Greenpeace: Japonya'da Denize Dökülme İhtimali Olan Kirli Su, İnsan Dna'sına Zarar Verebilir
ANKARA (AA) - Çevre örgütü Greenpeace, Japonya'da Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali'nden denize bırakılma ihtimali olan kirli suyun, insan DNA'sına zarar verme tehlikesi taşıyan radyoaktif madde içerdiğini bildirdi.BBC'nin haberine göre, Greenpeace'in hazırladığı raporda, 2011'de deprem ve tsunamide hasar gören Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali'nde tutulan radyoaktif olma özelliğini koruyan büyük miktarda suyun denize dökülmesi halinde, insan DNA'sına verebileceği zarara değinildi.Raporda, kirli suyun içinde 'insan DNA’sına zarar verme potansiyeline sahip' olduğu belirtilen radyoaktif bir madde olan 'Karbon-14'ün tehlikeli seviyelerde' bulunduğu ileri sürüldü.Japonya hükümetinin, kirli suyu Pasifik Okyanusu'na tahliye etmeyi planladığının kaydedildiği raporda, strontium-90, karbon-14 ve diğer tehlikeli radyonüklidleri içeren kirli suyun denize boşaltılmasının yerel ve çok daha uzak yerlerdeki topluluklar ve çevre için ciddi, uzun vadeli sonuçları olacağı vurgulandı.Raporda, bu kirli suyun okyanusa salınması halinde '5 bin 730 yıllık yarılanma ömrü olan' karbon-14’ün tamamen çevreye bulaşacağı kaydedildi.Japon hükümetinin ve söz konusu santralin işletmecisi Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketinin (TEPCO), suyu depolama kapasitesinin 2022'den itibaren dolacağını, sudaki tek radyonüklitin trityum olduğunu ve suyu okyanusa boşaltmanın hiçbir alternatifinin bulunmadığını savunduğunun aktarıldığı raporda, hükümet, suyun 'sadece trityum içerdiği' izlenimini vererek 'işlemden geçirildiğini' öne sürmekle itham edildi.Suyun bertaraf edilmesine yönelik karar, hükümetin sorumluluğundaJapon medyasında geçen hafta, 'radyoaktiviteyi azaltmak için filtrelenmiş, 1 milyon tondan fazla suyun 2022'den itibaren denize bırakılmaya başlanacağı' yönünde haberler yer almış, hükümet ise herhangi bir nihai karar alınmadığını açıklamıştı. Çevre grupları, uzun süredir suyun okyanusa salınmasına karşı olduklarını ifade ederken, balıkçılar da tüketicilerin bölgeden ürün almayı reddedeceğini söyleyerek bu duruma karşı çıkmıştı.Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Kajiyama Hiroşi, 18 Ekim'de yaptığı açıklamada, radyoaktif özellik taşıyan suyun ortadan kaldırılması konusunun çözümsüz bırakılmaması gerektiğini belirtmiş, suyun bertaraf edilmesine yönelik kararın, hükümetin sorumluluğunda olduğunu ve bu konuda ilk fırsatta bir karara varılması gerektiğini kaydetmişti.2011'deki deprem ve tsunami, radyoaktif sızıntıya neden olmuştuJaponya'da 11 Mart 2011'de meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında oluşan tsunami, Fukuşima Nükleer Santrali'nde radyoaktif sızıntıya neden olmuştu.Olayda, santraldeki 4 nükleer reaktörden 3'ü zarar görmüş, çevrede yaşayan on binlerce kişi, sızıntı sonrası evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Sızıntının tamamen kontrol altına alınıp santralin tasfiye edilmesinin onlarca yıl süreceği tahmin ediliyor.
Saadet Büyük Yazio: Borsada Daima Çok Kazanan Olmanız İçin Bilmeniz Gerekenler
Ve Hisse Senedi Yatırımcısı Olmaya Giriş...Şşşş tüyo yok mu? abi acayip gitmiş X hissesi… Tüh be keşke bütün paramla alsaydım… Bütün paramla hisse senedi yatırımı yapmadığıma öyle pişman oldum ki…  Nasıl yani? Şirket hissesi 4 TL’den 230 TL ye mi yükselmiş… Vayyy nasıl kaçırdım yaaa… 40.000 TL param vardı korktum keşke hepsiyle alsaydım abi şimdiye milyarder olmuştum! Geçen gün bir arkadaş söyledi sadece 500 TL’si ile hisse senedi oynamaya başlamış 600 bin TL servet yapmış… Tüh ya keşke kredi alsaydım faizler düşükken keşke! O para ile de borçlanıp borsa ya girerdim!.. Kaçırdım… Abi, benim kurum bir de bana kredi tanımladı açığa işlem de yapılabiliyormuş onu da öğrendim var yaaa acayip çözdüm bu işi ben!  benim şirket hissesi var ya uçtu uçtu !!!! Ama satar mıyım bekliyorum fiyat 8’e katlayacak dediler… Ve sonra…  Sen bir şahinsin ben garip serçe… Bu kısmı özellikle beni ekonomide_saadet Instagram hesabımdan takip edenler için yazıyorum onlar beni anladı. Yeni okuyuculara ise daha açık izah edeyim isterim… Yukarıdaki hikayenin benzeri etrafınızdan bir şekilde kulağınıza gelmiş olabilir veya eskiden şöyle anlatılırdı. Şu aldığı son model araba var ya onu Borsa dan kazanmış. Bu adam var ya borsadan milyarları götürdü... Bu hikayelerde başı çoğunlukla yukarıdaki gibi başlıyor fakat finali de hep aynı mı olur? Bu yatırımcı sonunda bütün parasını ya batırır borsada ve tövbe eder, bir daha borsa oynamayacaktır (!) ya da aldığı hisse senetlerindeki zararı realize etmeyi göze alamayıp kendini borsanın upuzun vadeli yatırımcıları listesine altın harflerle yazdırır…
Afet Eğitimleri, Gönüllüleri Depreme Karşı Önlem Almaya Hazırlıyor
