İstanbul'da Kokteyl Tadılası 10 Mekan
İşletmeler birbirleriyle yarışa dursun İstanbul'da iş çıkışı yurt dışında olduğu gibi iş sonrası oturup bir iki yudum kokteyl içerek kritik yapmak gündemden bahsetmek ilerde bir gün mümkün olur mu bilinmez ama meraklısına İstanbul'da bar taburesinde oturup tadılası ve o işletmelerle bütünleşmiş 10 kokteyli sıraladım. (Rastgele bir sıra ile düzenlenmiştir.)
İlk Aşamadan Son Aşamaya Anneliğe Giden Yolun 17 Maddede Kitabı
Hamilelik serüveninin müthiş bir yaratıcılıkla betimlendiği Mother Book ajandasında, anne bedenindeki değişimi anlatan her bir sayfa adeta kağıttan bir heykel gibi kurgulanmış.Ajandanın sayfalarını çevirdikçe, 40 haftalık bu süreci sadece görsel değil fiziksel olarak da deneyimliyorsunuz. Katman katman kesilmiş kağıtların ajandanın sağ sayfalarında yarattığı kabartma etkisiyle, anne karnı ve göğüslerinin hafta hafta nasıl belirginleştiğine şahit oluyorsunuz. Ajandanın sol sayfaları ise annenin o haftaki duygularını yazması için ayrılmış.40 haftalık bu mucizevi yolculuk, sadece kağıt kullanarak ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi herhalde… Japon reklam ajansı Dentsu’nun Bell-Net Obstetrics isimli ilaç firması için tasarladığı bu hayranlık uyandırıcı ajanda, geçtiğimiz Haziran ayında düzenlenen Cannes Lions’dan da sağlık kategorisinde büyük ödülle dönmüştü.Tasarladıkları Mother Book için hap gibi bir de tanıtım videosu hazırlayan Japon reklam ajansının diğer işleri için sitesine bakabilirsiniz.
Dünya Nefessiz Kalmak Üzere
Uzmanlar, iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle dünyamızı büyük bir felaketin beklediğini düşünüyor. Atmosferin karbondioksit emme kapasitesinin en geç otuz yıl sonra dolacağı kaydediliyor.Almanlar küresel iklim politikasının işe yarayacağına inanmıyor. Almanların yüzde 69'u iklimdeki ısınmanın iki dereceyle sınırlandırılmasının başarılamayacağı, yüzde 85'i de iklimin korunmasının hayati önemde olduğu görüşünde. Almanya'da yapılan ankete katılanların büyük çoğunluğu, 'Dünya iklim konferansında öncelikle yenilenebilir enerjilerin bütün dünyada teşvik edilmesi ve enerji sarfiyatının azaltılması ele alınmalıdır' diyor.İklim araştırmaları uzmanı Ottmar Edenhofer, karbondioksit vergisi kesilmesinin neden gerekli olduğunu şöyle açıklıyor: “Atmosferin sera gazı depolama kapasitesi daraldığı için karbondioksit vergisine ihtiyacımız var. Atmosferin bin milyar tondan fazla karbondioksit depolaması mümkün değil. Kapasitesi sınırlı olduğu için karbondioksit vergisi uygulanmalı ki, yatırımcı, tüketici ve işletmeci kendine yön tayin edebilsin. Darlık fiyata yansıtılınca yatırımlar da doğru alanlara kaydırılacaktır.”Sera gazı emisyonunun bugünkü düzeyde devam etmesi durumunda atmosferin emiş kapasitesinin en geç otuz yıl sonra dolacağını belirten Alman uzman karbondioksit vergisiyle diğer vergileri düşürme, devlet borçlanmasını azaltma ve altyapı yatırımlarını artırma imkânı yaratılabileceğini belirtiyor. Edenhofer hükümetlerin nasıl ikna edilebileceği sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Örneğin Çin yönetimine, karbondioksit vergisiyle büyük kentlerin havasını temizleyebilirsin, Meksika hükümetine ise, önümüzdeki 20 yılda ihtiyaç duyacağın altyapı yatırımlarına daha fazla kaynak ayırabilirsin, derim.”Karbondioksit vergisiFosil enerji hammaddesinin bol olduğu ve sanayi sektörünün düşük enerji fiyatından yarar sağladığı bir dönemde hükümetlerin karbondioksit vergisi ihdas etmeye ikna olup olmayacağını sorduğumuz iklim araştırmaları uzmanı Ottmar Edenhofer'den şu yanıtı aldık: “Önemli olan idrak edebilmektir. Hayat tarzımızın uzun vadeli sonucunun geri çevrilmesi mümkün olmayan iklim ısınması olacağı ve ısınmanın bütün ülkeleri olumsuz etkileyeceği idrak edilmelidir. Karar verici durumdaki politikacı açısından iklimdeki ısınmanın kısa vadeli yarar sağlaması önemlidir. Pekin'deki hava kirliliği yatırımcıyı kaçıracak raddeye geldiği için Çin yönetimi iklimin korunması gerektiğini idrak etti.”Aynı zamanda Dünya İklim Konseyi üçüncü çalışma grubu başkanı da olan Potsdam İklim Araştırmaları Enstitüsü direktör ve baş iktisatçısı Ottmar Edenhofer, Avrupa Birliği ülkelerinin yatırım şartlarını zorlaştıracağı gerekçesiyle karbondioksit vergisinden çekindiği şeklindeki teze karşı da şu görüşleri öne sürüyor: “Karbondioksit vergisinin yaratacağı dezavantaj, bu verginin yatırım yeri kalitesini artırmada kullanılmasıyla telafi edilebilir. Eğitime ve altyapıya daha fazla kaynak ayrılabilir. Herkes altyapının dökülmeye başlamasından şikayetçi. Bu alandaki yatırımlar karbondioksit vergisi ya da emisyon hakkı sertifikalarının açık arttırmaya çıkarılmasıyla finanse edilebilir.”Deutsche Welle
Reklam
Kadınların Ruh Sağlığını Ne Bozuyor?
