Türkiye Ve Rusya Dışişleri Yetkilileri Moskova'da Libya İle Suriye'yi Görüştü
MOSKOVA (AA) - Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Orta Doğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Libya ve Suriye meselesini görüştü.Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Bogdanov ve Önal başkent Moskova'da bir araya geldi.Libya meselesinin ele alındığı görüşmede, Libyalılar arasında siyasi, askeri ve ekonomi alanındaki müzakerelerde ilerleme olduğu ifade edildi.Libyalılar arasındaki diyaloğun, Berlin Konferansı'nın ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2510 sayılı kararlarına dayalı olmasının önemi vurgulandı.Suriye konusunun da ele alındığı görüşmede, meselenin BMGK'nin 2254 sayılı kararları çerçevesinde çözümü noktasında Rusya ve Türkiye'nin 'Astana süreci' kapsamındaki koordineli çabalarının önemine işaret edildi.
Cem Kınay Yazio: Herkes Bir Gün Dijital Göçebe Olacak!
Geçtiğimiz senelerde 2030 yılına kadar bir milyar insanın dijital göçebe olacağı söyleniyordu. İnanılacak gibi değildi, birçok insan için, pek ciddiye alınmıyordu. İlk dijital göçebeler ise Portekiz, Sri Lanka, Filipinler vs. gezmeye, yaşamaya ve topluluklarını fiziksel ve dijital kurmaya başlamışlardı bile. Peki kim bunlar? Dijital göçebeler internet ortamında çalışan konumdan bağımsız genç profesyonellerdi. Hızla gelişen teknoloji geleceğin çalışma modellerini yeniden tasarlamamızı gerektirecekti. Bunlar normal seyrinde devam eden trendlerdi. 2020 yılı sanki bir milat. Boyunu ve ağırlığını bile gözümün önüne getiremediğim Corona virüsü her şeyi bütün dünyada altüst etti.
İngiltere Ve Irak Başbakanları Londra'da Görüştü
LONDRA (AA) - İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Irak Başbakanı Mustafa el Kazımi, Londra'da bir araya geldi. Başbakanlık Ofisi 10 Numara'dan yapılan açıklamaya göre, iki lider görüşmede İngiltere ve Irak arasındaki stratejik ortaklığı güçlendirmede mutabık kaldı. Irak Başbakanı Kazımi, ülkesinin karşı karşıya olduğu ekonomik ve güvenlik sorunlarını anlattı, hükümetinin mali reform ve istikrar programı konusunda bilgi verdi.Liderler, kritik siyasi ve güvenlik meselelerini ele almak için birlikte çalışmayı kararlaştırırken Johnson, İngiltere'nin, reformları uygularken Irak hükümetine destek vereceğini söyledi. Liderler ayrıca Irak Ekonomi Temas Grubu'nun bugün Londra'da yaptığı ilk toplantısından da memnuniyet duyduklarını bildirdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Torun, Ordu'da Kobi'leri Ziyaret Etti:
ORDU (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, 'Biz biliyoruz ki birlik beraberlik içerisinde doğru uygulamaları yaptığımızda, doğru kararları aldığımızda Türkiye'de çözülemeyecek hiçbir sorun yok. Çünkü Türkiye'nin sermaye birikimi var, müteşebbis insanları var, çalışkan insanı var.' dedi.Ordu'nun Ünye ilçesinde bazı Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeleri (KOBİ) ziyaret eden Torun, bir özel okul ziyareti sonrası gazetecilere açıklama yaptı.Seyit Torun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 81 ildeki KOBİ'lerin salgın sürecinden nasıl etkilendiğini incelemeleri ve rapor hazırlamaları yönündeki talimatı üzerine Ünye'deki ziyaretleri gerçekleştirdiğini söyledi.KOBİ'lerle görüşmelerin sonunda hazırlayacakları raporu partisinin genel merkezinde Ekonomi Politikaları Kuruluna sunacaklarını ifade eden Torun, 'Bu süreçte hükümetin kendilerine sağladığı katkılar, beklentilerin yerine gelip gelmediği ve bundan sonraki talepleriyle ilgili değerlendirmeleri aldık. Bunları genel merkezde Ekonomi Politikaları Kurulumuz değerlendirecek. Bununla ilgili bütün görüş ve önerilerimizi hükümete ileteceğiz.' diye konuştu.CHP Genel Başkan Yardımcısı Torun, bu çalışmanın 81 ilde devam ettiğini kaydederek, daha önce de esnaf ve üreticileri dinleyerek çalışma yaptıklarını aktardı.Türkiye'nin çözülmeyecek sorunları olmadığını belirten Torun, şöyle devam etti:'Bu sorunların hepsini çözebiliriz ama bunu çözecek iradeye ihtiyacımız var. Şu anda ülkeyi yönetenler maalesef 'Kötü yönetiyorlar' demiyorum, yönetemiyorlar. Aldıkları kararlar vatandaşların sorunlarını çözmekten uzak, toplumun gerçek gündeminden uzaklar. Suni gündemlerle sadece ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar ama gerçek bir gün acı şekilde ortaya çıkacak. Biz vatandaşımızın içerisinde hem çözüm önerilerimizi anlatıyoruz, hem onların taleplerini değerlendiriyoruz. Doğru uygulamayı hayata geçirmek için de karşılıklı iş birliği içerisinde bu süreci devam ettireceğiz. Biz biliyoruz ki birlik beraberlik içerisinde doğru uygulamaları yaptığımızda, doğru kararları aldığımızda Türkiye'de çözülemeyecek hiçbir sorun yok. Çünkü Türkiye'nin sermaye birikimi var, müteşebbis insanları var, çalışkan insanı var. İnanıyoruz ki bunlar iyi değerlendirildiğinde sonuçta alınacak.'Seyit Torun, KOBİ'lerle ilgili en temel sorunun, hükümetin kendilerine yeterli desteği vermediği, kaynağı sağlamadığı yönünde olduğunu öne sürerek, 'Sadece kredi verdiği ve bazı borçlarını ertelediği yönünde. Zaten şu anda işleri, kapasiteleri, ekonomileri normale dönmedi. Bu insanlar bu paraları nasıl ödeyecek? Bu vergileri, sigortaları nasıl ödeyecek? Bu kredileri nasıl ödeyecek? Alınan, borçlanılan kredilerin ödeme günleri geldi ama hala hiçbir şey normalleşmediği ve kazançları da oluşmadığı için bunların da ödenmesi mümkün değil.' ifadesini kullandı.Torun, ilçedeki diğer esnaf ve firma çalışanlarını da ziyaret etti.
