onedio
'Benden Çok iyi Dedektif Olurdu' Diyenlere: Akıllara Durgunluk Veren 6 Dava
İnternetin, toplumsal getirileri düşünüldüğünde, iyi mi yoksa kötü mü olduğu hala cevaplanamamış bir soru. İnternet üzerinde her türlü bilgi bulunabildiği için, herkes istediği herhangi bir konuda araştırma yapabilir. Örneğin internet yardımıyla ödevlerinizi yapabilir, bilgisayar oyunları hakkında hileler öğrenebilir, ve hatta bir cinayet soruşturması yürütebilirsiniz. Zaman zaman her birimiz bir 'dedektif' kadar gözü açık, ayrıntılara dikkat eden ve zeki bir kişi olduğumuzu söylüyoruz. Hatta Sherlock Holmes olduğunu iddia edenler de yok değil. Peki o halde, elimizin altında internetin nimetlerinden faydalanmak gibi bir şans da varken, bu altı gizemli davayı çözebilecek miyiz?
Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi 16 Çingene Filmi
Latcho Drom, yaşadıkları her yerde ‘öteki’ olarak algılanan Çingeneler’in öyküsü. Cezayir asıllı bir Çingene olan Fransız vatandaşı Tony Gatliff, müzisyenliğinin de getirdiği birikimle filmlerinde müziği ön planda tutarak, genelde Çingene öyküleri anlatıyor bizlere. Latcho Drom sinema-müzik birlikteliğinin belki de doruğa ulaştığı filmlerden. Çingenelerin Hindistan’dan başlayan ve Mısır, Türkiye, Romanya’dan Avrupa’ya ulaşan yolculukları hiç diyalog kullanmadan, muhteşem müziklerle anlatılıyor. Şarkıların sözleri, Çingenelerin hem tarihsel hem de mekansal yolculuklarında yaşadıklarına vurgu yapıyor. Yaşadıkları onca acıya rağmen, coşkulu ve neşe dolu olmayı başarabilmiş bu halk, yanıbaşımızda ‘öteki’ olarak var olmaya ve dans edip şarkı söylemeye devam ediyor. İyi Yolculuklar, bir Hintli Çingene kervanının görüntüsüyle başlar. Göçebe alınyazılarını anlatan şarkılar türküler eşliğinde masallardan fırlamışa benzeyen bir manzarada, portakal rengi Racastan Çölü aşılır. Kendisi de Çingene kökenli olan Fransız vatandaşı Gatlif, köklerine ulaşma arayışı içinde bu filmi yapmaya girişmiştir. Gerçi Çingeneler sinemada hiç de es geçilen bir konu değildir ama Romanların bakış açısından ve Roman dilinde çekilen filmlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Gatlif’e göre İyi Yolculuklar, “ne belgesel ne de kurmaca bir film.” Yönetmenin ‘‘senfonik bir şiir’’ diye tanımladığı eseri için belki de en doğrusu Çingene müzikleri antolojisi demek olur. Filmin, envai çeşit telli sazla -sitar, zitar, keman, gitar- aşık atan dümbeleklerden darbukalara, kaşıklardan kastanyetlere dek aklınıza gelebilecek her tür vurmalı çalgıyla icra edilen inleyen ya da stakato (kesik kesik) nağmeli bir müziğe sahip. Ne de olsa müzik, Roman kültürünün özüdür; Gatlif’in müzisyenleri de nereye adım atsalar ocuklardan oluşan bir hayran kitlesi tarafından izlenir. Filmin yapısı da müzik üzerine kuruludur.
Dünden Bugüne 13 Farklı Keira Knightley
1985 Yılında İngiltere'de doğan Keira Knightley, henüz 20 yaşında Oscar ve Altın Küre ödüllerine aday gösterilerek en yetenekli ve en genç sanatçı ünvanına sahip olmuştur. Gelin 13 karede Keira Knightley'i yad edelim;
Zamanının Çok Ötesinde Olan 47 İlham Verici Kadın
Kadın demek sadece anne, kız veya kız kardeş demek değildir. Tarih boyunca adaletsizliğe uğrayan ve elde ettiği tüm haklara tırnaklarıyla kazıyarak ulaşan demektir. Bu galeri tüm cesur kadınlara ve ilham bulmak isteyenlere ithaf edilmiştir...
