Tüm Annelerin Ağzından Duymuş Olduğunuz 21 Klasik “Anne Cümlesi”
Elbette onları bir gün değil, her gün anıyoruz, onlar evlerimizin kraliçesi, gönüllerimizin sultanı. Ama malum yaklaşan Anneler Günü ile, onları bu kez onların cümleleriyle analım istedik ve hemen hemen her evde duyabileceğiniz 21 klasik “Anne Cümlesi”ni, içerdikleri manalar ile beraber sizler için bir araya getirdik.
Freelance Çalışanlar için Home Office Disiplini
Günümüzde betonların içerisine tıkılmak istemeyen sabah 9 akşam 6 stresinden kurtulmak isteyenler için home office denilen kavram gittikçe yaygınlaşıyor diyebilirim. Amerikada ciddi bir oran evinde çalışırken, Türkiye’de bu oran düşük ancak hiç olmamasından iyidir. Böyle bir alt yapıya sahip olmadığı için özel sektör ve işverenler ne yazık ki bu kavramdan da uzaklar. Belirli sektörler dışında kimsenin home office çalışma gibi bir durumu söz konusu değil. Örnek verecek olursak tasarımcı ve yazılımcı arkadaşlar bu alanda çok rahatlar diyebilirim. Peki home office çalışan kimselerin ne tür bir disipline sahip olması gerekir? Evdeki çalışma mantığını ailemize nasıl kabul ettirebiliriz, bu konular üzerinde durmak istiyorum. 1-İkna: Home office çalışma modelinde ailenizi çalıştığınıza ikna etmek en zor süreçlerden biridir. Bütün gün eşofmanlarınız ve yağlı saçlarınızla paspal paspal evde oturduğunuzu gören anneniz, trilyon da kazansanız gerçek bir işte çalıştığınıza ve her ay düzenli olarak para aldığınıza inanmaz. Bu sebeptendir ki, siz çok önemli bir telefon konuşması yaparken odanıza elektrik süpürgesiyle dalacak, ziyarete gelen dayınızla iki çift laf etmeniz için sizi uyaracak, kabul gününde çay servisine yardım etmeniz için darlayacaktır. Gerekirse odanızın duvarına vergi levhası asın, evde boynunuza şirketin yaka kartını asıp dolaşın ama bir şekilde çevrenizdekileri bir işiniz olduğuna ikna edin. 2-Beslenme: Home office çalışmanın normal iş yaşamına nazaran türlü avantajları olmasına karşın, dünyada halen fazla rağbet görmemesinin temel sebeplerinden biri, evde çalışan adama kimsenin ticket vermemesidir. Başta üşenip 3 öğün dışarıdan yemek sipariş etseniz de, kazandığınız bütün paranın gıda harcamasına gittiğini farketmeniz çok uzun zaman almayacak. El mahkum karnınızı doyurmak için kendi başınızın çaresine bakacak, mutfağın sihirli dünyasını keşfetme yoluna gideceksiniz. Ortalama bir home office çalışanı, ilk 1 yıl içerisinde yaprak sarmasından mantıya dek geniş bir yelpazede yemek yapabilecek maharete sahip olabiliyormuş. 3 – Çalışma pozisyonu: Uzanarak çalışmak, yatarak çalışmak gibi kulağa hoş gelen şeylerin bir süre sonra uyuklayarak çalışmaya döneceğinden hiç şüpheniz olmasın. Uyumasanız bile günde 10 saat bir kanepede uzanan adam bir süre sonra o kanepenin şeklini alır, anatomisi bile ona göre evrimleşir. Siz siz olun, en azından kendinize adam gibi bir masa ve rahat bir sandalye temin edip bunları arada bir de olsa kullanın. Üstelik söz konusu masa-sandalyeyi ofis tipi mobilyalardan seçerseniz, çevrenizi gerçekten bi iş yaptığınıza ikna etmeniz daha kolay olacaktır. 4 – Mazeret: Yalan söyleme olanaklarınız ciddi şekilde kısıtlanır. Zorda kaldığınızda “şu an bi görüşmedeyim” diye kapatabileceğiniz telefonlar, Kiev’de oluşunuzu “bayi toplantısı vardı hayatım”a bağlayabileceğiniz seyahatler home office çalışmada pek olası değildir. Mümkün mertebe yalan söylemekten uzak dururken, “abi çok sıkıştım, bi işiyim ben dönücem sana” seviyesinde bir açık sözlülüğe varmamaya dikkat etmek gerekir. Bunun yanında rapor, mazeret izni gibi şeyleri de unutun. Değil grip, isterseniz verem olun, patronunuzu asla inandıramazsınız. Biraz iyi yürekliyse en fazla çiçek gönderecek , geçmiş olsun demek için aradığında, “neyse sen yattığın yerden şu işleri hallediver bir zahmet” demeyi ihmal etmeyecektir. 