Türkiye Psikiyatri Derneği Kadın Ruh Sağlığı Çalışma Birimi Koordinatörü ve Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Devrim Başterzi, kadınların erkeklere göre ruh hastalıklarına daha çok yakalandığını, bunun ana nedenlerinin de kadına yönelik şiddet ve yoksulluk olduğunu bildirdi.Başterzi, cinsiyet olarak bakıldığında dünya genelinde kadınların ruh sağlığının erkeklere oranla daha fazla bozulduğunu, kadınlarda en yaygın görünen ruh hastalıklarının ise depresyon ve anksiyete (kaygı bozukluğu) olduğunu söyledi.Ruhsal hastalıklara çok daha sık yakalanan kadınların yardım aradığını ve yardımı reddetmediğini dile getiren Başterzi, erkeklerin ise sosyal rolleri ve sorumlulukları gibi nedenlerle sağlık sektörüne ulaşmakta biraz daha zorlandıklarını kaydetti.Başterzi, 'Çalışan erkekler, özellikle yoksul çalışan erkekler, bir yerde vardiyalı olarak çalışan erkekler izin almakta ve sağlık kurumlarına gitmekte ciddi zorluk yaşayabiliyor' dedi.Nedeni şiddet ve yoksullukKadınların ruh sağlığının bozulmasının iki temel nedeninin 'kadına yönelik şiddet ve yoksulluk' olduğuna dikkati çeken Başterzi, kadınlarda en sık görünen şiddetin fiziksel şiddet olduğunu, bunun yanında ruhsal ve ekonomik şiddete de uğradıklarını belirtti.Türkiye'de 2007 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma ile kadınların yüzde 37,6'sının aile içinde hayat boyu en az bir defa fiziksel şiddete uğradığının tespit edildiğini bildiren Başterzi, geçen yıl İngiltere'de yapılan bir araştırmada ise ülkedeki kadınların yüzde 44'ünün hayat boyu en az bir defa aile içi şiddete maruz kaldığının ortaya çıktığını söyledi.Başterzi, 'Şiddet ülkemizde de çok yoğun, belki de çok dile getirilmiyor. Çünkü bizim kültürümüzde (kol kırılır yen içinde kalır) diye bir anlayış var. Aile içi şiddetin dile getirilmesi engelleniyor. Dünya genelinde kadınların ruh sağlığı erkeklere oranla daha fazla bozuluyor. Bunun ana nedenleri kadına yönelik şiddet ve yoksulluk' diye konuştu.'Televizyonların biraz kapatılması gerekiyor'Başterzi, ruh sağlığını korumanın en önemli yolunun sosyal etkileşimler olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:'İnsanlar arasındaki etkileşimin ruh sağlığı açısından koruyucu etkisi var. Bu, gerek ev içi gerekse sosyal yaşamla ilişkiler. Son 20-30 yılda özellikle büyük kentlerde yaşayan insanların yalnızlaştığını ve bunun birçok soruna yol açtığını biliyoruz. Hızlanan yaşam şartlarında insanların ilişkilerine baktığımızda evden işe, işten eve giden, eve girdikten sonra televizyonu açan, birbirleriyle konuşmayan insanlarla karşılaşıyoruz. Televizyonların biraz kapatılması gerekiyor. Televizyonları kapatın, insanlarla daha çok iletişim kurun, dertlerinizi paylaşın, insanların dertlerini dinleyin, komşularınızı, akrabalarınızı ziyaret edin. Bütün bunlar ruh sağlığı için çok önemli. Hem ev içinde hem de sokakta insanların bir arada olması, park, meydan gibi kamusal alanlara sahip çıkılması da ruh sağlığı açısından önemli.'Kentlerde ve köylerde sosyal alanların da genellikle erkeklere ait olduğunu dile getiren Başterzi, köy kahvelerinin, şehirlerde spor alanlarının çoğunlukla erkeklerce kullanıldığını, kadınların sosyal alandan çıkarıldığını savundu.İnsanların bireyselleşmesinin yoksulluğu da görünmez kıldığını ifade eden Başterzi, aynı apartmanda yaşayan insanların bile birbirini tanımadığına dikkati çekti. Başterzi, 'Kocaman, büyük binalar başkalarının acılarını görmemizi engelliyor, sosyal bağları kopartıyor. Yatay binalar insan etkileşimini daha çok artırıyor' diye konuştu.Dünyadaki yoksulların yüzde 70'inin kadın ve çocuk olduğunu ifade eden Başterzi, aynı hane içinde bile erkeğin karnının, kadın ve çocuklara göre daha iyi doyduğunu söyledi. Başterzi, yoksulluğunun da ruh sağlığı üzerinde çok önemli olumsuz etkileri bulunduğuna işaret etti.Kişilik bozukluklarıKadınlarda ve erkeklerde görülen kişilik bozuklukları hakkında bilgi veren Başterzi, kadınlarda sıklıkla histrionik (histerik) ve borderline (sınırda), erkeklerde ise antisosyal kişilik bozukluklarının görüldüğünü bildirdi.Kadınlarda görülen kişilik bozukluklarının sosyal yapıyla yakından ilişkisi bulunduğunu belirten Başterzi, 'Histrionik kişilik bozukluğu olan kadınlara baktığımız zaman, toplumda dikkat çekmeyi, ön planda olmayı, bunun için cinsel kimliğini öne çıkarmayı severler. Bunlar aile ve sosyal ilişkilerini etkilediği ve uzun süreli kronik bir şekilde devam ettiği zaman kişilik bozukluğundan söz edebiliriz' dedi.Başterzi, bağımlı kişilik bozukluklarında kadınların bir başkası olmadan karar alamadığını kaydederek, çocukluk çağından itibaren yalnız kalmış, sosyal açıdan içe dönük kişilerde bağımlı kişilik bozukluğunun daha fazla görüldüğünü dile getirdi.Sevgi ve şefkatle yetiştirilen, kendi kararlarını kendisinin alması desteklenen çocuklarda kişiliğin çok daha iyi geliştiğini vurgulayan Başterzi, 'Sevgi ve şefkat gösterilmesi, her şeye evet ya da hayır denilmemesi, gereken yerlerde doğru sınırların çizilmesi, nelerde haklı olduğu ve haklı olmadığı konusunda yol gösterici olması çocuklarda kişilik gelişiminde çok önemli' diye konuştu.