Kelebeğin Rüyası'na ABD'de 'En İyi Film Müziği' Ödülü
'Kelebeğin Rüyası' adlı filme besteleriyle imza atan Rahman Altın, Amerika'daki Moondance Uluslararası Film Festivali'nde 'En İyi Film Müziği' ödülüne layık görüldü.Başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat ve Belçim Bilgin'in rol aldığı Kelebeğin Rüyası filmi için bestelediği müziklerle daha önce 15. Milano Uluslararası Film Festivali'nde (İtalya) 'En İyi Film Müziği', 13. World Soundtrack Academy'de (Belçika) 'Halkın Seçimi', 46. SİYAD Sinema Ödülleri'nde 'En İyi Müzik' ve 19. Kral Türkiye Müzik Ödülleri'nde 'En İyi Film Müziği' ödüllerini alan Türk besteci Altın, Moondance Festival'inde film müziği dalında en güçlü aday olarak gösteriliyordu.İngiltere, İtalya, İspanya, Yunanistan ve ABD'de yayınlanan 2013 Film Müziği listelerinde '1 numara' olmayı başarmış ilk ve tek Türk besteci olarak kariyerinde önemli bir yükseliş yaşayan Rahman Altın, Moondance 'En İyi Film Müziği' ödülü alarak ''Kelebeğin Rüyası'' filmiyle gelen ödüllerine bir yenisini daha eklemiş oldu.Colorado eyaletine bağlı Boulder şehrinde düzenlenen ve ''Amerika'nın Cannes'i'' olarak gösterilen festivalde Kelebeğin Rüyası filmi, En İyi Film Müziği, En İyi Aktör ve En İyi Film dalları dahil üç dalda aday gösterilmişti.Sabah
Reklam
Reklam
Kitaptan Uyarlanan En İyi 30 Aşk Filmi
Nicholas Sparks'ın aynı isimli kitabından uyarlanan filmde John isimli genç orduya yazılır. Gitmeden önce Savannah isimli bir üniversite öğrencisine aşık olur ve çok geçmeden de kızın kalbini kazanır ancak John'un orduya çağrılması çiftin yalnız mektuplar aracılığıyla iletişim kurmasına neden olacaktır.
Bu Eserlere Bakmadan Geçmeyin
Miro'dan Banks'ye, Ai Weiwei'den Anish Kapoor'a, Nuri Bilge Ceylan'dan Marina Abramovic'e dünya sanatının yıldız isimlerini İstanbul'a getiren Art Intentaional sanat fuarı Haliç Kongre Merkezi'nde açıldı. Cem Erciyes, pazar günü sona erecek fuarı gezdi ve dikkat çeken eserleri yazdı.Duyarsız
Reklam
Dünya Mutfağından Mantıya Benzer 7 Yemek
TarifUna yumurta, tuz ve su ilave edip, kulak memesi kıvamı alana dek yoğurun. Bezelere ayırıp, merdane hamurları açın. Hamurları, geniş ağızlı su bardağı ile yuvarlaklar çıkarın. Harç için, kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz, kuru nane, pulbiber, karabiber, 1-2 çorba kaşığı su ve tuzu harmanlayın. Merdane ile tek tek açıp büyütün ve incelttiğiniz hamurların içine 1 çorba kaşığı harçtan pay edin. Yuvarlak hamurların uçlarını büzgü yaparak kapatın. Bol miktardaki kaynayan suda 10 dakika haşlayın. Dilediğiniz sosla sıcak olarak servis yapın
Efsane Hapishane Dizisi Oz'dan Dikkate Alınası 15 Hayat Dersi
Bir zamanların efsane dizisi ve kült kavramına her anlamında sahip müthiş dizisi OZ. Özel bir hapishaneyi anlatan ve sahip olduğu unutulmaz karakterlerle tv dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır. Dizinin anlatıcısı  ve bir karakteri olan Augustus Hill'in söyledikleri tecrübe edilecek cinsten değildir. Salt hayattır. Çünkü  Oz nefrettir, Oz merhamettir, Oz sistemdir, Oz hayatın ilikleridir.
