Ercan Altuğ Yılmaz Yazio: Doğanın Matematiği Altın Oran ve Mucidi Fibonacci
                                                Orantısız sanat olamaz.                        Altın Oran ve Fibonacci Sayıları, Richard A. DunlapDoğada birçok unsurda ilginç bir şekilde tekrar eden bir nümerasyon vardır. Bunu deniz kabuklarından ayçiçeklerine baktığımızda görebiliriz. İlk kez Mısırlılar ve Yunanlar tarafından mimari yapılarda, heykellerde ve diğer sanatsal alanlarda kullanılmıştır. Temel olarak bölünen bir bütünün yan yana getirilen iki parçasının diğer büyük parçayı oluşturması prensibine dayanır ve altın oranın sayısal değeri 1,618’dir.
İtalya AB'den Mali Destek Programlarının Gelecek Yılbaşında Başlatılmasını İstedi
ROMA (AA) - İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Avrupa Birliği'nin (AB) Kovid-19 salgınının ekonomi ve sosyal alandaki etkileriyle mücadele için belirlediği programların ve mali yardımlarının yılbaşından itibaren gecikme olmadan başlaması gerektiğini bildirdi. İtalya Başbakanı Conte, İspanyol mevkidaşı Pedro Sanchez'i Roma'daki başbakanlık sarayı Chigi'de ağırladı. İki başbakan, baş başa görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Conte, Kovid-19 salgınının ekonomi ve sosyal alandaki etkileriyle mücadele için hazırlanan desteklerin gecikmemesi gerektiğini belirterek, 'Hem sağlık hem de ekonomi boyutunda hızlı ve etkili bir yanıt, bizim için binlerce Kovid-19 kurbanına karşı ahlaki yükümlülüktür. AB'nin yeni nesil programı ve çok yıllı mali çerçevesi, 1 Ocak 2021'den itibaren gecikme olmadan başlamalı. Ekonomilerimizin yeniden başlamaya ihtiyacı var.' ifadelerini kullandı. Conte, Avrupa'nın birlikte bu işin üstesinden gelebileceğini, milliyetçi reçetelerin bir çözüm getirmeyeceğini söyledi. İspanya Başbakanı Sanchez de Kovid-19 salgınının Akdeniz toplumlarını çok güçlü şekilde etkilediğini belirterek, 'Bu ilişkiyi ve ortak çalışmayı öne çıkarmak önemli. Pek çok alanda benzer bakış açısına sahibiz. Kurtarma fonu da bizi benzer şekilde gördü. AB'de de yakın pozisyonlardayız. Bizler Akdeniz ülkeleri olduğumuz için iklim değişikliği bizi yakından ilgilendiriyor.' dedi. Sanchez, AB içinde Kovid-19'un ekonomiye etkileriyle mücadelede kullanılacak fonun iki ülkenin uğraşlarıyla çıktığını aktararak, 'Biz birlikte Avrupa’yı daha güçlü kılıyoruz. İtalya ve İspanya'nın katkıları olmasaydı, pandeminin sosyal ve ekonomik alandaki etkileriyle mücadeleye yönelik anlaşma hiç olmayabilirdi.' diye konuştu. İki başbakan daha sonra İtalya-İspanya Diyalog Forumu'na katıldı.
Sudan, ABD'nin Terör Mağdurları İçin İstediği 335 Milyon Doları Ödedi
HARTUM (AA) - Sudan Maliye Bakanlığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Sudan'ı 'Terörü Destekleyen Ülkeler' listesinden çıkartmak için talep ettiği 335 milyon doları transfer ettiklerini açıkladı.Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada, Trump'ın, Sudan'ı 'Terörü Destekleyen Ülkeler' listesinden çıkartmak için talep ettiği 335 milyon doların transfer edildiği belirtildi.Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk da devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, ABD'li terör kurbanları ve aileleri için Washington yönetiminin talep ettiği tazminat miktarının yatırıldığını bildirdi.Hamduk, 10 milyar doları aşkın tazminatı, bir yıldır yürütülen müzakereler sonucu birkaç yüz milyon dolara düşürdüklerini ifade etti.Sudan'ın içerisinde olduğu zor şartlar ve ağır ekonomik krize rağmen paranın nasıl ödendiğiyle ilgili sorular sorulduğunu belirten Hamduk, 'Tazminat miktarını, öz kaynaklarımızla temin ettik. Altın ihracatından elde ettiğimiz gelirleri kullandık.' dedi. ABD Başkanı Donald Trump, Sudan'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödeyeceğini ve ardından Sudan'ı 'Terörü Destekleyen Ülkeler' listesinden çıkaracağını duyurmuştu.Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, 'Sudan'daki yeni hükümet, ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar ödemeye razı oldu. Bu para ödendiğinde, Sudan'ı 'Terörü Destekleyen Ülkeler' listesinden çıkaracağım.' ifadesini kullanmış ve bu adımın tüm Amerikan halkı için 'adalet' ve Sudan için büyük bir adım olduğunu belirtmişti. ABD Yüksek Mahkemesi, 18 Mayıs’ta Sudan hükümetinin, 1998'de ABD'nin Kenya ve Tanzanya'daki büyükelçiliklerine düzenlenen terör saldırılarının kurbanlarına ve yakınlarına 10 milyar dolardan fazla tazminat ödemesini kararlaştırmıştı.El-Kaide'nin bombalı saldırılarında 224 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi yaralanmıştı. Olayın ardından, birçok kurban ve yakını ABD'deki eyalet ve federal mahkemelere başvurarak, saldırılardan dolayı Sudan hükümetini suçlamış ve tazminat talep etmişti.ABD mahkemeleri, daha önce görülen davalarda, söz konusu saldırılarda Sudan'ın terör örgütü El Kaide ve örgüt lideri Usame Bin Ladin'e yardım ettiğine hükmetmişti.