Bakan Yardımcısı İskurt'tan Ankara-Sivas Yht Hattı Açıklaması:
İSTANBUL (AA) - Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Enver İskurt,Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattını en kısa sürede hayata geçirmek istediklerini ifade ederek, 'Teknik sıkıntıları çözüldü. Dolayısıyla bu müjdeli haberi daha sonra vereceğiz. Ama hedefimiz, en kısa sürede bu yıl içerisinde tamamlamak. Şu andaki programımıza uygun olarak çalışmalar devam ediyor.' dedi.İskurt, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen Türk Demiryolu Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen “Bütünsel Kalkınma İçin Demir Yolu Vizyonu” konulu panelde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin demir yolu alanında faaliyetlerinin hızla devam ettiğini ancak bunların daha da artması gerektiğini söyledi. Türkiye'de demir yolunun daha fazla insanın hayatına girmesi gerektiğine işaret eden İskurt, 'Biz demir yollarıyla yaşamayı öğrenmeliyiz. Demir yolunu halkın yolu haline getirmeliyiz. Ticaretimizi demir yoluna göre yapmalıyız. Ticaretimizde demir yolunu düşünmeliyiz. Yani her vatandaşımızın hayatında bana göre demir yolu olmalı.' diye konuştu. Bu durumun da mevcut imkanların çok daha iyi kullanılmasını sağlayacağını aktaran İskurt, 'Etrafında özel sektörümüz, sanayimiz de aynı şekilde buna bağlı olarak gelişecek. Ama öncelikle biz Bakanlık olarak da, hükumet olarak da bunu sağlamalıyız. Politikamız bu demir yolu kullanımını kazandırmaktır.' ifadelerini kullandı.'Yerli ve milli demir yolu çalışmalarına hız verdik'Bu çerçevede ciddi yatırımlar yapıldığını anlatan İskurt, 'Yük taşımacılığı anlamında en ekonomik yol, deniz yoludur. Karaya geldiğinizde en ekonomik taşıma yolu ise demir yoludur. Ama Türkiye’deki şartlara baktığımız zaman bunu nasıl daha iyiye götürürüz diye bakarsak 2023, 2035 ve 2053 hedeflerimiz doğrultusunda gerçekten ciddi yatırımlar yapıyoruz.' dedi. Kara yolu bakımından önemli yollar yapıldığını ve bu noktada istenilen noktalara gelindiğini aktaran İskurt, bundan sonra ulaştırmada en büyük hedefleri 'demir yolu ağırlıklı yatırımların artırılması, demir yollarının iyileştirilmesi, modernizasyonu ve sanayinin dönüşmesi' olarak belirlediklerini söyledi. Bu noktada politikaları temel başlıklar altında özetleyen İskurt, şunları kaydetti:'Yüksek Hızlı Tren ve hızlı tren ağının yaygınlaştırılması, hatların tamamının elektrikli ve sinyalli hale getirilmesi hedefler arasında. Bununla beraber demir yolu sanayisinin de gelişmesi lazım. Yerli ve milli demir yolu çalışmalarına hız verdik. Bunda ciddi mesafeler inşallah kaydediyoruz ve kaydedeceğiz. Lojistik merkezlerinin yaygınlaştırılması da çok önemli. Bununla ilgili de yatırımlar yapıyoruz. Ama özel sektörün de buna paralel olarak eşlik etmesi gerekiyor.' 'Ankara-Sivas YHT hattında teknik sıkıntılar çözüldü'Enver İskurt, Ankara-Sivas YHT hattını en kısa sürede hayata geçirmek istediklerini belirterek, 'Teknik sıkıntıları çözüldü. Dolayısıyla bu müjdeli haberi daha sonra vereceğiz. Ama hedefimiz, en kısa sürede bu yıl içerisinde tamamlamak. Şu andaki programımıza uygun olarak çalışmalar devam ediyor.' dedi. 2002'den önce demir yollarının bulunduğu noktanın içler acısı olduğunu aktaran İskurt, sözlerini şöyle tamamladı: 'Son 18 yıla baktığımız zaman hem yolcu taşımacılığında hem ticarette ciddi yatırımlar yapıldı. Eksikliklerimizi giderme adına demir yollarını modernize ediyoruz, yeni hatlar yapıyoruz. Demir yollarımızın yüzde 45’ini elektrikli ve sinyalli hale getirdik. Çok daha düşük seviyelerdeydi. Hedefimiz, 2023 sonunda yüzde 75, yüzde 77’ye yakınını elektrikli ve sinyalli hale getirmek yönünde. Tüm çalışmalarımız bu yönde. Dolayısıyla demir yolunda elektrikli hattın ne kadar ekonomik ve hızlı olduğunu biliyoruz ve sinyalli hatların ne kadar önemli olduğunun, zamanın iyi kullanılması bakımından çok önemli olduğunun bilincindeyiz ve bu yönde çalışmalarımız devam ediyor.''Türkiye'de raylı sistemlerin üretiminde iyi bir altyapı bulunuyor'Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Çetin Ali Dönmez de Türkiye’de son 20 yılda demir yollarında önemli bir atılım gerçekleştirildiğini belirterek, 'Sanayi ve teknoloji üretimi sadece üretim bölgelerinde olmuyor. Bir alanı sanayi bölgesi olarak ilan ettiğimizde ilk soru altyapının ardından ulaşıma ilişkin olarak geliyor. Özellikle demir yolu bu bakımdan kritik öneme sahip.' diye konuştu.Demir yolları ve sanayi üretim bölgesi ilişkisinin gelişmesi için birinci aşamada sanayinin gelişmesi ve satılabilmesinin önemli olduğuna işaret eden Dönmez, şunları söyledi:'Sanayinin gelişmesi için demir yolunun var olması, bizatihi sanayi için bir aşama ki Türkiye’de bu hala devam ediyor. Bazı organize sanayi bölgelerinin demir yolu bağlantısı yok. Kılçık denen yan bağlantılarla bunu sağlamaya çalışıyoruz. İkinci adım, taşıma maliyetlerinin uygun olması. Genelde demir yolu kara yoluna göre uygun maliyetli. Üçüncüsü de zaman... Örneğin Konya’dan Mersin’e taşıma günlerce sürerse anlam ifade etmez. Bu açıdan demir yollarımızın çok iyi çalışması ve yük taşımacılığında öne çıkması sanayiye hizmet sağlayacaktır. Yükleme-boşaltma merkezlerinin de kapasite problemlerini çözmesi, sanayiciler ve üretimin sağlıklı dağıtımı için ayrıca gereklidir.'Dönmez, raylı sistemlerin üretiminde Türkiye’de iyi bir altyapı sistemi olduğunu vurgulayarak, 'Burada çok büyük bir ekonomi, yatırım ihtiyacı ve yerli-milli sanayinin gelişme şansı var. Sadece Türkiye içinde satmak yetmez. Tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde çalışarak, ürettiğimizi hızla ve az maliyetle dışarı satmamız ve ülke içinde dağıtımını sağlamamız, ekosistemin önemli parçalarını yerlileştirmemiz lazım. Kritik bileşenleri yerli yapmamız ve bunları dünyanın her tarafına satmamız gerekli.' ifadelerini kullandı.'Demir yollarına yapılacak yatırım, GSYH'ye katkı sağlayacak'Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak ise yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinde demir yolunun öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, 'İran'la 3 ay sınır kapımız kapalı kaldı, uçak kalkmadı, araç geçemedi, demir