çakıroğlu kardeşimizi kaybettik. O gün onun da babasıyla görüştüğümde derin evlat acısını telefondaki sesinden hissettim. Gençlerimize burada seslenmek istiyorum, sadece bu ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlenmiş bin devlet adamı olarak değil, bir hoca olarak, bir baba olarak, hayatında öğrencileri arasında hiçbir zaman ideolojik ya da siyasi ayrım yapmamayı en temel ahlaki ilke edinmiş bir öğretim üyesi olarak, 70’li yıllarda kutuplaşmalardan çok acı çekmiş, gençliğini o yıllarda yaşamış bir üniversite öğrenci hareketi lideri olarak da, gençlerimizden her türlü konuda görüşlerini tartışmaya açmalarını, medeni bir şekilde tartışmalarını, görüş ayrılıkları konusunda ihtilaf etmekten çekinmemelerini, ama zinhar şiddete yönelmemelerini tavsiye ediyorum.Üniversite gençliğinin farklı kanaatlere sahip olmasından daha doğal hiçbir şey olamaz, üniversite geçlerinin heyecanlı tartışmalarından daha doğal da bir şey olamaz, ama bu farklı kanaatler aranızdaki dostluğu, bu ülkenin vatandaşı olmaktan gelen ortak kader bilincini yok etmesin. Birbirinize yönelik şiddet sözleri sarf etmektense, fikirleri konuşturun. Şiddet yöntemlerine başvurmaktansa muhabbet yöntemleri kullanın. Emin olun, şiddetin yol açabileceği hiçbir başarı muhabbetle gönüllere girmenin başarısını örtemez. Yine çok acı bir olayda hayatını kaybeden gazeteci Nuh Köklü’ye rahmet diliyor, ailesine taziyelerimi sunuyorum.'Hiçbir şekilde şiddet ve şiddete yönelik gidebilecek herhangi bir eylem içinde olunmaması gerektiğine dikkati çeken Davutoğlu, 'Özgürlüklerin korunması ve iç güvenlik reformunda temel amacımız, özgürlüklerin güvenlikle birlikte gerçekleşmesidir. Kesinlikle toplantı, gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğü de dahil hiçbir özgürlüğe herhangi kısıtlama gelmeyecektir, böyle bir niyetimiz söz konusu olamaz. Ancak, toplantı ve gösteri yapmak özgürlüğünü istismar ederek 6-7 Ekim olaylarında olduğu gibi şehirlerimizde şiddeti hakim kılmak, tahripkarlık yapmak, vandalizme yönelmek isteyenlere karşı da tedbir almak devlet görevidir. Bu tedbirlerin hepsi Avrupa standartlarındadır, defaatle bunlarla ilgili bilgi verdim. Farklı kanaati olanları dinlemeye hazırız, ancak Avrupa Birliği standartlarında güvenliği sağlayan, güvenliği temin ederek özgürlüklerin en iyi şekilde yaşanmasını garanti altına alan bir düzenleme söz konusu. Bu paket içinde nüfus işleriyle ilgili devrim mahiyetinde adımlar var, Jandarma Genel Komutanlığımızın İçişleri’ne bağlanması var, emniyet teşkilat yapısının demokratikleşerek yeniden yapılanması var, kolluk kuvvetlerine tanınan yetkiler dışında kolluk kuvvetlerinin denetimi de var. Dolayısıyla, Türkiye demokratik bir ülke olarak geleceğe yönelik attığı her adımda evresel insan hakları ve özgürlükleri esas alır' şeklinde konuştu.ÇÖZÜM SÜRECİ'Hazır bu şiddet ortamı üzerinde konuşmuşken, bu şiddet ortamını ve Türkiye’de geçmişte ortaya çıkan birçok yarayı sarmak üzere başlattığımız hayati bir sürece de tekrar atıfta bulunmak istiyorum' diyen Davutoğlu, 'Hemen anladınız herhalde, çözüm süreci. Çözüm süreci, bu milleti bir kardeşlik bağıyla birbirine irtibatlandıran bir süreçtir. Çözüm süreci, demokratik haklar üzerinden vatandaşların eşitlik içinde birarada yaşama kültürünü ortaya koyacağı bir süreçtir. Çözüm süreci, 2005 Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır konuşmasından bu yana çok ciddi merhalelerden geçti, büyük engellerle de karşılaştı. Türkiye’nin etrafındaki ateş çemberine Türkiye’yi sokmak isteyenler, Türkiye’de terörün yaygınlaşması ve şiddet ortamının derinleşmesi için çok çaba sarf ettiler.