İSTANBUL (AA) - KAAN BOZDOĞAN- 'Asrın felaketi' olarak nitelendirilen 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ardından ülke genelinde başlatılan ve bugüne kadar İstanbul'da yaklaşık 2 milyon kişiye verilen afet ve acil durum eğitimleri, başta beklenen İstanbul depremi olmak üzere, olası afetlere karşı vatandaşın bilinçlenmesine katkı sağlıyor.Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) İstanbul İl Müdürlüğü bünyesindeki Afet Eğitim Merkezi'nde gönüllü vatandaşlara ve kuruluşlara, deprem, arama kurtarma, ilk yardım ve KBRN gibi çeşitli konularda eğitimler veriliyor. Her türlü afete karşı bilinç kazandırmak amacıyla verilen bu eğitimlerde katılımcılar, kimi zaman bir binada ya da su kuyusunda mahsur kalan kişiyi kurtarırken, bazen de sel sularının sürükleyici gücünü yerinde deneyimliyorlar.Katılımcılar aynı zamanda eğitim kapsamında simülasyon ile Türkiye'de bugüne kadar yaşanmış 10 depremin şiddeti ve yıkıcı etkisini tecrübe edip, deprem konusunda doğru bilinen yanlışları öğreniyorlar.Afet Eğitim Merkezi Eğitim Sorumlusu Arzu Aksoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de 1999 Marmara Depremi'nin ardından afet konusunda farkındalık eğitimlerinin yaygınlaştığını söyledi.2018 yılına kadar müdürlük bünyesinde verilen eğitimlerin artık Afet Eğitim Merkezi çatısı altında verildiğini belirten Aksoy, son iki yılda 52 bin kişinin merkezdeki eğitimlerden istifade ettiğini anlattı. Son 21 yılda eğitimlerle afet bilinci konusunda aşama katedildiğini dile getiren Aksoy, 'O güne (1999 Marmara Depremi) kadar hep müdahale aşamasında olan eğitimler ondan sonra artık, 'planla, hazırlan, bilgilen' boyutuna geçti. Bu kapsamda 1999'dan bugüne kadar yaklaşık 2 milyon kişiye eğitim verildi.' dedi.Aksoy, eğitim alan 2 milyon kişinin etkileşimi düşünüldüğünde AFAD'ın bu konuda 5 milyondan fazla insana dokunduğunu aktardı. 'Bizim için altın saatler olarak nitelendirdiğimiz ilk 72 saat çok önemli'7'den 70'e herkesin bu eğitimleri alabildiğini ifade eden Aksoy, afet bilinci eğitimlerinin 'deprem öncesi, deprem sırası ve deprem sonrası' hazırlıkları içerdiğine dikkati çekti.Olası afetlerde ilk 3 günün önemine değinen Aksoy, şöyle konuştu: 'Bizim için altın saatler olarak nitelendirdiğimiz ilk 72 saat çok önemli. Profesyonel ekipler gelene kadar kendi bilgimizle, kendi hazırlığımızla aslında baş başayız. Bizler öncelikle ilk 72 saate hazırlanmamız gerekiyor. Bunları aslında herkese anlatmaya çalışıyoruz. Afet bilinci kültürü bu ilk 72 saate hazırlık aşamasıdır. Mesela neler yapacağız bu 72 saat için? Öncelikle aile afet planımızı yapmamız gerekiyor. Aile afet planında evimizdeki düşüp bize zarar verebilecek eşyaların duvara sabitlenmesi, gerekirse yerlerinin değiştirilmesi, toplanma alanlarının önceden planlanıp belirlenmesi ve daha sonra bir afet çantasının oluşturulması önem arz ediyor. Her vatandaşın bu şekilde hazırlık yapmış olması önemli. Diyoruz ki bir birey afete hazırsa tüm toplum afete hazırdır.'Kişinin afet bilincinin gerekliliklerini öncelikle evinde ve kendi çevresinde hayata geçirmesi gerektiğini anlatan Aksoy, afet konusunda eğitim almak isteyen herkese kapılarının açık olduğunu ifade etti.'Herkesi eğitimlerimize davet ediyoruz'Merkezde deprem özelinde farkındalık eğitimleriyle beraber simülasyon eğitimlerinin de bulunduğunu dile getiren Aksoy, 'Afet simülasyonumuz Türkiye'de yaşanmış 10 tane depremi simüle eder. Bu sarsma tablasında eğitim alan tüm katılımcılar simülasyonu yaşarlar. Gerçek depremi orada yaşarlar aslında. Bunu yaşadıklarında farkındalık daha fazla oluşuyor.' şeklinde konuştu.Merkeze ulaşamayanlar için gezici deprem simülasyon tırının dönem dönem kent meydanlarında vatandaşlarla buluştuğunu belirten Aksoy, isteyenlerin merkezde sel simülasyonundan, enkaz ve kuyu alanlarında yapılan çalışmalardan da faydalanabileceklerini söyledi. Eğitim sonrası geri bildirimlerin de memnuniyet verici olduğunu aktaran Aksoy, 'Herkes bazı durumların bildikleri doğruların yanlış olduğunu ya da aslında neleri yapması gerektiğini çok daha net görmüş oluyor. Simülasyonlar da bunu destekliyor aslında. Doğru davranış burada yaşayarak, yüz yüze eğitimlerle çok daha farkındalık sağlıyor. Bu anlamda öncelikle enkaz alanında yapmaması gerekenleri öğreniyor. Doğru müdahaleyi, evinde hazırlığı, tahliye konusunu öğreniyor.' değerlendirmesinde bulundu.Her bireyin AFAD gönüllüsü olabileceğinin altını çizen Aksoy, 'AFAD gönüllüsü olmak için internet üzerinden bir portalımız var. Eğitimlerini uzaktan tamamlıyorlar. Uzaktan eğitimlerini tamamlayan tüm gönüllülere hafif arama kurtarma, yangın, afet bilinci gibi eğitimlerimizi yüz yüze de gerçekleştiriyoruz. Böylelikle AFAD gönüllüsü olarak bizlere destekte bulunabiliyorlar.' ifadesini kullandı.Aksoy, olası İstanbul depremine karşı hazırlıklı olunması çağrısında bulunurken, şunları kaydetti:'İstanbul'da olası bir depreme karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bu anlamda eğitimlerimizi alalım. 'Bilgilen, hazırlan' diyoruz. Bu anlamda herkesi eğitimlerimize davet ediyoruz. Afet Eğitim Merkezimizde bize ulaşabilirler, herkese kapımız açık. Eğitimlerimizi yüz yüze gerçekleştirebiliyoruz. Burada eğitimlerini alabilirler. 'Herkes bilgilensin, hazırlansın ve doğru davranışı afet sırasında gerçekleştirsin.' diyoruz.'