Reklam
Tüm Zamanların En İyi 100 Kitabı
Birçok kuruluş ve yayın organı kendi yöntemleriyle yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan en iyi 100 kitap listesi yayınlıyor. Listeler üç aşağı beş yukarı aynı kitaplardan oluşuyor. Ben size Norveç Kitap Kulüplerinin 54 ülkeden birçok yazarın katılımıyla belirlediği listeyi sunmak istiyorum. Norveç Kitap Kulüpleri'nin, dünyayı ele geçiren televizyon ve bilgisayara karşı klasik edebiyatı yüceltmek amacıyla belirlediği tüm zamanların en iyi yüz kitabı listesinde Salman Rüşdi, Milan Kundera, John Le Carre, John Irving, Nadine Gordimer, Carlos Fuentes gibi yazarlar bulunuyor. En çok oyu Don Kişot'un aldığı liste şöyle: Chinua Achebe / Ruhum Yeniden Doğacak Hans Christian Andersen / Masallar Jane Austen / Aşk ve Gurur Honore de Balzac / Goriot Baba Samuel Beckett / Üçleme: Molloy / Malone / Adlandırılmayan Giovanni Boccaccio / Decameron Jorge Luis Borges / Toplu Eserleri Emily Bronte / Uğultulu Tepeler Albert Camus / YabancıPaul Celan / Şiirler Louis - Ferdinand Celine / Dünyanın Sonuna Seyahat Miguel de Cervantes / Don Kişot Geoffrey Chaucer / Canterbury MasallarıJoseph Conrad / Nostromo Dante Alighieri / İlahi Komedya Charles Dickens / Büyük Umutlar Denis Diderot / Kaderci Jacques ve EfendisiAlfred Doblin / Berlin Alexanderplatz Dostoyevski / Suç ve Ceza; Budala; Ecinniler; Karamazov Kardeşler George Eliot / Middlemarch Ralph Ellison / Görünmez AdamEuripides / Medea William Faulkner / Abşalom, Abşalom!, Ses ve Öfke Gustave Flaubert / Madame Bovary Federico Garcia Lorca / Çingene Romansları Gabriel Garcia Marquez / Yüzyıllık Yalnızlık; Kolera Günlerinde AşkGılgamış Destanı Johann Wolfgang von Goethe / Faust Nikolai Gogol / Ölü Canlar Günter Grass / Teneke Trampet Joao Guimaraes Rosa / The Devil to Pay in the Backlands Knut Hamsun / Açlık Ernest Hemingway / Yaşlı Adam ve Deniz Homeros / İlyada; Odessa Henrik Ibsen / Bir Bebek Evi Kitabı Mukaddes / Eyüb'ün KitabıJames Joyce /Ulysses Franz Kafka / Bütün Öyküleri; Dava; ŞatoKalidasa / The Recognition of Sakuntala Yasunari Kawabata / Karlar Ülkesi Nikos Kazancakis / Zorba DH Lawrence / Oğullar ve AşıklarHalldor K. Laxness / Independent People Giacomo Leopardi / Bütün ŞiirleriDoris Lessing / Altın Defter Astrid Lindgren / Pippi UzunçorapLu Xun / Diary of a Madman and Other Stories MahabharataNecip Mahfuz / Cebelavi ÇocuklarıThomas Mann / Buddenbrook Ailesi;Büyülü Dağ Herman Melville / Moby Dick Michel de Montaigne / Denemeler Elsa Morante / History Toni Morrison / Sevgili Murasaki Shikibu / Genji'nin Destanı Robert Musil / Niteliksiz Adam Vladimir Nabokov / Lolita George Orwell / 1984 Ovidius / Dönüşümler Fernando Pessoa / Huzursuzluğun Kitabı Edgar Allan Poe / Bütün Hikâyeleri Marcel Proust / Kayıp Zamanın İzinde Francois Rabelais / Gargantua ve Pantagruel Juan Rulfo / Pedro Paramo Mevlana / Mesnevi Salman Rüşdi / Geceyarısı Çocukları Sadi - i Şirazi / Bostan Tayyip Salih / A Season of Migration to the North Jose Saramago / Körlük William Shakespeare / Hamlet; Kral Lear; Othello Sofokles / Kral OidipusStendhal / Kırmızı ve Siyah Laurence Sterne / Tristram Shandy Beyefendi'nin Hayatı ve Görüşleri Italo Svevo / Zeno'nun Bilinci Jonathan Swift / Gulliver'in Seyahatleri Leo Tolstoy / Savaş ve Barış; Anna Karenina; Ivan Ilyiç'in ÖlümüÇehov / Seçilmiş HikâyelerMark Twain / Huckleberry Finn'in MaceralarıValmiki / Ramayana Virgil / The Aeneid Walt Whitman / Çimen Yaprakları Virginia Woolf / Mrs. Dalloway; Deniz Feneri Marguerite Yourcenar / Hadrianus'un Anıları Yanık Njall'ın Sagası Kaynak: http://www.gamlibaykussanat.com/index.php?option=com_content&view=article&id=132:tum-zamanlarin-en-iyi-100-kitabi&catid=9:kitap&Itemid=15
Reklam
Hiçbir İşe Yaramayan 5 Kişisel Gelişim Miti
Duygusal Zeka, İçimizdeki Çocuk, Kendini Gerçekleştirme vb. Popüler Psikolojinin iğreti dili kültürel kimliğimizin neredeyse bir parçası oldu. New Humanist'ten Stephen Briers ise bu duruma karşı çıkıyor. Neredeyse tüm süpermarketlerde bulunan kitap raflarında çok satanlar çoğunlukla 'Kişisel Gelişim' kitaplarından oluşuyor! Kişilerin gelişmesi için gerçekten bu kitapların bir yararı oluyor mu bilmiyorum. Sevmediğim bir yazın türü olduğu sanırım anlaşılmıştır. Bilimsel temelini çözemediğim bu tavsiyeleri çoğu zaman yanıltıcı bulurum. Bu tür bir kitabı okumasanız dahi içinden çıkan dahiyane sözleri duymayan yok gibidir. İşte aşağıda; Stephen Briers'in kaleminden, duymaya alıştığımız ve neredeyse doğruluğunu tartışmadığımız gerçeklerin perdesini arayabilirsiniz.İyi okumalar... NOT 1: Galeride kullanılan karikatürler Yiğit Özgür'e aittir. NOT 2: Kişisel gelişim kitaplarından hoşlanmayan sıradan bir okurun amatör hezeyanlarıyla dolu kişisel önyargılarıyla kaleme alınmıştır. Verilen linklerdeki çalışmaları okumak ve daha derin bir düşünceyle; tarihsel gerçekliğe ulaşmak adına, bilimsel sorgulamadan geçirmek daha iyi olacaktır.NOT 3: Kaynak linkteki yazıdan yapılan çevirideki kimi kısımlar ilgiyi dağıtmamak kaygısıyla özetlenmiştir. Umarım bütünlüğü sağlayabilmişimdir.