Çözüm süreci artık milletin malıdır, çözüm süreci milli bir süreçtir, yerli bir süreçtir, bu ülkenin bütün vatandaşlarının sahiplendiği bir süreçtir. Önümüzdeki günlerde çözüm süreci konusunda çok daha sağlam adımlar atılacağına inancımız devam etmektedir. Bütün vatandaşlarımızı da Türkiye’yi Suriye ve Irak gibi kaos ortamına sürüklemek isteyenlere karış çözüm sürecini ve Türkiye’deki demokratikleşme sürecini sahiplenmeye davet ediyorum.Hangi mezhep veya etnik kökenden olursa olsun, bütün vatandaşlarımız bizim için azizdir, bütün vatandaşlarımızın can güvenliği, hayat hakkı kutsaldır, bütün vatandaşlarımızın özgürlükleri insanlık onurunun bir parçasıdır. Bu özgürlükleri ve Türkiye’nin demokrasisini teminat altına almak için hep beraber 7 Haziran seçimlerine yürüyoruz' ifadelerini kullandı.'TÜRK DEMOKRASİSİNE, SEÇİLMİŞ BİR HÜKÜMETE KARŞI YÜRÜTÜLEN ÖRTÜLÜ BİR DARBE FAALİYETİNİN YILDÖNÜMÜNDEYİZ'Davutoğlu, konuşmasında şunları kaydetti:“Bugün aslında bu açıdan son derece anlamlı bir gün, 28 Şubat, Türk demokrasisine, seçilmiş bir hükümete karşı yürütülen örtülü bir darbe faaliyetinin yıldönümündeyiz. Artık 28 Şubat ve onun dayandığı eski Türkiye mantığı zihniyeti tamamıyla devre dışıdır. Yeni Türkiye’de bir daha meşruiyetini ve gücünü halktan almayan hiçbir hareket bu milletin kaderine hükmedemeyecek. Çok emin bir şekilde demokrasimiz sağlam temellerde ilerliyor. 7 Haziran bu anlamda büyük bir şanstır. Hangi partiye oy verirse versin, verecek olursa olsun bütün vatandaşlarımızı 7 Haziran’da sandık başına gitmeye davet ediyoruz. Ülkenin geleceği ancak ve ancak halkın iradesini yansıtan sandıklardan çıkar. Ülkeyle ilgili, ülkenin geleceğiyle ilgili söz sahibi olmak isteyen herkes demokratik seçimler üzerinden aday olmalı ya da aday olanlara oy vermeli. Seçme ve seçilme hakkı bir insanlık hakkıdır, bir insanlık onurudur.Bu anlamda vatandaşlarımızın, her zaman demokrasiye sahip çıkmış vatandaşlarımızın 7 Haziran’da da sandığa sahip çıkacağına inancım tamdır. Herkes demokratik hakkını kullanmalı ve Türkiye bir demokrasi destanı daha yazmalı. Aziz milletim, dünyadaki ekonomik küresel krizi takip ediyorsunuz, çevremizdeki ateş çemberini de görüyorsunuz, ama Türkiye’nin bu ekonomik kriz içinde yükselen bir ekonomiye, çevredeki ateş çemberi içinde istikrarlı bir yönetim sahip olmasını da hep beraber gururla izliyorsunuz. Hiç merak etmeyiniz, Türkiye geleceğe emin adımla yürüyecektir, hiçbir şekilde kaos ortamına sürüklenmeyecektir, ekonomisi hiçbir şekilde kriz ortamına girmeyecektir. Geleceğe emin bir şekilde yürüyünüz, geleceğe güvenerek bakınız. Türkiye 2023’e yürürken yükselen ekonomisi, sağlam demokrasisiyle parlak bir geleceğe de yürüyor. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum.'ENİSE YAPARİHA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
“Çıkıyor siyasi parti başkanları, eşbaşkanları ‘dökülün sokağa’ diyor.Bunu bir demokratik hak gibi takdim ediyor.Böyle bir demokratik hak yok.Demokratik hak kürsüdedir.”Erdoğan’ın kendi konumu ve siyasal çıkarları söz konusu olduğunda anayasayı dikkate almadığını biliyoruzÖrneğin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, öteki adaylara karşı “Başbakan olarak” yarışmakta bir sakınca görmedi.Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da, anayasanın açık hükmüne karşın AKP genel başkanı gibi hareket etti.
