İsrail, Bae'nin Milyarlarca Dolarını Kazanmak İçin Zamanla Yarışıyor
RAMALLAH (AA) - IYAD EN-NABLUSİ - Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İsrail'in ağustos ayında açıklanan ilişkileri normalleştirme anlaşmasını diplomatik düzeyde bırakmayıp kısa sürede çeşitli ekonomik alanlarda çok sayıda anlaşmaya imza atmaları dikkati çekiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 'Bu anlaşmalar diplomatik barışla ekonomik barışı birleştirecek ve yatırımlar İsrail ekonomisine milyarlar pompalayacak.' şekindeki sözleri, BAE ile İsrail arasındaki normalleşme anlaşmasını özetler nitelikte.Normalleşme sonrasında bir aydan kısa bir süre içinde İsrail, BAE ile çok sayıda anlaşma yaptı.Bu anlaşmalar ülkenin ana gelir kaynağı olan petrol fiyatlarındaki düşüş ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının turizme vurduğu darbe nedeniyle Abu Dabi ile Dubai emirlikleri başta olmak üzere BAE'de yaşanan mali krize rağmen imzalandı.Normal şartlarda günde ortalama 3 milyon varille dünya çapında önemli bir petrol üreticisi olan ve ham petrol rezervleri bakımından dünyada altıncı sırada yer alan BAE, bu yıl birçok nedenle harcamaları için gereken likiditeyi sağlamak amacıyla tahvil ihraç ederek dış borç piyasasına yöneldi.Mısır 1979'da, Ürdün 1994'te İsrail ile barış anlaşmaları imzalamasına rağmen, BAE'nin aksine Tel Aviv yönetimiyle ticari ve ekonomik anlaşmalarda bu tür bir ivme kaydetmedi.Normalleşme anlaşması ilk meyvesini hemen üç gün sonra verdiABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ağustos'ta İsrail ile BAE'nin 'ilişkilerini tamamen normalleştirmek' için anlaşmaya vardıklarını duyurmasından hemen üç gün sonra normalleşme ilk meyvesini verdi. BAE'nin APEX Ulusal Yatırım Şirketi, İsrail Tera Grup'la Kovid-19'la ilgili araştırma geliştirme çalışmaları için ticari anlaşma imzaladı.Normalleşme anlaşmasının ardından 16 Ağustos'ta BAE Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Abdullah bin Zayid Al Nahyan ile İsrailli mevkidaşı Gabi Aşkenazi telefon görüşmesi gerçekleştirdi. BAE ile İsrail arasında ilk ticari uçuş Ayrıca 31 Ağustos'ta iki ülke arasındaki ilk ticari uçuş Tel Aviv'den Abu Dabi’ye yapıldı. Uçağın Suudi Arabistan hava sahasını kullanması sonucu Tel Aviv-Abu Dabi hattındaki uçuş süresi 7 saatten yaklaşık 3,5 saate düştü. Eylül ayının başında İsrail heyetinin Abu Dabi ziyareti sırasında BAE ve İsrail yatırım ofisleri ortak bir açıklama yaparak, ortak yatırımları teşvik etmek için iş birliği konusunda anlaştıklarını duyurdu.Suudi Arabistan da 2 Eylül'de İsrail ile BAE arasında yapılacak uçuşlarda hava sahasının kullanılmasına izin verdiğini açıkladı. BAE ile İsrail arasında imzalanan anlaşmalar BAE'nin en büyük bankası First Abu Dhabi Bank (FAB) 2 Eylül'de İsrail finansal kurumlarıyla iş birliği için görüşmelere başlayacağını bildirdi. İsrail'in en büyük bankalarından Bank Leumi, BAE'nin en büyük bankası FAB'ın yanı sıra Dubai'de bulunan Emirates NBD Bank ve Abu Dabi İslami Bankası ile de anlaşmalar imzaladı.İsrail'in önde gelen bankalarından Bank Hapoalim ile Emirates NBD Bank arasında iş birliği anlaşması imzalandı.BAE'nin gümrük işletmeleri konusunda en büyük şirketi DP World ve Dubai Customs, 16 Eylül'de İsrail'deki muhtemel iş fırsatları için DoverTower şirketi ile ön anlaşmaya vardı. BAE Altyapı ve Enerji Bakanı Suheyl el-Mezrui ile İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, 23 Eylül'de video konferans yoluyla düzenledikleri toplantıda, iki ülke arasında başta yenilenebilir enerji olmak üzere enerji alanında iş birliği konusunu ele aldı. Dubai Dünya Ticaret Merkezi, 5 Ekim'de İsrail İhracat Kurulu ile büyük uluslararası konferanslara ve sergilere katılmak amacıyla iş birliği anlaşması imzaladı. Tel Aviv'de temsilcilik açan Abu Dabi Yatırım Ofisi (ADIO), 6 Ekim'de İsrail İhracat Enstitüsü ile karşılıklı ticaret fırsatını artırmak için anlaşma yaptı. ADIO'dan yapılan açıklamada, çeşitli sektörlerdeki 85'ten fazla İsrailli şirketle Abu Dabi'de iş yapma konusunda görüşmelerde bulunulduğu belirtildi. Abu Dabi Ulusal Fuar Şirketi (ADNEC) tarafından düzenlenen IDEX Uluslararası Savunma Fuarı ile İsrail Savunma Ekipmanları Fuarı (ISDEF) arasında 7 Ekim'de Abu Dabi'deki fuara İsrail'in de katılması konusunda anlaşmaya varıldı.Tel Aviv Borsası 8 Ekim'de Abu Dabi Borsası ile aralarındaki olası iş birliğini tartışmak için görüşmelere başladı. BAE ve İsrail Maliye bakanlıkları 18 Ekim'de karşılıklı olarak yatırım yapacaklar için teşvik ve koruma anlaşmasına vardı.İsrail, ilk kez bir Arap ülkesiyle vize muafiyeti anlaşması imzaladıBAE'den İsrail'e 20 Ekim'de yapılan ilk üst düzey ziyarette iki ülke arasında vize muafiyeti, havacılık, ekonomik iş birliği ve yatırımların korunması olmak üzere 4 anlaşmaya imza atıldı.Böylece İsrail, ilk kez bir Arap ülkesiyle vize muafiyeti anlaşması imzalamış oldu.ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu CEO'su Adam Bonner de aynı gün İsrail ile BAE'nin ortaklığıyla çeşitli alanlarda yatırımlar yapmak amacıyla Abraham Kalkınma Fonu kurulduğunu duyurdu.Üç milyar dolar sermayeli Abraham Kalkınma Fonu'nun Orta Doğu bölgesi ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerinde bazı yatırımları hayata geçirmeyi hedeflediğini aktaran Bonner, Fon'a yatırım yapmak isteyen uluslararası ortakları da memnuniyetle karşılayacaklarını ifade etti.BAE'nin petrolünü Avrupa'ya İsrailli firma taşıyacak Ayrıca 20 Ekim'de İsrail'e ait Asya-Avrupa Boru Hattı Şirketi (EAPC) BAE petrolünün Avrupa'ya taşınması için MED-RED Land Bridge mutabakat zaptı imzaladı.Söz konusu mutabakat zaptıyla BAE petrolünün İsrail'in güneyindeki Eilat Aşkelon Boru Hattı üzerinden Akdeniz'e, oradan da Avrupa'ya ulaştırılması hedefleniyor.BAE petrolünün gemi veya Suudi Arabistan topraklardan geçecek bir boru hattıyla Kızıldeniz kenarında yer alan Eilat kentine ulaştırılmasının planlandığı belirtiliyor. Böylece BAE petrolünün daha kısa sürede ve daha az maliyetle Avrupa pazarına aktarılacağı ifade ediliyor.İsrail, BAE petrolünün Suudi Arabistan üzerinden taşınmasını istiyorİsrail ekonomi gazetesi Globus'ta 16 Eylül'de yayınlanan haberinde, Tel Aviv'den bir heyetin Abu Dabi yönetiminden Suudi Arabistan'ı BAE petrolünün İsrail üzerinden Batı pazarına taşınmasında bir boru hattını kullanmasına izin vermesi için ikna etmesini istediği bilgisine yer verildi.Haberde, İsrail ve Körfez ülkelerini birbirine bağlayan bir kara boru hattı aracılığıyla Avrupa'ya petrol ihraç etmenin, Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı'nın tehlikeli ve pahalı nakil yollarından kurtulmaya yardımcı olacağı belirtildi.Silikon Vadisi İsrail'de Başbakan Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Makor Rishon gazetesi, Kudüs Belediye Başkan Yardımcısı Fleur Hassan-Nahoum'un geçen hafta BAE'yi ziyaret ettiğini ve BAE'nin İsrail'in Kudüs'te inşasını planladığı Silikon Vadisi isimli projesini finanse etmesi konusunu görüştüğünü yazdı.Nahoum'un, görüşme sırasında oteller, modern teknoloji enstitüleri ve İsrail ekonomik tesislerinin inşasını içeren projenin Doğu Kudüs'teki Filistinliler için de faydalı olacağını söylediği aktarıldı.Ancak Filistinli yetkililer, Filistinlilere ait 120'den fazla araba tamir atölyesi ve dükkanın enkazı üzerine inşa edilecek projenin İsrail'in şehri Yahudileştirme çabalarının bir parçası olduğunu ve şehrin dokusunu değiştireceğini belirtiyor.
İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Hergueta: "Doğu Akdeniz'deki Anlaşmazlıklar Diğer İlişkileri Zehirlememeli"
ANKARA (AA) - İspanya'nın yeni Ankara Büyükelçisi Fransisco Javier Hergueta Garnica, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkların diğer ilişkileri zehirlememesi ve Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.Hergueta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güven mektubunu sunmasının ardından AA muhabirine açıklamalarda bulundu. İspanya'nın hem Yunanistan hem de Türkiye'nin yakın dostu olduğuna dikkati çeken Hergueta, 'Ülkeler arasındaki farklı tutumları anlıyoruz. Ancak önemli olan husus, bunlara müzakere edilmiş bir çözüm bulunması.' değerlendirmesinde bulundu.Hergueta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 75. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na hitabında Doğu Akdeniz'deki sorunların çözümü için tüm kıyıdaş ülkeler arasında bölgesel konferans düzenlenmesine yönelik önerisinin 'çok iyi bir öneri' olduğunun altını çizerek, katılımcıların da ciddi bir şekilde dikkatini çektiğini ifade etti. Söz konusu önerinin Avrupa Birliği (AB) nezdinde de ele alındığını kaydeden Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel, son görüşmelerinde de bölgesel konferans konusunu ele aldı ve bu olasılık üzerinde çalışmaya mutabık kaldı. Hayal gücümüzü yüksek tutarsak, ilerleme kaydedebiliriz.' diye konuştu. 'Biz yaptırımlara inanmıyoruz'Hergueta Türkiye-AB ilişkilerine dair ise mevcut AB Konseyi Dönem Başkanı Almanya'yla Türkiye'ye yönelik 'yapıcı politika' üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Hergueta 'Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklar diğer ilişkileri zehirlememeli. Ayrı bir şekilde ele alınmalı ve hükümetiniz de ifade ettiği üzere, bu sorunlar Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmeli. Biz bu çabaları destekliyoruz. Biz yaptırımlara inanmıyoruz. Türkiye'ye, birliğe yaklaşımına dair bir perspektif sunmamız gerektiğini düşünüyoruz.' dedi.Büyükelçi Hergueta, AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in Konsey tarafından buna ilişkin çalışma yürütmesi için görevlendirildiğini anımsattı. Hergueta, vize serbestisi, göç meselesi ve Gümrük Birliği anlaşması gibi alanlardaki müzakerelerin tekrar başlatılması ve hızlandırılması gerektiğini ifade etti. Gümrük Birliği anlaşmasının ekonomik ilişkileri geliştirmek için hem Türkiye hem de AB ülkeleri için büyük önem taşıdığına işaret eden Büyükelçi Hergueta, birçok İspanyol şirketin de anlaşmadan faydalandığına dikkati çekti. Hergueta, 'Daha fazla İspanyol şirket Türkiye'ye gelerek ya fabrika kuruyor ya da Türk şirketlerle sözleşme imzalıyor. Örneğin, Inditex ve Mango gibi tekstil grupları üretim için yaklaşık 400 Türk şirketiyle çalışıyor. Bu olağanüstü bir şey.' değerlendirmesinde bulundu. 'Türkiye dünyanın fabrikası olabilir'İspanyol şirketlerin Türkiye'de üretim imkanlarının aynı fiyatlarla Çin'den daha etkili olduğunu farkettiğini belirten Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dediği gibi bu Türkiye için çok büyük bir fırsat, Türkiye dünyanın fabrikası olabilir. Bu Türkiye'yi çok zengin yapar. Bizi de daha rekabetçi hale getirir, çünkü buradan ihracat yapabiliriz.' diye konuştu. Hergueta, bunun Türkiye ve İspanya açısından 'önemli bir ortak alan' olduğuna dikkati çekerek, 'Daha fazla yabancı yatırım, Türkiye'de daha büyük endüstriyel üretim anlamına gelir ve bu hepimiz için kazan-kazan durumu oluşturur.' ifadesini kullandı. 'Türkiye-İspanya ilişkileri mükemmel düzeyde'Türkiye ve İspanya arasındaki ilişkilerin ise 'mükemmel düzeyde' olduğuna işaret eden Hergueta, bu nedenle ilişkileri iyileştirme anlamında çok fazla alan bulunmadığını kaydetti. Hergueta, 'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) son bulduğu anda, planımız Türk pazarının sağladığı imkanları tanıtmak için getirebildiğimiz kadar İspanyol şirketi ülkenize getirmek. 'dedi. İspanyol şirketlerin halihazırda Türkiye'de bulunan fabrikaları da görmesinin önem taşıdığının altını çizen Hergueta, böylelikle yatırım imkanlarını keşfedebileceklerini belirtti. Hergueta, Türkiye'deki İspanyol şirketlerinin çok olumlu deneyimlere sahip olduğunu kaydederek, yeni İspanyol yatırımcıların iki ülkeye de fayda sağlayacağını ifade etti. Büyükelçi Hergueta, 'Birbirimizi tamamlayabiliriz. Ekonomi alanında daha da fazla ilerleme kaydedebiliriz. Salgının ne kadar süreciğini henüz bilmiyoruz ancak Kovid-19'un etkisi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri, ilk etapta korktuğumuz kadar etkilemeyebilir.' değerlendirmesinde bulundu. 'Hayatımın en iyi tayini'Türkiye'ye büyükelçi olarak atanmasını ise Hergueta şu sözlerle tanımladı:'Türkiye'ye büyükelçi pozisyonunu teklif ettiklerinde çok mutlu oldum çünkü bunu hayatımın tayini olarak değerlendiriyorum. Türkiye'ye daha önce birkaç kez geldim. Türkiye'yi iyi biliyorum. Türk tarihini çok çalışıyorum. İstanbul'u çok iyi tanıyorum. Birçok kez aile tatilimizi bu şehirde geçirdik çünkü İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri.'Hergueta, Türkiye'yi 1980'li yıllardan beri ziyaret ettiğini, ülkelinin özellikle altyapı bakımından son yıllarda önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti. 'Türkiye'de her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz'Büyükelçi Hergueta, 'Ankara ve İstanbul'da gördüğüm üç-dört yollu otobanları Avrupa'da görmedim. Aynı şekilde köprüleri. Türkiye'de hükümetin çabalarından çok etkilendim, bu Türkiye'nin bir amacı olduğunu gösteriyor. Altyapı geliştirilmesi konusundaki kararlılığı her yerde görüyorsunuz ve bunu mükemmel bir şekilde yapıyorlar. Etrafınızda her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz.' değerlendirmesinde bulundu. Kovid-19'un İspanya'yı vurduğu ilk dalga döneminde Türkiye'nin solunum cihazı gönderdiğini anımsatan Hergueta, 'İspanya bu alanda eksiklik çekiyordu ve Türkiye kendisi de zor durumda olmasına rağmen bizim için hayati öneme sahip olan bu makinaları gönderdi. Hükümetinize bu nedenle çok teşekkür ediyoruz.' diye konuştu. 'Büyükelçilik faaliyetlerimiz çok verimli'Türk ve İspanyol halklarının birbirini yakından tanıdığını kaydeden Hergueta, Türkiye'den İspanya'nın farklı şehirlerine çok sayıda uçuş bulunduğuna dikkati çekti. Hergueta, uçuşların sadece Madrid'e değil aynı zamanda Valencia, Bilbao, Barselona ve Malaga gibi şehirlere gerçekleştiğini, birçok İspanyol'un Türkiye'ye tatile ve sağlık tedavisine geldiğini söyledi. 'İspanyollar Türkiye'de, Türkler de İspanya'da kendini çok iyi hissediyor.' diyen Hergueta, büyükelçiliğin de çok sayıda etkinlik düzenlediğini bildirdi.Salgının bu açıdan fırsata çevrilebileceğine dikkati çeken Hergueta, 'Ortalama iki günde bir etkinlik düzenliyoruz, bu da her ay yaklaşık 14 etkinliğe tekabül ediyor. Gelecek ay sanırım 20'den fazla etkinliğimiz olacak. Faaliyetlerimiz çok verimli ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde de tanınmamıza olanak sağlıyor.' bilgisini paylaştı. Hergueta, büyükelçiliğin Türkiye'yle olan deneyim ve ilişkilerini anlatmaları için meşhur kişileri getirmek istediğini, Türkiye'deki Latin Amerika toplumlarıyla da etkinlik hazırlıkları yürüttüklerini duyurdu.
