Anasayfa Haberleri

Anasayfa ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Anasayfa ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Kanser Olan Eşini Kaybettikten Sonra Düğün Fotoğraflarını Kızıyla Tekrar Canlandıran Baba
Ben Nunery, karısını akciğer kanserinden kaybettikten 2 yıl sonra, küçük kızıyla birlikte yaşadıkları evden taşınmaya karar vermişler. Evdeki tüm eşyalar kaldırıldığı zaman Ben, evin eşiyle birlikte evlendikten hemen sonra taşındıkları halde yani bomboş olduğunu görünce kızıyla birlikte düğün fotoğraflarını tekrar canlandırmaya karar vermiş.İşte yürek burkan çalışma
Cem Yılmaz-Ahu Yağtu Çifti Boşandı mı?
Ayrılık kararı aldıkları konuşulan Ahu Yağtu ve Cem Yılmaz'ın boşandığı ileri sürüldü Bir süredir aralarında sorun olduğu konuşulan Cem Yılmaz-Ahu Yağtu çiftinden bir ayrıldılar bir barıştılar haberi geliyor. Hürriyet Hafta Sonu dergisinin haberine dayandırdığı “Boşandılar mı?” başlıklı haberinde çiftin 24 Aralık’ta boşandığını yazarken, Posta gazetesi ise haberi “Sevgisizlik sorunu şimdilik aşıldı gibi görünüyor” diye verdi. Hafta Sonu dergisinin haberine göre Cem Yılmaz’la Ahu Yağtu 24 Aralık tarihinde tek celsede anlaşmalı olarak boşandı. İddialara göre; Yılmaz boşanma konusunda ne kadar kararlı durduğunu eşine anlatınca, aslında boşanmaktan yana olmayan Ahu Yağtu ayrılığa razı oldu. Öyle ki Yılmaz’ın yakınlarına açık açık “Evlilik bana göre değil, yapamıyorum” dediği konuşuluyor. Kemal’in velayeti annesine verilirken; iddialara göre Yılmaz oğlunu 5-6 yaşına gelince yanına almak istediğini söyledi. Posta gazetesinin ön sayfadan verdiği “Sevgisizlik sorunu şimdilik aşıldı gibi görünüyor” başlıklı haber ise şöyle: Çiftin arası 3 hafta önce bozulmuştu. Cem Yılmaz, Levent’teki evi terk edip ofisine yerleşmişti. Ortak dostları geçen Cuma akşamı çifti yemekte buluşturdu. Cem Yılmaz eve döndü. Dargın oldukları dönemde “Neden ayrıldınız?” diye soran bir dostuna Cem Yılmaz şöyle dert yanmış: “Beni bütün Türkiye çok seviyor. Ama evde eşimden aynı sevgi ve ilgiyi göremiyorum. Özetle bizim sorunumuz sevgisizlik.”T24
İstanbul Emniyeti'nde Sular Durulmuyor
İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, Türkiye'yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra başlayan görevden alma ve tayinlerde bazı değişiklikler yaptı. Yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu gerçekleştiren şubelerden Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı iken görevden alınarak, Sancaktepe'den Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı yapılan Mahir Çakallı yeniden görevden alındı ve Deniz Liman Şube Müdürlüğü'nden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı oldu. Çakallı'nın yerine Hakan Boydak getirildi. Mahir Çakallı, Hüseyin Çapkın görevden alınmadan önce ilk dalgada görevinden alınarak Sancaktepe'den sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı yapılmıştı. Hürriyet
Akşamdan Kalmalara Tavsiyeler