5 – Sosyalleşme: Normal bir ofis hayatının en cazip yanlarından olan “çalışanlar arası sosyalleşme ve mümkünse çiftleşme olasılığı”, home office’de pek mümkün değildir. Bu açığı evde canınız istediğinde rahat rahat porno izleyebilme lüksüyle bir miktar kapatabilirsiniz ama dikkat etmezseniz bir süre sonra bunu standart bir ilişki biçimi haline getirip “seks yapıcam diye ne çekicem onun bunun ağız kokusunu, kendime kendime yeterim bundan sonra” kafasına geçmeniz çok olası. Ayrıca adında home geçiyor diye illa orada çalışmak zorunda değilsiniz. Arada bir bilgisayarınızı alıp saatlerce kurulabileceğiniz ekonomik kafeler falan bulun. Dışarı çıkma alışkanlığınızı canlı tutmazsanız, bir süre sonra saçı sakalı salmış, epilasyonu hayatından çıkarmış, üzerindeki 2 haftalık eşofmanlarıyla yek vücut olmuş bir meczuba dönüşmeniz kaçınılmaz olur bilesiniz. 6 – Enformasyon: Nice home office çalışanı vardır ki, işten kovulduğunun ya da şirketin battığının çok geç farkına varır. İş bu yüzdendir ki, ara sıra da olsa hala bordrolu bir çalışan olup olmadığınızı kontrol etmenizde büyük fayda var. Yoksa evde bilgisayar başında ne olduğunu anlamadan çalışmaya devam etmeniz işten bile değil.. 7 – Eğlence: Artık patron geldiğinde alt+tab kombinasyonuyla excel açmak ya da telefonla konuşuyormuş gibi yapmak gibi zevklerden mahrumsunuz. İşten gizlice kaytarmak, çalışma hayatından alınan keyfi önemli ölçüde artıran bir eylem olduğundan, evde ne alışveriş sitelerinde dolaşmak ne de Facebook’ta oyun oynamak size eskisi gibi heyecan vermeyecektir. Bu sorunu aşmak için evdeki diğer bireylerden yardım alabilirsiniz. Misal, annenizden arada bir aniden odanıza dalıp monitörünüzü kontrol etmesini, tam akşam 6’da mail atarak toplantı isteği yollamasını falan isteyin. Eğer yalnız yaşıyorsanız ufak bir kişilik bölünmesiyle de bunu halledebilirsiniz. Bu konuda Gollum, sizin için ideal bir örnek sayılabilir.. 8 – Ekonomi: Home office çalışmak, markete sık sık sipariş vermek demektir. Markete sipariş vermekse, “dur ya şimdi bi paket sigara için de aramak olmaz bi şeyler daha söylemeliyim” duygusunu beraberinde getirip evi kısa sürede şarküteriye çevirmeniz anlamına gelir. İhtiyacınızdan fazlasını almamaya özen gösterin. Almak durumunda kaldığı tekerlek kaşarlardan kendine bilgisayar masası yapabilen home office çalışanları var, unutmayın. 9 – İmaj: Patronunuz arada sırada bile olsa “lan ben bu kadar zamandır kime maaş veriyorum acaba” diye düşünüp, sırf gül yüzünüzü görmek için görüntülü toplantı isteyebilir. Bu tip toplantılarda web cam’den bile olsa iyi görünmek önemlidir. Yalnız, toplantı sırasında patronunuzla konuştuğunuzu unutup “ben bir kahve alıp geliyorum” gibi cümlelerle ayağa kalkmayın. Adam size maaş veriyor diye bir de tazmanya canavarlı boxerınızı görmek zorunda değil. 10 – Mesai saatleri: Belli bir mesai saatinin olmaması başta şahane bir şey gibi görünse de, bir süre sonra uyuduğunuz süre hariç tüm saatlerin mesai saatine dönüştüğünü, gecenin 2′sinde bilgisayar başında çalışırken “9-6 iyiydi lan, en azından kaçta çıktığımız belliydi” diye düşündüğünüzü hayretle fark edeceksiniz. Kendinize normal mesai saatleri koyup onlara riayet etmeye çalışın diyeceğiz ama o da pek mümkün değil. Neyse, buna alışmaya çalışın en iyisi yapacak bişey yok..