Saraybosna'nın "Sporu Sanatla Buluşturan" Olimpiyat Müzesi Küllerinden Yeniden Doğdu
SARAYBOSNA (AA) - LEJLA BİOGRADLİJA - Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da 28 yıl sonra kapılarını yeniden ziyaretçilerine açan Olimpiyat Müzesi, sporu sanatla buluşturma misyonuna kaldığı yerden devam edecek.Saraybosna'nın Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptığı 1984 yılında açılan müze, Bosna'daki savaşta gördüğü hasar nedeniyle 1992 yılında kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Bölgedeki 'tek olimpiyat şehri' Saraybosna'nın sembol yapılarından biri olan müze, kapsamlı bir restorasyon çalışmasının ardından adeta küllerinden yeniden doğdu.1984 Kış Olimpiyatları'nın düzenlendiği döneme dair fotoğrafların, spor aletlerinin, fotoğrafların, sporculara ait özel giysilerin ve tarihe tanıklık etmiş daha birçok özel eşyanın sergilendiği müze, ziyaretçilerini adeta geçmişte yolculuğa çıkarıyor.Lozan'daki Olimpiyatlar Müzesi örnek alındıMüze danışmanı Edin Numankadic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Olimpiyat Müzesi'nin oyunlarla aynı gün, 8 Şubat 1984'te açıldığını aktararak, savaşta hasar gören ilk kurumsal yapılardan biri olan müzenin 7 Nisan 1992'ye kadar faal olduğunu anlattı.Müzenin hasara uğraması nedeniyle içindeki eserlerin başka bir yere aktarıldığını söyleyen Numankadic, olimpiyatların 20. yıl dönümünde ise bu eserlerin yine olimpiyatlar vesilesiyle inşa edilmiş 'Zetra' Spor Salonu'nda sergilenmeye başladığını belirtti.Çek mimar Karlo Parzik tarafından 1903 yılında tasarlanmış tarihi müze binasının kapsamlı bir restorasyon sonrası 28 yıl sonra yeniden kapılarını açtığını dile getiren Numankadic, 'Saraybosna'daki müze, Lozan'daki Olimpiyatlar Müzesi örnek alınarak tasarlandı. Bir başka ifadeyle, burası sporun sanatla buluştuğu bir müze oldu.' diye konuştu.'Sporu sanatla buluşturan' tablolar da sergileniyorMüzede Saraybosna'nın ev sahipliği yaptığı 14. Kış Olimpiyatları'na hazırlık sürecinin de sergilendiğine aktaran Numankadic, dünyaca ünlü birçok ressamın sporu sanatla buluşturduğu tablolarının da ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu söyledi.Numankadic, müzenin hafta içi her gün ziyarete açık olduğunu belirterek, müzedeki en büyük ilgiyi olimpiyatların efsane isimlerinden Yugoslav Jure Franko'nun kayak takımlarının gördüğünü ifade etti.Müzede ayrıca, dönemin Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanlığını yürüten Juan Antonio Samaranch'ın giydiği montun da sergilendiğini kaydeden Numankadic, ziyaretçilerin müzede eski kayak takımlarından madalyalara ve akreditasyonlara kadar birçok özel eşyayı yakından görme imkanı bulacağını söyledi.'Olimpiyat şehri Saraybosna dünyayı selamlıyor'Saraybosna'nın, altın çağını yaşadığı dönemi Kış Olimpiyatları ile taçlandırdığı günleri anlatan müzede, ahşap kayak takımlarından sporcuların giydiği kıyafetlere kadar birçok eşyayı görmek mümkün.Müzenin ilk katında birçok ressamın sporun çeşitli dallarını fırça darbeleriyle tuvale yansıttığı tablolar dikkati çekerken, 'Olimpiyat şehri Saraybosna dünyayı selamlıyor' manşetiyle yayımlanan dönemin gazeteleri de bir başka detay olarak ön plana çıkıyor.İkinci katta ise Bosna Hersek'teki savaş zamanında (1992-1995) hasar gören müzeden çıkartılan yanmış bir altın madalya da sergilenirken, 1984'teki olimpiyatlara dair çok sayıda görsel de yer alıyor.
KYK Borcu da Dahil Vergi Borçlarına Af: Peşin Ödemede Faizin Yüzde 90'ı Silinecek
İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin torba yasa teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Teklife eklenen maddeyle, vergi, prim dahil, kamuya olan borçların yapılandırılarak 18 taksitle ödenmesinin yolu açıldı. Teklif kamuoyunda 'varlık barışı' olarak adlandırılan düzenlemeyle, yurt içi veya yurtdışındaki döviz, altın gibi menkullerini kayıt altına aldıranlara vergi muafiyeti getirilmesini de öngörüyor.
Küçükçekmece'de Hırsızlık Yaptığı İddia Edilen 2 Şüpheli Tutuklandı
İSTANBUL (AA) - Küçükçekmece'de aynı binada iki daireye girerek yaklaşık 25 bin lira değerinde altın çaldığı iddia edilen 2 şüpheli tutuklandı.Cennet Mahallesi Alparslan Caddesi'nde 5 Ekim'de bulunan bir binadaki iki dairede 2 televizyon, 2 tablet ve 25 bin lira değerinde altın çalınması olayı üzerine Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı.Güvenlik kamera kayıtlarını inceleyen ekipler, şüpheliler Eyüb A. ve Eser A'yı gözaltına aldı.Şüphelilerin 'evden hırsızlık', 'terör örgütünün propagandasını yapmak', 'mala zarar verme' gibi suçlardan kayıtlarının olduğu öğrenildi.Emniyetteki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen 2 şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.Öte yandan şüphelilerin hırsızlık anı güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde şüphelilerin binaya girdikleri, bir süre sonra çarşafa sardıkları televizyonlarla çıktıkları ve bir taksiye bindikleri görülüyor.
Reklam
Fukuşima'daki Radyoaktif Suya Yönelik Karar Ertelendi
TOKYO (AA) - Japonya'da, 2011'de meydana gelen deprem ve tsunamide zarar gören Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali'nde bulunan radyoaktif özellikteki suyun bertaraf edilmesine yönelik 27 Ekim'de açıklanması beklenen kararın ertelendiği bildirildi.Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Kajiyama Hiroşi, düzenlediği basın toplantısında, Fukuşima'daki yaklaşık 1,2 milyon ton işlenmiş suyun akıbetine ilişkin salı günü duyurulması planlanan karara henüz varılamadığını belirtti. İlgili bakanlık ve ajanslarla incelemelerin derinleştirilmesi gerektiğini söyleyen Kajiyama, 'Muhafaza edilen suyun akıbetine yönelik özel bir zaman dilimi duyurabilecek konumda değiliz. Meseleye itinayla yaklaşmak istiyoruz. Hükümet olarak sorumlu bir şekilde ve doğru zamanda neticeye ulaşmalıyız.' dedi.Eylül ayında göreve gelmesinin ardından santral bölgesini ziyaret eden Başbakan Suga Yoşihide, işlenmiş suyun bertaraf edilmesine ilişkin en yakın zamanda karar verilmesi gerektiğini dile getirmişti.Ulusal basına yansıyan haberlerde, kabinenin, santraldeki suyun akıbetine ilişkin kararını kasım sonrasına bıraktığı kaydediliyor.Günde 170 ton su birikiyor Santralde zarar gören reaktörleri soğutmaya yarayan saf su içinde oluşan radyoaktif maddeler, Gelişmiş Sıvı İşleme Sistemi ile trityum materyali haricinde ayrışıyor.Tesislerde muhafaza edilen ve günde yaklaşık 170 ton artış gösteren ayrışmış suyun, Fukuşima kompleksinin su depolama tankı kapasitesini 2022 yazında doldurması bekleniyor.
Lübnan'da Ekonomik Kriz Nedeniyle 6 Hastane Hizmete Ara Verecek
BEYRUT (AA) - Lübnan'da ekonomik kriz nedeniyle 6 üniversite hastanesinin hasta kabulüne ara vereceği bildirildi.Saint George, Notre Dame des Secours, Hotel Dieu, Cebel Lübnan, Beyrut Amerikan ve Lübnan-Amerikan Üniversitesi hastanelerinden yapılan ortak açıklamada, gerekli finansal imkan kalmadığından hizmete ara verileceği belirtildi.Açıklamada, sağlık hizmetlerinin bedelinin nakit para yerine çek veya banka havaleleriyle alınabildiği, buna karşın ilaç ve tıbbi malzeme firmalarının hastanelerden alacaklarını nakit olarak tahsil etmekte ısrarcı oldukları ifade edildi.Hastanelerdeki ilaç, tıbbi ve cerrahi malzemelerin giderek azaldığı belirtilerek, sağlık ve ekonomi yönetimi başta olmak üzere ülkedeki tüm yetkililere, sağlık sektöründe bir çöküntüye yol açabilecek bu boşluğa düşmeden gerekli adımların atılması çağrısında bulunuldu.Lübnan'da Tıbbi Cihaz ve Malzeme İthalatçıları Sendikası, birkaç gün önce hastanelere, yeni ürünlerin alınabilmesi için borçların yüzde 85'inin yerel para birimiyle, yüzde 15'inin de döviz olacak şekilde nakit ödenmesi şartı koşmuştu.Tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşayan Lübnan'da yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen eski Başbakan Saad Hariri, dün yaptığı açıklamada, 'Ülkenin tüm sektörleri krizden etkilenmiş durumda. Bizim bundan kurtulmamız için zamana ihtiyacımız var ancak uzun süredir hayata geçirmemiz gereken reformlara odaklanmalıyız. Tek kurtuluş yolu, bu reformları Uluslararası Para Fonunun programı doğrultusunda hayata geçirecek hükümetin bir an önce kurulmasıdır.' ifadelerini kullanmıştı.