Akşamdan kalma durumu Aşırı alkol yüzünden vücuttaki su ve şeker oranının düşmesi durumu, mideyi etkiler ve uyku düzenini bozar. Otomobil kullanma West England Üniversitesi uzmanlar akşamdan kalma insanların daha fazla hata yaptığını tespit etti. Bu kişilerin direksiyona geçmesi önerilmiyor. Kadınları neden alkol daha fazla çarpar Kadınların vücutlarında erkeklere oranla daha fazla yağ ve daha az su bulunur. Bu yüzden alkolün yol açtığı vücuttaki su kaybı daha olur. Ne içmeli Bira, şampanya gibi asitli içeceklerde bulunan karbonmonoksit kabarcıklar alkolün kana daha hızlı karışmasına neden olur. Diğer alkollere oranla daha fazla çarpar. İçmeden önce önlem Alkol almadan önce haşlanmış patates ve tereyağı ile yapılan püre yenmesi mide rahatsızlıklarına engel olur. Daha uzun sürede sarhoş olmayı sağlar. Ayrıca alkolden önce su içmek öneriliyor. Karıştırmak Aynı gece içinde farklı farklı alkol tüketimlerinin daha fazla sarhoş ve akyamdan kalma durumuna yol açtığı hakkında toplumda yanlış bir kanı var. Uzmanlara göre alkolü karıştırmak değil ne kadar içtiğiniz önemli ve vücudunuzun alkole ne kadar alışık olduğuyla alakalı. Yatmadan önce Uzmanlar yatmadan önce vücuttaki su kaybını minimuma indirmek için su tüketilmesini tavsiye ediyor. Ancak Migren hastaları için süt içmelerinin daha iyi olacağına dikkat çekiliyor. Mayo Clinic'in yaptığı araştırmalara göre yatmadan önce bir tane aspirin alımı da ağrıların hafiflemesine yardımcı oluyor. Çivi Çiviyi sökmez Akşamdan kalmaların uyandıktan sonra bir tane bira veya asitli içecek içerek ayılmaya çalışması tamamen yanlış. Bu içecekler içildiği anda bir rahatlama hissi verse de vücudun daha fazla su kaybına neden oluyor. Bol bol su içmek daha faydalı. Acı kahve ayıltmaz Sert kahve tüketiminin aşırı alkolden sonra insanı ayılttığı söyleniyor. Ancak Brigham Hastanesi'nin yaptığı araştırmaya göre kahve sadece ihtiva ettiği uyarıcılar sayesinde başınızı kaldırmaya biraz faydası dokunur. Vatan
Meslekten Kovulan Eşcinsel Polis Anlattı
Osman, 28 yaşında. Geçtiğimiz aylarda, altı senedir yaptığı polislik mesleğinden eşcinsel olduğu için ihraç edildi. Yaşadıklarını Bianet'ten Çiçek Tahaoğlu'na anlattı.Osman, 28 yaşında. Geçtiğimiz aylarda, altı senedir yaptığı polislik mesleğinden eşcinsel olduğu için ihraç edildi. Mesleğe iadesi için dava açtı. Duruşma tarihini bekliyor. Kendini muhafazakar olarak tanımlıyor: “Dinime bağlıyım, namazımı kılarım. Eşcinsel olmam, dinsiz yaşayacağım anlamına gelmiyor. Bir heteroseksüel çift, nasıl toplumsal kalıpların içinde ilişkilerini yaşıyorsa, ben de yaşayabilmeli ve mesleğimi yapabilmeliyim. Devlet de bunu normal karşılamalı.” Osman’la buluşup, meslekten ihracına giden süreci ve sonrasını konuştuk. Neden polislik yapmaya başladınız? Vatanımı ve milletimi gerçekten çok seviyorum ve hep onlara hizmet edecek bir iş yapmak istedim. Çocukluğumdan beri, aslında ya doktor ya da bir hukuk adamı olacağım derdim. Keşke avukat olsaydım da, benim gibi ayrımcılığa uğrayan insanların hakkını savunabilseydim diye düşünüyorum şimdi geriye bakınca. 2006’da polisliğe başladınız. Polisliğe başlamadan kendinize ya da ailenize, arkadaşlarınıza açılmış mıydınız? Ben bu (eşcinsel) ortamı yaşamıyordum. Kendimi biliyordum, içimde farklı bir duygu vardı. Ama hem inançlarım gereği hem de sosyal baskıdan korkarak bunu hep erteledim. Depresyon ilaçları kullanmaya başladım. Ama ilaçlar işe adaptasyonumu ve sosyal yaşantımı etkileyince ilaçları bıraktım. Daha sonra gittiğim şehirde biriyle tanıştım ve bu konuda dertleşmeye başladım. Zaten ortalıkta beraberlik yaşayan biri