'Toz Ruhu' Altın Koza'da En İyi Film Seçildi
Yönetmen Nesimi Yitik 'in erkek bir gündelikçinin hikâyesini anlattığı Toz Ruhu 21. Adana Altın Koza'a en iyi film seçildi. 350 Bin tl'nni de sahibi oldu. Deniz Seviyesi adlı film yönetmen dahil beş ödül birden kazanırken festivalin favorisi gösterilen Derviş Zaim'in Balık'ı sadece senaryo ödülüyle yetindi.Altın Koza ödüllerinin sahipleri şöyle:1. EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ: Toz Ruhu (Yön: Nesimi Yetik, Yapımcı: Betül Esener)2. YILMAZ GÜNEY ÖDÜLÜ: Neden Tarkovski Olamıyorum (Yön: Murat Düzgünoğlu, Yapımcı: Murat Düzgünoğlu, Osman Özcan)3. ADANA İZLEYİCİ ÖDÜLÜ: Yağmur-Kıyamet Çiçeği5. EN İYİ SENARYO ÖDÜLÜ: Derviş Zaim (Balık)6. EN İYİ KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ: (paylaştırıldı)Deniz Özdoğan (İçimdeki Balık) ve Damla Sönmez (Deniz Seviyesi)7. EN İYİ ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ: (paylaştırıldı)Tansu Biçer (Toz Ruhu), Ahmet Rıfat Şungar (Deniz Seviyesi)Jüri Özel Ödülü: Settar Tanrıöğen (Yağmur-Kıyamet Çiçeği, Toz Ruhu ve Nergis Hanım filmlerindeki performansı ile)8. EN İYİ MÜZİK ÖDÜLÜ: Kyle Woodworth (Deniz Seviyesi)9. EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ ÖDÜLÜ: John Wakayama Carey (Deniz Seviyesi)10. EN İYİ SANAT YÖNETMENİ ÖDÜLÜ: Osman Özcan (Toz Ruhu)11. EN İYİ KURGU ÖDÜLÜ: Özcan Vardar (Deniz Seviyesi)12. EN İYİ YRD. KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ: Esra Bezen Bilgin (Silsile)13. EN İYİ YRD. ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ: Serkan Keskin (Silsile)14. “TÜRKAN ŞORAY” UMUT VEREN GENÇ KADIN OY. ÖD: Begüm Akkaya (Nergis Hanım)15. UMUT VEREN GENÇ ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ: Aytaç Uşun (Silsile)*SİYAD EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ: Yağmur-Kıyamet Çiçeği (Onur Aydın)*FİLM-YÖN EN İYİ YÖNETMEN ÖDÜLÜ: Yağmur-Kıyamet ÇiçeğiT24
İslam Dinini Kabul Eden 6 Önemli İsim
Barmakidler bugünkü Afganistan topraklarında yer alan Balkh şehrinde yaşamış olan Budist yöneticilerin oluşturduğu bir aileydi. Aile 600’lü yılların ortalarında Emevi Devletinin bölgeyi fethetmesiyle birlikte Müslüman oldu. 750 yılındaki Abbasi Devriminden sonra, Barmakidler yönetimdeki başarılarıyla üne kavuştular. Barmakidler Arap Abbasi halifelerinin habersiz olduğu büyük devlet bürokrasisinin nasıl yönetileceği konusundaki yüzlerce yıllık deneyimlerini Pers İmparatorluğuna taşımışlardı.8. yüzyılın sonlarına doğru imparatorluğun oluşumunda çok büyük bir etkileri oldu. Özellikle de Yahya ibn Halid el Barmaki çok etkileyici birisiydi. Abbasilerin altın çağlarını yaşadığı zamanlarda da halife olmaya devam edecek olan genç Harun Reşid’e danışman ve eğitici olarak atandı. Onun himayesinde Harun Reşid imparatorluğun komşularıyla barış ve ekonomide de üstel bir büyüme sağladı, değerli alimleri himayesine aldı ve antik Roma’yla boy ölçüşecek bir altyapı sistemi tesis etti. Böylelikle bir bütün olarak Barmakid ailesi islam dünyasının siyasi hayatının şekillenmesinde yüzyıllarca sürecek bir etki bırakmış oldu.
