İsrail İle Bae Arasında Vize Muafiyet Anlaşması İmzaladı
KUDÜS (AA) - İlişkileri normalleştirme anlaşmasının ardından Birleşik Arap Emirlikleri'den (BAE) İsrail'e yapılan ilk üst düzey ziyarette iki ülke arasında vize muafiyet anlaşması da dahil olmak üzere toplam 4 anlaşma imzalandı. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin'nin de aralarında bulunduğu bazı ABD'li yetkililer, Ekonomi ve Maliye Bakanı'nın öncülük ettiği BAE heyetiyle aynı uçakla Abu Dabi'den Tel Aviv'e geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'li ve BAE'li yetkilileri taşıyan uçağı havalimanında karşıladı. BAE'den İsrail'e yapılan ilk üst düzey ziyaret nedeniyle Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion havalimanında tören düzenlendi. Törene İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi, Maliye Bakanı Yisrael Katz ve ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman da katıldı. Başbakan Netanyahu törende yaptığı konuşmada, Abu Dabi ile varılan, ilişkileri normalleştirme anlaşması dolayısıyla ABD Başkanı Donald Trump ve BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed'e teşekkür ederek, 'ABD'nin desteği olmasa bugün burada olamazdık.' ifadesini kullandı.Karşılama töreninin ardından İsrail ile BAE arasında vize muafiyeti, havacılık, ekonomik iş birliği ve yatırımların korunması olmak üzere 4 anlaşmaya imza atıldı.Böylece İsrail, ilk kez bir Arap ülkesiyle vize muafiyet anlaşması imzalamış oldu.
Grafikli - İlk Türk Balesinin Bestecisi: Ferit Tüzün
İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - Besteci ve orkestra şefi Ferit Tüzün'ün vefatının üzerinden 43 yıl geçti.Ferit Tüzün, 1929'da İstanbul'da doğdu. Müzikle yakından ilgili bir ailede yetişen Tüzün, ablası Bedriye Tüzün'ün İstanbul konservatuvarının şan bölümünden mezun olması nedeniyle erken yaşlarda müzik ile tanıştı.İlkokul eğitimini Kınalıada ve Heybeliada'da alan Tüzün daha sonra Ankara Atatürk Lisesi'ne geçti. Tüzün, ablası aracılığıyla bu sıralarda Ulvi Cemal Erkin ile tanıştı ve onun da önerisi ile Ankara Konservatuvarına piyano bölümü öğrencisi olarak girdi. İlk önemli eserini 22 yaşında verdiErkin ve Necil Kazım Akses'in önerileri ve yardımları ile aynı zamanda kompozisyon bölümüne de kaydolan Tüzün, 1949'da piyano yüksek bölümünden ve 1951'de de kompozisyon bölümünden birincilikle mezun oldu. Tüzün ilk önemli eseri 'Ninni'yi 22 yaşında konservatuvar son sınıftayken besteledi. Bu eser 1952'de Cemal Reşit Rey yönetiminde İstanbul şehir orkestrası tarafından seslendirildi.Usta besteci, konservatuvarda bir süre Necil Kazım Akses'in asistanlığını yaptı, bu sıralarda Milli Eğitim Bakanlığının yurt dışına öğrenci göndermek için açtığı sınavı kazanarak 1954'de Münih Müzik Akademisine gitti. Tüzün burada, Fritz Helmann, Kurt Eichhorn, Adolf Mennerich ve G. E. Lessing'in yanında öğrenim gördü.Yurt dışında yaşadığı dönemde Münih Filarmoni Orkestrası şefi Adolf Mennerich ve Gotthold Ephraim Lessing ile orkestra şefliği çalışmalarına devam eden Tüzün, kompozisyon konusunda da çalışmalarını sürdürdü.Dünya prömiyerleri Münih Filarmoni tarafından yapıldıFerit Tüzün Münih'teyken Leucart yayınevi ile anlaşma imzaladı ve eserlerinin basım hakkını buraya devretti, bu sayede bazı eserleri korundu ve yurt dışında çeşitli yerlerde çalındı. Tüzün'ün orada kaldığı süre içinde bestelediği 'Anadolu Süiti' ve 'Türk Cappriccio'sunun dünya prömiyerleri Münih Filarmoni tarafından yapıldı. Sanatçının, bu orkestradan aldığı sipariş üzerine bestelediği 'Humoresque' (1957) adlı eseri de büyük başarı kazandı. Eserin adı daha sonra 'Nasreddin Hoca' olarak değiştirildi. Münih'teki eğitimini 1958'de tamamlayan Tüzün bursunun bir yıl daha uzatılması için başvuruda bulundu ve Münih Devlet Operası'nda şef yardımcılığı yaptı. Ayrıca başka kentlere de giderek çeşitli orkestraları yönetti.Tüzün, 1959'da Türkiye'ye dönerek önce Ankara Devlet Operasında Şef yardımcısı, daha sonra da 1976'da Ankara Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü oldu. Bir yandan da bestecilik çalışmalarına devam eden Tüzün, ilk Türk balesi olan 'Çeşme Başı'nın yanı sıra, 'Midas’ın Kulakları' operası ve 'Esintiler' gibi çeşitli eserler verdi.Üç bölümden oluşan ve dans süiti tarzında bir eser olan 'Esintiler', TRT'nin 1965'te açtığı yarışmada birincilik ödülü kazandı. 'Kınalı Eller' ilk defa 2004'te seslendirildiFerit Tüzün'ün önemli eserleri arasında konusunu Elazığ dolaylarından alan bir bale olan 'Çayda Çıra' için bestelediği bir bale süiti ile ilk defa 2004'te seslendirilen 'Kınalı Eller' adlı bir bale süiti de yer aldı. Bilinen son yapıtı olan 'Söyleşi' ise Kültür Bakanlığı tarafından Cumhuriyetin 50. yıl dönümü için istenen, senfonik orkestra için yazılmış bir eserdi.Ankara konservatuvarında da 1974'te öğretmenlik yapan Tüzün, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevindeyken 1977'de hayatını kaybetti.Türk kültüründen kopmadan eserler vermeyi seçtiTürk kültüründen kopmadan eserler vermeyi seçmiş bir besteci olan Tüzün, henüz 48 yaşında hayata gözlerini kapadığında arkasında 20 kadar eser bıraktı. Tüzün bir eser üzerinde çalışma yolunu ise şu sözleri ile açıklamıştı:'Ağır çalışırım. Önce kafamda tasarlarım ve tasarılar şekilden şekle girer. Unutmamak için bazı fikirleri not ederim, bunlar olgunlaşınca da doğrudan doğruya üzerinde çalışırım. Yerli ezgileri tematik gereç olarak kullanmam. Böyle bir şey gerekiyorsa onu kendimden yaratmak isterim.' Ölümünden 23 yıl sonra Sevda - Cenap And Müzik Vakfı tarafından Onur Ödülü Altın Madalyası ile ödüllendirilen Tüzün'ün başlıca eserleri şöyle:'Anadolu Süiti' (1954), 'Çeşmebaşı Bale Suiti' (1958), 'Türk Kapriçiyosu' (1956), 'Humerosque' (Nasreddin Hoca) (1957), 'Midas'ın Kulakları Operası' (1966-1969), 'Esintiler' (1965), '6 Çoksesli Türkü' (1964)'
Kızları, Ahmet Taner Kışlalı'yı Aa'ya Anlattı
ANKARA (AA) - BARIŞ KILIÇ - Eski kültür bakanlarından, siyaset bilimci ve yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın suikast sonucu ölümünün üzerinden 21 yıl geçti.Hacettepe ve Ankara üniversitelerinde öğretim üyeliği yapan, akademik çalışmalarının yanı sıra güncel siyaset üzerine kaleme aldığı yazılarıyla dikkati çeken Kışlalı, 1977'de CHP'den İzmir milletvekili seçildi. Bir yıl sonra Kültür Bakanı olan Kışlalı, bu dönemde de yazmayı sürdürdü.Kışlalı, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinde siyaset bilimi derslerine girdi, 1991'de Cumhuriyet gazetesinde haftalık köşe yazılarına başladı.Fransa'da akademik çalışmalarını sürdürdüğü dönemde Nicole (Nilgün) ile evlenen Kışlalı'nın, bu evlilikten Altınay ve Dolunay adlı kızları dünyaya geldi. Ahmet Taner Kışlalı, 1995'te geçirdikleri trafik kazasında eşini kaybetti, kendisi ise ağır yaralandı.Kışlalı, 1997'de Nilüfer Kışlalı ile ikinci evliliğini yaptı. Bu evlilikten de kızı Nilhan Nur dünyaya geldi.Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999'da otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybettiğinde 60 yaşındaydı. Türkiye'yi yasa boğan saldırının ardından Ankara'daki cenaze töreninde Kışlalı'yı ebediyete binlerce kişi uğurladı.Kışlalı, vefatına kadar Cumhuriyet gazetesindeki yazılarını yazmayı ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesinde ders vermeyi sürdürüyordu.'Babamla fotoğrafımız yok'Kışlalı hayatını kaybettiğinde 29 günlük olan kızı Nilhan Nur Kışlalı, bugün Kanada'da siyaset bilimi ve ekonomi eğitimi görüyor. Pandemi dolayısıyla derslerini Ankara'daki evlerinden takip eden Nilhan Nur Kışlalı, babasının çalışma odasında Ahmet Taner Kışlalı'nın kendisi için ne ifade ettiğini AA muhabirine anlattı.