Aksaray Valisi Aydoğdu'dan Tokyo Paralimpik Oyunları'na Kota Kazanan Sporculara Ziyaret
AKSARAY (AA) - Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 2021'e ertelenen 2020 Tokyo Paralimpik Oyunlarına kota kazanan sporcuları ziyaret etti.Aksaray Spor Salonu'nda gerçekleştirilen antrenmanları izleyen ve sporcularla sohbet eden Vali Aydoğdu, antrenörlerden bilgi aldı.Aydoğdu, gazetecilere, kent olarak paralimpik spor alanında, Türkiye'de bir ilke imza attıklarını söyledi.2020 Paralimpik Oyunları'nın pandemi dolayısıyla 2021 yılına ertelendiğini hatırlatan Aydoğdu, şunları kaydetti:'Bir sporcumuz atıcılık, iki sporcumuz da judoda olimpiyat kotasına girdi. İnşallah Türkiye'mizi orada en iyi şekilde temsil edecekler. Sporcularımızı ziyaretimizde sohbet ve tebrik ettik. Aksaray'da ilk kez 3 sporcu kotaya girdi. Bu durum bizleri çok sevindirdi. İnşallah olimpiyatlarda başarıyla hem ülkemizi hem de Aksaray'ı temsil edecekler. Sporcularımızın bizlere madalya getireceğinden eminiz. Onların başarılı olması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.''Hedefim olimpiyat şampiyonu olabilmek'Judo alanında kota elde eden Duygu Çete Erter ise 1998 yılında judoya başladığını ve birçok başarı elde ettiğini anımsattı.Çin'de 2008 yılında yapılan Paralimpik Olimpiyatları'nda mücadele ettiğini ve Türkiye'nin judoda olimpiyatta yarışan ilk görme engelli sporcusu olduğunu anlatan Erter, '2010 yılında dünya üçüncüsü oldum. Ulusal ve uluslararası çeşitli müsabakalarda birçok madalya kazandım. En büyük hedefim olimpiyat şampiyonu olabilmek. Bu sporu çok severek yapıyorum. Ülkemize madalya getirmek istiyorum.' diye konuştu.Atıcılık branşında kota elde eden Hakan Çevik de 2018'de Kore'de düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda üçüncü olduğunu ve kotayı aldığını ifade etti.2021'de düzenlenecek şampiyonaya hazırlandıklarını anlatan Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:'Poligonda günlük çift antrenman yaparak hazırlıklarımız devam ediyor. Günde 3-4 saat çalışıyoruz. Olimpiyatlarda ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Gönlümüz tabii ki altın madalyada. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor. Milli formayı giymek tarif edilemez bir duygu. 10 yıldır milli takımdayım. Hedefim inşallah altın madalyayı kazanıp milli marşımızı söyletmek olacak.'Program, Vali Aydoğdu'nun sporculara tatlı ikram etmesinin ardından sona erdi.
İstanbul'da Kurye Dehşeti! Tartıştıkları Adamın Motosikletle Başını Ezmeye Çalıştılar
Üç kurye gece yarısı Bebek’te dehşeti yaşattı. Üç kurye, hız yarışına girdikleri otomobildekileri feci şekilde dövdü. Kuryelerden biri, yerde baygın yatan bir kişinin başını motoru ile ezmeye çalıştı. Darp ettikleri kişilerin 2 cep telefonu ve altın kolyesini alıp kaçan kişiler, polisin takibi sonrası yakalandı. Üç kurye tutuklama talebi ile sevk edildikleri mahkemeden, adli kontrol şartı ile serbest kaldı.
Reklam
Sabancı Ve Skoda Transportation Güçlerini Temsa İçin Birleştirdi
İSTANBUL (AA) - Temsa Ulaşım Araçları’nın Sabancı Holding ve PPF IndustryCo tarafından satın alınması konusunda tüm resmi süreçler tamamlanırken, 50 yıldan uzun süredir Türk sanayisine hizmet eden Temsa’da yeni yatırımların önü de açıldı. Sabancı Holding açıklamasına göre, Temsa’nın yönetimi, yurt içi ve yurt dışındaki ilgili otoritelerden alınan nihai onayların ardından Sabancı Holding ve PPF Group ortaklığına geçti. Küresel ölçekte yaklaşık 50 milyar avroluk varlığı yöneten PPF Group, aynı zamanda dünyanın önde gelen mühendislik ve sanayi şirketlerinden olan Skoda Transportation’ın da ana ortağı konumunda bulunuyor. Sabancı Holding’in iştiraki Exsa Export Sanayi Mamulleri Satış ve Araştırma A.Ş. ile PPF Group iştiraki PPF IndustryCo. B.V. (PPF) arasında atılan imzalarla birlikte, 50 yılı aşkın süredir Türk sanayisine hizmet veren TEMSA, yeni ortaklık yapısıyla yeniden Türkiye ekonomisine kazandırılmış oldu. Temsa’da Üst Yönetici (CEO) görevine ise son olarak Sabancı Topluluğu iştiraklerinden Kordsa’da görev yapan Tolga Kaan Doğancıoğlu getirildi. Açıklamaya göre, geçmiş yıllarda otomotiv sektöründe gerek üretim gerekse tasarım tarafında görev yapan ve bu alanda büyük tecrübeye sahip olan Tolga Kaan Doğancıoğlu, yeni dönemde Temsa’da rekabetçi üretim sürekliliğinin sağlanması ve şirketin mevcut pazarlardaki konumunun güçlendirilmesine katkı sunacak. Doğancıoğlu ayrıca akıllı ulaşım, elektrikli ve sürücüsüz araçlar gibi potansiyel büyüme alanlarında Temsa’ya liderlik edecek. 'Temsa’ya yeni ufuklar da açabilecek bir iş birliğine imza attık' Açıklamada konuya ilişkin görüşlerine yer verilen Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Cenk Alper, Temsa’yı yeniden Türkiye ekonomisine kazandırmanın gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Alper, 'Şirketimizi geçen sene yurt dışı menşeili bir yatırım fonuna sattık, satış sonrasında şirketin finansal durumuyla ilgil yaşanan olumsuz gelişmeler Temsa’nın faaliyetlerini durdurmasına yol açtı. Biz de doğduğumuz topraklar olan Adana’ya, ülkemize ve kendi yarattığımız bu değerli markaya karşı olan sorumluluğumuzun gereğince, sorunun çözümünde kalıcı bir rol üstlenmek istedik. Gelecekte Temsa’ya yeni ufuklar da açabilecek bir iş birliğine imza attık. Bu süreci başarıyla sonlandırmış olmaktan da son derece mutluyuz.' ifadelerini kullandı. Bu noktada, ilk günden bu yana çözümün parçası olan, yapıcı tutumlarıyla Temsa’nın yeniden Türkiye ekonomisine kazandırılmasına önemli katkılarda bulunan bankalara da özellikle teşekkür ettiklerini aktaran Alper, 'Sabancı Topluluğu bildiğiniz gibi her zaman dünya çapında güçlü ortaklıkların altına imza atmış bir gruptur. Bu doğrultuda yeni ortaklığımız uluslararası yatırımcıya güven verecektir. Ülke ekonomisine katkı sağlanması bakımından yeni iş birliğimizin piyasalara da moral olacağına inanıyoruz.' açıklamasında bulundu. 