Demi Lovato İlk Kez Türkiye'ye Geliyor
2008 yılında ilk stüdyo albümü ‘’Don’t Forget’’ ile Amerika Billboard 200 listesine iki numaradan girerek Altın Sertifika ile ödüllendirilen ABD’li şarkıcı ve oyuncu Demi Lovato, 16 Kasım’da İstanbul Ülker Sports Arena’da sahne alacak.Son albümü ‘’Demi’’de yer alan 'Heart Attack'şarkısı ile de iTunes Amerika ve Avrupa’da birinci sırada yer alarak toplam 16 ülkede dinlenme rekoru kıran Demi Lovato, 'Güçlü Kalmak: Yılın 365 Günü' kitabıyla da Türkiye’de de milyonlarca gence ilham kaynağı oldu.DEMI LOVATO KİMDİR?ABD’li şarkıcı ve oyuncu. İlk kez çocuk oyuncu olarak Barney ve arkadaşları’nda rol aldı. 2008’de Rock Kampı adlı televizyon filminde ilk kez başrol oynayarak dikkatleri üzerine çekti. Aynı yıl Hollywood Records ile sözleşme imzaladı ve ilk stüdyo albümü Don’t Forget Eylül 2008’de yayımladı. İlk haftasında 89 bin kopya satan albüm, Billboard 200 listesine iki numaradan girdi ve Amerika Kayıt Endüstrisi Birliği tarafından 530 bin kopyadan fazla satış nedeniyle Altın Sertifika ile ödüllendirildi. 2009’da Lovato, kendi televizyon dizisi Sonny’nin Yıldızı’nda rol almaya başladı.2009’da yayımladığı ikinci albümü Here We Go Again, 108 bin kopya satarak Amerika Billboard 200 listesine bir numaradan girdi. Albümle aynı adlı single’ı da Billboard Hot 100 listesinde 15. sıraya kadar yükselerek şarkıcının ilk 20’ye giren ilk şarkısı oldu. 2014 yılında yayımlanan son albümü DEMI’de yer alan Heart Attack şarkısı ile iTunes Amerika ve Avrupa’da bir numaraya oturarak toplam 16 ülkede dinlenme rekoru kırdı. Geçtiğimiz yıl X Factor America’da jüri üyeliği de yapan Lovato, 2014 Dünya turnesi kapsamında ilk kez İstanbul’da olacak.İHA
Burçların İlginç Takıntıları
Her burcun ayrı bir takıntısı var. Kimisi kapalı yerde uzun süre duramıyor, kimisi marka olmayan hiçbir şeyi giymiyor, kimisi de makyaj yapmadan asla dışarı çıkamıyor... Peki, siz burcunuzun takıntılarını biliyor musunuz? Astroloji Danışmanı İremsu, burçların en ilginç takıntılarını sizin için yazdı. İşte burçların takıntıları...KoçKapalı bir yerde uzun süre duramaz.Kışın başına şapka, bere takmadan sokağa çıkmaz.Araba kullanırken hız yapmaktan kendini alıkoyamaz.Sinirlendiğinde kafasını bir yere toslamadan duramaz.BoğaArabaya binsin veya eve girsin mutlaka kapısını kitler.Onlarca hatta yüzlerce çanta ve cüzdanı vardır ve hepsinin içinde üç beş kuruş mutlaka bulunur.Parfüm sürmediği bir saat bile yoktur.Çiçeksiz duramaz.Kahkülsüz duramazlar. Pembe, yeşil mavi turkuaz takıntıları meşhurdur.İkizlerEllerini, ayaklarını oynatmadan bir şey anlatamaz.Cep telefonu olmadan sokağa çıkamaz.Pencere açmadan bir odada duramaz.Seyahat takıntısı meşhurdur.YengeçÇocukluk oyuncaklarını atamaz, eskiye dair ne varsa saklar.Pazarlık yapmadan bir malı alamaz..İşine yarar diye hiçbir şeyi atamaz..Kadınları rimel sürmeden duramazlar.AslanKonuşurken saçıyla oynamadan duramaz.Her çantasının içinde mutlaka ayna ve de cımbız vardır.Altın kolye, altın saat, altın yüzük takmayı çok sever.Marka takıntısı olan burçlardır.BaşakEllerini yıkamak en büyük takıntısıdır.Parfümsüz sokağa çıkmaz.Dudaklarını yemek takıntısı vardır.Canı sıkılmışsa,,parmaklarını ritmik olarak bir yere vurarak sıkıntısını dile getirir.Teraziİhtiyacı olsun veya olmasın dışarı çıktı mı bir şeyler almadan eve dönmez.Her çantasının içinde ayrı bir makyaj malzemesi vardır.Marka takıntısı ile tanınır.Parfüm takıntısı meşhurdur.Oturduğu yerde bacaklarını sürekli titretir.AkrepCinsellik en büyük takıntısıdır.Marka takıntısı ile tanınır.Jöle, sprey takıntıları meşhurdur.Kadınları ipek çorap, ruj ve iç çamaşırına takıntılıdır.YayErkekler takım elbiseden nefret