İlk cümleleri, '29 günlüktüm babamı kaybettiğimde. Babamla fotoğrafımız yok. O kadar küçüktüm.' olan Nilhan Nur Kışlalı, buna rağmen babasını iyi tanıdığını düşünüyor. Babasını birebir tanıma fırsatı olmadığı için tanıyan herkesin kendisine babasından bahsettiğini belirten Kışlalı, 'Gerek aileden gerek arkadaşlarından gerek üniversitedeki çevresinden, herkesten babamı dinleme fırsatım oldu. O yüzden çok iyi tanıdığımı düşünüyorum. Hatta onu yaşarken tanımış insanlardan bile belki biraz daha iyi tanıdığımı düşünüyorum. Çünkü insanlar, onu tanıyan insanlara onu anlatmıyor. Ama benimle karşılaşınca öyle bir sorumluluk duyuyorlar.' diye konuştu.Nilhan Nur Kışlalı, Ahmet Taner Kışlalı'nın kendisi için ne ifade ettiği sorulduğunda, 'Hem bir baba, ailemden dinlediğim, kuzenlerimden dinlediğim hem de bu ülke için canını kaybetmiş ve savaş vermiş bir aydınımız. O yüzden 2 farklı insan benim için aynı zamanda.' dedi.Siyaset bilimi eğitimi görmesinde babasının etkisi bulunduğunu dile getiren Kışlalı, içinde büyüdüğü atmosfer dolayısıyla küçüklüğünden beri siyasete ilgi duyduğunu anlattı. Babasının kitaplarını ve yazılarını okuduğunu, onun gibi akademisyen olmayı düşündüğünü kaydeden Kışlalı, 'Akademik bir kariyer düşünüyorum. Tabii şu an tam emin değilim, ne yapmak istediğim konusunda. Ama akademisyen olmak beni çok heyecanlandırıyor, çok da ilgimi çekiyor. Üniversitede kalıp, araştırma yapmak, daha da öğrenmek istiyorum.' ifadelerini kullandı.Nilhan Nur Kışlalı, babasının arkadaşlarıyla zaman zaman görüştüklerini söyledi. 'Öğrencilerinden adeta beslenirdi'Prof. Dr. Kışlalı'nın İstanbul'da yaşayan kızı Dolunay Kışlalı Edis ve hayatını Kanada'da sürdüren kızı Altınay Kışlalı Erginbilgiç de, AA muhabirine, babalarını ve onunla olan ilişkilerini anlattı. Dolunay Kışlalı Edis, babasını düşündüğünde aklına iyimserlik, sevgi doluluk, dürüstlük kavramlarının geldiğini vurgulayarak, 'Onun kadar özü sözü bir insan tanımadım. Belki çok kısa bir zaman geçirdik beraber ama çok yoğundu. Annemin ölümü de dahil olmak üzere zor anlarımız oldu, çatışmalarımız da oldu. Ama hep güçlü bir iletişimimiz vardı.' şeklinde konuştu.Annesi ve babasını trajik koşullarda kaybettiği için insanların bazen acıyarak baktıklarını ifade eden Dolunay Kışlalı Edis, oysa kendisine hayatta kalma gücü veren ve yaşamayı sevdiren iki insanın çocuğu olduğu için şükrettiğini belirtti.Dolunay Kışlalı Edis, 'baba Ahmet Taner Kışlalı'dan bahsederken, şu anısını aktardı:'Bir akşam evde misafirler varken ben odamda Şeker Portakalı kitabını okuyorum ve kitaba öylesine üzüldüm ki ağlıyorum. Aşağıya indim. Babam tüm misafirlerini bırakıp beni kucağına oturttu ve teselli etti, benimle hüzünlendi.'Babasının hayatı boyunca sorunlar karşısında yılmadığını, çözümün parçası olmaya çalıştığını belirten Dolunay Kışlalı Edis, 'Doğaya, hayvanlara, insanlara, vatanına karşı çok hassas ve sevgi doluydu. 'İnancı yıkılmış, umudunu yitirmiş bir insan ruhsal açıdan sakat bir insandır.' derdi. Her türlü yasağa karşıydı. Kural koyardı ancak yasakla hiçbir yere varılamayacağını bilirdi. Ablamla bana kurallar koydu ama en önemlisi kendi sorumluluğumuzu almamızı teşvik etti. Bize saygı duyardı ve önemserdi.' dedi. Edis, babasının tüm gençlere, özellikle de öğrencilerine karşı inancı ve saygısının çok derin olduğuna, gençliğin enerjisine, ilgisine ve bilgisine güvendiğine, onlardan adeta beslendiğine işaret ederek, şunları anlattı: 'Sınıfında her görüşten öğrenci özgürce kendini ifade edebilirdi. Kimse yargılanmaz, suçlanmaz veya aşağılanmazdı. Sınıf ortamında öğrencilerinin birbirlerinin düşüncelerine saygı göstererek tartışmalarını sağlardı. Herhangi bir düşünce veya bir grubun hakimiyetine izin vermezdi. 'Bir gücün tek başına egemen olduğu yerde demokrasiden söz edilemez.' derdi. 'Gençlik sesini yükselttiğinde değil, asıl sustuğu, pıstığı zaman ülkenin geleceği için endişelenmek gerekir.' derdi. Bence tam da bu nedenle birileri tarafından sakıncalı görüldü diye düşünüyorum. Çünkü demokratik platformda tartışma zemini bulan düşünceler sivrilerek silahlanmazlar. Ancak birbirlerinden beslenebilirler.''İnsanlığın ve Türkiye'nin güzel yüzünü simgeliyor'Altınay Kışlalı Erginbilgiç ise 'çözmekte zorlandığı sorunları olduğunda yanına ilk gittiği kişinin hep babası olduğunu' aktararak, 'Onun sözleriyle rahatlardım. Ölümünden sonra da sözlerini ve duruşunu anımsayarak rahatlamaya çalışıyorum.' ifadelerini kullandı.Erginbilgiç, şunları kaydetti: 'Babam bugün benim için insanlığın ve Türkiye'nin en güzel yüzünü simgeliyor sanki. İnsancıllığı, yardımseverliği, ayrımcı olmaması, dürüstlüğü, her türlü canlıya sevgiyle yaklaşabilmesi ve her şeyden önce kendisine ve diğerlerine gerçek saygı duyabilmesi. İşte bu özellikleriyle benim için evrensel olarak güzel bir insan.Doğduğu koşullardan çevrenin, kalıtımın ve kendi kişiliğinin etkileri ile vardığı nokta itibarıyla da Türkiye'nin güzel yüzünü temsil ediyor. Hem Allah'a inanıyor hem de bilimsel düşünceyi önemsiyor, yaşamının tüm alanlarında devreye sokuyor. Ülkesinin kültür birikimini daha fazla tanımaya ve tanıtmaya çalışıyor. Ülkesinin bağımsızlığı için çaba harcayanları unutmadan, kendisi de aynı amaçla uğraş veriyor. Türkiye'nin dünya üzerinde saygın bir yer edinmesi için hem örnek bir elçi oluyor hem de gelecek kuşağın yetişmesine katkı sağlıyor.'Babasıyla olan bir anısını aktaran Erginbilgiç, annesinin hayatını kaybettiği kazada yaralanan babasını bir süre kontrol için hastaneye götürdüklerini, son gidişlerinde tetkikler için babasına rahatlatıcı bir ilaç verildiğini belirtti. Erginbilgiç, şöyle devam etti:'Eve dönüş yolumuzda ara sıra uyuyakalıyor, uyanınca da çok bilinçli olmadan bir şeyler mırıldanıyordu. Hüzünlü ve gözü yaşlı olarak söylediğini anlamak için dikkat kesildim, 'Bir gemi kalkar bu limandan... Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu. Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler. Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler...' Meğer Yahya Kemal Beyatlı'nın şiirini okurmuş. Bitiremeden mısraları tekrar uyuyakalmıştı. Birden heyecanla ve elini hafif kaldırarak bu sefer de 10. Yıl Marşı'nı okumaya başladı. Evimize vardık, dinlenmek için odasına çekildi. Uyanınca ona arabada olanları anlatınca hayretle yüzüme baktı, farkında bile değildi.'Suikastle ilgili davaKışlalı suikastına ilişkin ilk yargılama Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yapıldı. Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'un öldürülmesi eylemlerinin de arasında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan dava, 'Umut Operasyonu' olarak tarihe geçti.DGM'lerin kapanmasının ardından yargılamaya Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Davada, 3 sanık 'yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek' suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapse mahkum edildi.Anayasa Mahkemesi, gözaltında tutuldukları tarihlerdeki mevzuatın, gözaltı süresinde avukata erişim imkanı tanımadığı gerekçesiyle 5 sanığın yeniden yargılanmasına karar verdi.Yargılama halen Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.
