Endonezya'da Maden Ocağında Göçük: 11 Ölü
CAKARTA (AA) - Endonezya’nın Güney Sumatra eyaletinde kaçak kömür madeninde meydana gelen göçükte 11 kişi hayatını kaybetti.Güney Sumatra Bölgesel Afet Yönetim Ajansı Acil Durum Daire Başkanı Ansori, yaptığı açıklamada, eyalete bağlı Muara Enim bölgesindeki Tanjung Lalang köyünde kaçak işletilen kömür madeninde çökme sonucu heyelan oluştuğunu belirtti.Arama kurtarma çalışmalarında toprak altında kalan 11 maden işçisinin cansız bedenine ulaştıklarını bildiren Ansori, olayla ilgili geniş çaplı soruşturmanın sürdüğünü ifade etti.Batı Sumatra eyaletinin Güney Solok bölgesinde de nisan ayında, kaçak altın madeninin çökmesi sonucu 9 kişi yaşamını yitirmişti.
Bitlis'te Arama Yapılan Otomobilde Uyuşturucu, Ruhsatsız Tabancalar, Altın Ve Para Bulundu
BİTLİS (AA) - Bitlis'in Tatvan ilçesinde durdurulan bir otomobilde, uyuşturucu, altın, para ve 2 ruhsatsız tabanca ile mermi ele geçirildi. Valilikten yapılan açıklamada, Tatvan Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekiplerinin dün şüphelendikleri bir otomobili durdurduğu belirtildi.Açıklamada, şunlar kaydedildi:'Araçta yapılan aramalarda, 305,2 gram esrar, 68,86 gram eroin, 42,28 gram sentetik uyuşturucu, 2 ruhsatsız tabanca, 37 fişek,2 bilezik, altın zincir kolye ve 6 bin 640 lira ele geçirilmiştir.Araçtaki şüpheli C.A. gözaltına alınmıştır.'Açıklamada, kentte suç ve suçlulara karşı yürütülen kararlı mücadelenin devam edeceği vurgulandı.
Güney Afrika Cumhuriyeti'nde 700 Bin Hektar Tarım Arazisi Halka Dağıtılıyor
İSTANBUL (AA) - Güney Afrika Cumhuriyeti'nde hükümet, ekonomiyi canlandırmak ve tarım ürünlerini artırmak amacıyla 700 bin hektar tarım arazisini vatandaşlarına dağıtacağını açıkladı.Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, yeni ekonomi planıyla ilgili ulusa sesleniş konuşması yaptı.Ekonomide kaynakları, çeşitliliği artırmayı amaçladıklarını dile getiren Ramaphosa, devlete ait 700 bin hektarlık tarım arazisinin halka dağıtılacağını açıkladı.Ramaphosa, 'Devlet arazilerinin halka dağıtılması ve tarım üretiminin artırılması, arazi dağıtım vaadimizin bir sonucudur.' dedi.Bu alandaki adımların iktidar ya da muhalefetten hiçbir partinin menfaatine atılmadığına dikkati çeken Ramaphosa, sadece halkın menfaati için bu adımları attıklarına dikkati çekti.
Derleme - Kovid-19 Salgınıyla İlgili Dünyada Son 24 Saatte Yaşanan Gelişmeleri Derleyerek Yayımlıyoruz.
Saygılarımızla.
Aa
SARAYBOSNA (AA) - Dünya genelinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısı 41 milyon 331 bine, virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 1 milyon 133 bine çıktı, iyileşenlerin sayısı 30 milyon 785 bini aştı.Vaka sayısı ABD'de 8 milyon 533 bin, Hindistan'da 7 milyon 704 bin, Brezilya'da 5 milyon 276 bin ve Rusya'da 1 milyon 447 bine ulaştı.Çinli internet girişimcileri, salgının etkisinin hissedildiği 2020 yılında ülkede serveti en çok artan kişiler oldu.Formula 1 takımlarından Racing Point'in Kanadalı pilotu Lance Stroll, kendisini kötü hissettiği için yarışamadığı Almanya Grand Prix'sinin ardından Kovid-19'a yakalandığını öğrendiğini açıkladı.İran'da salgının başından bu yana en yüksek günlük vaka sayısı kaydedildi. Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Sima Sadat Lari, yaptığı açıklamada, Kovid-19 nedeniyle son 24 saatte 312 kişinin daha hayatını kaybettiğini ve 5 bin 616 yeni vaka tespit edildiğini belirtti.Güneydoğu Asya ülkesi Filipinler, Kovid-19 salgını nedeniyle vatandaşlarına getirdiği, zaruri olmayan durumlar dışında yurt dışına seyahat yasağını kaldırdı.Dünyanın en zengin ülkelerinden İsviçre'de son 3 haftada endişe verici şekilde yükselişe geçen Kovid-19 vaka sayısında, salgının başından bu yana en yüksek seviyeye ulaşıldı. İsviçre Federal Halk Sağlığı Ofisinin (BAG) açıkladığı verilere göre, son 24 saatte 28 bin 328 test yapıldı, 5 bin 596 vaka tespit edildi ve 11 kişi hayatını kaybetti.İtalya'nın Lombardiya bölgesinde kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanacakRusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, salgın nedeniyle küresel ekonomide toparlanma sürecinin son derece istikrarsız geliştiğini belirterek, 'Dahası, küresel ekonomi yeni ağır sorunlarla da karşılaşabilir.' dedi.Çekya'da 11 binin üzerine çıkan günlük Kovid-19 vakaları nedeniyle ülkede 2'nci kez karantina ilan edildi.Macaristan Adalet Bakanı Judit Varga'ya yapılan Kovid-19 testinin pozitif çıktığı duyuruldu.Belçika genelindeki okullarda 'sarı'dan 'turuncu kod' uygulamasına geçildi. Eğitim Bakanlığı yetkilileri, sendikalar, okul aile birliklerini bir araya getiren toplantı sonucuna göre tüm okullar açık kalmaya devam edecek, ancak okul binalarında hijyen uygulamaları artırılacak. Tunus'ta devlet hastanelerindeki yoğun bakım yataklarının yüzde 80'inin Kovid-19 hastalarıyla dolu olduğu bildirildi. Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn'ın Kovid-19 testinin pozitif çıktığı açıklandı.İtalya'da, 4 bin 125 ile en çok yeni vakanın çıktığı bölge olan Lombardiya'da yarından itibaren yerel saatle 23.00 ile 05.00 arasında sokağa çıkma yasağı kararı çıkartıldı. Söz konusu yasak, 13 Kasım'a kadar uygulanacak.