Film Dünyasından 14 Karizma İsim
Gerek giyimleri gerek konuşmaları gerek tavırlarıyla aklımıza kazınmış 1 film karakterini derledik. Genelde erkek insanlardan oluşan listemizde 1 kadın, 1kurtadam, 1 Whill, 1 Maia bulunuyor. İyi okumalar. (Liste sırasızdır.)
Reklam
Rize'ye Gidip Görmeniz Gereken 8 Yer
1) Şimdi öncelikle akşam git kale de bi çay iç manzarası güzeldir, çayı da.2) Şehirin içerisinde ziraat diye bir bahçe var. Botanikten hoşlanıyorsan gidebilirsin.3) Çayelinde (şehre 20 km) lale lokantasına git. kavurması ve kuru fasulyesi muhteşemdir. hayır hüsreve gitme gerek yok lale lokantası daha güzel.4) Zilkale'yi muhakkak gör. hemşin ile çamlı hemşin arasındadır. şehre uzaklığı yaklaşık 50 km dir 5) Ayder değil de fırtına vadisi görülmeye değer.6) Hani o kadar vaktin var mı ayrıca hava güzel olur mu bilmiyorum ama fırtına vadisinin üzerindeki palovit ve elevit yaylaları var. bu yaylalardan yaklaşık bir saatlik yürüme mesafesinde bir göl var. işte orada huzur neymiş görürsün.7) Anzer yaylası da iyi bir seçenek. ama açık söylüyorum bu mevsimde yaylalarda götün donar.8) Şehrin içinde yemek yemek istersen Bekiroğlu lokantasına git. Kime sorsan gösterir. Sormasan da bulursun. Pidesinden yemeden dönme. Hele bir de şanslı isen kalmışsa sabah kahvaltısını da orada yapabilirsen çok şanslısın :)  (kavurmasın da nasıl bir lezzet var bilmiyorum ama sabah 5 te gittiğimizde kalmadı abi bitti demişlerdi )
Kitap Kurtları İçin Cennet Gibi Kasaba: Hay-On-Wye
Galler’deki Hay-On-Wye adlı kasaba, dünyadaki en büyük kitap koleksiyonunun bulunduğu yerleşim yeri. Kitap kurtlarının “Cennete mi düştüm?” demelerine sebebiyet verecek güzellikteki bu kasabada, toplam 40 bağımsız kitabevi bulunuyor.  İstiklal Caddesi’ndeki tarihi kitapçıların yerlerini bir bir patso’culara kaptırdığı ülkemizde böyle bir kasabanın hayalini kurmak bile oldukça zor.
Reklam
Göçmen Kuşlardan Muhteşem Görüntü
Kano ile gezintiye çıkan iki kız göçmen kuşların hareketlerini videoya kaydetme fırsatı bulmuşlar. Görüntüler gerçekten muazzam. İzliyoruz...
Karısı Hamile Olan Erkekler İçin 8 Hayat Kurtaran Tavsiye
Karınızın hamilelik öncesi dönem ile mevcut durumu arasında fiziksel açıdan herhangi bir değişiklik olup olmadığına yönelik dolaylı doğrudan her türlü sorusunu, imasını ve iddiasını esaslı bir ses tonu ile reddetmek, size yol, su ve daha az elektrik olarak geri dönecektir.
Reklam
Star'ın Yeni Dizisi Paramparça'nın Akıllara Kazınacak Dizi Müziği
Yeni sezonun favori çifti Nurgül Yeşilçay ve Erkan Petekkaya olacak!Beyazperdenin ve ekranların iki dev ismi Nurgül Yeşilçay ve Erkan Petekkaya’yı bir araya getiren ve tutkulu bir aşkın konu edildiği dizi yeni sezonda Star’da yayınlanacak. Mütevazi şartlarda hayatını sürdüren Gülseren ve kentin en prestijli restoran zincirinin sahibi Cihan’ın sıradışı fakat olanaksız aşk hikâyeleri sezonun iddialı yapımları arasında yerini alacak. Aliye, Bin Bir Gece, Aşk ve Ceza gibi izlenme rekorları kıran yapımların senaristi Yıldız Tunç’un kaleme aldığı dizinin yönetici yapımcılığını Halil ile Menekşe, Yaprak Dökümü gibi önemli projelerle adını duyuran Özlem Yurtsever üstleniyor. Projenin yönetmen koltuğunda ise Asi, Gönülçelen, Kayıp Şehir, Tatar Ramazan gibi dizilere imza atan ödüllü yönetmen Cevdet Mercan oturuyor.