Reklam
Elazığ'da Sahte Altın Sattıkları Öne Sürülen 4 Şüpheli Yakalandı
ELAZIĞ (AA) - Elazığ'da sahte altın satarak dolandırıcılık yaptığı iddia edilen 4 kişi gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Van'da yaşayan M.Z.B'yi arayarak Osmanlı dönemine ait eski altın satmak için Elazığ'a çağıran ve M.Z.B'ye 158 sahte altını 35 bin lira karşılığında satarak dolandıran şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.Çalışma kapsamında düzenlenen operasyonda, tespit edilen şüpheliler H.K, İ.T, Ş.Y. ve A.Ö. yakalandı.Yapılan aramalarda, 615 altın görünümlü ve üstünde tuğra bulunan sahte altın, dolandırıcılık olayından elde edildiği değerlendirilen 9 bin 100 lira, 2 çeyrek altın, 7 cep telefonu, farklı illerde ikamet eden kişilere ait telefon ve kişisel verileri içeren dokümanlar ele geçirildi.Emniyette işlemleri süren zanlıların, 25’i dolandırıcılık olmak üzere toplam 67 suç kaydı olduğu belirlendi.Öte yandan, polis ele geçirdikleri sahte altınlarla 'Can Azerbaycan' yazarak Azerbaycan'a da destek verdi.
Reklam
Zonguldak'ta Altınlarını Çaldığı Komşusunu Öldüren Sanığa Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis
ZONGULDAK (AA) - Zonguldak'ta altınlarını çaldığı komşusunu öldürdüğü iddiasıyla yargılanan sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet S. cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.Duruşmada, öldürülen Sultan Biryan'ın (55) yakınları ve taraf avukatları da hazır bulundu.Mahkeme heyeti, Ahmet S'nin, duruşmalarda çelişkili ifadelerinin yanı sıra mevcut deliller ve tanık beyanları doğrultusunda ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi.Heyet, ayrıca Ahmet S'yi 'yağma' suçundan 8 yıl hapisle cezalandırdı.OlayYeni Mahalle Dilektepe Sokağı'nda eşiyle yaşayan 5 çocuk annesi Sultan Biryan (55), 14 Eylül 2019'da evinden ayrılmış, Biryan'ın geri dönmemesi üzerine yakınları, durumu polis ve AFAD ekiplerine bildirmişti. Kadının cesedi, 18 Eylül 2019'da evine 200 metre uzaklıktaki ormanlık alanda üzerine çalı örtülü şekilde bulunmuştu.Polis ekiplerinin yaklaşık 2 aylık çalışmasının ardından kadını öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan komşusu Ahmet S, tutuklanmıştı.Maktulün altın bilezik ve küpesinin bulunamadığını tespit eden ekipler, kentteki kuyumcu dükkanlarında gerçekleştirdiği incelemelerde Ahmet S'nin kadının kaybolduğu gün bir kuyumcuya 5 bin lira değerindeki bilezik ile küpeyi sattığını belirlemişti.Sultan Biryan'ın damadı Yahya Kasımfırtına, gazetecilere, Ahmet S'nin, ceset bulunduktan sonra kendisine başsağlığı dilediğini ve cenazede ağladığını söylemişti.Zonguldak Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan 4 sayfalık iddianamede sanık hakkında, 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve 'yağma' suçundan ise 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.
Zonguldak'ta Altınlarını Çaldığı Komşusunu Öldüren Sanığa Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis
ZONGULDAK (AA) - Zonguldak'ta altınlarını çaldığı komşusunu öldürdüğü iddiasıyla yargılanan sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet S. cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.Duruşmada, öldürülen Sultan Biryan'ın (55) yakınları ve taraf avukatları da hazır bulundu.Mahkeme heyeti, Ahmet S'nin, duruşmalarda çelişkili ifadelerinin yanı sıra mevcut deliller ve tanık beyanları doğrultusunda ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi.Heyet, ayrıca Ahmet S'yi 'yağma' suçundan 8 yıl hapisle cezalandırdı.OlayYeni Mahalle Dilektepe Sokağı'nda eşiyle yaşayan 5 çocuk annesi Sultan Biryan (55), 14 Eylül 2019'da evinden ayrılmış, Biryan'ın geri dönmemesi üzerine yakınları, durumu polis ve AFAD ekiplerine bildirmişti. Kadının cesedi, 18 Eylül 2019'da evine 200 metre uzaklıktaki ormanlık alanda üzerine çalı örtülü şekilde bulunmuştu.Polis ekiplerinin yaklaşık 2 aylık çalışmasının ardından kadını öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan komşusu Ahmet S, tutuklanmıştı.Maktulün altın bilezik ve küpesinin bulunamadığını tespit eden ekipler, kentteki kuyumcu dükkanlarında gerçekleştirdiği incelemelerde Ahmet S'nin kadının kaybolduğu gün bir kuyumcuya 5 bin lira değerindeki bilezik ile küpeyi sattığını belirlemişti.Sultan Biryan'ın damadı Yahya Kasımfırtına, gazetecilere, Ahmet S'nin, ceset bulunduktan sonra kendisine başsağlığı dilediğini ve cenazede ağladığını söylemişti.Zonguldak Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan 4 sayfalık iddianamede sanık hakkında, 'kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve 'yağma' suçundan ise 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.