Gündeminde Askıda Ekmek, Azerbaycan ve AYM Vardı: Meral Akşener Grup Toplantısında Konuştu
İYİ Parti lideri Meral Akşener, partisinin grup toplantısında Ermenistan'ın Azerbaycan'a saldırılarını, Anayasa Mahkemesi tartışmasını, 2021 bütçesini, Karadeniz'de doğalgaz keşfini ve eğitim sisteminde yaşanan sorunları değerlendirdi. Akşener, 'Türkiye’yi, en büyük ilk 10 ekonomiden biri haline getireceksek, öncelikle eğitimde ilk 10 arasına girmeliyiz. Çünkü eğitimdeki sıramız, ekonomimizin geleceğidir.' ifadelerini kullandı.
Reklam
ABD, Bahreyn Ve İsrail'den "İsrail İle Bahreyn Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına" İlişkin Açıklama
WASHINGTON (AA) - ABD, Bahreyn ve İsrail, Bahreyn ile İsrail arasında diplomatik ilişkilerin kurulması için imzalanan mutabakatla, iki ülke ilişkilerinde 'yeni ve umut vadeden bir döneme' girildiğini açıkladı. Beyaz Saray, ABD, Bahreyn ve İsrail heyetlerinin dün Bahreyn'in başkenti Manama'da yaptığı görüşmelere ilişkin bu 3 ülkenin yayımladığı ortak açıklamayı paylaştı.Bahreyn ile İsrail arasında diplomatik, barışçıl ve dostane ilişkilerin kurulmasına yönelik olarak mutabakat imzalandığı anımsatılan açıklamada, bu anlaşmayla iki ülke ilişkilerinde yeni ve umut vadeden bir döneme girildiği ifade edildi. İki ülkenin, ekonomi ve ticaret iş birliği, hava hizmetleri, tarım, telekomünikasyon, posta hizmetleri, vizeler, mali hizmetler, dışişleri bakanlıkları ve ticaret odaları arasında iş birliği konularında da mutabakat zaptları imzalandığına işaret edilen açıklamada, çalışma gruplarının da sağlık, liman hizmetleri, spor ve kültür gibi alanlardaki potansiyel iş birliklerini görüştüğü bildirildi. Açıklamada, 'Orta Doğu'nun en dinamik iki milleti arasında doğrudan ilişkilerin başlaması, her iki ülkenin ve bölgenin halkları için daha güvenli ve refah bir geleceğe katkı sağlayacaktır.' değerlendirmesinde bulunuldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın girişimiyle İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında imzalanan anlaşmanın iki ülkenin iş birliğinde yeni bir devir açtığı belirtilen açıklamada, 'Bahreyn ve İsrail, ABD'nin Orta Doğu'da barışı, refahı, ortak değerler ve çıkarlara bağlı iş birliği alanlarını genişletmeye yönelik stratejik ajandasını destekleyecektir.' ifadesi kullanıldı. Tarafların İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulunması için çaba göstermeye devam edeceği, Bahreyn ve İsrail'in ABD'ye 'daha istikrarlı, güvenli ve refah bir Orta Doğu' sağladığı için teşekkür ettiği vurgulandı. BAE ve Bahreyn'in İsrail ile normalleşme süreciUzun süredir başta BAE olmak üzere Körfez ülkeleri ile İsrail arasında perde arkasında yürütülen ciddi temas süreci, ABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ağustos’ta BAE'nin, 11 Eylül'de de Bahreyn'in İsrail ile ilişkileri normalleştirme anlaşmasına vardığını duyurmasıyla aleni hale geldi.15 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen resmi törende, İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında 'ilişkilerin normalleştirilmesine' yönelik anlaşmalar imzalanmıştı.İsrail basını ve uzmanlara göre, İsrail ile normalleşme sürecinde sırada Umman, Sudan ve Suudi Arabistan var.
Reklam
Burdur Valisi Arslantaş'tan Kovid-19 Uyarısı:
BURDUR (AA) - Burdur Valisi Ali Arslantaş, kentteki yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının yüzde 65'inin virüsü akrabalarından kaptığını belirterek, toplantı ve ziyaretlere bir süre ara verilmesi gerektiği uyarısında bulundu. Vali Arslantaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, maskenin yanı sıra sosyal mesafenin de salgınla mücadele çok önemli olduğuna dikkati çekti. Komşu ve akraba ziyaretlerinin bir süreliğine yapılmamasını öneren Arslantaş, paylaşımında şu ifadeye yer verdi: 'Maske için teşekkürler ama mesafeye uymuyoruz. Apartman toplantıları, altın günleri, hasta ziyaretleri, komşu, esnaf ziyaretleri gibi alışkanlıklara lütfen ara verelim.İlimizde koronavirüse yakalanan hastalarımızın yüzde 65'i virüsü akrabalarından ev ortamında kapmışlar.Tedbirlere uyarak mücadeleyi güç birliği ile sürdürelim.'
Fas Dışişleri Bakanı Burita, ABD'li Yetkili İle İki Ülke Arasındaki İş Birliğini Görüştü
RABAT (AA) - Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu'dan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı David Schenker, iki ülke arasında ekonomi ve güvenlik alanlarında iş birliğini görüştü.Fas haber ajansı MAP'a göre, Burita, resmi temaslarda bulunmak üzere Fas'a gelen Schenker ile başkent Rabat'ta bir araya geldi.Görüşmede, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın güçlendirilmesi için güvenlik ve ekonomi alanlarındaki iş birliği konusu ele alındı.Fas basınına açıklamada bulunan Schenker, Birleşmiş Milletler (BM) öncüğündeki Libya siyasi diyalog sürecini desteklediklerini ve Rabat yönetiminin bu sürece verdiği desteği de takdir ettiklerini belirtti.Schenker, Fas'ın ABD'yle pek çok askeri tatbikat düzenlediğini bunlardan bir tanesinin de her yıl yapılan Afrika Aslanı askeri tatbikatı olduğunu sözlerine ekledi. Fas'ın, ABD ile serbest ticaret anlaşması yapan tek Afrika ülkesi olduğunu aktaran Schenker, 150 Amerikan şirketine ev sahipliği yapan ülkenin bu haliyle ABD'nin Afrika'ya açılan kapısı hükmünde olduğunu kaydetti.ABD Savunma Bakanı Mark Esper'in 2 Ekim'de Fas'a gerçekleştirdiği ziyarette, Rabat ve Washington arasında ortak tehditlere karşı 10 yıllık askeri iş birliğini güçlendirme anlaşması imzalanmıştı.
