Anneanne İle Babaanne Arasındaki 18 Temsili Fark
Aslında fark yoktur aralarında, sadece bizim algılarımızdır farklı olan. İşte algılarımızdaki bu farklar kafamızda anneanne ile babaanne figürlerini başka başka yerlere koyuyor. Kimine göre anneanne yakın, samimi, sevgi dolu; kimine göreyse babaanne. Yine her karşılaştırmada yaptığımız rutin uyarımızı yapalım, 'burada yazdıklarımız kesin doğrular değil, gerekiyorsa siz anneanneyi babaanne olarak okuyun lütfen'.
Angelina Jolie'nin Giydiği En Etkileyici 10 Siyah Tasarım
Son günlerde Malefiz (Maleficent) filmiyle gündemden düşmeyen Angelina Jolie, bu kez de doğum günü sebebiyle merceğim altına girdi. Kusursuz güzelliği, mükemmel vücudu ve 6 çocuğu ile 39. yaşını deviren Angelina Jolie‘ye mutlu yaşlar diliyorum. Amerikalı güzel oyuncu, oyunculuktaki başarısını 3 Altın Küre, 2 Sinema Oyuncuları Derneği Ödülü ve 1 Oscar ile taçlandırmış durumda. Son filmi Malefiz (Maleficent) deki performansıyla çok ses getiren Angelina Jolie, daha şimdiden dünyada büyük bir gişe hasılatı yakalamış bile. Uyuyan Güzel masalının kötü cadısı Malefiz‘i canlandıran güzel oyuncu, kariyerinde yakaladığı en büyük gişe hasılatına bu filmle birlikte ulaşmış oldu. Dünyanın en çok kazanan oyuncuları arasında gösterilenAngelina Jolie‘nin bu başarısı, bundan sonraki projelerindeki beklentiyi de arttıracaktır.Filmden sonra sıra geldi Angelina Jolie‘nin kıyafet tercihlerine. Malefiz‘in Gala Gecesi de dahil olmak üzere, her yerde çok fazla siyah tasarımlarla gördüğümüz güzel oyuncunun, son yıllarda giydiği etkileyici 10 siyah kıyafeti bir araya getirdim. Bu kıyafetler içersinde Angelina Jolie’ye baktığımda dikkat çeken detaylar, ona zerafet katan ölçülü dekolteler ve doğal saç ile makyaj. Tercihlerinin çoğundaVersace imzası bulunması da diğer bir detay.Kıyafetleri incelerken son 5 yıl içersindeki değişimine de dikkat edin derim. Geçen yıllar ona yaramış ve daha bir güzelleşmiş sanki. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bir Cuma Günü Kendinize Söyleyebileceğiniz 15 Yalan
Cuma günleri haftanın en kutlu günüdür. Bünye kendini tatile hazırlar, kafa bir başka kalkar yastıktan. O gün çalışan insana ayrı bir bayram havasıdır. Candır, canandır. Fakat bütün gün aslında kendimize söylediğimiz bir takım yalanlarla geçer. Felekten bir gün olacakken yalandan bir gün geçer gider ömrümüzden. Her hafta aynı yalanlarla geçer mi ömür bilemeyiz ama herkes bu yalanların kıyısından köşesinden elbet bir Cuma günü geçmiştir ya da geçecektir;
Reklam
Kuantum İstanbul Üniversitesi'nde Çöktü
Sayılı deneylere ev sahipliği yapan İÜ Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı, sorumlu hocaya ceza verilip kapatıldı. Projeler askıya alındı. Araştırmacılar kapı dışarı edildi.Dünyada ‘düşük sıcaklık-manyetik alan’ deneylerinin yapılabildiği Harvard Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü ile birlikte üç laboratuvardan biri olan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı bürokratik kavgaya kurban edilip kapatıldı. 2012 yılında 6 milyon lira harcanarak kurulan, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla gelişen laboratuvarda TÜBİTAK destekli pek çok bilimsel araştırmaya imza atıldı. Laboratuvarda yapılan araştırma ve deney sonuçlarının anlatıldığı makaleler prestijli bilim dergilerinde yayımlandı. Ancak Radikal’den İdris Emen’in haberine göre, çıkan yangın kuantumun çöküşünü hazırladı. Ucuz atlatılan yangın sonrası laboratuvar sorumlusu Doç. Dr. Afif Sıddıki laboratuvarda gerekli iş güvenliğinin sağlanması için İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve projeler destek veren TÜBİTAK’a başvurdu. Ancak kurumların duyarsızlığı nedeniyle sonuç alamadı. Laboratuvarda iş güvenli olmadığını öne süren Sıddıki, 13 Mayıs 2013’te laboratuvar sorumluluğundan istifa etti. Sıddıki, aynı gün sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, laboratuvarda iş güvenliğinin sağlanması için mücadele verdiğini ancak bir sonuç alamadığı için görevini bıraktığını şu sözlerle duyurdu: “Kavga etmekten yoruldum. İki gün sonra 40 yaşıma giriyorum. Evliya olacağım da yok. Bilimdi, lab’dı memleketi artık siz düşünün. Bu kadar pis adamın arasında debelenip durmaktan bıktım. Üstelik hem kendimi hem de bana inananları hayal kırıklığına uğratmaktan da bıktım.” İÜ Fen Fakültesi Dekanlığı, bu sözlerinden dolayı amirlerine hakaret ettiği gerekçesiyle hoca hakkında soruşturma açtı. Soruşturma sonucunda Sıddıki, üç yıl ‘kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına’ çarptırıldı. Sıddıki ve öğrencilerinin laboratuvara girişi engellendi. Soruşturma devam ederken Sıddıki, bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için Almanya’ya gitti. Doç. Dr. Afif Sıddıki, Almanya’dayken üniversite yönetimi laboratuvara girerek zimmetinde olan laboratuvarı çalıştırdı. Bunu duyan Sıddıki hoca da okul yönetimine bir e-mail atarak laboratuvarın kendi sorumluğunda olduğunu ve kendi izni olmadan diğer hocaların laboratuvarda herhangi bir çalışma yapamayacağını dile getirdi. E-mail üzerine Sıddıki Hoca’ya dekanlık tarafından hocaları tehdit ettiği gerekçesiyle ikinci kez soruşturma açıldı. Sıddıki’yi 3 yıl daha ‘kıdem durdurma cezası verildi. Dünyanın ender laboratuvarlarından biri olan Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı ise kapatıldı. Laboratuvar kullanılmadığı için TÜBİTAK’ın desteklediği bütün projeler askıya alındı. Projeler askıya alınınca laboratuvarda burslu çalışan 11 öğrencinin bursu kesildi. Atıl durumda olan laboratuvarın çalışma ofisi olarak kullanılacağı öne sürülüyor. Kendisine açılan soruşturmaların hiçbir dayanağı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Afif Sıddıki açılan iki ayrı soruşturmada 6 yıl kademe ilerlemesinin durdurulduğunu belirterek şunları söyledi: “Okul yönetimi kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile yetinmedi. Dekanlık okulda yapılan bir fizik konferansı sonra hakkımda bir soruşturma daha açtı. İki kez ceza aldığım için soruşturma dosyam YÖK’e sevk edildi. ‘Kamu görevinden çıkarılmam’ isteniyor. 22 Mayıs’ta YÖK’e savunma verdiğimde soruşturma dosyamda Facebook üzerinden bir ileti paylaştığımı ve iletide, ‘Türk Fizik Derneği bünyesinde düzenlenen parçacık hızlandırıcıları çalıştayı ile ilgili olumsuz görüşler beyan ettiğim’ yazıyordu. Savunma yapabilmek adına yorumun metnini talep etmeme rağmen yazı bana verilmedi. Oysa ben böyle bir ileti paylaşmadım.” Laboratuvarın kapanmasıyla işsiz kaldığı için Antalya’da bir imam hatip lisesinde ücretli öğretmenlik yapmak zorunda kalan doktora sonrası araştırmacısı Metin Kendirik ise şunları söyledi: ‘’O laboratuvarı kendi çabalarımızla kurduk. Laboratuvarda yaptığım çalışmalar sonucunda makalelerim bilim dergilerinde yayımlandı. TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projem vardı. Laboratuvar kapanınca o proje askıya alındı. Ben işsiz kaldım, diğer arkadaşlarımın bursu kesildi. Şimdi bir okulda saatliği sekiz liraya ücretli öğretmenlik yapıyorum. Kuantum Araştırma Laboratuvarı da ofis olarak kullanılacak.’’T24
Reklam
Aşk mı, sevgi mi, sadece cinsel çekim mi?