AB, Rum Yönetimi Ve Malta'ya "Altın Pasaportlar" Hakkında "İhlal Süreci" Başlattı
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB), Kıbrıs Rum yönetimi ve Malta'nın 'altın pasaport' olarak anılan 'yatırım karşılığı vatandaşlık' programlarının AB yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle bu iki ülke hakkında 'ihlal süreci' başlattı.AB Komisyonu, Malta ve Rum yönetimine resmi tebligatta bulunulduğunu ve üye ülkelerin ödeme veya yatırım karşılığında vatandaşlık vermesinin AB Antlaşmasındaki iş birliği ilkesiyle uyumlu olmadığını bildirdi.Komisyondan yapılan açıklamada, üye bir ülkenin verdiği vatandaşlığın 'AB vatandaşlığı' anlamına geldiği, bu sayede AB ülkelerinin hepsinde yaşama ve çalışma hakkı bulunduğu belirtildi.Ayrıca Avrupa Parlamentosu için oy kullanma imkanına sahip olunduğu hatırlatılan açıklamada, bu şekilde vatandaşlık verilmesinin AB'nin İşleyişi Hakkındaki Antlaşmaya ve 'AB vatandaşlığı' kavramına da zarar verdiği vurgulandı.Malta ve Rum yönetiminin AB Komisyonunun resmi tebligatına cevap vermek için 2 ay süresi bulunuyor. Komisyon, cevapları tatmin edici bulmazsa 'Gerekçeli Görüş' yayımlayabiliyor. Üye ülkelerin 'AB yasalarını ihlal sürecinde' Komisyona itirazları devam ederse konu Avrupa Adalet Divanına götürülebiliyor. Komisyon, Bulgaristan'a da bir kez daha mektup gönderildiğini ve 'yatırım karşılığı vatandaşlık' programından endişe duyulduğunun vurgulandığını bildirdi. Bulgaristan'ın programı hakkında detaylı bilgi istendiği belirtilen açıklamada, Sofya'nın mektuba cevap vermek için 1 ay süresinin bulunduğu kaydedildi. Yatırım karşılığı vatandaşlık programları tepki çekiyorduAB ülkelerinin yatırım karşılığı vatandaşlık programları uzun süredir Avrupa kurumlarının tepkisini çekiyordu. Avrupa Parlamentosu, 10 Temmuz'da aldığı kararda, üye ülkelerin 'yatırım karşılığı vatandaşlık' ve 'yatırım karşılığı oturum izni' programlarını kaldırmasını istemişti. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de 'Avrupa değerleri, satılık değildir.' diyerek, bu tür programlara karşı olduğunu açıklamıştı.Güney Kıbrıs Rum yönetiminde suça karışmış kişiler de yararlandığı için eleştirilen 'yatırım karşılığı vatandaşlık' programının sonlandırıldığı açıklanmıştı. Karar, Rum Meclisi Başkanı Dimitris Şilluris ve AKEL Milletvekili Hristakis Ciovanis'ın sabıka kaydı olan Çinli bir iş insanının Kıbrıs pasaportu almasına yardım etmeye hazır olduklarına dair gizli çekilmiş görüntülerin, Al Jazeera tarafından yayımlanmasının ardından alınmıştı. Skandalın ardından Şilluris ve Ciovanis istifa etmişti.
Reklam
AB, Rum Yönetimi Ve Malta'ya "Altın Pasaportlar" Hakkında "İhlal Süreci" Başlattı
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB), Kıbrıs Rum yönetimi ve Malta'nın 'altın pasaport' olarak anılan 'yatırım karşılığı vatandaşlık' programlarının AB yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle bu iki ülke hakkında 'ihlal süreci' başlattı.AB Komisyonu, Malta ve Rum yönetimine resmi tebligatta bulunulduğunu ve üye ülkelerin ödeme veya yatırım karşılığında vatandaşlık vermesinin AB Antlaşmasındaki iş birliği ilkesiyle uyumlu olmadığını bildirdi.Komisyondan yapılan açıklamada, üye bir ülkenin verdiği vatandaşlığın 'AB vatandaşlığı' anlamına geldiği, bu sayede AB ülkelerinin hepsinde yaşama ve çalışma hakkı bulunduğu belirtildi.Ayrıca Avrupa Parlamentosu için oy kullanma imkanına sahip olunduğu hatırlatılan açıklamada, bu şekilde vatandaşlık verilmesinin AB'nin İşleyişi Hakkındaki Antlaşmaya ve 'AB vatandaşlığı' kavramına da zarar verdiği vurgulandı.Malta ve Rum yönetiminin AB Komisyonunun resmi tebligatına cevap vermek için 2 ay süresi bulunuyor. Komisyon, cevapları tatmin edici bulmazsa 'Gerekçeli Görüş' yayımlayabiliyor. Üye ülkelerin 'AB yasalarını ihlal sürecinde' Komisyona itirazları devam ederse konu Avrupa Adalet Divanına götürülebiliyor. Komisyon, Bulgaristan'a da bir kez daha mektup gönderildiğini ve 'yatırım karşılığı vatandaşlık' programından endişe duyulduğunun vurgulandığını bildirdi. Bulgaristan'ın programı hakkında detaylı bilgi istendiği belirtilen açıklamada, Sofya'nın mektuba cevap vermek için 1 ay süresinin bulunduğu kaydedildi. Yatırım karşılığı vatandaşlık programları tepki çekiyorduAB ülkelerinin yatırım karşılığı vatandaşlık programları uzun süredir Avrupa kurumlarının tepkisini çekiyordu. Avrupa Parlamentosu, 10 Temmuz'da aldığı kararda, üye ülkelerin 'yatırım karşılığı vatandaşlık' ve 'yatırım karşılığı oturum izni' programlarını kaldırmasını istemişti. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de 'Avrupa değerleri, satılık değildir.' diyerek, bu tür programlara karşı olduğunu açıklamıştı.Güney Kıbrıs Rum yönetiminde suça karışmış kişiler de yararlandığı için eleştirilen 'yatırım karşılığı vatandaşlık' programının sonlandırıldığı açıklanmıştı. Karar, Rum Meclisi Başkanı Dimitris Şilluris ve AKEL Milletvekili Hristakis Ciovanis'ın sabıka kaydı olan Çinli bir iş insanının Kıbrıs pasaportu almasına yardım etmeye hazır olduklarına dair gizli çekilmiş görüntülerin, Al Jazeera tarafından yayımlanmasının ardından alınmıştı. Skandalın ardından Şilluris ve Ciovanis istifa etmişti.