Mozambik'te Altın Çıkaran İki Şirketin Faaliyetleri Çevreyi Kirlettikleri Gerekçesiyle Durduruldu
İSTANBUL (AA) - Doğu Afrika ülkelerinden Mozambik'te hükümet, altın çıkaran iki firmanın faaliyetlerini çevreyi kirlettikleri gerekçesiyle durdurdu.Yerel basında yer alan haberlere göre, Manica eyaleti hükümeti, altın çıkaran maden firmalarının Revue Nehri'ni kirlettiğini açıkladı. 'Clean Tech Mining' ve 'Gem Resources' adlı maden şirketlerinin atıklarını nehre boşalttığı ve bu durumun bölgede tarım ve hayvancılıkla uğraşan Mozambiklileri olumsuz etkilediği kaydedildi.Maden müfettişi Octavio Semba, 'Bölgede suları boşaltmak ve yeniden kullanmak için yeterli alan var ancak bunun yerine kasıtlı olarak atık sular nehre boşaltılıyor.' dedi. Atıkların kimsenin görmemesi için gece yarısı nehre boşaltıldığını belirten Semba, bu durumun çevreye zarar verdiğini sözlerine ekledi.Semba, ayrıca diğer maden firmalarının da kontrol edileceği bilgisini paylaştı.Birçok maden şirketinin faaliyet gösterdiği Mozambik'in Manica eyaletinde daha önce 8 firmanın çalışmaları askıya alınmıştı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay 2021 Yılı Bütçesini Sundu: (1)
TBMM (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, '2021 bütçesi, salgın tüm dünyada hayatı, üretimi ve ulaşımı durdurmuşken hem kendi kendine yeten hem de dost ülkelerin imdadına yetişen Türkiye'nin bütçesidir.' dedi.Oktay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi üzerinde sunum yaptı.Oktay, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin, 17 Ekim'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulduğunu anımsatarak Bütçe Kanunu Teklifi ve 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi.Bütçe görüşmelerini, yürütme organının vizyonunun ortaya konulduğu, millete hesap verildiği bir mecra olarak gördüklerini söyleyen Oktay, şöyle devam etti: 'Kalkınma hedeflerimiz, istikrarımız ve ülkemizin refahını artırma gayretlerimizin temel dayanağını birlikte oluşturuyoruz. Kabinemizin yapacağı icraatların yol haritası olan bütçe teklifimizi, siz değerli milletvekillerimiz ile ne kadar iyi istişare eder, tartışır ve geliştirirsek o derece büyük kazanımlar elde edeceğimize inanıyoruz. 2021 bütçesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişimizin ardından hazırladığımız 3. bütçe olma özelliğini taşımakta ve sistemin getirdiği hız ve dinamizmden beslenmektedir.'Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, '2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin temel misyonu, tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını sebebiyle siyasi ve ekonomik bakımdan küresel bir yeniden yapılanma sürecinde bulunduğumuz şu dönemde, Türkiye ekonomisinin yoluna daha güçlenerek devam etmesini sağlamaktır.' dedi.Bütçe'nin temel hareket noktasının salgının etkisiyle yeniden şekillenen küresel dünya düzeninde Türkiye'nin hak ettiği yeri alması olduğunu vurgulayan Oktay, şöyle devam etti:'2021 bütçesi, salgın tüm dünyada hayatı, üretimi ve ulaşımı durdurmuşken hem kendi kendine yeten hem de dost ülkelerin imdadına yetişen Türkiye'nin bütçesidir. 2021 bütçesi, salgına rağmen bir taraftan esnafımızın ve işçilerimizin emeklerinin karşılığını alabilecekleri, bir taraftan da iş dünyasının çarklarını aksamadan döndürebilecekleri bir temele sahiptir. 2021 bütçesi, dünyanın en güçlü olarak sayılan ülkeleri şalter indirmiş, maske savaşı derdine düşmüşken, şehir hastanelerinden otoyollara, fabrikalardan barajlara kadar pek çok eseri hizmete açmaya devam eden dirayetli hükümetimizin bütçesidir.' '2021 bütçesi, en büyük ekonomiler derinden etkilenirken, OECD ve AB ortalamalarından pozitif ayrışarak güçlü şekilde toparlanmaya başlayan Türkiye'nin bütçesidir.' diyen Oktay, '2021 bütçesi, salgına karşı halk sağlığını korumaya verdiğimiz önemin yanında oluşan risklere karşı ekonomimizin bağışıklığını güçlendirmeye de imkan tanıyan özellikler taşımaktadır. Türkiye'nin salgının önlenmesinde ve can kaybının sınırlandırmasında dünyada örnek alınan bir konuma gelmesi, 83 milyon olarak hepimizin ortak başarısıdır.' diye konuştu.'Dimdik ayakta durmamızı birlik ve beraberliğimize borçluyuz''Savunma sanayindeki şahlanışımızdan sağlıkta yerli solunum cihazı üretmemize ve Kovid-19 salgınına derman olacak aşı çalışmalarımıza kadar kazanmış olduğumuz kabiliyet, hepimizindir.' değerlendirmesinde bulunan Oktay, şöyle devam etti:'Jeopolitik olarak kriz ve çatışma alanlarına çok yakın olmamıza rağmen bölgesinde güvenli bir liman olarak dimdik ayakta durmamızı da birlik ve beraberliğimize borçluyuz. 2021 Bütçesi 81 vilayet, toplumumuzun her kesiminin, her bir ferdinin bütçesidir. Bütçemiz, ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği ve devletimizin gücünü yeni normalde daha da yükseğe taşıyacak şekilde planlanmıştır. Sağlıktan eğitime, güvenlikten ulaştırmaya ve sanayiden ekonomiye kadar her alanda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde somut ve dinamik politikaları bütçemiz temelinde birer birer uygulamaya geçirmeye devam edeceğiz.''Salgında trajik olaylara şahit olundu'Bütçeyi Kovid-19 salgınının gölgesinde küresel ekonomik aktivitenin baskılandığı ve bununla birlikte gelişmekte olan ülkelerde toparlanma sinyallerinin olduğu bir ortamda Meclise sunduklarını anımsatan Fuat Oktay, 'Bildiğiniz üzere, 2020 yılında küresel ekonomi açısından birçok aşağı yönlü risk hala varlığını sürdürüyorken, salgına karşı alınan tedbirler neticesinde üretim ve talepte küresel ölçekte eşi benzeri görülmemiş gerilemeler kaydedilmiştir.' dedi.ABD, İtalya, İspanya ve İngiltere gibi büyük ekonomiler başta olmak üzere, salgının hızla yayılmasının sağlık sistemleri üzerinde baskıya yol açtığını hatırlatan Oktay, şu değerlendirmeyi yaptı:'Sağlık personelinin vakalara yetişmekte zorlandığı, kimi ülkelerde yetişemediği, hastaların teşhis bile konulamadan sedyelerde, sokaklarda hayatını kaybettiği görüntülerin hafızalara kazındığı trajik olaylara şahit olunmuştur. Salgının etkisi ile küresel büyümeye ilişkin tahminler de aşağı yönlü güncellenmiştir. Uluslararası Para Fonunun 2020 Ekim Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'na göre, 2020 yılında dünya ekonomisinin yüzde 4,4 oranında daralması beklenmektedir. Bu oran, dünya ekonomisinde 2009 küresel krizinden bu yana görülen en derin daralmaya işaret etmektedir.'Gelişmiş ekonomiler önemli ölçüde daraldıDünya ekonomisinin 2021'de yüzde 5,2 oranında büyümesinin beklendiğini belirten Oktay, salgın nedeniyle oldukça büyük ekonomik teşvik paketleri uygulamaya koyan gelişmiş ülkelerin ekonomilerini hem para hem maliye politikalarıyla desteklemeye çalıştıklarını söyledi. Alınan tüm tedbirlere rağmen 2020'nin özellikle ikinci çeyreğinde gelişmiş ekonomilerin önemli ölçüde daraldığını, işsizlik oranlarında büyük