Ali Koç: 'Ağır Koşullarda Çalışan İşçiler Rahatsız'
Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, iş arayan milyonlarca insanın, kabul edilemez şartlarda çalışan işçilerin ve buna bağlı giderek artan toplumsal ve sosyal gerginliklerin daha fazla oyalanmaya, daha fazla ötelenmeye tahammülü olmadığına inandığını söyledi.Emre Baylan’ın DHA’da yer alan haberine göre, Türkiye'nin dönem başkanlığını üstlendiği G20'nin iş dünyası ayağı 'The Business20' nin (B20) İstidam Görev Gücü kuruluş toplantısı Antalya'da yapıldı. Akra Barut Otel'de gerçekleşen toplantı B20 İstidam Görev Gücü Koordinatör Başkanı ve Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç, Uluslararası İşverenler Teşkilatı (IOE) Başkanı Daniel Funes de Rioja, Türkiye İşverenler Sendikası (TİSK) Başkanı Yağız Eyüboğlu, TÜRK-İŞ Genel Başkanı ve L20 Türkiye Başkanı Ergün Atalay, B20 Sherpa'sı Sarp Kalkan, B20 İstihdam Görev Gücü Eş Başkanı Yogendra Modi, Bosch Türkiye ve OrtadoğuBaşkanı Steven Young katılımıyla gerçekleşti.Büyümeyen tek şey reel ücretAli Koç, küresel krizin yıkıcı etkilerinin en ağır şekilde hissedildiği ve krizler sonrasında çok çok az iyileşmenin sağlanabildiği bir sistem konusunda çalışmak için bir arada olduklarını söyledi. Dünyanın son 50 yıllık döneminde her şeyin ilerlediğini, her şeyin değerlendiğini, büyüme yaşandığını, borsaların, gayri safi milli hasılanın büyüdüğünü dile getiren Koç şöyle konuştu:'Büyüme trendinde olmayan bir şeyler var. O da reel ücretler. Ücretlerin milli gelirden aldığı pay büyümemektedir. Her şey yükselirken reel ücretlerin düşmesi, ücretlerin milli gelirden aldığı payın düşüyor olması, kendi içinde kabul edilmesini çok güç bir fenomen olarak görüyorum.'İnsanların umutlarını yok eden, hayatlarını yaşanmaz hale getiren işsizlik sorununu görüşmek için toplandıklarının altını çizen Ali Koç, bu nedenle B20 İstihdam Gücü olarak Türkiye'nin vizyonları doğrultusunda kapsayıcı ve uzlaşmacı sonuç odaklı bir anlayış çerçevesinde hareket etmeyi hedeflediklerini söyledi. Çalışmaların sonuç odaklı olmasını istediklerini özellikle vurgulayan Koç, G20 çalışmalarının güvenilirliğini devam ettirebilmesi için ne yapılması gerektiği değil, nasıl yapılması gerektiğini, bunu belirledikten sonra ölçülebilir bir aksiyon planıyla uygulanması gerektiğini düşündüklerini dile getirdi. Koç, 'İş arayan milyonlarca insanın, kabul edilemez şartlarda çalışan işçilerin ve buna bağlı giderek artan toplumsal ve sosyal gerginliklerin daha fazla oyalanmaya, daha fazla ötelenmeye tahammülü olmadığına inanıyoruz' dedi.Söz değil aksiyonKoç, B20 çalışmalarında önceliklerinden birini de 'daha fazla söz değil, hızlı ve etkili aksiyon gerektiği' saptamasından hareketle etkin bir mekanizma geliştirmek olduğunu söyledi. Koç, 'Daha önceki senelerde G20 devlet ve hükümet başkanlarının gerek büyüme stratejisi belgesinde, gerekse ülke istihdam politikası belgelerinde arz ettiği politikaların uygulanması, derinleştirilmesi ve izlenme konusunda etkin bir mekanizma geliştirmeyi hedefliyoruz' diye konuştu.TÜRK-İŞ Genel Başkanı ve L20 Türkiye Başkanı Atalay, G20 yapısı içinde bir araya gelen 20 ülkenin dünya nüfusunun yüzde 70'ini kapsamakla birlikte, dünya ekonomisinin ise yüzde 85'ini oluşturduğunu söyledi.Uyuyanları uyandırma zamanıTİSK Başkanı Yağız Eyüboğlu da, 2008 krizinin küresel sorunların küresel çözümler gerektirdiğini