Ketojenik Diyet Nedir ve Nasıl Yapılır?
Ketojenik diyet konsepti son dönemlerde düşük karbonhidrat diyetlerinin tiryakileri sayesinde bir hayli sükse yaptı. Ketojenik diyetlerin tek özelliği karbonhidrat bakımından fakir diyetlerden olması değil. Bu diyet konsepti Steve Jobs'un kansere yakalanmasından sonra daha uzun süre yaşamasında ve çocuklarda görülen epilepsi hastalığıyla mücadelede büyük pay sahibi!Tek amacı zayıflama olmayan bu mucize diyet birçok hastalığın iyileşmesine yardımcı oluyor.İşte ketojenik diyet hakkında merak ettiğiniz her şey....Ancak bizim daha çok hastalıklarla mücadelede kullanılan bir beslenme biçimi olarak bildiğimiz bu diyet, tedavi amacının yanı sıra sağlıklı yaşam ve zayıflama amacıyla da uygulanabiliyor.Yağ ve protein oranı yüksek fakat karbonhidrat açısından oldukça zayıf olan diyetin adı 'Ketozis' teriminden geliyor. Ketozis; vücudun enerji elde etmek için yağları yakması sürecine verilen isim. Bu süreç, vücut enerji olarak kullanmak üzere yeterli glukoz bulamadığında ve insülin seviyeleri düştüğünde devreye giriyor ve böbreklerin yağ asitlerinden üretiği ketonlar kan dolaşımı yoluyla serbest kalarak enerji olarak kullanılıyor.Ketojenik diyetler karbonhidrat bakımından düşük özellikte olsa da her düşük karbonhidrat diyeti ketojenik diyet değil. Genellikle ketojenik diyetlerde günlük kalori alımının %65'i proteinden, %30'u yağlardan ve %5'i de karbonhidratlardan elde ediliyor. Bir dönemin popüler diyetlerinden Atkins diyeti Ketojenik özellikte başlıyor ve diyetin ilerleyen aşamalarında karbonhidratlar tekrar ekleniyor. Böylelikle ketozis sürecinde azalma meydana geliyor. Yani daha kusursuz hesaplamalar, bir diyetin ketojenik olup olmadığını belirliyor.Ketojenik diyetlerin popüler olmasının birçok nedeni var. Bu düşük karbonhidratlı diyetlerin temel faydası, yağlı yiyeceklerin küçük porsiyonlar tüketilse bile uzun süreli tokluk hissi yaratması ve enerji seviyelerini arttırması.Birçok bilimsel çalışma sonucunda bu tür diyetlerin epilepsi nöbetlerini azalttığı ve diyabet hastalarında glisemik indeksi kontrol altına alınmasında oldukça faydalı olduğu ortaya çıkıyor. Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinin sahibi olan Steve Jobs kansere yakalandığını öğrendikten sonra beslenme biçimini ketojenik diyetlerle değiştirmiş. Uzmanların açıklamalarına göre Jobs, bu beslenme planı sayesinde hastalık teşhisi konduktan sonra doktorların ön gördüğü süreden 2-3 yıl daha fazla yaşadı.Ekmek, makarna, pirinç ya da şekerli soslar yoğun karbonhidrat içerikleri için elenecek besinlerin başında geliyor.Bu beslenme şekli yüksek oranda yağ içerse de, diyette kullanılan yağın çeşidi oldukça önemli. Kaliteli protein ve yağların tüketilmesi diyet açısından oldukça önemli. Diyette tüketilen proteinler, sığır eti, kuzu, dana, keçi, ve balıklara yumurta ve peynir çeşitleri.Tüketeceğiniz ürünleri mümkünse organik ürünlerden tercih etmenizde fayda var.
