Bir ilişkide bazı konuları açmak, kavga etmekten bile daha zor gelebiliyor. Para, cinsellik, gelecek planları ve geçmişten kalan kırgınlıklar çoğu çift için adeta mayınlı arazi. Ancak konuşmaktan kaçtığınız her mesele ortadan kaybolmuyor; aksine zamanla birikip ilişkinin en beklenmedik anında yeniden karşınıza çıkabiliyor. Uzmanlara göre sağlıklı bir ilişkinin sırrı hiç tartışmamak değil, zor konuları birbirini kırmadan konuşabilmekten geçiyor.
İlişkilerde hep “yanlış insanlara denk geldiğinden” şikâyet ediyoruz ama bazen aynaya bakıp şu soruyu sormak gerekiyor: Acaba yanlış kişi biz olabilir miyiz? Çünkü red flag olmak her zaman büyük ihanetler, manipülasyonlar veya açıkça toksik davranışlar sergilemek anlamına gelmiyor. Bazen sürekli ilgi beklemek, karşı tarafın sınırlarını görmezden gelmek, haklı çıkmayı sevgiden daha önemli görmek ya da kendi hatalarını kabul etmemek de ilişkiyi içten içe yıpratabiliyor.Haydi öğrenelim!
Bazen âşık olduğumuz kişiyi çok iyi bildiğimizi sanırız. Oysa kalbimiz, aklımızın henüz itiraf etmeye cesaret edemediği bir şeyi çoktan seçmiş olabilir. Belki hayatında olan birine, belki artık hayatında olmayan ama zihninden hiç çıkmayan birine, belki de olması imkânsız olduğunu bildiğin hâlde kendini düşünmekten alamadığın birine karşı bir şeyler hissediyorsun.Hazırsan, cevabı öğrenme zamanı!
Bazı karşılaşmaların tesadüf olmadığına inanır mısın? Hayatımıza giren bazı insanlar sanki tam da olmaları gereken anda karşımıza çıkar. Öncesinde yaşadığımız ilişkiler, verdiğimiz kararlar, yaptığımız yolculuklar ve hatta hiç önemsemediğimiz küçük tesadüfler bile bizi o karşılaşmaya hazırlıyor olabilir.Haydi öğrenelim!
Bir ilişkide sadakatsizlik şüphesi oluştuğunda bazı cümleler diğerlerinden daha fazla dikkat çekebilir. Psikoloji araştırmaları tek bir sözün aldatmayı kanıtlamadığını, ancak kaçamak cevaplar, çelişkiler ve sorumluluğu karşı tarafa yükleme gibi iletişim biçimlerinin önemli ipuçları olabileceğini gösteriyor. Özellikle bazı ifadeler, kişinin soruyu yanıtlamak yerine konuyu değiştirmesine veya kendisini savunmaya çalışmasına neden olabiliyor. İşte sadakatsizlik şüphesi bulunan ilişkilerde dikkat çekebilecek 6 cümle...
Kalbinin bir rengi olsaydı sence hangi renkte olurdu? Belki sevgiyle yaklaşan, sıcak ve koruyucu bir kırmızı; huzuru ve güveni arayan sakin bir mavi; özgür ruhlu, neşeli ve umut dolu bir sarı; ya da derinlikleri kolay kolay keşfedilmeyen gizemli bir mor... İnsanların hayata, aşka, dostluğa ve kendilerine bakışları aslında kalplerinde taşıdıkları duygusal dünyayı da ele veriyor.Bu testte vereceğin cevaplar; insanlara yaklaşımını, kırıldığında nasıl davrandığını, aşka bakışını, yalnızlıkla ilişkini ve duygularını ifade etme biçimini analiz edecek.
Kimse mükemmel değil! Hepimizin bir ilişkide partnerimizi delirten, bazen farkında bile olmadığımız alışkanlıkları ya da karakter özellikleri var. Kimimiz fazla sahipleniyoruz, kimimiz inatçılığımızdan vazgeçemiyoruz, kimimiz ise duygularımızı ifade etmek yerine karşı tarafın anlamasını bekliyoruz.Peki senin ilişkilerindeki en büyük 'zorlayıcı' özelliğin ne?