Bizim için özel olan, gördüğümüzde kalp atışlarımızı hızlandıran kişilerle karşı karşıya geldiğimizde; hepimizin hissettiği farklı durumlar ve duygular vardır. Bu duygular bazıları tarafından karmaşa, bazıları tarafından hislerin yoğunluğu, bazıları tarafındansa yalnızca hoşlanma olarak tanımlanır. Peki deneyimlediğiniz şeyin aşk, sevgi ya da cinsel arzu olduğunu nasıl anlarsınız?1970’lerde sosyal psikolglar ‘’aşk’’ olgusu üzerine geniş çaplı araştırmalar yürütmeye başladılar. Sosyal psikolog Zick Robin, hoşlanma ve aşk duygularının ayırt edilebilmesi için aşağıda yer verdiğimiz bir skala hazırladı. Rubin’e göre, hoşlandığımız kişilerle beraber vakit geçirmekten ve bu kişilerin bakış açılarından etkileniyoruz; bu nedenle de bu kişilerle zaman geçirmeyi seviyoruz. Konu aşk olduğunda ise durum biraz daha derin bir boyut kazanıyor. Rubin’in yapmış olduğu bir çalışmada, aşk duygusunu deneyimleyen çiftler birbirinden yalnızca hoşlanan çiftlere göre daha fazla göz kontağı kuruyor ve daha uzun süre hiç konuşmadan bir arada kalabiliyorlar. Aşk, sevgiden farklı olarak daha fazla fiziksel yakınlık kurma ve karşımızdaki kişinin tüm ihtiyaçlarına cevap verebilme isteğini ortaya çıkarıyor.Sosyal psikolog Elaine Hatfield ise aşk olgusunu iki farklı boyutta inceliyor: tutkulu aşk ve arkadaşlık boyutundaki aşk. Tutkulu aşk, yoğun duygusallık ve cinsel istek barındıran bir olgu. Arkadaşça olarak tanımlanan aşk çeşidinde ise karşılıklı saygı, ilgi ve güven duyguları ön planda. Hatfield’a göre tutkulu aşklar bir süre sonra arkadaşlık boyutuna kayabiliyor.Tüm bu tanımlara göre karşınızdaki kişiye karşı hissettiğiniz şeyin ne olduğunu anlamak için aşağıdaki skalalardan yararlanabilirsiniz...
Reklam
Game of Thrones'taki Dothraki Dilini İnternetten Öğrenin!
Fenomen haline gelen televizyon dizisi Game of Thrones’da (Taht Oyunları) Dothrakilerin konuştuğu dili öğrenmek artık mümkün. İnternet üzerinden dil dersi veren ‘Living Language ‘, 7 Ekim’den itibaren Dothraki dili kurslarına başlıyor. Dizide Dothrakilerin kraliçesi olan ‘ Khaleesi ‘, Dothraki dilini birkaç bölümde öğrenebilmişti. Gerçek hayattaki kursta da, öğrencilerin bu ‘ yapay ‘ dili hızla öğrenebilmesi için CD’ler ve kitapların yanı sıra bir cep telefonu uygulaması olacak. Dersi, bu dili yaratan dil bilimci David J. Peterson hazırladı. CD’leri seslendiren kişi de bizzat Peterson olacak. Kursta 500′den fazla kelime öğretilecek; dilbilgisi ve telaffuz derslerinin yanı sıra kültürel kodlara dair bilgiler de verilecek. Örneğin, Dothrakiler tarafından aşağılayıcı bulunduğu gerekçesiyle kullanmamanız gereken kelimeler öğretilecek. Tanıtım bilgilerinde, ‘ Bir Dothraki’ye ne yaparsanız yapın ‘ifak (yürüyen)’ dememelisiniz; zira bu, onun bir daha ata binemeyeceğini ima ettiği için hakaret olarak algılanıyor ” ifadesi yer aldı. Wikipedia’ya göre, dünyada şimdiden Dothraki dilini konuştuğunu iddia eden 150 kişi var. Kurs ekimde başlasa da, sabırsız Game of Thrones hayranları için bir ön sipariş dersi hazırlandı. Bu derste şu sıfatlar öğretiliyor: davra – kullanışlı / iyi dik - hızlı fish - soğuk haj – güçlü naqis – küçük zheana - güzel zhokwa – büyük Arakh davrae : Arakh (Dothrakilerin kullandığı silah) iyi. Hrazef dik adavrae : Hızlı at iyi. Khaleesi zheanae Kraliçe güzel. Diken
Amasya'da Park Nöbetine Devam
Amasya'da parktaki ağaçların kesilmesinin ardından başlayan eylem üçüncü gününde. Al Jazeera parkta bekleyenlerle konuştu. Ağaçları koruyanlar park için 'Nefes aldığımız yerlerden biri' diyor. Amasya'daki Banklar Parkı'nda yapılması planlanan benzin istasyonunu engellemek için protestolar sürüyor. Bazı ağaçların kesilmesine tepki gösteren kalabalık, diğer ağaçların kesilmemesi için nöbette. Doğma büyüme Amasyalı olan 64 yaşındaki Celal Bünyat, parkta ağaçların kesildiğini görünce şok olduğunu anlattı. 'Ne yapmışlar buraya?' diyerek tepkisini dile getiren Bünyat, 'Bu parkın olduğu yerde 1963 yılında çocukken top oynardık. Nefes aldığımız yerlerden biriydi.' dedi. 'Çocukken bu park alanında oyunlarımızı oynadıktan sonra fırından ekmek alır gelir burada yerdik. Buraya herkes gelir. Asker aileleri, fakir insanlar, piknik yapmak isteyenler... Amasya'daki diğer parklar paralı burası ücretsiz olduğu için herkesin uğrak yeridir. Ben küçükken buralar yemyeşildi. Bu parkın olduğu yer fuar alanı olarak da kullanıldı. Parktaki ağaçlar kesilerek çok yanlış yapılmış. Zaten yeni yapılan parklarda gölgelenecek bir yer yok. Ağacın yetişmesi çok zor. Bu yeşil alanlar bizim geleceğimiz. Önceki senelerde deprem olduğunda insalar bu parka sığındı. Bu parkta gecelediler. Yine deprem olsa yine bu parktan başka bekleyecek etrafta yer yok.' Devlet Demiryolları'ndan kiraladığı alana benzin istasyonu yapmak isteyen şirketin avukatı Alparslan Nalbantoğlu Al Jazeera 'ye söz konusu yerin artık park olmadığını söylemişti. Avukat Nalbantoğlu zarar tespiti için dava açtıklarını söyledi. Saat 16:00'da da Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) parkta ağaç dikecek. Kaynak: Mustafa Türk | Al Jazeera
Reklam
Sadece Marilyn Monroe'dan Alabileceğiniz 18 Hayat Dersi
etiket
20 yüzyıla damgasını vuran en iyi oyunculardan biri elbette ünlü Hollywood oyuncusu Marylin Monroe'dur. Çalkantılı hayatı ve dillere destan güzelliğiyle hala adından söz ettiren güzelin söylediği sözler ile hayata bakış açısını daha iyi anlayabileceğimiz 18 sözü bu galeride.
Sağlıklı Kilo Vermek İsteyenler !