Yalova Belediye Başkanı: 'Canım Yanarak Ağaçların Kesilmesi Kararını Aldım'
Yalova Belediye Başkanı CHP’li Vefa Salman, köprülü kavşak yapımı için ağaçların kesilmesi nedeniyle yapılan eleştirilere yanıt verdi.Ağaçların kesilmesinden dolayı çok üzgün olduğunu belirten Salman, “Canım yanarak da olsa, içim acıyarak da olsa bu kararı almak zorunda kaldım. O ağaçlar alışveriş merkezi yapılmak için kesilmedi, termik santral yapmak için kesilmedi. Orada insan hayatı söz konusu. Ağaç mı insan hayatı mı dediğiniz zaman, ben bin kere, milyon kere, trilyon kere insan hayatı derim' dedi.Dağıstan’a yaptığı 5 günlük geziden dönen Vefa Salman, makamında düzenlediği basın toplantısında, Tonami Meydanı’nda Karayolları tarafından yapılacak Köprülü Kavşak Projesi için ağaçların kesilmesiyle ilgili tepkileri değerlendirdi. Gezide olduğu için çıkan haberleri çok yakından takip edemediğini belirten Salman, 'Elbetteki ağaçların kesilmesinden dolayı mutlu değilim. Son derece üzgünüm. Bu çok zor bir karardı ve bu kararı almak çok kolay olmadı. Asla kolay olmadığını biliyordum. Canım yanarak da olsa, içim acıyarak da olsa bu kararı almak zorunda kaldım. O ağaçlar alışveriş merkezi yapılmak için kesilmedi, termik santral yapmak için kesilmedi. Belediyeye ya da özel bir şahsa rant sağlamak için o ağaçlar kesilmedi. Orada insan hayatı söz konusu. Birinci öncelik buydu. İkinci öncelikse kamu menfaatiydi. Ağaç mı insan hayatı mı dediğiniz zaman ben bin kere milyon kere trilyon kere insan hayatı derim' dedi.'İNSAN CANINI TERCİH ETMEK DURUMUNDAYIM'Salman, ateşin düştüğü yeri yaktığını bir can gittiğinde insanın içinin her gün nasıl yandığını en iyi bilenlerden biri olduğunu da ifade ederek, şöyle devam etti:'Ağaç kesilir dikilir ama bir insan bir can gidince, yerine yenisini koyma şansınız yok. O kavşak yıllardan beri kaza potansiyellinin en yüksek olduğu noktalardan bir tanesidir. Sadece 3,5 yıllık süreçte bin 68 kişi yaralanıyor, 17 kişi de hayatını kaybediyor. Bir kişi için hiç kimse kusura bakmasın karar aşamasına, yol ayrımına gelindiğinde, insanın lehine milyon tane de trilyon tane de ağacı bir tane insan canını tercih etmek durumundayım, insan olarak, sonra bu kenti yöneten bir yönetici olarak.'Türkiye’de ve Yalova’da ilk defa ağaç kesildi havası yaratılmaya çalışıldığını savunan Salman, “Gerçekten buna da içerledim ve üzüldüm. Kent hafızası kuvvetli insanlardan biri olduğumu düşünüyorum. Geriye dönüp baktığımda 1999 depremi sonrası bu kalıcı konutlar yapılırken binlerce meyve ağacının kesildiğini yakından biliyorum. Tersane bölgesinde tarım alanını sanayi bölgesine çevirdiler. Benim partim bas bas bağırdı sanayi alanına döndürmeyin. Orada kesilen kivi ağaçlarını da unutmadım. İstanbul-Bursa-İzmir otoyolu için 30 kilometre ilerde Gemlik Umurbey altında yüzlerce zeytin ağacı kesildi. Orada kaç tane ağaç kesildiğinden Türkiye ne kadar haberdar' dedi.'ÜZERİMDE SÖZLÜ VE YAZILI BASKIDA BULUNDULAR'Salman, bu sürecin 'ben yaptım oldu' mantığıyla gelişmediğini, iki yıllık bir geçmişi bulunduğunu belirtti. Bu zaman içersinde bütün yazışmaların yapılıp araştırmaların gerçekleştirilmesinden sonra sökülebilecek ağaçların söküldüğünü belirten Salman, '30 santim üzerinde bir ağaca sökecek teknoloji Türkiye’de yok. Karayolları ısrarla valilik kanalıyla, iktidar milletvekili kanalıyla bir an önce yapılması için üzerimde yazılı ve sözlü baskıda bulundular. Ben de buna daha fazla 'dur' diyemezdim. Çünkü burada insan hayatı söz konusu. Devlet Hastanesi orada biliyorsunuz. Kışın günde 50 civarı, yazın 90 civarı ambulans geçiyor. 11 aylık süreçte 18 bin vaka var. Kentin o yanından bu yanına gidecek. O bağıran çağıran arkadaşlara soruyorum. Bir ambulans içinde yakınlarını hastaneye yetiştirmek için o aracı aşağıya inip itmeleri kaç sefer yaşandı. O trafiği açmak için ambulanstan inip de bağırıp çağırmamak için kendilerini ne kadar tutabildiler. Buradan İstanbul’a ambulansla hasta götürürken neredeyse denizin içine girip gemiyi ellerimle itesim geldi.'DOĞAN HER BEBEK İÇİN BİR ÇAM AĞACI'Kimin ne kadar canı yanıyorsa, Yalovalılar da benim canım, benim de canım yanıyor' diyen Salman, ağaç kesilmesinin ilk defa olmadığını, son defa da olmayacağını, burada