eder. Nikah memurunun önünde bile giymeyi bile reddedebilir.Mavi ve mor renkleri giymeden duramaz. Bu onda takıntı hali almıştır.Küçük ve kapalı alan takıntısı vardır.Loto, toto, altılı ganyan, milli piyango takıntıları meşhurdur.Seyahat takıntısı müthiştir.OğlakErkekleri top sakal, fular, kol düğmesi ve saat takmadan duramaz.Alıştığı parfümden başkasını kullanmama takıntısı vardır.Sürekli bildiği yerlere gitme takıntısı meşhurdur.Sürekli not alma takıntısı vardır.KovaMaddi durumu ne olursa olsun tek taş yüzük takma takıntısı meşhurdur.Her türden onlarca marka gözlüğü vardır.Işıksız duramazlar.Elektronik malzeme takıntıları meşhurdur.BalıkAyakkabı merakı ünlüdür. Onlarca hatta yüzlerce ayakkabısı vardır.Volta atma takıntıları vardır.Bağdaş kurup oturma takıntıları vardır.Kadınları ojesiz duramazlar.Çay, kahve içmeden güne adım atamazlar.
Anıtkabir Ziyaretinizi Daha da Anlamlı Hale Getirecek 10 Önemli Detay
Anıtkabir yapılmadan önce rasat (gözlem) istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe'nin ismi Rasattepe'ydi. Atatürk’ün yıllar önce bir gezi sırasında Rasattepe’yi gezerken ağzından dökülen “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri” sözleri de bir bakıma yerin belirlenmesi açısından önemli bir yere sahipti.
21. Altın Koza Film Festivali Başladı
Bu sene yirmi birincisi düzenlenen Altın Koza Film Festivali dün başladı. Festivalin resmi açılışı ise bu akşam Merkez Park Amfi Tiyatro'da düzenlenen ve bir çok sanatçının yanı sıra sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği bir etkinlikle yapıldı.15 - 21 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan festival kapsamında 205 film çeşitli salonlarda ve 515 gösterimle sinemaseverlerle buluşacak. Bu filmler arasından 12 film Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda başkanlığını Reha Erdem'in yaptığı jüri önüne çıkacak.Yılmaz Güney Altın Koza'daAna temanın 'Türk Sinemasının 100. Yılı' olan festivalde Yılmaz Güney de çeşitli etkinliklerle anılacak. Bu kapsamda 19 Eylül Cuma günü saat 14.00'da Abdurahman Keskiner, Hikmet Taşdemir, Semir Arslanyürek ve Yaşar Pütün'ün katılacağı 'Yılmaz Güney Sineması' panel/söyleşi gerçekleştirilecek. Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu fuayesinde ise Yılmaz Güney'in fotoğraflarından ve film afişlerinden oluşan bir sergi açılacak. Ayrıca her sene olduğu gibi Yılmaz Güney özel ödülü bu sene de verielecek.Orhan Kemal 100. yaşında festivaldeAltın Koza Film Festivali'nde yazdığı bir çok romanı sinemaya uyarlanan Adanalı sanatçı Orhan Kemal anılacak. Festivalde 'Orhan Kemal 100 Yaşında' başlığı altında sanatçının senaryosunu yazdığı ya da kendi eserlerinden uyarlanan filmler gösterilecek. Bunun yanı sıra 17 Eylül Çarşamba günü sanatçının oğlu Işık Öğütçü'nün de katılımıyla 'Orhan Kemal 100 Yaşında' adlı serginin açılışı yapılacak. Aynı gün Büyük Şehir Belediye Tiyatrosu'nda, yönetmenliğini Mehmet Güleryüz'ün yaptığı 'Sessizlerin Sesi: Orhan Kemal' belgeselinin gösterimi yapılacak.Altın Koza'da sinema edebiyatla buluşacakTürk sinemasının 100 yıllık geçmişinde sinema edebiyat ilişkisi moderatörlüğünü Yekta Kopan'ın yaptığı ' Türk Sinemasının 100. Yılında Sinema Edebiyat İlişkisi' adlı söyleşi/panel gerçekleştirilecek. Etkinliğe Ahmet Ümit, Hakan Günday, nebil Özgentürk ve Osman Şahin katılıacak.Kısa film atölyesiAltın Koza Film Festivali kapsamında bir de kısa film atölyesi oluşturuldu. Işıl Özgentürk'ün 'Senaryo' dersiyle başlayan atölyede Dilek Tunalı 'Film Okuma', Gamze Arzu 'Oyunculuk', David Elliot 'Yapım Geliştirme', Bora Göksingöl 'Kurgu' dersleri verecek ve atölyeye katılan öğrenciler atölye sonunda bir kısa film çekecekler.