yolu olmasaydı ticaret sıfırlanacaktı. Başka yerlerde aynı sorun yaşandı ama demir yolu bu konuda ticaretin devamı için bir çözüm oldu.' dedi.Türkiye'nin dış ticaretinin yüzde 60'ının deniz yoluyla sağlandığını aktaran Uçarmak, şöyle devam etti:'Yüzde 30 kara yolu ve yüzde 1'in altında demi ryolunun ticaretimizde etkisi var. Doğrusunu söylemek gerekirse heyecanla Türkiye'de demir yollarının hem kendi kendini finanse etmesini hem de bundan memlekete fayda sağlamasını bekliyoruz. Demir yolunun, dış ticaretimizdeki oranını yüzde 2-3-4, belki 10 gibi kapasiteye çıkarması durumunda GYSH'ye katkıda bulunacağını tahmin ediyorum. Ülke olarak çevremizdeki dostlarımız bize benzemese bile biz ticarette bir yol açıyoruz ya da oyun kuruyoruz. Demir yollarına yapılacak yatırımlar Türkiye'nin GSYH'sine ve ekonomideki günlük pastasının büyütülmesine çok büyük katkı sağlayacaktır.'Uçarmak, sınır geçişleri bakımından da demir yollarının önemli olduğunu vurgulayarak, 'Demir yoluyla yapılan sınır ticareti, en garantili ve risk içermeyen yoldur. Hem gümrük işlemleri bakımından kolay hem de ciddi bir koşuşturma gerektirmeyen bir iştir. En çok ihracat yaptığımız Irak'a tek sınır kapımız var ve 10 milyar liralık ihracat yapmaya çalışıyoruz. Gürcistan'la 3 kapımız var, Orta Asya'ya oradan açılıyoruz. İran'ın bazı özellikleri kısıtlamalara neden oluyor. Bulgaristan'dan Avrupa'ya açılan, Gürcistan'dan Orta Asya'ya açılan ve İran üzerinden giden demir yollarımızın geliştirilmesi ticaretimiz açısından çok faydalı olacaktır.' şeklinde konuştu.
Reklam
İspanyol Meclisi, Hükümeti Düşürme Önergesini Reddetti
MADRİD (AA) - İspanya'da ocak ayından bu yana iktidarda olan azınlık sol koalisyon hükümetini düşürmek için aşırı sağ görüşlü Vox partisi tarafından verilen önerge mecliste reddedildi.Mecliste iki gün süren oturumun ardından yapılan oylamada, önergeye sadece, 52 sandalyesi bulunan Vox partisinin milletvekilleri 'evet' oyu verirken diğer siyasi partilere mensup 298 milletvekili 'hayır' oyu kullandı.Göçmen ve İslam karşıtı popülist bir politika izleyen Vox partisi, sunduğu önergede hükümeti, 'Kovid-19 salgınında yetersiz önlemler alarak ülkeyi sefalete sürüklemek verileri gizlemek ve daha fazla ölüme neden olmakla, Katalonya'da ve Bask'ta ayrılıkçı siyasi partilerle iş birliği yaparak İspanya'nın ulusal birliğini tehdit etmekle' suçladı.Bu arada Avrupa'da Kovid-19 salgınının en yoğun görüldüğü ülkelerden biri olan İspanya'da sağlık ve ekonomi olan ülke gündemi, verilen önergeyle iki günlüğüne de olsa iç siyasete çevrildi.Vox partisini, 'nefret politikası yürütmek, demokrasi ve insan haklarına karşı olmakla' suçlayan sol koalisyon hükümetinin, reddedilen önergeden güçlenerek çıktığı yorumları yapılıyor.İspanya demokrasi tarihinde hükümeti düşürme önergesi 5. kez meclise getirilirken, yasalar gereği şubat ayına kadar bu tip yeni bir önerge sunulma olasılığı bulunmuyor.
Reklam
Seta'dan "Üçüncü Yargı Paketi" Raporu:
İSTANBUL (AA) - Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), kamuoyunda 'üçüncü yargı paketi' olarak bilinen 28 Temmuz 2020 tarihli 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında getirilen değişikliklerin ele alındığı, 'Güven Veren ve Erişilebilir Adalet Vizyonunda Üçüncü Yargı Paketi' başlıklı raporu yayımladı.SETA'dan yapılan açıklamaya göre, Nesibe Kurt Konca tarafından kaleme alınan raporda, üçüncü yargı paketinin kapsamı ve yürürlüğü, ilk derece yargılamasında etkinliği artıran düzenlemeler, kanun yollarında adalete erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, geçici hukuki korumalara ilişkin düzenlemeler, mahkeme teşkilatında verimlilik amaçlı düzenlemeler, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile tahkime ilişkin düzenlemeler ele alındı.Raporda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019'da kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde Türkiye'nin 2023 hedefinde yargı vizyonunun, 'güven veren ve erişilebilir adalet' olarak belirlendiğine işaret edildi. Yargı alanında ulusal ve uluslararası gelişmeler ve iyi uygulamalar ışığında hazırlandığı belirtilen belgenin, somut amaç, hedef ve faaliyetlerden oluştuğu kaydedilen raporda, anılan amaç ve hedefler çerçevesinde yargı reformunun hayata geçirilmesi için bazı kanuni düzenlemelerin yapılmasına ve uygulamanın geliştirilmesine ihtiyaç olduğu aktarıldı.Hukuk sisteminin farklı alanlarına ilişkin kanun değişikliklerinin kamuoyunda 'yargı paketi' adı verilen kanunlarla yapıldığı belirtilen raporda, 'Ekim 2019'da kanunlaşan birinci yargı paketi, esasen ceza yargılamasına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Nisan 2020'de kabul edilen ikinci yargı paketi ceza infaz sistemine ilişkindir. Üçüncü yargı paketi ise aile, iş, tüketici ve ticaret hukuku gibi özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünü konu alan hukuk yargılamasının sadeleştirilerek etkinliğinin artırılması hedefi çerçevesinde hazırlanmıştır.' ifadelerine yer verildi.Raporda, üçüncü yargı paketi ile yapılan değişikliklerin sadelik ve etkinlik sağlayarak yargılamaların hızlandırılıp makul sürede yargılanma hakkının sağlanmasına yönelik olduğu vurgulandı.Adalete erişimin kolaylaştırılması, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması amaçlarına ulaşılmasında üçüncü yargı paketi ile benimsenen değişikliklerin önemli olduğu ifade edilen raporda şunlar kaydedildi:'Yargı paketinde temel hedef yargılama sürelerinin kısaltılması değildir. Yargılamaların daha verimli bir şekilde gerçekleşmesinin sağlanması, hak arama özgürlüğünün ve adalete erişim hakkının korunması daha ön plandadır. Dolayısıyla paketin pür bir usul ekonomisi paketi olarak değil, etkin ve erişilebilir adalet gayesinin ürünü olarak değerlendirilmesi gerekir. Yargılamayla ilgili sorunların temelinde mevzuat eksikliklerinden ziyade hukuk kurallarının yanlış uygulanması bulunmaktadır. Dolayısıyla yargı paketi ile yapılan değişikliklerin etkili sonuç doğurması, Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde yer alan amaçlara bütüncül yaklaşılmasıyla mümkündür.'Raporun tam metnine SETA'nın internet sitesi www.setav.org adresinden ulaşılabilir.