önemli olan konunun insan hayatı ve kamu menfaati olduğunu söyledi. Salman, şöyle devam etti:'Ağaç dikmeye geldi mi o bağırıp çağıranlardan bazı kanallarda konuşanlardan kaç tanesi kaç tane ağaç dikti. Çok merak ediyorum. Bana sorabilirsiniz 'Ey başkan sen kaç tane diktin' diye. 50 yaşındayım. Yaşımın en az iki katı kadar ağaç diktim. Bu sürecin takipçisi olacağız. Ama amaç adına da geri durmayacağız. Her doğan bebeğin evine Yalova Belediyesi’nden benim adıma bir tane çam ağacı gidecek. Şu anda bin tane çam ağacı hazır vaziyette bekliyor. Her yıl 2 bin tane çam ağacı yeni doğan bebeklere ulaştırılacak. Eğer o aile o çamı dikmiyorsa bizim mahalle evlerimiz kanalıyla İsmetpaşa Mahallesi’ndeki Yalova Belediyesi’nin ağaçlandırma alanına dikilecek. O alanının Yalova Dörtyol Ormanı koyarız.'Salman, CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin ağaç dikme kampanyası başlatmasını takdirle karşıladığını da belirten Salman, “Bunun için de şu anda Yalova belediyesinde 5 yaşında 4 metre boyunda bin tane çınar ağacı mevcut . Onları da vatandaşlarımız talep ederlerse kendilerine de verebiliriz uygun olan yerlere dikerler' dedi.'BIÇAK KEMİĞE DAYANDI'Dörtyol bölgesinde yaşanan sıkıntıyı en çok o bölgede yaşayanların bildiğine de dikkati çeken Salman, “Yalova 13 mahalle, 3'ü orada. 2 lise var. Yoğun bir trafik akışının olduğu bir lokasyon. Ve o kavşakla Yalova’ya bağlantısı tek. Nüfusun yüzde 40’ı orada. Hastaneyi oraya Vefa Salman yapmadı. Adliyeyi de yapmadı. Dolayısıyla kent ile oranın bağlantısı bir tane o bölge. Oraya kavşak yapmaktan başka çare kalmadı. Batçık diye bağırdığı birileri, batçık da olmuyor neden olmuyor. Kimyasal tankerlerin batçıktan geçmesi yasak. Sonuç olarak konu masaya yatırıldı. Bıçak kemiğe dayandı. Karar aşamasına gelindi. Üzülerek canım yana yana, istemeye istemeye mutlu olmasam da ‘kesilecek’ dedim. Bu gizli bir şey değildi ki. Burada iki yerel gazete manşet yaptı 'kesilecek' dedi. Yani ben dün karar verdim yarın kesilecek demedim. Kronolojik bir yazışma sırası var. Hafta hafta ay ay buraya böyle gelindi. Karar aşamasına geldim. İnsan hayatı, can dedim, kamu yararı dedim. Üzülerek belki de içimde yüreğimde kalsın kahrolarak o kararı vermek zorunda kaldım.''KARAYOLLARI YAZA KADAR YETİŞTİRSİN'Ortada bir rant olmadığı veya başka amaca hizmet edecek bir proje olmadığı için rahat olduğunu da kaydeden Salman, “Yoksa böyle bir karar asla ve asla almazdım. Umarım Karayolları en hızlı bir şekilde o projeyi orada gerçekleştirir. Her gecikeceği vakada ambulanslar kaybedilecek hastanda, orada ölecek bir hemşehrimde, hesabını Karayollarından ben soracağım. O zaman çıkıp basına Vefa Salman belediye başkanı nasıl bağırıyor görürler. Karayollarının bundan sonraki görevi şimdiye kadar benden nasıl istiyorlarsa şimdi ben istiyorum, önümüzdeki yaz mevsimine bu projeyi yetiştirmek zorundadır. Bana sakın ola ki mevzuat hazretlerini göstermesinler' dedi.Basın toplantısında soruları da yanıtlayan Salman, “Bu kadar büyük tepki bekliyor muydunuz, sizin partinizden tepki gösterenler oldu. Ak Parti’nin bu süreçte size daha fazla sahip çıktığını görüyoruz' sorusu üzerine de Salman, “Bu konuda tepki elbette olacaktır. Demokratik ölçülerdeki tepkiyi elbette saygıyla karşılarım. Bu kadar büyütülmesinin sebebi siyasidir, olayın o tarafına girmek istemiyorum. Partideki arkadaşlarımın ise bilfiil sahibi olmadan fikir sahibi hatasına düştüklerini düşünüyorum. Keşke gelip bana sorsalardı. Detayı öğrenselerdi. Daha sağlıklı karar verirlerdi. Ben yaptım oldu mantığı ile alınmış bir karar değildir. Benim içimi acıtmıştır. Canımı yakmışımdır. Beni onlardan fazla üzmüştür ama bu iş masa başında bağırmak çağırmakla oturduğun yerde ahkam kesmekle olmuyor. Makamlar karar alma aşamasında son noktadır. Makamda oturan kişi de meşgul ettiği makamın gereğini kendisini oraya getirenlerin canlarını güvenliklerini huzurlarını korumakla mükelleftir. İnsan hayatı ve kamu yararı esastır' dedi.'TEK BAŞIMA YETKİM OLSA BU KARARI ALMAZDIM''Bu ağaçların kesilmesi kararını siz mi verdiniz yoksa daha önceden verilmiş bir kararı mı uyguladınız' soruna da Salman şu yanıtı verdi:“Sayın valimiz, bu konuda gazeteye demeç verdi. Yazılar yazıldı