Anneler Dikkat Meme Önemli
Kimse bize bir ay boyunca iki meme dışarıda ateşler basarak zombi gibi evin içinde dolaşacaksın dememişti. Ama gerçek bu sevgili anne adayları…Gecelerce dua ettim “Allah’ım nooooolursun yardım et!” diye… Hadi benim günahım çoktur belki kucağımdaki daha yeni doğmuş bebenin hatırına belki kabul eder diye de düşünmedim değil. Şimdi bunun her yanında melekler var di mi? Zaten kendi melek… O zaman duanın ulaşma süresi kısalır, zaten aylardan Ramazan, duanın kabul olma oranı çarpı iki point falan… Hep bunlar geçti işte aklımdan… Niye? Memelerim iyileşsin diye. Sonunda Allah kabul etti dualarımı ve akıl fikir ihsan etti de bir dermatoloğa gitmeyi düşünebildim.Vallaha da billaha da evlenen arkadaşlarıma bundan sonra çeyrek altın yerine meme bakım kremi takacağım. Kesinlikle. İlk gün… Bebem mememle buluştu. Dünyanın en kutsal duygusu! Mu bilmiyorum. Çünkü o anın heyecanı, hastane odasındaki yaklaşık 20 kişi, aman da aman tamam da tamam tamtamlamaları falan derken an geçip gidiyor. Ulvi bir duygudan öte şaşkınlıktı hissettiğim. Karnımdan çıkan canlı şimdi kucağımdaydı ve ikimiz de ne yapacağımızı bilmiyorduk. Daha doğrusu o biliyormuş, lönk diye yapıştı mememe ve daha önce 3 ay emme kursuna gitmiş gibi çekmeye başladı sütü. O an tek düşündüğüm küçücük burnuydu. Ya o minnoş burun göğsüme yapışırsa ve nefes alamazsa. Aman tanrım! 3 gün sonra tek düşündüğüm ise emzirmemekti.“Ay ben hiç yaşamadım” diyen anne görmedim şimdiye kadar. Olsa olsa “Evet oldu ama hemen geçti” demişlerdir. Bu meme ucu çatlak ve yaraları… Henüz hamileydim. 20 günlük bebeğini ziyarete gittiğim arkadaşım da dediydi, “Canım gitti, memene bak” dediydi ama bir kulağımdan girdi öbüründen çıktı. Sonrasında da canım çıktı.Benim göğüslerimde mantar oluşmuş. Nedeni bebeğin ağzındaki pamukçuk imiş. 12 gün sabredebildim. Önce internetten okuyup lanoninli kremler kullandım. Olmadı. Kadın doğum uzmanı şöyle bir gözünün ucuyla bakıp Garmastan Pomat yazdı, kullandım, olmadı. Silikon meme ucu aldım, bebem kabul etmedi, emmedi. Makine ile sağdım daha beter oldu. Banyoda su değdi, ölüyorum sandım, çıktığımda göz yaşları içinde “Ben emzirmiyorum” dedim ama yine gözyaşları içindeki bebeme kıyamayarak can vere vere yine emzirdim. Sonunda yok böyle olmayacak deyip eve en yakın hastanedeki dermatoloğa attım kendimi. Şanslıydım. Tek bakışta mantar teşhisi koyan doktorum beni kurtardı. İki şişe izotonik sodyum klorür serumu her emzirme sonrası memelerime sürdüm, iki tane mantar kremi kullandım, bir antibiyotik bitirdim, tek dozluk mantar ilaçları içtim, ağrı kesici kullandım ve bu toplu tedavinin