Dünya'nın En Zor Mesleği
Sahte bir iş ilanı hazırladılar, bu ilanı gazete ve internette yayınladılar. Görüşmeler internet üzerinden kamera ile gerçekleşti. İstenilen pozisyon operasyon müdürü pozisyonu. Bu pozisyonun hayatımızdaki yerini ve rolünü izliyoruz...
Reklam
Reklam
Yurt Dışına Gitmeden Önce Dikkat Edilmesi Gereken 5 Altın Kural:
Bu aralar yurt dışına gitmeyi mi planlıyorsunuz? Yazı yurt dışında geçirmek için uçak bileti fiyatlarını mı kontrol ediyorsunuz? Yoksa biletle, otelle ve transferlerle münferit uğraşamam, paket turlarla seyahat ederim diyenlerden misiniz? O zaman 5 altın kurala dikkatinizi çekmek istiyoruz:
Erkekte Retro Modasının Tutmamasının 32 Mantıklı Sebebi
Kadın modasında retronun önemli bir yeri var. 1960'ların, 70'lerin, hatta 50'lerin kıyafetleri çok ufak değişikliklerle bugün giyilebilecek hale getirilebiliyor. Kumaş değişikliği, renk seçimi, kesimlerdeki yenilikleri yansıtmanız yeterli, 1950 yılında giyilmiş bir kıyafet bugün giyildiğinde hiç ama hiç sırıtmıyor kadınlarda. Peki, erkekte durum nedir? neden retro modası erkekte tutmuyor? Neden 1950 yılında, hadi onu geçtik 1990 yılında dahi giyilen bir kıyafet bugün birkaç ufak revizyon ile yeniden moda olamıyor? İşte sizin için hazırladığımız galeride cevabı bulacaksınız.
Reklam
Saçları Her Gün Yıkamak Zararlı mıdır?
Pek çok kişi her gün duş almadan kendini rahat hissedemez. Ya da saçlarının çabuk yağlanması yüzünden her gün saçlarını yıkar. Peki her gün saçları yıkamak zararlı mı ? Bugün bu sorunun cevabına yanıt vereceğiz. Saçları her gün yıkamak derideki koruyucu bakterilerin ölmesine neden olmakta, dolayısıyla dökülme ve kepeklenmeye yol açacaktır. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşin Köktürk'ün yaptığı açıklamalar bizi bu konuda bilgilendirmektedir. Köktürk'e göre saçlı derinin kendine özgü koruyucu bir florası olduğu ve özenle saç bakımının yapılması gerektiğini söylemekte. Köktürk'e göre ''çok yağlı'' diye her gün saç yıkamak hakkında ''Bu davranış doğru değil, sık yıkamakla yağlı saçlardan kullanılmaz. Sık yıkamak saçlı derinin koruyucu florasını bozar.'' Sık sık saç yıkamanın derideki koruyu bakterileri öldürdüğünü dikkat çeken vekepeklenme, saç dökülmesi gibi sorunlara yol açacağını kaydeden Köktürk ''Koruyucu tabaka yok olduğu gibi deride istenmeyen bakteri ve mantarların üremesine de neden olabilir. En sağlıklı olanı saçları haftada 3 gün PH değeri 5,5 olan şampuanlarla yıkanmasıdır. Ayrıca yıkama sırasında sıcak su yerine ılık su kullanılmalıdır.'' diye sözlerin ekledi. Ayrıca jöle, boya gibi kimyasal ve fiziksel etkilerin saçta uzun süre kalmamasını belirterek ''Bu ürünler saçın ve saç derisinin doğal yapısını bozuyor, saçları güçsüzleştiriyor. Saçın maruz kaldığı kimyasal etkinin uzamaması için jöle kullanan kişiler gün sonunda saçını muhakkak yıkamalı'' dedi.
Dünyanın En Mutlu ve En Uykucu Kedisi Shironeko ile Tanışın!
Kedilerin genel olarak tembel hayvanlar oldukları ile ilgili bir efsane vardır. Fakat Shironeko ( Japonca'da beyaz kedi anlamına geliyor ) en tembel kediler sıralamasında üst sıraları zorlayan fazlasıyla sevimli bir hayvan.Sahibini onun için bir youtube kanalı açmış ve Shironeko'nun kendi gibi tembel arkadaşlarıyla yaptıkları her şeyi oradan yayınlıyor. İyi eğlenceler dileriz...