sıçramalar görüldüğünü bildiren Fuat Oktay, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'na göre gelişmiş ülkelerin 2020'de yüzde 5,8 daralacağının, 2021'de ise yüzde 3,9 büyüyeceğinin tahmin edildiğini anımsattı.Oktay, rapora göre ABD ve Avro Bölgesi'nin 2020'de sırasıyla yüzde 4,3 ve yüzde 8,3 daralması, 2021'de de sırasıyla yüzde 3,1 ve yüzde 5,2 büyümesinin beklendiğini hatırlattı.'Küresel ticaret hacminin yüzde 10,4 daralması bekleniyor'Gelişmekte olan ekonomilerde zayıflayan dış talep, bozulan güven göstergeleri ve artan korumacılık eğilimleri nedeniyle 2019'da büyümenin yüzde 3,7 ile son 10 yılın en kötü performansını sergilediğinin göze çarptığını belirten Fuat Oktay, büyümenin bu ülkelerin 2020'de de kötü performans sergilemesi ve yüzde 3,3 daralması beklendiğini söyledi.Oktay, alınan önlemlerle küresel ekonominin toparlanması ve gelişmiş ülkelerin para politikasındaki gevşeme eğiliminin devam etmesinin, gelecek dönemde gelişmekte olan ekonomilere yönelik sermaye akımlarını destekleyeceğinin ve ertelenmiş talebi canlandırılacağının değerlendirildiğini belirtti. Korumacı politikalardaki artışın uluslararası ticareti baskılayan en önemli etkenlerden biri olduğunu vurgulayan Oktay, şöyle devam etti:'Özellikle ABD-Çin arasında artan ticaret geriliminin olumsuz etkileri, küresel ticaret hacmindeki artışı ciddi oranda sınırlandırmaktadır. Bu gelişmeler çerçevesinde 2018'de yüzde 3,9 oranında genişleyen ticaret hacmi, 2019'da yalnızca yüzde 1 seviyesinde artış göstermiştir. Salgın nedeniyle alınan kısıtlama kararlarının küresel ticaret hacminin 2020'de yüzde 10,4 ile radikal bir şekilde daralmasına sebep olması beklenmektedir.''Gelişmekte olan ülkeler için önemli fırsatları beraberinde getiriyor'Salgının yayılmasıyla başta tıbbi malzeme ve yiyecek olmak üzere, hayati önemi haiz materyalin elde edilmesinde yaşanan zorlukların, küresel tedarik zincirinin zayıf yönünü açığa çıkardığını belirten Oktay, 'Bu durum küresel ticari ilişkilerin yeniden kurgulanması gerekliliğini ortaya koyarken, aynı zamanda gelişmekte olan ülkeler için önemli fırsatları beraberinde getirmektedir.' dedi.Dünya ticaret hacminin 2021'de toparlanarak yüzde 8,3 oranında artması beklendiğini söyleyen Fuat Oktay, 'Ancak küresel aktörler arasında yaşanan ticaret savaşları ve jeopolitik gerginliklerin artması, küresel ticaret üzerinde önemli bir risk teşkil etmektedir. Buna ilaveten, kısa vadede ABD seçimleri de dünya ticareti ve ekonomisi üzerinde belirsizlik oluşturmayı sürdürmektedir.' ifadelerini kullandı.Salgın nedeniyle ilk etapta çalışma hayatında yaşanabilecek bir depremin önüne geçmek amacıyla hükümetlerin çeşitli tedbirler aldığını anımsatan Fuat Oktay, şunları kaydetti: 'Ancak salgın, istihdam piyasası üzerinde kısa ve uzun vadede riskler yaratmaya devam etmektedir. Küresel ölçekte işsizlik oranı, alınan tedbirlerin etkisiyle sınırlı artış göstermiştir. Ancak özellikle sosyal temas gerektiren, dolayısıyla tedbirlerden son derece etkilenen hizmet sektöründe çalışanlar; düşük nitelikli, kayıtdışı ve düşük ücretli çalışanlar ile kadınlar krizden en olumsuz etkilenen grup olmuştur. Küresel ekonominin karşı karşıya kaldığı en önemli risk, salgının uzaması, yeniden yükselmesi ve tedavi imkanlarının yaygın kullanımının gecikmesidir. Salgın nedeniyle ekonomik aktivitede yaşanan durgunluk gelirler yönüyle, sağlık harcamaları ve uygulamaya konulan tedbirler ise giderler yönüyle ülkelerin kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Artan borç yükü kamu maliyesinde sürdürülebilirliğe ilişkin endişeleri artırmaktadır.'Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmelerKüresel ekonomiye ilişkin genel değerlendirmeler ve küresel eğilimlerin Türkiye'ye olası etkilerini aktaran Fuat Oktay, Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri de paylaştı. Oktay, Türkiye ekonomisinin 'Yeniden Dengelenme' süreci ile 2019'da kırılganlıkları azaltma yönünde önemli mesafe aldığını, 2019'un son çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,4 oranında güçlü bir büyüme performansı yakaladığını söyledi.Özel tüketim ve kamu tüketiminin güçlü desteğiyle ekonominin 2020'nin ilk çeyreğinde yıllık yüzde 4,4 oranında büyüdüğüne işaret eden Oktay, 'Bu gelişmelere rağmen, mart ayından itibaren görülmeye başlanan ve nisan ayında etkisi belirginleşen Kovid-19 salgını hayatın tüm alanlarında olduğu gibi ekonomide de kuralları değiştirmiştir.' dedi.Salgının tüm dünya ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de şok etkisi yarattığını ifade eden Fuat Oktay, 'Sosyal hayatı etkileyen kısıtlayıcı tedbirler, kısmi karantina uygulamaları, firmaların daha düşük kapasite ile çalışmalarına yol açan çeşitli önlemler kademeli ve ölçülü biçimde uygulamaya konmuşsa da iç talep ve üretim olumsuz yönde etkilenmiştir. Başta en büyük ticaret ortağımız olan AB'nin ekonomik durgunluğa girmesinin etkisiyle dış talepteki daralma ve turizm gelirlerindeki düşüş, salgının Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin belirginleşmesine sebep olmuştur.' ifadelerini kullandı. Bu gelişmeler ışığında Türkiye ekonomisinin, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 9,9 oranında daraldığını anımsatan Oktay, 'Daralma oranımız, aynı dönemde yüzde 14,1 daralma yaşayan AB ve yüzde 10,9 daralma yaşayan OECD ortalamasının altında kalmıştır.' dedi. Uygulamaya koyulan Normalleşme Planı ile ekonomideki toparlanma eğiliminin haziran ayından itibaren güçlendiğini belirten Fuat Oktay, şöyle devam etti:'Salgının zirve yaptığı dönemde uygulanmaya başlanan genişlemeci ekonomi politikaları ağustos ayı ile birlikte kademeli olarak terk edilmeye başlanmış ve 'Yeni Dengelenme' süreci aşamasına geçilmiştir. Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü veriler, ikinci çeyrekteki daralmanın ardından, V-tipi güçlü bir toparlanmaya işaret etmektedir. Böylelikle, ekonominin 2020'de yüzde 0,3 oranında büyüme kaydetmesi beklenmektedir. 