onedio
Avrupa Tarihine Yön Veren 18 Hanedan
5. ve 8. yüzyıllar arasında bugünkü Fransa ve Almanya arasında bulunan bölgede hüküm sürmüş Frank hanedanı.Hanedanlığın Magdalalı Meryem'in soyundan geldiğine inanılır. Magdalalı Meryem'in İsa'nın çocuğuyla Kudüs'ten kaçıp Fransa'ya gittiği ve Fransa'da Merovingian Hanedanı'nı kurdukları sanılmaktadır.Rivayete göre omuz arasında veya kalbinin üzerinde ilahi kutsal kan taşıdıklarına işaret eden bir benek vardı ki, bu daha sonra Tapınak Şövalyelerinin arması olarak ortaya çıkacaktır.496 yılında Hükümdar Clovis’in Hristiyanlığı kabul etmesiyle Avrupa’daki Hristiyan krallıkların ilki unvanını almıştır. Paris şehri de bu hanedan mensupları tarafından kurulmuştur. 8. yy’da bir başka Frank hanedanı olan Karolenj tarafından sona erdirilmiştir.
Tıp Dünyası Bu Kızı Konuşuyor
İzmir’de, yüzde 94 ağır zihinsel engelli teşhisi konulan 11 yaşındaki Filiznur, tıp dünyasını şaşırtarak engelini yendi. Spor ve anne sevgisiyle sadece engelini yenmekle kalmayan Filiznur, artık milli sporcu oldu.İzmir’de, yüzde 94 ağır zihinsel engelli teşhisi konulan 11 yaşındaki Filiznur, tıp dünyasını şaşırtarak engelini yendi. Spor ve anne sevgisiyle sadece engelini yenmekle kalmayan Filiznur, artık milli sporcu oldu.İzmir’de yaşayan Süreyya -Mehmet İmer çiftinin tek çocukları olan Filiznur İmer, henüz 11 yaşında olmasına rağmen tıp dünyasını şaşırtan başarılara imza attı. 19 aylıkken doktorların ’ağır zihinsel engelli ve otistik’ teşhisi koyduğu kızın en büyük destekçisi annesi oldu. Annesinin azmi ve sporla hayata tutunan Filiznur, jimnastikte de Türkiye şampiyonu oldu.“KONUŞMUYORDU, KAFASINI DUVARLARA VURUYORDU”Filiznur’un iyileşme sürecinin hem kendisi hem kızı için büyük bir travma olduğunu söyleyen anne Süreyya İmer yaşadıkları süreci şu sözlerle aktardı: “Filiznur ağır derecede zihinsel engelliydi ve ciddi şekilde kriz geçiyordu. Yaklaşık günün 20 saati kriz geçiriyordu. Kafasını sürekli yerlere, duvara vuruyordu. Kollarını ısırıyordu, parmaklarını ısırıyordu. Filiznur’un 2,5 yıl ellerinde tırnakları bile yoktu. Isırmaktan tırnakları dökülüyordu. Dişleri kırılıyordu, düşüyordu. Kendine zarar veriyordu. Konuşmuyordu, yürümüyordu. 6 yaşına kadar bu zorlu süreç devam etti. Ancak hiç pes etmedik. Onu hiç yalnız bırakmadım. Kriz anında zarar vermesine rağmen dışlamadım, ittirmedim. Bu tür çocuklar çok hassas bir fanus içindeler. Onlarla aramızda görünmeyen tel örgü gibi bir şey var. Ve biz onu aştık. Filiznur’un yanına 6 yıl sonra girebildim ve o fanusun içinde beraber yaşayabildik. Çok ağladığımız, üzüldüğümüz günler oldu. Ama ben onun yanına girdikten sonra her şey daha farklı olmaya başladı. Tam da ‘Bu durumu hiç yenemeyeceğiz’ dediğimiz anda hayatımızda birdenbire değişiklik oldu. Krizleri 20 saat değil, 10 saat, 8 saat, 2 saat, 1 saate düştü. Onu kriz anında hiç yalnız bırakmadım.”“DOKTORLAR ‘UMUTSUZ VAKA’ DEMİŞLERDİ”Kızından sevgisini hiç esirgemediğini ve herşeyin ilacının sevgi olduğunu belirten anne İmer, şunları söyledi: “Filiznur sevgi ile iyileşti. Artık raporunda ’zihinsel engellidir’ ibaresi kaldırıldı. Yeni raporunda sadece otizm yazıyor. Filiznur’a doktorlar hep ‘umutsuz vaka’ demişlerdi. Doktorlar sürekli ‘Filiznur’un bir şeyleri başarması çok zor, hep böyle kalacak. Konuşamaz, gülemez, yiyemez, içemez’ dedi. O kadar korkutmuşlardı ki beni. Hatta en son bana 7 yıl önce doktorumuz ‘Çok zor durumdasınız, Filiznur’u özel bir kliniğe yatıralım’ demişti. Biz bu durumlardan bu duruma geldik. Geçirdiği krizler çok ağır ve baş edilmesi zor krizlerdi. Onun için de benim için de büyük travmaydı. Ama ben ne olursa olsun Filiznur’a ‘Ağır derecede zihinsel engelli, bundan hiçbirşey olmaz’ dedikleri anda bile sahip çıktım”“DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK”Filiznur’un tıp dünyasında görülmeyen bir şekilde yüzde yüz zihinsel engeli yenmiş bir çocuk olduğunu ve dünyada örneğinin olmadığını söyleyen Süreyya İmer, sözlerine şöyle devam etti: “Dünyada bu ana kadar ağır düzeyde zihinsel engelini yenmiş hiç kimse yok. Filiznur’un adını altın harflerle yazdırdık diye düşünüyorum bir anne olarak. Çünkü o zor süreçleri ben tek başıma yaşadım, sadece ben biliyorum, ikimiz biliyoruz. Son çıkarttığımız raporumuzda da zihinsel engeli vardır’ ibaresi kalktı. Yeni raporunda sadece otizm yazıyor. Ama biz neredeyse otizmi yenmek üzereyiz. Bunu da başaracağız. Ben eminim. Birkaç yıl sonra iyi düzeye gelecek. Şimdi sadece konuşma probleminde gecikmemiz var. O da çok normal. Hayata Filiznur 7-8 yıl geç başladı. O süre zarfında konuşmayı öğrenemedi. Bu kadar süre zarfında biz bu kadar şeyi başardıysak emin olsunlar bütün engelli çocuk annelerine sesleniyorum. Onların da çocukları çok şeyi başarabilir. Yeter ki çocuklarına inansınlar. Ne olursa olsun iki kolu, iki bacağı olmasın yine sahiplensinler.”“YAŞININ İKİ KATI MADALYASI VAR”Filiznur’un ilk zamanlarda spor yapmaya zorla gittiğini anlatan anne İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlk dönemlerde spora gittiğimizde ağlıyordu, hırçınlaşıyordu. Biz yılmadık. ‘Her ne olursa olsun spora gidilecek’ dedik. Sporda 45 saniye de kaldığı zamanlar oldu, 1,5 dakika kaldığı zamanlar da. O 1,5 dakika bizim için 1,5 saat gibiydi ve çok iyi değerlendirmeye çalıştık. Her antrenman saatinde giyinip gittik. Kapıdan döndük çoğu zaman ama yine de yılmadık. ‘Gidilecek, yapılacak, sen başaracaksın, onlar yapıyorsa sende yapabilirsin’ diye motive ettim. Ve o da başardı. 6-7 ay sonra derslerde yarım saat kalmaya başladı. Sonra bir bakmışız ki bir buçuk saat kalıyor. Filiznur artık takla atıyor, komutlara uyuyor. Diğer çocuklar ne yapıyorsa o da aynısını yapmayı başarıyor. Ve bir buçuk yıl sonra ilk madalyamızı aldık. Normal çocuklarla katıldığı bir yarışmada grubunun birincisi oldu. Şu an 21 madalyası var. Yaşının iki katı madalyası var. Hepsi benim için çok özel onların manevi değeri çok fazla. Her birini alnının teriyle emeğiyle kazandı.”“BAŞBAKANIMIZA VE CUMHURBAŞKANIMIZA SESLENİYORUM”Filiznur’un bakanlık düzeyinde desteklenirse daha iyi yerlere gelerek Türkiye’yi daha iyi temsil edeceğine dikkat çeken Süreyya İmer yetkililere şöyle seslendi: “Spor bakanlığımız, başbakanımız ve cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Bu tür çocukların yurt dışına açılması gerekiyor. Çünkü dünyada örneği yok ve bu bizim çocuğumuz. Hepimizin çocuğu olduğunu düşünüyorum. Biz bu kadar başarıyı başarmışken, onlara da umut olur. Onların da Filiznur’u tanıyarak yurt dışına gidip Türkiye’yi temsil edebileceğini düşünüyorum. Desteklenirse yurt dışı kapısı açılırsa çok iyi yerlere gelebileceğine inanıyorum. Ayrıca Filiznur şu anda 95 ile 105 kelime arasında konuşabiliyor. Konuşma bozuklukları eğitmeninden ders alması gerekiyor. Ama maddi imkansızlıklardan dolayı kısıtlı götürebiliyoruz. Bu konuda bakanlıktan destek gelirse Filiznur bu sorununu da aşacak. Filiznur’un ilerlemesinde onların da desteği olacağını düşünüyorum. Konuşamadığı için ara ara krizleri oluyor. Bence Filiznur tarihe geçebilecek bir çocuk. Biz bunu başardık. Bu çocuk bizim çocuğumuz, hepimizin çocuğu.”İHA | Milliyet
Kırmızı Halıya En Yakışan Yıldız: Nicole Kidman
Onu yıllar yıllar önce kıvırcık kızıl saçları ile Tom Cruise'ın eşi olarak tanıdık. Evet yetenekliydi, ama sonuçta dünyanın en ünlü erkeklerinden birinin eşiydi. Bir gün boşandı ve kendi yeteneği ile yıldızı yeniden parladı. Yeteneğini çeşitli ödüllerle taçlandıran Nicole Kidman Oscar kırmızı halı törenlerinin de en şık  isimlerinden biri.