Herkesin hayatında 'Acaba bana karşı bir şey hissediyor mu?' diye düşündüğü biri olmuştur. Belki sürekli göz göze geldiğin biri, belki yıllardır arkadaşın olan o kişi ya da henüz yeni tanıştığın biri... Peki ya sana yakında aşkını itiraf edecek kişinin ismi ne olabilir?Haydi öğrenelim!
Her çift tartışır.Kimi zaman bulaşıklar yüzünden, kimi zaman geç cevap verilen bir mesaj nedeniyle, kimi zaman da sadece kötü geçen bir günün ardından...Pek çok kişi bir tartışmanın saatler sürmesinin ilişkiyi yıprattığını düşünür. Oysa psikoloji araştırmaları, ilişkinin geleceğini belirleyen asıl noktanın tartışmanın ne kadar sürdüğü değil, nasıl başladığı olduğunu ortaya koyuyor.İlişki psikoloğu John Gottman ve ekibinin yıllar boyunca yüzlerce çift üzerinde yürüttüğü araştırmalar, bir tartışmanın ilk birkaç dakikasındaki iletişim tarzının, konuşmanın geri kalanını büyük ölçüde tahmin edebildiğini gösteriyor.
ABD'de yaşayan 36 yaşındaki Katie Nguyen'in flört kriteri sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Nguyen, 30'lu yaşlardaki bir erkeğin ev arkadaşıyla yaşamasını ilişki için olumsuz bir işaret olarak gördüğünü söylerken, bu görüş kısa sürede büyük bir tartışmaya dönüştü. Kimileri bu beklentiyi haklı bulurken, kimileri ise artan yaşam maliyetleri nedeniyle ev arkadaşıyla yaşamanın artık tamamen ekonomik bir tercih olduğunu savundu.
Yaz aylarının o en ağır, havada yaprak kımıldamayan sıcaklarından biri. Boğazınız kurumuş, sıcaktan bunalmışsınız. Tek bir isteğiniz var: Şöyle serin bir su bulmak, elinizi yüzünü yıkamak, o yakıcı harareti biraz olsun dindirmek. Tam o sırada ileride bir kuyu görüyorsunuz. Umutla koşuyor, kovayı bağlayıp karanlığa doğru sallıyorsunuz.Yeterince derine indiğini düşündüğünüzde kovayı yukarı çekiyorsunuz ve sonuç: Bomboş. İçinde sadece birkaç damla çamurlu toz…
Yaz aşkları, popüler kültürde yoğun duyguların yaşandığı ancak çoğunlukla kısa süren romantik ilişkiler olarak tanımlanmaktadır. Bu durum genellikle tatilin sona ermesi, fiziksel uzaklık veya günlük yaşama dönüş gibi nedenlerle açıklanmaktadır. Ancak bu açıklamalar, yaz döneminde bireyin yaşadığı psikolojik değişimleri yeterince ele almamaktadır.Burada, yaz aşklarının kısa sürmesini yalnızca dışsal koşullarla değil, bireyin yaşadığı psikolojik süreçlerle açıklamayı amaçlıyorum. Özellikle Aron ve Aron'un Self-Expansion Theory (Benliği Genişletme Kuramı) ile bağlamsal çekim yaklaşımını birlikte ele alarak, yaz mevsiminin benlik algısı ve romantik çekim üzerindeki etkisinden bahsedeceğim.'Kişiye değil, döneme âşık olmak' Yaz aylarında insanlar daha özgür, daha sosyal, daha az sorumluluk sahibi hisseder. Bu durumda kişi aslında karşısındaki insana değil, yazın oluşturduğu benliğine bağlanabilir.Örneğin:'Yaz bittiğinde ilişki değil, o özgür benlik kaybolur.' Deniz, gün batımı, tatil, konser, seyahat... Beyin bu olumlu duyguları karşıdaki kişiye atfedebilir ve ilişki normal hayata geçince o yoğun duygu azalır.Gerçek kimlik yerine 'tatil kimliği'İnsanlar yazın;Daha spontane, cesur, flörtöz ve kaygısız davranıyor. Sonbaharda ise okul, iş, aile sorumlulukları geri geliyor. Dolayısıyla ilişki aslında iki gerçek benlik arasında değil, iki 'tatil versiyonu' arasında kurulmuş oluyor.Gelecek planının hiç kurulmamasıÇoğu yaz ilişkisinde insanlar bilinçsizce 'Şimdiyi yaşayalım.'modunda oluyor. Yani ilişki başlarken zihinde uzun vadeli yatırım yapılmıyor. Bu nedenle ilişki bittikten sonra 'Nasıl bu kadar çabuk bitti?' hissi oluşuyor.Aron ve Aron'un Self-Expansion Theory ile bağlamsal çekim yaklaşımını birlikte ele alalım.