en son 17 Ekim’de il koordinasyon kurulu toplantısında da Yalova Belediye Başkanlığı'nca bu sorunun giderilmesi kararı çıkıyor. Tek başına Yalova Belediyesi'nin aldığı bir karar değildir. Böyle bir karar yetkisi bende olsaydı ben bu kararı almazdım. Açık ve net söyleyeyim.'Ağaç kesiminin Gezi olaylarıyla ilişkilendirilmesi sorusu üzerine de Salman, “Gezi olaylarıyla ilişkilendirilmesinin sebebi siyasi başka bir şey değil. Yoksa gezi olaylarıyla Yalova’daki köprülü kavşağın uzaktan yakından bir alakası yok. Gezi olaylarında tepkilerden sonra can kaybı oldu. Ama burada ben size 3,5 yıllık bilançoyu söyledim toplam kaza sayısı bin 446, bin 68 yaralı 17 tane can gitmiş' dedi.Bölgede 158 ağacın bulunduğunu, bunlardan 18’inin söküldüğünü, diğerlerinin ise kesildiğini ifade eden Salman, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile görüştünüz mü sorusu üzerine de, “Aramış beni ama Dağıstan’da biraz bağlantı sorunu yaşıyor o ülke görüşemedim. Belli bir saatten sonra aramadım. Bu hafta içinde kendisini bilgilendireceğim. Ama tabii arkadaşlar genel başkanımıza burayla ilgili dosyayı gönderdiler. Kendisi buradaki yazışmalardan geçilen aşamalardan bilgi sahibi' dedi.DHA
Reklam
1 Aralık 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG  servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
'Meyve Suyu İçmeyin'
'Süpermarket tipi beslenme bağırsaklardaki yararlı bakterileri azaltıyor, doğal beslenmeye önem verilmeli'Türk Gastroenteroloji Derneği(TGD) tarafından düzenlenen Uluslararası katılımlı 31. Ulusal Gastroenteroloji Kongresi, Antalya Belek’te gerçekleştirildi. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Hakan Şentürk, süpermarket tipi beslenmenin bağırsaklardaki bakterileri azalttığına dikkat çekerek, doğal beslenmeye önem verilmesini istedi ve ' meyve suyu içmeyin, meyve yiyin' önerisinde bulundu.'Kafa karıştıran diyetlerden uzak durulması gerek'Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Prof. Dr. Şentürk, sık sık gündeme gelen ve kafa karıştıran diyetlerden uzak durulması önerisinde bulunarak, son zamanlarda sıkça gündeme gelen diyetlerin spekülatif olduğunu belirtti. Prof. Dr. Şentürk, 'Onu yemeyin, bunu yiyin. Bunların sonu gelmez. Acıkınca yiyorsanız, karnınız doyduğu zaman sofradan kalkıyorsanız ve hep hareket halindeyseniz sorun yok ama bunları yapmıyorsanız Karatay ya da başka diyet önerilerinin eline düşeceksiniz” diye konuştu.'Çok lezzetli gıdadan uzak durun'Kilo alımında en büyük etkenin hareketsiz yaşam olduğunu kaydeden Prof. Dr. Şentürk, 'Organizmanın şişmanlığa karşı koruyucu bir önlemi yok. Elini uzattığınız her yerde kalorili gıda bulacağınız yer var. Acıkınca yemiyoruz. Masaya oturduğumuz zamana iyi yiyoruz. Beslenme ile  ilgili sorunu kilolu insanlar yapıyor. Beslenme ilgili çok çeşitli reçeteler, çok spekülatif reçetelerdir. Ekmek yemeyin, zeytinyağı yiyin, tereyağı yemeyin türü benzer spekülasyonların sonunun gelmesi mümkün değil. Günümüzde tereyağı yemek doğru değil. Çünkü günümüzde çok oturuyoruz. Yani aslında bir eski deyim var. ‘Kendinizin doktoru olun.’ Eğer acıkınca yemek yiyorsanız sıkıntı yok, fakat gözünüz doyuncaya kadar yiyorsanız sıkıntı vardır.  İnsanı algılama organları kendisini yanıltabiliyor. Doğal bir sebze ve meyve için bunu söyleyemeyiz tabi ama onun haricinde aldığınız gıda çok lezzetliyse zararlı demektir. Aldığınız gıdanın şekeri, tuzu az derseniz o sağlıklıdır. Çok lezzetli gıdadan uzak durun' şeklinde konuştu.'Ya doğal yiyeceğiz, ya hacmi küçülteceğiz'Gıdalara konulan katkı maddeleriyle ilgili de önemli bir açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şentürk, 'Ben meyve suyu içmem, meyve yerim örneğin. Herkese her şeyin doğalını öneririm, ancak günümüz beslenme sisteminde doğal gıda alabilmek pek mümkün değil. Aldığımız birçok gıdada katkı maddesi var maalesef. Bunlardan kaçamayacağımıza göre hacmini azaltacağız. Çok fazla tüketmeyeceğiz. Örneğin her gün yarım kilo yemek zorunda değiliz. Her şeyi ölçüsüyle tükettiğiniz sürece içinde kanserojen madde bile olsa size çok fazla zararı olmaz' dedi.'Vücudumuzda kilolarca bakteri var'TGD İkinci Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Hakan Şentürk, dünyada toplumsal