"Şaka Yapmıyorum, Milliyetçi Hareket Henüz Son Sözünü Söylemedi"
MHP lideri çözüm süreci konusunda, 'İhanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür' dediMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , çözüm sürecine ilişkin, “Allah muhafaza, ihanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür. Yeni Anayasa ısrarındaki maksatlardan birisi Erdoğan'ın Başkanlık hedefi ise diğeri özerkliğin inşasıdır. Davutoğlu, buna memur edilmiştir. Ancak Milliyetçi Hareket bu oldu-bittilere müsaade etmez. Bizim bölünecek vatanımız, peşkeş çekilecek toprağımız, kaybedecek insanımız, heba ve israf edecek kardeşliğimiz yoktur. Bunu herkes bilsin. Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi derken, şaka yapmadım” dedi.Ortadoğu gazetesinden Orhan Karataş ’ın sorularını yanıtlayan Bahçeli çözüm süreci ve IŞİD hakkındaki görüşlerini aktardı. Ortadoğu’da Karataş’ın “Sözde hedef IŞİD, gizli hedef Türkiye'dir” başlığıyla yayımlanan (14 Eylül 2014) röportaj şöyle:Geçen yıl, 'PKK sınır dışına çıkacak' diyenler, Türk askerinin teröristleri görmeyeceğini, sırtını döneceklerini söylemiyorlar mıydı? TSK'nın, PKK'ya refakat etmesi için birileri el altından tezgah kurmuyor muydu? TSK, Peygamber ocağıdır, ihanete prim vermesin. Omuzları yıldızdan görülmeyen zevat şehitlerin kemiklerini sızlatmasın. Özel görevliler Anayasa gereği Başkomutanlık yapana sevimlilik yarışına girmesin, fazla da güvenmesin.Allah muhafaza, ihanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür. Yeni Anayasa ısrarındaki maksatlardan birisi Erdoğan'ın Başkanlık hedefi ise diğeri özerkliğin inşasıdır. Davutoğlu, buna memur edilmiştir. Ancak Milliyetçi Hareket bu oldu-bittilere müsaade etmez. Bizim bölünecek vatanımız, peşkeş çekilecek toprağımız, kaybedecek insanımız, heba ve israf edecek kardeşliğimiz yoktur. Bunu herkes bilsin. Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi derken, şaka yapmadım.Erdoğan'ın Türkiye'ye 10 günde 1,5 milyar liralık bir ek külfet getirdiğini söyleyebiliriz. Biz 'Erdoğan'dan Cumhurbaşkanı olmaz' derken ne kadar haklı olduğumuz, zannediyorum şu kısa zaman zarfında daha iyi anlaşılmıştır. Şikâyeti biriken, üst üste yığılan toplumsal dip dalgası haksızlıklar, adaletsizlikler ve ahlaksızlar karşısında sesini mutlaka duyuracaktır. Erdoğan hiç düşündü mü acaba; insan sefalet içinde bahtiyar, refah içinde bedbaht olur mu? Anadolu'da derler ya; 'yakasız gömleğe sarılırsın bir gün, iğneden ipliğe sorulursun bir gün.'NATO, IŞİD'e karşı bu kadar hassas da, niçin PKK'ya karşı pasiftir? IŞİD için toplanan NATO, bir kere olsun PKK karşısında Türkiye'nin arkasında yer aldı mı? Bu nasıl bir müttefikliktir? IŞİD, Barzani'ye gerekli olan sözde kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi için bir bahane mi? Küresel komplo, NATO üzerinden bunu mu sağlamaya çalışıyor? Bugün peşmergeye verilen silahların yarın PKK'ya gitmeyeceğini kimse söyleyemez. Çevremizde olanlar aynı zamanda PKK'ya silah verme kurnazlığını da içeriğinde barındırıyor.Oyun büyüktür. Tuzak vahşidir. Aktörler çok fazladır. Uyarıyorum, IŞİD'le meşrulaşma koridoruna giren peşmerge ve PKK'ya altın tepsi içinde devlet olma imkanı sunmak için el altından yoğun mesai harcanmaktadır. Bu işin içinde İsrail vardır, ABD vardır, AB ülkeleri vardır. İran ve diğer bölgesel ülkelerin konumu ise şartlara göre olgunlaşacaktır. Ama bize göre açık ve sözde hedef IŞİD; gizli ve örtülü hedef Türkiye'dir.Pışpışlanan, sırtı sıvazlanan Erdoğan, NATO'nun telkinlerine karşı cemaati koz ve pazarlık konusu olarak kullanmıştır. Bu çok yanlış ve sakat bir tutumdur. Deyim yerindeyse, Erdoğan; 'ABD'ye verin Gülen'i, kullanın Türkiye'yi' demiştir. Obama'yla soğuk ilişkileri düzelten veya düzelttiğini sanan Erdoğan; ABD'nin çıkarları gereğince sıcak yaklaşımını abartmış ve bir kez daha çuvallamıştır.Genelkurmay Başkanı süreçten haberim yok diyor. 'Kırmızı çizgilerimiz aşılırsa gereğini yaparız' mesajı veriyor. Samimi mi sizce?Eğer Genelkurmay Başkanı bilmiyorsa felakettir, biliyor da zamana oynuyor, alt kadrolarının gazını alıyorsa daha büyük bir sorundur.Arınç diyor ki, 'MGK'da her şey konuşuldu, Özel Paşa'nın bilmemesi imkansız.' Atalay diyor ki, 'Henüz yol haritası hazırlanmadı, tamamlanınca herkes bilgilendirilecek.' Erdoğan diyor ki, 'Keşke bize söyleseydi.' Tam bir keşmekeşlik hakim. Geçen yıl, 'PKK sınır dışına çıkacak' diyenler, Türk askerinin teröristleri görmeyeceğini, sırtını döneceklerini söylemiyorlar mıydı? TSK'nın, PKK'ya refakat etmesi için birileri el altından tezgah kurmuyor muydu?TSK, Peygamber ocağıdır, ihanete prim vermesin. Omuzları yıldızdan görülmeyen zevat şehitlerin kemiklerini sızlatmasın. Özel görevliler Anayasa gereği Başkomutanlık yapana sevimlilik yarışına girmesin, fazla da güvenmesin.Süreç nereye gider? Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?Allah muhafaza, ihanet süreci amacına ulaşırsa Türkiye çözülür.Eve, siyasete ve hayata dönüş parolasıyla PKK'ya af gelir, İmralı canisi dışarı çıkar.Türkiye'yi mevcut haliyle bir bütün içinde tutmak imkansızlaşır. Etnik dağılma devasa sorunlara, kayıp ve parçalanmaya ortam açar.Üniter yapı gevşer ve hatta ortadan kalkar. Yeni Anayasa ısrarındaki maksatlardan birisi Erdoğan'ın Başkanlık hedefi ise diğeri özerkliğin inşasıdır. Davutoğlu buna memur edilmiştir.Ancak Milliyetçi Hareket bu oldu-bittilere müsaade etmez. Dev gibi, dağ gibi bölünmenin karşısında Ötüken ruhuyla, Söğüt azmiyle, başkent Ankara şuuruyla dikilir.Bizim bölünecek vatanımız, peşkeş çekilecek toprağımız, kaybedecek insanımız, heba ve israf edecek kardeşliğimiz yoktur. Bunu herkes bilsin.Gün gelecek, bu devrin karanlık niyetlileri inanın bana köşe-bucak kaçacak ve yaptıklarının bedelini çok ağır ödemek durumuna kalacaklardır.Mustafa Kemal, 'Ben Erzurum'dan İzmir'e sağ elimde tabanca, sol elimde sehpa öyle geldim' diyerek bir mücadele kararlılığı sergilemişti.'Milliyetçi Hareket henüz son sözünü söylemedi' derken, şaka yapmadım.Recep Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıktı. Ne diyorsunuz?Yanlışınız var, Çankaya'ya çıkmadı, yeni yapılan Ak Saray'a çıktı. Erdoğan eski alışkanlıklarından kurtulamıyor. Kurtulmaya da niyetli görülmüyor.Şu işe bakınız ki, AOÇ'de kaçak ve hukuksuz sözde saraylar yaptırıyor. Çankaya'yı küçümsüyor. Buna da 'teamül değişikliği' diyor. Bunun adına teamül değil korsanlık denir.Cumhurbaşkanı Erdoğan'a özel olarak yapılan ve 150 dönüme kurulu bulunan ve adına da 'Ak Saray' denilen yeni hanedan binası için bugüne kadar 900 milyon lira harcama yapıldığı söyleniyor. Bu rakamın son zamanlarda 1,1 milyar liraya çıktığı konuşuluyor.