Somali'nin Mülkiye Mezunu Bakanı, İlk Röportajını Aa'ya Verdi
MOGADİŞU (AA) - ABDİRAHMAN ALİ MOHAMED - Somali'nin yeni kabinesinde Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan ve Türkiye mezunu olan Abdulkadir Muhammed Nur, 'Ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı.' dedi.Türkiye'de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) bursuyla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Nur, göreve geldikten sonra ilk röportajını Mogadişu'daki Anadolu Ajansı (AA) muhabirine verdi. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma noktasının, o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'ye 2011'de yaptığı ziyaret olduğunu belirten Nur, Türkiye’nin izlediği politikalarla Batılı ülkelerin Afrika ülkeleriyle kurduğu ilişki biçimini tamamen değiştirdiğini söyledi.Nur, birçok Somalili öğrencinin kendisi gibi Türkiye’de eğitim aldığını ifade ederek 'Türkçe, Somali’nin ikinci dili oldu' desek yalan olmaz. Ben bile artık Türkçe rüyalar görüyorum.' dedi. AA muhabirinin, Somali Adalet Bakanı Nur'a yönelttiği sorular ve onun verdiği cevaplar şöyle: 'Birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu'SORU: Türkiye ile ilk tanışmanız nasıl oldu?CEVAP: Aslında Türkiye’ye ilk olarak diplomatik görevim nedeniyle geldim. 2011’den 2018’e kadar Somali’nin Ankara Büyükelçiliğinde en son maslahatgüzar olmak üzere farklı pozisyonlarda görevler aldım. Türkiye’deki görevim sırasında iyi bir üniversitede, kendi alanımda yeniden eğitim almak istedim. Türkiye tarafından verilen Türkiye Bursları, birçok yabancı öğrenci gibi benim de Türkiye’de eğitim almamın önünü açtı. Bu yüzden her zaman YTB’nin vesilesiyle Türk halkına teşekkür etmeyi borç bilirim.1 yıllık dil eğitimi aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden kabul aldım. Mülkiye'nin tarihi geçmişi, benim için oldukça önemliydi. Bu konuda hem Türkiye’deki yakın çevremden hem de kişisel araştırmalarımla detaylı bilgiler edindim. Bir kere Osmanlı’dan günümüze kadar Türkiye’nin siyasal ve diplomatik geçmişinde iz bırakan birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu. Hatta şunu diyebilirim ki; diplomat olmam nedeniyle doğal olarak Türk Dışişleri Bakanlığında çalışan birçok diplomatla muhatap oluyordum ve onların da birçoğu Mülkiye mezunuydu. Bu yüzden çok yerinde bir tercihti.SORU: Mülkiye tecrübenizle ilgili ne söylersiniz?CEVAP: Her ne kadar Türkçe dil eğitimi almış olsam da Mülkiye'de Türkçe eğitim almak benim için hiç kolay olmadı. Hatta ilk yıllarımda ayrılıp, İngilizce eğitim veren bir üniversitede eğitimime devam etmeyi bile düşündüm ve bunun üzerine birkaç girişimde bulundum. YTB’de bu konuyla ilgilenen görevli arkadaşımla konuştuğumda bana verdiği cevap, Mülkiye'de kalmamı sağladı. Kendisi de Mülkiye mezunu olan görevli, “Eğer büyük bir devlet adamı olmak istiyorsan, bizim gibi sen de Mülkiye mezunu olmalısın.' demişti.Mülkiye, Türkiye’yi yakından tanıma serüvenimde kilit bir konumda. Bu asla değişmeyecek. Çünkü okulda, bir yandan dünya siyaseti ve tarihi üzerine okumalar yapıyorduk. Diğer yandan da buradaki eğitimim sayesinde Türk siyasal hayatını yakından tanıyordum. Bir öğrenci olarak sabah derste öğrendiklerimi, bir diplomat olarak öğleden sonra iş hayatımda uygulama fırsatı buluyordum. SORU: Hem siyasetçi hem de uzun süre Türkiye’de yaşayan bir Somalili olarak Türkiye-Somali ilişkilerinin pozitif yönde gelişmesini sağlayan kırılma neydi?CEVAP: Coğrafi olarak iki uzak bölgede bulunuyormuş gibi görünse de tarihi sürece baktığımızda sanılanın aksine Türk-Somali ilişkileri, çok eskiye dayanıyor. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma günü hangisiydi diye soracak olursak, bu kesinlikle 19 Ağustos 2011'dir. Uzun, yorucu ve kanlı bir iç savaş yaşayan ülkemizin yıkılmış havaalanına inen ay yıldızlı bir uçakta, uzun süre sonra ilk defa Somali insanı umudu gördü. O gün, o kırmızı beyaza boyanmış uçakta başka bir millete umut olmak için kendi canını tehlikeye atan bir Başbakan, ailesi, bakanlar ve beraberindeki heyet vardı. Ben bunların hepsine kendi gözleriyle tanık olmuş, bu sürece katkı sunmuş birisi olarak bu günleri hala gururla hatırlıyorum. Bu ziyaretle Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında, Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü ve Türk halkının dostluk, muhabbet ve yardımseverliğini gördük. SORU: İki ülke arasındaki ilişkilerde kırılma noktasının 2011 olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Geride kalan 10 yıla yakın dinamik sürecin temel prensibi size göre ne oldu?CEVAP: Bu anlamda şunu belirtmeliyim ki; ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri, asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı. Aksine Türkiye’nin Somali’deki yeri, Somali halkının gönlünde. Türkiye, Somali halkının derdiyle hemhal olmuş, tüm politikasını insani temeller üzerine inşa etti. Bu sürecin en temel mayası, bu