refah arttıkça gastrointestinal sistem hastalıkların (reflü, irritabl barsak hastalığı) da arttığını, yeme alışkanlıklarının değişmesi, artan stres, kanserojenlerle temasın çoğalmasının irritabl barsak hastalığı gibi fonksiyonel, pankreas, kolon tümörü gibi organik hastalıkların görülme sıklığını arttırdığını söyledi. Prof.Dr. Şentürk, Türkiye'de, dünyada uygulanan tüm minimal endoskopik tedavilerin uygulanabilir hale geldiğini de vurguladı.Barsaklarda kilolarca bakteri bulunduğunu ifade eden Prof.Dr. Şentürk, 'Bunların sayıları ve çeşitliliği vücudumuzdaki hücrelerden kat kat fazla. Artık insan kendi hücreleri ve bağırsaklarında bulunan bakterilerle birlikte bir süper organizma olarak kabul ediliyor ve barsak bakterilerinin vücudumuz  kadar önemli olduğu kabul ediliyor. Bağırsak bakterileri çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişmesinde önemli bir faktör olduğu gibi erişkinde de, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi metabolik olaylarda önemli bir rol oynuyor. Aynı zamanda bağırsak bakterileri, hassas barsak sendromu ve iltihabi barsak hastalıkları gelişiminde de etkili olabiliyor. Süpermarket tipi beslenme sonucunda bağırsak bakterilerinin çeşitliliğinin azalması çeşitli hastalıklara yol açabiliyor' dedi.'Karaciğer yağlanmasının temel nedeni aşırı beslenme ve egzersiz azlığı'Karaciğer dokusu içindeki yağ oranının sağlıklı koşullarda yüzde 5’ten az olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Şentürk, '9-10 kişiden birinde karaciğer yağlanmasını görüyoruz. Bu oran, yağlanmanın derecesine bağlı olarak yüzde 90’lara kadar çıkabilmektedir. Karaciğer yağlanmasının temel nedeni, çoğunlukla, aşırı beslenme ve egzersiz azlığı, seyrek olarak da yüksek derecede alkol alımı ve genetik hastalıklardır. Alınan yağlar ve şeker yakılarak tüketilmedikleri taktirde karaciğerde yağ birikmesine yol açmaktadırlar. Karaciğerde yağ birikmesinin uzun süre devam etmesi, sertleşme ve sonuçta siroz, karaciğer yetersizliği ve kansere yol açabilmektedir. Toplumda karaciğer yağlanma oranı, son zamanlarda, toplumdaki global şişmanlamanın sonucu olarak, yüzde 15’lere kadar yükselmiştir. Karaciğer yağlanması olan hastalarda, şeker hastalığı, damar sertliği, pankreas ve meme kanseri oranı, yağlanma olmayanlara kıyasla anlamlı olarak yüksektir. Karaciğer yağlanması, toplumda en sık rastlanan karaciğer hastalığının ötesinde, en sık rastlanan hastalıklardan birisi haline gelmiştir. Çoğu zaman sessizdir. Bazen halsizlik, yorgunluk, ve karın sağ üst kısmında şişkinlik, dolgunluk gibi bulgular verebilir' diye konuştu.'Hepatit B ve C virüsü bulaşma yollarına dikkat' Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Necati Örmeci ise, Hepatit B-C virüsü (HCV) dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’ünü (yaklaşık 170 milyon kişi) hepatit B’nin 400 milyon insanı efekte ettiğini belirtti. Prof. Dr. Örmeci, 'Hastalığın en temel bulaş yolu hasta bireylerin kan ve kan ürünlerinin sağlıklı bireylere verilmesidir. Aile içi bulaş özellikle tıraş bıçaklarının, diş fırçalarının yanlışlıkla kullanımına bağlı olarak ortaya çıkar. İyi dezenfekte edilmeyen cihazların tanı veya tedavi amacıyla insanlarda kullanılması bulaşa yol açabilir. Cinsel yolla bulaş yüzde 1’in altındadır. Bağımlılık yapan ilaçların damardan veya kalçadan kullanımı, vücuda uygulanan dövmeler, eşcinsellik, berberler bulaşı kolaylaştıran faktörler olarak bilinir' ifadelerini kullandı.'Çölyak'ın teşhisi geç oluyor'İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi  Doç. Dr. Emrah Alper de ince bağırsakların gıdaları emen bağırsak kısımlarında vücudun kendi kendine oluşturduğu hasara bağlı olarak gıdaların yeterince emilmemesine 'Çölyak' hastalığı dendiğini belirterek, buğday, yulaf ve arpa içeren gıdaların içindeki gliadın adlı proteinin bağırsakta oluşturduğu alerji olduğunu söyledi. Doç. Dr. Alper, 'Çölyak hastalığı ileri hastaların bağırsaklarında emici yüzeylerde oluşan hasara bağlı olarak emilim kusuru oluştuğunda hastalar kansızdır, belirgin zayıftır, adetleri düzensizdir, geç adet görmeye başlamıştır, bağırsak rahatsızlık hissi mevcuttur. Ancak çölyak hastalarının çoğunda bu kadar ileri düzeyde şikayet olmadığı için