CHP Sözcüsü Öztrak, Myk Toplantısına İlişkin Açıklama Yaptı:
ANKARA (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 'Anayasa Mahkemesi, milletvekilimiz Enis Berberoğlu'nun seçme ve seçilme hakkının gasbedildiğine 'oy birliğiyle' karar verdi. Herkes Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlara uyacak.' dedi.CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), parti genel merkezinde, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan Parti Sözcüsü Öztrak, KKTC vatandaşlarının oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilen Ersin Tatar'ı kutladı. Öztrak, CHP'nin Kıbrıs Türk'ünün haklı davasının yanında olmaya devam edeceğini söyledi.Hafta sonu Ermenistan yönetiminin Azerbaycan'ın Gence ve Mingeçevir kentlerine düzenlediği füze saldırılarıyla sivilleri bir kere daha vurduğunu, aralarında bebeklerin de olduğu 13 kişinin yaşamını yitirdiğini ve çok sayıda kişinin de yaralandığını hatırlatan Öztrak, bu terörü lanetlediklerini belirtti.Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralananlara acil şifalar dileyen Öztrak, 'Dünya kamuoyu, sivillere yönelik bu saldırılara sessiz kalmamalıdır. CHP olarak, Azerbaycan'daki kardeşlerimizin acılarını paylaşıyoruz. Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmek için yürüttüğü meşru mücadelesini desteklemeye devam edeceğiz.' diye konuştu.Öztrak, bugün vefatının 17. yılı olan Bosna-Hersek'in kurucu Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'i rahmetle andı. Faik Öztrak, hayatını kaybeden gazeteci yazar Bekir Coşkun'a da Allah'tan rahmet yakınlarına ve sevenlerine sabır diledi.Ülkenin savrulduğunu, milletin sıkıntısının her geçen gün arttığını, devlette de kriz yaşandığını öne süren Öztark, şunları söyledi:'Anayasaya, yasalara ve adalete sadakatle bağlı kalması gereken savcılar ve hakimler, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyor. Yargı, hem kendi içinde hem de yasamayla kavga ediyor. Hakimler, sarayın tetikçiliğine soyunmuş. Devletin adalet direği, bu ucube rejimin elinde çöküyor. Türkiye Cumhuriyeti artık anayasal bir devlet olmaktan çıktı, kağıt üzerinde 'anayasalı' bir devlete dönüştü. Anayasa Mahkemesi, milletvekilimiz Enis Berberoğlu'nun seçme ve seçilme hakkının gasbedildiğine 'oy birliğiyle' karar verdi. Herkes Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlara uyacak. Bunu biz demiyoruz. Bunu Anayasa kitapçığı söylüyor.' Anayasa'nın bir toplumsal sözleşme olduğunu, milletin hakkının, hukukunun, devlete verdiği yetkilerin ne olduğunun burada yazdığını dile getiren Öztrak, yasamanın, yürütmenin, yargının yetkilerini ve meşruiyetini, Anayasa'dan aldığını vurguladı.'Her şeyde resen harekete geçen HSK'den tık yok'Öztrak, 'İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi hakimleri 'Ben bu Anayasa'nın maddelerini tanımıyorum' derse bu, Anayasa'yı tağyir, tebdil ve ilgadır. Anayasa suçudur. Baştan beri HSK resen harekete geçmelidir diyoruz. Ama her şeyde resen harekete geçen HSK'den tık yok.' dedi.Bu suçun mağdurunun sadece Enis Berberoğlu, CHP ve TBMM olmadığını, bu suçun gerçek mağdurunun o Anayasa'ya 'evet' diyen milli irade olduğunu öne süren Öztrak, şunları kaydetti:'Bu suçun gerçek mağduru, Anayasa ve hukuk devleti askıya alındığı için, 'Askıda ekmeğe' mahkum edilen millettir. Arkadaşımız Enis Berberoğlu’nun davasına bakan hakim, sarayın icra memuru, adalet celladı olmuş. Saraya karşı çıkanlarla ilgili hangi dava varsa, kim varsa bunların davaları bu hakime veriliyor. Berberoğlu kararı bu hakimde, Kaftancıoğlu kararı bu hakimde, Sözcü gazetesi kararı bu hakimde. Bu hakim, Anayasa Mahkemesi kararını da tanımıyor. Bu suçtur, bu yargılanma hakkının ihlalidir, bu çıkmaz sokaktır, bu kaostur, bu devlet krizidir. Bir üst mahkeme olan 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, bu Anayasa'yı ihlal suçuna 'dur' demesini bekliyoruz.' Pazar sabahı 2021 bütçesinin Meclise sunulduğu haberinin geçildiğini, Bütçe Kanun teklifinin, Meclisin internet sitesine bu sabah konulduğunu aktaran Öztrak, Anayasa'nın 'Bütçe, mali yılbaşından, en az 75 gün önce Cumhurbaşkanı tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.' maddesini hatırlattı.Öztrak, 'Yani bütçenin en geç cumartesi gece yarısından önce Meclise teslim edilmesi gerekiyordu. Öyle gözüküyor ki saray ya bütçeyi Meclise zamanında yetiştiremedi ya da o da hakimler gibi Anayasa'ya uymaya gerek görmedi. Bu da devlet krizinin bir diğer cephesi.' dedi.2017'de 48 milyar lira olan bütçe açığının 2021'de beşe katlanarak 245 milyar liraya çıktığını ifade eden Öztrak, faiz harcamalarının ise aynı dönemde 58 milyar liradan üçe katlanarak 180 milyar liraya ulaştığını ifade etti.Bu bütçede milletin derdine derman bulunmadığın savunan Öztrak, 'Bu bütçede, tam gaz faiz lobilerinin, yandaşların cebini doldurmak var. Bu bütçe millete ekmeği ancak 'askıda' gösterecek bir bütçe.' ifadesini kullandı.Öztrak, 'Saray ittifakının büyük ortağı, millete yoklukta sabır telkin ediyor. Küçük ortak da millete 'askıda ekmek' vadediyor. Bunların milletin derdine derman olma niyetleri yok. Biri yapacağı işi yüce Allah'a, öbürü de millete havale ediyor.' değerlendirmesini yaptı.Denizli Valisi Ali Fuat Atik'e de tepki gösteren Öztrak, koronavirüs tedbirleri kapsamında denetim yaptığı sırada dönerci ile arasında geçen konuşmaları eleştirdi.'Bu düzenlemenin derhal değiştirilmesi lazım'Geçen hafta Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Sanayileşme İcra Komitesi kurulduğunu belirten Öztrak, Komite'nin görev ve yetkileri arasında oldukça müphem ifadeler olduğunu savundu.