ardından gerçekten kırkıncı gün acımın artık dayanılır boyutta olduğunu fark ettim. Beş günde bir ilerlemeyi görmek için kontrole çağırdı doktorum. Her seferinde emzirmeye devam mı diye soruyordu. Yavrumun adını küçük fare takmıştı. Nedenini son kontrolde söyledi. Meğer meme uçlarımdaki yaralar fare kemirmiş gibiymiş. Uçları kopmuştu zaten. Kanlar içindeydi. Ancak bir buçuk ayın ardından rahat edebilmiştim.Emzirmek acı demekti, emzirmemek de acı demekti. Çünkü memeler süt doluyor, o da vücutta ateş basması, sıtma dedikleri şeyi yapıyordu. Bu sefer böğrün yanıyor ama üşüyorum diye battaniyeler altında kabuslar göre göre yatıyordum. İçeride bebe ağlıyor, yakınlar hadi gel emzir kızım diye abanırken, ben evin içinde kaçacak delik arıyor, bazen yarım saat boyunca tuvaletten çıkmıyordum. Ama işte zaman her şeyin ilacı… Bir de dermatolog J (Benimki Hisar Intercontinental Hospital’dan uzman doktor Funda Ataman idi. Çok tatlı kadın.)Demem o ki, annelik benim için eşittir “meme” olmuştu. Sütyenin içine göğüs kalkanı (Philips Avent göğüs kalkanı, meme ucunu koruyor) taktım ve ancak bir buçuk ay sonunda bebeğimi kucağıma alabildim. Yüzüne bakarak “Barıştık mı kızım?” diye sordum. O da gözlerini şaşı yaptı, ağzını açtı, kafasını sağa sola çevirip, “heh eh heh eh” diye sesler çıkarmaya başladı. Hadi uğraştırma karnım aç demekti bu. İki dakika anne duygusallığı yapayım demiştim ve kızım içine etmişti anlayacağınız.Şimdi doğurdum diyen herkese memelerin nasıl diye soruyorum, hamileyim diyen herkese memelerine iyi bak diyorum. Bu travmayı geçirmek istemeyen tüm anne adaylarına da yaşadıklarımın küpe olmasını temenni ediyor, meme bakımlarını ihmal etmemelerini öğütlüyorum.Annelerin hayal kırıklıklarını yazmayı sürdüreceğim.Sağlık, sevgi…Yazar: Anayım BenYazarın diğer yazılarını okumak için tıklayın...
Avrupa Tarihine Yön Veren 18 Hanedan
5. ve 8. yüzyıllar arasında bugünkü Fransa ve Almanya arasında bulunan bölgede hüküm sürmüş Frank hanedanı.Hanedanlığın Magdalalı Meryem'in soyundan geldiğine inanılır. Magdalalı Meryem'in İsa'nın çocuğuyla Kudüs'ten kaçıp Fransa'ya gittiği ve Fransa'da Merovingian Hanedanı'nı kurdukları sanılmaktadır.Rivayete göre omuz arasında veya kalbinin üzerinde ilahi kutsal kan taşıdıklarına işaret eden bir benek vardı ki, bu daha sonra Tapınak Şövalyelerinin arması olarak ortaya çıkacaktır.496 yılında Hükümdar Clovis’in Hristiyanlığı kabul etmesiyle Avrupa’daki Hristiyan krallıkların ilki unvanını almıştır. Paris şehri de bu hanedan mensupları tarafından kurulmuştur. 8. yy’da bir başka Frank hanedanı olan Karolenj tarafından sona erdirilmiştir.