'İnovasyona dayalı büyüme stratejisiyle fark yaratacak' Bugün dünyada teknolojik rekabetin en çetin yaşandığı sektörlerin başında otomotivin geldiğini belirten Alper, 'Böylesine bir dünyada Temsa’nın sadece kaliteli üretim gücüyle değil aynı zamanda inovasyona dayalı büyüme stratejisiyle de fark yaratacağına inanıyoruz. Bugüne kadar 66 farklı ülkeye 12 binin üzerinde araç ihraç eden Temsa’nın, dış pazarlarda daha da başarılı olup, Skoda Transportation ile birlikte potansiyelini kullanabileceğine inanıyoruz. Temsa, toplu ulaşımın geleceği olarak gördüğümüz elektrikli araç çözümlerinde yapacağı yeni yatırımlarla sürdürülebilirlik konusunda da örnek şirketlerden biri olacaktır.' değerlendirmesinde bulundu. Cenk Alper şunları kaydetti: 'PPF Group çatısı altında faaliyet gösteren Avrupa lideri Skoda Transportation, bugün elektrikli lokomotif, metro vagonu, troleybüs ve alçak taban tramvay üretimi konusunda dünyanın lider firmalarının başında geliyor. Bunun yanında Skoda Transportation’ın raylı sistem çözümleri, bugün Konya ve Eskişehir’de şehir içi ulaşıma önemli katkı sağlıyor. Skoda Transportation ve Temsa’nın şehir için ulaşımın farklı alanlarında sahip olduğu yüksek bilgi birikimi ve teknolojinin, Temsa’nın gelecek yolculuğunda farklı ufuklar açabileceğini düşünüyoruz.” 'Türkiye pazarı özellikle Skoda Transportation için büyük bir potansiyele sahip' PPF Group Yatırım Direktörü ve Skoda Transportation Denetim Kurulu Başkanı Ladislav Chvatal ise, Türkiye pazarının özellikle Skoda Transportation için büyük bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdi. Chvatal,şunları kaydetti: 'Uluslararası bir yatırım grubu olan PPF olarak, Temsa’ya gerçekleştirdiğimiz yatırım ile Türkiye pazarındaki varlığımızı güçlendiriyoruz. PPF Group aralarında finansal servisler, telekomünikasyon, biyoteknoloji, gayrimenkul ve makine mühendisliğinin de bulunduğu çok farklı kollara yatırım yapıyor. Geleneksel ve yeni nesil sanayi gelişimi, modern altyapı kurulumu ve dijital ekonomi gibi alanları, büyümesinin motoru olarak gören PPF Group, Avrupa’dan Kuzey Amerika ve Asya’ya uzanan bir coğrafyada faaliyetlerini sürdürüyor. 2019 yıl sonu itibariyle dünya genelinde 135 bin kişiye istihdam sağlayan PPF’in toplam varlıkları da 49 milyar avro seviyesinde. PPF, şehir içi ve raylı ulaşımda Avrupa’nın lider üreticisi olan Skoda Transportation’ın bilgi birikimi ve deneyimini bu yatırımla birlikte Türkiye’ye getiriyor. Yeşil enerji ürünlerine odaklanan Skoda Transportation, sadece araç teslimatları gerçekleştirmiyor, bununla birlikte müşterilerine filolarının uzun dönemli tüm servis işlemlerini de içeren karma çözümler sunuyor. Bu doğrultuda, Skoda Transportation, Temsa’nın gelecek hedeflerine ulaşmasına ve Türkiye’deki toplu ulaşımın geleceğinde öncü bir rol oynamasına katkıda bulunacaktır.' Ladislav Chvatal ayrıca Sabancı Holding’in uluslararası deneyim ve bilgi birikimine sahip güçlü bir iş ortağı olduğunu ifade ederek, karşılıklı iş fırsatları bulabilecekleri ve her iki ortağın güçlü yönlerini kullanabilecekleri pek çok alan olduğuna inandıklarını dile getirdi.
Reklam
Türkiye Ve Rusya Dışişleri Yetkilileri Moskova'da Libya İle Suriye'yi Görüştü
MOSKOVA (AA) - Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Orta Doğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Libya ve Suriye meselesini görüştü.Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Bogdanov ve Önal başkent Moskova'da bir araya geldi.Libya meselesinin ele alındığı görüşmede, Libyalılar arasında siyasi, askeri ve ekonomi alanındaki müzakerelerde ilerleme olduğu ifade edildi.Libyalılar arasındaki diyaloğun, Berlin Konferansı'nın ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2510 sayılı kararlarına dayalı olmasının önemi vurgulandı.Suriye konusunun da ele alındığı görüşmede, meselenin BMGK'nin 2254 sayılı kararları çerçevesinde çözümü noktasında Rusya ve Türkiye'nin 'Astana süreci' kapsamındaki koordineli çabalarının önemine işaret edildi.
Cem Kınay Yazio: Herkes Bir Gün Dijital Göçebe Olacak!
etiket
Geçtiğimiz senelerde 2030 yılına kadar bir milyar insanın dijital göçebe olacağı söyleniyordu. İnanılacak gibi değildi, birçok insan için, pek ciddiye alınmıyordu. İlk dijital göçebeler ise Portekiz, Sri Lanka, Filipinler vs. gezmeye, yaşamaya ve topluluklarını fiziksel ve dijital kurmaya başlamışlardı bile. Peki kim bunlar? Dijital göçebeler internet ortamında çalışan konumdan bağımsız genç profesyonellerdi. Hızla gelişen teknoloji geleceğin çalışma modellerini yeniden tasarlamamızı gerektirecekti. Bunlar normal seyrinde devam eden trendlerdi. 2020 yılı sanki bir milat. Boyunu ve ağırlığını bile gözümün önüne getiremediğim Corona virüsü her şeyi bütün dünyada altüst etti.