Şimdi de Erdoğan ve ailesi için 3 katlı rezidans yapılıyormuş. Keyfe bakar mısınız?Bu yeni binanın duvar ve tavanlarının Osmanlı ve Selçuklu motifleriyle süslendiği ifade ediliyor. Yani binaya tarihi bir kılıf giydiriliyor. Yazıktır bu millete, yazıktır betonlara gömülen yetim hakkına?Erdoğan, daha önceden siparişini verdiği geniş gövdeli, uzun menzilli uçağıyla uçmaya başladı. Bu uçağın 120 milyon dolara alındığı da medyaya yansımış durumda.Cumhurbaşkanlığı için yapılan diğer masraf kalemlerini de kabaca hesaba kattığımızda Erdoğan'ın Türkiye'ye 10 günde 1,5 milyar liralık bir ek külfet getirdiğini söyleyebiliriz. Bu rakamın fazlası vardır, eksiği yoktur.Bu nasıl bir iştir? Şimdi bunu görmezden mi gelelim? Erdoğan milletin kesesinden geçiniyor. Hazine'yi emiyor, yutuyor. Bu kadar işsizimiz, yoksulumuz, dar gelirlimiz varken, bu kadar garibanımız, evsizimiz ortadayken bu olanlar hak mıdır, helal midir?Allah için milletim bunları fark etsin.Cumhurbaşkanı Türkiye'yi tapulu malı gibi görüyor. Her şeyi kendisine reva kabul ediyor.Yarı aç, yarı tok gezen emeklilerimiz; siftah yapamayan esnafımız, ümitleri tarlasında kalan çiftçilerimiz, sofrası kuruyan asgari ücretlilerimiz, ayın başını getiremeyen memurlarımız, ölüm pahasına çalışan işçilerimiz herhalde Erdoğan'ın lüks düşkünlüğüne itiraz edeceklerdir.Cumhurbaşkanı yanlış yoldadır. Biz Erdoğan'dan Cumhurbaşkanı olmaz derken ne kadar haklı olduğumuz, zannediyorum şu kısa zaman zarfında daha iyi anlaşılmıştır.Şikâyeti biriken, üst üste yığılan toplumsal dip dalgası haksızlıklar, adaletsizlikler ve ahlaksızlar karşısında sesini mutlaka duyuracaktır.Erdoğan hiç düşündü mü acaba; insan sefalet içinde bahtiyar, refah içinde bedbaht olur mu?Anadolu'da derler ya; 'Yakasız gömleğe sarılırsın bir gün, iğneden ipliğe sorulursun bir gün.'Galler'deki NATO Zirvesi'nin kamuoyuna yansıyan sonuçları hakkında yorumunuzu alabilir miyim?NATO Zirvesi'ne Ukrayna ve IŞİD'le ilgili gelişmelerin damga vurduğu anlaşılıyor. NATO, özellikle IŞİD'e karşı 10 ülkenin katılımıyla çekirdek koalisyon kurmanın peşinde. Tabii bu gönüllü bir oluşum. Çünkü NATO'nun kararları oy birliği ile alınır. Böyle bir mutabakatın olduğu da tam belli değil. Türkiye'nin ne yapacağı, hangi sözlerin verilip karşılığında nelerin alındığı henüz açıklığa kavuşmadı. Ya da biz bilmiyoruz.ABD, Ortadoğu'da AKP'den marjinal doyum noktasına kadar istifade etmek istiyor, çekim alanında tutmayı amaçlıyor. Kaldı ki bunu da düne kadar iyi yaptı. AKP, BOP kanalı, medeniyetler ittifakı ve dinler arası diyalog derken Batı'nın girdabında eridi gitti.NATO, IŞİD'e karşı bu kadar hassas da, niçin PKK'ya karşı pasiftir? Doğrudur, IŞİD bölgedeki devletleri, insanları ve inanç gruplarını tehdit etmektedir. Süratle önlem almak zorunludur. Ama aynı şey PKK için de geçerlidir. IŞİD için toplanan NATO, bir kere olsun PKK karşısında Türkiye'nin arkasında yer aldı mı? Bu nasıl bir müttefikliktir?Türkiye'nin etrafındaki gelişmeleri edilgen ve pasif şekilde izleme şansı kalmadı. NATO şemsiyesi altında bölgede operasyon yapmak veya çekirdek koalisyona katılmak sonuçları itibariyle iyi hesaplanmalı. Ortadoğu'daki her olayın, her anlaşmazlığın, her husumetin ülkemize jeopolitik yansımaları oluyor. Mezhep ve etnik çekişmeler az ya da çok bize sıçrıyor.IŞİD, aslında Türkiye'ye çevrilmiş bir namludur. Vatandaşlarımızdan bu örgüte katılımlar olduğunu değişik kaynaklardan okuyoruz. Irak'ta kurulan yeni hükümetin IŞİD'e karşı daha etkili mücadele vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte uluslararası toplumun eğilim ve tercihi de bu yöndedir.Özellikle Sincar ve çevresinden binlerce Ezidi, kafileler halinde Türkiye'ye sığındı. Ağustos itibariyle ülkemize giriş yapan Suriyeli sığınmacı sayısı 1 milyon 370 bini buldu. Türkiye, bölgesel yangından anında etkileniyor. Coğrafyamızın avantajları olduğu gibi, dezavantajları da fazla. İbn-i Haldun asırlar önce boşuna söylemiş, coğrafya kaderdir.Mazlumlara sahip çıkmak, kucak açmak insanlık vazifesidir. Ne var ki gelenler Türkiye'nin sosyal, kültürel ve ekonomik dokusuna zarar veriyorsa buna da izin vermemek asıldır. Ezidiler insandır, Hıristiyan inancına sahip olanlar insandır. Zorda kalanlara sırt dönmek bizim kültürümüzde yoktur.Şunu da önemle ifade edeyim, gözyaşı döken, canı alınan, yerinden-yurdundan edilen Türkmen kardeşlerimize gösterilmeyen yakınlığın, değişik inanç gruplarına aşırı şekilde lütfedilmesi hayret edilecek bir çifte standarttır.Bildiğiniz gibi Ortadoğu'da kan gövdeyi götürmektedir. AB, bölgeyi IŞİD'e karşı silahlandırmak için Fransa'yı görevlendirdi. Almanya ve diğer bazı ülkeler de ABD'yle danışıklı dövüş halinde peşmergeyi silahlandırıyor. IŞİD, bölgesel dinamikleri alt-üst etti. Düşününüz ki, bir terör örgütü NATO gibi bir teşkilatın gündeminde ilk sıralara çıkabiliyor.Fakat IŞİD militan takviyesini çoğunlukla Batı ülkelerinden sağlıyor.Türkiye de teröristlerin bir geçiş güzergahına döndü.AKP düne kadar radikal grupların hareketliliğine göz yumuyordu. Ancak zor oyunu bozdu. NATO, artık IŞİD'i hedef yapmış durumda.IŞİD'i besleyip büyüten küresel güç merkezleridir. Önce bunu görmemiz gerekiyor. Bu terör örgütü bir kurgudur, bir maşadır. Kimlerin kullanım ve emrine kiralandığı da açıktır.IŞİD terörü, kafa kesiyor, çarmığa geriyor, kitlesel infazlarla korku salıyor. Suriye'den Irak'a kadar terörle, klasik savaş taktikleriyle, devletleşme ve halifelik kurma hevesiyle bölgeyi karanlığa mahkûm ediyor.Türkiye'nin IŞİD'e karşı oluşturulacak koalisyona gönülsüz yaklaştığı basına sızan haberlerden görülüyor.Üç aya yaklaşan bir süredir 49 vatandaşımız IŞİD'in elindedir. Bu, hükümet için yüz karası bir ayıptır. AKP, IŞİD'e yakayı kaptırmış, eski ilişkilerinin diyetini ödemektedir.Anlayamadığım bir şey var: Bilhassa Irak, Suriye, ABD ve peşmerge IŞİD'i bombalıyor ve bu terör örgütüne karşı mücadele veriyorlar. Bu örgüt nasıl bir güce sahiptir ki, kimse başa çıkamıyor?NATO'nun devreye girmesi, Türkiye'yi de planlanan güce dahil etme niyeti ister istemez aklımıza başka ihtimalleri getiriyor.Acaba diyorum, Kürdistan'ın pilot uygulaması olan peşmerge yönetimi tam olarak mücadeleyle, rüştünü ispatlayarak Irak'tan koparılmak mı isteniyor?IŞİD, Barzani'ye gerekli olan sözde kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesi için bir bahane mi? Küresel komplo, NATO üzerinden bunu mu sağlamaya çalışıyor?Bugün peşmergeye verilen silahların yarın PKK'ya gitmeyeceğini kimse söyleyemez. Çevremizde olanlar aynı zamanda PKK'ya silah verme kurnazlığını da içeriğinde barındırıyor.Bana göre IŞİD'in sahipleri, terör baronları dört parçalı Kürdistan haritası için yol ve alan açıyor. Bu, sürekli konuşulan ve gündemde tutulan yüz yıllık haritaların yeni baştan tanzim teşebbüsüdür.Gelişmeler, mücadelenin sadece IŞİD terörüyle değil, Ortadoğu'nun tümüyle yapıldığı ve yapılacağı izlenimi veriyor.AKP, PKK'nın silahlara veda edeceğini söylerken, teröristlere dört bir yandan silah yağmasının da önünü açıyor. Baksanıza, HDP Eşbaşkanı yüzsüzce Türkiye'nin PKK'ya silah yardımı yapmasını öneriyor. Garip ve kuşku verici birçok gelişme hem içimizde hem de dışımızda cereyan ediyor.Biz bunları dikkatle izliyoruz.PKK'nın Ezidiler'in ve Hıristiyan unsurların yanında yer aldığı iddiaları da siyasi bir tasarım ve Batı kamuoyunun gözünü boyamak için projelendirilmiş bir kurgudur.Oyun büyüktür. Tuzak vahşidir. Aktörler çok fazladır.Uyarıyorum, IŞİD'le meşrulaşma koridoruna giren peşmerge ve PKK'ya altın tepsi içinde devlet olma imkanı sunmak için el altından yoğun mesai harcanmaktadır.Bu işin içinde İsrail vardır, ABD vardır, AB ülkeleri vardır.