Öztrak, 'Ülke için de kritik öneme sahip şirketlerin ortaklık yapılarında, yurt içi üretimin sürekliliğini ve ulusal güvenliği riske atabilecek bir değişiklik olursa bu konuda karar alabileceklermiş. Bir komite, ortaklık yapılarıyla ilgili şirketlerin karar almaya başladığı zaman bu sıkıntıdır. Bu iş, milletin malını elinden alıp yandaşa verme noktasına kadar gider. Milletin hakkını, hukukunu tanımayan bunun gibi düzenlemeler olursa ülkeye kimse yatırım yapmaz. İş olmaz, aş olmaz. Bu düzenlemenin derhal değiştirilmesi lazım.' değerlendirmesinde bulundu.Uluslararası Para Fonu'nun, Türkiye'nin 2021’de ilk 20 ekonomi arasından düşeceğini söylediğini dile getiren Öztrak, 2021'de 24 milyon nüfuslu Tayvan'ın milli gelirinin, 83 milyon nüfuslu Türkiye'yi aşacağını öne sürdü.Salgında esnaf, çiftçilerin, besicilerin, emekçilerin bir başına bırakıldığını öne süren Öztrak, hükümetin vatandaşlara en düşük nakdi desteği verdiğini savundu.Hükümetin vatandaşları borca batırdığını ileri süren Öztrak, milletin bu borçları nasıl ödeyeceğini düşündüğünü söyledi.Salgın bahane edilerek yandaşlara milyarlarca liralık ihaleler verildiğini, vergi istisnaları getirildiğini iddia eden Öztrak, 'Tarlanın taşıyla, tarlanın kuşunu vuruyor bu yandaş. Ondan sonra da çıkıp Sayın Genel Başkanımıza ipe sapa gelmez laflar söyleme cüretinde bulunuyorlar. Sen iş adamı mısın? Varsa bir meramın doğru düzgün söylersin ama bir siyasi parti liderine ileri geri konuşamazsın. Siyaset mi yapacaksın? O zaman şirketini bırakacaksın geleceksin nerede istersen orada siyaset yapacaksın.' dedi.'Yeniden yapılandırma milleti rahatlatır ama sorunu çözmez'Hükümetin TBMM'ye bir torba yasa teklifi gönderdiğini belirten Öztrak, teklifin gerekçesinin salgınının istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılacağı olduğunu söyledi. Öztrak, 'Nasıl? Kısa çalışmayı, zorunlu ücretli izini uzatarak. Esnek çalışma getirip çalışanların kazanılmış haklarını tırpanlayarak. İşçinin kendi kumbarası olan İşsizlik Fonu'ndan verdikleri paralarla, işsizliğin görünmesini erteleyen pansuman tedbirler getirmişler. Adına da 'yeni istihdam paketi' demişler.' görüşünü savundu.Öztrak, son 18 yılda açıklanan istihdam paketlerinin işsizlik sorununu çözmediğini, ülkedeki pek çok alanda sorunları çözecek, güven uyandıracak bir programın da yönetim anlayışının da ortada olmadığını savundu.CHP Sözcüsü Öztrak, 'Son 10 günde 62 yurttaşımızı sahte içki nedeniyle kaybettik. Normal bir ülkede bu olsa yer yerinden oynar. Ama hükümetten çıt yok.' dedi.Arabadan, telefondan alınan vergilere dikkati çeken Öztrak, can güvenliğini tehlikeye atan bir vergi sisteminin olmaması gerektiğini, bu vergilerle büyüme ve istihdamın sağlanamayacağını ifade etti. Salgında vatandaşın bu vergileri ödeyemeyeceğini dile getiren Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Torba yasayı getirirken açıklamışlar, yeni bir vergi ve prim yapılandırılmasını da torba yasa görüşülürken ekleyeceklermiş. Vatandaş vergisini primini ödeyemeyince önce faiziyle ertelediler, şimdi vatandaş bunu da ödeyemeyince yeniden yapılandırma getirecekler. Yeniden yapılandırma milleti rahatlatır ama sorunu çözmez, halının altına süpürür. Derde deva olmaz. Yapılması gereken, pandemi nedeniyle ödenemez noktalara ulaşan bu borcun, faizini silmektir, hatta anaparasını silmektir, vatandaşa pandemi sonrasında sıfırdan başlama imkanını vermektir.' Türkiye’nin dış politikasını eleştiren Öztrak, dış politikanın iç siyasete malzeme yapıldığını savundu. Dış politikanın milletin çıkarları gözetilerek, ehil kadrolar eliyle yürütülmediğini ileri süren Öztrak, bu nedenle Türkiye'nin bölgede tek bir dostunun kalmadığını söyledi. Öztrak, Türkiye'nin yalnızlaştığını ve dış politikadaki bu tıkanıklığı en iyi Yunanistan'ın değerlendirdiğini dile getirdi. Öztrak, 'Suudi Arabistan çıkmış Türk ürünlerine boykot çağrısı yapıyor. Bu çağrıya Fas'tan Cezayir'e kadar, tarihi bağlarımız olan diğer Kuzey Afrika ülkeleri de katılıyor. Boykota karşı saray ittifakının gıkı çıkmıyor. En son Kanada çıktı. İHA ve SİHA'larımızda kullanılan çok kritik teknolojik parçalara ambargo koydu. Peki saray hükümeti buna bir şey diyebiliyor mu? Kanadalı firmaların Kaz Dağları'nda, Erzincan'da, Uşak'ta, Eskişehir'de, Samsun'da altın ve maden arama ruhsatlarını iptal etti mi? Hayır.' değerlendirmesini yaptı.'Tutumumuz barolar ile ilgili tutumumuzun tıpkısı olacaktır' Öztrak, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.'Bir anket çalışması yaptırdınız mı? Muharrem İnce geçtiğimiz gün katıldığı bir televizyon programında CHP'nin oy oranının yüzde 17 civarlarında olduğunu iddia etti. Bu iddiaya katılır mısınız?' sorusuna karşılık Öztrak, birçok anket çalışması bulunduğunu ancak özel olarak yaptırdıkları bir anket olmadığını söyledi.Öztrak, 'Sayın İnce bizim partimizin üyesi onun iddialarına burada cevap vermeyi doğru bulmuyorum. Çünkü bunlar partimizi eleştiren konular, partinin içinde tartışılması daha doğru olan hususlardır. Ama şöyle de demekten kendimi alıkoyamıyorum, keşke bunu Cumhur İttifakı'nın bir sözcüsü söyleseydi de biz de çıkıp Halep oradaysa arşın burada, hadi bakalım hodri meydan deseydik.' diye konuştu.'Eski CHP Milletvekili Şahin Mengü CHP'nin bir program çalışması yaptığını iddia etti. Böyle bir program çalışması var mıdır?' sorusu üzerine Öztrak, böyle bir program çalışmasının olmadığını söyledi.'Birkaç gündür sosyal medyada bir fotoğraf karesi tartışılıyor. Susurluk ve faili meçhul cinayetlere adları karışan bu isimler üzerinden sosyal medyada 'işte derin devletin fotoğrafıdır' diye tartışılıyor. Bu fotoğraf karesi hakkında ne söylemek istersiniz?' sorusuna Öztrak, 'Gerçekten kim kimlerle beraber bu fotoğrafta gördük. Ülke kimler tarafından yönetiliyor, kimler hangi görevlerde, kimlerin hangi sözleri hangi çerçevede ettiğini bu fotoğraf gerçekten ortaya koyuyor.' yanıtını verdi.'Türk Tabipleri Birliği için barolara benzer bir yasal düzenlemeye gidilebileceği yönünde haberler var. Bununla ilgili değerlendirmeniz nedir?' sorusuna Öztrak, 'Bu konudaki tutumumuz aynen barolar ile ilgili tutumumuzun tıpkısı olacaktır.' karşılığını verdi. Öztrak, CHP'nin böyle bir gidişin karşısında olacağını söyledi.'Olası bir erken seçimde Enis Berberoğlu'nun yeniden aday gösterme durumunuz olacak mı?' sorusuna Öztrak, şu yanıtı verdi:'Enis Berberoğlu'nu tekrar aday göstermek noktasına gireceğimizi zannetmiyorum. Enis Berberoğlu Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara uyularak milletvekilliğini geri alacaktır. Bunu bekliyoruz biz. Yani Enis Berberoğlu'nun gasbedilen seçme ve seçilme hakkının, milli iradenin ona vermiş olduğu milletvekilliğinin Anayasa Mahkemesinin herkesi bağlayan kararından sonra iade edilmesi gerekir.''Son dönemde özellikle valilerin yaptığı toplantılara konunun uzmanları yerine sadece AKP'lilerin çağrıldığını görüyoruz. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?' sorusu üzerine Öztrak, 'Bir partinin genel başkanı Cumhurbaşkanı olunca o memleketin valileri de o partinin eş il başkanı oluyor.' cevabını verdi.'AK Parti il ve ilçe kongreleri sürüyor. Dün de BBP kapalı salonda kongre yaptı. Bir yandan baroların seçimlerinin pandemi nedeniyle ertelenmesi diğer taraftan da yaşanan bu kongreler ile ilgili yorumunuz nedir' sorusuna Öztrak, şu yanıtı verdi:'Caddeleri, meydanları insanlar dolduruyor bu konuyla ilgili hiçbir önlem alınmıyor. AK Parti il ve ilçe kongreleri sürüyor, kapalı yerlerde yapılmasında hiçbir mahsur görülmüyor. BBP kapalı salonda kongre yapıyor, bunun da bir mahsuru yok ama barolar seçimlerini yaparlarsa salgın bulaşıyor. Ülkenin bu sıkıntılı günlerinde milletimiz salgınla boğuşurken salgından bir siyasi gerekçe üretmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır.'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eğitimde reform yapılacağına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Öztrak, 'Erdoğan 18 yıldır muhalefetteydi de biz iktidarda mıydık? 18 yılda memleketin eğitim sistemini nereden nereye getirdiklerinin açık ikrarıdır bu. İdeolojik saplantıları nedeniyle eğitim sisteminde kaosa yol açtılar. Kendi ülkesinin çocuklarını denek haline getiren tek hükümet AK Parti hükümetidir.' yanıtını verdi.Ülkenin eğitim sistemini milli olmaktan çıkarıp kendi ideolojilerinin vesayeti altına alanların Türk eğitim sistemine ihanet ettiğini savunan Öztrak, 'Bu ihanetin baş faili de Recep Tayyip Erdoğan'dır.' dedi.'Azerbaycan milli meselemizdir''İlham Aliyev ile görüşmek için Azerbaycan'a bir heyet gönderecek misiniz?' sorusunu Öztrak, 'Azerbaycan milli meselemizdir. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı başkanlığındaki bir heyetle birlikte Grup Başkanvekili arkadaşımız Engin Altay da Azerbaycan'dadır. Genel Başkanımızın Sayın Aliyeve yazmış olduğu bir mektubu kendilerine sunmuşlardır. Sayın Aliyev de bundan duyduğu memnuniyeti ifade etmiş, selamını göndermiştir.' diye yanıtladı. Uygur Türkleri'ne ilişkin bir soruya karşılık Öztrak, 'Uygur Türkleri konusunda saray ve sarayın ortağı gerçek bir samimiyet testinden geçmektedirler. Özellikte bu 39 ülkenin imzası olan mektuba Türkiye'nin imza atmaması, daha önce Meclise sunulan Uygur Türkleri hakkındaki teklife red oyu vermeleri gerçekten soydaşlarımızla yakından ilgilendiğini iddia eden ve milli ve yerli söylemlerin arkasına sığınan sarayın, onun ortağının bu söylemlerinde ne kadar samimi olduğunu ortaya koymaktadır.' ifadelerini kullandı. Koronavirüs verilerinin paylaşımıyla ilgili bir soruya Öztrak, 'Bütün dünyada uygulama neyse bizde de o yapılması gerekir. Bir veriyi Dünya Sağlık Örgütü ile paylaşıyorsanız bu veri uluslararası standartlarda talep edilen bir veridir. Bu veriyi yabancılarlarla paylaşacaksınız ama kendi ülkenizin araştırmacılarıyla tıp insanlarıyla paylaşmayacaksınız. Bu son derece yanlıştır.' cevabını verdi.Öztrak, bu verilerin paylaşılmasının elzem olduğunu dile getirerek, 'Dünya Sağlık Örgütü'ne verdiğiniz neyi bu milletten saklıyorsunuz?' sorusunu yöneltti.
Reklam
İki Bakanın Da Yer Aldığı Bae Heyeti İsrail'i Ziyaret Ediyor
KUDÜS (AA) - İlişkileri normalleştirme anlaşmasının imzalanmasının ardından aralarında iki bakanın da yer aldığı Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) bir heyetin resmi ziyaret kapsamında İsrail'e gideceği bildirildi. Yerel basında yer alan haberlere göre, BAE Ekonomi ve Maliye Bakanı'nın öncülük ettiği heyet resmi temaslarda bulunmak için yarın İsrail'e gidecek.Heyetin, Başbakan Binyamin Netanyahu, Dışişleri Bakanı Gabi Ashkenazi ve Maliye Bakanı Yisrael Katz ile görüşeceği ifade edildi. Geçen ay imzalanan ilişkileri normalleştirme anlaşmasının ardından BAE'den İsrail'e yapılacak ilk üst düzey resmi ziyarette iki ülke arasında ticaretin geliştirilmesi için bir dizi anlaşmanın imzalanacağı kaydedildi. İsrail ile BAE arasında, 15 Eylül'de Beyaz Saray'da düzenlenen törenle ilişkileri normalleştirme anlaşması imzalanmıştı.
Aa Ve Tika İş Birliğinde "Çevrim İçi Diplomasi Muhabirliği Eğitim Programı" Başladı
ANKARA (AA) - Anadolu Ajansının (AA), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğiyle TİKA'nın Muhabir Eğitim Programı (MEP) kapsamında düzenlenen 'Çevrim içi Diplomasi Muhabirliği Eğitim Programı' başladı.TİKA Eğitim Koordinatörlüğü öncülüğünde düzenlenen ve 13 ülkeden 56 medya temsilcisinin katıldığı programın açılışında konuşan AA Haber Akademisi Müdürü Alptekin Cihangir İşbilir, klasik medyanın yerini yeni medyaya bıraktığı bugünlerde geleneksel gazeteciliğin de uzman gazeteciliğe dönüştüğünü söyledi.Diplomasi Muhabirliği Eğitim Programını da bu kapsamda düzenlediklerini belirten İşbilir, 'Diplomasi, çok geniş bir saha olduğu için uzman gazeteci olma yolunda çok elverişli. Sistematik okuma ve bir alana yoğunlaşma, diplomasi muhabirliğinde çok önemli. Sizleri, bu programda Anadolu Ajansının usta diplomasi muhabirleriyle buluşturacağız. Bu kısa sürede diplomasi muhabirliğinin bazı örneklerini çalışacağız.' diye konuştu.TİKA Dış İlişkiler ve Ortaklıklar Dairesi Başkanı Uğur Tanyeli de eğitim programlarına büyük önem verdiklerini, TİKA’nın 2017'den itibaren gerçekleştirdiği medya eğitimlerine 40'tan fazla ülkede 700'ü aşkın medya temsilcisinin katıldığını dile getirdi.Programın katılımcılar için önemine işaret eden Tanyeli, alanında başarılı diplomasi muhabirlerinin deneyimlerini ve bilgilerini katılımcılarla paylaşacağını kaydetti.Programın ilk günü, AA Dış Haberler Muhabiri Şerife Çetin'in 'Uluslararası Gazetecilik: AB ve NATO' eğitimiyle sona erdi.Eğitim programının ikinci gününde, AA Avrupa Haberleri Kıdemli Muhabiri Hasan Esen ile AA Londra Ekonomi Başmuhabiri Gökhan Kurtaran 'Uluslararası Habercilik: Brexit ve Avrupa Birliği', AA Ortadoğu Haberleri Muhabiri Enes Canlı da 'Orta Doğu’da Gazetecilik ve Çatışma Bölgeleri' eğitimini verecek.Program, 21 Ekim Çarşamba günü AA Ortadoğu Haberleri Muhabiri Enes Canlı'nın 'Orta Doğu'da Gazetecilik ve Çatışma Bölgeleri' eğitiminin ikinci bölümü ve AA İngilizce Haberler Kıdemli Muhabiri Ahmet Gürhan Kartal'ın 'İleri Röportaj Teknikleri' dersiyle sona erecek.