Reklam
Fransa Ekonomi Bakanı, Havuzlarda Kadınlara Özel Seans Ayrılmasını Terörle Bağdaştırdı
PARİS (AA) - Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, bazı belediyelerin yüzme havuzlarında kadınlara özel seans saatleri düzenlemesini, terörist ideolojiyle bağdaştırdı.Europe 1 radyosuna konuk olan Bakan Le Maire, Fransa’da yıllardır var olan 'siyasi İslam' fikrinin, terörün kökenindeki ideoloji olduğunu ileri sürdü.Bakan La Maire bazı belediyelerde yüzme havuzlarında kadınlara özel seanslara izin verilmesini terörist ideoloji olarak nitelediği siyasi İslam’a teslim olmakla bağdaştırdı ve korkaklık olarak tanımladı.Le Figaro gazetesine verdiği mülakatta Le Maire, Fransız iş insanlarından dini ayrımcılıkla mücadeleye katkıda bulunmalarını istedi.Siyasi İslam’ın Fransız milletini ve değerlerini yok ederek, tarihini baltalamayı amaçladığını iddia eden Le Maire, iş insanlarını hükümetin ayrımcılıkla mücadelesine katılmaya davet etti.- Macron, İslam’ı hedef göstermiştiFransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2 Ekim’de, hükümetinin 'İslamcı ayrılıkçı' fikirlerle mücadeleye ilişkin bir yasa tasarısı hazırladığını ve 9 Aralık'ta Bakanlar Kuruluna sunacağını duyurmuştu.'Cumhuriyetin ortağı olması için İslam'ın yapılandırılması gerekiyor.' ifadelerini kullanan Macron, 'Fransa'daki Müslümanların ayrılıkçı' fikirleri savunan bir ideolojilerinin olduğunu, bu kişilerin kendi yasalarını Fransa'nın yasalarından üstün gördüğünü ileri sürerek İslam'ı hedef göstermişti.Geçen hafta da İçişleri Bakanı Gerald Darmanin’in ülkedeki marketlerde helal gıda ürünlerine özel reyonların bulunmasından rahatsız olduğunu ve 'cemaatçiliğin böyle başladığı' açıklamasını yapmıştı.
"8. Boğaziçi Film Festivali" Başladı
İSTANBUL (AA) - Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansının destekleriyle düzenlenen '8. Boğaziçi Film Festivali', sinemaseverlerle buluştu.'#HerŞeyeRağmen' sloganıyla ödüllü yapımların izleyiciye sunulacağı festivalin açılışı, dünyaca ünlü İranlı yönetmen Majid Majidi'nin 'Güneşin Çocukları' filmi ile yapıldı. Film, Beyoğlu ve Kadıköy sinemalarında akşam seansında gösterildi.Gösterim öncesinde konuşan festivalin Artistik Direktörü Emrah Kılıç, 'Majid Majidi'yi biz 5. yılımızda festivalimizde ağırlamıştık bugün de sevdiğimiz bir yönetmenden iyi bir film seçtik sizler için, umarım beğenirsiniz, iyi seyirler.' diye konuştu.Uluslararası Kısa Belgesel Film Yarışması'nda yer alan '3 Yol Ayrımı', 'Ceuta Kapısı', 'Ve Akşam Olur', 'Gözler Üstünde', 'Portakal Çiçekleri Tomurcuklanırken', 'Carthage Kartalları', 'Altın Düğmeler' ve 'Köpekler' filmlerinin gösterimleri Beyoğlu Sineması'nda, 'Odaklan Babaanne', 'Zana', 'Adliye' filmleri ise Kadıköy Sineması'nda gerçekleşti.Festivalde yer alan 'Nasipse Adayız' filminin gösterimi ise film ekibinin katılımıyla yapıldı.Etkinlik kapsamında yarın, Beyoğlu Sineması'nda 'Koku', 'Kumbara', 'Flaşbellek' ve 'Şeytan Yoktur' filmleri, Kadıköy Sineması'nda ise 'İçimdeki Ada', 'Vahşi Bölge', 'Kurye' ve 'Kız Kardeş' filmleri izlenebilecek.30 Ekim'de sona erecek festivalin ayrıntılı programına www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ulaşılabilir.
Sudan Trump'ın “Terörü Destekleyen Ülkeler” Listesinden Çıkarma Kararını İmzalamasını Memnuniyetle Karşıladı
HARTUM (AA) - Sudan hükümeti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Sudan’ı 'terörü destekleyen ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzalamasını memnuniyetle karşıladı.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'ABD Başkanı Trump’ın Sudan’ın adını terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarma kararını imzalayıp Kongreye göndermesini memnuniyetle karşıladıklarını' belirterek, Trump’a teşekkür etti.Hamduk, 'Sudan’ı terörizm listesinden çıkarma sürecini en kısa sürede tamamlamak için Trump yönetimi ve Kongre'yle koordinasyona devam ettiklerini, Washington ile Hartum arasında Sudan halkının çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eden dış ilişkileri sabırsızlıkla beklediklerini' ifade etti.-'Sudan ve şanlı devrimi için tarihi bir gün'Trump’ın imzasının ABD’den ülkesine gelecekte benzer davalar açılmasını engelleyeceğini belirten Hamduk, kararın ülkesinin uluslararası topluma, küresel finans ve bankacılık sistemine, bölgesel ve uluslararası yatırımlara dönüşünün kapılarını sonuna kadar açacağını, vatandaşların para transferini kolaylaştıracağını, teknolojiden en iyi şekilde yararlanılacağını, hava, kara ve deniz ulaşımında ulusal kurumlar kurulmasını kolaylaştıracağını, ülkedeki ekonomi ve hayat şartlarını iyileştireceğini sözlerine ekledi.Egemenlik Konseyinden yapılan yazılı açıklamada da Sudan’ın adının terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması, ülkedeki genel siyasi ve ekonomik duruma ayrıca dış ilişkilere olumlu etkileri olacak büyük bir açılıma eş değer olarak nitelendirildi.Sudan halkının uzun yıllardır beklediği bu adıma ulaşılmasında Egemenlik Konseyi ve hükümetin rolüne vurgu yapılan açıklamada, “Sudan’ın terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılması, halkın onurunu geri kazanma savaşındaki zaferini temsil ediyor. Sudan ve şanlı devrimi için tarihi bir gün.' ifadeleri kullanıldı.Açıklamada ABD yönetimi “cesur” kararından dolayı takdir edilirken, bölgesel ve uluslararası arenada amacına ulaşana kadar Sudan’a destek olanlara teşekkür edildi.Bu arada, Sudan devlet televizyonu Sudan, ABD ve İsrailli yetkililerin ortak açıklama yapacağını duyurdu.Kongre'nin önünde 45 günlük süre bulunuyorBeyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Sudan'ı 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzaladığını Kongreye bildirdiği kaydedilmişti.Söz konusu adımın, Sudan'ın 'terör kurbanlarına 335 milyon dolarlık ödemeyi yapmasının' hemen ardından atıldığına işaret edilen açıklamada, Sudan'daki yönetime gösterdiği anlayış için de teşekkür edilmişti.Söz konusu karara ilişkin Kongre'nin önünde 45 günlük bir süre bulunuyor; bu süre içinde aksi yönde bir adım atılmaması durumunda Sudan söz konusu listeden resmen çıkmış olacak.Kongre'nin ayrıca, egemen bir devlet olarak Sudan'ın ABD mahkemelerinde yargılamaya maruz kalmaması için gerekli yasal düzenlemeyi de yapması gerekiyor.Trump'ın 335 milyon dolar şartı ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü Twitter hesabından, Sudan'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödeyeceğini duyurmuştu. Trump, bu yapıldığında Sudan'ı 'Terörü Destekleyen Ülkeler' listesinden çıkaracağını vurgulamıştı.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, ABD'li terör kurbanları ve aileleri için Washington yönetiminin talep ettiği 10 milyar doları aşkın tazminatın bir yıldır yürütülen müzakereler sonucu birkaç yüz milyon dolara düşürüldüğünü ve salı günü itibarıyla hesaba yatırıldığını bildirmişti.ABD'nin kara listeye aldığı Sudan, 27 yıldır ambargo ve yaptırımlarla karşı karşıya
ABD, El Kaide terör örgütü lideri Usame bin Ladin’e 1991-1996 yıllarında kucak açtığı için terör gruplarına destek verdiği gerekçesiyle “kara listeye” dahil ettiği Sudan’a 1997’de ekonomik yaptırım uygulamaya başlamış, Kenya ve Tanzanya’daki büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılar sonrası bunları daha da ağırlaştırmıştı.
ABD Yüksek Mahkemesi, 18 Mayıs’ta Sudan hükümetinin, 1998'de ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına ve yakınlarına 10 milyar dolardan fazla tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.
 Müzakereler sonucu bu rakam 335 milyon dolara kadar düşürülmüştü.
El Kaide'nin bombalı saldırılarında 224 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi yaralanmıştı. Olayın ardından birçok kurban ve yakını ABD'deki eyalet ve federal mahkemelere başvurarak saldırılardan dolayı Sudan hükümetini suçlamış ve tazminat talep etmişti.
ABD mahkemeleri, daha önce görülen davalarda, söz konusu saldırılarda Sudan'ın terör örgütü El Kaide ve örgüt lideri Usame Bin Ladin'e yardım ettiğine hükmetmişti.