anlamda iki ülkenin geliştirmiş olduğu 'insan insanın yurdudur' anlayışı. Biliyorsunuz, bir Afrikalı ülke ve Batılı ülkenin adı yan yana ifade edilince bunların yanına gelecek üçüncü kelime 'sömürgeciliktir'. Bunları sadece bir Afrikalı olarak değil, bu alanda akademik okumalar yapmış birisi olarak da söylüyorum. Fakat Türkiye’nin izlediği politikalar, bu algıyı tamamen yıktı. Türkiye ve Somali isimleri yan yana geldiğinde bunlardan sonra gelen her kelime dostluk, kardeşlik, ortaklık, muhabbet gibi kelimeler oluyor. Bir halk düşünün ki; çocuklarına Erdoğan, Recep, Tayyip, Emine, İstanbul gibi isimler veriyor.Türk tipi kalkınma modeli çerçevesinde izlenen yardım politikaları oldukça önemliydi. Türkiye, bu süreçte Somali’nin kalkınmasına önemli bir destek verdi. SORU: Türkiye’de yaşadığınız sürede hiç unutamadığınız bir anınız var mı?CEVAP: Türkiye’de yaşadığım her günüm güzel ve değerliydi ancak size 3 önemli günden bahsetmek isterim. Birincisi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011'de Somali’ye ziyaret gerçekleştiği gündür. Ülkemin tarihine altın harflerle geçen bir güne, genç bir diplomat olarak şahit olmak benim için çok önemliydi. Hiç unutmayacağım bir diğer gün ise 15 Temmuz 2016’da Türk demokrasisine karşı gerçekleşen darbe günüydü. Başta darbe söylentilerini duyduğumda, açıkçası bana çok inandırıcı gelmedi. Fakat bir diplomat olarak bu söylentileri duyunca hemen ülkemi bilgilendirmek için ne olduğunu anlamaya çalıştım ve birkaç arkadaşımı aradım. Onlar da açıkçası ne olduğunu tam anlayamamıştı. Durum böyle olunca ben dayanamayıp diplomatik aracımla neler olduğunu anlamak için biraz gezintiye çıktım ve o sırada üzücü gerçeği görüp, hemen bu konu hakkında Cumhurbaşkanımızı bilgilendirdim. Somali’nin, cesur ve onurlu Türk halkının darbe karşısındaki haklı direnişini acilen desteklemesi gerektiği hakkındaki düşüncelerimizi Cumhurbaşkanımıza ilettim. Zor zamanımızda gecikmeden yanımızda olmuş bir milletin bu zor gününde Türk halkına ilk destek olan biz olmalıydık. Bu benim için diplomatik olmanın yanında ahlaki bir sorumluluktu. Diğer önemli gün de Mülkiye'den mezun olduğum gündü. Diploma için yılların emeğini harcamıştım. Heyetlerle birlikteyken, uçaktayken ya da arabada bir toplantıdan diğer toplantıya giderken ders çalıştığım çok olmuştur. Bazen öyle günler oluyordu ki, uçaktan inip direkt sınava yetişiyordum. Bunca işin arasında Mülkiye gibi zor bir okulda okumak benim için kolay olmadı.
Somali'nin Mülkiye Mezunu Bakanı, İlk Röportajını Aa'ya Verdi
MOGADİŞU (AA) - ABDİRAHMAN ALİ MOHAMED - Somali'nin yeni kabinesinde Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan ve Türkiye mezunu olan Abdulkadir Muhammed Nur, 'Ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı.' dedi.Türkiye'de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) bursuyla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Nur, göreve geldikten sonra ilk röportajını Mogadişu'daki Anadolu Ajansı (AA) muhabirine verdi. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma noktasının, o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'ye 2011'de yaptığı ziyaret olduğunu belirten Nur, Türkiye’nin izlediği politikalarla Batılı ülkelerin Afrika ülkeleriyle kurduğu ilişki biçimini tamamen değiştirdiğini söyledi.Nur, birçok Somalili öğrencinin kendisi gibi Türkiye’de eğitim aldığını ifade ederek 'Türkçe, Somali’nin ikinci dili oldu' desek yalan olmaz. Ben bile artık Türkçe rüyalar görüyorum.' dedi. AA muhabirinin, Somali Adalet Bakanı Nur'a yönelttiği sorular ve onun verdiği cevaplar şöyle: 'Birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu'SORU: Türkiye ile ilk tanışmanız nasıl oldu?CEVAP: Aslında Türkiye’ye ilk olarak diplomatik görevim nedeniyle geldim. 2011’den 2018’e kadar Somali’nin Ankara Büyükelçiliğinde en son maslahatgüzar olmak üzere farklı pozisyonlarda görevler aldım. Türkiye’deki görevim sırasında iyi bir üniversitede, kendi alanımda yeniden eğitim almak istedim. Türkiye tarafından verilen Türkiye Bursları, birçok yabancı öğrenci gibi benim de Türkiye’de eğitim almamın önünü açtı. Bu yüzden her zaman YTB’nin vesilesiyle Türk halkına teşekkür etmeyi borç bilirim.1 yıllık dil eğitimi aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden kabul aldım. Mülkiye'nin tarihi geçmişi, benim için oldukça önemliydi. Bu konuda hem Türkiye’deki yakın çevremden hem de kişisel araştırmalarımla detaylı bilgiler edindim. Bir kere Osmanlı’dan günümüze kadar Türkiye’nin siyasal ve diplomatik geçmişinde iz bırakan birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu. Hatta şunu diyebilirim ki; diplomat olmam nedeniyle doğal olarak Türk Dışişleri Bakanlığında çalışan birçok diplomatla muhatap oluyordum ve onların da birçoğu Mülkiye mezunuydu. Bu yüzden çok yerinde bir tercihti.SORU: Mülkiye tecrübenizle ilgili ne söylersiniz?CEVAP: Her ne kadar Türkçe dil eğitimi almış olsam da