değilim, Türkiye gibi bir yerde böyle bir lüksümüz de yok zaten. Bu ilişkiyi mi öğrendiler diğer polisler? Evet ama dolaylı olarak. İstihbarat Şube’ye tayinim çıkmıştı. Ancak biri İstihbarat Şube müdürüne “Dikkat edin, o şahsın erkeklere eğilimi var” demiş. Sonra telefonlarım usulsüz olarak dinlemeye alınmış, hatta İstihbarat Şube’deki arkadaşlar, Emniyet’e hakkımda soruşturma açılması için ilişkilerimle ilgili bir mail atmışlar. Bir gece 22.00 gibi telefonum çaldı. Polis arkadaşlar görüşmemiz gerektiğini söyledi. Aşağı indiğimde Emniyet’e gitmemiz gerektiğini söylediler ve nedeniyle ilgili hiçbir açıklama yapmadılar. Saat 23.00’da Asayiş Şube Müdürü’nün kapısında yarım saat beklettiler. Hiç unutmuyorum, içeride Hande Yener’in şarkısı çalıyordu. Beni içeri aldıklarında Teknik Takip’in komiser yardımcısı da oradaydı. “Buraya neden geldiğini biliyor musun? Tahmin edebiliyor musun?” gibi soruların ardından, cinsel yönelimime ilişkin hakaret ve küfürler etmeye başladılar. Ben bunları hak edecek bir şey yapmadım. Mesleğimde de başarılıydım. Bana gey olduğunu düşündükleri 4-5 kişinin isimlerini söylediler. “Bunların isimlerini de ver ifadende” dediler. “Hayır, ben onları bilmiyorum. Herkesin özel hayatı” dedim. Ama kendi cinsel yönelimimin farklı olduğunu da söyledim. Bir arkadaşımı da içeri almışlar. Onun hali de haraptı. Dövmüşler, hakaret etmişler, hakkımda sorular sormuşlar... O da polis miydi? Hayır. Sivil bir vatandaştı. Onu da ailesine her şeyi anlatmakla tehdit etmişler. Bizim cinsel bir beraberliğimiz yoktu. Sadece dertleştiğim bir insandı. Ona nasıl ulaşmışlar? Telefonumu dinlerken konuşmalarımızı duymuşlar. İşyerinden gidip almışlar “hakkında iddialar var” diyerek. Benim ifadem de sabah mesai saatlerinde alınabilecek bir meseleydi. Ama gece, Teknik Takip’in olduğu büroda ifademi aldılar. Usulsüzlüğün daniskası! Avukat istedim, “Hayır, bu rezaleti hiçbir avukat duymayacak” dediler. İfademi verirken hiç duymadığım küfürler işittim. Bunu ispat edemiyorsun, yaşadığınla kalıyorsun. O gece kendime bir şey yapmayayım diye silahıma el koydular. Sabaha karşı 4’te evdeydim. İki gün sonra ifademi alan arkadaş beni aradı, eve geldi. Tutanağı gösterdi; “Şurada bir yanlışlık olmuş” falan dedi . İfadeyi yazan ve alan kişinin ismi ile ifademin alındığı saat tutanakta değişmişti. Çünkü ifademi alan ve yazan kişinin böyle bir işi yok normalde. Teknik Takip sadece takibi yapar ve bürolara verir işleyiş olarak. Tutanakta yapılan değişiklikle Ahlak Masası’ndan bir komiserle normal bir polis memuru, gündüz saatlerinde ifademi almış gibi gösterildi. Ve bana da bunu imzalattılar. 15 gün sonra beni bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesine gönderdiler. Orada kurula çıktım. Cinsel yönelimimin farklı olduğunu söyledim. Emniyet Hizmetleri Sağlık Şartları Yönetmeliğinde belirtilen bir hastalık dilimi verildi. Buna göre görevimi yapmamda herhangi bir sakınca yok. Devlet eşcinsel olduğum için “sen hastasın” diyor ama “kişi kendini iş ortamında belli etmeyecek durumdaysa görevine devam eder” diyor. Sonra? Buradan bir şey yapamayınca hakkımda disiplin soruşturması açtılar. İki müfettiş geldi. Eski bir arkadaşımı da ifadeye çağırmışlar. O da benim bir adamla bir otele gittiğimi söylemiş. Ben ne