ve mevcut yapının, sorunları önlemede ve çözmede yeterli olmadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu söyledi. Bu bağlamda G20'nin ulusal politikaları etkileyen, küresel bir yönetişim yapısı geliştirdiğini belirten Eyüboğlu,  şunları kaydetti:'2008 yılının Kasım ayında gerçekleştirilen ilk G20 Devlet Başkanları Toplantısı'ndan bu yana istihdam, yenilikçilik, yatırım, yolsuzlukla mücadele, ticaret, vergi, enerji ve kalkınma konularını da dahil ederek gündemini genişletti. Her geçen sene G20'nin küresel karar mekanizmasındaki yeri ve öneminin derinleştiği görülüyor.'İşsizlik alarm düzeyindeKüresel ekonominin büyüme hızının 2008 krizi öncesine göre yavaşladığını ve krizle ortaya çıkan sosyal ve ekonomik açıkları kapatmakta yetersiz kaldığını kaydeden Eyüboğlu, şunları söyledi:'2014 yılında dünyada 201 milyondan fazla işsiz var. Bu rakam küresel kriz öncesinden 31 milyon kişi daha fazla. Gelecek 5 yıla ilişkin tahminlere baktığımızda, 2015 yılında işsizliğin 3 milyon kişi artacağı, izleyen 4 yılda ise bu artışa 8 milyon kişinin daha ekleneceği öngörülüyor. Krizin başladığı tarihten bu yana 61 milyon iş kaybedilmiş. Önümüzdeki 5 yıllık dönemde işgücü piyasasına girecek kişiler de dikkate alındığında, krizin neden olduğu istihdam kayıplarının kapatılması için 2019 yılı itibariyle 280 milyon yeni iş yaratılması gerekiyor.'Genç işsiz daha çokGençlerin, özellikle de genç kadınların işsizlikten daha fazla etkilendiğini aktaran Eyüboğlu, 2014 yılı itibariyle yaklaşık 15- 24 yaş arası 74 milyon gencin iş aradığını söyledi. Genç işsizlik oranının yetişkinlerin yaklaşık 3 katına ulaştığını kaydeden TİSK Başkanı şöyle konuştu:'Gençlerin işsizliğinden daha önemli ve daha tedirgin edici olanı ise kısaca NEET oranı olarak tabir edilen, ne istihdamda ne de eğitim ve öğretimde olan gençlerin oranı. Bu konudaki OECD ortalaması yaklaşık yüzde 15 ile alarm verir düzeyde.'Bu gençlerin sadece sosyal patlamaların kaynağını oluşturmadığını, aynı zamanda tüm ülkeler için kaybedilmiş bir nesle işaret ettiğinin altını çizen Eyüboğlu, 'Yani yapacak çok iş, düzeltilecek çok şey var' dedi.Kaynak: Finans Gündem
The Abraaj Group, Hepsiburada.com’un Yüzde 25 Hissesini Satın Aldı
1 milyar liralık cirosu ile Doğu Avrupa, Ortadoğu, Afrika (EEMEA) ve Rusya’yı kapsayan bölgede en büyük elektronik ticaret şirketi olan hepsiburada.com’a Abraaj Grubu yatırım yaptı. Abraaj Grubu hepsiburada. com’un yüzde 25 ‘lik azınlık hisselerini alırken bu anlaşma ile hepsiburada.com e-ticaret sektöründe hızlı büyümesine devam edecek.Hürriyet'te yer alan habere göre; Avrupa dijital pazarı, haftaya İstanbul’dan gelen sürpriz bir ortaklık haberi ile başladı. Ortadoğu ve Balkanların en büyük elektronik alışveriş şirketi olan ‘hepsiburada.com’ son yıllarda özellikle Asya ve Latin Amerika pazarlarında hızla büyüyen Abraaj Group’la ortaklık için anlaştı. Büyüyen global piyasalarda yatırımlarıyla bilinen Abraaj Group, Türkiye’nin lider e-ticaret platformu hepsiburada. com’un yüzde 25’lik azınlık hissesini satın aldı. Net 1 milyar liralık cirosu ile Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika (EEMEA) ve Rusya’yı kapsayan bölgede en büyük e-ticaret şirketi olan ve müşterilerine, ihtiyaç duydukları her şeyi tek bir noktadan karşılama imkânı veren hepsiburada. com, bu anlaşmanın sağlayacağı ivme ile e-ticaret sektöründeki operasyon