Al Pacino Altın Portakal'a Davet Edildi
Festival Direktörü Elif Dağdeviren, Al Pacino'yla yazışmaların sürdüğünü belirtirken, Nicole Kidman'la da prensipte anlaşıldığını ancak ünlü oyuncunun 75 yaşındaki babası Anthony Kidman'ın vefatından dolayı festivale katılamayacağını söyledi.Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği (KONYSİAD) davetlisi olarak işadamlarıyla kahvaltıda bir araya gelen 51'inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Direktörü Elif Dağdeviren, 3 ay önce yönetimini devraldıkları festivalin 51 yıllık bir geçmişe sahip olmasına karşın, adı dışında hiçbir şeye sahip olmadığını söyledi. Dağdeviren, 'Son 4 yılın bütün bilgileri, verileri, arşivi hiçbir şeyi yok. Bununla ilgili bana cevap geliyor, o yüzden diye. Hiçbir önemi yok hangi yüzden olduğunun. Sonuç, yok' dedi.İSTANBUL KORTEJİ ELEŞTİRİYORBu yıl 10- 18 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek Altın Portakal'ın 100 yaşını kutlayan Türk sinemasının 51 yılında var oluşuna dikkat çeken Dağdeviren, marka adından başka bir şeye sahip olmadığını belirttiği festivalin buna rağmen çeşitli gelenekleri yarattığını söyledi. Festival kortejinin bu geleneklerden biri olduğunu belirten Dağdeviren, şunları söyledi:'Ama çok eleştiri alıyoruz İstanbul'dan 'Kortej ne havai fişek de ne? Festival filmle alakalıdır. Halk festivalle, ki bu çok doğru altını çizerek söylüyorum, sinema salonunda buluşur. 'Halkın Portakalı' diye bir şey yapılmış. Çok güzel ama bu sene vaktimiz olmadığı için yetiştiremedik. Önümüzdeki sene öğrenciler üzerinden eğitimler başlayacak.'SİNEMA SEKTÖRÜ ANTALYA'YA KÜSTÜFestivalin son 3 yılında sinema sektörünün küslüğüyle de karşı karşıya kaldığını aktaran Elif Dağdeviren, bunun nedeninin organizasyon eksiklikleri olduğunu belirterek, 'Sinema sektörü Antalya'ya küstü, son iki üç senedir. Ağırlanmak istiyor insanlar. Davet edildikleri yerde düzgün bir organizasyon istiyorlar. Ağırlamada sorun yaşanmış' diye konuştu.POLİTİKA EKRANDA VARDIRBu duruma festivale sinema tarafından bakılmamasının da eklendiğini savunan Dağdeviren, 'Bir film festivalinin en önemli özelliği politika gibi konulardan uzak durmak zorunda olduğudur. Politika vardır ama ekranda. Filmi seyreder çıkar tartışırsınız. Festivale ait alanlarda o festivalin sorumlularının elinde mikrofonla politika yapmaları kadar sakıncalı bir durum olamaz. O zaman festival festivallikten çıkıyor, şov alanına dönüyor. Sinema sektörü bunların sonucunda Antalya'dan gittikçe uzaklaşmış' diye konuştu.NICOLE KIDMAN GELEMİYORYaptıkları çalışmalarla Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde sinemanın odakta olduğu bir durumu yaratmayı başardıklarını kaydeden Dağdeviren, geçmişinde Kevin Spacey, Adrien Brody gibi sinemanın dünyaca ünlü isimlerini ağırlayan Altın Portakal'da uluslararası önemli isimleri ağırlamak için yazışmalar yaptıklarını söyledi. Dağdeviren, bu isimlerden birinin dünyaca ünlü Oscar'lı yıldız Al Pacino olduğunu söyledi. Al Pacino'yla görüşmelerin yazışma aşamasında olduğunu, davetin yapıldığını aktaran Dağdeviren, Nicole Kidman'ın da davetliler arasında yer aldığını fakat ünlü oyuncunun babası Anthony Kidman'ın ölümü nedeniyle gelemeyeceğini söyledi. Dağdreviren, 'Nicole Kidman'ın gelmesi için uğraştık. Prensipte tarihi uydu. Babasını kaybetti, olmadı' dedi.DHA
İstanbul Modern'de 'Yüzyıllık Aşk'