İran ve diğer bölgesel ülkelerin konumu ise şartlara göre olgunlaşacaktır.Ama bize göre açık ve sözde hedef IŞİD; gizli ve örtülü hedef Türkiye'dir.NATO Zirvesi'nde Erdoğan'la Obama'nın görüştükleri biliniyor. Bu görüşmede Pensilvanya'da ikamet eden Fethullah Gülen'in iadesi birinci gündem maddesini oluşturmuş. Sizin düşüncelerinizi alabilir miyim?Cumhurbaşkanı ve yandaş medya Obama'yla yapılan görüşmeyi çok parlattı. Görüşme süresi bile bizzat Erdoğan tarafından gururla açıklandı. Pışpışlanan, sırtı sıvazlanan Erdoğan, NATO'nun telkinlerine karşı cemaati koz ve pazarlık konusu olarak kullanmıştır. Bu çok yanlış ve sakat bir tutumdur.Deyim yerindeyse, Erdoğan; ABD'ye 'Verin Gülen'i, kullanın Türkiye'yi' demiştir.Obama'yla soğuk ilişkileri düzelten veya düzelttiğini sanan Erdoğan; ABD'nin çıkarları gereğince sıcak yaklaşımını abartmış ve bir kez daha çuvallamıştır.Erdoğan, Obama'yla son bir yılı aşan sıkıntılı ilişkilerin seyrini yakın diyaloğa bırakmasını 'dün dünle gitti cancazım, şimdi yeni bir şey söylemek lazım' sözüyle müjdelemiş ve Hz. Mevlana'nın ruhunu sızlatmıştır.31 Mart 2011 tarihinde yazılı bir basın açıklaması yapmış ve bazı dava süreçlerinde Sayın Gülen cemaati etrafında süren tartışmalara değinmiştim.O tarihlerde bazı uygulamaların kasıtlı ve bilinçli şekilde bir merkezden yönetildiği, Fethullah Gülen Hoca ve cemaatinin bunların arkasında olduğu düşüncesinin yaygınlaştığını vurgulamıştım.Ve devamla bu gelişmelerin Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ve Cemaati'ni zan ve töhmet altında bıraktığını ifade etmiştim.Süregelen olaylarda Fethullah Gülen cemaatinin rolü olduğu kanaatinin giderek kök salması karşısında bazı değerlendirmelerde bulunmuştum.Ve demiştim ki, 'Eğer bu iddialarda bir hakikat payı varsa, bu durumda şu iki husus akla gelmektedir:Fethullah Gülen Hocaefendi yurtdışındadır. Türkiye'deki cemaatin bu konuda bir dahli varsa, Hocaefendi'nin cemaat üzerinde tam olarak etki ve kontrol icra edemediği, bilgisi ve iradesi dışında bazı unsurların bu işlere karışmış olacağı bir ihtimal olarak karşımızdadır.Diğer akla gelen husus ise Türkiye'deki cemaatin başka odaklar tarafından yönlendiriliyor olabileceğidir.Her iki ihtimal de çok vahimdir.Bu durum karşısında Türkiye'nin geleceği bakımından ve Fethullah Gülen Hocaefendi ve cemaatinin zan altında kalmaması ve yıpranmaması düşüncesiyle Hocaefendi'nin bu konuda sessiz kalmayarak insiyatif almasının ve net ve kararlı bir tavır koymasının gerekli olacağı düşünülmektedir.Hocaefendi ve cemaatinin kendilerini ilgilendiren ve hedef alan konularda nasıl hareket edecekleri, neyi yapmayı uygun görecekleri tabiatıyla kendilerinin takdir edecekleri bir husustur.Bu konuda dışarıdan fikir ve telkine ihtiyaçları bulunmadığı gibi, bizim de resen kendilerine yol gösterme görevi üstlenme durumunda olmadığımız açıktır.Ancak, bu yöndeki kuşku, tereddüt ve endişelerin derinleşerek sürmesi, hem Türkiye'ye zarar verecek hem de Hocaefendi'yi ve Gülen cemaatini bir tartışma zeminine çekecektir.Bu durum karşısında, bu tespitlere ve görüşlere katılıyorlarsa, durum bütün unsurlarıyla aydınlanana kadar Hocaefendi'nin, Gülen cemaati mensuplarının bu konularla hiçbir şekilde ilgisi olmadığını göstermek bakımından cemaatin faaliyetlerini durdurduğunu veya askıya aldığını açıklamasının yerinde ve yararlı olabileceği akla gelmektedir.'Bu görüşlerimizden sonra çok ciddi eleştiriler yapıldı. Fakat bugün ne kadar haklı olduğumuz ve isabetli yorumlarda bulunduğumuz belli olmuştur.Bugün Sayın Gülen büyük bir suçlamayla karşı karşıyadır. Kendisi itibar suikastıyla yüz yüzedir. Biz 2011'de çok samimi bir teklifte bulunmuştuk. Ama sözlerimiz başka yerlere çekildi. Şayet düşüncelerimizin altında bit yeniği aranmamış olsaydı, belki de bugünkü olumsuzlukların hiçbirisi yaşanmayacaktı.Sayın Gülen'in sınır dışı, yani deport edilme ihtimali çok gerçekçi görünmüyor. Yine de Sayın Gülen'in Türkiye'ye gelip Erdoğan'la yüzleşmesi faydalı olacaktır. O zaman Erdoğan'ın tüm maskesi düşecek, foyası ortaya çıkacaktır.T24
'Avrasya Tüneli Tarihe Altın Bir İmza Olarak Geçecektir'
Başbakan Davutoğlu, Avrasya Tüneli'nin tarihe altın bir imza olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına geçeceğini söyledi.İSTANBULBaşbakan Ahmet Davutoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile Avrasya Tüneli inşaatında incelemelerde bulundu.Davutoğlu, öğle saatlerinde Göktürk'teki evinden çıkarak, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'ne geldi.Bir süre kaldıktan sonra buradan ayrılan Başbakan Davutoğlu, incelemelerde bulunmak üzere Avrasya Tüneli inşaatına geçti.Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan ile yetkililerden çalışmalar hakkında bilgi alan Davutoğlu, ardından çalışmaların devam ettiği zemine indi.Personel servis aracıyla tünele giren Davutoğlu, incelemelerde bulundu.Davutoğlu, Avrasya Tüneli inşaatında (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi) incelemelerde bulunduktan sonra yaptığı konuşmada, sadece İstanbul ve Türkiye için değil, dünya için de tarihi önemde bir projeyi bizzat görmekten gurur duyduğunu söyledi.Aslında bunun tarihi bir proje olduğunu belirten Davutoğlu, 'Çünkü 8 bin 500 yıllık tarihinde İstanbul'un birçok kereler iki kıtayı birleştirme rüyaları, idealleri oldu. Bizim iktidarlarımız döneminde bu ideal iki kez gerçekleştirildi. Birincisi, aziz gibi olmanın vasfı olarak kabul edilen, su gibi aziz anlamında kuzeyden Melen Projesi'yle kuzeyden geçiş. İkincisi Marmaray demiryolu hattı. Şimdi üçüncüsü gerçekleştiriliyor; Avrasya geçişi. Bu suretle iki katlı olarak, dünyaya örnek olacak bir proje hayata geçiriliyor' diye konuştu.Projenin tarihi olduğunu kadar insani bir proje olduğunu