Fit Olmak İstiyorsanız 5 Kuralı Uygulayınız
Siz de zayıflarken aynı zamanda sıkılaşmak ve fit olmak istiyorsanız, bu beş kuralı uygulayın: Diyetle birlikte egzersize de başlayın, sağlıklı karbonhidratları tüketin, egzersiz öncesi ve sonrasında bol su için, ana öğünlerde kurubaklagil yiyin ve B vitamini kullanınHastalarımın çoğunda, zayıflarken egzersiz yapılması ile ilgili oldukça fazla hatalı bilgiye sahip olduklarını ve akıllarının karıştığını görüyorum. İlk olarak zayıflamaya karar verdiğinizde, kilo fazlalığınız ne olursa olsun kalbe yük getirmeyecek şekilde düşük tempoda, yapabildiğiniz sürede yürüyüşlere başlamalısınız. Egzersizi asla ertelememelisiniz. Zayıflama ile oluşan sarkma ve derideki buruşmayı ancak bu şekilde engelleyebilirsiniz. Eğer egzersizi kilo verdikten sonra yapmaya başlarsanız vücudunuzdaki sarkmaları toparlamanız neredeyse imkansız. Aşağıdaki pratik önerileri zayıflama sürecinize kolayca adapte edebilirsiniz. AĞIRLIK ANTRENMANI YAPIN Yağ yakarak zayıflama, kardiyovasküler egzersiz çeşitlerini yaparak olur. En iyileri; yürüyüş, bisiklet, ip atlama, eliptik bisiklet ve yüzmedir. Hangisini yapma olanağınız varsa onu seçin. Aktiviteye başlamadan önce en az beş dakika esneme ve ısınma yapın. Yürüyüş, eliptik ve bisiklet yapacaksanız mutlaka 3 eğim ya da altı zorluk düzeyinde ile 15 dakika orta tempo yürüyüş, ardından dört eğim ya da zorluk 7.2 düzeyde 15 dakika orta tempo koşuya geçin. Daha sonra eğimi 4.5'e çıkarıp 15 dakika 8 düzeyde koşarak son beş dakikada kademeli olarak hem eğimi, hem de düzeyi azaltarak egzersizi bitirin. Haftada dört kere bu şekilde yürüyüş, bisiklet ve eliptik dönüşümü ile kardiyovasküler aktivitenizi planlayın. SAĞLIKLI KARBONHİDRATLAR Proteini yüksek tüketecek kişiler, dayanıklılık sporu olan halter, güreş ve vücut geliştirme yapabilirler. Bu sporları yapan kişilerin protein ihtiyaçları çok artar. Ancak ince ve atletik bir vücut için orta düzey protein yeterlidir. Fazlası vücuda yarar sağlamaz. Ama tam tahıllı karbonhidratlar mutlaka beslenmede yüksek oranda olmalıdır. Çünkü yetersiz karbonhidrat içeren bir diyet, yorgunluğa ve psikolojik defansa neden olur. Yeterli karbonhidrat, kasların katabolizmasını yani kaybolmasını önler. Açıkçası zayıflama sürecinde yüksek protein yerine yüksek sağlıklı karbonhidrat tüketmek oldukça önemlidir. SU İÇMEK KURAL OLMALI Vücudun susuz kalması egzersiz performansını olumsuz etkiler. Yorgunluğun bir nedeni de aktivite boyunca su içmemektir. Sıvı kaybını vücuda yaşatmamak için sporunuzdan önce 500 ml., egzersiz boyunca her 15-20 dakikada bir en az 300 ml. ve egzersiz bittikten sonra da 700 ml. kadar su içmenizi tavsiye ederim. ANA ÖĞÜNLERDE YEMEKAktivite yaptığınız günlerde; öğle ve akşam ana öğünde kepekli tahıllar veya kurubaklagillerden birini, taze sebze ya da meyvelerden seçerek yanına yağsız hayvansal protein kaynaklarını tüketmelisiniz. Kahvaltıda az yağlı ya da yağsız süt ve süt ürünleri, yumurta ve kepekli tahıllardan oluşan bol taze sebzeli bir mönü planlamalısınız. Ara öğünde süt, meyve, az miktarda kuru yemişler olmalıdır. Bu tip bir beslenme; kas dokusunu koruyacak, yüksek karbonhidrat ve yeterli proteinin yanı sıra tüm vitamin- minerallerin de doğal olarak beslenmenizle alınmasını sağlayacaktır. B GRUBU VİTAMİNLER Unutmayın, zayıflarken vücut geliştirme yapmayacaksınız. Bu nedenle B grubu vitaminlerinden zengin yiyeceklere öncelik vermelisiniz. Yeterli protein, hafif ağırlık antrenmanınızda kas fibrillerindeki minimal hasarı onaracak, kalori harcanmasında doku kaybını engelleyecektir. B1, B2, B6 ve niasin; egzersiz sırasında enerji oluşumuna yardımcı olmaktadır. Diğer B grubu vitaminlerinden folik asit ve B12 ise kırmızı kan hücrelerinin oluşumu, protein sentezi ve doku yapım-onarımı sağlayacaktır. Sağlıklı beslenmenize ek bir tablet B kompleks vitamin desteğini bu egzersiz günlerinde almanızda fayda olacaktır.