Toksik ilişkilerin yalnızca ruh sağlığını değil, fiziksel sağlığı da ciddi şekilde etkileyebileceği ortaya çıktı. Uzmanlara göre uzun süre stres altında kalmak bağışıklık sistemini zayıflatabiliyor, kronik yorgunluk ve iltihaplanma riskini artırabiliyor. İşte bilim insanlarının toksik ilişkilerin vücutta bıraktığı etkilere dair dikkat çeken açıklamaları...Kaynak
Bir ilişkinin iyi olup olmadığını anlamak için çoğu zaman sevgi, uyum ya da iletişim gibi şeylere bakılır. Ancak araştırmalara göre doğru ilişkide olmanın en güçlü işaretlerinden biri, partneriniz tarafından gerçekten görülmek ve anlaşıldığını hissetmek olabilir.Kaynak
Cinsellik, insanın en ilkel biyolojik mirası ile en rafine ruhsal deneyimi arasında kurulan o ince ve görkemli köprüdür. Bu köprünün en sadık muhafızı ise kokudur. Bir partnere yaklaşmak, sadece fiziksel bir mesafe kat etmek değil; sinir sistemlerinin birbirine sızması, iki ruhun moleküler düzeyde tokalaşmasıdır.
Düğün gününde hayal ettiği görünüme kavuşmak isteyen bir kadın, estetik işlemlerden cilt bakımına, spor üyeliklerinden lüks kozmetik ürünlerine kadar uzanan güzellik hazırlıkları için yaklaşık 62 bin dolar (yaklaşık 3 milyon lira) harcadı. Sosyal medyada büyük yankı uyandıran bu dönüşüm, düğün öncesi güzellik trendleri ve artan harcamalar üzerine yeni bir tartışma başlattı.
Bekarlık artık birçok kişi için yalnızca geçici bir dönem değil, bilinçli bir yaşam tercihi olarak görülüyor. Özellikle gençler arasında hızla yayılan solo-maxxing akımı, ilişki arayışından ziyade kişisel gelişime, bağımsızlığa ve yaşam kalitesine odaklanmayı teşvik ediyor. Peki bu yeni yaklaşım neden bu kadar ilgi görüyor?
Bir zamanlar insanlar çocuklar büyüyünce rahatlayacaklarını düşünürdü. Oysa bugün birçok çift için tam da o dönem, yıllardır ertelenen hesaplaşmaların başladığı zaman oluyor. Dışarıdan bakıldığında 'bunca yılı birlikte geçirmişler' denilen evlilikler, içeriden sessizce çözülüyor. Çünkü bazı ilişkiler bir günde bitmez; yıllarca konuşulamayanların ağırlığı altında yavaş yavaş tükenir.
Sosyal medyada çıkan 'red flag' terimini bilirsiniz. Bir kişinin red flag özelliklere sahip olması, o kişinin ileride toksik özelliklere sahip olabileceğini gösterir. Bir X kullanıcısı, red flag olabilecek meslekleri sıralayınca ortalık karıştı!Doktorlar, mühendisler, hatta coğrafya öğretmenleri bile listeye alındı. Uzak durulması gereken erkek meslekleri listesi dillere düşerken goygoyculara da gün doğdu!
İş, günlük koşturmaca ve sorumluluklar derken hafta içi günlerde partnerinizi ihmal ediyor musunuz? Psikologlar, gerçekten mutlu çiftlerin bağ kurmak için hafta sonunu beklemediğini söylüyor. İşte ilişkiyi canlı tutan 5 küçük ama etkili alışkanlık.Kaynak