2021 yılında büyümenin yurt içi ve yurt dışı talep arasında dengeli bir görünüm sergilemesi beklenmekte ve ekonomimizin yüzde 5,8 oranında büyümesi hedeflenmektedir. Salgının kontrol altına alınmasına bağlı olarak belirsizliklerdeki azalmanın, finansal koşulların istikrara kavuşmasının ve buna bağlı olarak yatırımcı güvenindeki iyileşmenin ve ertelenmiş tüketim harcamalarının yurt içi talebe katkı vereceği değerlendirilmektedir. İstihdamdaki artışın etkisiyle özel tüketimin iç talebi desteklemesi, mal ve hizmet ihracatındaki artışın güçlü olması ve ithalattaki artışın görece sınırlı kalması ile net ihracatın büyümeye yeniden pozitif katkı yapması öngörülmektedir.'Oktay, 2019'da yaşanan dengelenme sürecinin doğal sonucu olarak ekonomi soğuma evresine girildiğini, bu gelişmeden işgücü piyasası göstergelerinin olumsuz etkilendiğini söyledi. Bir önceki yıla göre 2019'da işgücüne katılım oranının 0,2 puan, istihdam oranının ise 1,7 puan gerilediğini ve bunun neticesinde işsizlik oranının arttığını belirten Oktay, 'Salgının piyasalarda yarattığı durgunluk etkisi sebebiyle gerileyen işgücüne katılım oranı, işsizlik oranının da düşmesine sebep olmuş, 2020'nin nisan ayında işsizlik oranı yüzde 12,8 olarak gerçekleşmiştir.' dedi. Fuat Oktay, 2020'nin haziran ayında başlayan normalleşme süreciyle işgücüne katılımın toparlandığını ancak istihdam artışının aynı hızda iyileşememesi sebebiyle temmuz döneminde işsizlik oranı yüzde 13,4 olarak gerçekleştiğini bildirdi.Yılın geri kalanında ekonomik aktivitedeki toparlanmaya bağlı olarak işgücüne katılımın ve istihdamın iyileşmesinin öngörüldüğünü söyleyen Oktay, 'Yeni Ekonomi Programı (2021-2023) dönemi boyunca istihdamın yıllık ortalama 1 milyon 336 bin kişi artması ve işsizlik oranının kademeli olarak gerileyerek 2023'de yüzde 10,9 seviyesine gerilemesi beklenmektedir.' ifadelerini kullandı.'Enflasyonun kalıcı biçimde tek haneli seviyelere düşürülmesi..'Oktay, şöyle devam etti:'2018 Ekim ayında yüzde 25,2 seviyesine kadar yükselen enflasyon oranı, kararlılıkla uyguladığımız politikalar neticesinde Türk lirasının istikrarlı görünüm kazanmasının, ılımlı seyreden talep koşullarının, işlenmemiş gıda ve ithalat fiyatlarının ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin katkısı ile 2019 Eylül ve Ekim aylarında tek haneli seviyelere gerilemiş, 2019 yıl sonunda ise YEP tahmininin altında yüzde 11,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Tüketici enflasyonunda kaydedilen düşüş eğilimi, 2020 yılı ilk çeyreğinde ortaya çıkan Kovid-19 salgını nedeniyle sekteye uğramıştır. Özellikle salgın kaynaklı birim maliyet artışları ve döviz kuru gelişmeleri fiyatlara yansımıştır. Bu çerçevede, yıllık tüketici enflasyon oranı, 2020 yılı Eylül ayında yüzde 11,7 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde enflasyonun kalıcı biçimde tek haneli seviyelere düşürülmesine yönelik çalışmalar, ilgili tüm kurumların eşgüdümü ile yürütülmeye devam etmektedir.''Atılan bu adımlarla önemli sonuçlar almayı hedefliyoruz' Mal ve hizmet piyasalarında rekabet ve verimliliği artıracak, gıda fiyatlarındaki yapışkanlıkları giderecek ve tüketici enflasyonunda kur geçişkenliğini azaltacak önlemlerin hayata geçirildiğine dikkati çeken Oktay, 'Atılan bu adımlar ile enflasyonla mücadelede önemli sonuçlar almayı ve tüketici enflasyon oranını 2021'de yüzde 8, 2022'de yüzde 6 ve 2023'de ise yüzde 4,9 seviyesine düşürmeyi hedefliyoruz.' dedi.(Sürecek)
Reklam
Özlem Denizmen Yazio: Londra'da 3 Gün
etiket
Altı ay sonra ilk kez geçen haftalarda yurt dışına çıktım ve şunu öğrendim, THY uçakta her 3 dakikada bir kabinin havasını değiştiriyormuş. Londra’da girdiğim her restoranı kullandığım uygulama ile taradım. Böylece herhangi bir vaka durumunda sana haber veriyorlar. Tren, metro, otobüs, taksi, Uber gibi birçok ulaşım aracı kullandım. Uber çağırırken dikkatimi çeken şu oldu, maske kullanmaya söz veren şoför var. Yürüyüş yaparken önünden geçtiğim ilkokulda öğrenciler derse girmeden önce enstrüman çalıp kendi kendilerine sevinç yaratıyorlardı.
Reklam
İdeal Toplum 9 Bin Yıl Önce Bu Topraklardaydı: Çatalhöyük'te Hükümetsiz ve Eşit Yaşam
etiket
9000 yıl önce  kadın ve erkek eşitliğinin var olduğu, sanatın filizlendiği, hükümete ve silahlı güce ise ihtiyaç duyulmadığı yerleşim yeri Çatalhöyük 1958 yılında İngiliz arkeolog  James Mellaart tarafından keşfedildi.Keşif, Mezopotamya dışında kalan bölgede ilk defa yerleşik hayata geçildiğine dair kanıt bulunması açısından oldukça önemliydi. Çünkü bu durum Anadolu'yu dünyanın en eski uygarlık merkezlerinden biri haline getirdi. Kazı çalışmalarının başladığı günden bu yana elde edilen bilgiler ışığında geçmişe 'kısa' bir yolculuk yapalım...
ABD'nin "Terör Listesinden" Çıkmak İsteyen Sudanlılar İsrail'le Normalleşme Şartını Reddediyor
HARTUM (AA) - ÖMER ERDEM - Sudanlılar, ağır ekonomik krizden kurtulmak ve dış dünyaya açılmak için Sudan’ın “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkmasının önemi üzerinde hemfikir olsa da ABD’nin Sudan’ı kara listeden çıkartmak için dayattığı İsrail'le normalleşme şartına karşı çıkıyor.AA muhabiri, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine tazminatlarını ödemesi durumunda Sudan'ın adını 'terörü destekleyen ülkeler listesinden' çıkaracağı açıklaması ve aylardır kamuoyunu meşgul eden İsrail-Sudan normalleşmesiyle ilgili uzmanların görüş ve değerlendirmelerini aldı.Sudan'ın İsrail-Filistin meselesine ilişkin yaklaşımını değiştirmemesi gerektiğini ve Trump yönetiminin aldığı kararın Sudan'ı ekonomik krizden kurtarmaya yetmeyeceğini belirten uzmanlar arasında, Sudan yönetiminin ABD ve İsrail basınında çıkan iddialar gibi normalleşmeyi kabul etmiş olsa dahi geçiş hükümeti olarak böyle bir karar almaya yetkisinin olmadığını savunanlar da var.'Trump ve Netanyahu'nun siyasi hesapları var'Sudan Bahri Üniversitesi Siyaset ve Ekonomi Uzmanı Akademisyen Ebu’l Kasım Adem İbrahim, 'Sudan’ın terör listesinden çıkartılması, ABD Başkanı Donald Trump’ın yaklaşan seçimlerde oylarını yükseltmek için tertiplediği bir siyasi oyun. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da seçmene oynuyor. Trump ABD’deki Yahudilerin oylarını da hesaba katıyor.' dedi.Sudan'ın hiçbir zaman teröre destek vermediğini, suçu olmadığı halde bu kartın Washington tarafından baskı unsuru olarak kullanıldığını vurgulayan İbrahim, 'Sudan’ın adının terör listesinden çıkartılmasının İsrail ile normalleşme meselesiyle ilişkilendirilmesi mantıksız bir talep. Normalleşme konusunda iktidarın asker ve sivil kanadından farklı sesler yükseliyor. Halk ve iktidar kanadından bir kesim de ekonomik kriz nedeniyle İsrail ile normalleşmeyi bir kurtuluş olarak görüyor.' ifadelerini kullandı.Ağır ekonomik krizin yaşandığı, maaşların dahi ödenmekte güçlük çekildiği bir dönemde hükümetin bu parayı nereden bulduğunu merak ettiğini söyleyen İbrahim, tazminat miktarı ödenmesine rağmen Sudan’ın adının terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkartılmayabileceğini iddia etti.İbrahim, tazminatın ödenmesinin Sudan’ın yaklaşık 30 yıllık ambargo ve yaptırımlar nedeniyle ileride ABD’ye dava açmasına engel bir durum oluşturabileceğini de kaydetti.