Mülkiye'de Türkçe eğitim almak benim için hiç kolay olmadı. Hatta ilk yıllarımda ayrılıp, İngilizce eğitim veren bir üniversitede eğitimime devam etmeyi bile düşündüm ve bunun üzerine birkaç girişimde bulundum. YTB’de bu konuyla ilgilenen görevli arkadaşımla konuştuğumda bana verdiği cevap, Mülkiye'de kalmamı sağladı. Kendisi de Mülkiye mezunu olan görevli, “Eğer büyük bir devlet adamı olmak istiyorsan, bizim gibi sen de Mülkiye mezunu olmalısın.' demişti.Mülkiye, Türkiye’yi yakından tanıma serüvenimde kilit bir konumda. Bu asla değişmeyecek. Çünkü okulda, bir yandan dünya siyaseti ve tarihi üzerine okumalar yapıyorduk. Diğer yandan da buradaki eğitimim sayesinde Türk siyasal hayatını yakından tanıyordum. Bir öğrenci olarak sabah derste öğrendiklerimi, bir diplomat olarak öğleden sonra iş hayatımda uygulama fırsatı buluyordum. SORU: Hem siyasetçi hem de uzun süre Türkiye’de yaşayan bir Somalili olarak Türkiye-Somali ilişkilerinin pozitif yönde gelişmesini sağlayan kırılma neydi?CEVAP: Coğrafi olarak iki uzak bölgede bulunuyormuş gibi görünse de tarihi sürece baktığımızda sanılanın aksine Türk-Somali ilişkileri, çok eskiye dayanıyor. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma günü hangisiydi diye soracak olursak, bu kesinlikle 19 Ağustos 2011'dir. Uzun, yorucu ve kanlı bir iç savaş yaşayan ülkemizin yıkılmış havaalanına inen ay yıldızlı bir uçakta, uzun süre sonra ilk defa Somali insanı umudu gördü. O gün, o kırmızı beyaza boyanmış uçakta başka bir millete umut olmak için kendi canını tehlikeye atan bir Başbakan, ailesi, bakanlar ve beraberindeki heyet vardı. Ben bunların hepsine kendi gözleriyle tanık olmuş, bu sürece katkı sunmuş birisi olarak bu günleri hala gururla hatırlıyorum. Bu ziyaretle Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında, Türkiye Cumhuriyeti’nin gücünü ve Türk halkının dostluk, muhabbet ve yardımseverliğini gördük. SORU: İki ülke arasındaki ilişkilerde kırılma noktasının 2011 olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Geride kalan 10 yıla yakın dinamik sürecin temel prensibi size göre ne oldu?CEVAP: Bu anlamda şunu belirtmeliyim ki; ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri, asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı. Aksine Türkiye’nin Somali’deki yeri, Somali halkının gönlünde. Türkiye, Somali halkının derdiyle hemhal olmuş, tüm politikasını insani temeller üzerine inşa etti. Bu sürecin en temel mayası, bu anlamda iki ülkenin geliştirmiş olduğu 'insan insanın yurdudur' anlayışı. Biliyorsunuz, bir Afrikalı ülke ve Batılı ülkenin adı yan yana ifade edilince bunların yanına gelecek üçüncü kelime 'sömürgeciliktir'. Bunları sadece bir Afrikalı olarak değil, bu alanda akademik okumalar yapmış birisi olarak da söylüyorum. Fakat Türkiye’nin izlediği politikalar, bu algıyı tamamen yıktı. Türkiye ve Somali isimleri yan yana geldiğinde bunlardan sonra gelen her kelime dostluk, kardeşlik, ortaklık, muhabbet gibi kelimeler oluyor. Bir halk düşünün ki; çocuklarına Erdoğan, Recep, Tayyip, Emine, İstanbul gibi isimler veriyor.Türk tipi kalkınma modeli çerçevesinde izlenen yardım politikaları oldukça önemliydi. Türkiye, bu süreçte Somali’nin kalkınmasına önemli bir destek verdi. SORU: Türkiye’de yaşadığınız sürede hiç unutamadığınız bir anınız var mı?CEVAP: Türkiye’de yaşadığım her günüm güzel ve değerliydi ancak size 3 önemli günden bahsetmek isterim. Birincisi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011'de Somali’ye ziyaret gerçekleştiği gündür. Ülkemin tarihine altın harflerle geçen bir güne, genç bir diplomat olarak şahit olmak benim için çok önemliydi. Hiç unutmayacağım bir diğer gün ise 15 Temmuz 2016’da Türk demokrasisine karşı gerçekleşen darbe günüydü. Başta darbe söylentilerini duyduğumda, açıkçası bana çok inandırıcı gelmedi. Fakat bir diplomat olarak bu söylentileri duyunca hemen ülkemi bilgilendirmek için ne olduğunu anlamaya çalıştım ve birkaç arkadaşımı aradım. Onlar da açıkçası ne olduğunu tam anlayamamıştı. Durum böyle olunca ben dayanamayıp diplomatik aracımla neler olduğunu anlamak için biraz gezintiye çıktım ve o sırada üzücü gerçeği görüp, hemen bu konu hakkında Cumhurbaşkanımızı bilgilendirdim. Somali’nin, cesur ve onurlu Türk halkının darbe karşısındaki haklı direnişini acilen desteklemesi gerektiği hakkındaki düşüncelerimizi Cumhurbaşkanımıza ilettim. Zor zamanımızda gecikmeden yanımızda olmuş bir milletin bu zor gününde Türk halkına ilk destek olan biz olmalıydık. Bu benim için diplomatik olmanın yanında ahlaki bir sorumluluktu. Diğer önemli gün de Mülkiye'den mezun olduğum gündü. Diploma için yılların emeğini harcamıştım. Heyetlerle birlikteyken, uçaktayken ya da arabada bir toplantıdan diğer toplantıya giderken ders çalıştığım çok olmuştur. Bazen öyle günler oluyordu ki, uçaktan inip direkt sınava yetişiyordum. Bunca işin arasında Mülkiye gibi zor bir okulda okumak benim için kolay olmadı.