Türkiye'nin ilk sinema salonlarından bugünün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapan 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi İstanbul Modern'de açıldı.Türkiye'de sinema kültürünü ve sinema sevgisini seyircinin bakış açısıyla inceleyen, geniş bir yazılı ve görsel arşiv araştırmasıyla sinema tarihinin belleğini görünür kılan, Türkiye'nin ilk sinema salonlarından bugünün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapan 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi İstanbul Modern'de açıldı.İstanbul Kalkınma Ajansı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla İstanbul Modern tarafından Türk Sinemasının 100. yılına ithafen hazırlanan, küratörlüğünü İstanbul Modern Sinema Yöneticisi Müge Turan ve araştırmacı yazar Gökhan Akçura'nın üstlendiği serginin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Çelik, serginin Türk sinemasının 100. yılına dair en önemli etkinliklerden olduğunu söyledi.Serginin sinemaya seyirci gözünden baktığını ve bunun kavramsal olarak çok önemli olduğunu dile getiren Çelik, Türk sinemasının bir kültür-sanat faaliyeti olmanın ötesinde hafızalarını ve belleklerini oluşturan bir sektör olduğunu ifade etti.Çelik, sinemada toplumsal hayatın çeşitli evrelerinin olduğunu ve tiyatrocuların baskın olduğu dönemden Yeşilçam'ın altın çağlarına kadar çok farklı dönemlerin görüldüğünü kaydetti.Bakan Çelik, 'En önemlisi çeşitli toplumsal ve siyasi evreleri görüyoruz. Bunlar da gelenek-modernizm çatışması, siyasi merkez ve çevre çatışması, tarım toplumu ile sanayi toplumu çatışması, kır-kent çatışması gibi. Tüm bu unsurlar aslında Türkiye'yi, tarihini anlamamız için mutlaka bilmemiz, derinlemesine anlamamız gereken bütün bu unsurlar sinemamız tarafından bugüne kadar saklanmış durumda' diye konuştu.'Hasar görmüş filmleri restore edecek teknik donanımları sağladık'Bundan sonrasında akademisyenlerin, araştırmacıların Türkiye'yi anlamak için çeşitli konuları ele alırken sinemaya daha fazla eğilmesi gerekeceğini vurgulayan Çelik, İstanbul Modern'in böyle bir sergiyle kendilerinin de hafızalarını tazelediğini bildirdi.Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, şöyle devam etti:'Ayrıca bildiğiniz gibi en önemli unsurlardan bir tanesi sinema mirasının korunması. Bugüne kadar bu mirasın iyi korunduğunu söyleyemeyiz. Birtakım toplumsal şartlar, bireysel hassasiyetlerdeki zaaflar neticesinde iyi korunamamış. Hem ihtilal dönemlerinde veya başka muhtıra dönemlerinde yakılmış sansürlenmiş. Sinema hafızamız ciddi bir şekilde hasar görmüş. Bunun korunmasıyla ilgili bir adım atıyoruz. Sinema Genel Müdürlüğümüz bünyesinde bir Sinema Arşiv Müzesi oluşturacağız. Ayrıca bu hasar görmüş filmleri restore edecek teknik donanımları sağladık. Bundan sonra korunmasıyla ilgili de tedbirler alacağız. Tüm bunlarla sinemanın 100. yılını kutluyoruz. Herkes bu sergiyi gezsin. Sinemanın gerçek sahibi sokaktaki seyircidir. Aslında bir bakıma da seyircinin gözünden Türkiye'nin geçmişini, toplumsal sıkıntılarını, çeşitli tarihi karelerini anlatan bir sergi olmuş. Emeği geçenleri kutluyorum.'Çelik, sinemanın halkın sıkıntılarını paylaşması açısından da önemli olduğuna işaret ederek, Türk halkının sinemada kendi hayatının resmini çektiğini anlattı.'Sergi, sinema ile seyirci arasındaki aşk öyküsünü gündeme getiriyor'İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı da İstanbul Modern'in benimsediği disiplinlerarası yaklaşımını, kuruluşunun 10. yılında yenilikçi projelerle görünür kılmaya devam ettiğini anlatarak, 11 Aralık 2004'te açılan İstanbul Modern'in, Türkiye'de bir müze çatısı altında hizmet veren sinema salonu ve bölümüne sahip ilk kurum olduğu bilgisini verdi.