“Normalleşme için yanlış bir zaman'Nileyn Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Ahmed Abbas da 'Normalleşme, ABD sözünü tutup Sudan’ın adını terör listesinden çıkartırsa, döviz girişi, dış dünyayla bağlantıların güçlendirilmesi, yatırım ve uluslararası desteğin gelmesi bakımından olumlu ancak İsrail hala yasa dışı yerleşim birimleri inşasını ve işgallerini sürdürüyor. Normalleşmenin Filistin davasına zarar vereceği ve Filistin devleti için olumsuz olacağına dair bir endişem var. ' değerlendirmesinde bulundu.Gazeteci Eymen Sincrab ise 'Filistin halkı acı çekiyor. Tüm meseleleri farklı halkları etkileyen ihlaller üzerinden görmeliyiz. Haksızlığa zulme uğrayanlara destek vermeliyiz. Sudan kırılgan, hassas bir süreçten geçiyor. Bu kararın Sudan güçlü bir pozisyondayken gündeme getirilmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim. Kesinlikle normalleşme için yanlış bir zaman. Gerçekleşse dahi Sudan'a fayda getirmez.' diye konuştu.Krizleri bitirir mi?Normalleşmenin Trump ve danışmanı Jared Kushner tarafından Sudan’a dayatıldığına inandığını söyleyen Yazar ve Siyasi Analist Musa Hamid, 'Trump’ın kararı Sudan’ı ekonomik krizden kurtarmaz. Bu çözüm değil. Sudan’ın normalleşmenin de ötesinde çok daha büyük desteğe ihtiyacı var. Halihazırda İsrail ile normalleşmenin Sudan’a faydası olmayacağı, ekonomik sıkıntıdan kurtarmayacağı kanaatindeyim.' ifadelerini kullandı.Yazar Muntasır İbrahim de şu değerlendirmelerde bulundu:'Sudan tamamen yeni bir döneme girdi. Bu, Sudan’ın çıkarları için farklı siyasi yönelimler ve dış politika izlemeyi gerektiriyor. Sudan reform sürecinde. Bölgesel ve uluslararası siyasi desteğe ihtiyacımız var. Eski Sudan artık mazide kaldı. Eskiden Sudan terör kelimesiyle birlikte anılırdı ancak şimdi hiçbir bağlantımız kalmadı. Tüm dünyayla iletişim kurmalıyız.' 'Mevcut Sudan hükümetinin seçimle başa gelmediğini, bir geçiş hükümeti olması nedeniyle İsrail'le normalleşme kararı veremeyeceğin'i savunan Gazeteci Osman Esbat da Sudan hükümetinin ciddi görüşmelerle baskı kurup şartlarını dayatarak bu meseleden çıkar sağlayabileceğini kaydetti.Sudan ABD'nin talep ettiği tazminatı ödedi, sıra Washington yönetimindeTrump, dün Twitter hesabından, Sudan'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödeyeceğini duyurmuştu. Trump, bu yapıldığında Sudan'ı 'terörü destekleyen ülkeler' listesinden çıkaracağını vurgulamıştı.Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da devlet televizyonunda yayımlanan konuşmasında, ABD'li terör kurbanları ve aileleri için Washington yönetiminin talep ettiği 10 milyar doları aşkın tazminatın bir yıldır yürütülen müzakereler sonucu birkaç yüz milyon dolara düşürüldüğünü ve dün itibarıyla yatırıldığını bildirmişti.İsrail ve ABD basını Sudan'ın 'normalleşmeyi' kabul ettiğini ileri sürdüİsrail basınında, Trump'ın Sudan'ı 'teröre destek veren' ülkeler listesinden çıkaracağını açıkladığı kararın, İsrail ile Sudan arasında ilişkilerin normalleştirilmesine önayak olacağı iddia edilmişti.Basında ayrıca, Sudan'ın Tel Aviv ile ilişkileri normalleştirmesi karşılığında ABD'nin Hartum'u 'teröre destek veren' ülkeler listesinden çıkarmayı önerdiği yazılmıştı.Sudanlı ve ABD'li yetkililer geçen ay Abu Dabi'de gerçekleştirdikleri toplantıda Hartum'un İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi konusunu görüşmüş ancak bir sonuç alınamamıştı.
İsrail ve Amerikan basınında çıkan haberlere göre, Hartum, Sudan'ın 'terör listesinden' çıkarılması durumunda Tel Aviv ile ilişkilerini normalleştirmeyi kabul etti ve ABD'den milyarlarca dolar yardım aldı.Aynı medya organlarında ABD ve Sudanlı yetkililerin çok kısa bir süre içerisinde normalleşmenin gerçekleştiğini duyuracağı iddia edildi.ABD'nin kara listeye aldığı Sudan 27 yıldır ambargo ve yaptırımlarla karşı karşıyaABD, El Kaide terör örgütü lideri Usame bin Ladin’e 1991-1996 yıllarında kucak açtığı için terör gruplarına destek verdiği gerekçesiyle “kara listeye” dahil ettiği Sudan’a 1997’de ekonomik yaptırım uygulamaya başlamış, Kenya ve Tanzanya’daki büyükelçiliklerine düzenlenen saldırılar sonrası bunları daha da ağırlaştırmıştı.ABD Yüksek Mahkemesi, 18 Mayıs’ta Sudan hükümetinin, 1998'de ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına ve yakınlarına 10 milyar dolardan fazla tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.
 Müzakereler sonucu bu rakam 335 milyon dolara kadar düşürülmüştü. El-Kaide'nin bombalı saldırılarında 224 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi yaralanmıştı. Olayın ardından birçok kurban ve yakını ABD'deki eyalet ve federal mahkemelere başvurarak saldırılardan dolayı Sudan hükümetini suçlamış ve tazminat talep etmişti.ABD mahkemeleri, daha önce görülen davalarda, söz konusu saldırılarda Sudan'ın terör örgütü El Kaide ve örgüt lideri Usame Bin Ladin'e yardım ettiğine hükmetmişti.
Ürdün'de Yeni Hükümetin Halkın Güvenini Geri Kazanma Sınavı
AMMAN (AA) - LEYS EL-CUNEYDİ - Ürdün'de Başbakan Bişr el-Hasavne liderliğindeki yeni hükümet, ülkede yeni tip koronavirüs (Kovid-19) başta olmak üzere zor şartlar altında, kabinede eski bakanların yer alması dolayısıyla hayal kırıklığına uğrayan halkın güvenini yeniden tesis etme sınavı veriyor. Ürdünlü uzmanlar ve siyasiler yeni hükümetin beklentileri karşılayıp karşılayamayacağına ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu. Uzmanların çoğu çözüm bekleyen dosyaların fazlalığı nedeniyle hükümetin çok büyük bir sorumluluk altına girdiğini belirtti. Ürdün Alman Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü'nde Prof. Dr. Bedr el-Madi, 'Ürdün'de yeni hükümet uluslararası, bölgesel ve ulusal anlamda ekonomi, sağlık ve siyasi açıdan zor şartlar altında göreve başladı.' dedi.Kabinede toplumun saygı ve takdirini kazanmış, özel veya kamu sektöründe tecrübe sahibi kişilere yer verildiğini aktaran Madi, 'Hükümetin görevi kolay değil, bunun başında da Ürdün halkıyla karşılıklı güvene dayalı bir ilişki tesis etmek için temelleri sağlam bir şekilde yeniden yapılandırması geliyor.' ifadelerini kullandı. Koronavirüs salgınının Ürdün hükümetinin aldığı kararlarda bir baskı oluşturucağına işaret eden Madi, hükümetin, halkın sağlığını koruma konusundaki zorunluluk ile ithalat, ihracat, turizm, yatırım gibi ekonomik konular arasındaki dengeyi koruması gerektiğini belirtti. Hükümet akademisyenlerden destek almalı Eski Yermük Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ahmed el-Acluni sorunlara uygun çözüm önerileri bulmak ve bilimsel tecrübelerden yararlanmak için hükümet ile akademisyenler arasında etkili bir iş birliği anlayışının önemli olduğuna vurgu yaptı. Birçok akademisyenin çeşitli ülkelerde bilimsel tecrübeler yaşadığını, hükümetin planlarını en iyi şekilde gerçekleştirmek için akademisyenlerin görüşlerinden ve yol gösterme çabalarından istifade etmesi gerektiğini kaydeden Acluni, bunun ulusal kalkınma sağlamada başarılı sonuçlara ulaşma şansını artıracağını söyledi. Parlamentoda başarıParlamento ile ilgili işleri takip eden Rased Merkezi Müdürü Amir beni Amir ise gelecek parlamento seçimlerindeki başarı ve şeffaflık noktasındaki başarısının, Hasavne hükümeti için ayırt edici bir özellik olacağını ifade etti. Beni Amir, 'Daha önceki seçimlerin birçoğu