Reklam
Japonya Başbakanı Suga: "Vietnam, İndo-Pasifik'te Anahtar Partner"
TOKYO (AA) - Japonya Başbakanı Suga Yoşihide, 'Vietnam, 'Serbest ve Açık İndo-Pasifik' vizyonunun başarılmasında önemli ve anahtar bir partner.' dedi.Başbakan Suga, ilk resmi yurt dışı turu kapsamında geldiği Vietnam’da, savunma ve ekonomi dahil birçok alanda Japonya-Vietnam iş birliğinin güçlendirilmesi konularını görüştü.Vietnam Başbakanı Nguyen Xuan Phuc ile görüşmesi sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Suga, Güney Çin Denizi'nde hukukun üstünlüğünü tehdit altına alan eylemlere tepki gösterdi.Bölgenin barış ve refahına Japonya'nın katkı sağlamayı sürdüreceğine dikkati çeken Suga, 'Vietnam, 'Serbest ve Açık İndo-Pasifik' vizyonunun başarılmasında önemli ve anahtar bir partner.' dedi.Suga, görüşmede, Japonya’nın Vietnam’a savunma ekipmanları ve teknolojisi ihraç etmek üzere prensip anlaşmasında karar kılındığını da aktardı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında getirilen seyahat sınırlamalarının kademeli olarak hafifletilmesi kararına vardıklarını bildiren Suga, Kuzey Kore-Japonya arasındaki 'alıkonulmuşlar' sorununda, Japonya’nın çabalarına Vietnam'ın destek vereceğini kaydetti.'Japonya'yı içtenlikle karşılıyoruz'Phuc, bölgesel güvenlik ve seyrüsefer serbestiyetinin sağlanması ve İndo-Pasifik bölgesi sorunlarının barışçıl yöntemlerle çözülmesinin önemine değinerek, 'Bölgenin istikrarına aktif katkı sağlayacak uluslararası güç merkezi Japonya'yı içtenlikle karşılıyoruz.' dedi.Japon firmalarına uygun yatırım iklimlerinin oluşturulması için gerekli desteğin sağlanacağını belirten Phuc, emlak ve insan kaynakları ihtiyaçları konusunda Japon yatırımlarını destekleyeceğini vurguladı.Suga, temasları sonrasında Jakarta’ya hareket edecekBasın toplantısı sonrası Vietnam Japonya Üniversitesine geçerek burada bir konuşma yapan Suga, 'Baskı ve kuvvete başvurmaksızın, Güney Çin Denizi'ndeki krizlerin barışçıl çözüme kavuşturulması doğrultusunda ilgili tüm ülkelerin birlikte çalışması önemli.' ifadelerini kullandı.Vietnam Devlet Başkanı Nguyen Phu Trong tarafından da kabul edilen Suga, yurt dışı turu kapsamında Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo ile görüşmek üzere Cakarta’ya hareket edecek.
Bakan Pekcan: "Otomotiv İhracatında Ciddi Artış Bekliyoruz"
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, bu yıl otomotiv ihracatındaki ilk toparlanmanın eylülde görüldüğünü belirterek, 'Bu bize pozitif sinyaller veriyor. Bundan sonra otomotiv sektörümüzün ana ve yan sanayiyle beraber ihracatında ciddi artışlar bekliyoruz.' dedi.Bakan Pekcan, Almanya Otomotiv Dijital Sektörel Ticaret Heyeti Programı'na video konferans yöntemiyle katıldı.Organizasyonla birlikte, mayıstan bu yana sanal ortamda 16'ncı sektörel ticaret heyetini gerçekleştirdiklerini ifade eden Pekcan, 9 genel nitelikli ticaret heyeti programını tamamladıklarını söyledi.Pekcan, 33 ülkeyle genel ve sektörel sanal ticaret heyetleri organizasyonu gerçekleştirdiklerini anımsatarak, 'Mayıs ayından itibaren 4 bin 200'ün üzerinde iş görüşmesi yaptık. İnşallah bu rakama otomotiv sektörümüz de ilave olacak.' diye konuştu. Ticaret heyetleri dışında 4 sanal fuar ve 9 farklı ülkeye yönelik Özel Nitelikli Alım Heyeti organizasyonu düzenledikleri bilgisini veren Pekcan, firmaların sanal ticarete ilgisinin yüksek olduğunu ve çok başarılı sonuçlar aldıklarını bildirdi.'Almanya en büyük ticaret ortaklarımızdan'Almanya'nın Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri olduğunu vurgulayan Pekcan, bu ülkeye geçen yıl 16,6 milyar dolarlık ihracat yapıldığını ve oradan 19,2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirildiğini aktardı.Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisiyle Almanya'ya ihracatın yılın 9 ayında 2019'un aynı dönemine göre yüzde 8,6 azaldığına işaret ederek, eylülde bu ülkeye ihracatın yıllık bazda yüzde 10,6, aylık bazda ise yüzde 25,3 arttığını kaydetti. Almanya'ya toplam ihracatın içinde otomotiv ana sanayisinin payının yüzde 10, yan sanayisinin payının ise yüzde 16 olduğuna dikkati çeken Pekcan, şu değerlendirmede bulundu:'Bu yılın 9 ayında, Almanya'ya otomotiv ana sanayisi ihracatı yüzde 20,2 daralarak 906 milyon dolar oldu. Otomotiv yan sanayisinde ise 1,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Yan sanayide de yüzde 19'luk azalma var ancak biz Almanya'dan otomotiv sektöründe çok ciddi oranda da ithalat yapıyoruz. Özellikle ocak-eylül dönemine baktığımız zaman, geçen sene 683 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirirken, bu sene rakam 1 milyar 475 milyon dolara ulaştı.'Pekcan, 9 ayda Almanya'dan otomotiv ithalatının yıllık bazda yüzde 115 artışla 1 milyar 475 milyon dolar olduğunu vurgulayarak, 'Yalnızca eylül aylarını mukayese ettiğimiz zaman da Almanya'dan otomotiv ithalatımızın yüzde 128 arttığını görüyoruz. Ben ihracatçılarımızdan da bu oranları yakalamalarını bekliyorum. İhracatımız da en azından o oranlarda artmalı.' ifadelerini kullandı. Salgın koşullarında bile bu rakamların potansiyelin altında olduğuna dikkati çeken Pekcan, 'İhracatçılarımızın ve sektörümüzün ihracat rakamlarını ithalattaki yüzde artışlarla beraber artıracağını öngörüyoruz.' dedi.'İhracatta minimal de olsa toparlanma var'Pekcan, Avrupa Otomobil İmalatçıları Birliği verilerine göre Avrupa Birliği binek otomobil pazarının, 9 aylık dönemde yüzde 28,8 daraldığını belirterek, 'Eylül ayında ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 artmış. Eylül ayındaki genişlemeyle otomotiv sektörü, yıllık bazda genişleyen ilk sektör olmuş.' bilgisini paylaştı.Bu yıl otomotiv ihracatındaki ilk toparlanmanın eylül ayında görüldüğünü anımsatan Pekcan, şöyle konuştu:'Minimal de olsa yüzde 0,5 civarında geçen senenin eylülüne göre bir artış gördük ama bir önceki aya göre de bu yüzde 82,5 civarında bir artışa tekabül ediyor. Bu bize pozitif sinyaller veriyor. En azından bundan sonra otomotiv sektörümüzün ana ve yan sanayiyle beraber ihracatında ciddi artışlar bekliyoruz. Otomotiv sektöründe dünyanın en derinlikli pazarlarından birine sahip olan Almanya gibi bir ülkeye farklı ürün kalemlerinde ihracat yapmamız özellikle teknolojik açıdan niteliği yüksek ürünlerdeki pazar payımızı artırabilmemiz önem arz etmektedir.''Almanya en stratejik pazarlarımızdan birisi olmaya devam edecek''Türkiye olarak önümüzdeki dönemde küresel tedarik zincirlerinde daha da etkin bir rol alma hedefimiz var. Bunu başaracak altyapımız mevcut. ' diyen Pekcan, Almanya'nın en stratejik pazarlardan birisi olmaya devam edeceğini dile getirdi.Bakan Pekcan, bakanlık olarak ihracatta devlet destekleriyle her zaman ihracatçıların yanında olmayı sürdüreceklerini belirterek, şöyle devam etti:'Küresel Tedarik Zinciri desteğimizle özellikle