İngiltere Ve Irak Başbakanları Londra'da Görüştü
LONDRA (AA) - İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Irak Başbakanı Mustafa el Kazımi, Londra'da bir araya geldi. Başbakanlık Ofisi 10 Numara'dan yapılan açıklamaya göre, iki lider görüşmede İngiltere ve Irak arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmede mutabık kaldı. Irak Başbakanı Kazımi, ülkesinin karşı karşıya olduğu ekonomik ve güvenlik sorunlarını anlattı, hükümetinin mali reform ve istikrar programı konusunda bilgi verdi.Liderler, kritik siyasi ve güvenlik meselelerini ele almak için birlikte çalışmayı kararlaştırırken Johnson, İngiltere'nin, reformları uygularken Irak hükümetine destek vereceğini söyledi. Liderler ayrıca Irak Ekonomi Temas Grubu'nun bugün Londra'da yaptığı ilk toplantısından da memnuniyet duyduklarını bildirdi.
Reklam
CHP Genel Başkan Yardımcısı Torun, Ordu'da Kobi'leri Ziyaret Etti:
ORDU (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, 'Biz biliyoruz ki birlik beraberlik içerisinde doğru uygulamaları yaptığımızda, doğru kararları aldığımızda Türkiye'de çözülemeyecek hiçbir sorun yok. Çünkü Türkiye'nin sermaye birikimi var, müteşebbis insanları var, çalışkan insanı var.' dedi.Ordu'nun Ünye ilçesinde bazı Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeleri (KOBİ) ziyaret eden Torun, bir özel okul ziyareti sonrası gazetecilere açıklama yaptı.Seyit Torun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 81 ildeki KOBİ'lerin salgın sürecinden nasıl etkilendiğini incelemeleri ve rapor hazırlamaları yönündeki talimatı üzerine Ünye'deki ziyaretleri gerçekleştirdiğini söyledi.KOBİ'lerle görüşmelerin sonunda hazırlayacakları raporu partisinin genel merkezinde Ekonomi Politikaları Kuruluna sunacaklarını ifade eden Torun, 'Bu süreçte hükümetin kendilerine sağladığı katkılar, beklentilerin yerine gelip gelmediği ve bundan sonraki talepleriyle ilgili değerlendirmeleri aldık. Bunları genel merkezde Ekonomi Politikaları Kurulumuz değerlendirecek. Bununla ilgili bütün görüş ve önerilerimizi hükümete ileteceğiz.' diye konuştu.CHP Genel Başkan Yardımcısı Torun, bu çalışmanın 81 ilde devam ettiğini kaydederek, daha önce de esnaf ve üreticileri dinleyerek çalışma yaptıklarını aktardı.Türkiye'nin çözülmeyecek sorunları olmadığını belirten Torun, şöyle devam etti:'Bu sorunların hepsini çözebiliriz ama bunu çözecek iradeye ihtiyacımız var. Şu anda ülkeyi yönetenler maalesef 'Kötü yönetiyorlar' demiyorum, yönetemiyorlar. Aldıkları kararlar vatandaşların sorunlarını çözmekten uzak, toplumun gerçek gündeminden uzaklar. Suni gündemlerle sadece ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar ama gerçek bir gün acı şekilde ortaya çıkacak. Biz vatandaşımızın içerisinde hem çözüm önerilerimizi anlatıyoruz, hem onların taleplerini değerlendiriyoruz. Doğru uygulamayı hayata geçirmek için de karşılıklı iş birliği içerisinde bu süreci devam ettireceğiz. Biz biliyoruz ki birlik beraberlik içerisinde doğru uygulamaları yaptığımızda, doğru kararları aldığımızda Türkiye'de çözülemeyecek hiçbir sorun yok. Çünkü Türkiye'nin sermaye birikimi var, müteşebbis insanları var, çalışkan insanı var. İnanıyoruz ki bunlar iyi değerlendirildiğinde sonuçta alınacak.'Seyit Torun, KOBİ'lerle ilgili en temel sorunun, hükümetin kendilerine yeterli desteği vermediği, kaynağı sağlamadığı yönünde olduğunu öne sürerek, 'Sadece kredi verdiği ve bazı borçlarını ertelediği yönünde. Zaten şu anda işleri, kapasiteleri, ekonomileri normale dönmedi. Bu insanlar bu paraları nasıl ödeyecek? Bu vergileri, sigortaları nasıl ödeyecek? Bu kredileri nasıl ödeyecek? Alınan, borçlanılan kredilerin ödeme günleri geldi ama hala hiçbir şey normalleşmediği ve kazançları da oluşmadığı için bunların da ödenmesi mümkün değil.' ifadesini kullandı.Torun, ilçedeki diğer esnaf ve firma çalışanlarını da ziyaret etti.