şüpheliydi. Dolayısıyla hükümetten bu konudaki problemleri gidermesi, eşitlik, adalet ve şeffaflığı sağlamadaki ciddiyetini sokağa kanıtlaması bekleniyor.' diye konuştu. Beni Amir, seçim hazırlıkları sırasında ve seçim gününde vatandaşların sağlığını korumak için gerekli tüm önlemlerin de alınması gerektiğine dikkati çekti. Yöntem değişikliğiHükümet politikalarına muhalefetiyle tanınan eski milletvekili Sadah el-Habaşine, yeni hükümetin daha öncekinin izlediği vergi sistemini değiştirmesi gerektiğini söyledi.Habaşine, 'Ben başbakanın şahsiyeti ve kim olduğuyla ilgilenmiyorum. Bizi ilgilendiren, izlediği yol ve vatandaşa dönecek olan yararın boyutudur.' dedi.Basın çalışanı Husam Garayine ise 'Ne bu hükümet ne de bu şekilde oluşturulmuş herhangi bir hükümet, partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarıyla daha fazla mesai yapmadan ve gerçek bir ortaklık sağlamadan sokağın güvenini tam olarak geri kazanamaz.' diye konuştu.Garayine ayrıca 'Ürdün toplumunda hükümetlere karşı güven eksikliğinin, halkın siyasi veya ekonomik karar alma süreçlerine ortak edilmediği hissettiği, çeyrek yüzyıldan daha uzun süredir devam eden uygulamaların bir sonucu olduğunu düşünüyorum.' ifadelerini kullandı. Ürdün Kralı 2. Abdullah, 3 Eylül'de istifa eden Başbakan Ömer er-Rezzaz'ın yerine siyasi danışmanı Beşir Hani el-Hasavne'ye 7 Eylül'de yeni hükümeti kurma görevini vermişti. Hasavne'nin de aralarında bulunduğu 32 bakandan oluşan yeni kabine 12 Ekim'de Kral 2. Abdullah önünde yemin ederek, görevlerine başlamıştı Kral Abdullah, 27 Eylül'de yayımladığı kararnamelerle Temsilciler Meclisi ve Senatoyu feshetmişti.Ürdün Anayasası'nın 74. maddesinin ikinci fıkrasına göre, Kral'ın yayımladığı bu kararnamenin akabinde hükümetin bir hafta içinde görevi bırakması gerekiyordu. Başbakan Rezzaz da buna uyarak 3 Ekim'de hükümetin istifasını sunmuştu.Ülkede 10 Kasım'da milletvekili genel seçimlerinin yapılması planlanıyor.
Reklam
Uğur Batı Yazio: Ya Hepimiz Kumarbazsak? Mesela Borsa, Altın, Döviz ya Sizi Kumarbaz Yapıyorsa!
etiket
Parkinson hastaları ya kumar düşkünü oluyorsa?Neden?Bazı Parkinson ilaçları yüzünden desek!David Eagleman Incognito’da önemli bir saptama yapar. Yazar, Parkinson hastaları üzerinden bir zihin jimnastiği sunar. Buna göre, 2001 yılında Parkinson hastalarının aileleri ve bakıcıları, bir tuhaflık olduğunun farkına varmaya başladılar. Pramipeksol ve Mirapex adlı ilacın verildiği hastalardan bir kısmı kumarbaza dönüşüyordu; üstelik öylesine kumar oynayanlara değil, hastalıklı kumarbazlara! ABD'nin Arizona kentindeki Muhammed Ali Parkinson Araştırma Merkezi uzmanları, bin 800 Parkinson hastası üzerinde araştırma yaptı. Araştırmada, Mirapex kullanan 529 hastanın 8'inde, ciddi derecede kumar bağımlılığının meydana geldiği belirlendi. Daha önce kumara herhangi bir eğilim göstermemiş olan bu hastalar, artık düzenli biçimde Vegas’a uçar olmuşlardı. Altmış sekiz yaşındaki bir adam, ziyaret ettiği bir dizi kumarhanede altı ay içinde toplam 200 bin dolar tutarında para kaybetmişti. İnternet pokerine takılıp kalan kimi hastalar ise ödeyemeyecekleri kredi kartı borçlarının altında ezilmişti. Hastaların çoğu, bu kayıpları ailelerinden gizlemek için ellerinden geleni yapıyordu. Bu yeni bağımlılık, bazıları için kumarın da ötesine geçerek “zorlanımlı” (kompülsif) yeme alışkanlıklarına, alkol tüketimine ve aşırı cinselliğe kadar varmıştı.Peki bu nasıl olabilirdi?
Oppo'nun Sponsor Olduğu 212 Photography Istanbul Sona Erdi
İSTANBUL (AA) - Fotoğraf sanatının gücü ile farklı bir diyalog ortamı yaratan ve Oppo'nun sponsorluğunda gerçekleşen 212 Photography Istanbul, yoğun bir katılımın ardından sona erdi. Oppo'dan yapılan açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın katkılarıyla gerçekleşen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ'nin yanı sıra Oppo'nun altın sponsor olduğu 212 Photography Istanbul, yoğun bir katılım ile gerçekleştirildi. Bu sene kapsamlı programıyla uluslararası düzeyde gerçekleşen ve Türkiye'den de pek çok önemli isme yer veren organizasyonun altın sponsoru Oppo, ziyaretçileri düzenlediği söyleşilerle bilgilendirirken, akıllı telefonlardaki fotoğraf kalitesini de ziyaretçilere deneyimletme fırsatı elde etti. 212 Photography Istanbul'da Coşkun Aral, Sefa Yamak ve Umut Eker, ziyaretçiler ile düzenlenen atölyelerde bir araya geldi.Dünya üzerinde ayak basmadık toprak bırakmayan Coşkun Aral, 'Bir Deneyim Koleksiyoncusunun Hikayesi' başlıklı söyleşisinde, geçmiş dönemde belgelemenin önemine değindi. “Bizden sonraki kuşaklara belge bırakmalıyız” diyerek geçmişte çizerek tarihi anlatan insanların günümüzde fotoğraflayarak sonraki kuşaklara aktardıklarından bahsetti.'Dijital Koleksiyonculuk' adlı bir söyleşi gerçekleştiren Sefa Yamak, koleksiyonlarını oluştururken insanların kalbine dokunan anları yakalamanın önemini anlattı.'Hayat Eşittir An' mottosuyla hareket ettiğinin önemle altını çizen Yamak, koleksiyonunu yaptığı anları yakalarken, gözlemlemenin önemine değindi. Bir sonraki hareketi, bir sonraki duruşu, bir sonraki bakışı gözlemleyen Yamak, bir sonraki hamlede nelerin olacağını tahmin ederek fotoğraf çektiğini katılımcılara aktardı. 'Mobil Fotoğrafçılık' atölyesi ile katılımcıların karşısına çıkan Umut Eker ise hayatlara 20 yıl önce giren cep telefonlarının kameralarının geçen zaman içerisinde teknolojik açıdan nasıl geliştiğine dikkati çekerek bugün geldiği noktaya değindi. Fotoğrafın ışığın resme dönme hali olduğunu aktaran Eker, ışığın açısını doğru seçmenin bir fotoğrafın karşı tarafta yaratacağı algıyı oldukça değiştirebileceğine değindi. Oppo Mobil Fotoğrafçılık SergisiOppo Mobil Fotoğrafçılık Sergisi, tanınmış isimlerin Oppo telefonlarıyla yakaladığı anları #HayatımBenimKoleksiyonum sloganıyla bir araya getirdi. Sergide, Didem Soydan, Kerimcan Akduman, Koray Özpalamutçu, Murat Dağaslan, Sefa Yamak ve Umut Eker'in çekmiş olduğu fotoğraflar yer aldı.Oppo Mobil Fotoğraf YarışmasıFestival kapsamında 20'den fazla ülkeden profesyonel ve amatör fotoğrafçının katıldığı 'Uluslararası 212 Fotoğraf Yarışması'nda bu sene ilk defa mobil cihazlarla çekilen fotoğraflar için bir kategori yer aldı. Oppo Mobil Fotoğrafçılık Ödülü kapsamında, Ceren Balmumcu çektiği fotoğrafla ödülün sahibi oldu.Organizasyon boyunca sergi alanında kurulan Oppo standında katılımcılar, kısa bir süre önce tanıtılan Reno4 Serisi, Oppo Watch ve Find X2 modellerini deneyimledi. Mobil fotoğrafçılık denildiğinde akla ilk gelen marka olan Oppo, globalde olduğu gibi Türkiye'de de sanatı, özellikle fotoğrafçılığı destekliyor. 212 Photography Istanbul'a Türkiye'de bu alandaki tek organizasyon olması nedeniyle sponsor olan marka, gelecek dönemlerde de sanatın ve fotoğrafçılığın ön planda olduğu organizasyonlarda yer almaya devam edecek.