vurgulayan Davutoğlu, trafik yoğunluğu ve bunun getirdiği çevre problemlerini aşmanın aslında bu tür projelerle mümkün olabildiğini kaydetti.'Araçla gittik, yürüyerek geri döndük'Kazlıçeşme ve Göztepe arasındaki yaklaşık 14,5 kilometrelik mesafenin bu yolla 15 dakikaya ineceğini belirten Davutoğlu, 'İstanbul'daki trafikte rahatlama dışında küresel ölçekte bir proje. Türk mühendislik ve mimarlık tarihi, itibarı açısından da örnek bir proje. Çünkü biraz önce, dönüşte özellikle yürümeyi arzu ettim. Çünkü insanlık tarihinde herhalde kimseye nasip olmamış bir yürüyüş bu. Yaklaşık 920 metre. Her gün 8-10 metre ilerleyerek kat ediliyor tünel. Biz araçla gittik, yürüyerek geri döndük. Araçla daha sonra buradan geçecek olanlar bizim şansımıza sahip olmayacaklar. Denizin yaklaşık bazı yerlerinde 106 metre derinliğe kadar inen bir kotta toprağa değme imkanı olmayacak' dedi.3 bin 400 metresi su altında olan tünelin toplam geçiş uzunluğunun 5 bin 400 metre olduğunu ifade eden Davutoğlu, 9,2 kilometrelik bağlantı yollarıyla da muhteşem bir proje olduğunu söyledi.Firma yetkililerinden aldığı bilgiye göre tünelin mühendislik açısından dünyada bir ilk niteliği taşıyacağını vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bu derinlikte, bu basınçta, bu yoğunlukta bir geçiş, olağanüstü bir mühendislik başarısı. Her biri önemli bir parça oluşturan segmentlerin tamamıyla Türk yapımı olması, gördüğümüz şekilde bilezik şeklinde segmentlerin ilerlenen her hatta kuşatmış ve çevreleyebilecek kapasitede olması da Türk inşaat sektörünün ve Türk mühendisliğinin geldiği aşamayı gösteriyor. Bununla gurur duyuyoruz. Bu çalışmanın tümü 4 yılı biraz geçen sürede tamamlanacak ümidindeyiz. Çalışmalar bu sene ocak ayında başladı. Gelecek sene haziran ayında tünelin su altındaki kısmı tamamlanacak. İrtibat ve bağlantı yollarının bağlanmasının tamamlanması 2017 Ağustos'u olarak planlanmıştı ama biraz önce Ersin Bey ve arkadaşlarla yaptığımız görüşmelerde onlar Mart'a çektiler. Biz 2016 Aralık'ına çektik. Süre itibarıyla maliyetleri düşürmesi bakımından da insani boyutuyla inşallah en kısa zamanda ama güvenilir bir şekilde tamamlanması bize büyük bir mutluluk verecek.''Konfor kadar güven de önemli'Başbakan Ahmet Davutoğlu, tünelin deprem dayanıklılığı üzerinde de hassasiyetle durduğunu ifade ederek, İstanbul'un deprem bakımından riskli bir hatta olduğunu söyledi. Kendisine verilen teknik bilgilere göre yaklaşık 2 bin 400 yıllık istatistiksel verilere dayalı olarak, o şiddette bir depremin hesap edilerek tedbirler alındığını belirten Davutoğlu, yürüdüğü alanda da depremle ilgili alınan tedbirler olduğunu, bunun da kendisini sevindirdiğini anlattı.Davutoğlu, güvenliğin konfor kadar önemli olduğunu aktararak, 'Bu büyük bir konfor sağlayacak İstanbullu hemşehrilerimize ve Asya'dan Avrupa'ya, Avrupa'dan Asya'ya gidecek bütün yolculara ve bütün insanlığa. Güvenli bir proje olması önemlidir. İçeride iş güvenliği bakımından da bazı gözlemlerde bulunma imkanı oldu. İşçi kardeşlerimizle konuştuk. Bu konuda alından tedbirler dolayısıyla da teşekkür ediyorum. Her halükarda dünyanın en önemli projelerinden birinde bütün bu emeği olan kardeşlerimize, yetkililerimize teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde gerçekleşmesi hasebiyle kendilerine ve bu projede geçmişte emeği geçmiş bütün arkadaşlarımıza da bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum' diye konuştu.İstanbul'daki diğer bazı projeleri, 3. köprüyü ve 3. havalimanını da dolaşacağını ifade eden Davutoğlu, heyecan verici bir gün yaşadığını söyledi.'En derin noktaya birlikte imza atarız'Türkiye'nin ulaştığı mühendislik seviyesi, iktisadi ve ekonomik seviyenin, bu projeyi gerçekleştirme bağlamında eriştiği gücün her türlü takdirin üzerinde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şöyle devam etti:'İstanbullular bu hizmeti hak ediyor. İstanbul'un doğası ve çevre güvenliği bakımından da önemli katkılar yapacak bu proje eminim tarihe altın bir imza olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına geçecektir. Çalışmanın en kısa zamanda düşündüğümüz takvim içinde gerçekleşmesini ümit ediyorum. Bir gün, önce bu tünelden birlikte geçeceğiz, sonra da İstanbullularla birlikte bağlantı yolları bittiğinde yepyeni bir ulaşım ağına sahip olacağız. Ulaştırma Bakanımız bizzat gelişmeleri takip ediyor. Ben de bundan sonra sık sık gelerek misafiriniz olacağım. 920 metre. Belki sürpriz şekilde 1000 metreye ulaştığınızda, 106 metreye ulaştığında haber edin, bu başka bir tarihi gelişme olur. 106 metre en derin noktası. O derin noktada işçilerimizle bir Türk kahvesi içeriz. Oraya da birlikte bir imza atarız.'Davutoğlu, Türk firmasıyla birlikte projeyi gerçekleştiren Koreli firma temsilcilerine de teşekkür etti.Başbakan Davutoğlu, tünelde incelemelerde bulunurken baret takarak, yelek giydi.Muhabir: Hanife Sevinç, Halil İbrahim Başer
Japonya’nın En Hızlı Otakusu
Otaku dendiğinde genel anlamda ilk akla gelen şişman, gözlüklü, sapık tiplerdir. Ancak bir koşu yıldızı olan Hashimoto Takashikyo Japonya’daki bu algıyı değiştirebilecek bir ilke imza attı. Yerel bir atletizm şampiyonasında 400 metre yarışında altın madalya kazanan Hashimoto, madalya töreninin ardından birincilik kürsüsünde seyircilere hayranı olduğu kart oyunu Kantai Collection’dan Atago karakterinin posterini takdim etti.
Reklam
Galaxy Alpha Satışa Sunuldu
Samsung’un bugüne kadar ürettiği en ince ve Android işletim sistemli ilk metal çerçeveli akıllı telefonu Galaxy Alpha eylül ayı içerisinde dünyanın birçok noktasında kullanıcılarla buluşacak. Telefonun satışına resmi olarak İngiltere’de başlandı. Samsung tarafından satışa sunulan Galaxy Alpha’nın fiyatı 549 sterlin (1.959 lira) olarak açıklandı.Galaxy Alpha İngiltere’de online teknoloji marketler tarafından da listelenmeye başladı, üstelik Samsung’un belirlediği fiyattan daha uyguna satılıyor. Unlocked-mobiles Galaxy Alpha’nın fiyatını 500 sterlin (1.785 lira) olarak belirledi. Galaxy Alpha’nın geçtiğimiz günlerde Polonya’da 2,699 PLN (yaklaşık 1.805 lira) ön siparişe açıldığını hatırlatalım. Söz konusu fiyatlar Galaxy Alpha’nın ülkemizde 2.000 lira seviyesinden satışa sunulacağını gösteriyor. Telefonun siyah, mavi, altın, gümüş ve beyaz renkleri mevcut.4.7-inç büyüklüğünde HD çözünürlüklü Super AMOLED ekran, 20nm fabrikasyon sürecinde üretim gösteren 4+4 çekirdek yapısına sahip Exynos 5430 işlemci, LTE-A desteği, 1860mAh batarya, parmak izi sensörü, 4K video kaydı gerçekleştiren 12MP arka kamera, 2.1 megapiksel ön kamera, suya karşı dirençli yapı ve Android 4.4.4 işletim sistemi Galaxy Alpha'nın öne çıkan teknik özellikleri.Teknolojioku