Bakan Yardımcısı İskurt'tan Ankara-Sivas Yht Hattı Açıklaması:
İSTANBUL (AA) - Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt,Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattını en kısa sürede hayata geçirmek istediklerini ifade ederek, 'Teknik sıkıntıları çözüldü. Dolayısıyla bu müjdeli haberi daha sonra vereceğiz. Ama hedefimiz, en kısa sürede bu yıl içerisinde tamamlamak. Şu andaki programımıza uygun olarak çalışmalar devam ediyor.' dedi.İskurt, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen Türk Demiryolu Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen “Bütünsel Kalkınma İçin Demir Yolu Vizyonu” konulu panelde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin demir yolu alanında faaliyetlerinin hızla devam ettiğini ancak bunların daha da artması gerektiğini söyledi. Türkiye'de demir yolunun daha fazla insanın hayatına girmesi gerektiğine işaret eden İskurt, 'Biz demir yollarıyla yaşamayı öğrenmeliyiz. Demir yolunu halkın yolu haline getirmeliyiz. Ticaretimizi demir yoluna göre yapmalıyız. Ticaretimizde demir yolunu düşünmeliyiz. Yani her vatandaşımızın hayatında bana göre demir yolu olmalı.' diye konuştu. Bu durumun da mevcut imkanların çok daha iyi kullanılmasını sağlayacağını aktaran İskurt, 'Etrafında özel sektörümüz, sanayimiz de aynı şekilde buna bağlı olarak gelişecek. Ama öncelikle biz Bakanlık olarak da, hükumet olarak da bunu sağlamalıyız. Politikamız bu demir yolu kullanımını kazandırmaktır.' ifadelerini kullandı.'Yerli ve milli demir yolu çalışmalarına hız verdik'Bu çerçevede ciddi yatırımlar yapıldığını anlatan İskurt, 'Yük taşımacılığı anlamında en ekonomik yol, deniz yoludur. Karaya geldiğinizde en ekonomik taşıma yolu ise demir yoludur. Ama Türkiye’deki şartlara baktığımız zaman bunu nasıl daha iyiye götürürüz diye bakarsak 2023, 2035 ve 2053 hedeflerimiz doğrultusunda gerçekten ciddi yatırımlar yapıyoruz.' dedi. Kara yolu bakımından önemli yollar yapıldığını ve bu noktada istenilen noktalara gelindiğini aktaran İskurt, bundan sonra ulaştırmada en büyük hedefleri 'demir yolu ağırlıklı yatırımların artırılması, demir yollarının iyileştirilmesi, modernizasyonu ve sanayinin dönüşmesi' olarak belirlediklerini söyledi. Bu noktada politikaları temel başlıklar altında özetleyen İskurt, şunları kaydetti:'Yüksek Hızlı Tren ve hızlı tren ağının yaygınlaştırılması, hatların tamamının elektrikli ve sinyalli hale getirilmesi hedefler arasında. Bununla beraber demir yolu sanayisinin de gelişmesi lazım. Yerli ve milli demir yolu çalışmalarına hız verdik. Bunda ciddi mesafeler inşallah kaydediyoruz ve kaydedeceğiz. Lojistik merkezlerinin yaygınlaştırılması da çok önemli. Bununla ilgili de yatırımlar yapıyoruz. Ama özel sektörün de buna paralel olarak eşlik etmesi gerekiyor.' 'Ankara-Sivas YHT hattında teknik sıkıntılar çözüldü'Enver İskurt, Ankara-Sivas YHT hattını en kısa sürede hayata geçirmek istediklerini belirterek, 'Teknik sıkıntıları çözüldü. Dolayısıyla bu müjdeli haberi daha sonra vereceğiz. Ama hedefimiz, en kısa sürede bu yıl içerisinde tamamlamak. Şu andaki programımıza uygun olarak çalışmalar devam ediyor.' dedi. 2002'den önce demir yollarının bulunduğu noktanın içler acısı olduğunu aktaran İskurt, sözlerini şöyle tamamladı: 'Son 18 yıla baktığımız zaman hem yolcu taşımacılığında hem ticarette ciddi yatırımlar yapıldı. Eksikliklerimizi giderme adına demir yollarını modernize ediyoruz, yeni hatlar yapıyoruz. Demir yollarımızın yüzde 45’ini elektrikli ve sinyalli hale getirdik. Çok daha düşük seviyelerdeydi. Hedefimiz, 2023 sonunda yüzde 75, yüzde 77’ye yakınını elektrikli ve sinyalli hale getirmek yönünde. Tüm çalışmalarımız bu yönde. Dolayısıyla demir yolunda elektrikli hattın ne kadar ekonomik ve hızlı olduğunu biliyoruz ve sinyalli hatların ne kadar önemli olduğunun, zamanın iyi kullanılması bakımından çok önemli olduğunun bilincindeyiz ve bu yönde çalışmalarımız devam ediyor.''Türkiye'de raylı sistemlerin üretiminde iyi bir altyapı bulunuyor'Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez de Türkiye’de son 20 yılda demir yollarında önemli bir atılım gerçekleştirildiğini belirterek, 'Sanayi ve teknoloji üretimi sadece üretim bölgelerinde olmuyor. Bir alanı sanayi bölgesi olarak ilan ettiğimizde ilk soru altyapının ardından ulaşıma ilişkin olarak geliyor. Özellikle demir yolu bu bakımdan kritik öneme sahip.' diye konuştu.Demir yolları ve sanayi üretim bölgesi ilişkisinin gelişmesi için birinci aşamada sanayinin gelişmesi ve satılabilmesinin önemli olduğuna işaret eden Dönmez, şunları söyledi:'Sanayinin gelişmesi için demir yolunun var olması, bizatihi sanayi için bir aşama ki Türkiye’de bu hala devam ediyor. Bazı organize sanayi bölgelerinin demir yolu bağlantısı yok. Kılçık denen yan bağlantılarla bunu sağlamaya çalışıyoruz. İkinci adım, taşıma maliyetlerinin uygun olması. Genelde demir yolu kara yoluna göre uygun maliyetli. Üçüncüsü de zaman... Örneğin Konya’dan Mersin’e taşıma günlerce sürerse anlam ifade etmez. Bu açıdan demir yollarımızın çok iyi çalışması ve yük taşımacılığında öne çıkması sanayiye hizmet sağlayacaktır. Yükleme-boşaltma merkezlerinin de kapasite problemlerini çözmesi, sanayiciler ve üretimin sağlıklı dağıtımı için ayrıca gereklidir.'Dönmez, raylı sistemlerin üretiminde Türkiye’de iyi bir altyapı sistemi olduğunu vurgulayarak, 'Burada çok büyük bir ekonomi, yatırım ihtiyacı ve yerli-milli sanayinin gelişme şansı var. Sadece Türkiye içinde satmak yetmez. Tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde çalışarak, ürettiğimizi hızla ve az maliyetle dışarı satmamız ve ülke içinde dağıtımını sağlamamız, ekosistemin önemli parçalarını yerlileştirmemiz lazım. Kritik bileşenleri yerli yapmamız ve bunları dünyanın her tarafına satmamız gerekli.' ifadelerini kullandı.'Demir yollarına yapılacak yatırım, GSYH'ye katkı sağlayacak'Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak ise yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde demir yolunun öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, 'İran'la 3 ay sınır kapımız kapalı kaldı, uçak kalkmadı, araç geçemedi, demir yolu olmasaydı ticaret sıfırlanacaktı. Başka yerlerde aynı sorun yaşandı ama demir yolu bu konuda ticaretin devamı için bir çözüm oldu.' dedi.Türkiye'nin dış ticaretinin yüzde 60'ının deniz yoluyla sağlandığını aktaran Uçarmak, şöyle devam etti:'Yüzde 30 kara yolu ve yüzde 1'in altında demi ryolunun ticaretimizde etkisi var. Doğrusunu söylemek gerekirse heyecanla Türkiye'de demir yollarının hem kendi kendini finanse etmesini hem de bundan memlekete fayda sağlamasını bekliyoruz. Demir yolunun, dış ticaretimizdeki oranını yüzde 2-3-4, belki 10 gibi kapasiteye çıkarması durumunda GYSH'ye katkıda bulunacağını tahmin ediyorum. Ülke olarak çevremizdeki dostlarımız bize benzemese bile biz ticarette bir yol açıyoruz ya da oyun kuruyoruz. Demir yollarına yapılacak yatırımlar Türkiye'nin GSYH'sine ve ekonomideki günlük pastasının büyütülmesine çok büyük katkı sağlayacaktır.'Uçarmak, sınır geçişleri bakımından da demir yollarının önemli olduğunu vurgulayarak, 'Demir yoluyla yapılan sınır ticareti, en garantili ve risk içermeyen yoldur. Hem gümrük işlemleri bakımından kolay hem de ciddi bir koşuşturma gerektirmeyen bir iştir. En çok ihracat yaptığımız Irak'a tek sınır kapımız var ve 10 milyar liralık ihracat yapmaya çalışıyoruz. Gürcistan'la 3 kapımız var, Orta Asya'ya oradan açılıyoruz. İran'ın bazı özellikleri kısıtlamalara neden oluyor. Bulgaristan'dan Avrupa'ya açılan, Gürcistan'dan Orta Asya'ya açılan ve İran üzerinden giden demir yollarımızın geliştirilmesi ticaretimiz açısından çok faydalı olacaktır.' şeklinde konuştu.