İstanbul'da 1 Milyon 500 Bin Lira Çaldığı İddia Edilen Şüpheliler Yakalandı
İSTANBUL (AA) - Bağcılar'da bir tekstil firmasının kasasından yaklaşık 1 milyon 500 bin lira değerinde para, döviz ve altın çaldığı iddia edilen 4 şüpheli, Fatih'te bir saat firmasından hırsızlık yaptığı sırada suçüstü yakalandı.Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, 1 Ekim'de Yenimahalle Mahallesi'nde bulunan bir tekstil firmasının kasasından 720 bin lira, 15 bin dolar, 4 bin 600 avro, 370 bin lira değerinde müşteri çeki ve 300 bin lira değerinde ziynet eşyalarının çalınması üzerine çalışma başlattı.Polis ekipleri şüphelilerin hırsızlık öncesinde keşif yaptığını, güvenlik kamerası bulunmayan sokakları tercih ettiğini tespit etti.Teknik ve fiziki takibini sürdüren ekipler, şüphelilerin Fatih Atikali Mahallesi'nde bir inşaat alanın duvarını delerek bir saatçiye girdiklerini tespit etti.Polis ekipleri yaklaşık 60 bin lira değerinde saat çalan şüpheliler Mesut A, Hüseyin E, Halis E. ve Erdal K'yı suçüstü yakaladı.Emniyetteki işlemleri tamamlanan 4 şüpheli, adliyeye sevk edildi.
Reklam
Bakan Albayrak'tan "Kalkınma Fonu" Paylaşımı:
ANKARA (AA) - Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Kalkınma Fonunun, bölgesel kalkınmaya, teknoloji ve inovasyon alanlarına destek vermek amacıyla girişimcilerin ve yatırımcıların hizmetine sunulduğunu bildirdi.Albayrak, Twitter hesabından, '#YEPHedeflerSonuçlar' etiketiyle paylaşımda bulundu.Paylaşımında Kalkınma Fonuna ilişkin gelişmelere yer veren Albayrak, 'Girişimci ve yatırımcımızın yanındayız. Bölgesel kalkınmaya, teknoloji ve inovasyon alanlarına destek vermeyi hedefleyen 'Kalkınma Fonu' girişimcilerimizin ve yatırımcılarımızın hizmetine sunuldu. Üretmeye ve çalışmaya devam.' ifadelerini kullandı.Toplam 750 milyon lira kaynak oluşturulduAlbayrak'ın paylaşımında fona ilişkin bir de video yer aldı. Videoda, Yeni Ekonomi Programı (YEP) ile Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası tarafından organize edilen Kalkınma Fonu sayesinde girişimciyi, yatırımcıyı desteklemenin ve yüksek katma değerli teknolojik üretim için maddi zemin hazırlamanın hedeflendiği anımsatılarak, şunlar kaydedildi:'Bakanlık tarafından Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası 2018'den itibaren yeniden yapılandırıldı. Yeni yapılanma sayesinde ülkemizin sürdürülebilir büyümesinde stratejik öneme sahip sektörlerin ve girişim ekosisteminin gelişmesine destek sağlayacak olan Türkiye Kalkınma Fonu hayata geçti. Bölgesel Kalkınma Fonu ve Teknoloji İnovasyon Fonu olarak iki farklı alana destek vermeyi hedefleyen Kalkınma Fonu yenilikçi yatırımlar için devreye alındı. Bu iki alanda toplam 750 milyon lira kaynak oluşturuldu.'
Reklam
Dünya Ekonomik Forumu'ndan "2025'E Kadar İşlerin Yarısını Makineler Yapacak"  Öngörüsü
ANKARA (AA) - Dünya Ekonomik Forumu, 2025 yılına kadar işlerin yarısının makineler tarafından yerine getirileceği öngörüsünde bulundu. BBC'nin haberine göre, uluslararası vakıf, 'robot devrimine' ilişkin bir rapor yayımladı. Raporda, 'robot devriminin' dünya çapında 97 milyon iş yaratacağını, ancak çok sayıda kişiyi işsiz bırakacağı belirtildi. Dünyada 8 milyon kişiyi çalıştıran 300 büyük şirketin incelemeye alındığı raporda, 2025 yılına kadar işlerin yarısının makineler tarafından yapılacağı, bunun, eşitsizliği daha da kötüleştireceği tahmininde bulunuldu. En fazla tehdit altında olan işlerin, yönetim ile veri işlemede rutin veya manüel görevler olduğu, bakım, büyük veri ve yeşil ekonomi alanlarında ise yeni işlerin ortaya çıkacağı ifade edildi. İncelenen şirketlerde iş verenlerin yarısından fazlasının, otomatikleştirmeyi hızlandırma beklentisi içinde olduğu, yüzde 43'ünün, teknolojiye bağlı işten çıkarmalar yapacakları görüşünü paylaştığı belirtildi. Dünya Ekonomik Forumu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, yeni teknolojilerin benimsenme sürecini hızlandırdığına, bunun iş piyasalarında var olan eşitsizlikleri derinleştireceğine işaret etti.