Reklam
Doğu Anadolu'daki 4 İlde Kovid-19 Önlemleri Kapsamında Toplu Taşıma Araçları Denetlendi
ARDAHAN (AA) - Kars, Ardahan, Erzincan ve Tunceli'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında toplu taşıma araçlarına yönelik denetimler gerçekleştirildi.Ardahan'da, İçişleri Bakanlığının ek genelgesine göre, şehir içi ve şehirler arası taşımacılık yapan toplu taşıma araçlarına yönelik Vali Yardımcısı Cem Gümrükçü başkanlığında gerçekleştirilen denetimler, Kars Garajı ve otobüs terminalinde yapıldı.Burada vatandaşlar ve taşımacılık yapan firmaların görevlileri, Gümrükçü ve beraberindekilerce salgına karşı bilgilendirildi. Gümrükçü, denetimlerde yaptığı açıklamada, yeni genelge doğrultusunda ilde kontrollerin yapıldığını söyledi.Normal hayata dönmek için söz konusu çalışmaların yapıldığını dile getiren Gümrükçü, şöyle konuştu:'Bu denetimler ve çalışmalar vatandaşımızın sağlığı için yapılıyor. Amacımız en kısa sürede normal hayatımıza dönmektir. Bunun için de herkesin kurallara azami derecede uyması gerekiyor. Herkes üzerine düşeni yaparsa o kadar hızlı şekilde normal hayatımıza döneriz.'Denetimler sırasında ekip araçlarından da kurallara uyulması konusunda anonslar yapıldı.TunceliTunceli'de, şehir içi ve şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan ulaşım araçları denetlendi.Valilik koordinesinde, jandarma, polis ve kamu kurumlarının müdür ile personelinden oluşan ekipler, il merkezi ve 7 ilçede Kovid-19 denetimi yaptı.Kent genelinde şehir içi ve şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan araçları ve otogarları kontrol eden ekipler, vatandaşlara kurallara uyulması uyarısında bulundu.Denetlemelere katılan ekipler, sürücü ve yolcuları maske, hijyen ve sosyal mesafe konusunda uyardı.Vali Mehmet Ali Özkan da Kovid-19 salgını ile ilgili valiliğin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, 'Kıymetli hemşehrilerim, havaların soğuduğu bu dönemde hastalıkla mücadele hususunda hepimizin tedbirli ve özenli davranması gerekiyor. Lütfen komşu ve akraba ziyaretleri, apartman toplantıları, altın günleri ve hasta ziyaretleri gibi alışkanlıklarınızı bir süreliğine erteleyiniz.' uyarısında bulundu.ErzincanErzincan'da ise ekipler, kent merkezinde yoğunluğun yaşandığı Ordu, Fevzipaşa, Halitpaşa ve 13 Şubat caddelerinde toplu taşıma araçları ile okul servislerinde kontroller yaptı.Ekipler toplu taşıma araçlarına binerek vatandaşları maske takmaları ve sosyal mesafe kuralına uymaları hususunda uyarıp, otobüs şoförlerinden kural ihlallerini '155 Polis İmdat' hattına ihbar etmelerini istedi.Kars Kars'ta da polis ekiplerince, Kovid-19 tedbirleri kapsamında toplu taşıma araçlarında maske ve sosyal mesafe kuralına uyulup uyulmadığına ilişkin denetim gerçekleştirildi.İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, kentin birçok noktasında şehir içi yolcu taşımacılığı yapan otobüs, minibüs ve taksilerde sosyal mesafe ve maske kullanımına ilişkin uygulama yaptı.Uygulamada Kovid-19 tedbirlerini anlatan polis ekipleri, sürücü ve yolculara kurallara uymaları konusunda uyarılarda bulundu.
Nijerya'da Devam Eden Protestolar 1,8 Milyar Dolar Zarara Neden Oldu
ABUJA (AA) - Nijerya'da polis bünyesinde oluşturulan Özel Hırsızlıkla Mücadele Ekibini (SARS) protesto etmek amacıyla devam eden gösterilerin, 12 günde ekonomiye 1,8 milyar dolara mal olduğu bildirildi.Lagos Ticaret ve Sanayi Odasından yapılan açıklamada, 7 Ekim'den bu yana ülke genelinde özel polis birimi SARS karşıtı eylemlerin sürdüğü ve bundan dolayı 12 günde ülke ekonomisinin 1,8 milyar dolar zarara uğradığı belirtildi.Açıklamada, ülkenin farklı eyaletlerinde devam eden protestoların, özellikle ticari faaliyetleri olumsuz etkilediği kaydedildi.Ekonomi uzmanı Shuaibu Idris, AA muhabirine yaptığı açıklamada, protestoların ekonomiyi vurduğunu belirtti.Protestoların insanların ve malların hareketliliğini etkilediğini ifade eden Idris, 'Protesto nedeniyle büyük şehirlere giden ana yolların kapatılması milyonlarca zararı neden oldu.' dedi.Idris, protestoların son bulunması için hükümetin acilen harekete geçmesi ve göstericilerin isteklerini yerine getirmesi çağrısında bulundu.Nijerya'nın Delta eyaletinde iki hafta önce, bir gencin SARS ekibi tarafından öldürülmesinin ardından sosyal medyada ünlüler ve aktivistlerin çağrısıyla Lagos ve başkent Abuja'da başlatılan gösteriler, ülke geneline yayılmıştı.Uluslararası Af Örgütüne göre geçen haftadan bu yana ülkenin farklı eyaletlerinde devam eden protestolarda 15 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
Reklam
Sakarya'da Dolandırıcılık Operasyonunda 2 Irak Uyruklu Tutuklandı
SAKARYA (AA) - Sakarya'da polis tarafından düzenlenen operasyonda, ihtiyaç sahiplerine yardım etme bahanesiyle dolandırıcılık yaptıkları öne sürülen Irak uyruklu 2 zanlı tutuklandı. Alınan bilgiye göre, Adapazarı ilçesinde Iraklı kadına, tanımadığı Irak uyruklu 2 erkek, ihtiyaç sahiplerine para yardımı yapmak istediklerini söyleyerek yanlarındaki 96 bin Belarus rublesini verdi. Yardım parasının bir miktarını ihtiyaç sahiplerine vermesini, geri kalanını da kendisinin almasını ancak yardımlar dağıtılana kadar da teminat isteyen 2 şüpheli, kadından yaklaşık bir kilogram ağırlığında altın aldı. Aldığı yardım paralarını Türk lirasına çevirmek için döviz bürosuna giden Iraklı kadın, kendisine verilen paranın değersiz olduğunu öğrendikten sonra emniyete başvurdu. Asayiş Şube Müdürlüğü Yankesicilik-Dolandırıcılık Bürosu ekiplerince başlatılan çalışmada, yüzlerce aracın incelenmesinin ardından eşgale uyan 2 kişinin içinde bulunduğu aracın İstanbul'a gittiği tespit edildi. Şüphelilerin adreslerini belirleyen ekipler, Esenyurt ilçesindeki 2 adrese operasyon düzenledi. Operasyonda dolandırıcılık olayını gerçekleştiren Irak uyruklu A.H. (41) ve Ö.H.T. (42) yakalandı. Evlerdeki aramalarda, yüklü miktarda dolar ve çok sayıda ziynet eşyası ele geçirildi.Sakarya'ya getirilen zanlılar, işlemlerinin ardından çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde 1300 Mahkum Hapishaneden Kaçtı
ANKARA (AA) - Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin (KDC) doğusundaki Beni Hapishanesi'ne isyancı grubun saldırısından sonra yaklaşık 1300 mahkumun kaçtığı belirtildi.Beni Belediye Başkan Vekili Modeste Bakwanamaha, basına yaptığı açıklamada, Beni Hapishanesi'nin isyancılarının saldırısına uğradığını bildirdi.Yaklaşık 100 isyancının hapishaneye saldırdığını belirten Bakwanamaha, hapishanenin kapısının patlatılarak yıkılmasının ardından 1300 mahkumun kaçtığını ifade etti. Bakwanamaha, cezaevinde çoğunlukta Demokratik İttifak Güçleri (ADF) isyancı grubunun üyelerinin bulunduğunun altını çizerek saldırıdan ADF'yi sorumlu tuttu.Aynı cezaevinden 2019’da ADF saldırısı sonrası 900 mahkum kaçmıştı. ADF'nin bölgedeki saldırılarında, 2014'ten bu yana 3 bin sivil hayatını kaybetti. Ülkenin Ruanda, Uganda ve Burundi sınırının bulunduğu doğusu, 20 yıldır altın ve kobalt gibi yer altı kaynaklarının kontrolünü sağlamaya çalışan silahlı grupların saldırıları ve çatışmalarına sahne oluyor.