Reklam
Akbank'tan Sendikasyon Kredisi Açıklaması
İSTANBUL (AA) - Akbank, 14 Ekim 2020'de temin ettiği 367 gün vadeli, yaklaşık 700 milyon dolar tutarındaki sendikasyon kredisine gelen ilave talepler ile birlikte, toplam tutarın 388 milyon dolar ve 348,5 milyon avro olmak üzere yaklaşık 800 milyon doları yükseldiğini duyurdu.Akbank tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yapılan açıklamada bankanın 14 Ekim 2020'de temin ettiği 367 gün vadeli, yaklaşık 700 milyon dolar tutarındaki sendikasyon kredisinin akordiyon özelliği ile birlikte taahhüt süresince gelebilecek ilave talepler ile tutarının artabileceğinin duyurulduğu anımsatıldı.Açıklamada, 'Krediye gelen ilave talepler ile birlikte, toplam tutar 388 milyon dolar ve 348,5 milyon avro olmak üzere yaklaşık 800 milyon dolara yükselmiştir.' denildi.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Erzurum'da Sanayiciler İle Buluştu:
ERZURUM (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Sanayimiz için çok kritik bir adımı hayata geçirerek, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Sanayileşme İcra Komitesini kurduk. Bu Komitede, sanayimize seviye atlatacak ve ülkemizi geleceğe hazırlayacak kararlar ilgili bakanlıklarla birlikte alınacak.' dedi.Varak, Erzurum Sanayi ve Ticaret Odası Toplantı Salonu'nda düzenlenen istişare ve değerlendirme toplantıdaki konuşmasında, zorlu bir süreçten geçildiğini belirterek küresel salgının tüm ülkeleri etkileyip dünyadaki bütün dengeleri sarstığını anlattı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde hem toplumun hem de ekonominin sağlığını korumaya odaklandıklarını ve bu süreci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kararlı şekilde yönettiklerini anlatan Varank, şu ifadeleri kullandı:'Sosyal destek, kısa çalışma ödeneği, işsizlik ödeneği ve normalleşme desteği gibi başlıklar altında vatandaşlarımıza 39 milyar liralık kaynak aktardık, milyonlarca vatandaşımızın hayatına dokunduk. Kamu bankalarımız eliyle, krediye erişim imkanlarını genişlettik. Sokağa çıkma kısıtlaması varken dahi, Bakanlığımıza başvuran fabrikaların çalışmasını mümkün kıldık. Teknoparklarda ve Ar-Ge merkezlerinde uzaktan çalışmayı kolaylaştırdık. Güvenli üretim yapan ve güvenli hizmet sunan firmaları belgelendirmeye başladık. Dış talebin de canlanmasıyla hazirandan itibaren ekonomi tekrar canlanmaya başladı. İmalat sanayinde siparişler, üretim, kapasite kullanım oranları yükseldi.'Varank, sanayideki elektrik tüketimi verilerinin de pandemi dönemindeki kayıpların giderildiğini gösterdiğini dile getirerek 'Organize Sanayi Bölgelerimiz (OSB), eylülde son 6 ayın elektrik tüketimi rekorunu kırdı. Hatta son çeyreğe de güçlü bir başlangıç yaptık. Ekim’in ilk yarısına ilişkin veriler, eylül ve martın aynı dönemlerini geride bırakmış durumda. Otomotiv ve tekstil ağırlıklı OSB’lerin bulunduğu Sakarya, Bursa ve Kocaeli üçgeninde elektrik tüketimi, marta göre yüzde 7 daha fazla.' diye konuştu.'Reel sektörün ilk 8 aydaki yatırım talebi, geçen senenin yüzde 30 üzerinde'Tüm Türkiye’de yatırım talebi cephesinde de güzel haberler olduğunu dile getiren Varan, 'Reel sektörün ilk 8 aydaki yatırım talebi, geçen senenin yüzde 30 üzerinde. Biz bu dönemde özel sektörün 127 milyar liralık sabit yatırımını 6 bin 296 teşvik belgesiyle destekledik. Bu yatırımlar tamamlandığında, 191 bin vatandaşımıza yeni iş imkanları doğmuş olacak. Erzurum özelinde de durum parlak. İlk 8 ayda, 487 milyon liralık 26 farklı sabit yatırıma teşvik vermişiz. Bu projeler tamamlandığında 2 binin üzerinde yeni istihdam oluşmasını bekliyoruz. Çok daha dikkat çekici olansa yatırım tutarı açısından karşılaştırma yaptığımızda, bu senenin ilk 8 ayında, şimdiden son 8 yılı geride bırakmış olmanız.' dedi.Varank, yatırımlar ve üretimin hem Türkiye’de hem de Erzurum’da arttığını söyleyerek 'İnşallah yılın üçüncü çeyreğinde güçlü bir büyüme göreceğiz. Yılın son çeyreğinde de iyi bir performans gösterebilirsek bu zorlu seneyi minimum hasarla atlatabiliriz. Finansal piyasalardaki dalgalanmanın, iş yapma biçiminizi etkilemesine lütfen izin vermeyin. İhracata daha fazla yönelip, pazarlarınızı geliştirmeye ve yerli katma değeri artırmaya bakın.' değerlendirmesinde bulundu.'KOBİ’lerimize ilk 9 ayda 1 milyar liranın üzerinde destek ödemesi yaptık'Bakanlık olarak da bu dönemde önemli adımlara imza attıklarını aktaran Varan, 'Yoğun bakım solunum cihazımızı rekor sürede seri üretim bandından indirdik ve tüm dünyaya şunu gösterdik, Türkiye'nin kabiliyetleri çok fazla ve çok esnek şekilde bu kabiliyetleri uygulayabiliyor. Kimsenin bu kadar sürede üretemediğini biliyorsunuz. Amerika Başkanı'nın tweetleri oldu, kendi global firmalarına Twitter'dan talimatlar yağdırdı, dedi ki 'Fabrikanızı açın bunları üretin' ama onlar üretemedi, Allah'a şükür biz ürettik. Bu bizim sanayimizin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor. Otomotiv sektöründe küresel bir marka oluşturma hedefiyle çıktığımız yolda Türkiye’nin Otomobili fabrikasının temellerini Gemlik’te attık. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nda, makine sektöründeki projeleri desteklemeye başladık. KOBİ’lerimize ilk 9 ayda KOSGEB aracılığıyla 1 milyar liranın üzerinde destek ödemesi yaptık. Sanayi altyapımızı güçlendirmek üzere 33 farklı OSB’ye kamulaştırma ve altyapı harcamaları için 154 milyon lira destek sağladık. Erzurum İkinci OSB de bu desteklerden faydalandı.' şeklinde konuştu.Varank, OSB'lerdeki sanayi parsellerinin daha verimli kullanılması için emsal hesabında, sanayi tesisleşmesine uygun bir düzenleme yaptıklarını anlatarak şunları söyledi:'Zemin altı ilk bodrum katlar daha önceki düzenlemede yüzde 30 katsayısının içindeyken, yeni yapılan düzenlemeyle bu katsayıdan çıkarıldı. Ayrıca sanayi tesisleşmesine uygun tesisat, yangın holü, zorunlu otoparklar, galeri ve mescit gibi mahalleri emsal dışı olarak tanımladık. Bu düzenleme sayesinde sanayicilerimiz, parsellerini ihtiyaçları doğrultusunda daha esnek planlayabilecek. Yatırım teşviklerimizde de tarihi bir adım atarak ilçe bazlı teşvik sistemini hayata geçiriyoruz. Tabii bu işin mutfağında veri bazlı analizler var. Tüm il ve ilçelerimizin sosyo-ekonomik gelişmişlik endekslerini güncelledik. İller için 52 göstergeyi, ilçeler içinse 32 göstergeyi dikkate alarak bir sıralama yaptık. Yeni sistemle illerin az gelişmiş ilçelerinde yapılacak yatırımlar, bir alt bölge desteklerinden faydalanacak. Böylece görece dezavantajlı ilçelere daha fazla yatırım gitmesi teşvik edilecek, istihdam artacak ve ekonomik hayat canlanacak.''Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Sanayileşme İcra Komitesini kurduk'Bakan Varank, çalışmalarının süreceğini vurgulayarak şöyle konuştu:'Yine sanayimiz için çok kritik bir adımı hayata geçirerek, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Sanayileşme İcra Komitesini (SAİK) kurduk.Bu Komitede sanayimize seviye atlatacak ve ülkemizi geleceğe hazırlayacak kararlar ilgili bakanlıklarla birlikte alınacak.Tabii yeri gelmişken burada bir yanlış anlamayı da düzeltmek istiyorum.SAİK kararnamesinde yer alan bir maddeden hareketle, devletin istediği şirkete el koyabileceği gibi absürt yorumlar yapan bazı köşe yazarları çıktı.Böyle bir şey olabilir mi, böyle bir şey elbette olamaz. Sanırım bu durum, hem kararnameyi dikkatli okumamak hem de son küresel eğilimleri iyi takip etmemekten kaynaklanıyor.Orada yazılan, ülke açısından stratejik öneme sahip şirketlerin ortaklık yapısında yabancılarla ilgili bir değişiklik olacaksa, devletin ihtiyaç duyması halinde buna dönük politikalar geliştirebilmesi için bir yetki tanımı.Bu batı ülkelerinde, Amerika’da, Almanya’da bu dönemde sıkça gündeme gelen uygulamaları olan bir husus.Dolayısıyla 'el koyma falan' garip, kötü niyetli yorumlar ve ekonominin işleyişine aykırı yorumlar.Bu haberler, hangi mantıkla yazılıyor, anlamak gerçekten mümkün değil.' Gelecek yıl Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının çok daha güçlü olacağını ifade eden Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:'Kalkınma planları ile uyumlu olacak şekilde bütçemiz geçen seneye göre yüzde 50 arttı. Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Siteleri için kullanacağımız bütçede, 5 katlık bir artış olacak. Ayrıca yenilik ve inovasyon öncülüğündeki projeleri daha yoğun biçimde destekleyeceğiz. Bu sabah tam da bu konuda çok kritik bir veri açıklandı. 2019 yılında Ar-Ge harcamalarının milli gelirdeki payı yüzde 1,06’ya yükseldi. Bakın bu son 10 senenin rekoru. Alt detaylara da baktığımızda özel sektörün hem Ar-Ge harcamalarının hem de Ar-Ge finansmanında oynadığı rolün arttığını görüyoruz. Bununla birlikte, bu alandaki insan kaynağımız da artıyor. Yani hem özel sektör inovasyona daha çok yöneliyor hem de bu alanda çalışan insan kaynağı artıyor. İşte Türkiye, bu eğilimin devam etmesiyle rekabet gücünü daha da artıracak. Biz, Bakanlık olarak bu işin çok yakın takipçisiyiz. Buradan hareketle TÜBİTAK’ın Ar-Ge bütçesi de 2021 yılında yüzde 100 artıyor. Yani, ekosistemi çok daha güçlü bir şekilde destekleyeceğiz.'Varank, Erzurum'a yapılan yatırımlara da değinerek AK Parti'nin bu kenti hiçbir zaman yalnız bırakmadığını da kaydetti.Programa, Erzurum Valisi Okay Memiş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, çeşitli kurumların temsilcileri ve iş insanları katıldı.