İstanbul Film Festivali Uluslararası Yarışma Ve Ulusal Belgesel Yarışması Ödülleri Sahiplerini Buldu
İSTANBUL (AA) - İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle düzenlenen 39. İstanbul Film Festivali'nin Uluslararası Yarışma ve Ulusal Belgesel Yarışması ödülleri sahiplerini buldu.Salon İKSV'de gerçekleşen ödül töreninde Uluslararası Yarışma'da en iyi filme verilen 'Altın Lale' ödülünün yanı sıra 'Jüri Özel Ödülü', 'Mansiyon', 'Halk Ödülü' ve 'Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülleri', Ulusal Belgesel Yarışması'nda ise 'En İyi Belgesel' ödülü ile 'Mansiyon' takdim edildi.Başkanlığını yönetmen Tayfun Pirselimoğlu'nun üstlendiği Uluslararası Yarışma jürisinde yönetmen Burak Çevik, oyuncu Hazar Ergüçlü, sinema tarihçisi ve programcı Jasmin Basic ile dağıtımcı Anthony Bobeau yer aldı. Bu yıl 12 filmin mücadele ettiği uluslararası yarışmada 'Altın Lale' ödülünü Valentyn Vasyanovych'in yönettiği 'Atlantis' kazandı. Büyük ödül Altın Lale’yi kazanan yönetmen 10 bin avro, filmin Türkiye'deki dağıtımını üstlenen firma 50 bin lira ile ödüllendirildi. Uluslararası Yarışma'da 5 bin avro değerindeki 'Jüri Özel Ödülü' ise Alex Piperno'nun yönettiği 'Denizaltısı da Olsun İsteyen Cam Temizleyici'nin olurken Camila Morrone 'Mickey ve Ayı' filmindeki başarılı oyunculuğu nedeniyle 'Mansiyon', Mahnaz Mohammadi'nin yönettiği 'Oğul-Ana', ilk kez çevrim içi verilen ve izleyici oylarıyla belirlenen Halk Ödülü'nü aldı.Ulusal Belgesel Yarışması İstanbul Film Festivali’nin belgesel sinemayı ve sinemacıları desteklemek amacıyla başlattığı Ulusal Belgesel Yarışması'nda yarışan 11 filmi, yönetmen Ruken Tekeş, yapımcı yönetmen Yasin Ali Türkeri ve yönetmen sanatçı Ezgi Kılınçaslan'dan oluşan jüri değerlendirdi.İKSV tarafından 10 bin lira para ödülü ile desteklenen 'En İyi Belgesel Ödülü' Deniz Tortum'un yönettiği 'Maddenin Halleri'ne, 'Mansiyon' ise Serdar Kökçeoğlu'nun yönettiği 'Mimaroğlu' ile Zeynep Dadak'ın yönettiği 'Ah Gözel İstanbul' filmlerine verildi. FIPRESCI Ödülü FIPRESCI ödülüne de Finlandiya'dan Marta Balaga, Ukrayna'dan Natalia Moussienko ve Türkiye'den Fırat Ataç'ın değerlendirmeleri sonucunda, Uluslararası Yarışma'da mücadele eden, Valentyn Vasyanovych'in yönettiği 'Atlantis' filmi layık görüldü.Törende, Axolotl'un verdiği senaryo armağanları da açıklandı. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma En İyi Senaryo Ödülü'nü para ödülüyle destekleyen Axolotl, 'Kurmaca', 'Tür', 'İlk Senaryo' ve 'Ulus Baker Çizgi Dışı Senaryo Armağanı' olmak üzere 4 ayrı kategoride senaryo ödülü verdi.Festivalin Ulusal Yarışma ve Ulusal Kısa Film Yarışması ödülleri temmuz ayında verilmişti.
Hacı Bektaş Veli'nin En Eski Tablosunu Almanya'daki Müzayededen Satın Aldı
İSTANBUL (AA) - KÜBRA KARA - Hollanda'daki Türk ve Arap Dünyası Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Mehmet Tütüncü, Almanya'da katıldığı bir müzayededen satın aldığı Hacı Bektaş Veli'nin tasvir edildiği tablonun, Hacı Bektaş Veli'ye ait en eski resim olabileceğini söyledi.Hollanda'da yaşayan Tütüncü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iş için gittiği Almanya'da katıldığı bir müzayedede, Hacı Bektaş Veli'yi tasvir eden bir esere rastladığını söyledi.Müzayededeki eserleri incelerken bir eserde Hacı Bektaş Veli tasvirini gördüğünü ve eseri hemen almaya karar verdiğini anlatan Tütüncü, 22x17 santimetre boyutlarındaki tabloda bir post üstünde iki kişinin oturduğunu, resmin sağ üst köşesinde Osmanlıca, 'Sarı Saltuk Baba', sol tarafından ise 'Hünkar Hacı Bektaş Veli' yazılarının bulunduğunu kaydetti. Eseri fark ettiğinde çok heyecanlandığını dile getiren Tütüncü, sözlerini şöyle sürdürdü:'Çok heyecanlandım çünkü resmin altındaki Osmanlıca yazıyı okuyunca Hacı Bektaş'ın en eski resmi olduğunu anladım. Bu resmi bana göre önemli kılan bir diğer unsur da Sarı Saltuk'un bulunması. Orada sadece Hacı Bektaş ve Sarı Saltuk'un resmi yok, aynı zamanda bir hikaye de anlatılıyor. Resmi yapan da muhtemelen bir hat sanatçısı olan Üsküdarlı Ahmed. Tabii tek başına bir resim değildir bu, muhtemelen büyük bir kitap içerisinden gelmiş olabilir.'Resmin sağ ve sol üst ile alt kısmında Osmanlıca yazıların bulunduğunu aktaran Tütüncü, eserin kim tarafından ne zaman yapıldığı, resimde kimlerin yer aldığı bilgisinin bu yazılarla anlatıldığını söyledi.Eserin üzerinde Osmanlıca 'Hacı Bektaşi Veli hirbâ postunda otururken Mar-ı mezbûr gâib olan evladlarını evladlarını iddiâ eylediği teveccüd mahzenül-esrârda beyanıdır. Elfakir el hakir Ahmed el Üsküdari sene 1061.' yazdığını belirten Tütüncü, metnin Türkçeye 'Hacı Bektaş Veli hırba postunda otururken, daha önce anılan yılanın evlatlarını kaybedip, onları Hacı Bektaş Veli'den istemesi hakkındadır. (Bu resmi) yapan Üsküdarlı Ahmed, sene 1061 (Miladi 1651 yılı)' şeklinde çevrilebileceğini söyledi.'Resim miladi 1651 yılında yapılmış'Resmin detaylarını anlatan Tütüncü, şu bilgileri paylaştı:'Resim miladi 1651 yılında yapılmış. Sarı zemin üzerinde ve kahverengi lekeler bulunan bir aslan postunun üzerinde Hacı Bektaş Veli ile Sarı Saltuk oturur vaziyette görünüyor. Resimde, Hacı Bektaş Veli, yeşil destarlı haliyle sağ eliyle sakalını tutmakta. Elbise olarak yeşil bir aba giymiş. Başında ise yine yeşil destarı ve kahverengi bir başlık takmıştır. Koynunda ise teslim taşı bulunmaktadır. Yılanın şikayetini dinlerken şaşırmış bir haldedir. Sarı Saltuk ise, Hacı Bektaş Veli'nin arkasında oturuyor. Kahverengi bir aba giymiş, başında sarı keçeden yapılmış on iki terkli Hüseyni taç vardır. Sarı keçe onun sarı ismine bir göndermedir. Gür ve siyah sakalı vardır. İşaret parmağı ile susmayı ifade eden bir işaret yapmaktadır.'Yılan veya ejderha olarak tasvir edilen hayvanın ise postun altın sivri kulaklı, iri gözlü, çatal dili bulunduğunu, ejderha hikayesinin daha çok Sarı Saltuk'la ilgili bilinen bir konu olduğunu kaydeden Tütüncü, bu figürün Evliya Çelebi ve Hacı Bektaş Veli tarafından eserlerinde defalarca kullanıldığını anımsattı.Tütüncü, 2021 yılının UNESCO tarafından Hacı Bektaş Veli Yılı olarak ilan edilmesinin çok önemli olduğunu söyledi.Hacı Bektaş'ın Türk kültüründe çok değerli olduğunu vurgulayan Tütüncü, 'Hacı Bektaş Veli tarihi bakımdan çok önemli bir isimdir. Osmanlı ordusunun en önemli teşkilatı olan Yeniçerilerin de yol göstericisidir. Bizim Alevilik ve Bektaşilik kültürümüzün önemli ögesidir.' dedi.Tütüncü, aldığı resmin önemli bir eser olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:'Hacı Bektaş Veli Müzesi'nde orijinal resimlerin hepsi 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarıdır. Bu kadar eski bir resmin bulunması ve gerçekçi bir sahne ile resmedilmesi şüphesiz büyük öneme haizdir. Burada 17. yüzyıl ortalarında Hacı Bektaş Veli'ye ait bir resim şüphesiz bir geleneği yansıtmaktadır.'
Reklam