Reklam
İspanyol Meclisi, Hükümeti Düşürme Önergesini Reddetti
MADRİD (AA) - İspanya'da ocak ayından bu yana iktidarda olan azınlık sol koalisyon hükümetini düşürmek için aşırı sağ görüşlü Vox partisi tarafından verilen önerge mecliste reddedildi.Mecliste iki gün süren oturumun ardından yapılan oylamada, önergeye sadece, 52 sandalyesi bulunan Vox partisinin milletvekilleri 'evet' oyu verirken diğer siyasi partilere mensup 298 milletvekili 'hayır' oyu kullandı.Göçmen ve İslam karşıtı popülist bir politika izleyen Vox partisi, sunduğu önergede hükümeti, 'Kovid-19 salgınında yetersiz önlemler alarak ülkeyi sefalete sürüklemek verileri gizlemek ve daha fazla ölüme neden olmakla, Katalonya'da ve Bask'ta ayrılıkçı siyasi partilerle iş birliği yaparak İspanya'nın ulusal birliğini tehdit etmekle' suçladı.Bu arada Avrupa'da Kovid-19 salgınının en yoğun görüldüğü ülkelerden biri olan İspanya'da sağlık ve ekonomi olan ülke gündemi, verilen önergeyle iki günlüğüne de olsa iç siyasete çevrildi.Vox partisini, 'nefret politikası yürütmek, demokrasi ve insan haklarına karşı olmakla' suçlayan sol koalisyon hükümetinin, reddedilen önergeden güçlenerek çıktığı yorumları yapılıyor.İspanya demokrasi tarihinde hükümeti düşürme önergesi 5. kez meclise getirilirken, yasalar gereği şubat ayına kadar bu tip yeni bir önerge sunulma olasılığı bulunmuyor.
Reklam
Seta'dan "Üçüncü Yargı Paketi" Raporu:
İSTANBUL (AA) - Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), kamuoyunda 'üçüncü yargı paketi' olarak bilinen 28 Temmuz 2020 tarihli 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında getirilen değişikliklerin ele alındığı, 'Güven Veren ve Erişilebilir Adalet Vizyonunda Üçüncü Yargı Paketi' başlıklı raporu yayımladı.SETA'dan yapılan açıklamaya göre, Nesibe Kurt Konca tarafından kaleme alınan raporda, üçüncü yargı paketinin kapsamı ve yürürlüğü, ilk derece yargılamasında etkinliği artıran düzenlemeler, kanun yollarında adalete erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, geçici hukuki korumalara ilişkin düzenlemeler, mahkeme teşkilatında verimlilik amaçlı düzenlemeler, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile tahkime ilişkin düzenlemeler ele alındı.Raporda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019'da kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde Türkiye'nin 2023 hedefinde yargı vizyonunun, 'güven veren ve erişilebilir adalet' olarak belirlendiğine işaret edildi. Yargı alanında ulusal ve uluslararası gelişmeler ve iyi uygulamalar ışığında hazırlandığı belirtilen belgenin, somut amaç, hedef ve faaliyetlerden oluştuğu kaydedilen raporda, anılan amaç ve hedefler çerçevesinde yargı reformunun hayata geçirilmesi için bazı kanuni düzenlemelerin yapılmasına ve uygulamanın geliştirilmesine ihtiyaç olduğu aktarıldı.Hukuk sisteminin farklı alanlarına ilişkin kanun değişikliklerinin kamuoyunda 'yargı paketi' adı verilen kanunlarla yapıldığı belirtilen raporda, 'Ekim 2019'da kanunlaşan birinci yargı paketi, esasen ceza yargılamasına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Nisan 2020'de kabul edilen ikinci yargı paketi ceza infaz sistemine ilişkindir. Üçüncü yargı paketi ise aile, iş, tüketici ve ticaret hukuku gibi özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünü konu alan hukuk yargılamasının sadeleştirilerek etkinliğinin artırılması hedefi çerçevesinde hazırlanmıştır.' ifadelerine yer verildi.Raporda, üçüncü yargı paketi ile yapılan değişikliklerin sadelik ve etkinlik sağlayarak yargılamaların hızlandırılıp makul sürede yargılanma hakkının sağlanmasına yönelik olduğu vurgulandı.Adalete erişimin kolaylaştırılması, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması amaçlarına ulaşılmasında üçüncü yargı paketi ile benimsenen değişikliklerin önemli olduğu ifade edilen raporda şunlar kaydedildi:'Yargı paketinde temel hedef yargılama sürelerinin kısaltılması değildir. Yargılamaların daha verimli bir şekilde gerçekleşmesinin sağlanması, hak arama özgürlüğünün ve adalete erişim hakkının korunması daha ön plandadır. Dolayısıyla paketin pür bir usul ekonomisi paketi olarak değil, etkin ve erişilebilir adalet gayesinin ürünü olarak değerlendirilmesi gerekir. Yargılamayla ilgili sorunların temelinde mevzuat eksikliklerinden ziyade hukuk kurallarının yanlış uygulanması bulunmaktadır. Dolayısıyla yargı paketi ile yapılan değişikliklerin etkili sonuç doğurması, Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde yer alan amaçlara bütüncül yaklaşılmasıyla mümkündür.'Raporun tam metnine SETA'nın internet sitesi www.setav.org adresinden ulaşılabilir.