Tıp Dünyası Bu Kızı Konuşuyor
İzmir’de, yüzde 94 ağır zihinsel engelli teşhisi konulan 11 yaşındaki Filiznur, tıp dünyasını şaşırtarak engelini yendi. Spor ve anne sevgisiyle sadece engelini yenmekle kalmayan Filiznur, artık milli sporcu oldu.İzmir’de, yüzde 94 ağır zihinsel engelli teşhisi konulan 11 yaşındaki Filiznur, tıp dünyasını şaşırtarak engelini yendi. Spor ve anne sevgisiyle sadece engelini yenmekle kalmayan Filiznur, artık milli sporcu oldu.İzmir’de yaşayan Süreyya -Mehmet İmer çiftinin tek çocukları olan Filiznur İmer, henüz 11 yaşında olmasına rağmen tıp dünyasını şaşırtan başarılara imza attı. 19 aylıkken doktorların ’ağır zihinsel engelli ve otistik’ teşhisi koyduğu kızın en büyük destekçisi annesi oldu. Annesinin azmi ve sporla hayata tutunan Filiznur, jimnastikte de Türkiye şampiyonu oldu.“KONUŞMUYORDU, KAFASINI DUVARLARA VURUYORDU”Filiznur’un iyileşme sürecinin hem kendisi hem kızı için büyük bir travma olduğunu söyleyen anne Süreyya İmer yaşadıkları süreci şu sözlerle aktardı: “Filiznur ağır derecede zihinsel engelliydi ve ciddi şekilde kriz geçiyordu. Yaklaşık günün 20 saati kriz geçiriyordu. Kafasını sürekli yerlere, duvara vuruyordu. Kollarını ısırıyordu, parmaklarını ısırıyordu. Filiznur’un 2,5 yıl ellerinde tırnakları bile yoktu. Isırmaktan tırnakları dökülüyordu. Dişleri kırılıyordu, düşüyordu. Kendine zarar veriyordu. Konuşmuyordu, yürümüyordu. 6 yaşına kadar bu zorlu süreç devam etti. Ancak hiç pes etmedik. Onu hiç yalnız bırakmadım. Kriz anında zarar vermesine rağmen dışlamadım, ittirmedim. Bu tür çocuklar çok hassas bir fanus içindeler. Onlarla aramızda görünmeyen tel örgü gibi bir şey var. Ve biz onu aştık. Filiznur’un yanına 6 yıl sonra girebildim ve o fanusun içinde beraber yaşayabildik. Çok ağladığımız, üzüldüğümüz günler oldu. Ama ben onun yanına girdikten sonra her şey daha farklı olmaya başladı. Tam da ‘Bu durumu hiç yenemeyeceğiz’ dediğimiz anda hayatımızda birdenbire değişiklik oldu. Krizleri 20 saat değil, 10 saat, 8 saat, 2 saat, 1 saate düştü. Onu kriz anında hiç yalnız bırakmadım.”“DOKTORLAR ‘UMUTSUZ VAKA’ DEMİŞLERDİ”Kızından sevgisini hiç esirgemediğini ve herşeyin ilacının sevgi olduğunu belirten anne İmer, şunları söyledi: “Filiznur sevgi ile iyileşti. Artık raporunda ’zihinsel engellidir’ ibaresi kaldırıldı. Yeni raporunda sadece otizm yazıyor. Filiznur’a doktorlar hep ‘umutsuz vaka’ demişlerdi. Doktorlar sürekli ‘Filiznur’un bir şeyleri başarması çok zor, hep böyle kalacak. Konuşamaz, gülemez, yiyemez, içemez’ dedi. O kadar korkutmuşlardı ki beni. Hatta en son bana 7 yıl önce doktorumuz ‘Çok zor durumdasınız, Filiznur’u özel bir kliniğe yatıralım’ demişti. Biz bu durumlardan bu duruma geldik. Geçirdiği krizler çok ağır ve baş edilmesi zor krizlerdi. Onun için de benim için de büyük travmaydı. Ama ben ne olursa olsun Filiznur’a ‘Ağır derecede zihinsel engelli, bundan hiçbirşey olmaz’ dedikleri anda bile sahip çıktım”“DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK”Filiznur’un tıp dünyasında görülmeyen bir şekilde yüzde yüz zihinsel engeli yenmiş bir çocuk olduğunu ve dünyada örneğinin olmadığını söyleyen Süreyya İmer, sözlerine şöyle devam etti: “Dünyada bu ana kadar ağır düzeyde zihinsel engelini yenmiş hiç kimse yok. Filiznur’un adını altın harflerle yazdırdık diye düşünüyorum bir anne olarak. Çünkü o zor süreçleri