Merhaba sevgili Onedio okuları. Bugün sizlere kafanızdaki 'nasıl sağlıklı kilo veririm ?' sorusunu gidermek için bu yazımızı paylaşmış bulunuyorum. Günümüzün büyük bir sorunu olan kilo bir çok kişinin canını sıkmıştır. Kilo vermek o kadar da zor bir evre değildir , hele ki spor yapıyorsanız.Şimdi güzel bir örnekle konumuza başlıyoruz. Örneğin a ve b kişi olsun. A kişi aktif bir şekilde spor yapıyor ve düzenli bir diyetin içinde ve tam 75 kg.Diğer yönden B kişi ise spor yapmıyor ve dengesiz besleniyor ve bu kişide 75 kg. İkisininde kilosu aynı fakat görünüşleri farklı. A kişi fit ve atletik dururken B kişi yağlı ve göbekli bir şekilde.İşte tamda burada kilonun öneminin olmadığının , önemli olan unsurun yağ oranı ve kas oranı olduğunu anlıyoruz.Peki gereksiz yağlardan nasıl kurtulurum?Öncelikle kişi günlük kalori limitini ve günlük harcadığı kalori limitini hesaplamalıdır.Bir çok sitede bunu kolayca hesaplayabilirsiniz. Örnek olarak 70 kg bir insanın nasıl gereksiz yağlardan kurtulacağını anlatalım.Arkadaşımızın günlük kalori limiti 2400 kcal , harcadığı kalori ise 400 kcal olsun.Yani bu kişi günlük 2000 kalorilik bir diyetle kilosunu koruyabilir.Fakat amacımız gereksiz yağlardan kurtulmak olduğu için 2000 kalori limitimizi 400 eksiltiyoruz ve her gün vücudumuzun bu 400-500 kalorilik açığı hazır yağ depolarından yakmasını sağlıyoruz.İnsan vücut yağının yaklaşık yarım kilosu 3500 kaloridir.Aynı gramajdaki kas dokusu ise 600 kalori içerir.Yani , aynı miktarlarda yağ, kastan neredeyse 6 kat fazla kalori içerir.Bunun anlamı; kas yapmak için , yağ yapmak için gerekli olandan daha az besine ihtiyaç duyarız.Üstelik, yağ kazanmak için egzersiz yapmamıza bile gerek yok.(sizi spora teşvik ediyorum  )Bu şekilde günlük kalori limitimizden 400-500 kcal kısarak haftada 1 kilo verebiliriz (500×7 = 3500kcal haftada ekstradan eksiltilen kalori)Sağlıklı bir şekilde yağ yakmak istiyorsanız kardiyo programları uygulamalısınız. Peki kardiyo nedir ? Yüksek tempolu kalori yakmaya yönelik antrenmanlardır.Günlük 500-600 kaloriye kadar yakabilirsiniz.Sağlıklı kilo vermek için neler yapacağımızı maddelere dökecek olursak :1-Günlük en az 2 – 2,5 litre su için. (Vücuttaki su tutumunu azaltmak için)2-Kardiyo antrenmanları yapın. ( Hızlı kilo vermek istiyorsak şart )3-Dengeli beslenin.4-Doymuş yağlardan kesinlikle uzak durun.5-Yeşil çay , limon tüketin.(içindeki antioksidanlar yağ yakımına yardımcı olur)6-Ekmekten kesinlikle uzak durun.(tahıllı ekmekleri yiyebilirsiniz ama normal ekmek tüketmeyiniz.)7-Şekeri hayatınızdan çıkarın.(Şeker vucudumuzda yağ olarak depolanır.)8-Düzenli bir şekilde uykunuzu alın.(Gece geç saatlerde yatmayın ve en az 8 saat uyuyun(9-Aşırı meyve tüketmeyin (Doğru bilinen yanlışlardan biride fazla meyve tüketmektir.Meyvelerde fruktoz bulunur yani şeker bu yüzden günde 1-2 meyve ideal )10-Son olarak İradenize sahip çıkın.Bu yazımızda okuduklarınızı uygularsanız sağlıklı bir şekilde kilo vermemeniz için elinizde hiçbir sebep yok.Huzurlu bir hayat için dengeli beslenin ve sporu hayatınızdan çıkarmayın.