Mşü'de "2. Uluslararası Muş Sempozyumu" Başladı
MUŞ (AA) - Muş Alparslan Üniversitesince (MŞÜ) düzenlenen tarih, siyaset, ekonomi, kültür ve edebiyat konularının ele alınacağı '2. Uluslararası Muş Sempozyumu' başladı.Sabahattin Zaim Konferans Salonu'nda 2 gün sürecek sempozyumun açılış konuşmasını yapan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve oturum başkanı Prof. Dr. Abdullah Kıran, sempozyumun amacının Muş'un kültürel ve siyasi açıdan tanıtımı olduğunu söyledi.Fakülte olarak sempozyumun ikincisini düzenlemeye karar verdiklerini belirten Kıran, şöyle dedi:'Özellikle 2007 yılında Muş Alparslan Üniversitesinin açılışından bu yana hızla gelişimi ileriye doğru olan bir il. Muş, Doğu Anadolu Bölgesi'nde açıkçası kalkınma açısından muazzam bir potansiyele sahip bir il. Muş Ovası çok önemli bir ova. Türkiye ve dünyanın en önemli ovalarından biri. Muş Ovası verimli bir şekilde kullanıma girdiğinde, küçük bir bölgeyi besleyebilecek ekonomik potansiyele sahip bir yerdir. İddia ediyorum; 10 milyon civarında nüfusu olan bir ülkeyi besleyecek bir potansiyele ve çok değeli bir araziye sahip bir il. Muş'a şöyle bir baktığınızda Napolyon'un bir sözü var. Diyor ki 'Bir ülkenin politikasını anlayabilmek için harita üzerindeki yerine bakmak yeterlidir.' Politikasını ve önemini anlayabilmek için. Muş'un da hakikaten önemini anlayabilmek için konumuna tepeden baktığınızda muazzam bir potansiyele sahip.''Amacımız, Muş'un bütün sorunlarını masaya yatırmak ve bunlar üzerinde konuşarak akademik anlamda beyin fırtınası yaratmaktır. Emin olun bu tür işler zamanla bir sonuç veriyor.' diyen Kıran, şöyle konuştu:'Duyduğum bir habere göre Muş'a bir araştırma hastanesi yapılacak. Bundan daha müthiş ve güzel bir haber olamaz. Buna çok sevindim. Umarım Valiliğimiz, Rektörlüğümüz, Belediye Başkanımız, bütün siyasi makamlarımızı üniversitede ağırlayarak araştırma hastanesini üniversitemizin içinde yapabiliriz. Eğer hastane burada yapılacaksa üniversitenin gelişmesi açısından çok önemli.''Burada bir bilim şöleni yaşanacak'Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ da üniversitede 2 gün boyunca bir bilim şöleni gerçekleşeceğini dile getirdi.Karadağ, 'Sempozyum çerçevesinde burada tarihi, coğrafya, tarım, ekonomi, siyaset, kültür ve edebiyat alanında çok seçkin ve müstesna bildirimler takdim edilecek' dedi. Konuşmaların ardından moderatörlüğünü Kıran'ın gerçekleştirdiği panelde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ, 'Muş Alparslan Üniversitesinde tarımsal faaliyetler', Dr. Öğretim Üyesi İskender Dölek, 'Muş için doğal tehlike kaynakları', Dr. Öğretim Üyesi Şeyhmus Bingül ise '19. Yüzyıl'da Batılı seyyahların gözüyle Muş' konularını ele aldı.Sosyal mesafe kurallarına riayet edilen programa Vali Yardımcısı Muhammet Fatih Demirel ve akademisyenler katıldı.İki gün devam edecek sempozyum, online bağlantıyla sürdürülecek.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde İsyancılar Polis Lojmanlarına Saldırdı: 8 Ölü
ANKARA (AA) - Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Ituri vilayetinde isyancı grubun polis lojmanlarına düzenlediği saldırıda 3’ü sivil 8 kişi hayatını kaybetti.Ulusal basındaki haberlere göre, geçen yıl Kongo’nun Kalkınması İttifakı (CODECO) adlı isyancı grubundan ayrılanların kurduğu Kongo Yurtseverlik ve Bütünleşme Gücü (FPIC) mensubu kişiler vilayetteki polis lojmanlarına saldırdı. Saldırıda, 2 polis, 3 asker ve 3 sivil hayatını kaybetti. Kentte KDC Silahlı Kuvvetleri (FARDC) ile CODECO mensubu isyancılar arasında nisandan bu yana şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Ülkede 20 yıldır çatışmalar sürüyor KDC’nin Ruanda, Uganda ve Burundi sınır doğu bölgeleri 20 yıldır yüksek rezervlere sahip altın ve kobalt gibi yer altı kaynaklarının kontrolünü sağlamaya çalışan silahlı grupların saldırı ve çatışmalarına sahne oluyor.Birleşmiş Milletler verilerine göre, son 8 ay içerisinde, KDC’de yaklaşık 1300 sivil öldürüldü, Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu bölgelerinde süren çatışmalar sebebiyle 510 binden fazla sivil yerlerinden edildi.
Mini Ekonomi Sözlüğü: Swap Nedir? Dolar Neden Yükselir, Düşer? Sabit Kur, Stagflasyon, Devalüasyon, Resesyon ve Daha Fazlası
etiket
Döviz fiyatlarının artışı ve kurdaki dalgalanmalar, ekonomideki hareketliliğin de devam etmesine neden oluyor. Bununla birlikte birlikte swap nedir, sabit kur, döviz ve para krizi, devalüasyon, resesyon gibi aramalar da arama motorları üzerinde artmaya başladı. Herkesin en çok sorduğu soruların başında 'dolar neden düşüyor, yükseliyor' var. Sizler için mini bir ekonomi sözlüğü hazırladık. Yakın zamanda duyabileceğiniz veya duymaya başladığınız bu terimlerle ilgili nedir, ne demek tüm bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. 
Reklam