300 Yılllık Hüseyin Paşa Yalısı Restorasyon İçin Ağaoğlu'na Emanet...
Anadolu Hisarı'nda yer alan 300 yıllık İstanbul'un en eski sivil mimari örneği Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı işadamı Ali Ağaoğlu tarafından restore edilecek.Konut inşaatı yapan firmanın tarihi eser restorasyonu yapacak olması şaşkınlık veriyor. Vakıflar mülk sahibi biz değiliz derken, Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı Başkanı Ahmet Cengiz Köprülü ise “ihalede en yüksek ücreti o şirket verdi” dedi. Tarihi yalı restorasyon sonrası Ali Ağaoğlu’nun konutu mu olacak, yoksa butik otel mi yapılacak şimdilik belli değil.Ömer Erbil ’in Radikal’deki haberine göre, Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı 1697 yılında inşa edildi. Boğazın hatta İstanbul’un en eski sivil mimari örneklerinden biri. Sadrazam Köprülü Fâzıl Ahmet Paşa'nın amcasının oğlu ve Sultan 2. Mustafa'nın sadrazamlarından 'Amcazâde' lakaplı, Hüseyin Paşa tarafından yaptırıldı. Tarihi yalı Osmanlı tarihinde büyük önemi olan Karlofça ve Pasarofça anlaşmasının imzalanmasına şahitlik etti. Sultan 2. Mustafa, Sultan 3. Ahmet ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa da bu yalıda misafir olarak ağırlandı. Bu nedenle Pâdişah ağırlamış ender yalılardan da biri…Mülkiyeti Mülhak Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa Vakfı’na ait tarihi yalı 55 dönüm araziye sahip. 2007 yılında Ağaoğlu tarafından Restore et-işlet-devret modeliyle 25 yıllığına kiralanan yalının restorasyonuna tam 7 yıldır başlanılamadı.Tabelasında Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü yazmasına rağmen, Vakıflar ‘biz sadece denetleyiciyiz, söz sahibi değiliz’ diyor. Vakıf Başkanı Ahmet Cengiz Köprülü ise, “ihalede en yüksek ücreti Ağaoğlu verdi, restorasyon projesini uygulamak zorunda aksine izin vermeyiz” diyor.Arazinin tamamının 800 dönümden 55 dönüme düştüğünü belirten Köprülü, külliyenin şuan 8 bin 711 metrekare arsaya sahip olduğunu söyledi. Yıllarca içindeki gecekonduları temizlemekle uğraştıklarını anlatan Cengiz, 2 harem binası, divanhane, meşruta ile kuzey yalısının ayağa kaldırılacağını kaydetti.Restitute, röleve ve restorasyon projelerinin bitirildiğini, Koruma Kurulu’nun restitute ve röleve projelerini onayladığını şimdi restorasyon projesi için kuruldan onay beklediklerini ifade eden Cengiz, “Ekpertiz raporunu vakıflara yaptırdık. İhaleye o zaman Koç, Sabancı, Zorlu gibi önemli gruplar katıldı. İhaleyi Ağaoğlu kazandı. 25 yıllığına kiraladık. Toplam 85 milyon lira vakfa kaynak girecek. Şuan her ay 34 bin lira kira geliri getiriyor. 7 yıldır aksatmadan kiramız ödendi” dedi.Ağaoğlu’nun normal konut inşaatı yaptığını restorasyonun özel bilgi ve beceri gerekmez mi sorumuza ise Cengiz şu yanıtı verdi:“17. Yüzyıl mimarisi restore edecek bu çaplı bir restorasyon firması var mı? Ağaoğlu ya da başka bir firma. Kim alırsa alsın ihaledeki şartımız bizim restorasyon projemizin uygulanması. Proje dışında bir uygulamaya ne biz ne kurul izin vermez. Ağaoğlu da isterseniz biz çekilelim noktasına birkaç kez geldi. Çünkü yıllardır kurul ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ndeki bürokrasiden onlarda yıldı. 17. Yüzyıl üslubuna uygun ahşap olarak yapmak zorundalar. Aksi halde sözleşmemizi feshederiz. Bilim heyetimiz var her aşamasını denetleyecek.”Yalının bugünkü değeri yaklaşık 1 milyar dolar. 1893 Rus savaşı sırasında göçmenler bu yalıya yerleştirildiklerinden, yalı tamir olmaz şekilde tahrip oldu. Fildişi kakmayla tezyin edilmiş kapı cepheleri, altın yaldızlı bordürleri, lâlelerle süslü iç mimarisi ile yalı muhteşem bir güzelliğe sahipti. 19. yy. sonunda ise harem tamamen yandı. 1972 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından yalı tamir gördü. Osmanlı devlet adamlarının yalılarının kırmızı olması geleneğine uygun olarak aşı boyalı rengiyle dikkat çekiciydi. Şimdi yalının etrafı tamamen kapatıldı. Kuruldan çıkacak onaya göre restorasyon için gün sayılmaya başlandı.Ali Ağaoğlu proje ile ilgili daha önce tarihi yalının butik otel olarak işletileceğini açıklamıştı. Yakın zamanda bir gazeteye verdiği demeçte ise kendisinin taşınacağını belirtti.T24
Reklam
Samsung Galaxy Note 4 Teknik Özellikleri, Fiyat ve Çıkış Tarihi
Aylardır söylentisi yapılan ve merakla tanıtılması beklenen Samsung Galaxy Note 4 en sonunda tanıtıldı. Hatta Samsung bir sürpriz yaptı ve eşsiz tasarımı ile kardeşi Galaxy Note Edge’yi de Galaxy Note 4 ile birlikte bu lansmanda sergiledi.Berlin’de düzenlenen IFA 2014’te Unpacked 2014: Episode 2 etkinliği kapsamında tanıtılan Galaxy Note 4, Samsung’un QHD ekran özelliğine sahip ilk phablet telefonu oldu. Ayrıca cihaz Qualcomm’un en son ve en hızlı işlemcisi Snapdragon 805 ile güçlendirilmiş.Şık plastik yapıSamsung’un büyük ekranlı akıllı Note serisi telefonlarında ilk kez boyutu arttırılmadı. Siyah, beyaz, altın ve pembe renkleri ile gelen cihazın 5.7 inçlik ekranı büyük olsa da ince çerçeveleri sayesinde cihaz oldukça kompakt görünüyor.Galaxy Note 4 153,5 x 78,6 x 8,5 mm ölçülerine sahip. Cihaz daha iyi tasarlanmış ve geçen yıl tanıtılan Galaxy note 3’e göre daha iyi görünüyor. Bu yılki model öncekilere göre daha az plastik ve daha sağlam gibi duruyor. Arka kısımda yine deri görünümlü plastik kullanılmış ama bu sefer deseni farklılaştırılmış Alpha’da olduğu gibi cihazda metal çerçeveler bulunuyor. Daha önceki sızıntılarda da cihazın metal çerçevelere sahip olacağı iddia edilmişti.Note 4’de Galaxy S5’te olduğu gibi kalp hızı monitörü ve home tuşuna yerleştirilmiş bir parmak izi okuyucu özelliği bulunuyor. Arka kapağını kaldırınca micro SD kart yuvasına erişebiliyorsunuz ve şaşırtıcı olsa da cihaz Galaxy S5 gibi suya ve toza dayanıklı ve cihaz IP65 sertifikası ile Note serisinin ilk suya dayanıklı telefonu oldu.teknolojioku
Kalbinizden Geçenleri Yansıtabileceğiniz Kalp Figürlü 10 Doğum Günü Hediyesi
Gönül verdiğiniz kişiye doğum günü hediyesi alırken elbetteen iyisini almak istersiniz. Bu konuda tüm erkeklerin büyük bir özengösterdiğini biliyoruz. Bunun farkında olduğumuz için de sevgilinizin en çokseveceği doğum günü hediyelerini seçtik. Romantiklikten hoşlanan her kadınınhoşuna gideceği, kalbinizden geçenleri kalp figürlü hediyelerleyansıtabileceğiniz bu ürünlere göz atmadan doğum günü hediyesi seçmeyin. Sonradanbu hediyeleri görüp pişman olabilirsiniz J
"Prandelli'yle Tarih Yazacağız"