Reklam
Güzel Ve Kalıcı Bronzluk İçin Öneriler
Güzel ve kalıcı bronzlaşmak için bitkisel yağlardan faydalanabilir ve birkaç noktaya dikkat ederek güneşin zararlı etkilerini en aza indirebilirsiniz. Yaz tatilinizden bir ay öncesinden başlayarak, içerisinde A vitamini bulunan sebze ve meyveleri daha sık tüketmeye özen gösterin. A vitamini, güneşten gelen, UV-B ışınlarının etkisine karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Havuç, ıspanak, kavun, biber, kabak, kayısı, maydanoz, erik, domates, brokoli, portakal ve lahana da oldukça bol miktarda A vitamini bulunur. Eğer çok beyaz bir tene sahipseniz, güneşe direkt maruz kaldığınızda lekelenme sorunu yaşayabilirsiniz. Bu yüzden güneşe çıkmadan önce bir dermatoğa görünerek, cilt tipinize uyan güneş kremleri edinin. Güneşten koruyan kremi güneşe çıkmadan 30 dakika önce sürün. Güneşe çıkacağınız ilk günlerde yüksek faktörlü koruma kremleri kullanın, zamanla faktörü düşürün. Suda güneş ışınları cildinize daha fazla yansıyacağından dolayı, suya girmeden önce güneş kreminizi tekrardan sürün. Bronzlaşmak İçin Bitkisel Yağ Karışımları Ceviz yağı, Kakao yağı, Kayısı yağı birebir oranda birbirine karıştırın. Güneşe çıkmadan ya da daha sonra, tüm vücuda uygulayabilirsiniz. Havuç yağı, Fındık yağı, Badem yağı yine aynı şekilde birebir oranlarda karıştırın ve tüm vucudunuza güneş öncesi ve sonrası uygulayın.haber kaynağı:stilveyasam.com/güzellik-bakım
Dudaklarınız İçin Evde Kolayca Hazırlayabileceğiniz Maske Tarifi
Kolay malzemelerle yapacağınız dudak maskeleri ile, dudaklarınıza doğal yollardan bakım yapabilirsiniz.Malzemeler: 1 yumurta sarısı, 5 gr yulafBir yumurtanın sarısını, az miktardaki yulaf ile karıştırarak macun kıvamına getirin. Karışımı dudaklara ve dudak kenarlarındaki cilde sürün. Maskeyi dudaklarınızda yaklaşık 10 dakika kadar tutun ve durulayın. Bu maske dudaklarınızdaki ölü deriyi çıkaracak, kırışıklıları azaltacak.haber kaynağı:  724saglik.org/güzellik-bakım
Çocuklara Denver Testi Ne Zaman Ve Nasıl Uygulanır?
Sorularınız ve daha fazla bilgi almak için minegulses@724saglik.org adresinden danışmanımıza ulaşabilirsiniz. Sevgili anne babalar size 0-6 yaş arası çocuklara uygulanan Türkiye standardizasyonu sonrası ülkemizde de uygulanılmaya başlayan çok önemli bir test tanıtacağım. Bu testin uygulanma kolaylığı, çabuk ve hızlı olması, sonuçlarının da hemen önemli bilgiler vermesi testin kullanışlılığını güçlendirir. 0-6 yaş arası çocuğu olanlar, şimdi iyi dinleyin ve çocuğunuzu gözlemlemeye başlayın. Denver II 0- 6 yaş arasındaki, sağlıklı görünümde olan çocuklara uygulanmak üzere düzenlenmiştir. Çocuğun yaşına uygun becerilerini değerlendiren bu test, Belirti göstermeyen gelişimsel sorunları taramada, Kuşkulu durumları nesnel bir ölçütle doğrulamada, Gelişimsel açıdan risk altındaki çocukları (örneğin doğuma yakın dönemde sorunlar geçirmiş bebekleri) izlemede değerlidir.Denver II , çocuğun işlevlerdeki becerisini yaşıtları ile karşılaştırır. Zeka testi değil, gelişim tarama testidir . Gelecekteki zihinsel veya uyumsal yeteneği tahmin etmede kullanılamaz. Öğrenme güçlüğü, konuşma bozukluğu, duygusal bozukluk gibi tanılar vermek üzere yapılandırılmamıştır ve fizik muayene veya tanısal değerlendirme yerine kullanılmamalıdır. Denver II , aşağıdaki gelişimsel alanları taramak üzere test formu üzerinde dört bölümde toplanmış 134 maddeden oluşmaktadır. KİŞİSEL–SOSYAL ALAN : Kişilerle iletişim kurma, bireysel gereksinimlerini karşılayabilme, İNCE MOTOR – UYUMSAL: El – göz koordinasyonu, cisimleri kullanabilme, sorun çözme. DİL : İşitme, anlama, dili kullanma. KABA MOTOR : Oturma, yürüme, zıplama