Mşü'de "2. Uluslararası Muş Sempozyumu" Başladı
MUŞ (AA) - Muş Alparslan Üniversitesince (MŞÜ) düzenlenen tarih, siyaset, ekonomi, kültür ve edebiyat konularının ele alınacağı '2. Uluslararası Muş Sempozyumu' başladı.Sabahattin Zaim Konferans Salonu'nda 2 gün sürecek sempozyumun açılış konuşmasını yapan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve oturum başkanı Prof. Dr. Abdullah Kıran, sempozyumun amacının Muş'un kültürel ve siyasi açıdan tanıtımı olduğunu söyledi.Fakülte olarak sempozyumun ikincisini düzenlemeye karar verdiklerini belirten Kıran, şöyle dedi:'Özellikle 2007 yılında Muş Alparslan Üniversitesinin açılışından bu yana hızla gelişimi ileriye doğru olan bir il. Muş, Doğu Anadolu Bölgesi'nde açıkçası kalkınma açısından muazzam bir potansiyele sahip bir il. Muş Ovası çok önemli bir ova. Türkiye ve dünyanın en önemli ovalarından biri. Muş Ovası verimli bir şekilde kullanıma girdiğinde, küçük bir bölgeyi besleyebilecek ekonomik potansiyele sahip bir yerdir. İddia ediyorum; 10 milyon civarında nüfusu olan bir ülkeyi besleyecek bir potansiyele ve çok değeli bir araziye sahip bir il. Muş'a şöyle bir baktığınızda Napolyon'un bir sözü var. Diyor ki 'Bir ülkenin politikasını anlayabilmek için harita üzerindeki yerine bakmak yeterlidir.' Politikasını ve önemini anlayabilmek için. Muş'un da hakikaten önemini anlayabilmek için konumuna tepeden baktığınızda muazzam bir potansiyele sahip.''Amacımız, Muş'un bütün sorunlarını masaya yatırmak ve bunlar üzerinde konuşarak akademik anlamda beyin fırtınası yaratmaktır. Emin olun bu tür işler zamanla bir sonuç veriyor.' diyen Kıran, şöyle konuştu:'Duyduğum bir habere göre Muş'a bir araştırma hastanesi yapılacak. Bundan daha müthiş ve güzel bir haber olamaz. Buna çok sevindim. Umarım Valiliğimiz, Rektörlüğümüz, Belediye Başkanımız, bütün siyasi makamlarımızı üniversitede ağırlayarak araştırma hastanesini üniversitemizin içinde yapabiliriz. Eğer hastane burada yapılacaksa üniversitenin gelişmesi açısından çok önemli.''Burada bir bilim şöleni yaşanacak'Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ da üniversitede 2 gün boyunca bir bilim şöleni gerçekleşeceğini dile getirdi.Karadağ, 'Sempozyum çerçevesinde burada tarihi, coğrafya, tarım, ekonomi, siyaset, kültür ve edebiyat alanında çok seçkin ve müstesna bildirimler takdim edilecek' dedi. Konuşmaların ardından moderatörlüğünü Kıran'ın gerçekleştirdiği panelde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yaşar Karadağ, 'Muş Alparslan Üniversitesinde tarımsal faaliyetler', Dr. Öğretim Üyesi İskender Dölek, 'Muş için doğal tehlike kaynakları', Dr. Öğretim Üyesi Şeyhmus Bingül ise '19. Yüzyıl'da Batılı seyyahların gözüyle Muş' konularını ele aldı.Sosyal mesafe kurallarına riayet edilen programa Vali Yardımcısı Muhammet Fatih Demirel ve akademisyenler katıldı.İki gün devam edecek sempozyum, online bağlantıyla sürdürülecek.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde İsyancılar Polis Lojmanlarına Saldırdı: 8 Ölü
ANKARA (AA) - Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Ituri vilayetinde isyancı grubun polis lojmanlarına düzenlediği saldırıda 3’ü sivil 8 kişi hayatını kaybetti.Ulusal basındaki haberlere göre, geçen yıl Kongo’nun Kalkınması İttifakı (CODECO) adlı isyancı grubundan ayrılanların kurduğu Kongo Yurtseverlik ve Bütünleşme Gücü (FPIC) mensubu kişiler vilayetteki polis lojmanlarına saldırdı. Saldırıda, 2 polis, 3 asker ve 3 sivil hayatını kaybetti. Kentte KDC Silahlı Kuvvetleri (FARDC) ile CODECO mensubu isyancılar arasında nisandan bu yana şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Ülkede 20 yıldır çatışmalar sürüyor KDC’nin Ruanda, Uganda ve Burundi sınır doğu bölgeleri 20 yıldır yüksek rezervlere sahip altın ve kobalt gibi yer altı kaynaklarının kontrolünü sağlamaya çalışan silahlı grupların saldırı ve çatışmalarına sahne oluyor.Birleşmiş Milletler verilerine göre, son 8 ay içerisinde, KDC’de yaklaşık 1300 sivil öldürüldü, Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu bölgelerinde süren çatışmalar sebebiyle 510 binden fazla sivil yerlerinden edildi.
Reklam
Mini Ekonomi Sözlüğü: Swap Nedir? Dolar Neden Yükselir, Düşer? Sabit Kur, Stagflasyon, Devalüasyon, Resesyon ve Daha Fazlası
etiket
Döviz fiyatlarının artışı ve kurdaki dalgalanmalar, ekonomideki hareketliliğin de devam etmesine neden oluyor. Bununla birlikte birlikte swap nedir, sabit kur, döviz ve para krizi, devalüasyon, resesyon gibi aramalar da arama motorları üzerinde artmaya başladı. Herkesin en çok sorduğu soruların başında 'dolar neden düşüyor, yükseliyor' var. Sizler için mini bir ekonomi sözlüğü hazırladık. Yakın zamanda duyabileceğiniz veya duymaya başladığınız bu terimlerle ilgili nedir, ne demek tüm bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. 