Galatasaray'ın Napoli'den transfer ettiği forvet oyuncusu Goran Pandev, Lig TV'ye iddialı demeçler verdi.  Galatasaray'ın Napoli'den transfer ettiği forvet oyuncusu Goran Pandev, Galatasaray'da Cesare Prandelli ile büyük başarılara imza atacaklarını söyledi. Burak Yılmaz ile oynayacak olmanın kendisi için büyük zevk olacağını ifade eden Makedon yıldız, Galatasaray taraftarlarının önüne çıkmak için sabırsızlandığını söyledi.İşte Pandev'in Lig TV'ye yaptığı açıklamalar'Makedonya’da Strumitsa’da Türk’lerin çok yoğun olduğu bir şehirde doğdum.Bu yüzden bir kaç gündür burada olmama rağmen kendimi evimde hissediyorum. Ama doğduğum yerde Türkçe çok konuşulmasına rağmen öğrenmemem benim için hata olmuş. Aynı dili konuşmasakta Türkiye benim için evimden farksız geliyor.''Bursa’daki maç benim için unutulmazdı. Çünkü ilk kez Makedonya Milli takımı formasını giymiştim. Çok heyecanlı ve çekişmeli bir maçtı. Türkiye Milli takımı da çok güçlüydü ve Bursa’da inanılmaz bir atmosfer vardı.''Benim çocukluğumda Kızılyıldız herkes için müthiş bir ekoldü. Ben de sıkı bir Kızılyıldız taraftarıydım. Sanırım solak olduğumdan Dejan Saviçeviç benim çocukluk idolümdü. Futbola onun sayesinde başladım. Makedon tarihinin en büyük golcüsü Darko Pançev de hayran olduğum diğer Kızılyıldız’lı futbolcuydu. Altın ayakkabı bile kazandı. Biz Makedonlar için Pançev gerçek bir kahramandı''13 yıl İtalya’da yaşadım orası benim ikinci evim gibi. Lazio ile önemli işler yaptık. Muslera’yla birlikte İtalya Kupası kazandık ve Şampiyonlar Ligi potasını zorladık.''SNEIJDER BÜYÜK OYUNCU''İnter’de ise kazanılabilecek bütün kupaları topladık. Sneijder, ne denli büyük bir oyuncu olduğunu o günlerde gösterdi. Adeta sihirbaz gibiydi. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmamız, o kadrodaki herkes için hayat boyu unutulmayacak bir anı oldu.''Napoli’de ise maçı sizle yaşayan tutkulu bir şehir vardı. Atmosfer Roma ve Milano’dan çok farklıydı. Napoli’de futbola dair bir şey başardığınızda dünyanın en önemli işini yapmış gibi hissediyordunuz. 2 tane İtalya Kupası kazandık. Taraftarların bizlere yaklaşımı inanılmazdı.''Cesare Prandelli de İtalya’da büyük saygı duyulan bir isim. Çok tutkulu istekli ve çalışkan olarak bilinirdi. Zaten Milli takıma kadar yükseldi. Umarım burada beraber Prandelli’yle tarih yazacağız.''GALATASARAY FENERBAHÇE REKABETİNİ BİLİYORUM''Yaşadığım mahalledeki Türklerden dolayı özellikle Galatasaray Fenerbahçe rekabetini çok yakından biliyorum. Zaten hep bu iki takımın sohbeti yapılırdı. Bence bu derbi tüm dünyada hissedilen özel bir rekabet. Avrupa’nın pek çok yerinde bu derbinin yoğunluğu hissedebilirsiniz.''Süper ligin iyi ve gelişmekte olan bir lig olduğunu biliyorum. Son yıllarda bir çok yıldız Türkiye’nin yolunu tuttu. Açıkçası buradaki yarışmayı deneyimlemek için de sabırsızım ve ligin kalitesini çok merak ediyorum.''İstanbul ise mükemmel bir kent. İlk kez İstanbul’a geldim ama çok etkilendim. Ama biraz büyük bir şehir. Beraberinde de kaosu getirebilir. Böyle büyük bir kentte yaşamak için alışmam gerekecek.''BURAK'LA OYNAMAK ZEVK'“Burak’la oynamak benim için zevk olacak. Avrupa’nın tanıdığı bir isim ve saha içinde birbirimize çok yardımcı olacağız. Dzemaili ise orta sahada olmasına rağmen mükemmel goller atabilen bir isim. Futbol bilgisi üst düzey ve bunu kısa sürede takıma yansıtacaktır.”“Sadece burada değil tüm Dünyada Galatasaray taraftarı var. Bunu doğduğum yerden İtalya’ya kadar deneyimledim. Takıma çok bağlı ve çok tutkulular. Böyle inanılmaz bir kitleyle büyük hedeflere ilerleyeceğimizi düşünüyorum.”Sporx
Reklam
iPhone 6 Görücüye Çıktı
Apple, bir yıldır hakkında konuşulan yeni akıllı telefonunu tanıttı. Apple, beklendiği gibi iki yeni iPhone modeli sundu. Telefonlar iPhone 6 ve iPhone 6+ olarak adlandırıldı.Apple, 30 yıl önce ilk Macintosh bilgisayarını tanıttığı Flint Center'da düzenlenen etkinlikte yeni akıllı telefonu iPhone 6'yı tanıttı.Apple etkinliği TSİ 20.00'da başladı. Flint Center'ı dolduran yüzlerce gazeteci ve izleyiciye ilk olarak kısa bir video gösterildi. Videoda, Apple'ın değişiklik için müşterileriyle birlikte hareket ettiği ve 'farkın' her zaman Apple'a özgü olduğu ve öyle kalacağı ifade edildi. Apple logosuyla biten videonun ardından sahneye alkışlar eşliğinde Tim Cook çıktı.Flint Center'ı 'Apple'ın doğum yeri olarak' belirten Cook, 30 yıl önce bulunduğu sahneden Steve Jobs'ın ilk Mac bilgisayarı tanıttığını hatırlattı. 'Bugün sizlerle birbirinden büyüleyici ürünler paylaşmak istiyoruz' diyen Cook, beklendiği gibi ilk olarak iPhone ile sözlerine başladı.2013'te ilk kez iki iPhone modeli sunduklarını hatırlatan Cook, dünyanın en çok satan akıllı telefonunun yüzde 98 müşteri memnuniyeti sunduğunu belirtti. Ardından, beklenen an geldi ve bir video daha belirdi.Siyah, gümüş ve altın renklerle gelen iPhone 6, uzun bekleyişin ardından ekranda belirdi. iPhone 6 ve iPhone 6+ adındaki iki telefon ortaya çıktı.İki telefonun özellikleri kısaca şöyle:iPhone 6 4.7; iPhone 6+ 5.5 inç büyüklüğünde,iPhone 6 326 ppi (inç başına piksel); iPhone 6+ 401 ppi,iPhone 6 1334x770 piksel; iPhone 6+ 1080 piksel çözünürlükte ekrana sahip,iPhone 6'da 1 milyondan; iPhone 6+ ise 2 milyondan fazla piksel bulunuyor.İki telefon iPhone 5S'ten sırasıyla yüzde 38 ve yüzde 185 daha fazla piksele sahip.iPhone 6 6.9 mm; iPhone 6+ ise 7.1 mm kalınlığında.Al Jazeera
Swarm'a Gelen Oyunlaştırma Özelliği, Foursquare'in Mutsuz Kullanıcılarını Tatmin Eder mi?
Eski Foursquare’le gittiğiniz mekanlara bugün Swarm’la gidip, “ Bir zamanlar buranın valisi bendim ” diye yakınıyorsanız, Foursquare’in size iyi bir haberi var. Şirketin dün resmi blogunda yayınladığı habere göre, Foursquare’in sevilen oyunlaştırma özelliği Swarm’la geri geldi. “Skor tahtası” olarak çevirebileceğimiz Leaderboard özelliğini tanıtan Foursquare, Swarm’la check-in olduğunuz yerlerde arkadaşlarınızla rekabet etmenizi sağlıyor.Herkesin aynı mekanlara gitmediğini söyleyen Foursquare, Leaderboard’u mekanların türüne göre geliştirmiş. Yani yeni uygulama belirli bir restoran yerine sadece restoran, cafe ya da gittiğiniz başka mekanları baz alıyor. Swarm Leaderboard’da bir tür mekanda en fazla check-in yaparak zirveye çıkan kullanıcılar altın çıkartma kazanıyor. Gittiğiniz mekan türü, dünyanın neresinde olursa olsun, check-in olduğunuzda hanenize skor olarak yazılabiliyor.iOS ve Android’de Swarm 1.1 versiyonuyla gelen özellik, uygulamanın kullanıcıların daha fazla sempatisini kazanmasını sağlayabilir. Zira, bugün App Store’da Türkiye dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinden kullanıcının Swarm ile ilgili çok sayıda negatif yorumunu görmek mümkün. Farklı uygulama mağazalarında gezinip, biraz Google Translate yardımıyla Swarm ile ilgili gelen negatif yorumlara baktığımızda, kullanıcıların başka dillerde “Neden?” diye sorduklarını görüyoruz:“Ne gerek vardı?”“Por qué dividieron ?” (İspanyolca)“Неудобно пользоваться двумя приложениями!” (Rusça)“Why why why!!!!” (İngilizce)“Che senso ha avere due app, una per i check in e l’altra per le recensioni? E poi questo arancione è brutto da morire!!!” (İtalyanca)“Avoir scindé Foursquare en deux, j’vois pas bien l’intérêt. En tous cas, moi je suis perdu. Bonne idée vraiment” (Fransızca)Swarm, Türkiye’de her ne kadar en popüler 10 uygulama arasında yer alıyor olsa da, benzer bir bölünme sürecini izleyen Facebook Messenger gibi, bir süre daha bazı kullanıcıların tepkisini almaya devam edecek gibi görünüyor.webrazzi
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bunca cinayetin orta yerinde, hiç utanmadan, sıkılmadan… bak, günahtan ve Allah’tan da korkmadan neden böyle konuşuyorlar? Kutuları, kasaları, sıfırları halel görmesin… İşçiler kendi ölümlerinin kusurlusu, kendi kurban oluşlarının celladı, kendi maktullüklerinin katili sayılsın diye. Çünkü tamah arsızlığı, günah korkusunun bile önüne geçmiş işte!Şimdi de Rezidans Beyi ne dedi? “O saatte çalışma yoktu. İşçiler hazırlık için çıkmış. Sektörde olur böyle vakalar. Bedelinin ödetilmesinin takipçisi olacağız. Tedbirler alınıyor ama çalışanların aynı hassasiyeti göstermediğini biliyoruz.” Sanki bedeli başkası ödemeliymiş, sanki kendi ölümlerinin sorumlusu yine işçilermiş gibi.