merkezi, bilgi işlem, CRM ve mobil alışveriş yatırımlarına hız katacak. Doğan Online çatısı altında faaliyetlerini sürdüren hepsiburada.com, müşterilerine 30 farklı kategoride 500 binin üzerinde ürün sunuyor.AYDA 15 MİLYON ZİYARETÇİAyda 15 milyon ziyaretçiye hizmet veren hepsiburada.com Doğan ailesinin ikinci kuşaktan üyesi Hanzade Doğan Boyner tarafından geliştirildi. Şirket 10 yılda önemli başarılar elde ederek gelirini 25 kat artırdı. Hepsiburada.com, Abraaj Group ortaklığı ilk olarak Gebze’deki 100 bin m2’lik yeni operasyon merkezini devreye sokacak. Şu anda ayda 1 milyonun üzerinde ürün 5 ayrı depodan sevk edilirken, Eylül 2015’te Gebze’de faaliyete başlayacak yeni operasyon merkezi ile tüm ürünlerde konsolidasyon yapılmaya başlanacak. Yeni merkez, Türkiye’de e-ticaret alanında şimdiye kadar yapılan en büyük ve en teknolojik depo yatırımı olacak.HEPSİBURADA’NIN İLKLERİ‘Tek tıkla alışveriş’ hizmeti sayesinde müşteriler kredi kartı bilgilerini tekrar tekrar girmeden alışveriş imkanı sağladı. Müşterilere siparişlerini haftanın yedi günü ‘Randevulu Bugün Teslimat’ hizmetinden yararlanarak aynı gün içerisinde alma imkanı sağladı. Yakında kişiye özel teklifler uygulamasına geçecek. Böylece müşterilerin harcama alışkanlıklarının geleneksel perakendeden online perakendeye kaymasına öncülük edecek.PERAKENDE DÖNÜŞÜYOR MU?Müşterilerine hepsiburada.com olarak ihtiyaç duydukları herşeyi rekabetçi fiyatlar ve katma değerli hizmetlerle sunduklarını söyleyen Hepsiburada.com’un Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner şöyle konuştu: “Müşterilerimize kolay ve kaliteli bir alışveriş deneyimi yaşatıyoruz. Mayıs 2015’te Pazar yeri platformumuzu devreye alacağız. Perakende sektörünün kaçınılmaz dönüşümünü hızlandıracak olan pazar yeri platformumuz üçüncü taraf satıcılara hizmet verecek. Mobil alışveriş konusunda öncülük yapmaya devam edeceğiz. Aynı zamanda Mayıs 2015’te responsive (platform bağımsız) sitemizi müşterilerimizle buluşturacağız. Hepsiburada. com böylece bilgisayar, tablet, telefon gibi farklı ekranlarda otomatik olarak şekillenme esnekliğini kazanacak. 2014 yılında mobil gelirlerimizi üç katına çıkartmıştık. Mobil alışveriş, büyümemizde önemli rol oynamaya devam edecek. Abraaj’ın Türkiye’deki başarılı yatırımları, büyüyen işletmelerdeki deneyimleri, hepsiburada.com’un genişleyen yaşam döngüsünde kendilerini doğal bir partner haline getirmektedir. Türkiye pazarı bizim birinci önceliğimiz olmaya devam edecek. Ancak ortağımızın da katkıları ile orta vadede bölge ülkelerine yayılma üzerinde düşünmekteyiz.”200’DEN FAZLA ŞİRKETE YATIRIMAfrika, Latin Amerika, Orta Doğu, Güney Asya, Güneydoğu Asya, Türkiye ve büypazarlarında faaliyet gösteren bir özel sermaye şirketi olan Abraaj Grubu 300’ün üzerinde çalışanıyla İstanbul, Mexico City, Dubai, Bombay, Nairobi ve Singapur’daki merkezleriyle 6 bölgede 25 ofis ile faaliyet gösteriyor. Grup’un sayısı 20’yi geçen sektör, bölge ve ülke odaklı fonlarında şu anda 7.5 milyar doların üzerinde özel sermaye ve gayrimenkul yatırımı bulunuyor. Abraaj, gerçekleştirdiği 80’den fazla tam ve kısmi satış işlemi ile yatırımcılarına 4.9 milyar dolardan fazla getiri sağladı. Abraaj Group tarafından yönetilen fonlar tüketici, enerji, finans, sağlık ve kamu hizmetlerinin de yer aldığı 10 sektöre yayılan 200’den fazla şirkete yatırım yaptı.ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞIAbraaj Grubu Kurucusu ve Grup İcra Başkanı olan Arif Naqvi, “hepsiburada.com’a yaptığımız yatırımımız, e-ticaret alanında önemli bir kilometre taşını temsil etmektedir. Bu yatırım, 2007 yılından beri Türkiye’de yaptığımız dokuzuncu yatırımdır. Türkiye’deki başarılı geçmişimiz, kanıtlanmış ortaklıklarımız ve değer yaratma konusunda kararlılığımız ile bu yatırımımızı desteklemekteyiz. Geçmiş yatırım deneyimlerimizle hepsiburada.com’un büyüme stratejisine katkı sağlayacağız” diye konuştu.ORTAKLIK HEYECANLANDIRIYORAbraaj Grubu Ortağı, Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Selçuk Yorgancıoğlu Türkiye’deki online perakende sektörünün 2007 yılından beri, geleneksel perakende sektörüne kıyasla 7 kat daha hızla büyüdüğünü belirterek “Fakat bu büyüme hızına rağmen online perakendenin toplam perakendedeki payı halen Avrupa ülkelerinin beşte biri seviyesindedir. Hepsiburada.com, Türkiye e-ticaret sektörünün genişlemesine liderlik eden öncü kuruluştur ve sektörün en büyük oyuncusudur. Başarılı bir yönetici ve girişimci olan Hanzade Doğan Boyner tarafından yönetilen bu dinamik işletmeye ortak olmak bizi çok heyecanlandırıyor” dedi.
Moody's'den Merkez Bankası Açıklaması
Moody's tarafından yayımlanan raporda, TCMB üzerindeki baskının Türkiye'nin kredi notuyla uyumsuz olduğunu belirtildi.Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's tarafından yayımlanan raporda, TCMB üzerindeki baskınınTürkiye'nin kredi notuyla uyumsuz olduğunu belirtildi.Türkiye için yabancı yatırımcının psikolojisinin hala önemli olduğuna değinilen raporda, 'Türk ekonomisi yurtdışı borçlanmaya bağlı. Kurumlar üzerindeki baskı kredi notuüzerinde de baskı yaratıyor. TCMB üzerindeki baskı kredi notuile uyumlu değil' denildi.Moody's kurdaki oynaklığın artmasının finansman üzerinde risk yarattığını belirtirken, kurumların siyasileştirilmesinin yatırım ortamını olumsuz etkileyeceği yorumu yapıldı. Raporda ayrıca artan baskının altyapı projelerinin finansmanına fazla etkisi olmadığı da ifade edildi.Finans Gündem
IŞİD'den Petrol Alana Yaptırım Geliyor
BM Güvenlik Konseyi, IŞİD'in mali kaynaklarını kesmek için yeni bir kararı oy birliğiyle kabul etti. Rusya'nın sunduğu kararda IŞİD ve El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nden petrol alanlara yaptırım öngörüyorRusya'nın hazırladığı ve Türkiye de dahil 35 ülke tarafından imzalanan BM Güvenlik Konseyi kararıyla, IŞİD ve El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'nin petrol, tarihi ve kültürel eserlerin satışı ve fidye gelirlerlerine karşı önlem alınması amaçlanıyor. BM ülkeleri için yasal bağlayıcılığı bulunan kararda, tüm ülkelere, IŞİD'in belirtilen eylemlerden gelir elde etmesinin engellenmesi için tedbir alma çağrısı yapıldı.BM Şartı'nın 7. bölümü altında hazırlanan tasarıda IŞİD'den petrol ya da tarihi eser satın alan, buna aracılık veya yardım edenlere ve IŞİD'in elinden rehine kurtarmak için fidye ödeyenlere yaptırım uygulanacağı kaydedildi.IŞİD'in petrol üretmesini ve rafineri işletmesini sağlayacak malzeme satışını da yasaklayan tasarıda, IŞİD ya da Nusra Cephesi gibi El Kaide bağlantılı grupların petrol satışına doğrudan ya da dolaylı olarak dahil olan grup, gerçek ve tüzel kişilerin BMGK'nın El Kaide yaptırımlarını düzenleyen listesine ekleneceği vurgulandı.Petrolden IŞİD'e yılda 35 milyon dolarÜye ülkelere