Seta'nın Afrika Raporundan:
İSTANBUL (AA) - Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Pekin ve Ankara yönetimlerinin Afrika kıtasındaki ekonomik ve siyasi rekabetinin karşılaştırmalı bir şekilde ele alındığı 'Afrika'da İş Birliği ve Rekabet Türkiye ve Çin' başlıklı rapor yayımlandı.SETA'dan yapılan açıklamaya göre, Deniz İstikbal tarafından kaleme alınan raporda iki yükselen gücün son yıllarda Afrika'ya yönelik artan girişimleri ve yatırımları farklı açılardan masaya yatırıldı.Afrika'nın sahip olduğu jeopolitik konumu ile stratejik ticaret geçiş güzergahlarında yer alışı, zengin enerji ve yer altı kaynakları, tarım potansiyeli, büyüyen ve gelişen pazarıyla küresel aktörlerin çekim ve güç merkezi olduğuna dikkat çekilen raporda, kıtanın sahip olduğu potansiyelin, onu küresel siyaset ve ekonomi sahnesinde büyük güçler nezdinde rekabet sahasına dönüştürdüğü aktarıldı.Afrika'nın Avrupalı ülkeler tarafından paylaşılan ve sömürgeleştirilen ülkelerinin ancak 20. yüzyılın ortalarından itibaren kağıt üzerinde bağımsızlıklarına kavuştukları belirtilen raporda, 'Batılı ülkelerin bağımsızlık sonrası Afrika ülkeleri ile olan ilişkilerinde benimsedikleri post-kolonyalist ve üstten bakan dayatmacı tavır ikili ilişkilerde bağımlılığı beraberinde getirmiştir. Uluslararası finans kuruluşlarının kredi, yardım ve hibelerine rağmen yoksulluktan kurtulamayan birçok Afrika ülkesi iç savaşların veya farklı etnisiteler arasındaki güç mücadelesinin pençesinden kurtulamamıştır. 422 milyon kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı, 600 milyondan fazla insanın elektriğe ulaşımının olmadığı, 783 milyon Afrikalının temiz suya erişiminin sınırlı olduğu kıta temel gıda ürünlerinde yardıma muhtaçtır.' ifadelerine yer verildi.'Türkiye ve Çin'in, Afrika’nın gelişmesine daha fazla katkı sunabilir'Raporda, Afrika'da ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya'nın ön plana çıktığı ancak kıtanın gelişme hikayesine dahil olan iki yükselen güç olarak Türkiye ve Çin'in Afrika'da dair bir sömürgeci geçmişe sahip olmamasının onları diğer güçlerden ayrıştırdığı ve bu sayede kıta ülkeleriyle kurdukları ilişkilerin de imajlarına olumlu katkı sunduğu ifade edildi.Afrika'nın 21. yüzyılda ihtiyaç duyduğu ekonomik kalkınma dış ülkelerden gelecek yatırımlarla doğrudan bağlantılı olduğu, ancak Batılı ülkelerin tek tarafın kazançlı çıktığı bir ilişkiyi tercih etmesi diğer aktörlerin kıtada ön plana çıkmasını sağladığı vurgulanan raporda, Türkiye ve Çin'in, Afrika’nın gelişmesine daha fazla katkı sunabileceğine, ayrıca iki aktörün ekonomik kalkınma girişimlerinin kıta ülkeleri için alternatiflerin olduğuna işaret ettiğine dikkat çekildi.Çin ve Türkiye'nin Afrika'da yapabilecekleri birçok iş birliği alanı olduğu, fakat Çin'in uluslararası yatırımlar ve yardımlar gibi konularda daha çok kendi başına hareket etmeye meyilli olduğu ifade edilen raporda şunlar kaydedildi:'Türkiye Çin'den farklı olarak demokrasi tecrübesine ve İslam medeniyetinin tarihsel hafızasına sahiptir. Afrika'da sayıları 28'e ulaşan Müslüman ülkenin bulunması Türkiye'yi Çin'e kıyasla daha avantajlı bir konuma taşımaktadır. Ancak Çin'in sahip olduğu devasa finansal kaynaklar Afrika ülkeleri için daha büyük finansal imkanlar sunmaktadır. Fakat Çin'in borç tuzağı olarak adlandırılan eleştirilere karşı geliştirdiği argümanların yetersiz olması Türkiye'yi daha cazibeli hale getirmektedir.'Ayrıca Türkiye ve Çin'in, Afrika'da var olan politik yaklaşımlarının ekonomi politik bir perspektifle analiz edildiği raporda iki ülkenin kıta ülkeleriyle kuracakları ilişkilerde dikkat etmeleri gereken birtakım önerilere de yer verildi.Raporun tam metnine SETA'nın internet sitesi www.setav.org adresinden ulaşılabilir.
Yunan Mahkemesinden Suç Örgütü Altın Şafak Yöneticilerine "Tutuklama" Kararı
ATİNA (AA) - Yunan mahkemesi, 13'er yıl hapis cezasına çarptırılan aşırı sağcı suç örgütü Altın Şafak Partisinin lideri Nikos Mihaloliakos ve yönetici kadrosunun tutuklanarak hapse girmesine karar verdi.Başkent Atina'daki Temyiz Mahkemesi, partinin lideri Mihaloliakos ve diğer yöneticileri Ilias Kasidiaris, Yiannis Lagos, Giorgos Germenis, Ilias Panagiotaros, Panagiotis Iliopoulos ve Nikos Papas'a verilen 'hapis cezalarının ertelenmesi' talebini reddetti. Kararın ardından 7'si 'suç örgütü yönetmekten' suçlu bulunan lider kadrosu olmak üzere Altın Şafak'ın toplam 39 üyesi hapse girecek. Dava kapsamında yargılanan 51 sanıktan diğer 12'sinin cezaları ise ertelendi.Yunan medyasındaki haberlerde, tutuklanma kararı verilen Altın Şafak üyelerinin kendi rızalarıyla polise giderek teslim olmaya başladığı aktarıldı.Suç örgütü ilan edilmiştiTemyiz Mahkemesi, 5 yılı aşkın süredir devam eden davada, Altın Şafak'ın suç örgütü olduğuna hükmetmişti.Atina'nın Keratsini semtinde 2013'te sabaha karşı Altın Şafak Partisi üyesi Yorgo Rupakias, şarkıcı Pavlos Fissas'ı kalbinden bıçaklayarak öldürmüştü.Vatandaşı Koruma Bakanlığı, aşırı sağcı partinin suç örgütü kapsamına alınması için soruşturma başlatmıştı. Altın Şafak Partisi lideri Mihaloliakos, bazı eski parti mensubu milletvekilleri ve üyelerinin de yer aldığı sanıklar, suç örgütü kurmak, bu örgütte yer almak ve yönetmek, kara para aklamak, şantaj, izinsiz silah bulundurmak ve ırkçı şiddet eylemleri düzenlemek suçlarından yargılanıyordu.Yönetici kadrosunda Türk bayrağını yırtan Lagos da varCeza alanlar arasında bulunan eski Altın Şafak milletvekili Lagos, ocakta Avrupa Parlamentosunda (AP) yaptığı konuşma sırasında, Türk bayrağını yırtmıştı.Altın Şafak Partisi'nden 2019'da AP milletvekilliğine seçildikten sonra bu partiden istifa eden Lagos, 'Ulusal Halk Vicdanı' adı altında kendi partisini kurmuştu.47 yaşındaki Lagos, ırkçı faaliyetleri ve yüz kızartıcı pek çok suç nedeniyle şimdiye kadar 2 kez tutuklanmış ve ceza almıştı.Parlamentoda 3. parti konumuna yükselmişti1980'de ırkçı ve Neonazi yanlısı görüşleriyle tanınan Nikos Mihaloliakos tarafından kurulan Altın Şafak Partisi, mali kriz döneminde ülkenin 3. partisi konumuna yükselerek 2012'deki seçimlerde 300 sandalyeli parlamentoda 18 sandalye ile ilk kez meclise girmeyi başarmıştı.Yunanistan'da 2019'da yapılan genel seçimlerde, Altın Şafak yüzde 2,93 oy oranıyla yüzde 3'lük seçim barajını aşamadığı için parlamento dışında kalmıştı.