teşhis konulamamakta ya da geç aşamada teşhis konulmaktadır. Uzun yıllar kansızlık çeken hastaların bir kısmında aslında çölyak hastalığı nedeniyle oluşan demir emilim eksikliğine bağlı kansızlık mevcuttur. Uzun süredir adet düzensizliği olan kadınların bir kısmında aslında çölyak hastalığı mevcuttur. Büyüme, gelişme geriliği ile beraber yaşından daha geç zamanlarda adet görmeye başlayan ya da adet göremeyen kızlarda mutlaka çölyak hastalığı da akla gelmelidir' dedi.'Buğday ve türevlerinden uzak durmalılar'Çölyak hastalarının hayatları boyunca buğday, arpa, yulaf ve bunlardan üretilen ya da bunlarla temas eden gıdalardan uzak durması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Alper, 'Eğer diyete sıkı uyarsanız şikayetleriniz 1 ayda düzelmeye başlayacaktır. Ancak diyetinizi 1 gün bile bozarsanız tekrar başa dönme riskiniz yüksektir. Ülkemizde artık çölyak hastaları için diyet ürünleri ve gıdalar mevcut. Sağlık Bakanlığı, belediyeler ve çeşitli dernekler bu konuda size gereken yardımı yapabiliyor' şeklinde konuştu.'Akşam yatmadan önce yenilen yemek reflüyü tetikler'Dr. Alper, reflüyü yemek borusunun yanması olarak tanımlayarak, şunları kaydetti: 'Hemen hemen her gün göğüs kafesinizde yanma ve ağrı hissediyorsanız, siz muhtemel reflü (mide asidinin yemek borusuna geri kaçması) hastasısınız. Muhtemelen eskiden beri benzer şikayetleriniz var ve önemsemiyorsunuz. Unutmayın ki mide asidinin yemek borusuna kaçması ve bazen de yemek borusunun alt kısımlarında hasar oluşturması olarak tanımlanan reflü hastalığı yemek borusu kanserine de neden olabiliyor. Sigara kullanmanın, fazla alkol tüketmenin, akşam yatmadan önce yemek yemenin reflüye neden olabildiğini biliyoruz. Hayat standardınızda değişiklikler yaparak, şikayetlerinizde azalma olup olmadığı anlanabilir.''Üç kişiden biri hazımsızlık çekiyor'Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Halil Bahçecioğlu da hazımsızlığı, 'Üst karın orta bölgesinde hissedilen, yemeklerden sonra oluşan ve rahatsız edici dolgunluk hissi, erken doygunluk, ağrı ve yanma hissi yakınmaların olmasıdır. 3 kişiden birinde bu yakınma var. Hazımsızlık nedeni çoğunlukla organik ve yapısal bir bozukluğa bağlı olmaz. Çoğu zaman endoskopi dahil yapılan incelemelerde çok ciddi bir patolojik bulguya rastlanmaz. Mideden beyine gelen uyarıların algılamasında ve yönetilmesinde değişiklik olması, psikososyal faktörler ve midedeki helikobakter pylori enfeksiyonu buna neden olur. Müzmin seyredebilir. Hastalığın selim karakterli olduğu hastaya ifade edilmelidir. Özellikle yağlı gıdalar, çok fazla yemek, çok çeşit yemekte yakınmaların artmasına neden olur' diye konuştu. Hazımsızlık karşısında yapılması gerekenleri ise Prof. Dr. Bahçecioğlu şöyle sıraladı:'Yağlı gıdaların tüketimi azaltılmalıdır. Mide asit salgısını inhibe eden ilaçlar, bazı hastalarda düşük doz antidepressan ilaçlar fayda ediyor. Hazımsızlık nadiren daha ciddi hastalıklara bağlı olabilir. İleri yaşlarda birden bire başlayıp ve devam ediyorsa, açıklanmayan kilo kaybı varsa, ilerleyici yutma güçlüğü varsa, demir eksikliğine bağlı kansızlık varsa, kusma varsa, ailede kanser öyküsü varsa mutlaka tetkik edilmelidir.''Karaciğer olimpiyatları Türkiye'de olacak'Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastoenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve 24. Asya Pasifik Karaciğer Kongresi(APASL 2015) Başkanı Prof. Dr. A. Kadir Dökmeci,  12-15 Mart 2015 tarihleri arasında İstanbul’da, HEBIPA-Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirilecek kongrenin Türkiye’de bugüne kadar karaciğer hastalıkları alanında düzenlenen en büyük bilimsel etkinlik olacağını ve bir ‘olimpiyat’ niteliğinde etkinlik olduğunu kaydetti. Asya Pasifik Karaciğer Derneği’nin (APASL) 3,5 milyardan fazla insanı ilgilendirdiğini dile getiren  Prof. Dr. Dökmeci, 'APASL tarihinde ilk defa, Avrupa’ya köprü olan İstanbul gibi bir merkezde kongresinin düzenlenmesi, sadece Asya-Pasifik bölgesine değil, Avrupa, hatta Amerika kıtasına hitap eden bir etkinlik haline gelmesine imkan vermektedir. Kongre düzenleme kurulu ve bilimsel program kurulu da bu doğrultuda, her 3 kıtayı kucaklayan bir program hazırlamıştır' diye konuştu.T24
Reklam