de bu yasa dışı petrol ve tarihi eser kaçakçılığına doğrudan ya da dolaylı olarak bulaşanların mal varlıklarını dondurma ve BM Güvenlik Konseyi'ne bildirme çağrısında bulunuldu.Bankacılık konusunda da çağrı yapan Konsey, tüm ülkelerin IŞİD, Nusra Cephesi gibi grupların ya da bağlı kişilerin kendi bankaları üzerinden uluslararası finans sistemine ulaşmalarına engel olmalarını istedi.BM Terörle Mücadele Komisyonu, geçen yıl yayımladığı raporda, IŞİD'in fidyeden yıllık 35 milyon dolardan fazla gelir elde ettiğini belirtmişti.Kaynak: Anadolu Ajansı, AFP
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bu iş nasıl oldu, herkes şaşırdı.MİT Müsteşarı, Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın deyimiyle (donatıldığı yetkiler nedeniyle) Süpermen, istifa etti. AKP’den siyasete girmek için.Cumhurbaşkanı Erdoğan, en en güçlü tek adam, Fidan’ın istifa etmesine sıcak bakmadığını, bu hareketin kendisine rağmen yapıldığını söyledi. Sır küpüm dediği adam için.Hakikaten bu iş nasıl oldu, tam olarak kimse anlamadı.Benim görüşüm, Erdoğan’ın ‘başka bir hesap için’ sıcak bakmıyormuş gibi yapmadığı yönünde. Yani, gerçekten de bu işten hoşlanmadı. Ortada oyun filan yok.İyi ama… Bu ülkede emlak piyasasındaki kupon daireler dahil her şeyi kontrol eden en en güçlü adamın hoşlanmadığı bir olay, hem de bu kadar mühim bir mercide nasıl yaşanabiliyor?
Merkez Bankası Başkanı: ‘ABD Enflasyonu Yüksek Faizle Düşürdü’
Merkez Bankası'na ABD'yi örnek göstererek faiz çıkışları yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'dan yanıt geldi. Erdem Başçı da tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi ABD'den örnek verdi ve 'ABD enflasyonu yüksek faizle düşürdü' açıklamasını yaptı.Başçı, Türkiye'nin G20 Dönem Başkanlığı ile Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) tarafından İstanbul'da düzenlenen 'Türkiye'nin Başkanlığında G20 Gündemi' konferansındaki konuşmasında enflasyona değindi.Başçı, enflasyonun düşmesinin formülünü ABD'yi örnek göstererek açıkladı.Başçı, ABD'nin enflasyonu yüksek faizle düşürdüğüne işaret ederek şunları söyledi:'Tarihe baktığınızda her zaman enflasyon problemine karşı uygulanabilir bir çözüm vardır. Çoğu insan bunu unutuyor ama ABD'de enflasyon 1970'li yıllarda petrol fiyatlarından dolayı çift haneye çıkmıştı ve bunun bir çözümü vardı. Çözümü hızlı ivedi bir şekilde parasal sıkılaştırmaya gitmekti. Paul  Volcker bunu yaptı.Para arzını sıkılaştırarak bankalararası gecelik faizi yeterli yüksek seviyeye çekti ve bu sayede enflasyon beklentisi ve enflasyonun kendisi hızlı bir şekilde sadece bir sene içinde düştü. Çarpıcı sonuçlar yaşandı. Uzun vadede bunun ABD ekonomisine ve küresel ekonomiye faydaları oldu.''Enflasyon hedefimiz yüzde 5'Başçı, büyümenin formülünü ise, 'Bu yılın sonu itibariyle enflasyonda yüzde 5'e yakın bir seviyeye gelirsek bunun büyümeye katkısı olacaktır' diyerek açıkladı.Başçı, enflasyon hedefinin yüzde beş olduğunu belirterek 'Enflasyonu daha da düşürmeyi planlıyoruz. Enflasyonda yılsonu yüzde 5 hedefine ulaşmamız için daha kat etmemiz gereken yol var' dedi.Petrol fiyatlarında ve döviz kurunda volatil seyir olduğuna işaret eden Başçı, bu iki faktörün enflasyon üzerindeki etkisini görmek için sabırlı olmak gerektiğini belirtti.Başçı, 'Hükümetin açıkladığı tedbirler uygulanırsa eğer, Kalkınma Bakanlığı'nın verilerine göre büyümeye bir puan katkı sağlayacaktır' dedi.AA