Reklam
3. Türkiye 2023 Zirvesi
İSTANBUL (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin önünde 2023, 2053, 2071 hedefleri olduğunu belirterek, 'Önümüzdeki dönem, şehirlerimizin akıllı şehir uygulamaları ile gelişeceği, günlük hayatımızın bu uygulamalarla kolaylaşacağı, şehirlerimizin dünya şehirleriyle yarışacağı bir dönem olacaktır.' dedi.Turkuvaz Yayın Grubu'nun yayın organlarından Sabah gazetesinin düzenlediği 3. Türkiye 2023 Zirvesine videokonferans aracılığıyla katılan Bakan Kurum, burada yaptığı konuşmada akıllı şehirlere ilişkin projeleri anlattı. Gelecek nesilleri anlayan ve kendini dünyaya anlatan şehirler inşa etmenin sorumluluğunu yaşayarak, tüm şehirlerde gelecek 50 yılın ve 100 yılın planını yaptıklarını belirten Kurum, Cumhuriyetin 100'üncü yılında sanayi, tarım, enerji, ekonomi ve şehircilik alanında dünyanın en başarılı ülkeler arasında Türkiye'nin yer almasını istediklerini kaydetti. Bir şehre akıllı, marka veya geleceğin şehri demek için orada okullarıyla parklarıyla yeşil alanlarıyla kreşleriyle kütüphaneleriyle sosyal, kültürel ve tarihi alanlarıyla gelecek nesillerin yetişeceği ortamın en iyi şekilde sunulması gerektiğini anlatan Kurum, bir şehrin, estetik, silüet, tarihi ve kültürel doku ve yeşil alan açısından son derece güzel ve korunmuş olmasının önemli olduğunu vurguladı.Bakan Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Tarımdan sanayiye, ulaşımdan yeşil alanlara kadar şehirlerimizin asırlık planlamalarını ortaya koyan 'Türkiye Mekansal Strateji Planımızı' tamamlıyoruz. Merkezinde insan olan kentsel dönüşümle afetlere hazır, kimlikli, engelli dostu şehirler inşa ediyoruz. Yatay mimariye sadık kalarak, dar gelirli vatandaşlarımızı ev sahibi yapmak için on binlerce yeni sosyal konut üretiyoruz. Millet Bahçeleri, ekolojik koridorlar ve yeşil alanlarımızı artırıyoruz. Doğal koruma alanı büyüklüğümüzü yüzde 9'dan yüzde 17'ye çıkarıyoruz.'Sıfır Atık çatısı altında yüzlerce yeni çevre projesini iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüklerini kaydeden Kurum, bölgesel eylem planları hazırladıklarını söyledi. Enerji verimli, sıfır atık uyumlu ve akıllı teknolojilerle donatılmış binalar inşa ettiklerini dile getiren Kurum, 'Coğrafi Bilgi Sistemleri' geliştirdiklerini, dijital dönüşümü tamamlayacak adımları tek tek attıklarını belirtti.'Yeni ihtiyaçlara uygun yatırımlara yöneleceğiz'Şehirlerin çağını yakalayıp ötesine geçmesinin önemli olduğunu ifade eden Kurum, şöyle konuştu:'Şehirlerimizde bir yandan tarihi, kültürü, medeniyeti koruyacak, diğer yandan yeni ihtiyaçlara uygun yatırımlara yöneleceğiz. Bu ikisini birlikte başarmadan şehirlerimize hakkıyla hizmet etmiş olamayız. Bugünkü toplantımız, geleceğin şehirleri konusunda bize yol gösterecek olması bakımından gerçekten önemlidir. Bugün, şehirlerimizde yeni normale ve dijital çağa uyumun yol haritalarını hazırlıyor, yerel yönetimlerimizi, hizmetlerini kolaylaştıracak akıllı sistemlerle donatıyoruz. Bu çalışmaları belli bir program dahilinde, sistematik bir şekilde ortaya koyabilmek için, 24 Aralık 2019 tarihinde Milli Akıllı Şehirler Eylem Planımızı açıkladık.'Kurum, Milli Akıllı Şehirler Eylem Planının, Türkiye'de ilk, dünyada ise Amerika, Hollanda ve Avustralya'dan sonra dördüncü olma özelliğini taşıdığı bilgisini verdi.Kurum, 'Eylem planlarıyla artık her şehrin kendine Özgü bir Akıllı Şehir Stratejisi olacak. Geliştirdiğimiz Akıllı Şehir uygulamalarıyla, tüm illerimiz birbirine entegre olacak. Adeta şehirlerimiz birbirleriyle konuşacak. Yani Artvin'de öncelikli sorun, iklim değişikliğinden kaynaklanan aşırı yağışlara bağlı sel felaketi ise çalışmalarımızı bu yöne kaydırıyoruz. Artvin'in trafik sorununu ise ikincil sorun olarak çözüyoruz. Şehrin ulaşım sorunu birinci sıradaysa ulaşımı öne alıyor, sağlıksa sağlığı öne alıyoruz.' diye konuştu.Belediyelerin yüzde 97'sinde akıllı şehirlere ilişkin bir izleme sistemi olmadığı için şehirlerin olgunluk seviyelerini ölçtüklerini belirten Kurum, 'Mesela, İstanbul'da atık toplama ve taşıma maliyeti 1 Milyar TL'nin üzerinde. Akıllı atık sistemleriyle yani çöp konteynerlerinin doluluk oranlarını, ayrıştırma oranlarını ölçen akıllı sistemlerle yazılımlarla sensörlerle bu masrafı çok büyük oranda azaltabiliriz.' dedi.Türkiye'ye yeni akıllı şehirler kazandırdıklarını kaydeden Kurum, Esenler'de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığıyla birlikte 60 bin konutluk bir Akıllı Şehir inşa ettiklerini hatırlattı. Yerli ve milli akıllı şehir ürün ve hizmetlerini ihraç edeceklerini vurgulayan Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu:'Akıllı Şehir Küresel Pazar Analizi'ne göre, dünyada akıllı şehirler pazarı büyüklüğü 2024 yılında 826 milyar dolar büyüklüğe ulaşacak. Şu an ülke olarak, bu pazardan aldığımız pay çok düşük bir seviyede. 