TEB, Bigg Girişimcilerine Destek Vermeye Devam Ediyor
İSTANBUL (AA) - Türk Ekonomi Bankası (TEB), TÜBİTAK Bireysel Genç Girişim (BiGG) Programı'nda 2 yıl daha uygulayıcı kuruluşlar arasında yer alarak girişimcilere destek verecek.Bankadan yapılan açıklamaya göre, TEB, Girişim Bankacılığı ile yenilikçi iş fikirlerini ekonomiye kazandırmaya ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. TÜBİTAK'ın BiGG Programı kapsamında 2015 yılından bu yana çok sayıda girişimcinin hibe desteğinden yararlanmasına aracılık eden TEB, başarısıyla 2 yıl daha uygulayıcı kuruluş olmaya hak kazandı. Bu doğrultuda TEB, ülke genelinde bulunan 7 TİM-TEB Girişim Evi ile farklı bölgelerden teknolojik iş fikri sahibi girişimcilerin BiGG Programı'na başvurularını kabul edecek ve çeşitli desteklerle 200 bin TL hibe desteğinden yararlanmalarını sağlayacak.İlk olarak 2015 yılında BiGG Programı'nın uygulayıcı kuruluşları arasında yer alan TEB, bugüne kadar Türkiye'nin 77 ilinden 4 binin üzerinde teknolojik iş fikri başvurusu topladı ve 89 girişimcinin 14,8 milyon TL hibe desteği almasında köprü rol oynadı. Ayrıca, TEB'in desteklediği BiGG girişimcilerinin toplam cirosu 23 milyon TL'ye ulaştı. 'Bugüne kadar 89 girişimcinin 14,8 milyon TL hibe almasına destek olduk' Açıklamada görüşlerine yer verilen TEB KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz, TEB Girişim Bankacılığı ile girişimcilik ekosisteminin her alanında yer aldıklarını, yenilikçi ve parlak fikirlerin ekonomiye katılımına destek verdiklerini belirterek, şunları kaydetti: '2015 yılından bu yana TÜBİTAK'ın BiGG Programı kapsamında akredite kuruluşlardan biriyiz. BiGG Programı'nda geçen yıllarda sunduğumuz desteklerle en fazla girişimcinin desteklenmesini sağlayan uygulayıcı kuruluşlar arasında yer aldık ve bugüne kadar 89 girişimcinin 14,8 milyon TL hibeden yararlanmasına aracı olduk. Önümüzdeki dönemlerde bu rakamları daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz.' TEB olarak program kapsamında elde ettikleri başarılı sonuçlarla 2 yıl daha uygulayıcı kuruluş olma hakkını elde ettiklerini aktaran Cengiz, 'Daha fazla girişimciye 2 yıl boyunca destek sunmaya, özel programlarla fikirlerini nasıl işe dönüştürebileceklerinden projelerini nasıl pazarlayacaklarına kadar her konuda yanlarında olmaya devam edeceğiz.' ifadesini kullandı. TİM-TEB Girişim Evi, girişimcileri Step Up Programı ile TÜBİTAK'a hazırlıyorÜlkenin dört bir yanında projelerini gerçekleştirmek isteyen parlak fikirli girişimcilere 7 ilde faaliyet gösteren TİM-TEB Girişim Evleri ile destek verdiklerini bildiren Cengiz, şunları kaydetti:'TİM-TEB Girişim Evi'nin bulunduğu illerde, yenilikçi, yüksek katma değerli ve ihracat potansiyeline sahip girişimler ile girişimci işletmeleri geliştirmek ve güçlendirmek amacıyla çalışmalar yapıyoruz. Özellikle TÜBİTAK BiGG Programı'na başvuran girişimcilerimizi kabul ettiğimiz Step Up programı ile yenilikçi teknoloji iş fikri sahiplerine danışmanlık, teknik mentorluk, ofis desteği, yatırımcılarla buluşturma gibi iş fikirlerinin hayata geçirilmesinden projenin tanıtımına, projenin yatırımcılara sunulmasından müşteri bulunmasına kadar her aşamada destek veriyoruz.' TÜBİTAK BiGG Programı kapsamında hibeden yararlanmak isteyen girişimciler, girişim hızlandırma merkezleri TİM-TEB Girişim Evleri’nden bilgi alabiliyor, www.teblegirisim.com adresinden başvuru yapabiliyor.
Reklam