Babacan: ‘Merkez Bankası'nda Gayet Yetkin Bir Ekibimiz Var’
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası’na yönelik tartışmalara ilişkin, “Merkez Bankası’nda gayet yetkin bir ekibimiz var. Doğru zamanda doğru karar aldıklarına inanıyoruz.” yorumunu yaptı.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Merkez Bankası'nın görevlerinin yasalar ile çok net şekilde belirlendiğini, Merkez Bankası'ndaki yetkin ekibe güvendiklerini belirterek, doğru zamanda doğru kararlar aldıklarına inandığını söyledi. Uluslararası Finans Enstitüsü'nün (IIF) düzenlediği 'Türkiye Başkanlığındaki G20 Gündemi' konferansında “OECD Genel Sekreteri Angel Gurria ile basın toplantısı yapan Ali Babacan’a Merkez Bankası'na yönelik siyasilerin eleştirileri ve faiz kararı soruldu. Babacan, “Merkez Bankası ekibine güveniyoruz” dedi:'Merkez Bankası'nda gayet yetkin bir ekibimiz var, ekibimize güveniyoruz... Doğru zamanda doğru kararlar aldıklarına inanıyoruz. Merkez Bankası ve benzer uygulamalarda ülkelerin değişik pratikleri var, Merkez Bankası'nın parti politikası ve seçim manifestosunda durumu gayet açık. Merkez Bankası'nın görevleri yasalar ile belirlenmiştir ve  gayet nettir'Babacan, 'Merkez bankaları ve hükümetler daha fazla iletişim ve etkileşimde bulunabilir, bunda bir sorun yok' dedi.‘ABD enflasyonu yüksek faizle düşürdü”Aynı toplantıda düzenlenen “Türkiye’de Fiyat istikrarı ve Büyüme” sunumunda konuşan  Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı da  merkez bankaları açısından büyümeyi desteklemenin en iyi yolunun fiyat istikrarını sağlamak olduğunu vurguladı:'FED 1970’lerde enflayonu gecelik faizleri yükselterek yendi. Tarih enflasyonun parasal sıkılaştırmaya yenileceğini gösteriyor. Yüksek enflasyon ve deflasyon büyümeyi zayıflatabilen unsurlar. Beşeri sermaye, istihdam piyasası, teknoloji, yenilikçilik ve fiziki altyapı alanlarında yapılacak reformlar Türkiye'nin büyüme potansiyelini daha da artıracak.”Başçı sıfıra yakın enflasyonu yukarı çekmenin daha zor olduğunu vurgularken, Türkiye’nin potansiyel büyümesine karşı güvenlerinin tam olduğunu ifade etti:'Enflasyon hedefimiz yüzde 5'tir ve bunu başaracağız. Faiz oranları etkili bir politika aracı. Tüketimin üzerindeki üretimin enflasyonu düşürüyor. Bu yıl sonu enflasyonu yüzde 5'e indirebilirsek büyümeye büyük destek olur'Başkan Başçı, kredi ve para arzının Türkiye'de enflasyonu etkileyen önemli kalemler olduğuna dikkat çekti.Merkez Bankası'nın faiz politikası Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi tarafından eleştiriliyor. Erdoğan 21 Ocak'ta Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesi gerektiğini yinelerken faizi yarım baz puan indiren Merkez Bankası'na yönelik olarak 'Görülen o ki Merkez Bankası verilen mesajlardan hâlâ nasibini alabilmiş değil' demişti.Doların yükselişiyle ilgili sorular üzerine de, Erdoğan pazar günü “Bu şu anda Merkez Bankası'nın kabiliyetidir. Eğer Merkez Bankası bunu yönetemiyorsa hesabını o verecektir. Bize ait olan bir şey değil. Bize ait olan şey nedir? Şu anda ben Cumhurbaşkanlığı makamındayım. Hükümetimiz, başbakan olduğum dönemde bu konuda birçok adımları atmışızdır. İhracata dayalı bir ekonominin bizler her zaman savunucusu olduk. Hamdolsun ihracatımızı 36 milyar dolardan 158 milyar dolara kadar çıkardık.' diye konuşmuştu. Kaynak: AA, Reuters, Al Jazeera Turk