İstanbul Modern Sinema'nın, hem dünya sineması hem de Türk sinemasından örnekler sunduğunu, sıra dışı film ve belgeselleri sinemaseverlerle buluşturduğunu aktaran Eczacıbaşı, Türk sinemasının 100. yılında sinema ile seyirci arasında yüzyıldır süren aşk öyküsünü gündeme getiren ve Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen araştırma sergisine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti.Eczacıbaşı, 'Ülkemizde sinema kültürünü ve sinema sevgisini seyircinin bakış açısıyla inceleyen sergi, geniş bir yazılı ve görsel arşiv araştırmasıyla, sinema tarihimizin belleğini görünür kılıyor. Sinemanın bizi nasıl değiştirdiğini ve dönüştürdüğünü yansıtarak, sayısız sosyo-kültürel dinamiği yeniden değerlendirmemize olanak sağlıyor. Yazılı ve görsel arşiv belgelerinin dijital ortama aktarılması ve hazırlanan kapsamlı sergi kataloğu sayesinde, yapılan araştırmalardan gelecek kuşakların yararlanacağını umuyorum' ifadelerini kullandı.Konuşmaların ardından, sergiye katkısı olanlara plaket verildi.Açılışa, Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, iş adamı Ethem Sancak, ünlü oyuncu Hülya Koçyiğit, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.'Yüzyıllık Aşk: Türkiye'de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisiİstanbul Modern'in kuruluşunun 10. yılında Türk sinemasının 100. yıl dönümüne ithafen sunduğu 'Yüzyıllık Aşk: Türkiye’de Sinema ve Seyirci İlişkisi' sergisi, sinemayı yaşatan unsur olarak seyirciye odaklanıyor, sinemanın seyirciyle buluşma anlarına, bu buluşmanın yarattığı şaşırtıcı ve büyülü kolektif ve kişisel dünyalara yer veriyor.'İstanbul Kalkınma Ajansı 2014 yılı Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşlara Yönelik Küresel Turizm Merkezi İstanbul Mali Destek Programı' kapsamında desteklenen ve Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla gerçekleşen sergi, Türkiye'de ilk kez düzenleniyor.Sinema tarihinde seyirciye dair yazılı ve görsel arşiv malzemesini dijital platforma aktararak, kaynakları iyi korunmamış ve kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarihin belleğini görünür kılmaya çalışan sergi, seyircinin sinema ile buluşma noktası sinema salonlarını 'seyirci mabetleri' olarak değerlendirirken, Türkiye'nin ilk sinema salonlarından günün festival sinemalarına kadar uzanan nostaljik bir sunum yapıyor.Sergi, seyircinin sinema ve filmlerle ilişkisini sağlayan gazete ilanları, film broşürleri, afişler gibi unsurların yanı sıra sinema seyircisinin fanatizmini de ayrı bir bölümde ele alıyor.Cikletlerden çıkan resimlerden çay tabaklarına kadar sinemaya dair her şeySinema seyircisinin 'fanatik' olduğu saptamasını yapan sergide, ciklet, çikolata gibi malzemelerden çıkan resimler başta olmak üzere, sinema konulu kitaplar, romanlar, yıldız takvimleri, Türkan Şoray resimli çay tabağı, Filiz Akın resimli cüzdan benzeri her tür sinema belgesi ve objesi yer alıyor.Sergi aynı zamanda fanatik olarak adlandırılabilecek üç kişiyi 'Sinema Seyircisi Fanatiktir' başlıklı bölümde büyüteç altına alıyor.Sergide sinema ve seyircinin 'büyülü' ilişkisi, yıldızlardan imzalı fotoğraflar, aktris Hümaşah Hiçan'a yazılmış hayran mektupları, dergi kapakları, sinema dergilerinin düzenlediği yıldız buluşmalarından örneklerle aktarılıyor.'Yüzyıllık Aşk' sergisi için 50'ye yakın filmden, Türkiye'deki sinema ve seyirci arasındaki özel ilişkiyi yansıtan sahneleri bir araya getiren özel bir çalışma hazırlandı. Bu video, 1950'li yıllardan bugüne seyircinin sinema deneyiminin tarihine dair önemli bir belge niteliği taşıyor.Aynı zamanda sergi kapsamında seyircinin film müzikleriyle kurduğu ilişkiyi, nostaljik bir deneyime dönüştüren özel bir alan tasarlandı. Ziyaretçiler Türk filmlerinde yer alan unutulmaz şarkılar arasından seçtikleri plağı dinlerken, o filmdeki sahneyi eş zamanlı izleyebiliyor.Türk sinema tarihinde seyirciye dair yazılı ve görsel arşiv malzemesini dijital platforma aktararak, kaynakları iyi korunmamış ve kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarihin belleğini görünür kılmaya çalışan sergi 4 Ocak 2015'e kadar görülebilecek.Muhabir: Uğur Aslanhan | AA
Reklam