ben tek başıma yaşadım, sadece ben biliyorum, ikimiz biliyoruz. Son çıkarttığımız raporumuzda da zihinsel engeli vardır’ ibaresi kalktı. Yeni raporunda sadece otizm yazıyor. Ama biz neredeyse otizmi yenmek üzereyiz. Bunu da başaracağız. Ben eminim. Birkaç yıl sonra iyi düzeye gelecek. Şimdi sadece konuşma probleminde gecikmemiz var. O da çok normal. Hayata Filiznur 7-8 yıl geç başladı. O süre zarfında konuşmayı öğrenemedi. Bu kadar süre zarfında biz bu kadar şeyi başardıysak emin olsunlar bütün engelli çocuk annelerine sesleniyorum. Onların da çocukları çok şeyi başarabilir. Yeter ki çocuklarına inansınlar. Ne olursa olsun iki kolu, iki bacağı olmasın yine sahiplensinler.”“YAŞININ İKİ KATI MADALYASI VAR”Filiznur’un ilk zamanlarda spor yapmaya zorla gittiğini anlatan anne İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk dönemlerde spora gittiğimizde ağlıyordu, hırçınlaşıyordu. Biz yılmadık. ‘Her ne olursa olsun spora gidilecek’ dedik. Sporda 45 saniye de kaldığı zamanlar oldu, 1,5 dakika kaldığı zamanlar da. O 1,5 dakika bizim için 1,5 saat gibiydi ve çok iyi değerlendirmeye çalıştık. Her antrenman saatinde giyinip gittik. Kapıdan döndük çoğu zaman ama yine de yılmadık. ‘Gidilecek, yapılacak, sen başaracaksın, onlar yapıyorsa sende yapabilirsin’ diye motive ettim. Ve o da başardı. 6-7 ay sonra derslerde yarım saat kalmaya başladı. Sonra bir bakmışız ki bir buçuk saat kalıyor. Filiznur artık takla atıyor, komutlara uyuyor. Diğer çocuklar ne yapıyorsa o da aynısını yapmayı başarıyor. Ve bir buçuk yıl sonra ilk madalyamızı aldık. Normal çocuklarla katıldığı bir yarışmada grubunun birincisi oldu. Şu an 21 madalyası var. Yaşının iki katı madalyası var. Hepsi benim için çok özel onların manevi değeri çok fazla. Her birini alnının teriyle emeğiyle kazandı.”“BAŞBAKANIMIZA VE CUMHURBAŞKANIMIZA SESLENİYORUM”Filiznur’un bakanlık düzeyinde desteklenirse daha iyi yerlere gelerek Türkiye’yi daha iyi temsil edeceğine dikkat çeken Süreyya İmer yetkililere şöyle seslendi: “Spor bakanlığımız, başbakanımız ve cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Bu tür çocukların yurt dışına açılması gerekiyor. Çünkü dünyada örneği yok ve bu bizim çocuğumuz. Hepimizin çocuğu olduğunu düşünüyorum. Biz bu kadar başarıyı başarmışken, onlara da umut olur. Onların da Filiznur’u tanıyarak yurt dışına gidip Türkiye’yi temsil edebileceğini düşünüyorum. Desteklenirse yurt dışı kapısı açılırsa çok iyi yerlere gelebileceğine inanıyorum. Ayrıca Filiznur şu anda 95 ile 105 kelime arasında konuşabiliyor. Konuşma bozuklukları eğitmeninden ders alması gerekiyor. Ama maddi imkansızlıklardan dolayı kısıtlı götürebiliyoruz. Bu konuda bakanlıktan destek gelirse Filiznur bu sorununu da aşacak. Filiznur’un ilerlemesinde onların da desteği olacağını düşünüyorum. Konuşamadığı için ara ara krizleri oluyor. Bence Filiznur tarihe geçebilecek bir çocuk. Biz bunu başardık. Bu çocuk bizim çocuğumuz, hepimizin çocuğu.”İHA | Milliyet
Kırmızı Halıya En Yakışan Yıldız: Nicole Kidman
Onu yıllar yıllar önce kıvırcık kızıl saçları ile Tom Cruise'ın eşi olarak tanıdık. Evet yetenekliydi, ama sonuçta dünyanın en ünlü erkeklerinden birinin eşiydi. Bir gün boşandı ve kendi yeteneği ile yıldızı yeniden parladı. Yeteneğini çeşitli ödüllerle taçlandıran Nicole Kidman Oscar kırmızı halı törenlerinin de en şık isimlerinden biri.