Haydar Özkömürcü Yazio: En Sık Kullanılan 9 İnternet Dolandırıcılığı Yöntemi
etiket
Bazen suç internet ortamında gerçekleşince suç değilmiş gibi düşünülebiliyor. Ancak internet dünyasında dolandırıcılık her geçen gün popülerleşmekte ve mağdur sayısı dünya genelinde artmakta. Çoğu zaman kolluk kuvvetleri etkin çalışmalar gerçekleştirse de, mağdur olanlar kaybettikleriyle kalmakta. En sık yapılan internet dolandırıcılığı yöntemlerini derledim.
Reklam
Kazakistan İle Türkiye Arasındaki Ticaret Hacmi 2 Milyar 56 Milyon Dolara Ulaştı
NUR SULTAN (AA) - Kazakistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi, bu yılın 8 ayında 2 milyar 56 milyon dolar oldu.Ulusal Ekonomi Bakanlığı Milli İstatistik Komitesi verilerine göre, 2020 ocak-ağustos döneminde Kazakistan ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 artarak 2 milyar 56 milyon dolara ulaştı.Ülkeden Türkiye'ye ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüze 2,1 gerileyerek, 1 milyar 482 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.Ocak-ağustos döneminde Kazakistan'ın Türkiye'den ithalatı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,4 artarak 574 milyon 360 bin dolar seviyesine çıktı.Kazakistan, Türkiye'ye buğday, bakır, doğalgaz, petrol, alüminyum ve çinko gibi ürünleri ihraç ederken, Türkiye'den elektrik donanımlar, makine, tekstil, mobilya ve diğer ürünleri satın alıyor.Kazakistan'da 2 binin üzerinde Türk sermayeli firma faaliyet gösteriyor.
Bakan Pekcan, Tüsiad'ın "Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması" Webinarında Konuştu:
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel biçimde, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında da bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamlarıyla çalışmaların olumlu ilerlediğini belirterek, 'Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız.' dedi.Bakan Pekcan, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğince (TÜSİAD) düzenlenen 'Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması' konulu webinara katıldı. Dünya ekonomisinde küresel değer zincirlerinin trendinin değişmesi veya en azından dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bu ihtimalin belirlenmesinde tetikleyici rol üstlendiğini söyledi. Pekcan, salgının, modern dünyada eşine az rastlanmış ölçüde ekonomik şoklara ve daralmaya yol açtığına işaret ederek, bunun hem arz hem de talepte gerçekleştiğini, finansal piyasalarda da ciddi dalgalanmaların kaydedildiğini bildirdi. Kovid-19 krizinin, küresel değer zincirlerinin işleyişindeki derin fay hatlarını harekete geçirdiğine dikkati çeken Pekcan, küresel şirketler ve onların farklı kıtalarda yer alan tedarikçileri arasındaki karşılıklı yüksek bağımlılık modelinde kırılmalar oluştuğunu yarattığını dile getirdi.Pekcan, özellikle salgının ilk dönemlerinde tedarik zincirlerindeki aksamaların küresel firmalar tarafından yeni tedarik ağları arayışı için de bir başlangıç oluşturduğunu vurgulayarak, 'Bu, Çin'e alternatif üretim üsleri yaratılması çalışmalarının hızlanmasına yol açmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında yeni arayışların bir neticesi olarak, önümüzdeki dönemde, küresel değer ve tedarik zincirlerinde hissedilebilir ve gözle görülebilir değişimleri yaşamamız şaşırtıcı olmayacak.' diye konuştu.Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerindeki dönüşümü konuşmanın tek sebebinin salgın olmadığını, Endüstri 4.0 olarak başlayan trendle dönüşümün temellerinin atılmaya başlandığını, özellikle otomasyon alanında yeniliklerin üretimde düşük vasıflı iş gücüne bağımlılığı azaltabilecek nitelikte olduğunu kaydetti.Düşük vasıflı iş gücüne bağımlığın azalmasının da üretim süreçlerinin dağınık küresel ölçekli yapısından daha bütünleşik bölgesel ölçekli bir yapıya dönüşmesini teşvik edebilecek nitelikte olduğunu ifade eden Pekcan, 'Dolayısıyla aslında Endüstri 4.0 ile başlayan üretimde bölgesel yoğunlaşma sürecinin, ticaret savaşları ve korumacılık önlemleriyle beraber tetiklenmesi, pandemi şokuyla birlikte hız kazanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmede bulunmak mümkün.' ifadelerini kullandı. 'Bloklaşma ve kamplaşma gibi süreçlere taraftar değiliz'Bakan Pekcan, özellikle ABD ve Avrupa Birliği'ndeki (AB) üreticilerde tedarikçilerin yurt içi veya yakın bölgelere alınmasına yönelik çalışmalar başlatılmasına ve yerelleşmenin artırılmasına yönelik bir eğilim oluştuğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Hatta bunun da bir yan etkisi olarak, bölgesel bloklaşmanın artabileceği, liberal ticaret politikalarının yerini korumacılığın, ülkeler arası iş birliğinin yerini ise bölgeselleşmenin ve milliyetçiliğin alacağı 'adalaşma' dönemine girdiğimiz bile bazı uluslararası çalışmalarda dile getirilmeye başladı. Tedarik mesafelerinin ve sürelerinin kısalması, tedarikçi sayılarının artırılması, tedariklerin daha sık ve daha küçük partiler halinde yapılması, tedarik zincirlerinde bölgesel yeni ağlar kurulması, yeni tedarik zinciri ağlarına yönelik olarak yeni ticaret ve gümrük birliği alanları oluşturulması öne çıkabilecek eğilimler arasında değerlendirilmektedir. Küresel ticaretteki korumacılık maalesef yeni bir konu değil. Pandemi öncesinde, özellikle 2018 yılından itibaren ABD-Çin-AB eksenli başlayan ve küresel ekonomiyi kıskacına alan korumacılık trendi bugün de artarak etkilerini sürdürüyor. Biz Türkiye olarak her zaman adil rekabet şartları ve kurallara dayalı serbest ticaretten yana olduk. Çünkü biz kendimize ve rekabet gücümüze güveniyoruz. Dolayısıyla bloklaşma ve bloklar arası kamplaşma gibi süreçlere genel itibarıyla taraftar değiliz ancak elbette tüm bu senaryoları iyi irdeliyoruz ve pozisyonumuzu bu yönde alıyoruz.''Ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdürüyoruz'Pekcan, bölgesel ölçekte bakıldığında bugün Türkiye’nin, AB başta olmak üzere, komşu ve çevre ülkelerle güçlü bir yasal iş birliği altyapısının, derinleşmiş ekonomik ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:'Bölgemizdeki ticaret ortaklarımızla bu ilişkilerimizi yasal, teknik ve fiili olarak daha da ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konuda ticari diplomasi faaliyetlerimize de Bakanlık olarak ara vermeden devam ediyoruz. Göreve gelişimden itibaren 164 ikili görüşme gerçekleştirdik, bunların 72'si muhataplarımızla yüz yüze oldu. Bu dönemde hem AB ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi hem de çelik sektöründe uygulanan korumacılık önlemleri başta olmak üzere Bakanlık olarak 44 görüşme gerçekleştirdik, bunun 32'sini ben muhataplarımla yaptım. Bu süreçte İstişare Kurulu üyelerimiz yakinen biliyorlar, biz sivil toplum kuruluşlarımızı Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi için aktif rol oynamaya davet ediyoruz. Çünkü artık AB iş dünyasının da en az Türk iş dünyası kadar Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesine ihtiyacı var. 25 yılını doldurmuş ve geçici olarak düzenlenmiş anlaşma üzerinde konuşuyoruz, artık bu pandemi sürecinde de ön plana çıkan dijitalleşme, e-ticaret, servis ve hizmet, kamu alımlarını, tarım ürünlerini kapsamamaktadır. Bu anlaşmanın güncellenmesi her iki tarafın iş dünyasının da faydasınadır.'Bakan Pekcan, AB ve bölgesel ortaklar olmak üzere ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdüklerine işaret ederek, 'AB ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel bir biçimde ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamları ile çalışmalarımız olumlu biçimde ilerliyor. Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız. Sadece AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşma sürecinin gecikmesi bizim onlara paralel anlaşma yürüttüğümüz için bu gecikmeye neden olmaktadır. Yine 'Küresel Değer Zincirleri' bağlamında önemli konular olan AB Yeşil Mutabakatı Stratejisi'ni ve AB Tedarik Zinciri yasal düzenlemelerini yakından takip ettiğimizi ve bu konular üzerinde çalıştığımızı da belirtmek isterim.' dedi.'Türkiye'nin bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyeli mevcut'Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerinin dönüşüm sürecinde Türkiye'nin avantajlarına da dikkati çekerek, ülkenin elinin güçlü olduğu söyledi. Dünya genelinde yapılan birçok çalışma ve anketin Türkiye'nin 'yeni normal' olarak adlandırılan dönemde alternatif tedarikçi adayı ülkelerden biri olma potansiyeline sahip bulunduğunu gösterdiğini vurgulayan Pekcan, alternatif arayışları çerçevesinde Türkiye'nin, potansiyel olarak, daha avantajlı konuma geçebilecek ülkelerin başında geldiğini bildirdi. Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında özellikle lojistik konusunda attığı adımları da göz ardı etmemek gerektiğini ifade eden Pekcan, bu konuda hızla adımlar atacaklarını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile koordinasyon halinde sadece kara yolu kotalarına bağlı kalarak değil, hem demir yolu hem de Ro-Ro taşımacılığının ön plana çıkması ve ticaret ortaklıklarının yoğun olduğu ülkelerde Türkiye lojistik merkezlerinin kurulması yönünde çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Pekcan, Türkiye'nin bu avantajın üstüne yeni yatırımlar ve yeni ticari ortaklıkları içeren bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyelinin mevcut olduğunu belirterek, 'Türkiye’nin bu fırsat dalgasını içselleştirebilecek kapasitesi var.' diye konuştu. Bakanlık olarak dijital ekonomiye adaptasyon konusuna büyük önem verdiklerini vurgulayan Pekcan, bu doğrultuda yürüttükleri çalışmalara değindi. Pekcan, salgın döneminde 'e-Ticaret Olarak KOBİ'lerin Yanındayız' kampanyasını başlattıklarını hatırlatarak, '135 bin KOBİ'miz bu kampanyadan yararlandı 7 bin ilave iş gücü yarattık ve 3 bin 761 KOBİ'miz e-ticaretle tanıştı ve 1,2 milyar lira erken ödeme gerçekleştirildi.' ifadelerini kullandı. Bakanlık projelerinin yanı sıra Türkiye'nin küresel tedarik zincirleri alanında ön sıralarda yer alabilmesi için başlatılan bir projeye de dikkati çeken Pekcan, 'Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve özel sektör temsilcilerinin katılımlarıyla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Çalışmaları yürütmek üzere bakanlar düzeyinde 'Yönlendirme Komitesi' bir de 'Program Ofisi' oluşturduk. Bu sürecin önümüzdeki günlerde Bakanlığımızın katkılarıyla daha da kurumsal bir hale geleceğini öngörüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam
Bakan Pekcan, Tüsiad'ın "Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması" Webinarında Konuştu:
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel biçimde, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında da bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamlarıyla çalışmaların olumlu ilerlediğini belirterek, 'Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız.' dedi.Bakan Pekcan, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğince (TÜSİAD) düzenlenen 'Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması' konulu webinara katıldı. Dünya ekonomisinde küresel değer zincirlerinin trendinin değişmesi veya en azından dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bu ihtimalin belirlenmesinde tetikleyici rol üstlendiğini söyledi. Pekcan, salgının, modern dünyada eşine az rastlanmış ölçüde ekonomik şoklara ve daralmaya yol açtığına işaret ederek, bunun hem arz hem de talepte gerçekleştiğini, finansal piyasalarda da ciddi dalgalanmaların kaydedildiğini bildirdi. Kovid-19 krizinin, küresel değer zincirlerinin işleyişindeki derin fay hatlarını harekete geçirdiğine dikkati çeken Pekcan, küresel şirketler ve onların farklı kıtalarda yer alan tedarikçileri arasındaki karşılıklı yüksek bağımlılık modelinde kırılmalar oluştuğunu yarattığını dile getirdi.Pekcan, özellikle salgının ilk dönemlerinde tedarik zincirlerindeki aksamaların küresel firmalar tarafından yeni tedarik ağları arayışı için de bir başlangıç oluşturduğunu vurgulayarak, 'Bu, Çin'e alternatif üretim üsleri yaratılması çalışmalarının hızlanmasına yol açmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında yeni arayışların bir neticesi olarak, önümüzdeki dönemde, küresel değer ve tedarik zincirlerinde hissedilebilir ve gözle görülebilir değişimleri yaşamamız şaşırtıcı olmayacak.' diye konuştu.Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerindeki dönüşümü konuşmanın tek sebebinin salgın olmadığını, Endüstri 4.0 olarak başlayan trendle dönüşümün temellerinin atılmaya başlandığını, özellikle otomasyon alanında yeniliklerin üretimde düşük vasıflı iş gücüne bağımlılığı azaltabilecek nitelikte olduğunu kaydetti.Düşük vasıflı iş gücüne bağımlığın azalmasının da üretim süreçlerinin dağınık küresel ölçekli yapısından daha bütünleşik bölgesel ölçekli bir yapıya dönüşmesini teşvik edebilecek nitelikte olduğunu ifade eden Pekcan, 'Dolayısıyla aslında Endüstri 4.0 ile başlayan üretimde bölgesel yoğunlaşma sürecinin, ticaret savaşları ve korumacılık önlemleriyle beraber tetiklenmesi, pandemi şokuyla birlikte hız kazanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmede bulunmak mümkün.' ifadelerini kullandı. 'Bloklaşma ve kamplaşma gibi süreçlere taraftar değiliz'Bakan Pekcan, özellikle ABD ve Avrupa Birliği'ndeki (AB) üreticilerde tedarikçilerin yurt içi veya yakın bölgelere alınmasına yönelik çalışmalar başlatılmasına ve yerelleşmenin artırılmasına yönelik bir eğilim oluştuğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Hatta bunun da bir yan etkisi olarak, bölgesel bloklaşmanın artabileceği, liberal ticaret politikalarının yerini korumacılığın, ülkeler arası iş birliğinin yerini ise bölgeselleşmenin ve milliyetçiliğin alacağı 'adalaşma' dönemine girdiğimiz bile bazı uluslararası çalışmalarda dile getirilmeye başladı. Tedarik mesafelerinin ve sürelerinin kısalması, tedarikçi sayılarının artırılması, tedariklerin daha sık ve daha küçük partiler halinde yapılması, tedarik zincirlerinde bölgesel yeni ağlar kurulması, yeni tedarik zinciri ağlarına yönelik olarak yeni ticaret ve gümrük birliği alanları oluşturulması öne çıkabilecek eğilimler arasında değerlendirilmektedir. Küresel ticaretteki korumacılık maalesef yeni bir konu değil. Pandemi öncesinde, özellikle 2018 yılından itibaren ABD-Çin-AB eksenli başlayan ve küresel ekonomiyi kıskacına alan korumacılık trendi bugün de artarak etkilerini sürdürüyor. Biz Türkiye olarak her zaman adil rekabet şartları ve kurallara dayalı serbest ticaretten yana olduk. Çünkü biz kendimize ve rekabet gücümüze güveniyoruz. Dolayısıyla bloklaşma ve bloklar arası kamplaşma gibi süreçlere genel itibarıyla taraftar değiliz ancak elbette tüm bu senaryoları iyi irdeliyoruz ve pozisyonumuzu bu yönde alıyoruz.''Ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdürüyoruz'Pekcan, bölgesel ölçekte bakıldığında bugün Türkiye’nin, AB başta olmak üzere, komşu ve çevre ülkelerle güçlü bir yasal iş birliği altyapısının, derinleşmiş ekonomik ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:'Bölgemizdeki ticaret ortaklarımızla bu ilişkilerimizi yasal, teknik ve fiili olarak daha da ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konuda ticari diplomasi faaliyetlerimize de Bakanlık olarak ara vermeden devam ediyoruz. Göreve gelişimden itibaren 164 ikili görüşme gerçekleştirdik, bunların 72'si muhataplarımızla yüz yüze oldu. Bu dönemde hem AB ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi hem de çelik sektöründe uygulanan korumacılık önlemleri başta olmak üzere Bakanlık olarak 44 görüşme gerçekleştirdik, bunun 32'sini ben muhataplarımla yaptım. Bu süreçte İstişare Kurulu üyelerimiz yakinen biliyorlar, biz sivil toplum kuruluşlarımızı Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi için aktif rol oynamaya davet ediyoruz. Çünkü artık AB iş dünyasının da en az Türk iş dünyası kadar Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesine ihtiyacı var. 25 yılını doldurmuş ve geçici olarak düzenlenmiş anlaşma üzerinde konuşuyoruz, artık bu pandemi sürecinde de ön plana çıkan dijitalleşme, e-ticaret, servis ve hizmet, kamu alımlarını, tarım ürünlerini kapsamamaktadır. Bu anlaşmanın güncellenmesi her iki tarafın iş dünyasının da faydasınadır.'Bakan Pekcan, AB ve bölgesel ortaklar olmak üzere ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdüklerine işaret ederek, 'AB ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel bir biçimde ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamları ile çalışmalarımız olumlu biçimde ilerliyor. Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız. Sadece AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşma sürecinin gecikmesi bizim onlara paralel anlaşma yürüttüğümüz için bu gecikmeye neden olmaktadır. Yine 'Küresel Değer Zincirleri' bağlamında önemli konular olan AB Yeşil Mutabakatı Stratejisi'ni ve AB Tedarik Zinciri yasal düzenlemelerini yakından takip ettiğimizi ve bu konular üzerinde çalıştığımızı da belirtmek isterim.' dedi.'Türkiye'nin bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyeli mevcut'Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerinin dönüşüm sürecinde Türkiye'nin avantajlarına da dikkati çekerek, ülkenin elinin güçlü olduğu söyledi. Dünya genelinde yapılan birçok çalışma ve anketin Türkiye'nin 'yeni normal' olarak adlandırılan dönemde alternatif tedarikçi adayı ülkelerden biri olma potansiyeline sahip bulunduğunu gösterdiğini vurgulayan Pekcan, alternatif arayışları çerçevesinde Türkiye'nin, potansiyel olarak, daha avantajlı konuma geçebilecek ülkelerin başında geldiğini bildirdi. Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında özellikle lojistik konusunda attığı adımları da göz ardı etmemek gerektiğini ifade eden Pekcan, bu konuda hızla adımlar atacaklarını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile koordinasyon halinde sadece kara yolu kotalarına bağlı kalarak değil, hem demir yolu hem de Ro-Ro taşımacılığının ön plana çıkması ve ticaret ortaklıklarının yoğun olduğu ülkelerde Türkiye lojistik merkezlerinin kurulması yönünde çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Pekcan, Türkiye'nin bu avantajın üstüne yeni yatırımlar ve yeni ticari ortaklıkları içeren bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyelinin mevcut olduğunu belirterek, 'Türkiye’nin bu fırsat dalgasını içselleştirebilecek kapasitesi var.' diye konuştu. Bakanlık olarak dijital ekonomiye adaptasyon konusuna büyük önem verdiklerini vurgulayan Pekcan, bu doğrultuda yürüttükleri çalışmalara değindi. Pekcan, salgın döneminde 'e-Ticaret Olarak KOBİ'lerin Yanındayız' kampanyasını başlattıklarını hatırlatarak, '135 bin KOBİ'miz bu kampanyadan yararlandı 7 bin ilave iş gücü yarattık ve 3 bin 761 KOBİ'miz e-ticaretle tanıştı ve 1,2 milyar lira erken ödeme gerçekleştirildi.' ifadelerini kullandı. Bakanlık projelerinin yanı sıra Türkiye'nin küresel tedarik zincirleri alanında ön sıralarda yer alabilmesi için başlatılan bir projeye de dikkati çeken Pekcan, 'Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve özel sektör temsilcilerinin katılımlarıyla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Çalışmaları yürütmek üzere bakanlar düzeyinde 'Yönlendirme Komitesi' bir de 'Program Ofisi' oluşturduk. Bu sürecin önümüzdeki günlerde Bakanlığımızın katkılarıyla daha da kurumsal bir hale geleceğini öngörüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Bolivya'da Genel Seçimin Resmi Sonuçları Açıklandı
BUENOS AIRES (AA) - Bolivya Yüksek Seçim Mahkemesi (TSE) ülkede 18 Ekim'de düzenlenen genel seçimin resmi sonuçlarını açıkladı.TSE'nin internet sitesinde paylaşılan sonuçlara göre, eski Devlet Başkanı Evo Morales’in daha önce liderliğini yaptığı Sosyalizm Hareketi Partisi'nin (MAS) adayı Luis Arce yüzde 55,10 oy alarak seçimi ilk turda kazandı.Geçen yıl düzenlenen, hile iddiasıyla iptal edilen seçim krizinde takipçilerini sokak gösterilerine davet eden Yurttaş Birliği Partisinin (CC) adayı eski Devlet Başkanı Carlos Mesa yüzde 28,83 ve aynı krizde Morales'e karşı aktif rol oynayan İnanıyoruz İttifakı'nın adayı aşırı sağcı Luis Camacho ise yüzde 14 oy aldı.Arce'nin, devlet başkanlığı görevini 15 Kasım'a kadar üstlenmesi bekleniyor. Arce'nin devlet başkanlığı koltuğuna oturmasıyla Bolivya'da 1 yıl sonra seçilmiş hükümet göreve gelecek.Seçime kadar anketleri önde götüren 56 yaşındaki Arce, Morales'in 14 yıllık iktidarında, sağlık sorunları nedeniyle 2017 ve 2019 haricinde, Ekonomi Bakanlığı görevini yürütmüştü.Morales, ülkenin 2006-2014 yıllarındaki gelişimi nedeniyle, MAS'de Bolivya'da 'ekonomik mucizenin yöneticisi' olarak tanınan Arce'nin adaylığını 19 Ocak'ta Arjantin'den duyurmuştu.Bolivya'daki krizBolivya'da 20 Ekim 2019'daki tartışmalı seçimleri ilk turda kazanan Morales, hile iddialarıyla sokaklara çıkan muhaliflerin şiddet eylemlerine dönüşen protestoları, polisin isyanı ve ordunun çağrısının ardından 10 Kasım'da istifa etmiş ve siyasi sığınmacı olarak önce Meksika'ya, ardından da Arjantin'e gitmişti.Bolivya Çokuluslu Yasama Meclisinin üst kanadı Senatörler Meclisi Başkan Yardımcısı muhalif Jeanine Anez'in geçici devlet başkanlığı görevine getirildiği ülkede, çoğunluğu yerlilerden oluşan Anez karşıtlarının günlerce süren protestolarında 30'dan fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Mediamarkt, Media Awards'ta "En İyi Teknoloji Marketi" Seçildi
İSTANBUL (AA) - MediaMarkt, sosyal medya sektörünün en iyilerinin ödüllendirildiği Social Media Awards Turkey 2020’de Teknoloji Marketleri kategorisinin en iyisi seçilerek 'Altın Ödüle' layık görüldü.MediaMarkt'ten yapılan açıklamaya göre, Şirket, teknolojiseverler için hayata geçirdiği hizmetlerle ödül kazanmaya devam ediyor. MediaMarkt Türkiye, Marketing Türkiye ve BoomSonar iş birliğiyle düzenlenen, objektif verilere ve jüri değerlendirmesine göre en başarılı çalışmaların ödüllendirildiği Social Media Awards Turkey 2020’de faaliyet gösterdiği sektörün en iyisi seçildi ve Teknoloji Marketleri kategorisinde Altın Ödül’ün kazananı oldu. MediaMarkt 3 yıldır üst üste Teknoloji Marketleri kategorisinde birinci seçiliyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen MediaMarkt Türkiye İcra Komitesi Üyesi, MediaMarkt Türkiye Pazarlama Kurumsal İletişim ve e-Ticaret Direktörü Çağanur Atay Uçtu, şunları aktardı:'MediaMarkt olarak faaliyet gösterdiğimiz alan zor bir sektör çünkü benzer ürünler, farklı kanallarda ve satış noktalarında benzer fiyatlardan satışa sunuluyor, dolayısıyla başarılı olmak için 'fark yaratabilmek' gerekiyor. Bunun içinse tüketiciye hem ürünün sunumunda hem de hizmet anlamında daha iyi bir deneyim yaşatmak gerekiyor. Biz de MediaMarkt olarak teknolojiseverlerin hem fiziksel hem de online mağazalarımızda yaşadığı deneyimin olumlu anlamda artması için bu konuyu gündemimizin en üstünde tutuyor ve her geçen gün, bunu daha da iyileştirmek için çalışıyoruz. Tüm bunlar ise tüketiciyi merkeze koymakla başlıyor ki aldığımız bu ödül de bizim, tüketicilerin tercihlerinin merkezinde MediaMarkt’ın olduğunun güzel bir temsili oldu. MediaMarkt olarak tüketici araştırmasına dayalı bu ödüle layık görülmekten dolayı gurur duyuyoruz. Bu başarıda tüm organizasyonumuzun büyük emekleri bulunmaktadır, herkesin emeklerine sağlık.'
Reklam