Venedik'in Ödüllü Filmleri Filmekimi'nde
Altın Aslan ödüllü 'İnsanları Seyreden Güvercin / A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence', filmekimi'nde gösterilecek.İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 11 -17 Ekim tarihleri arasında 13. kez gerçekleştirilen Filmekimi'nde, Venedik Film Festivali'nde yarışan beş film sinemaseverlerle buluşacak.Venedik'te bu yıl Altın Aslan Ödülü'nü alan, İsveçli yönetmen Roy Andersson'un filmi 'İnsanları Seyreden Güvercin', Fatih Akın'ın 1915 Olayları'nı anlattığı 'Kesik', Amerikalı usta yönetmen Abel Ferrara'nın bir başka usta Pier Paolo Pasolini'yi Willem Dafoe'ya oynatarak beyazperdeye taşıdığı 'Pasolini', Kim Ki Duk'un intikam filmi 'One on One' ve Laurent Cantet imzalı 'Havana'ya Dönüş', filmekimi'nde gösterilecek.Milliyet Sanat
Reklam
Taha Akgül Dünya Şampiyonu
Dünya Büyükler Güreş Şampiyonası'nın ilk gününde mindere çıkan serbest stil güreşçilerinden Taha Akgül, İranlı rakibini 4-3 yenerek altın madalyanın sahibi oldu.Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te start alan Dünya Büyükler Güreş Şampiyonası'nın ilk gününde mindere çıkan serbest stil güreşçilerinden Taha Akgül, akşam seansında İranlı rakibini 4-3 yenerek altın madalyanın sahibi oldu.Gymnastics Palace Spor Salonu'nda yapılan müsabakalarda boy gösteren milli güreşçilerden son üç senenin Avrupa şampiyonu Taha Akgül, akşam seansının son karşılaşmasında İranlı Komil Ghasemi ile dünya şampiyonluğu için güreşti.İRANLI GÜREŞÇİ PUAN ALAMADIFinal mücadelesinin ilk periyodunda iki güreşçide temkinli bir müsabaka çıkardı. İranlı güreşçi 0-0 geçen sürenin ardından tanınan 30 saniye içinde puan alamayınca Taha Akgül 1-0 öne geçti.AKGÜL 4-3 KAZANDIİkinci periyotta da yine iki güreşçi temkinli davrandı. Taha Akgül, tek dalışlarla puan ararken verilen 30 saniyelik ihtarda rakibine yine puan vermedi ve skoru 2-0'a getirdi. Ardından da aldığı 2 puanla skoru 4-0'a getirdi. Rakibine son bölümde 3 puan veren Taha Akgül buna rağmen minderden 4-3 galip ayrılarak altın madalyanın sahibi oldu.Haberler
İyi Flörtün Dört Kuralı
Kafaca iyi anlaştığınız, sizi kendine çeken, yakın ilgi alanlarınızın bulunduğu hoş bir erkekle flört etmeye başladınız. Flörtün ilişkinizdeki en tatlı ve en önemli zaman dilimlerinden biri olduğunu düşünürsek, hata yapmamanız adına bir kaç öneriye hayır demeyeceğinizi düşünüyoruz. İşte iyi bir flört için uymanız gereken 4 altın kural…1. Flörtünüzü kısıtlamaya çalışmayınDaha dün bir bugün iki… Henüz flört ediyorsunuz, o yüzden bu duruma uygun davranmaya çalışın. Onu kısıtlamaya çalışmak, nerede kimler olduğunu sürekli öğrenmeye çalışmak, sosyal medyadaki hareketlerini eleştirmek ve bunun gibi kısıtlayıcı davranışlar, karşınızdaki erkeğe “Daha şimdiden böyleyse?!” şeklinde düşündürebilir. Rahat olun, sizi seven zaten sizinle birlikte yol alacaktır.2. Onu şaşırtınÇok yönlü olmak size flört açısından bir çok avantaj sağlar. Onunla sadece sevgili değil, çok iyi bir arkadaş, sırdaş ve her zaman arkasında olacağınız bir dost olabileceğinizi gösterin ve bunu ifade etmekten kaçınmayın.3. Kendinizi ön plana çıkartmaya çalışmayınOnu etkilemek için sürekli ne kadar “süper” biri olduğunuzun ya da harika özellikler taşıdığınızın altını çizmeye gerek yok. Sürekli kendinizi anlatmak bencil ve egoist bir imaj çizmenize neden olur. Üstelik daha ilk günlerden size ait bütün detayları anlatmanız gizeminizi kaybetmenize neden olur. Onun sizi merak etmesine izin verin!4. Onu dinleyinErkekler biz kadınlar gibi çoğu şeyi dillendirmezler. Ancak vücut dillerinden sıkıntıları olduğunu anlayabilirsiniz. Flörtünüz kendi kendine söyleniyorsa, oflayıp pufluyor, ağzını bıçak açmıyor ve asık suratlıysa, onu biraz zorlayıp derdini size anlatmasını sağlayabilirsiniz. Sorunun ne olduğunu bilmek, onunla dertleşmek ve onu anladığınızı hissettirmek, size bağlanmasını ve yanınızda kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır.
İşadamının Düğününde Altınlı Pasta Dağıtıldı
Ankara'da bir otel'de düzenlenen Akın Kürşad ve Gonca çiftinin düğünü ezber bozdu. Düğünlerde misafirlerin yeni evlenen çiftlere altın ikram etmesinin gelenek olduğu ülkemizde bu kez misafirlere altın ikram edildi. Arabistan'da önemli etkinliklerde konukların yiyeceklerine altın karıştırmanın, onlara verilen önemin göstergesi olduğu belirtildi.İş adamı Talat Sam, Arap şeyhi ile şampuanla başlayan, ardından dostluğa uzanan ilişkilerinde bu jestin kendisini hayli duygulandırdığını ifade ederek, “Bir arap müşterimize saç dökülmesini engelleyen şampuanımızı göndermiştik. Kendisinin saç dökülmesi durdu. Oğlumun düğünü olduğunu öğrenince bize bu jesti yaptı. Biz de misafirlerimize ikram edeceğiz.' dedi.Düğüne katılan misafirler ikram edilen içinde altın olan pastaları yediler. Misafirler altının tadını beğendiklerini ifade etti.Muhammet BAYRAM/ANKARA,(DHA)
İyi Öpüşmek İçin 18 Altın Kural
Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz? İşte iyi 18 öpüşmek için kurallar...Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz?Eski moda öpüşmelerle başlayıp onu yatak odasına götürecek yeni öpüşme tekniklerini deneyin. Önereceğimiz yeni teknikler sayesinde partneriniz öpücüğünüzden çok memnun kalacak. İlk öpüşmenin filmlerdeki gibi öldürücü etkisi olmayabilir.Öpüşürken yırtıcı hayvan gibi davranmamaya ve mümkün olduğunca az tükrüklü olmasına çalışın. Öpücüğünüz iki insan arasında çok özel şeyler paylaşıldığını gösteren çok sıcak, ağır ve romantik olmalı.Çoğu kişi “sıcak ve ağır” tanımlamasını “ıslak ve dağınık” ile karıştırma hatasına düşer. Islak ve dağınık öpüşenler kadınlar tarafından beğenilmezler ve “kötü öpüşenler” listesinde yer alırlar. Bazıları bunu isteyerek yapabilir ve bunuetrafındakilere övünerek anlatabilir.İşte en etkileyici 18 öpüşme kuralları..•Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.•Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.•Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız;•Ağzınızı kapatın. Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.•Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.•Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.•Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.
Reklam