otomotiv, savunma ve havacılık ile makine sektörlerinde faaliyet gösteren firmalarımızın ürün imalatçısı şirketlerin tedarik havuzlarında yer almalarını destekliyoruz. Bu çerçevede firmalarımızın ihtiyaç duyduğu makine ekipman, donanım, yazılım, kalite sertifika belgeleri almaya destek veriyoruz. Bugüne kadar Küresel Tedarik Zinciri destekleri kapsamında destekten yararlanan 84 firmanın içinde 40 tane otomotiv sektöründen firmanın olması da bu desteklerin önemini gösteriyor.'Pekcan, ihracatta devlet desteklerinden tüm firmaları faydalanmaya davet ederek, her ölçekten firma için cazip desteklerin olduğunu kaydetti.Ağustos sonu itibarıyla Kolay İhracat Platformunu da devreye aldıklarını hatırlatan Pekcan, 'Platformun yıl sonundan önce tamamlamayı planladığımız 2'nci fazında ilgili ülkelerdeki ithalatçı bilgilerini de paylaşıyor olacağız.' ifadelerini kullandı.'18 Ekim itibarıyla ihracat verilerimiz son derece olumlu'Bakan Pekcan, küresel ekonominin yakın tarihin en zor dönemlerinden birisini yaşadığına belirterek, şunları kaydetti:'Tüm bu koşullara rağmen, bizim ana ihracat pazardaki ekonomik küçülmeye rağmen, Türkiye olarak bu süreci diğer ülkelere kıyasla en az hasarla atlatacak ve en hızlı toparlanmayı yaşayacak ülkelerden birisi olacağımızı öngörüyoruz. OECD'nin 16 Eylül’de yayımladığı raporda da OECD ülkeleri arasında Çin ve Güney Kore'den sonra en az hasarla kapatacak ülkenin Türkiye olduğu belirtildi.'Dış ticarete yönelik belli öncü göstergelerde de güçlü toparlanma işaretlerinin görüldüğüne işaret eden Pekcan, eylül ayında ihracatın yıllık bazda yüzde 4,8 altın hariç bakıldığında da yüzde 5,9 artış gösterdiğini vurguladı.Pekcan, altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranının eylül ayında yüzde 90,9 seviyelerine gerçekleştiğine dikkati çekerek, ''18 Ekim itibarıyla da verilerimiz son derece olumlu gidiyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 95,7, altın hariç karşılama oranı yüzde 104,5 düzeyinde.' dedi.Söz konusu göstergelerin hızlı toparlanma ve üçüncü çeyrek büyümesi açısından oldukça olumlu olduğunu vurgulayan Pekcan, şu değerlendirmede bulundu:'Pandeminin azalması ve tam anlamıyla kontrol altına alınması sürecine bağlı olarak mümkün olan en hızlı toparlanmayı sağlayacağımıza inanıyoruz. Türkiye, her şeye rağmen, belli bir dirençle, kendi güçlü potansiyeli doğrultusunda, kendi hedeflerinin arkasında yoluna devam etmektedir ve edecektir. Bu yönde ihracatçılarımıza çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Biz de bu amaçla tüm ihracatçılarımızın yanındayız.'
Reklam
Burak Arzova Yazio: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Faiz Kararı Öncesi Tespitler?
etiket
Geçtiğimiz hafta (12.Ekim-16 Ekim Haftası) ekonomiyi yakından takip edenler açısından veri yoğun geçen bir haftaydı. İçeride hem 3. çeyrek büyümesini tahmin etmemize bizi yaklaştıran Sanayi Üretim Verisi en çok beklenen verilerden biriydi. Bu veriyle birlikte Perakende Satış Endeksleri ve Ciro Endeksleri geldi. Bu veriler yakından takip ettiğimiz veriler.  Geçen hafta benim için de çok yoğun geçti. Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız “Endekslerle Türkiye Ekonomisi” kitabımız Remzi Kitabevinden çıktı. Hem kendimle ilgili nedenlerden hem de yeni çıkan kitabın verdiği yoğunlukla geçen hafta yazımı yazamadım. Peşinen özürlerimin kabulünü rica ederim.  Ekonomiyi arz ve talep noktasından düşündüğümüzde Sanayi Üretim Verisi işin arz yönünü gösteresi bakımından önemliyken, Perakende Satış Verileri talep yönünü takip etmeye imkân tanıdığı için genel trendi görmek bağlamında önem arz ediyor. Sektörel bazlı cirolardaki artış ya da azalışı takip etmek de sektörlerin satış, karlılık durumlarının analizi, devletin vergi beklentisi ve banka ve finans kurumları açısından da verilmiş kredilerin tahsil edilebilirliğinin öngörüsü açısından önem taşıyor.  Bu veriden başka IMF tarafından Ekim 2020 Dünya Görünüm raporu açıklandı. Bu rapor içerisindeki ülkemize yönelik öngörülere (özellikle 2020 Büyüme Öngörüsü) kısmen itirazlarımı dile getirdim. Özellikle büyüme konusunda IMF kadar kötümser değilim. IMF 2020 genelinde  -%5'lik bir büyüme yani daralma öngördü. Bu oldukça kötümser bir öngörü. Bu oranda yüksek bir daralmanın mevcut verilerle sinyalini almadığımızı hemen söylemeliyim.  IMF raporundaki daralma beklentisine şaştığı söylediğimde haliyle çok fazla sayıda kişiden, açıklanan verilere güvenip de nasıl yorum yaptığım sorusu da geliyor.
Altın Terazi Uzun Metraj Ve Kısa Metraj Film Yarışması'nın Jüri Üyeleri Belli Oldu
İSTANBUL (AA) - 10. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında düzenlenen 'Altın Terazi Uzun Metraj ve Kısa Metraj Film Yarışması'nın jüri üyeleri açıklandı. Adalet temalı filmlerin katılacağı yarışmanın uzun metraj jüri başkanlığını, 'Teen Patti' ve 'Parched' gibi ödüllü filmlerin yönetmeni ve yapımcısı Leena Yadav yapacak. Yarışmanın jürisinde ayrıca yönetmen Ömür Atay, yönetmen Rodd Rathjen, film eleştirmeni Alin Taşçıyan ve oyuncu Tuba Ünsal yer alacak.-Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması Jürisi Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması'nın jürisi ise yönetmen Ruth Gabriel'in başkanlığında yönetmen Vuslat Saraçoğlu ve oyuncu Alican Yücesoy'dan oluşacak.Ulusal ve uluslararası filmlerin yer alacağı festival, 20-26 Kasım'da çevrim içi olarak gerçekleştirilecek.
Can Aydoğmuş Yazio: 2021 = 3.Dünya Savaşı
etiket
Canım Okurlarım, Özellikle aylardır 2020 Eylül sonundan itibaren Satürn’ün düz dönmeye başlaması ile 2020 Ekim, Kasım ve Aralık aylarının özellikle çok sert geçeceğini hatta 2020 yılının Ocak ayının sonunda başlayıp Mayıs ayına kadar süren dönemin tekrar yaşanacağını  söylemiştim. Açıkçası 2020 Ekim, Kasım ve Aralık ayı; terör, saldırılar, yangınlar, doğal afetler, dış düşmanların saldırıları, gizli düşmanların ortaya çıkması ve artması, sel, toprak kayması, ekonomik sıkıntı, bankalar için tatsız süreç, deprem ve açıkçası Türkiye için uykusuz ve gergin geceler anlamına geliyor...  Bir insanın astroloji haritasında böyle bir açı meydana geldiği zaman, endişe ve kaygı bozukluğu yaşanabilir. Düşmanlar saldırabilir, sağlık sıkıntısı yaşanabilir ve alacaklarını alamamanın yanında ekonomik krize 30 yıldır girilmediği kadar yoğun bir şekilde girilebilir!  Açıkçası bu dönemin zaten Amerika ve Rusya için çok kötü bir dönem olduğu ve aynı zamanda Azerbaycan’ın 2023 Ocak sonrasına kadar ciddi bir mücadeleden geçeceği, İran’ın özgürleşme mücadelesine gireceği, birçok Arap ve Afrika ülkesinin sert yönetimlerden daha cumhuriyetçi veya özgürlükçü yönetimlere geçişe yönelecekleri görünüyor. Bu açıdan 2020 yılının; 2021 ve 2022 yıllarına göre bizler ve dünya için de gergin bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.
Reklam