ve genel olarak hareket yeteneği. Denver II, çocuk ile anne ya da baba herhangi bir ebeveyn eşliğinde, çocuğa, anne ya da babaya çeşitli sorular sorularak, çocukla çeşitli oyunlar ve hareketler yapılarak uygulanır. Bazı sorularda çocukla ilgili cevabı veren ebeveyndir, bazılarında ise çocuk bizzat hem cevap verir hem söylenen etkinliği yapar. Toplam yarım saat kadar süren bu test sonucunda çocuğun yaşına uygun gelişimde olup olmadığı ortaya çıkar. Test, 2-3 yaşlarında bir kez yapılır. Tekrarı önerilen yaş ise 5′dir. 6 aydan önce test tekrarı yapılamaz. Bu test çocukların hangi ayda hangi becerileri yapabileceğini ya da yapması gerektiğini merak eden anne babalar için son derece yararlıdır. Denver Testi ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz, sorularınızı yazar iletişim bilgilerinden danışmanımıza iletebilirsiniz. haber kaynağı: 724saglik.org/bebek ve çocuk sağlığı
3. Havalimanı İnşaatındaki Göl Suları Karadeniz’e Boşaltılıyor
İstanbul’da üçüncü havalimanı inşaatı sahasında kalan 70 gölün suyu, kanal açılarak Karadeniz’e boşaltılıyor. Uzmanlar, kuraklık nedeniyle su sorunu yaşayan İstanbul'da bu göllerdeki suyun analizleri yapıldıktan sonra yeniden kullanılabileceğini kaydetti. Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Özler, bölgedeki büyük göllerin suyunun terfi istasyonları ile Terkos Gölü'ne taşınabileceğini ifade etti. İSKİ yetkilileri de, bölgedeki suların içme suyu olarak kullanılmasının uygun bulunmadığını belirtti.İstanbul’un kuzeyine yapılacak olan üçüncü havalimanı projesinin çalışmaları aralıksız devam ediyor. Dünyanın en büyük havalimanı olarak lanse edilen projenin nihai Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre, bölgede yapılacak çalışmalarda önemli miktarda dolguya ihtiyaç olacak. Raporda, bölgedeki taş ocakların doldurulmasının yanı sıra su birikintilerinin de ortadan kaldırılması gerektiği kaydediliyor.Evrensel'in haberine göre, havalimanı çalışmaları kapsamında tıpkı ÇED raporunda belirtildiği gibi göl suları kanal açılarak Karadeniz’e boşaltılmaya başlandı. Çapının 3 kilometreyi bulduğu derinliğinin ise 50 metreyi aştığı Akpınar merası ile İmrahor arasında kalan bir gölün suyu iş makineleriyle kanal açılarak Karadeniz’e akıtılmaya başladı. İş makineleriyle açılan kanaldan göl suyunun denize akıtılması köylülerin tepkisini çekti. İstanbul’da su sıkıntısının yaşandığı günlerde göl suyunun bu şekilde denize akıtılmasının önüne geçilmesini isteyen köylüler, “Gölde yaşayan balıklar da denize gittiğinde ölecek” yorumunda bulundu.‘TEMİZ SULAR TERKOS GÖLÜ’NE TAŞINABİLİR’Konunun uzmanları da bölgede tahliye edilen suların yeniden kullanılabileceği görüşünü dile getirdi. Gelişim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hidrojeoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Özler, bölgede kömür ve taş ocakları nedeniyle oluşan boşlukların zamanla yağmur suları ile dolarak göl haline geldiğini söyledi. Göllerdeki suyun bu haliyle ekonomik değerden uzak olduğunu ancak analizi yapılıp temiz olan göl sularının terfi istasyonları ile Terkos Gölü'ne taşınabileceği değerlendirmesinde bulundu. Özler, 'Bu haliyle sadece Karadeniz'e deşarj edilebilir. Bu göllerin suları ancak Terkos Gölü'ne aktarılabilirse bir anlam ifade edebilir. Terkos Gölü'nde terfi ve pompa istasyonu bulunuyor. Büyük göller için belki ortak bir pompa istasyonu kullanılarak sular aktarılabilir.' dedi.Suyun kalitesinin bu konuda belirleyici olacağının altını çizen Özler, 'Kömür ocaklarının dolmasıyla oluşan göllerde su kalitesinin kötü olduğunu ancak taş ocaklarındaki suların aktarılabileceğini düşünüyorum. En