kadar gizli yaşıyorum, kendimle bile yüzleşmekten korkuyorum. Bir adamla otele gittiğimi iddia ediyorlar. Ki gitsem bile kime ne! Ben de müfettişlere anlatmaya başladım: Önce kendim kabul etmedim. İstanbul’da göreve başladığımda iki kız arkadaşım oldu. İlişkilerimde başarılı olamadım. Kendimle çelişiyordum ve mutlu değildim. Çift kişilikli gibi olmaya başlamıştım. Kendime ya bu deveyi güdeceksin, ya bu diyardan gideceksin, dedim ve bu deveyi gütmeye karar verdim. “Ben buyum” dedim. Müfettişler, hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği saygınlık duygusunu azaltmak suçuyla dosyamı disiplin kuruluna yönlendirdi. Kurulda zaten beni en başından beri araştırıp, ifademi alan kişiler yer alıyordu. 6 ay kıdem tenzili verilmesi gerekirken, kurul yüz kızartıcı suç işlediğimi söyleyerek dosyayı İçişleri Bakanlığı’na gönderiyor. Ancak dosya kapalı gizli ibareli zarfta gelmesi gerekirken, bayrak gibi sallandırılıyor ve bu nedenle olayı duymayan kalmadı. Aslında gizlilik kurallarını ihlal ederek beni istifaya zorladılar, psikolojik baskı uyguladılar. Ama ben yılmadım. Tüm bunlara tek başıma göğüs gerdim. Artık LGBT örgütlerini de tanıyorum. Bu saatten sonra son nefesime kadar bu işin arkasında duracağım. Ben yaşadım, başka devlet memuru arkadaşlar ya da LGBT bireyler bunu yaşamasın. Devlet memurluğundan ihraç edilmeniz nasıl oldu? Dosya İçişleri’ne gittiğinde sözlü savunma vermeye gittim. Müsteşarının bana ilk söylediği şuydu: “Oğlum, ben buna suç demiyorum. Anlat”. Görüşme iyi geçmişti. Ama 2 ay sonra devlet memurluğundan çıkarıldığımı öğrendim. Verilen karar Anayasa’nın 10., AİHS’in 8 ve 14. Maddelerine aykırı. İşin hukukunu da öğrenmişsiniz bu süreçte. Tabii ki. Sonuçta polisler de hukuk insanı. Başıma gelenlerden sonra da çok araştırdım. Bana normalde Emniyet Hizmetleri Disiplin Tüzüğü’ndeki cezalardan verilmesi gerekirken, en ağır ceza verildi. Sicil notlarım 90’dan aşağı değil, daha önce hakkımda hiçbir soruşturma yok. Bu durumda bir alt ceza verilir. Ama bireysel davranıldı, böyle bir şey yaşadım. Ben IPA (Uluslararası Polis Teşkilatı) üyesiydim. IPA’nın, yurtdışındaki eşcinsel polis topluluklarının ve İstanbul Barosu’nun davamı takip etmesini istiyorum. Kimseden yardım istemiyorum ama takip istiyorum. Bir baksınlar, benim hakkım yeniliyor mu yenilmiyor mu? Bu süreçte size destek olanlar oldu mu? Evet, birçok polis arkadaşım da çok destek oldu. “Bugün sana, yarın bizim çocuklarımıza” dediler. Hala arayıp soruyorlar. Hepsi evli, çocuklu, heteroseksüel insanlar. Polis arkadaşlardan darbe yediğim de oldu, destek veren de… Birlikte sohbetlere gittiğimiz, hizmetin içinde olduğum arkadaşların bana destek olmaması, telefonlarıma bile çıkmaması ise beni üzdü. Özellikle çocukluğumdan beri dostum olan bir meslektaşımın aleyhime ifade verip, sonra da bana sırt çevirmesi beni çok kırdı bu süreçte. Hizmet derken? Polis teşkilatında çok net bir ayrım vardır. Onlardan olanlar ve onlardan olmayanlar. Siz bu sohbetlere bu yüzden mi katılıyordunuz? Hayır. İnançlarım gereği gidiyordum. Oraya gittiğimde huzur alıyordum. Böyle bir durumum var ama çok şükür sağlığım yerinde, diyordum. Cinsel yönelimimle ilgili bocalamalarımdan uzaklaşıp huzur buluyordum. Bu yüzden hizmet hareketinin içerisindeydim. Şimdi