2023'e kadar akıllı şehir uygulamalarımızı dünya pazarına güçlü bir şekilde sunarak ekonomimize yıllık en az 25-30 milyar liralık katkı sağlayabiliriz.''Trafik yönetimini merkezi bir yazılım üzerinden yöneteceğiz'Akıllı şehir teknolojilerinden söz eden Kurum, 'Önümüzdeki dönemde otonom araçlar, birbirleriyle iletişim halinde şehir hayatındaki yerlerini alacaklar. Trafik yönetimini, otopark sistemlerimizi anlık araç bilgileriyle merkezi bir yazılım üzerinden yöneteceğiz. Yerli otomobili elektrikli üretiyoruz. Bunun için elektrikli araç şarj istasyonlarına ihtiyacımız var. İmar planlarını da artık bu araçlara göre tasarlayacağız. Ben buradan genç arkadaşlarıma bir çağrıda bulunmak istiyorum. Bakanlık olarak, özellikle Z nesli gençlerimiz için kuracağımız AR-GE merkezlerinde, 300 Millet Bahçemizde kuracağımız fikir atölyelerinde, Çevre ve Şehir Teknoloji Kamplarımızda şehirlerimizin ihtiyacı olan teknolojileri gelin birlikte geliştirelim.' şeklinde konuştu.Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 18 yılda şehirleri, devrim niteliğinde projelerle tanıştırdıklarını vurgulayarak, 'Yapılamaz denilenleri yaptık, imkansız denilenleri gerçekleştirdik. Şimdi Türkiye'nin önünde, 2023, 2053, 2071 hedefleri var. Önümüzdeki dönem, şehirlerimizin akıllı şehir uygulamaları ile gelişeceği, günlük hayatımızın bu uygulamalarla kolaylaşacağı, şehirlerimizin dünya şehirleriyle yarışacağı bir dönem olacaktır. İnşallah bu hedefleri bakanlıklarımızla belediyelerimizle üniversitelerimizle iş dünyamızla ve aziz milletimizle el ele gerçekleştirecek, yeni başarı hikayelerini hep birlikte yazacağız.' dedi.
Reklam
Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Mustafa: "Rejimin Yakıt Ve Ekmek Kriziyle Baş Edecek Gücü Yok"
ANKARA (AA) - ETHEM EMRE ÖZCAN - Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa, Beşşar Esed rejiminin, kontrol ettiği bölgelerde devam eden yakıt ve ekmek kriziyle baş edecek gücünün olmadığını belirterek, 'Rejimin kontrolündeki bölgelerde fırın ve akaryakıt istasyonlarının önündeki içler acısı manzaralar bizi derinden üzmektedir. Rejimin Suriye halkına çektirdiği çile son bulmalı.' dedi.Suriyeli muhaliflerin kurduğu Geçici Hükümetin Başkanı Mustafa, Esed rejimi kontrolündeki bölgelerde devam eden yakıt ve ekmek krizini, AA muhabirine değerlendirdi.Mustafa, Esed rejiminin, Suriye'de halka açtığı savaşta ülkenin ekonomisini çöküşe sürüklediğini ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılamaya gücünün kalmadığını söyledi.Ülkedeki petrol kaynaklarının büyük bir kısmının rejimin kontrol edemediği bölgelerde yer aldığını hatırlatan Mustafa, 'Suriye, savaş öncesi petrol ihraç eden bir ülkeydi. Ancak rejim iç savaşla birlikte ülkenin tüm imkanlarını ve bütçeyi halka karşı açtığı savaşa harcadı. Dolaysıyla rejim, gelinen noktada kontrol ettiği bölgelerde halkın temel ihtiyaçlarını temin edemiyor. Her zaman olduğu gibi gerçeği yansıtmayan bahanelerin ardına sığınarak halkı kandırmaya çalışıyor.' diye konuştu.Mustafa, rejim bölgesindeki ailelerin pahalılık ve açlığın pençesinde yaşam mücadelesi verdiğine dikkati çekerek, 'Rejiminin kontrolündeki bölgelerde fırın ve akaryakıt istasyonlarının önündeki içler acısı manzaralar bizi derinden üzmektedir. Esed rejiminin Suriye halkına çektirdiği çile son bulmalı. Suriye halkı bu zulmü hak etmiyor.' şeklinde konuştu.Esed rejiminin son 3 haftadır derinleşen akaryakıt ve un krizini çözmeye gücünün yetmediğini vurgulayan Mustafa, 'Kontrol ettiği bölgelerde yaşanan akaryakıt ve ekmek krizinin üstesinden gelmeyen Esed rejimi, Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası'nı bahane ederek, işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Ancak herkes de iyi biliyor ki ABD'nin söz konusu yasayı uygulamaya başlamadan önce de akaryakıt ve temel ihtiyaçların karşılanması konusunda Esed rejimi yetersizdi.' ifadelerini kullandı.ABD Başkanı Donald Trump'ın 21 Aralık'ta imzaladığı ve 17 Haziran'da yürürlüğe giren 'Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası'na göre, rejimin yerli petrol üretimini geliştirmesine yardımcı olmanın ve rejim ile ticari ilişkide bulunmanın yaptırım cezaları bulunuyor.'Bölge halkı rejimin bahanelerinin hiçbirine inanmıyor'Mustafa, 'Rejim bölgesinde ekonomi çökmüş durumda, üretim yok, ihracat yok. Esed rejiminin yakıt ve ekmek kriziyle baş edecek gücü yok. Elinden bir şey gelmeyen bölge halkı ise artık rejimin bahanelerinin hiçbirine inanmıyor.' değerlendirmesinde bulundu.Rejim bölgesinde son dönemde yeniden patlak veren ekmek krizinin nedenlerine değinen Mustafa, şunları kaydetti: 'Suriye'de buğday ekimine elverişli toprakların büyük bir kısmı, ülkenin kuzeyi ve kuzeydoğusunda yer almaktadır. Yani bu bölgeler rejimin kontrolünde bulunmuyor. Rejim bölgesinde üretilen buğday miktarı da halkın ihtiyacını karşılamıyor. Rejim, Rusya'dan buğday satın almaya çalıştı ancak buna yetecek parası yoktu, alamadı.' Yakıt ve ekmek kriziEsed rejiminin kontrol ettiği bölgelerde halk, ekmek ve akaryakıt temini için uzun kuyruklara girmek zorunda kalıyor.Rejim, akaryakıt fiyatlarını son iki haftada uyguladığı zamlarla iki katına çıkardı.İç savaştan önce kendi çıkardığı petrolü rafine ederek akaryakıt ihtiyacını karşılayabilen Suriye'de, petrol sahalarının yüzde 70'i terör örgütü YPG/PKK'nın işgali altında bulunuyor.Ekonomik çöküş yaşayan Esed rejimi, fırınlara un temini konusunda da sıkıntı çekiyor.Rejim yaşanan sıkıntının önüne geçebilmek için halkın satın alabileceği ekmek miktarına sınırlama getirdi.Normalde 200 Suriye lirasına (0,70 Türk lirası) satılan bir paket ekmek, karaborsada 3 kat fiyatına satılmaya başlandı.Karaborsadan ekmek satın almaya gücü yetmeyen aileler, fırınların önünde uzun kuyruklar oluşturuyor.