doğru yol buradaki suların analizlerinin yapılıp çıkacak su kalitesine bağlı olarak hangilerinin kullanılıp kullanılmayacağına karar verilecek. Rezervleri de tespit edildikten sonra karar verilmesi lazım. Bölgedeki büyük göllerde maksimum İstanbul'un ihtiyacının yüzde 5'i kadar bir kaynağının olabileceğini tahmin ediyorum.” diye konuştu.Göllere yakın köylerde oturan vatandaşlar da suların Karadeniz’e boşaltılmasına tepkili. Ahmet Yılmaz isimli bölge sakini birkaç haftadır göl suyunun çekilmeye başladığını belirterek 'Şu anda burası mera, etrafında hayvanlar var. Göl çekilmeye başladı, su kanal açılarak denize veriliyor. Gölde yaşayan balık ne varsa olduğu gibi denize gidiyor. Toprağı alıp götürmesin diye suyu yavaş yavaş denize veriyorlar.” dedi.Balık tutmaya gelen Hasan Yılmaz ise, “Yukarıdaki gölü buraya bağlayacaklarmış. Suyu getirecek olan boruları döşediler. Burada çalışan yetkililere sorduğumuzda yukarıda kapalı olan alandaki gölün suyunu buraya bağlayacaklarını söylediler. Ama ne için boşaltacaklarını bilmiyoruz.” dedi.İSKİ: İÇME SUYU OLARAK KULLANILMASI UYGUN BULUNMAMAKTADIRİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) yetkilileri de Yeniköy ve Akpınar Köyleri arasındaki bölgede bulunan 70 kadar göl ya da su birikintisinin içme suyu olarak kullanılmasının uygun bulunmadığını dile getirdi. İSKİ yetkilileri, bunun sebeplerini şöyle sıraladı: “Su kalitesi mevcut ham su kaynaklarımızın su kalitesi seviyesinde değildir. Membaı olmayan su göletleridir. Mansabı olmadığından suyun yenilenme imkanı bulunmamaktadır. Suyun cazibe ile Terkos Gölü’ne aktarılma olasılığı yoktur. Suyu göletlerden en az 80 metre terfi edecek istasyonlara ihtiyaç vardır. Toplam su miktarı yaklaşık 15 milyon m3 hesap edilmiş bu suyun ancak 8 milyon m3’ünün kullanabileceği görülmüştür.”Yetkililer, bu sebepler doğrultusunda taş ocağı göletlerinde biriken suların, su kaynağı olarak değerlendirilmesinin fizıbl görülmediğini kaydetti. “Kurumumuz enerjisini Melen Projesi’nin 2. Kademesi’nin tamamlanması, imkan olan yerlerde su kuyularıyla kaynak oluşturmaya ve mevcut kaynaklarımızın optimum kullanımına harcamaktadır.” dedi.ÇED RAPORU: SULAR; İNŞAAT İÇİN KULLANILACAK, CANLI YAŞAM YOK OLACAKHazırlanan 2 ayrı ÇED raporunda yer alan değişiklikler dikkat çekmişti. Geçtiğimiz yıl Nisan ayında yayımlanan ilk rapor Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne bağlı İnceleme Değerlendirme Komisyonu’na gitti. Komisyonun incelemesinin ardından 22 Nisan’da ‘Nihai ÇED Raporu’ hazırlandı.İlk raporda havalimanının yapılacağı alanda 70 göl, gölet ve gölcük olduğu belirtilirken, nihai rapora tüm bu alanlar ‘büyüklü küçüklü su birikintisi’ olarak yansıdı. İlk raporda 660 hektarı kapsayan göl alanlarıyla ilgili detaylı bilgiler verilmişti. Ancak nihai ÇED raporunda 70 adet büyüklü küçüklü su birikintisi olduğu, buralardaki suların inşaat aşamasında kullanılacağı, hafriyatın da yine buralara doldurulacağı, bu alanlardaki canlı yaşamlarının da yok olacağı belirtilmişti.Raporda şu ifadelere yer veriliyor: “Göller, akarsular, yeraltı suyu işletme sahaları, proje alanı ve yakın çevresinde bulunmaktadır. Proje alanında 70 adet büyüklü küçüklü geçici su birikintileri bulunmaktadır. Proje sahasına kuzeybatıda 2,5 km mesafede Terkos gölü yer almaktadır. Ayrıca proje alanında birçok akar ve kuru dere bulunmaktadır söz konusu dereler, su birikintileri zemin ve arazi düzenleme çalışmaları sonucu doğal özelliklerini yitirecek hafriyat ve dolgu malzemesi ile doldurulacaktır. Bu alanlar ve yakınlarındaki sucul yaşam ve canlı yaşam yok olacaktır.”Orhan FIRAT / Mutlu ÖZAY | Evrensel
Reklam