meslekten ihraç edildiniz. Ne iş yapıyorsunuz? Nasıl sürdürüyorsunuz hayatınızı? Bir esnafın yanında çalışıyorum. Açıkçası hayatımı sürdürmekte çok zorlanıyorum. Ağabeyim ödemelerime yardım ediyor. Aileniz olup bitenlerden haberdar mı? Büyük ağabeyim her şeyi biliyor. Diğerleri hiç bilmiyor, rahatsızlığım nedeniyle bir süre çalışmayacağımı söyledim. Bu konuda bilgili değiller, onları da kaybetmek istemiyorum. Peki tüm bunlardan sonra polisliğe devam mı etmek istiyorsunuz? İleride eder miyim etmez miyim bilmiyorum ama bu hakkın bana verilmesi lazım. Geldiğim yerde benim insanlık onurumu zedelediler. Ben tayinim çıkıp gelirken, utancımdan kimseyle vedalaşamadım. Ben davamı kazanıp, gerekirse kendi onurumla istifa edeyim istiyorum. Ben bunun sınavına girdim, kazandım, bunun eğitimini aldım. Kısacası emek verdim. Anketler, polislerin çoğunun mesleği bırakmak istediğini ya da intiharı düşündüğünü gösteriyor. Siz polislik yaparken hiç böyle düşündünüz mü? Evet, benim de bunu düşündüğüm anlar oldu. Siz hiçbir hobisi olan, bir kursa giden, ya da terapiye giden bir polis gördünüz mü? Hayır. Bakıyorsun, ilişkilerinde sorun yaşıyorlar çünkü 24 saat çalışıyorlar. Amir baskısı haksızlıklar, teşkilat içindeki yapılanmalar… İnsanı o raddeye getiriyor. Polislerin translara sokakta yürürken bile ceza yazdıklarını, LGBT bireylere kötü davrandıklarını biliyoruz. Siz olayın diğer tarafındayken, yani polisken nasıldı durum? Mesleğe ilk başladığımda, kendi yönelimimi kabul etmediğim zamanlarda, karakola bir travesti gelmişti. Ama kolları kan revan içerisinde… Polis arkadaşlar da dalga geçiyor. Çok zoruma gitmişti. Kızı nezarete atacaklardı, hayır, dedim. Onu bizim dinlenme odamıza götürdüm, bir kahve yaptım. Sağlık raporuna da ben götürdüm. Bana dediği tek şey: “İlk defa bir polis tarafından insan muamelesi görüyorum”. Orada çok duygulanmıştım. Burada yine devletin bir sorunu var. Devlet bu insanlara bir iş imkanı açarsa, kurum olarak “gel, çalış” derse, zaten kimse gidip o işi yapmayacak. Kimse o hayattan memnun değil. Bazı şeylerin önünü açacaksın. Kim olursa olsun, din, dil, ırk, cinsel yönelim, kimse hor görülmeyi hak etmiyor. Çiçek Tahaoğlu | Bianet
Ebru Gündeş'in Zarrab'ı Ziyaretleri Tepki Çekti
17 Aralık soruşturmasında tutuklanan Reza Zarrab'ı cezaevinde eşi şarkıcı Ebru Gündeş'in görüş günleri dışında sık sık ziyaret etmesi ve her gün 45 dakika görüşme izni aldığı yönündeki iddialar, tutuklu ve hükümlü yakınlarının tepkisini çekti. Bu haberlere Balyoz ve Ergenekon davalarının tutuklu ve hükümlülerinin yakınları, tepki gösterdi. Balyoz davası hükümlüsü olan ancak sağlık sorunları nedeniyle tutuklu bulunmayan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun'un kızı Ece Saygun, Twitter'dan, 'Silivri'de ayda 1, sadece 45 dakika açık görüş yapılabilirken, Reza Zarrab'ı Ebru Gündeş ve İbrahim Tatlıses nasıl ziyaret edebiliyor? Ben hasta babamı bile her gün ziyaret etmek için özel izin alamamıştım. Ebru Gündeş nasıl bir sebeple almış bu izni?' dedi. Ergenekon davası sanığı gazeteci Tuncay Özkan'ın kızı Nazlıcan Özkan ise yine Twitter'dan, 'Bunun Ebru Gündeş özelinde kinlenmesine karşıyım ama her gün 45 dakika görüş izni veren savcı: Ben niye yılda 12 kez sarılabiliyorum babama?' diye