Reklam
Yağ Yakmaya Yardımcı Olan 30 Besin
Kilo vermek için formül aslında basit: aldığınız kalori miktarından daha fazlasını yakmak! Ancak bu denklemi desteklemek için yardım alabileceğiniz bazı süper yiyecekler de yok değil. İşte yağ yakımına yardımcı 30 besin.
Reklam
Türkiye’nin İlk İngilizce Online Alışveriş Sitesi
Yalın ve sofistike bir yaşam biçimini yansıtan konsept mağazacılık anlayışıyla, Türkiye’de bugüne kadar alışılan online alışveriş hayatına farklı bir bakış açısı getiren Shopi go, İngilizce dil opsiyonuyla Türkiye’de yaşayan expat'ları ve global müşterileri hedefliyor. Deneyimsel ve yenilikçi alışveriş anlayışını 200'ün üzerinde lider tasarımcının son sezon koleksiyonları ile birleştiren Shopi go bu yeni girişimiyle, konsept mağazacılık anlayışıyla, moda ve lifestyle ürünlerle dolu, sıradışı bir çeşitlilik sunmakla kalmayıp; online satış sektöründe de bir ilke imza atmaya devam edeceğini de gösterdi. Shopigo.com Hong Kong’dan Tel Aviv’e, Londra’dan Montreal’e dünyanın her yerine gönderim yapmaya başladı.
Nijeryalı Kız Çocukları İçin Dünya Ayakta
Fransız haber ajansı AFP’nin yayınladığı video kaydında konuşan Ebubekir Şeko, “Kızlarınızı ben kaçırdım. Onları Allah’ın adına pazarda satacağım” diye konuşmuştu. ABD Başkanı Barack Obama, örgütün daha önce kaçırdığı 200 kızın bulunması için yardım sözü vermişti. Kızların Nijerya’nın kuzeydoğusundaki bulunan köydeki bir okuldan kaçırılmasının üzerinden üç haftadan fazla zaman geçmişken, kızların nerede oldukları hala bilinmiyor ve hükümetin kızların yerini bulma konusundaki başarısızlığı hayal kırıklığını arttırıyor. Dünyanın birçok yerinden tanınmış siyasiler, sanatçılar, gazeteci ve aktivistlerin ise kaçırılma olayına dair tepkiler büyüyor. Protesto gösterileri sürerken; Uluslararası Af Örgütü de kızların kaçırılmasına dair tepkisini internet sitesinden duyurdu. Twitter’da #BringBackOurGirls hashtagiyle mesajlar yağarken, kaçırılan kızların bırakılması için online imza kampanyalarına yoğun destek geliyor. ABD Başkanı Barack Obama’nın eşi Michelle Obama da kendi Twitter hesabından tepkisini fotoğraf ile gösteren bir tweet yayınladı. Hillary Clinton da Twitter üzerinden eğitime erişimin temel bir hak olduğunu ve terörün karşısında olduğunu vurgulayan bir tweet attı. Kitleler, Nijerya’nın kuzeyinde şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak için çabalayan Boko Haram milislerinin adalet önüne çıkarılmasını beklerken; Nijerya’nın insan haklarını koruma konusunda da yol göstermesi ümit ediliyor. ZETE
Reklam