Pamuk, Elyafından Bitkisinin Sapına Kadar Ekonomiye Değer Katıyor
ADANA (AA) - İSMİHAN ÖZGÜVEN - Çukurova'da çiftçilerin 'beyaz altın' olarak adlandırdığı pamuk, elyafından çiğidine, linterinden bitkisinin sapına kadar her parçasıyla ülke ekonomisine değer katıyor.Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, pamuğun elyafı ve sapıyla ülke ekonomisi için çok değerli bir ürün olduğunu söyledi.Birçok sektör için önemli olan pamuğa, gereken değerin ve desteğin verilmesinin ülke ekonomisi açısından önemine işaret eden Bilgiç, 'Pamuğun elyafı tekstil, çekirdeği yağ sanayisinde, küspesi hayvan yemi ve sapı da elektrik enerjisi olarak geri kazanılıyor. Pamuk, hiçbir şeyi israf olmadan tamamı kullanılan ürünlerden biri. Bu ürüne gereken desteğin verilmesi gerek.' dedi.'Türkiye'nin petrolü pamuktur'Pakmil Yağ ve Pamuk Sanayi firmasının sahibi Rafet Milli de tesislerinde pamuğun her parçasını değerlendirdiklerini ifade etti.Kütlü pamuğu ön temizlemeden geçirdikten sonra çırçırlarda elyafını ve çekirdeğini ayırdıklarını belirten Milli, çiğidinden de hem yağ elde ettiklerini hem de hayvan yemi olarak kullanılan küspe ve linter pamuğu ürettiklerini kaydetti.Milli, özellikle linter pamuğunun ihracattaki önemine işaret ederek 'Geçen yıl elde ettiğimiz barut ve kağıt sanayisinin önemli ham maddesi olan linter pamuğunun tamamını Çin'e ihraç ettik ve 1 milyon doların üzerinde dış satım gerçekleştirdik.' diye konuştu.Hasat edildikten sonra pamuğun tarlada kalan bitkisinin sapını da biyokütle enerji tesisinde yakıp elektrik enerjisi ürettiklerini anlatan Milli, 'Aldığımız kütlü pamuğun burada elyafı iplik sanayisine, çiğidi yağ sanayisine, atığı elektriğe ayrılıyor. Pamuğun çöpü bile boşa gitmiyor, onu bile kazanıp ülke ekonomisine katma değer kazandırıyoruz. Böyle değerli bir bitki. Türkiye'nin petrolü pamuktur.' ifadelerini kullandı.
Sosyal Medyanın Altın Ödülü 4 Yıldır Gratis'in Oluyor
İSTANBUL (AA) - Kişisel bakım marketi Gratis, sosyal medyaya damgasını vuran markaların ödüllendirildiği Social Media Awards Turkey’de Mağazalar Kategorisi’nde 4’üncü kez altın ödülün sahibi oldu.Gratis'ten yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin en kapsamlı ilk sosyal medya yarışması Social Media Awards Turkey, Marketing Türkiye ve BoomSonar iş birliği ile bu yıl 4’üncü kez düzenlendi. Kişisel bakım ürünleri perakendesinin önde gelen markalarından Gratis, Social Media Awards Turkey 2020’de SocialBrands Veri Analizi Ödülleri kapsamında Mağazalar Kategorisi’nde rakiplerini geride bırakarak altın ödülün sahibi oldu. Gratis, tüm sektörlerden markaların yıl boyunca sosyal medya performanslarını tamamen tarafsız ve veriye dayalı olarak hazırlanan SocialBrands sosyal medya marka endeksi sonuçlarına göre verilen SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri’nde, hiçbir başvuruda bulunmadan yalnızca performansı ile jürinin dikkatini çekerek 1’inciliği aldı. Yarışmanın düzenlendiği ilk yıldan itibaren Mağazalar Kategorisi’nde altın ödül alan Gratis, yarışmanın 4’üncü yılında da liderliği bırakmadı. Ödül değerlendirmesi Gratis’in sosyal medya hesaplarının toplam etkileşim ve hayran sayıları, hayran artışı, performans istikrarı, etkileşimleri, sektörel performansı, hashtag ve mention kullanımı gibi kriterler üzerinden yapıldı.Uzmanlığı ve fark yaratan servis anlayışı ile müşterilerine ayrıcalıklı hizmet sunarken sosyal medyadaki performansıyla da öne çıkan Gratis, özel günlerde gerçekleştirdiği dijital projeler ile yıl boyunca milyonlarca erişim ve izlenme oranına ulaştı. Evdekal sürecinde sosyal medya hesaplarındaki izlenme ve etkileşimi maksimum düzeye taşıyan Gratis, 15 milyon izlenme ve 4 milyon etkileşim rakamına ulaştı. Anneler Günü’nde gerçekleştirdiği “Güzeller Güzeli Anneme” dijital projesi ile binlerce kullanıcısının annelerine özel kişiselleştirilmiş görsel tasarımlar göndermesini sağlayan Gratis, bu kampanyasıyla da 30 milyon erişim ve 14 milyonluk izlenme sağladı. Gratis, sosyal medya kanallarından Instagram'da yıl içerisinde 1 milyon yeni takipçi kazanarak 3,1 milyon, Facebook'ta ise 2,2 milyon takipçi sayısına ulaştı.
Reklam