sordu. Milliyet'in sorularını yanıtlayan Ece Saygun, 'Sıklıkla cezaevine yapılan ziyaretleri görünce insan haliyle düşünüyor. Babam tutuklandığının ertesi günü açık görüş bile yapamadık. Her ayın ilk çarşambasında görüşebildik' dedi. Odatv davasında 1 yıla yakın Silivri Cezaevi'nde tutuklu kaldıktan sonra serbest kalan gazeteci Doğan Yurdakul ise 'Tutuklu bulunduğum süreçte de kanser hastası olan eşim Güngör Yurdakul vefat etti. Eşimle son kez görüşüp gözlerinin içine bakabilmek ve vedalaşabilmek için izin istedim ancak kabul edilmedi' diye konuştu. Balyoz davası hükümlüsü emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri'nin eşi Nilgün Tanyeri, 'Bunun çifte standart olduğunu düşünüyorum. Annesinin babasının cenazesine yetişemeyenler, gidemeyenler oldu. 3 yıl bitti 4. yıla giriyoruz, bizim çığlıklarımızı kimse duymadı. Cezaevine yaptığım ilk ziyaret sırasında telli çamaşır giymem nedeniyle X-ray'den geçerken durduruldum. Kızım manto tutarak perdeleme yaptı, herkesin içinde çamaşırımı çıkarmak zorunda kaldım' dedi. Balyoz ve Ergenekon davalarında bazı sanıkların avukatlığını yapan Celal Ülgen uygulamayı şöyle eleştirdi: 'Ziyaretçiler kapsamında yasa ve yönetmelikler önünde tutuklu olan Cumhurbaşkanı'nın akrabası ya da işçi Mehmet efendinin de çocuğu olsun aynı statüdedir. Herhangi bir farklılık yoktur. Ergenekon ve Balyoz sanıklarına uygulanan, düşman ceza infaz hukukuydu. Şimdi de dost infaz hukuku uygulanıyor.' Cezaevinde görüşmeler Hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmeleri hakkında yönetmeliğe göre yapılıyor. Yönetmelikte 'Hükümlü ve tutuklular,yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde, üçü kapalı biri açık görüş olmak üzere ayda dört kez görüşme yapabilir. Belirlenen ziyaret günü ve saatleri dışındaki ziyaretleri ile tutuklu ve hükümlü yakınları dışında kalan kişilerin ziyaretlerine, makul sebep bulunması halinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir' deniyor. Reza Zarrab'ın avukatı Şeyda Yıldırım ise Gündeş'in sık sık eşini cezaevinde ziyaret etmesiyle ilgili, 'Öyle her gün görüşmesi söz konusu değil. Ebru Gündeş ile 2 haftada kez gittik. Normal eş ziyaret günleri var. Salı günleri ona gidiyor. Onun dışında da 2 kez savcılıktan izin alarak gittik. Görüşlerde kapalı olarak yapılıyor cam arkasından. İbrahim Tatlıses ise kendisi izin almış, biz orada tesadüfen karşılaştık. İnsanlar tuhaf tuhaf şeyler yazıyorlar. Üstelik Twitter'da beni de ekleyerek yazıyorlar. Bir araştırın, bir öğrenin de gerçeği ondan sonra çemkirin' dedi. Zarrab 21 Aralık sabahı tutuklanıp Metris Cezaevi'ne gönderildikten sonra eşi Ebru Gündeş'in cezaevini sık sık ziyaret ettiği ortaya çıktı. DHA muhabirleri Gündeş'i 23 Aralık'ta, 25 Aralık'ta ve en son 30 Aralık'ta cezaevine girerken görüntüledi. Gündeş'in savcılıktan her gün 45 dakika görüşme izni aldığı iddia edildi. Zarrab'ın annesi, babası ve kız kardeşi de 24 Aralık'ta ziyarete gitti. ensonhaber.com
Römorkör Kazasının Yürek Burkan Görüntüleri
İzmir’de, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na ait römorkörün yan yatması sonucu meydana gelen kazada 8'i asker 10 kişi şehit olmuş, 17 kişi de yaralanmıştı. Kazayla ilgili ortaya çıkan amatör kamera görüntüleri yaşanan dehşeti gözler önüne serdi.Cihan